Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Goya

Bu konu Sanat ww forumunda ThinkerBeLL tarafından 23 Şubat 2009 (10:34) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
23973 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 13 Eylül 2011 (01:00) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.50  |  Oy Veren: 2      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 23 Şubat 2009, 10:34

Goya kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Goya (1746 - 1828)

İspanya, 16. yüzyıldan itibaren sanat tarihine önemli isimler sunmuş bir ülkedir. El Greco’nun sanatçı kimliği ve üretimi bu ülkede yoğunlaşmıştır; Zurbaran, Murillo, Ribera ve Velazquez gibi barok dönem sanatçıları bu toprakların çocuklarıdır ve daha da ötesi Goya, insanlık tarihinin en çarpıcı değişim dönemlerinden birine tanıklık etmiş ve bu tanıklıkları fırtınalı iç dünyasından en dolaysız şekilde yansıtarak kendine özgü bir resim dili yaratmış olan bu sıradışı ressam, burada doğmuştur. Goya, kalıpları sorgulayan sanatı ve sanatçı tavrı ile yurttaşı olan ve modern sanatın öncü isimleri arasında yer alan Picasso, Dali, Miro gibi büyük ustaların da habercisi olma niteliğini taşımaktadır.
Goya’nın sanatının biçimlenmesinde hem yaşadığı dönem hem de coğrafya son derece önemli bir rol oynamıştır. 1746 yılında, İspanya’nın Fransa sınırına 75 mil uzaklıkta olan Saragosa kenti yakınındaki Aragon’da dünyaya gelmiştir. Babası bir kuyumcu, annesi ise bir küçük soyludur. Doğduğu yerin Aydınlanma dönemi Fransa’sına yakınlığı ve ailesinde toplumun hem zanaatkar hem de soylu kesiminin izlerinin bulunması, onun sanatının genel karakterini yansıtan başlıca unsurların ipuçlarını vermektedir.
Gençliğinde, barok tarzda resimler üreten ve bu bölgenin en tanınmış ressamlarından biri olan Martinez’in yanında çıraklık yapmıştır. Daha sonra, 1763 yılında San Fernando Akademisi’ne girmek üzere Madrit’e gelmiş, Akademiye girememiş ancak saray ressamı Bayeau ile tanışmıştır. Bu dönemde Madrit’te Anton Raphaél Mengs ve Giambattista Tiepolo gibi farklı sanat anlayışlarına sahip iki ressamı tanıma imkanı da bulmuştur. Her ikisinden de etkilenmiştir. Ancak onu daha fazla etkileyen isim, oğul Domenico Tiepolo olmuştur ve onun insanı ve davranışlarını konu edinen resimlerinin izleri Goya’nın sanatında belirgin bir şekilde takip edilebilmektedir.
1770 yılında, bir yıldan biraz daha fazla bir süre kaldığı İtalya’ya gitmiş ve buradaki ikameti sırasında klasik heykeller ile Domenichino ve Reni gibi İtalyan barok dönem ressamlardan çalışmalar yapmıştır. 1771’de Saragosa’ya dönen Goya, burada bazı yerel kilise siparişleri üzerinde çalışarak 1774’e kadar kalmıştır. Bu sırada saray ressamı Bayeau’nun kızkardeşi ile evlenmiş ve onun aracılığıyla Madrit’e giderek Kraliyet Duvar Halısı Fabrikasını yöneten Alman neo- klasik ressam Mengs’in yanında çalışmaya başlamıştır. Bundan sonraki 20 yıl boyunca halılar için taslaklar hazırlamak üzere çok sayıda sipariş almıştır. Erken halı taslakları, Domenico Tiepolo’nun dekoratif gerçekçiliğinin etkilerini yansıtmaktadır.
Goya bir yandan halı taslakları hazırlarken diğer yandan yaptığı saray çevresinden kişilere ait portrelerle bir portre ressamı olarak ün yapmış ve bazı dini konulu resimler üretmiştir. Bu döneme ait Floridablanca Kontu (1783) ve Prens Don Luis ve Ailesi (1784) gibi örnekler; cesur ve yenilikçi tarzları, dramatik chiaroscuro kullanımları ve resmiyetten uzak havaları ile dikkat çekmektedirler. Bu çalışmalar, aynı zamanda Velazquez’in etkilerini de yansıtmaktadırlar.
Goya’nın saray ve kilise için yaptığı çalışmalar, nihayet 1786 yılında Pintor del Rey yani Kralın Ressamı olarak görevlendirilmesi sonucunu beraberinde getirmiştir. Kralın Ressamı olarak gerçekleştirdiği erken çalışmalardan birisi Osuna Dükü ve Ailesi (1788) adlı resimdir. Dük, bir sanat ve bilim koruyucusu, İspanya Kraliyet Akademisi üyesi ve Madrit’in en tanınmış sanat çevrelerinin ve entelektüel kişiliklerinin katıldığı tertulia adı verilen salonun cömert ev sahibidir. Belirsiz bir mekanın önünde yer alan figür grubu, resmiyetten uzak bir yaklaşım içerisinde ele alınmıştır. Aile büyükleri ve çocuklar arasındaki yakın bağ, ailenin Fransa ve İsviçre’de gelişen yeni pedagojik idealleri savunduklarını kanıtlamaktadır. Osuna’nın kütüphanesinde Rousseau, Voltaire ve Fransız ansiklopedistleri ile Ramon de la Cruz ve Leandro Fernandez Moratin gibi İspanyol yazarların eserleri bulunmaktadır.
1789 Fransız Devrimi’nin akisleri ve saray çevresindeki bu tür aydınlanmacı kişilerle geliştirdiği ilişkiler, Goya’nın giderek daha liberal bir tavrı benimsemesine ve Aydınlanma düşüncesi ile gelişen toplumsal, psikolojik ve zihinsel kavramlarla yakından ilgilenmesine kaynaklık etmiştir.
Bu sırada kariyeri hızlı bir yükseliş içerisindedir. Çok fazla sipariş almaktadır, Nisan 1789’da IV. Carlos tarafından Pintor de Camara, yani Saray Ressamı olarak atanmıştır ve Avrupa’nın en ilerici sanat akademilerinden olan San Carlos Güzel Sanatlar Akademisi’ne seçilmiştir.
Bir yandan sarayla bağlantılı bir ressam olan Goya, diğer yandan Aydınlanma’nın savunduğu eşitlik, özgürlük gibi kavramlarla yüzleşmekte ve bununla bağlantılı olarak İspanyol halkının farklı kesimlerine ilgi duymaktadır. Bu sırada İspanya, siyasi olarak Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin gücünden uzaktadır ve ticari ve tarımsal reformları gerçekleştiremediğinden toplumsal dengeler oldukça hassastır.
1793 yılı başlarında Fransa- İspanya Savaşı başlamıştır. Bundan sonraki 30 yıl boyunca İspanya; devrim, savaşlar ve sivil savaşlar, askeri darbeler ve toplumsal ayaklanmalar yaşamıştır. Aydınlanma ve geleneksel kültür arasındaki çatışma, aristokrat- burjuva ve popüler sınıflar arasında ulusal kimlik ve İspanyolluk üzerine süren ideolojik tartışma ve Fransız Devrimi’nin neden olduğu karışıklıklar, İspanya’da halkın yaşamından çıkan yeni kültürel atmosferi körüklemiş gözükmektedir.
Fransa ile savaşın öncesi ve sonrasını kapsayan otuz yıl içinde popüler İspanyol kültüründe önemli bir canlanma olmuş, hayaletler ve ruhlara temellenen duende tiyatrosu, canavarlar ve grotesk unsurlar ile haydutlar ve boğa güreşçilerine dair efsaneler önem kazanmaya başlamıştır. Bu sırada çalışan sınıfın aristokratları olan maja ve majo, farklı tarzları ve kıyafetleriyle İspanyol toplumun her kesimi tarafından kısa sürede taklit edilmiştir. Kısa bir süre sonra İspanya’nın maja ve majo’su barikatlar kurup gerilla savaşlarını sürdürecek ya da yeni demokratik karakter uğruna gürültü koparacaklardır. Bu bir giyim modası ve yaşam tarzıdır belki ama, politik bağları ne kadar aykırı da olsa, halkın tek bir amaç için birlikte hareket etmek üzere organize olmasına yardımcı olmuştur.
İspanya’nın siyasi ve kültürel tarihindeki bu gelişmeler, Goya’yı yakından ilgilendirecektir. Bu sırada sanatçının kişisel tarihinde de bir takım önemli gelişmeler söz konusudur. 1792- 1793 arasında büyük ölçüde sağır olmasına neden olan ağır bir hastalık geçirmiştir. İyileşme sürecinde çok sayıda çizimler üretmiş ve daha sonra bunları baskıya dönüştürmüştür. Ocak 1794’de bakır üzerine basılmış 11 küçük resimden oluşan bir seriyi bitirmek üzeredir. Aralarında Avluda Deliler’in de bulunduğu bu seriyle tanımlanan çalışmalar, Goya’nın sanatında köklü bir değişimi işaret etmektedir. Karanlık, dramatik ve bazen ürkütücü bir imgelem gücü Goya’nın sanatına egemen olmuştur.
1799 yılında tamamladığı bir dizi baskı resimden oluşan Los Capriccios’da Goya, yaşadığı dönemin İspanya’sındaki açgözlülük, ahlaksızlık ve batıniliği ele almıştır. Hem alegorik hem de edebi kaynaklı figürlerle tanımlanan bu resimlerde, yarı gerçek ve yarı doğa üstü bir anlatım görülmektedir. Los Capriccios’da Goya’nın ilgisi artık İspanyol aristokrasisi değil, halktır (pueblo). Bundan sonra sanatındaki başlıca tema pueblo olacaktır.
1790’lı yıllar sona erip, yeni yüzyıla girildiğinde Goya artan bir sıklıkla halkı, popüler İspanyol kültürünün grotesk ve sıradışı figürlerini, duendeleri, cadı ve canavarları ve maja ve majo’yu sunmaya başlamıştır. Goya, kalıtımsal asaleti maja ve majo’nun görünümünde betimlemeyi tercih etmiştir. Sevgilisi Alba düşesi, çıplak ve giyinik maja resimlerindeki kimliği bilinmeyen model ve hatta Şal Giymiş Kraliçe Maria Luisa resminde kraliçenin kendisi, Goya’nın bu yaklaşımından nasibini almışlardır.
Goya, bu sırada portre ressamlığına da devam etmektedir, ancak 1801’de Kral V. Carlos ve Ailesi adlı resmi tamamladıktan sonra, portreye duyulan hoşnutsuzluktan dolayı sarayla arasındaki ilişkilerde soğukluk başlamıştır. Sanat kariyerinin başlangıcından itibaren sürdürdüğü resmiyetten uzak yaklaşımı, bu kez karikatürize edilmiş portreler barındıran bir anlatıma yerini bırakmıştır. İspanyol barok dönem ressamı Velazquez’in Nedimeler’ine göndermeler içeren bu resim, çoktandır entelektüel ilgisini pueblo’ya yöneltmiş olan Goya’nın saraydan ve aristokratik beğeniden kopuşunu simgelemektedir.
1808 yılında Fransa ordularının İspanya’ya girmesi ve tahta Napoleon’un kardeşi Joseph Bonaparte’ın geçmesiyle birlikte, halk Fransız istilacılara karşı ayaklanmış ve 2- 3 Mayıs’ta başlayan ayaklanmalar Joseph Bonaparte tahttan çekilinceye ve İspanya özgürlüğünü kazanıncaya kadar altı yıl boyunca sürmüş ve kanlı olaylara sahne olmuştur.
3 Mayıs 1808, Goya’nın tanık olduğu olayların bir sunumu niteliğini taşımaktadır. 1814 yılında yapılmış olan resimde, Madrit’in dışındaki Pirincipe Pio tepesinde kurşuna dizilen İspanyol ayaklanmacılar anlatılmaktadır. Resim, İspanyol direnişçilerin cesaret ve acılarını ölümsüzleştirmeyi amaçladığı kadar, insanlığın kanlı tarihinin de bir belgesi olma özelliğine sahiptir.
Savaşa dair tanıklıkların yansıması olan bir diğer çalışması ise Savaşın Felaketleri adlı 82 levhalık bir gravür dizisidir. Bu dizi üç grup altında incelenebilir: Savaşın korkunç olayları ve kurbanları; açlık ve ölüm; kabuslar, canavarlar ve grotesk unsurlar..
1819’da geçirdiği ciddi bir rahatsızlıktan sonra, Madrit dışında halk arasında La Quinta del Sordo olarak bilinen malikanesine çekilmiş olan Goya, burada evinin iki salonunun duvarlarına 14 sahneden oluşan Kara Resimler’i yapmıştır. Sahneler genellikle koyu renk bir zemin üzerine işlenmişlerdir. Bunlar arasına en tanınmış sahne Çocuklarını Yiyen Satürn adlı resimdir:
“...karanlıklar içindeki yaşlı tanrı kendi öz oğlunu yemektedir çünkü çocuklarından birinin onu devirip yerine geçeceğinden korkmaktadır. O insanı kendi kendisinin en büyük düşmanı yapan herşeyin, sadece kötülüklerin ve zulmün değil ama aynı zamanda cehalet, şüphe, korku, hırs ve zayıflık gibi niteliklerin de özümsenmesidir.”
Yaşamının son döneminde daha önce denemediği bir teknik olan litografi üzerine çalışmalar da yapmıştır. Bu dönemde ilerlemiş yaşına karşın, ülkesindeki baskı rejimine dayanamayarak 1825 yılında Fransa’ya gitmiş ve burada kısmen huzur içinde geçirdiği üç yılın ardından hayata veda etmiştir.

Kaynak: lebriz.com
Rapor Et
Eski 23 Mayıs 2009, 22:09

Francisco Goya (Francisco Goya Kimdir? - Francisco Goya Hakkında)

#2 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
Francisco Goya
MsXLabs.org
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  Francisco Goya.jpg
Gösterim: 23
Boyutu:  16.0 KB
Francisco José de Goya y Lucientes (d. 30 Mart 1746 - ö. 16 Nisan 1828) İspanyol bir ressam ve matbaacıydı.

Goya, portre tasarımları ile ünlüydü, ve yaptığı tasarımlarla bir çok yeniliklere sanat dünyasını yönlendirdi. Modern sanatın ilk adımı olarak görülmektedir. Gelecek kuşaklarda başlıca Claude Monet ve Pablo Picasso Goya'nın stilini benimsemiştir.

Goya'nın eserlerinin büyük bir bölümü Madrid'de Museo del Prado'da sergilenmektedir.

Tarihi Çizimleri

goyalou
Paseo por Andalucía.

lucientes
Madrid'de 2 Mayıs 1808

franciscos
Madrid'de 3 Mayıs 1808
Rapor Et
Eski 1 Ocak 2010, 20:28

Goya

#3 (link)
dunya_guzeli
Ziyaretçi
dunya_guzeli - avatarı
İspanyol Ressamları arasında triumvira (biz “Üç Büyükler” şeklinde ifade edebiliriz – diğer iki “büyük” El Greco ve Diego Velázquez kabul edilir) olarak nitelenen sanat dâhilerinden biridir Goya. Tam adı akılda kalmayacak kadar uzun: Francisco José de Goya y Lucientes.
Aragon bölgesinin küçük bir kasabasında 30 Mart 1746 günü dünyaya gelen Goya’nın babası resim ve oymacılıkla hayatını kazanırdı, annesi ise Aragonlu küçük soylu bir aileden geliyordu. Goya’nın çocukluğu hakkında çok fazla bilgimiz yok, ancak 14 yaşlarındayken resme olan merakı ve yatkınlığı sonucu yerel bir sanatçı olan José Luzan’ın yanına çırak olarak verildiğini ve bu ilk ustasının stüdyosunda dört sene geçirdiğini öğreniyoruz kaynaklardan.
1763 senesinde Madrid’e gitti ve çalışmalarıyla çok arzu ettiği San Fernando Akademisi’nin ödülünü kazanamasa da orada bir başka Aragon’lu ressam Francisco Bayeu’nın dikkatini çekmeyi başardı. Daha sonra kız kardeşini eş olarak aldığı Bayeu ile aralarındaki etkileşim Goya’nın erken sanatı üzerinde büyük tesire yol açtığı gibi, kendisine kimi sanat toplantılarına katılma ve yeni bir çevre edinme şansı sağladı.
Rococo ekolünün baskın olduğu bu sanatsal ortamdan sonra, 1771 senesinde görgüsünü arttırmak için gittiği İtalya’da yaklaşık bir yıl kadar bulundu, bu arada Parma Akademisi’nin düzenlediği yarışmayı kazanarak şöhretini arttırdı.
İspanya’ya dönüşünde artık ünlü ve bilinen bir ressamdı. Bazı manastırların fresko çalışmalarından sonra, artık kendisinden bir asır evvel yaşamış Velazquez’den bu yana en muhteşem eserleri yaratacak sanatsal olgunluğuna ulaşmıştı Goya.
1786’da, kırk yaşında iken Kral III. Charles’ın emrine girdi ve bir süre sonra imparatorluğun baş ressamı ünvanını taşımaya başladı.
Güney İspanya’ya gezmeye gittiği 1792 senesi Goya’nın hayatında bir milat oluşturur. Bu yolculuk sırasında ardı ardına geçirdiği ciddi hastalıklar işitme duyusunu tümüyle kaybetmesine yol açtı ve içine düştüğü derin karamsarlık hissi eserlerinde işlediği konulara da yansıdı.
Yaşadığı bunalımların şiddetiyle ruhu kavrulurken, güzel bir dul olan Alba Düşesi ile yaşadığı aşkın ortaya çıkmasının yarattığı skandal ve ardından Napoleon komutasındaki Fransız askerlerinin İspanya’yı işgal etmesi sonucu yeni ruhsal travmalar geçirdi, Bir vatansever olarak (“3 Mayıs 1808” isimli tablosuna ve pek çok çizimine konu ettiği gibi) Fransız askerlerinin İspanyol vatandaşlarına yaşattığı zulüm ve acıları bizzat gözlemleyerek daha da karanlık bir karaktere büründü ve bunu özellikle küçük çizim serileriyle kâğıda döktü.

KARA TABLOLAR

1815 yılında Goya kendisini toplum hayatından hemen hemen soyutlamış gibiydi, artık yalnızca arkadaşları ve kendisi için resim yapıyordu.
Dört sene sonra, takvimler 1819’u gösterdiğinde 72 yaşındaki Goya tekrar çok ağır bir hastalığın pençesine düştü. Çeyrek asırdır kulakları işitmiyordu, Napoleon savaşlarının zor ve ıstırap dolu dönemini görmüş, ardından İspanya’da yaşanan kargaşa ve iç mücadelelerin tam ortasında yaşamıştı.
Toplumdan ve tüm insanlardan kaçmak, herkesten ve her şeyden olabildiğince uzak yaşamak için yaşamında radikal bir değişikliğe gitti: Uzun zamandır birlikte olduğu Leocadia Weiss ile beraber Madrid’in dışındaki kırsal bir bölgede, sade, dikdörtgen biçimli iki katlı basit bir eve yerleşti. Ev başka insanlar tarafından çoktan beridir “Quinta del sordo”, yani “Sağır Adamın Köy Evi” olarak adlandırılıyordu, çünkü evin Goya’dan önceki sahibi de sağırdı. Burada yaşamanı sürdürmeye başlaması Goya üzerinde asla iyileştirici bir tesir yapmadı.
Goya “Quinta del sordo” ’nun alçı duvarlarını o güne (ve belki de bugüne) dek yaratılan en rahatsız edici, en yoğun, en dehşetli resimlerle süslemeye başladı. “Kara Tablolar” olarak anılan bu eserler Goya’nın sanatında eriştiği doruk noktalarıdır. Siyah, gri ve kahverenginin ağırlıklı kullanıldığı bu karanlık eserlerin hiç birisine isim vermedi, zaten evinin duvarlarına yaptığı bu resimler herhangi bir ticari amaç güdemezdi. Kara Tablolar’ın isimleri, daha sonra kimi sanat tarihçileri tarafından müştereken uygun görüldü/uyduruldu.
Ölümünden çok sonra, 19. yüzyılın sonlarında “Sağır Adamın Köy Evi”nin duvarları yetkililerce sökülerek Madrid’deki del Prado Müzesi’ne götürüldü ve bu resimler plasterlerle özel bir teknik uygulanarak tuallere (canvas) geçirildi.
1824 senesinde sağlık sorunlarını bahane ederek Kral VII. Charles’dan aldığı izinle Fransa’ya, Bordeaux’ya yerleşti, iki sene sonra kısa bir ziyaret için uğradığı Madrid’te İmparatorun baş ressamı ünvanını bıraktığı bildirdi. 16 Nisan 1828 tarihinde Bordeaux’da hayata veda eden Francisco de Goya’nın sanatsal çizgisini takip eden çıkmadı, ancak sonraki yüzyılda pek çok sanatçı, özellikle Picasso kendisinden ilham aldığını itiraf etti.
Rapor Et
Eski 17 Nisan 2011, 12:19

Francisco Goya

#4 (link)
Efsane Prens
jumong - avatarı
Portreler
IV. Carlos ve Ailesi(1800-01)

718px-Francisco_de_Goya_y_Lucientes_054
Dona Isabel de Porcel

397px-Goya_Dona_Isabel
Portrait of Félix de Azara

Azara_F%C3%A9lix_de_1746-1821
Rapor Et
Eski 13 Eylül 2011, 01:00

Francisco José de Goya y Lucientes

#5 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Francisco José de Goya y Lucientes

Doğum: 1746, Fuendetodos
Ölüm: 1828, Bordeaux
İspanyol ressam.

Bir yaldız ustasının oğluydu. Önce Madrid'e, sonra İtalya'ya giden Goya, Parma Akademisi'nin açtığı resim yarışmasında ikincilik aldı. 1771'de İspanya'ya döndü. Kilise ve manastır süslemeciliğiyle uğraştı. 1775'te evlenerek Madrid'e yerleşti. 1791'e kadar halı desenleri çizdi, gravür çalıştı. Velazquez'den etkilendi. 1780'de Kral III. Carlos'un ressamı oldu. Bu arada dinsel resimler yapmaya devam etti. 1792'de hastalandıktan sonra resim anlayışı değişti.

"Sardinier'nin Gömülüşü", "Boğa Güreşi", "Kırbaçlayanlar", "Engizisyon Sahneleri" gibi, Madrid'i konu alan ve acılı bir anlatım taşıyan resimler yaptı. Alba Düşesi'nin portrelerini çizdi. Ünlü "Maja Vestida" (Giyinik Maja) ve "Maja Desnuda" (Çıplak Maja) tablolarını bu dönemde yaptı. Sonra yeniden kilise süslemelerine başladı ve saray başressamlığına yükseltildi. Soylu ailelerin resimleri yanında, "Yangın", "Batan Gemi" gibi trajik resimler de yaptı. 1808'de, istilâcı Napoléon ordularının acımasızlığı karşısında "3 Mayıs'taki Kurşuna Dizme" adlı tabloyu, daha sonra "Savaş Felâketleri" adlı gravür dizisini yaptı. Kral VII. Ferdinando'nun baskıcı yönetiminden kaçarak Fransa'ya göç etti. 1826'da kısa bir süre için Madrid'e gitti. Tekrar Fransa'ya dönerek yeni bir teknikle "Sütçü Kadın" adlı tablosunu yaptı. Goya; Delacroix, Daumier, Manet gibi Fransız ressamlarını etkilemiştir.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.258 saniyede (81.81% PHP - 18.19% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 06:01
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi