Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Sanat Akımları - Fütürizm (Gelecekçilik)

Bu konu Sanat forumunda ThinkerBeLL tarafından 27 Ağustos 2009 (02:17) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
26626 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 22 Ağustos 2011 (00:09) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.33  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 27 Ağustos 2009, 02:17

Sanat Akımları - Fütürizm (Gelecekçilik)

#1 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Fütürizm (Gelecekçilik)

Yeni bir uygarlık, yeni bir kültür ve sanat yaratmak için ortaya çıkan Fütürizm önce sözlerle ifade etti kendisini. Geleneksel sanata şiddet dolu yıkıcı ataklarını manifestolarla dile getirmelerinde şair Tommaso Marinetti'nin büyük rolü vardır. Belki de bir şair ilk kez sanatta yeni bir akımın önderliğini yapıyordu. Marinetti (1876-1944) denebilir ki bu akımı yaratan kişidir. Fütürist bildirisini 1908 sonbaharında bir şiir kitabının önsözü olarak yazdı ve 1909 Ocak ayında yayınladı. Aynı yılın 20 Şubat'ında bildiri Fransa'da Le Figaro gazetesinin sayfasında görüldü. Bu olaydan sonra Marinetti Fütürizmin doğuşu olarak gazetede yayımlandığı tarihi kabul etti. Marinetti bu yeni akımın adı olarak Elektrisite, Dinamizm ve Fütürizm arasında tereddütlü bir evre geçirmiş ve sonunda içinde diğerlerini de barındıran Fütlirizm'de karar kılmıştı. Marinetti teknolojik gücün pek çok yazar ve sanatçıdan daha fazla bilincindeydi ve geçmişi atıp, mekanik enerji ve hızın zevklerinin kutlamasını istiyordu. Bildirisinde;
"Bildiriyoruz ki, dünyanın görkemi yeni bir güzellikle artmıştır. Bu hızın güzelliğidir." Ona göre, yılanlar gibi patlayan soluklar çıkaran büyük bacalarla donanmış bir yarış arabası, top mermisinin fırlaması gibi gürleyen otomobil, Samotras Zafer Anıtından daha güzeldi. Fütürizm, salt sanat alanında değil, toplumun ideolojik olarak dönüştürülme evresinde siyasal amaçlar da taşımıştır. Bu nedenle pek çok Fütürist "tumturaklı aşırı devrimcilikten, nihilizmin en uç noktasına ilerlemiştir."
Fütürist sanat akımını incelemek daha geniş bir perspektif gerektirir. Bu perspektif kapsamına dönemin siyasal hareketleri ve İtalya'nın ideolojik yeniden yapılanmasında sanatçıların etkin yandaşlığını da katmalıyız. Sanat anlayışlarını yansıtan bildirileri yanında politik bildirilerini de kaleme almışlar ve bu konudaki düşüncelerini açıkça sergilemişlerdir. Politik Bildiri, Marinetti'nin Fütürist bildirisini Torino'da Alfieri Tiyatrosunda 'La Donna Mobile' adlı oyunun ilk gösteri gecesinde sahneye çıkıp okumasının hemen ardından yazılır. Sözlerinde İtalya'da gelişecek siyasal olayların haberciliği yansır. Mussolini "Uluslararası sorunların çözüm yolu savaştır. Ancak savaş, bütün insani enerjiyi en yüksek gerilim noktasına ulaştırır" diyordu. Marinetti bildirisinin yedinci maddesinde şöyle diyordu:
"Savaşımdan başka hiçbir güzellik yoktur. Bir eser saldırgan niteliğe sahip değilse şaheser olamaz. Şiir bilinmeyen güçler için şiddetli bir atak olarak düşünülmelidir..."
Aynı bildirinin dokuzuncu maddesinde ise şu ifade yer alıyordu:
"Biz savaşı yüceltiyoruz. Dünyanın arınması için...
Onlar için sanat gerçekte şiddet, zulüm ve adaletsizlikten başka bir şey değildir."
Mussolini daha sonra kendini haklı çıkarmak için halkına "Şiddet bizim için bir sistem değil zorunlu olarak başvurduğumuz acı bir gerekliliktir" diye seslenecektir. Ama ne yazık ki, savaşta ölecek pek çok Fütürist, sanatsal amaçlarına yanıt olarak bulduklarım sandıklan bu ideolojinin yıkıldığını göremeyecektir. Savaş yandaşlığı ve Mussolini'nin ideolojisi en azından Fütürist sanatçıların anarşik sözlerinde yankılanacaktır. Çağın üstün insan, töre dişilik düşünceleriyle beliren yeni ahlak görüşleriyle sonradan nihilizme dalan Nietzsche felsefesi, Bakunin anarşizmi ve Jules Verne'in bilim kurgusu yanında İtalya'nın yapay kalkınmasının örnekleri, (otomobil endüstrisinin gelişimi) elbette sanatçıları etkileyecekti. Onlar otomobili Samotras Nike'sine yeğlerlerken gerçekte, yeni oluşanın zaferinde eskiyi boİtalya'nın eski, ağır sanat mirası ve 19. yüzyıla katkısının neredeyse hiç denecek kadar az olması nedeniyle İtalyan sanatçıları ikinci bir Rönesans'ı yeni politik atılımlarda bulacaklarım umuyorlardı. Kendilerini ulusçuluk fikrine öylesine kaptırmışlardı ki, 1910'da Fütürist bildiri genç İtalyan ressamlarına şöyle seslenecekti:
"Diğer ülkelerin gözünde İtalya ölü bir ülkedir. Küller altındaki Pompei'dir. Ama İtalya bugün yeniden doğmuştur ve onun kültürel canlanması politik iyileşmesini izleyecektir."
Mussolini'nin henüz sosyalist göründüğü dönemde ressamlar kaybolmuş cenneti bulacaklarını umuyorlardı. Düşsel bir avuntu gibi umutlar bildirileri izliyor, okulsuz köylerde okulların açılacağından, milyonlarca makinenin çalışmaya başlayacağından söz ediliyordu. Ressamlar,
"Eğer resimlerimiz Fütüristse tamamıyla etik, estetik, politik ve sosyal olarak Fütürist inançlarımız sonucundandır."
diyorlardı.
Gerçekten Ortaçağın skolastik bakışından Rönesans döneminin her alanda ortaya koyduğu olağanüstü canlanma yüzyıllarca Batı sanatını etkileyecek bir "büyük sanat" yaratma iradesi olarak da ele alınabilir. İtalya, bir kez böyle bir iradeyi gösterebilecek güce sahip olmuştu, bugün birkez daha eskiyi yıkıp bu yıkıntılar arasından İtalya'nın yeniden doğuşu gerçekleşebilirdi. Bu güveni onlara Mussolini veriyordu ve uçakları Trablusgarp semalannda uçuyor, diğer bir şair d'Annuzzio askerlerinin önünde Yugoslavya üzerine yürüyordu. İtalya yeni bir Rönesans için ulusçuluğun en azmanına sığınarak savaşı yüceltiyordu. Coşkun vaatlerin altındaki yapaylık henüz İtalyan sanatçılarının bildirilerinde kavranmamıştı. Bu sanatçılar yeni bir gelecek için toplumu geleceğe taşıyacak olan bir sanatı yaratma coşkusu içindeydiler. O yüzden yüzyıllarca ayaklarına bağ olan geleneksel kurallardan ve tüm eski mirastan kurtulmaları gerekiyordu.
"Biz müzeleri, kitaplıkları, akademileri yıkmak istiyoruz. Ve biz moralizm, feminizm, her tür oportünist ve çıkarcı alçaklıkla savaşmak istiyoruz. Biz modern kentlerde devrimin çok sesli ve çok renkli akımlarıyla kargaşalar, eğlenceler ve çalışmalarla coşarak kalabalıklarla şarkılar söyleyeceğiz. Biz geceye ait, korlaşmış titreyişlerle tersane ve cephanelerin, şiddetli elektrik ışığıyla tutuşmuş dumanlı yılanlarım yutan doymak bilmez istasyonların, çelik borularla koşum edilmiş dev bir at gibi raylarını eşeleyen geniş göğüslü lokomotiflerin ve süzülen uçakların rüzgarda dalgalanan bayraklar ya da coşkulu kalabalığın uyumlu el çırpmalarım andıran pervanelerin sarkışım söyleyeceğiz. Biz dünyaya İtalya'dan fırladık. Kundakçı ve ezici şiddet bildirisiyle bugün Fürürizmi yarattık. Çünkü biz bu ülkeyi profesörlerin, arkeologların, rehberlerin, antikacıların, lafebelerinin çürümüş kanserinden kurtarmak istiyoruz. Bir sürü mezarlık gibi İtalya'yı kaplamış olan sayısız müzeden onu kurtarmak istiyoruz."
Fütürizm eleştirmen ve yorumcular tarafından çeşitli biçimlerde ele alınmış bir sanat akımıdır. Bu akımın İtalyan faşizmiyle yakın bağlarını görmezden gelmek, ideolojik temelinden arındırarak sadece bir sanat akımı olarak ele almak akımı eksik tanımlamak olur. Ancak tümüyle faşizmin yandaşı olduğundan dolayı eleştirerek sanatsal getirilerini yok saymak Avrupa’da başka akımlar üzerinde de etkili olan Fütürizm, ideoloji ile sanat ya da sanat ve siyaset arasındaki ilişkilerde olduğu kadar, sanatlar arası ilişkilerin de başlatıldığı ilk sanat akımı olmasıyla öncülüğünü korur. Edebiyat, şiir, müzik, heykel, resim, mimari gibi pek çok sanat alanında aynı anda aynı ilkelerin bir kuram etrafında oluşmasına çabalamıştır. Bunun yanında bildirisel özelliğiyle de sözel bir sanat biçimi ortaya koymuştur. Tartışma götürür politik konumları yanında, biçimsel dinamizmleri çağdaş bir sanatın temelini atmıştır. Rusya'da Mayakovsky kadar Malevich gibi pek çok sanatçı, İngiltere'de Vortisistler, Fransız ve Alman Dadacıları bu alandan etkilenmişlerdir, hatta yeni sanat bildirilerinde bu akıma karşıt görüşler oluşturabilmeleri bakımından Fütürizm'den de yararlanmışlardır. Bu nedenle Fütüristler çağdaş bir sanatsal dinamizmle sanat tarihinin büyük ivmelerinden biri olması nedeniyle ancak ideolojik içerikleri bakımından, bir başka söyleyişle sanatlarında yansıtacakları biçim için seçtikleri öz açısından eleştirilebilirler. Fütürizm en parlak döneminde bazı sanatçılarını gönüllü olarak katıldıkları savaşta kaybedecektir. Gerçekte telirtmek gerekir ki, Fütürizm sanatçılara anarşizmle yalan bağlarından dolayı çekici gelmişti. Onlar her şeyden önce hiç bir kural tanımak istemiyorlar ve her şeyle sürekli savaş halinde olmanın gerilimini yaşamak istiyorlardı. Carlo Carra'nın "Anarşist Galli'nin Cenaze Töreni" adlı yapıtı bunun en açık belgesidir. Nitekim "dünyanın hijyeni için" yetenekli sanatçıları savaşta öldükten sonra İtalyan sanatı, faşistlerin iktidarı döneminde Gramsci'nin sözleriyle "d'Annuzzio ve salçalı makarna geleneğine" geri dönmüştür.
1914-18 Savaşı Fütürizmin sonunu bildirdi. Dünyanın tek sağlığı da mimar Sant’Elia ve heykeltraş Boccioni’yi sildi. Kalan Fütürist sanatçılar eski stil ve davranışlarına döndüler. Marinetti, İtalya’da güç kazanan faşizme yardımcı olarak politik ideallerini gerçekleştirdi. Bu harekete katılan Prampolini ve Sironi gibi genç sanatçı üyeler 1930’larda Fütürizm tarzını taşıyabilecek erlerdi
ama 1918'den sonra Fütürizm'in, yeniden canlandırılmasına ilişkin çabalara karşın, artık sonu gelmişti.

Fütürizm neden bu kadar kısa ömürlü olmasına önemlidir? Sanatta ilk kez bildiri yayınlamış olması bakımından önemlidir öncelikle. Bu yüzden Fütürizm kuramsal bir sanat akımıdır aynı zamanda. Kübizmin yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur. Rusya'da Kübo-Fütürizm gibi pek çok akım Fütürizm aracılığıyla Kübizme sıcak bakmıştır. Fütürizm hayatın değişmesi gibi sanatın da kökten değişebileceğinin işaretlerini vermiştir. Onlarla ilk kez kent yaşamının dinamizmine dikkat çekilmiş ve sanatın biçimlenmesinde etkili yeni güçlerin devreye girmesine olanak tanınmıştır, örneğin sanatın suskun değil çığırtkan, ciddi değil bayağı ve çılgın olabileceğinin kapısını aralamışlardır. Kübistlerle başlamış olan kolaj denemelerini daha da zenginleştirmişlerdir ve yeni malzemelerin kullanılmasını bildirilerinde sanatçılara önermişlerdir. Gündelik hazır-yapımlar kadar ses ve kokunun da sanata katılmasını önermeleriyle bugün denenen pek çok sanatsal formu düşünebilmişlerdir.
Kübistlerle Fütüristler arasında gerçekten bir bağ var. Önceleri Fütüristler yenilik çırpınmaları içinde Post-Empresyonizm'indeki renk divizyonizminin titreşen hareketlerini kendi anlayışlarına uygun bularak denediler. Kübizm bu sırada Paris dışında pek bilinmemekteydi. 1911yılında Gino Severini aracılıyla ilk kez Paris'e giden Fütürist ressamlar Paris'teki bu yeni akımı ve sanatçılarını tanımış oldular. Resimlerindeki ilk değişiklikler Kübizm lehine oldu. Bildirilerindeki atılganlıklarına karşın bu dönemde Fütüristlerin biçim bağlamında henüz arama halinde olduklarını görürüz. Seçtikleri konular bildirilerindeki gibi kentle ilgiliydi ama biçim açısından eskiden uyguladıkları renk divizyonizmini kübist planlar ve biçim parçalanmalarıyla birleştirmekteydiler. Bu Kübizm'in renklenmesi anlamına geliyordu. Kübistlerin, stereometri/çift görüş sorunu Fütürizmin de sorunuydu. Kübistlerin, özellikle analitik dönemlerinde tek bir gözün yerine, bir çok gözün görüşünden yararlanan Cezanne kaynaklı yöntemlerinden olabildiğince yararlandılar. Her ne kadar Kübizm mekân ve nesnenin başka nesnelerle ilişkisini sorun edinmiş olsa da, onun asıl sorunu durağan nesneydi. Mekânın ya da diğer nesnelerin ana motif olan durağan nesneye bir üstünlüğü söz konusu değildi Fütüristler ise çoğunlukla bir nesneyi diğerine ve mekânı nesneye üstün kılmayı yeğliyorlardı. Onlar için nesnenin olduğu kadar onu saran mekanın da dinamik güçleri önemliydi. Bu hareketin yansımalarını dinamik biçimde aktarmak temel sorunları olmaktaydı. Pek çok açıdan görülmüş tek bir nesnenin kompleks birlikteliğiyle oluşan Kübist resimde saydam figürler kullanılması yeğlenirken, Fütüristler nesneyi her zaman solid halde sunmuşlardı. Onlar için, onu sarıp kuşatan çevrenin içinde nesnenin tasarlanmasına yönetiyorlardı. Kübizm'de kompozisyonun tek bir ekseni vardır ve bu sayısız bölünmeleri sistematik biçimde bütünleştirip birleştirici rolü üstlenir. Her ne kadar kübist nesnenin durağan olduğunu ileri sürmüş olsak bile, bu onların dış dünyayı durağan olarak algıladıkları anlamına gelmez. Kübistler özetle bir nesnenin iç hareketinden daha çok, onu çevreleyen boşluğun/mekânın parçalanması sonucunda etki altına alınan nesnenin sorunlarıyla ilgiliydiler.

Fütüristler bildirilerinde şöyle demekteydiler:
"Eskimiş estetik yasaların gardiyanlarına, geçerli dinsel kültün bu papazlarına sorun, Giovanni Segantini'nin işlerini bugün nerede görebiliriz? Sorun onlara, Gaetano Previari'nin varlığından resmi komisyonlar neden hiçbir zaman haberdar olmadılar? Onlara sorun, Medardo Rosso'nun heykelleri nerede görülebilir?"
"Uzmanlara ne demeli? Hepsini yok edin, yırtıp atın. Yeter artık portre ressamları, tarz ressamları, göl ressamları, dağ ressamları... Geçmişin kültürü, eskiyle bağlılık ve akademik biçimcilik alaşağı. Bizim için bütün taklit çabaları tümüyle geçersizdir."
Fütüristleri en iyi çözümleyen bildirilerden biri Apolinaire tarafından Lacerba'da "Fütürist Anti-Traditionl Geleneğe Karşı Gelecekçi" adıyla 20 Mayıs 1913'de yazıldı. Ancak bundan daha önce 11 Şubat 1910'da yazılıp 8 Mart'ta Torino'da Cbiarello Tiyatrosundan Boccioni tarafından halka sunulan ve Marinetti'nin yönetimi altında Carra, Boccioni ve Rus solo'nun hazırladığı "Fütürist Ressamlar Teknik Bildirisi" sanatlarını şöyle açıklıyordu:
"Her şey hareket ediyor. Her şey koşuyor. Her şey hızla dönüyor. Önümüzdeki hiçbir şey asla durmuyor, aralıksız bir görünüp bir kayboluyor. Retinada görüntülerin sürekliliği yoluyla hareket halindeki nesneler çoğalıyorlar ve biçimleri bozuluyor. İçinden geçtikleri boşlukta titreyişler halinde birbirlerini izliyorlar, böylece dörtnala koşan bir atın dört ayağı yerine hareketleri üçgen biçiminde yirmi ayağı olduğunu izliyoruz. Sokakta konuştuğumuz birinin yanaklarında aralıktan geçen bir at görünüyor. Bedenimiz odaya girdiğinde oda da bize karışıyor, tıpkı bir otobüsün evlerin arasından geçerken evlere karışması gibi. Nesneler kendilerini boşluğun içine attıklarında boşlukla birleşiyorlar."
Fütüristler, gelecekte ancak enstantane fotoğraf kamerasının kaydedebileceği hareket halindeki nesne ve figürlerin resimlerini hareketin yinelenmesiyle ya da güç çizgileriyle çözümleyecekler. Boccioni bildirisine devam ederek şöyle sesleniyordu coşkuyla; "Biz hayata yeniden karışmak istiyoruz. Günümüzün bilimi zamanımızın materyalleriyle ilişki kurmak için geçmişi yadsıyacaktır. Sanat da kendi geçmişini yalanlayacak ve zamanımızın entelektüel gereksininüeriyle ilişki kurmak zorunda kalacaktır...". Fütürist yapıtlar içinde Boccioni'nin bildirisinde önerdiği yeni malzemeler yanında, kolaj bu sanatçılar için öncelikle farkına varabildikleri bir olanak olamamıştı. Ancak Carlo Carra'nın merkezkaç plastik patlama ve dinamizm sorunlarına en iyi çözümü getirebilmiş olan "interventista Bildirisi" adlı kolajından söz edilmelidir. Bu kolaj yapıt, savaş yanlısı interventismo Hareketinin bir propagandası olarak yapılmıştı. Materyalin bir anlatım aracı olarak kullanıldığı ilk Fütürist yapıttır. Ancak Boccioni 1912'de Paris'e gittiğinde heykeltıraş Archipenko ile tanışmış ve heykellerini kolaj materyalleriyle nasıl oluşturduğunu görmüştü. Boccioni'nin "Pencere ve Başın Birleşimi" adlı asamblajı Paris gezisinin kendisinde nasıl bir değişiklik yaratmış olduğunun kanıtıdır. Bu geziden sonra yazdığı "Fütürist Heykelciler Teknik Bildirisi''nde "Bronz ve taştan heykel ve anıt ormanına ve bu ormanın altında yatan Greko-Michelangelo geleneğine" karşı çıkmaya ve bunun tam karşısında Medardo Rosso'nun izinden yürümeye çağırıyordu sanatçıları. Kapalı biçim ve kesin çizgiler, kütlesel biçimleriyle boşlukta yer alan ama boşluğu içermeyen kütleler yerine, açık biçimler ve boşlukta birbiri içine girebilen parçalar, bkbirinikesen, üst üste çakışan her türlü çizgi ve biçime olanak sağlayabilen her türlü materyal öneriliyordu. Grcko-Michelangelo geleneği nasıl kendi anlatımını taş ve bronzda bulduysa, Fütüristler de cam, tahta, karton, demir, teneke, çimento, at kılı, deri, kumaş, ayna ve ampul gibi farklı gereçlerde anlatımım bulmuş oluyordu. Boccioni gelecekteki kinetik heykelin habercisi gibi gerçek hareketi verebilmek için motorun kullanılmasının ne gibi olanaklar sağlayacağım da belirtiyordu. Boccioni'nin akımın içinde en yetenekli ve yaratıcı sanatçılardan biri olduğu açıktır. Çünkü o hem heykelin yeni sorunlarıyla akımın söylemini birleştirmekte ısrar ediyor, hem de kinetik heykelin ve ilk asamblajların yapımcısı olarak heykel disiplinini daha ötelere taşımak istiyordu. Onun hazır-yapımların öncüsü olan "Baş ve Pencere Çerçevesinin Birleşimi" adlı yapıtı, Fütürist sanat söylemindeki atılganlığa uyumlu işlerden biridir. Bu yapıt onun "Şişenin Boşlukta Oluşumu ve Boşlukta Biçimlerin Sürekliliği'' adlı heykelleriyle karşılaştırıldığında bildirisinde önerdiği söyleme daha yakın durmaktadır. Özellikle onun en etkileyici işi "At+Binici+Ev" adlı 1914 tarihli işidir. Tahta ve karton kullanarak oluşturduğu bu boyalı heykelinin soyut görüntüsü onu.
Fotoğrafçı Muybridge'in denemelerinden yararlanmaya başlayan Fütüristler söylemlerine uygun resimlerinde hareket halindeki figür ve nesnelerin ritmik tekrarlarıyla ilgili yapıtlar ortaya koydular, örneğin Giacomo Balla'nın "Tasmalı Köpeğin Dinamizmi" "Keman Yayının ritimleri" ve "Balkonda oynayan kız" gibi resimleri bu anlayışın en çarpıcı işleridir. Severini, Carra, Sofficî, Balla, Boccioni, Russolo gibi önemli ressam ve heykeltıraş yanında, mimar Sant’Elia ütopik mimari projeleriyle uçan binalar tasarladı, müzisyen Balilla Pratella ve Luigi Russolo "Gürültüler Sanatı" adını verdiği ve kendi yaptığı bazı aletlerle çalınan parçalar oluşturdu, sokağın seslerini katmak için gündelik sesleri kullandı. Bütün bu düşünceler Marinetti'nin şiirde önerdiği edebi ve yazım kurallarından sıyrılmış ve mantıklı tümceler yerine "özgür sözcükler" kullanarak gerçekleşmesini istediği bir sanat kuramının yansımalarıydı. Rönesans'ın çocuklarına "sanatın sunağına her gön tükürmeyi öğütleyen ve dünyanın tek temizliği için" şiddeti, savaşı vazgeçilmez sayan öğretisiyle "uğrunda ölünecek güzel düşünceleri" faşizmin ayak sesleriyle karıştı, onun ayakları altında süpürülüp gitti.

Rapor Et
Reklam
Eski 27 Ağustos 2009, 02:23

Sanat Akımları - Fütürizm (Gelecekçilik)

#2 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Fütürizm (Gelecekçilik)

Fütürizm (Gelecekçilik) Nedir?
20. yy.’ın başında yeni yaşamı ve yeni yaşamın teknolojisini özne alarak tanımlayan, hareket ve dinamizme önem veren, geleneksel kuralları yıkma amacı güden bir sanat akımı olarak doğmuştur. İtalyan Şair Marinetti’nin 1909'da Fransa’da yayınladığı bildirgeyle ortaya çıkan bu akım; şiir, edebiyat, resim, grafik, tipografya, heykel, ürün tasarımı, mimarlık, fotoğrafçılık, sinema ve tiyatro eserlerini içeren bir hareket olarak başladı.
Yaşamın sürekli değiştiğini, sanatın da yerleşik bütün kuralları bir yana bırakarak yeni biçim ve anlatım yolları yaratarak bu değişime ayak uydurması gerektiğini savundu. Ancak Fütürizm başta bir sanat akımı olarak yapılanmış olsa bile, günümüzde, her konuda gelecek üzerine düşünenlerin öngörülerini, gelecek senaryolarını, fütürist fikirler başlığı altında paylaştıkları bilimsel bir kavramdır.
Teknoloji, eğitim, sağlık, enerji ya da bireyden topluma bizleri ilgilendiren her konudaki gelecek, fütüristlerin konusudur.

futurizm2

Sanattın Diğer Dalları ve Fütürizm

1910 yılından itibaren İtalyan ressamları, Carlo Carrà, Boccioni, Luigi Russolo ve sonra da Giacomo Balla, Gino Severini, Milano'da Marinetti ile buluşarak, XVIII. yüzyıldan o güne kadara durgunluk içinde bulunan İtalyan sanatının durumunu inceledikten sonra onu daha dinamik bir akım yoluyla canlandırmak ve bu suretle batı dünyası içinde kaybetmiş olduğu sanat ve fikir itibarını çağdaş espriye ulaştırmak suretiyle yeniden kazandırmak yolundaki düşüncelerini "Fütürist ressamlar" bildirisiyle genç sanatçılara duyurmayı kararlaştırmışlardır (1910) Fütürist Akım, İtalya'da gürültülü gösterişlere yol açarken fütürist bir sergi de Bernheim - Juenes galerisinde (Paris) açılmıştır(1912). Fütüristler çok statik buldukları kübizme karşı kendi adı altında ebedileşen dinamik duyguyu yeniden araştırmışlardır. Fransız şair ve tenkitçisi Apollinaire, kısa bir zaman fütüristlerle birleşmiş ve bütün ileri akımların bu ad altında birleştirilmesini teklif etmişse de, Marinetti tarafından reddedilmiştir.
Fütürizmin doğuşu, kübizmin yayılmaya başladığı yıllara rastlar. Fütüristler, kübistlerin araştırmalarından faydalanmakla birlikte, resim alanında yeni buluşlara gitmişler ve dikkate değer eserler arasında o zaman başlıca fütürist ressamlar tarafından yapılmış eşzamanlık anlayışı içinde kübist tarza giden kompozisyonlar yer almıştır. Boccioni'nin "Elastiklik", Severini'nin "Uzayda Küre Şeklinde Genişleme" tabloları bunlar arasındadır. Dünden esaslı surette ayrılmış, bugünü geçerek geleceği, onun dinamik varlığına ulaşmayı amaç edinmiş olan Fütürizm, plastik durgunluktan (statik teknik) bir başka duruma geçişi (dinamik teknik) sembolleştirmiştir. Çoğunlukla hareketli konular seçilmiş, dansözler, karnaval sahneleri, fabrika, motor, son hızla giden otomobil, uçak, mekanik araçlar gibi boşluk içinde yer değiştiren, değişen temalar üstün tutulmuştur. 1914 - 1918 Dünya Harbi ile Fütürizm hızını kaybetmiş, fakat Marinetti prensiplerinden geri dönmemiştir.

İtalya'da Fütürizm ve Metafizik Resim
Empresiyonizm, fovizm, kübizm bazı sanat eleştirmenlerince bu sanat hareketlerine alaycı anlamda ve benzetmelerle verilen adlardı, Oysa fütürizm bir grup İtalyan sanatçısının filozofik, politik ve artistik ilkelere ve kavramlara göre oluşturdukları, niteliği ve amacı belli bir sanat hareketidir.
Marinetti'nin manifestosundan bir yıl sonra, 1910 yılında resim sanatçıları Umberto Boccioni, Carlo Carrà, Luigi Russolo, Gino Severini, Giacome Balla Milano'da resim sanatı ile ilgili manifestolarını; Boccioni 1912'de fütürist heykeltıraşlık, Marinetti ve mimar Sant'Elia ile ortaklaşa, fütürist mimarlık manifestosunu yayınlamışlardır.
Resim sanatçılarının manifestosunda, özetle, şu ilkelere yer verilmiştir:
  • Her türlü taklit formları hor görülmeli, özgün formlar yansıtılmalıdır.
  • Ahenk ve güzel duygular hegemonyasına son verilmelidir. Rembrand'ın, Goya ve Rodin'in eserleri kolaylıkla yıkılabilir.
  • Sanat eleştirisi yararsız ve zararlıdır.
  • Bütün eski sanat konuları terk edilmeli, onların yerine gurur ve hızla dolu yaşam ifade olunmalıdır.
  • Yenilikçileri sindirmek için kullanılan deli sıfatı bir şeref ünvanı sayılmalıdır.
  • Hareket ve ışık maddeyi eritmelidir.
Fütürizm, özetle, sanata dinamizm (hareket ve hız) getirmeyi amaçlamıştır. Hareket ve ışık maddeyi yok edecek güçlerdir. Sanatın estetik öğeleri olan ahenk ve güzel gereksiz sayılmışlardır. Hız yapan bir motor bir şaheserden daha güzel görülmüştür. Geçmişe bağlılık demek olan Passeizm dinamizmi engellemektedir. Bu bakımdan geleneksel konular bırakılmalı, militarizmi, savaşı, şiddeti değerlendiren dinamik konular işlenmelidir. Geçmiş değerleri saklayan müzeler ve kütüphaneler yıkılması gerekli kuruluşlardır.
Resim ve heykel sanatçıları ve olabildiği ölçüde, mimar Antonio Sant'Elia bu ilkelere uygun eserler yapmışlardır.
Fütüristlerin çok önem verdikleri hareket ve dinamizm iki tür uygulama ile elde olunur. Kübizm tekniği ile form elemanlara, planlara ayrılır, görüş açıları çoğaltılır. Bir yüz yada bir insan vücudu değişik açılardan görülerek, üst üste getirilir, parçalar arasında bırakılan küçük boyutlar mekan ve zamanla kayıtlı hareket algısını verir. Teknik bakımından fütürizm ve kübizm ortaklaşa görüntü verirler. Kullanılan renkler Puvantilistlerin çeşitli renkleridir.
Fütürizmin en özgün üyesi Unberto Boccioni (1882-1916) resim ve heykel sanatçısıdır. Sanatçının Madde (matiere) isimli eseri fütürist teknikte, filozofik anlamlı bir yapıttır. Tablonun konusu maddenin gücü ile bu güce egemen olmak isteyen insanın savaşıdır. Kompozisyonda gerçekten güç harcayan insan temel motiftir. İnsanı çevreleyen ışınlar bu madde - insan savaşına fizik ve filozofik bir anlam vermektedir.
Carlo Carra (1881 - 1966) Anarşist Galli'nin Cenaze Töreni (Les funerailles de l'anarchiste Galli) konulu tuvalinde gömülmesi birçok kargaşalıklara neden olan İtalyan anarşistin cenaze töreni tasvir olunmuştur. Her türlü başkaldırıyı ve anarşik olayı olumlu karşılamayı sanat anlayışlarının gereği sayan fütüristler için bir anarşistin cenaze töreni tasvire değer bir konudur. Kompozisyonda jestler, ışık ve hareketler dinamiktir. Özellikle hareketlerin değerlendirilmesi tabloda ön planda görülmüştür.
Gino Severini'nin (1882 - 1966) Tabarin Bar Hiyeroglif Dinamiği (Hierogliphe Dynamique du Bar Tabarin), Giacome Balla'nın (1871 - 1958) Utarit Gezegeni Güneş Önünden Geçiyor (Mercure passe devant le Soleil), kübizm de denemeler yaptıktan sonra fütürist teknikte yapıtlar veren Marcel Duchmp'nın (1887 - 1958) Merdivenden İnen Çıplak tabloları fütürizmin öteki önemli resimleridir. Gino Severini'nin tablosunun adı anlamlıdır. Hiyeroglif, çözülmesi gerekli bir ölü dil yazısıdır. Tablo, okunmadan anlaşılmaz demektir. Dinamik deyimi de fütüristlerin sanat ilkelerinin bir temel kavramıdır. Tabarin Bar hareketlidir. Bunu ifade için, önce formları analiz eden, görüş açılarını çoğaltan kübizm tekniği uygulanmıştır. Aynı zamanda figürleri üst üste koyarak ve aralarında belirli ölçüde boyutlar bırakarak mekanda zaman içinde geçen hareketler ifade edilmiştir. Ön plandaki dansözler ve seyirciler bu düzendedir.
Balla'nın tablosunun konusu da fütüristlerin dinamizmi öngören isteklerinden kaynaklanmaktadır. Bu tablodaki dinamizm, kozmik dinamizmdir. Marcel Duchmp'ın Merdivenden İnen Nü tuvali Salon des İndependants'da sergilenmek üzere hazırlanmış, fakat istek üzerine Salon'dan çekilmiştir. 1913 yılında New York'da Armory Show'da sergilenmesi büyük sanat olayı olmuştur. Bu tablo kübizmin simgesi olarak da görülmüştür. Eserin konusu bir insan vücudunun hareketinin değerlendirilerek tasviridir. Bu bakımdan fütürist espride ve tekniktedir. Hareket, değişik planlar üst üste aralarında belirli ölçüde boyutlar bırakılarak belirtilmiştir. Kırmızı, kahverengi ve gri renkler hareket algısını kuvvetlendirmektedir.
Boccioni'nin Bir Balkonda Koşan Kız tablosu hareketi, figürleri parçalara çözerek belirtmiştir. Bu uygulamada fotoğrafın ya da sinemanın etkisi olmalıdır. Bir başka fütürist resim sanatçısı Luigi Russolo (1885 - 1947) Bir Otomobilin Dinamizmi tuvalinde hareketi bir başka şekilde ifade etmek istemiş, resim sanatına endüstri ürünü otomobili getirmiştir. Hareket ve makine fütüristlerin ilke öğeleridir.
Fütürist sanatların dinamizmi, atılım felsefesini öven sanat anlayışı ve uygulamaları, önceleri, eski Roma İmparatorluğu kudretini diriltme iradesiyle hareket eden İtalyan politik kadrosuna güven vermiş, fütürizm Devlet sanatı olmuştur. Ancak; Mussolini'nin 11932 yılında iktidara gelmesi ve faşizmin yerleşmeye başlaması ile sanata bir yeni anlayışla siyasi iktidar yeniden el koymuş, geçmişi geçersiz sayan, müzelerin ve kütüphanelerin yıkılmasını zorunlu gören fütürizm mahkum edilmiştir.
İtalya'da doğan metafizik resim (Pittura Matafisica) sanatı akımı, bir bakıma, dinamizmi hareketle anlamlandıran fütürizme karşı harekettir. Metafizik resim sanatı akımının kurucusu Grek asıllı İtalyan sanatçısı Giorgio Chirico (1888) bir süre Münih'de kalmış, bu arada peyzaja mistik bir nitelik veren Böcklin'le tanışmıştır. Metafizik denilen resim sanatının oluşumunda bu Alman sanatçısının etkisi olmalıdır.
Chirico'nun yapıtlarında sonsuzluğun ifadesi vardır. Mekanda sürekliliği telkin eder düzendeki kemerli, boş meydanlar bazen tek insan figürüyle daha da anlamlandırılmıştır. Bu tasvirler sonsuzluk, yalnızlık, sınırsızlık duyguları uyandırmaktadır. Eserlerde kullanılan soğuk, solgun bir ışık, gri ve kahverengi renkler atmosfere melankolik bir görünüş vermektedir. Sanatçı, sonraları, garip formlarda manken görüntüsünde figürlerle değişik nitelikte kompozisyonlar yapmıştır. Sonsuzluk Hasreti, Bir Sokağın Gizemi ve Melankolisi sanatçının tanınmış yapıtlarındandır.
Chirico'nun eserleri sürrealizmin öncüleridir. Rus asıllı Marc Chagall'ın rüyamsı (onirik) nitelikteki eserlerinde de İtalyan sanatçının melankolik havası vardır.
İtalyan resim sanatçısı Giorgio Morandi (1890-1944) de metafizik resim sanatının bir başka temsilcisi olmuştur. Moradi basit objelere metafizik, gizemli anlam kazandırmayı denemiştir. Büyük metafizik Natürmort adlı eseri bu özelliği yansıtmaktadır. Gri ve açık sarı renklerle çizgileri ve volümleri oldukça soyut bir şekilde kompoze etmiştir. Bu, tabloya duygusal, oldukça gizemli bir görünüş vermektedir.
1922 yılından itibaren İtalyan sanatında yeni bir çığır açılmıştır. Resim sanatçıları yabancı etkilerden sıyrılarak üç boyutlu ve gösterişli kompozisyonlar yapmaya yönelmişlerdir. Geniş renk planlı slüetler halindeki figürler boş duygusu veren mekanlarda anıtsal görüntüler vermektedir. Bu stil aşamasına Novocento (Noveçento) adı verilmiştir. Mimarlıkta antik Roma yapıtlarından esinlenmiş bir stil oluşturulmuştur. Kornişler, alınlıklar bu mimarlığın dekoratif yapı öğeleri olmuştur.
Noveocento (yirminci yüzyıl) sanatı, bu nitelikleriyle, Faşizmin geleneklerden kaynaklanan resmi sanatı olmuştur.

Fütürizm'de Heykel ve Resim
Giacomo Balla, Carlo Carrra, Luigi russolo, Umberto Boccioni ve Gino Severini gibi ressamlar 1910'da kendi bildirgelerini yayımladılar. Bu sanatçılar o dönemde gelecekçi üslupta çalışmıyorlardı, ama "dinamik duyarlılık" (hareket) dedikleri şeyi yakalamaktan, "nesneyi ve onu çevreleyen atmosferi" betimlemekten ve "izleyiciyi resmin merkezine yerleştirmek"ten söz ediyorlardı. Bunları başarmak için önce kübist anlatımı benimsediler. Kübist resme özgü, biçimi çözümleme işleminin ötesine geçerek, çağdaş yaşamın dinamiğindeki duygusal karmaşayı vurguladılar. Kübistler; ölüdoğa, portre, figür ve manzara resmini yeğlerken, gelecekçiler "hareket" kavramıyla ilgilenerek hızlı otomobilleri, trenleri, yarışan motosikletleri, dansçıları ve hareket halindeki hayvanları ele aldılar. Hareketi çoğunlukla, nesnenin boş çizgilerini ritmik bir biçimde yineleyerek vermeye çalıştılar. Balla'nın ince bir alaycılık taşıyan "Tasmalı Köpeğin Dinamizmi" (1912, Buffalo Güzel Sanatlar Akademisi) ve "Hız: Hareketin Yolları-Dinamik Diziler" (1913, Modern Sanat Müzesi, New York) adlı yapıtları bu anlatımın tipik örnekleridir.
Kübistler gibi gelecekçiler de sanatlarında eşzamanlılığı yakalamaya çalıştılar. Ama kübistler, çözümledikleri nesnenin birkaç yüzünü birden aynı anda yansıtırken, gelecekçiler belli bir çevrede aynı anda gelişen her şeyi betimlemeye çalıştılar. Bunun en iyi örneği Boccioni'nin "Sokağın Gürültüsü Evi Etkiliyor", (1911, Aşağı Saksonya Eyalet Galerisi, Hannover, Almanya) adalı yapıtıdır. Adından da belli olduğu gibi Boccioni bu resimde görsel duyuları olduğu kadar, işitsel duyuları da vermeye çalışmıştır.
Boccioni heykel sanatıyla da ilgilenerek 1912'de bir bildirge yayımladı. Ardından heykel yapmaya başladı, "Şişenin Uzaydaki Gelişimi" (1912, Modern Sanat Müzesi, New York) ve "Uzayda Sürekliliğin Benzersiz Biçimleri" (1913, Modern Sanat Müzesi, New York) gibi çok özgün yapıtlar ortaya koydu. Antonio Sant'Elia 1914'de mimarlık konusunda bir bildirge yayımladı. Mimarlığın kalıcı olmaması gerektiği doğrultusundaki düşüncesiyle 20. Yüzyılda gerçekleştirilen en fantastik yapıları sanki daha o zamandan görmüştü(örneğin 1972 Münih Olimpiyat Oyunları için mimar Frei Otto'nun yaptığı çadır strüktür). Ama 1916'da 1. Dünya Savaşı'nda bir çarpışmada öldü ve "Uçan Yapılar"ını hiçbir zaman gerçekleştiremedi.
Grup içindeki en etkili kişi olan Boccioni de aynı yıl öldü. Bu olaya, başka başka yerlere dağılan grup üyelerinin ilk ataklıklarının azalması ve savaş da eklenince, önemli bir tarihsel güç olarak ortaya çıkan gelecekçiliğin sonu geldi. Ama başlattıkları ve geliştirdikleri ilkeler başka yerlerdeki sanatçıları etkilemeye devam etti. Gelecekçilerin Nihilizmi, Dadacılığın gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Robert ve Sonia Delaunay ve daha başka orfist sanatçılar, Rusya'daki ışıncılar ve Suprematistler büyük ölçüde gelecekçilerin etkisi altında kaldılar. Davit ve Vladimir Burlyuk, Moskova'da Mayakovski ile birlikte gelecekçi bir grup oluşturdular. 1910'ların sonlarında Joseph Stella New York kentinde gelecekçiliği etkileyici bir biçimde kullandı.

Fütürist Resim: Teknikle İlgili Bildiri, 1910
Bu sanatçılar Neo-Empresyonistlerin bölme tekniğini saydamlıkla canlılık elde etme amacı için kullandılar, fakat biçimi bölmeyi ve parçalamayı öğreninceye kadar yaptıklarında kendilerine güven duyamadılar. 1911 yılının Ekim’inde bu sanatçılardan bazıları -Boccioni, Carra ve Russolo- Milano'dan Paris'e giderek, yeni sanatın gelişmesini, özellikle de İtalyan dergilerinden tanıdıkları Kübizmi yerinde incelediler.
Ertesi yılın Şubatında Paris'te ilk büyük sergilerini açtılar. Bu sergi Mart'ta Londra'da, Nisan ve Mayıs'ta Berlin'in Der Sturm Galerisinde, Mayıs ve Haziran'da da Brüksel'de açıldı. Aynı sanatçıların 24 tablosundan oluşan ve bir Alman bankerinin satın aldığı bir sergi de Münih, Viyana gibi orta Avrupa şehirlerini dolaştıktan sonra 1913 yılında Chicago'da açıldı. Serginin geri kalan tablolarıyla yeni yapıtlardan oluşan başka bir sergi de Amsterdam, Rotterdam, Lahey ve Münih'i dolaştı. Bu sergiler, Fütürist bildiriler ve konferanslar eşliğinde daha da uzaklara ulaştı (örneğin Marinetti 1914'te St Petersburg'da ve Moskova'da konferanslar verdi). Böylece Fütürizmin ünü hızla bütün Batı dünyasına yayıldı. Kübizmin bir kolu gibi görülen Fütürizm kuşkusuz Kübizmin "daha iyi tanınmasını sağladığı gibi. Kübizmin ne olduğu ko¬nusunda da bazı karışıklıklara yol açtı.
Fütürizm görsel sanatlarla edebiyat ve öbür sanatlar arasında ilişkiler kurmakla kalmadı, siyaset ve toplum konusunda da birtakım aşırı görüşleri dile getirdi. Bu sanatçılar İtalya'da kabare gösterilerine ve aşırı söylevlere yer veren geceler düzenlediler. Önemli şehirlerdeki tiyatrolarda ve kapalı salonlarda yapıtlarını sergiledikleri gibi, bildiriler de okudular. Marinetti ve öbür Fütürist şairler, şiirlerini okurken dinleyicilere aşırı sözlerle saldırdılar. Gelenekçi besteciler, gürültü makinelerinin çıkardığı seslerden oluşan yeni bir müzik türüyle dinleyicileri irkiltmeyi denediler. Bütün bu davranışlarla birlikte atılan siyasal sloganlar, gösterinin gürültülü olaylarla sonuçlanmasını kaçınılmaz hale getiriyordu.
Öğretmek ve inandırmak genellikle sanatın işlevleri arasında sayılmıştır, öyle zamanlar da olmuştur ki, sanatın propagandacı niteliği özellikle ağırlık kazanmıştır. Fransız Devrimi sırasında cumhuriyetçi görüşleri yaymaya çalışan sanat, Napoleon zamanında mutlakiyet ve imparatorluk düşüncesini yüceltmiştir. On dokuzuncu yüzyılda, özellikle Fransa'da, bazı sanatçılar sanatlarını sosyalist ve anarşist akımları desteklemek için kullanmışlardır. Fakat Fütürist sanat, çok daha hızlı ve dolaysız siyasal bir işlev yüklenmekle kalmamış, yeni bir sanatçı türünün ortaya çıkmasını da sağlamıştır. Daha çok bir sahne oyuncusunu andıran bu yeni sanatçının kişisel görünüşü atölyede yaptıklarından daha çarpıcıdır.
Aslında, Fütüristlerin sanatı değişik ve deneyci nitelikteydi. Bu sanatçıların düşüncelerini ve heyecanlarını yapıtlarına yansıtma konusunda üzerinde anlaştıkları bir yöntemleri yoktu. Üstelik, abartılmış görüşlerine denk düşen bir sanat ortaya koydukları da pek söylenemez. Ama girişimleri geçerliydi ve elde ettikleri sonuçlar, dile getirdikleri tutkuların boyutlarına hiçbir zaman ulaşmasa bile. çok çarpıcıydı. Boccioni, grubun kuşkusuz en parlak sanatçısı olduğu gibi. önde gelen sanat kuramcısıydı. Onun Ruh Durumları: Uğurlamalar (1911) adlı üçlü panosu, bir tren istasyonunda vedalaşan insanların duygularını konu alan ve bu insanların kimini trenle uzaklaşırken, kimini de evlerine dönerken gösteren önemli bir yapıttır. Rönesans mihrap süslemesi olarak yaygınlık kazanan üçlü pano biçimi burada dramatik, hatta operavari bir senaryo havasına sahiptir. Kesin, gözle görünebilir ayrıntılarla birtakım genel duyguların anlayabileceğimiz ölçüde ayrıntılı ve duygusal katılımımızı sağlayacak kadar açık bir görüntüye dönüşmesi gerekiyordu. Resmin kahramanı Victoria dönemi teknolojisinin önemli buluşlarından buharlı lokomotiftir. Lokomotifin biçimi, Kübist üsluba uygun olarak resmin yüzeyine dağılmıştır, hemen göze çarpan numarası ise Picasso ile Braque'ın tablolarındaki harfleri ve sayıları anımsatmaktadır. Çizgiler ve lokomotifin sağındaki bazı gölgeler vagonları, solundaki çizgiler ise elektrik direklerini belirler ve bir manzara izlenimi yaratır. Yumuşak fırça darbeleriyle çizilen burgaç gibi çizgiler, hem makinenin altından çıkan buharları, hem de birbirine sarılan çiftlerin duygularını, onların sanki bir düşteymiş gibi savruluşlarını betimler, Ne oldukları kolayca çözülemeyen figürler de Kübizmi çağrıştırmakla birlikte, Boccioni'nin köşeli değil, kıvrık, deniz kabuklarını andıran biçimler kullandığı dikkatimizi çeker. Bütünüyle bu tablo ele aldığı yaşantılar kadar karmaşıktır. Kullandığı anlatım yolları, anlamlı ipuçları olabilecek şematik çizgilerden doğal gö¬rünümlerin soyutlanmasına ve sayıların olduğu gibi resmedilmesine kadar uzanan bir zenginliktedir.
Fütürist açıklamalardan beklediğimiz çarpıcı modernizme gelince, Boccioni bu konuda bizi hayal kırıklığına uğratmadığı gibi, beklentimizi de aşar. Marinetti'nin kuruluş bildirisinde yarış arabaları, vapurlar, uçaklar ve köprülerle birlikte sözü edilen lokomotif, burada makine gücünün bir simgesidir. Ruh Durumları: Gidenlerde kompartımanlarında oturan yolcularla trenin penceresinden görünüp kaybolan şehir manzaraları birbirine karışmış gibidir. Ruh Durumları: Kalanlar'da. ise gene boş yuvarlak biçimlerle canlandırılan figürler, perdeyi andıran bir çizgi ormanından geçerek, hiçbir şey betimlemeden bir hüzün duygusu verirler. Kalanlarda bu hüzün havası ağır basar, Gidenlerde hız öğesi; Uğurlamalar'da ise hüzün havası ile mekanik enerji bir aradadır. Üçlü panonun tümü bildirilerdeki saldırgan sözlerin çağrıştırdığından çok daha ince ve insanca bir yaşantıyı ortaya koymaktadır.

Fütürizm'in Dayandığı Temeller
Fütürizm'ın temelleri, Friedrich Nietzsche'nin "der immoralische Übermensch" (Ahlâksız üstün insan)ına, "Der Ville zur Macht" (İktidar hakkındaki irade)ye, "Lebe gefährlich" (Tehlikeli yaşa) sözüne, Bergson'un zaman anlayışı ile gene onun "élan vital" (yaşamlı atılım)a ve Geoges Sorel'in "zorlu gücün teorisi" ve "Action Directe"e dayandırılıyordu. Esasen Nietsche, Bergson ve Sorel'in bu düşüncelerini, emperyalist Mussolini faşizmi, kendine prensip edinmiş olduğundan, Fütürizmi; Faşist Partisi'nin sanatı olarak ilân etmişti. İşte Fütürizmin parti sanatı olarak kabul edilmesidir ki, bu sanat anlayışının Avrupa için önemini yitirmesine neden olmuştu. Avrupa sanatı için önemli yön, Fütürizmin Birinci Dünya Savaşı'na dek olan heroik dönemidir. Avrupa'nın tanınmış sanat tarihçileri, bu genel kanıyı benimsemektedirler.
Marinetti, ilk olarak ortaya attığı bu anlayış için, Avrupa'nın birçok kentinde konferanslar vermiş ve yüzyılı sarsan bir sanat anlayışı olmasına çalışmıştı. Fakat bu akımın ömrü kısa süreli olmuştur.
11 Şubat 1911'de ressam Umberto Boccioni (1882-1912), Luigi Severini (1883) ve Carlo Carra'nın imzaları ile Fütürist resim sanatının ilk manifestosu yayınlanmıştı. Daha 3 mart 1910'da bu manifesto Turin'de Chiarella tiyatrosunda ilân edildiğinde, Fütüristler'le, bunun karşısındakiler arasında büyük bir savaş başlamıştı. 11 Nisan 1912'de Fütürist heykelin manifestosu da yayınlanmıştı. İtalya'nın entelektüel tabakası ile sanatçı gençliği, bu akımdan sarsılmış görünüyordu. Mitingler, kavgalar birbirini izliyordu. Fütürist ressamların en yaşlıları olan Balla, Boccioni ile Severini'ye Yeni - İzlenimcilik'i tanıtmıştı. "Bizim, rengi çözümleyen Seurat, Signac ve Gros'nun Divizyonizmini bir araya getirmemiz gerekir" diyen Boccioni, arkadaşları arasında en kabiliyetlisi olarak görünüyordu. Bununla birlikte Boccioni, sonraları heykel yapmaya başlamış ve "oylum içinde devam eden biçimler" adını taşıyan heykeli ile (1913) Konstrüktivistler'i etkilemişti. Severini, zarif biçimler ve zevkli renkler kullanıyordu. Eserlerinde hareket karakteristiktir (Pan Pan Dansı). Önceleri Fütürist olan Russolo, akustik ve müzikal problemlere döndü ve "Bruitisme" (Gürültücülük) akımı buldu.
"Koşan bir atın dört değil yirmi ayağı vardır" diyen Fütüristler, her şeyden çok büyük kent hayatının heyecanları ile sarhoş oluyorlardı. "Bir oda içinde bakarak balkondaki bir kişiyi resmederken, ancak pencere çerçevesinin bize izin verdiği kadarı ile görüş alanımızı sınırlamıyoruz. Bilâkis balkondaki adamın görüp yaşadığı duygularını, çevresiyle vermek istiyoruz. Caddenin gürültüsü, sağda ve solda derinliğine giden evlerin sırası..." Görülüyor ki Fütürizm, kendine amaç olarak objeyi değil, insanın iç yaşantısını ele alıyordu. Yani ruh durumu resme giriyordu.
Fütürizm, modern hayatı resimlemekten, heyecanlı bir denemeden ya da bir doktrinden daha fazla bir şeydir. Bu akımın en mutlu niyetlerinden biri, "Simultaneité", son bilimsel keşiflere paralel olarak yalnız görüş tarzını ve optik kanunları ilgilendirdiği halde, Fütürist "İntuition" (içe doğma), ressamın ruh haline dayanır ve "Simultaneité"yi, sanatçının kafasındaki anıların ve çeşitli heyecanların birbirlerine girdiği anda, yaratıcı hareket çıkış noktası olarak kabul eder. Ayrıca Fütüristler'den Boccioni, bir dördüncü buut'tan söz etmektedir. Fakat bu nokta, yeter derecede tanımlanmamıştır. Bu da oylum fikridir. Yani seyircinin de resme dahil olduğu fikri. Bu suretle o zaman kadar, yepyeni bir düşünce ortaya atılmış oluyordu. Bütün bu fikirlere rağmen, Birinci Dünya Savaşı bu anlayışa ani olarak son vermiştir.


Derlemedir.

Rapor Et
Eski 22 Ağustos 2011, 00:09

Gelecekçilik

#3 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Gelecekçilik

Geçmişi bir yana bırakarak yeni yaşamı, bu yaşamın baş döndürücü hızını, makineleşmeyi övmek, geleneksel edebiyat kurallarını yıkarak yeni anlatım biçimleriyle geleceğin dinamik edebiyatını yaratmak amacını güden sanat akımı; fütürizm.

İtalyan şairi Filippo Tommaso Marinetti'nin Figaro gazetesinde yayımladığı (1909) "Manifesto Futurista" başlıklı yazısı, gelecekçilik akımının başlangıcı oldu. G. Balla, C. Carra, U. Boccioni, L. Russolo gibi ünlü İtalyan ressam ve heykelcileri de gelecekçiliği benimsediler. Fransız şairi Apollinaire de başlangıçta gelecekçilerle birleşti, bütün yeni ve ilerici akımların bu ad altında toplanmasını istedi. Ama Marinetti bu düşüneye karşı çıktı. Rus gelecekçileri ise Marinetti'nin, insan emeğini yüceltmeyip salt makineyi idealize eden ve bir çeşit teknolojiye tapmaya dönüşen sanatsal eylemini eleştirmekle birlikte, anarşizme kapılmaktan kurtulamadılar. Edebiyatta gelecekçi eğilimler pek kalıcı olamadı. Kısa bir süre sonra yerini dadacılık ve gerçeküstücülüğe bıraktı.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi


Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.391 saniyede (86.53% PHP - 13.47% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 05:38
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi