Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Türk Halk Bilimi

Bu konu Satırlarla Türkiye forumunda Blue Blood tarafından 1 Nisan 2008 (22:34) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
13722 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 9 Haziran 2012 (00:02) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.00  |  Oy Veren: 2      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 1 Nisan 2008, 22:34

Türk Halk Bilimi

#1 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Türk Halk Bilimi
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Nasreddin Hoca heykeli, Buhara
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  Khodja_Nasritdin.jpg
Gösterim: 33
Boyutu:  49.8 KB

Halkıyat karşılığı vererek bilimi ilk olarak Ziya Gökalp ile Fuad Köprülü 1913’te dile getirdiler. Halkbilimi veya yaygın kullanımıyla folklorun ilk Türk kaynakları Orhun Abideleri’dir. Bilimsel döneme kadar çeşitli kaynaklarda atasözleri, efsaneler, hikayeler, masallar, türküler, seyahatnameler bulunmaktadır.
20. yüzyıl başında folklor araştırmaları Ziya Gökalp, Fuad Köprülü, Rıza Tevfik, Satı Bey ilk yazıları yazdılar. 1925’de Maarif Vekaleti’nin derlemeleri Yurdumuz Nağmeleri adıyla yayımlandı. Darülelhan 1916’da kuruldu, 1924’te Türkiyat Enstitüsü açıldı, 1925’te Etnoğrafya Müzesi faaliyete geçti. 1927’de Anadolu Halk Bilgisi Derneği kuruldu, 1932’de dernek Halkevleri ile birleşti. 1932’de kurulan TDK önemli araştırmalar yaptı. 1936’da Ankara Devlet Konservatuarı kuruldu. 1939’da DTCF’de arşiv çalışmaları başladı. 1955’te Folklor Araştırmaları Kurumu (ilk adı Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti) açıldı. 1960’da Halk Eğitimi Merkezleri açıldı. 1961’de TKAE kuruldu. 1966’da MFAD (ilk adı Milli Folklor enstitüsü) açıldı. 1964’de Türk Folklor Kurumu (YTGTFEKD), 1960’ta Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü kuruldu. Üniversiteler ve DGSA içinde halkbilimi, halk edebiyatı kolları kuruldu. Pek çok dernek, eğitim ve araştırma merkezleri halk oyunları ve halk kültürü çalışmaları yapmaktadır. Türk halkbilimini araştıran, arşivleyenler arasında Pertev Naili Boratav, Nida Tüfekçi, Sadi Yaver Ataman, Tahir Alangu, Remzi Oğuz Arık, Metin And, İlhan Başgöz, Adnan Saygun, Selim Sırrı Tarcan, Sedat Veyis Örnek, M.Halit Bayrı, Muzaffer Sarısözen, Ahmet Yamacı, Yücel Paşmakçı, Eflatun Cem Güney, Hikmet Dizdaroğlu, Sadettin Nüzhet Ergun, Malik Aksel, Süheyl Ünver, Ahmet Caferoğlu, Abdülkadir İnan, Rauf Yekta, M.Şakir Ülkütaşır, İsmet Zeki Eyüboğlu, Hamit Zübeyr Koşar, Hikmet Tanyu, Haluk Tarcan başta gelen yazarlardır. Folklor, halkın maddi ve manevi kültürüne ait her şeyi inceler. Türk halk oyunlarının federasyonu vardır.
Türkiye’de folklor araştırmalarında halk edebiyatı, etnoloji ve Türkiyat ile halk kültürünün belli başlıkları ortaya çıkarılmıştır. Gelenekler ve töreler doğum, düğün, ölüm kültürleriyle yaygın bir folklor ağıdır. Türk halkı, Türkiye topraklarındaki sayısız evliya, yatır ziyareti yapar, halk inanışları modern tıpla birlikte hurafecilikten bilime doğru geçerek, köylerde töreler devam etmektedir. Çocuk için dişbuğdayı yapılır, kırkını kutlama, sünnet törenleri düzenlenir. Ergenlikten sonra kız seçme, kız isteme, başını bağlama, nişan ve azalmakta olan beşik kertme, berdel, başlık parası ve kız kaçırma bu çağda görülmektedir. Pek çok yörede görücülük, çeyiz hazırlama, kına gecesi gelenekleri sürmektedir. Asker ve hacı uğurlama törenleri büyük şehirlerde bile yaygındır. Ölüm törelerinde sala geleneğiyle, camilerden duyuru yapılır, ağıt, kan davası, namus cinayetleri bazı yörelerde hala geçerlidir. Ölünün kırkıncı gününde mevlit töreni yapılır. Bütün milletçe katılınan törenler, dini bayramlar, milli bayramlar, kandiller, kurtuluş günleri, baharı karşılama bayramları (mesir, nevruz, hıdrellez), işçi bayramıdır.
Türkiye folklorunda oyunlar saklambaçtan cirite, üçtaştan yağlı güreşe uzanır. Türk el sanatları ve zanaatlar dokumacılık, yazmacılık, bakırcılık Anadolu’da hala işlemektedir. Türk halk dansları ve türküleri hem klasik hem modern tarzda öğretilmektedir. Yabancı turistlerin en çok ilgisini çeken mehter takımıdır. Günlük hayatta türkü ve ilahiler popülerdir. Halk bilgisinde güçlü çeşitli boşinançlar ve falcılar, üfürükçüler, düşyorumcuları, cinciler hala sık sık gazetelere çıkarlar. Aydınlar arasında bile yola gidenlerin arkasından su dökme adeti vardır. Kutlamalarda el sıkışılır, iki yanaktan öpülür. Halkın çoğu uğura, nazara, muskaya inanır. Nazarlık, kahve falı çok yaygındır. Halk giysileri içinde her yörenin kendi kıyafetleri bulunur. Yine her yörenin kendine özgü yemek kültürü, aşık geleneği vardır. Halk oyunları içinde meddah, karagöz ve ortaoyunu geleneği artık yaşamamaktadır. Anadolu mizahının piri bütün dünyaca tanınan Nasreddin Hoca’dır. Halk dansları bar, halay, hora, horon, karşılama, kaşık oyunları, zeybek, çiftetelli adlarıyla sınıflanır ve bağlama milli sazdır.
Türk folkloru çeşitli dallara ayrılabilir:
  • Halk inanışları
  • Halk giyimi
  • Halk oyunları
  • Seyirlik oyunlar
  • Doğum, düğün, ölüm adetleri
  • Dinsel gelenekler
  • Halk müziği
  • Halk deyişleri, atasözleri
  • Halk edebiyatı
  • Halk sporları
  • Yemek ve mutfak sanatı
  • El sanatları
  • Zanaatlar
  • Batıl inanışlar
  • Çocuk oyunları
  • Ev mimarisi
  • Halk mimarisi
Rapor Et
Reklam
Eski 1 Eylül 2008, 06:51

Türk Halk Bilimi

#2 (link)
Bia
Ziyaretçi
Bia - avatarı
Türkiye’deki Halkbilim çalışmalarının tarihsel bağlamı nedir?

Türkiye’de ulus devlet süreci başlamadan evvel, diğer alanlarda, bu arada öteki bilim dallarında olduğu gibi, genelde, imparatorluk yapılanmasının, özelde ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun karakteri bu bilim dalına da yansıyordu ki, bu bilim dalı şüphesiz Osmanlı ile yaşıt değildi. İslami kesimde bu dinin halka yansımasını halk inançları olarak görüyoruz. Doğal olarak bu inancı taşıyanlar birliklerinde bazı inançları taşımış ve bazı inançları da geldikleri bu yeni topraklarda yaşar halde bulmuşlardı. Çevre ülkeleri halkları ile olan temaslar bu yapılanmayı zenginleştirirlerken, birlikte yaşanılan halkların farklı dinleri ve bunların karşılıklı etkileşimlerinin halka yansımaları da vardı. Halk inançları için yapılmaya çalışılan bu izah, halk kültürünün diğer dalları için de büyük ölçüde geçerlidir. Bu dönemde yapılan çalışmaları, özelde yapılmış çalışmalardan ziyade, sosyal bilimlerin diğer dallarında yapılmış çalışmaların ve edebiyat alanına giren ürünlerin içerisinde yer alan halk kültürü içerikli malzemeler olarak görebiliyoruz.

Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalar, ulus devlet amaçlı ve bu amaca yönelik diğer çalışmalara paralel bir yapılanma sergilemiştir. Fakültelere konunun ders olarak alınması, etnografya müzeleri, iller, bazen de ilçelerde dergilerin çıkarılması, Köy Enstitüleri eğitim programına az çok yansıması bu dönede rastlar. Bu dönem, halk bilimi çalışmalarından ziyade, konunun önemini anlama ve anlatabilme ile bu alanda malzeme toplama dönemidir.

Ulus devlet sürecinde, halk kültürünü araştırma ve sonuçlarını yansıtma. Uğraşlarına zamanla siyaset ve ideoloji de yansımıştır. Eğitim ve öğretimde batıya yönelirken, derlenilmiş malzemenin yorumu, büyük ölçüde Yunan medeniyeti ile izah edilmek istenilmiştir. 1990 dan sonra Yunan medeniyeti bağlantısı arayışı, yerini Türkistan’a bırakacaktır. Kırsal kesimden edinilen bulgular, sosyalist edebiyat akımlarına malzeme kaynaklığı yapar olmuşlardır. Anadili farklılığından doğan yerel kültür kesimleri de, belirli dergi ve derneklerinde kendilerine mahsus olduğuna inandıkları halk kültürü ürünlerini bulup çıkarmaya uğraşmışlardır. Bu tür kuruluşlar sadece halk kültürünü bulup yaşatabilmekle uğraşmıyor, aynı zamanda, siyasi- ideolojik iddia da taşıyorlardı. Bütün bunlar halkbilimi değildiler, ancak Türk halk biliminin bilinmesi gereken önemli ayrıntıları idiler. Bu tür arayışlar giderek, Türkiye’nin çok ulusluluğu iddialarına yol açabilecektir. Bu şekillenme, milli irade ile bir şekilde devlet yönetimine siyasi partilerin parti uygulamaları şeklinde yansıyacak ve kültür bakanlığının yapısı sürekli şekillenecektir. Bu şekillenme sadece iç dinamiklerin tesiri ile değil, dıştan gelen, giderek fırtınaya dönüşen rüzgârlardan da etkilenecektir.
Sovyetler Birliği’nin dağılması ile yaşanılan sonuçlar, Türkiye’ye halk kültürü itibariyle iki şekilde yansımıştı. Bunlardan birisi, yeni doğan bir kısın cumhuriyetlerin ana dillerinden hareketle, Türklüğün ve bu cumhuriyetlerin halkları ile olan akrabalığın halk kültürü boyutu idi. Türk dilli halkların halk kültürlerinin bir arada düşünülmeleri ve görüşülmeleri; bir anda bu alanda izlenilmiş metotları, üretici uzmanları ve onların eserlerini gündeme getirecekti. (Sovyetlerin ilk dönemlerinde halk kültürü çalışmalarına, halka rejimin propagandasını ulaştırmada yararlanmak üzere çok önem verildiğini ve fakat halk kültürü ortaklığından hareketle Türk kültürlü halkların tanış olup, tehdit oluşturmaları karşısında rota değiştirip, kültür politikalarında çark edildiği bilinmektedir.) Türkiye’de bu dönem, büyük çoğunluğu diğer Türk kültürlü kesimlerle birlikte yapılan yoğun bir sempozyum dönemini getirdi. Bu alandaki eserler aktarıldı veya yeni eserler basıldı. Bu birinci husustu. Diğer hususu ise, Türkiye Cumhuriyetinde çok sayıda az nüfuslu halklardan toplumlar vardı. Mesela, Kuzey Kafkasya halklarının hepsinin Türkiye’de uzantısı durumunda olan ve anadilleri Türkçe olmayan halklar vardı. Bunlar da, bulundukları ülkelerde yerel de olsa cumhuriyetlere sahiptiler. Kültürleri adına halk kültürünü de araştırıyorlardı. Bu çalışmaların Türkiye ye yansımamaları beklenemezdi.

Süper Gücün Ortadoğu’ya yerleşmesinden, bu coğrafyadaki etno sosyal yapılanmanın büyük aynilikler arz etmesi itibariyle, Türkiye’ye ve bu arada da halk kültürü çalışmalarına yansımaması da beklenilmemeli idi.

Türkiye’de yapılan halk bilimi çalışmalarında, bilhassa Cumhuriyet’ten sonra halk inançları çalışmaları karşısında hep, bir anlamda din adamı engellemesini görmüştür. İslam adına din görevlisi; bid’atı şirki ve hurafeyi, haklı olarak mücadelesi yapılması gereken hususlar olarak gündemine alırken; mistik folkloru veya folklorik İslam’ı ve bu arada halk inançları arasında yaşamakta olan halk bilimi malzemelerini yok edilebilmiştir.

Yaşar Kalafat
Rapor Et
Eski 9 Haziran 2012, 00:02

Cvp: Türk Halk Bilimi

#3 (link)
Bölüm Yetkilisi
Mavi Peri - avatarı
Türk Halk Bilimi

Bir ülkede yaşayan halkın gelenek ve göreneklerini, inanmalarını, töre ve törenlerini, müziğini, oyun ve danslarını, el sanatlarını, türkü, masal gibi edebiyat ürünlerini, araç-gereçlerini, kısacası kültür ve edebiyatını inceleyen bilim. Terim olarak İngilizce folk (halk) ve lore (bilim) sözcükleriyle yapılmış folklore'un tam karşılığıdır. Folklor terimi ilkin 1846'da W. John Thomas tarafından İngiltere'de ortaya atılmış, o güne değin bilim konusu sayılmayan ya da başka bilimlerin konu alanına giren olguları belli yöntemlerle inceleyen bağımsız bir bilim olarak gelişmiştir. Temelde etnoloji içinde, etnolojinin bir uzmanlık dalı biçiminde görülmekte, ama konuya yaklaşımı, olguları ele alışı ve değerlendirme yöntemleri bakımından etnolojiden ayrılmaktadır. Türkiye'de halkbilim çalışmaları 19. yüzyılın sonlarında başlamıştır denilebilir. Daha önce kimi yapıtlarda, halkbilimin konu alanına giren malzemenin bulunduğu görülür. Bunlar arasında en önemlisi ve en zengini Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lugati't Türk"üdür. Osmanlı dönemi Türk edebiyatında ise çeşitli konuların işlendiği mesneviler, özellikle şehrengizler, inanışlar, töre ve törenlerle yaşama biçimine ilişkin oldukça zengin bir malzemeyi içerirler. Ama bu malzeme, edebiyatta araç olarak kullanıldığından dağınıktır. Bu yolda ilk bilinçli çabalar Tanzimat döneminde görülür. Meşrutiyet döneminde dilcilerin, tarihçilerin, toplumbilimcilerin, edebiyat araştırmacılarının yürüttüğü halkbilim çalışmaları, Cumhuriyet'ten sonra bu alanda çalışan uzmanların yetişmesi, örgütlenmesi sonucu gelişti. Halkbilim çalışmalarını amaçlayan ilk örgüt olarak Türk Halk Bilgisi Derneği kuruldu (1927), bir de dergi çıkarıldı (Halk Bilgisi Mecmuası, 1928). Ama bu alandaki çalışmalar asıl halkevlerinin kuruluşuyla (1932) yoğunlaştı. Başta Ankara Halkevi'nin çıkardığı Ülkü dergisi olmak üzere çeşitli illerdeki halkevlerinin yayın organlarında halkbilimi konularına geniş ölçüde yer verildi, özellikle derleme çalışmaları özendirildi. 1938'de Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türkoloji Bölümü ders programına halk edebiyatı da alındı. Ama bu dersin siyasal nedenlerle 1948'de kaldırılması bilimsel çizgide gelişmeye başlayan Türk halkbilimi çalışmalarının üniversiteler dışında yürütülmesine yol açtı, 1950'den sonra halkevlerinin yine siyasal nedenlerle kapatılması da halkbilim çalışmalarını engelledi. Günümüzde halkbilim alanında artık bir uzmanlaşmaya gidildiği, bilimsel yöntemlerle sürdürülen çalışmaların arttığı gözlemlenmektedir. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Etnoloji Bölümü ders programında sınırlı olarak yer alan halkbilimi, Erzurum Atatürk, Hacettepe ve Boğaziçi üniversitelerinde halk edebiyatının, öğretim programına alınmasıyla yaygınlaşmıştır. Başlangıçta Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir enstitü olarak kurulan (1966), Kültür Bakanlığı'nın oluşturulmasıyla bu bakanlığa bağlanan Millî Folklor Araştırma Dairesi, halkbilimin bütün konu alanlarına eğilen bir çalışmayı başlatmıştır. Bunlar arasında üç cildi yayımlanan (1971-1975) Türk Folklor ve Etnografya Bibliyografyası'nın çıkarılması, I. Uluslararası Türk Folklor Kongresi'nin toplanması (1973) ve 1974'ten başlayarak bir Türk Folkloru Araştırmaları Yıllığı yayımlanması gibi süreli etkinlikler ile kitap yayınları sayılabilir.


MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.195 saniyede (77.79% PHP - 22.21% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 01:01
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi