Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Malazgirt Savaşı (Malazgirt Meydan Muharebesi)

Bu konu Satırlarla Türkiye forumunda Pollyanna tarafından 11 Mayıs 2006 (02:23) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
134455 kez görüntülenmiş, 8 cevap yazılmış ve son mesaj 14 Kasım 2013 (13:51) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.02  |  Oy Veren: 59      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 11 Mayıs 2006, 02:23

Malazgirt Savaşı (Malazgirt Meydan Muharebesi)

#1 (link)
SeVGi KeLeBeĞi..
Pollyanna - avatarı
Malazgirt Savaşı
Malazgirt Savaşı 26 Ağustos 1071 tarihinde Alp Arslan tarafından yönetilen Selçuklular ile Bizans İmparatorluğu arasında gerçekleşmiş, Bizans İmparatorluğu'nun yenilgisi ve İmparator 4. Romen Diyojen'in esir düşmesiyle sona ermiştir.

Arka Plan
1060'lar süresince Selçuklu Sultanı Alp Arslan Türk müttefiklerinin Ermenistan ve Anadolu'ya doğru göç etmesine izin verdi ve Türkler buralarda şehirleri ve tarım alanlarını yağmaladılar. 1064 yılında Ani'deki Ermeni başkentini ele geçirdiler. 1068 yılında Romen Diyojen Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar şehrini geri almasına rağmen yavaş ilerleyen askerleri hızlı Türk atlılarına yetişemedi. 1070 yılında Romen Diyojen, günümüzde Muş'un bir ilçesi olan Malazgirt'te Türklerce ele geçirilmiş olan bir Bizans kalesine doğru ikinci bir sefer düzenledi ve Alp Arslan'a bir anlaşma önerdi. Antlaşmaya göre Alp Arslan Urfa kuşatmasını sona erdirirse Romen Diyojen Koçhisar'ı geri verecekti. Romen Diyojen, bu antlaşmayı kabul etmediği durumda Alp Arslan'ı savaşla tehdit etti ve Alp Arslan'ın antlaşmayı kabul etmeyeceğini düşünerek ordusunu hazır hale getirdi, ki Alp Arslan da bu antlaşmayı reddetti.

Hazırlıklar
İlginç bir seçim olarak Romen Diyojen yanında eşlik etmesi için eski düşmanı olan Andronikos Dukas'ı getirmişti. Romen Diyojen en iyi generali olan Niceforos Botaniates'i, sadakatinden şüphe ettiği için (ki aslında Dukas'tan kesinlikle daha sadıktı) geride bırakmıştı. Bizans ordusu 5000 batıdan gelen ve yaklaşık bir o kadar da doğudan gelen Bizans askerinden; Roussel de Bailleul'e bağlı 500 Fransız paralı askerinden; biraz Türk, Bulgar ve Peçenek paralı askerlerinden, Antakya düküne bağlı askerlerden; yedek kuvvet olarak Ermeni askerlerinden; ve belli sayıda da imparatorluk muhafızlarından oluşuyordu. Türk kaynakları Bizans ordusunun boyutunu 200.000'e yakın gösterir. Diğer kaynaklarsa bu rakamı yaklaşık 40.000 olarak tahmin eder.
Anadolu üzerindeki yolculuk uzun ve zorlu geçmişti, ve Romen Diyojen'in ordusu İmparator'un lüks bir araba ile yolculuk etmesinden rahatsız olmuştu. Ayrıca Bizans halkı Diyojen'in Alman paralı askerlerinin gerçekleştirdikleri yağmalamalardan dolayı zarar görmüştü. Bundan dolayı da Romen Diyojen Almanlar'ın birliğinin dağıtıllmasını emretmek zorunda kalmıştı. Ordu ilk olarak Sivas'ta dinlendi ve Haziran 1071'de Erzurum'a vardı. Orada, Diyojen'in generallerinden bazıları Selçuklu bölgesine ilerlemeyi sürdürmeyi ve Alparslan'ı hazırlıksız yakalamayı teklif etti. Nikeforos Bryennius da dahil diğer generallerin bazıları da bulundukları yerde bekleyip pozisyonlarını güçlendirmeyi önerdi. Sonuç olarak ilerlemeye devam etme kararı verildi.
Diyojen, Alparslan'ın çok uzakta olduğunu veya hiç gelmeyeceğini düşünerek, ve Malazgirt'i ve hatta Malazgirt yakınındaki Ahlat kalesini hızlıca geri ele geçirebileceğini ümit ederek Van Gölü'ne doğru ilerledi. Ancak, Alparslan aslında Halep, Musul ve diğer bölgelerden gelen 30.000 atlı ile Ermenistan'daydı. Alparslan'ın casusları Diyojen'in nerede bulunduğunu tamı tamına biliyordu ama Diyojen bundan haberdar değildi. O Alparslan'ın hareketlerini hiç bilmiyordu.
Diyojen, generali John Tarchaneiotes'e bazı Bizans askerlerini ve İmparatorluk muhafızlarını alıp Peçenekler'e ve Fransızlar'a Ahlat kalesine doğru eşlik etmesini emretti. Kendisi de ordunun geri kalanıyla Malazgirt'e doğru ilerledi. Bu karar muhtemelen güçleri iki tarafta da 20.000 asker olacak şekilde ikiye böldü. Tarchaneiotes'e ve ordunun yarısına ne olduğu tam olarak bilinmese de, görünüşe göre Tarchaneiotes Selçuklular'la karşılaştı ve kaçtı. Daha sonra Malatya'da ortaya çıktı ve Malazgirt savaşında yer almadı.

Savaş
Diyojen, Tarchaneiotes'in kaybından haberdar değildi ve Malazgirt'e ilerlemeye devam etti, ve 23 Ağustos'ta orayı kolayca ele geçirdi. Ertesi gün Bryennius altındaki keşif birlikleri Selçuklu ordusunu tespit etti ve Malazgirt'e geri çekilmek zorunda kaldılar. Diyojen saldıranların Alp Arslan'ın tüm ordusu olduğuna inanmayarak Ermeni generali Basilaces'i birkaç atlı birliğiyle dışarı gönderdi; bunun üzerine gönderilen atlı birlikleri yok edildi ve Basilaces esir alındı. Ardından Diyojen ordusunu formasyona soktu ve sol kanadı Bryennius altına aktardı, ki o da hızlıca gelen Türkler tarafından neredeyse kuşatılıyordu ve bir kez daha geri çekilmek zorunda kaldı. Geceleyin ise Türkler yakınlardaki tepelerde saklandı ve Diyojen'in karşı saldırı yapma ihtimalini neredeyse yok ettiler.
25 Ağustos'ta, Diyojen'in bazı Türk paralı askerleri Selçuklular'la karşılaştılar ve Bizans ordusundan ayrıldılar. Aynı gün, Diyojen de bir Selçuklu elçisini reddetti ve Tarchaneiotes'i geri çağırmaya çalıştı, ancak tabii ki çevrede ondan herhangi bir ize rastlayamadı. O gün boyunca hiçbir çatışma yaşanmadı, fakat 26 Ağustos'ta Bizans ordusu düzgün bir savaş formasyonuna geçti ve sol kanatta Bryennius'un, sağ kanatta Theodore Alyates'in ve merkezde imparatorun birlikleri olmak üzere Türk mevzilerine doğru ilerlemeye başladı. Andronicus Ducas da yedek birlikleri artçı olarak yerleştirdi. Selçuklular ise yaklaşık dört kilometre ötede hilal formasyonunda duruyordu ve Alp Arslan güvenli bir mesafeden olayları izliyordu. Bizanslılar yaklaştıkça Selçuklu okçuları saldırmaya başladı, ve hilalin merkezi devamlı geriye doğru giderken kanatlar da Bizans ordusunu çevreleyecek şekilde ilerledi.
Bizanslılar okçu saldırılarına aldırmadan ilerledi ve Alp Arslan'ın kampını akşama doğru ele geçirdi. Ancak, okçu saldırısına en çok mağruz kalmış olan sağ ve sol kanatlar, Selçuklular'ı yakın dövüşe zorlamaya çalışırken neredeyse dağılıyordu. Buna karşın Selçuklu atlıları ise sadece geri çekiliyorlardı. Selçuklular'ın yakın dövüşten kaçındığını gören Diyojen, gece çökerken geri çekilme emri vermeye mecbur kaldı. Ancak, sağ kanatın generali Theodore emri yanlış anladı; ve Diyojen'in eski düşmanı Ducas, imparatorun geri çekilişini korumaktansa, kasıtlı bir şekilde imparatoru dinlemedi ve Malazgirt dışındaki kamplarına kadar geri çekildi. Selçuklular da Bizanslılar'ın bu karışıklığını fırsat bilerek saldırıya geçti. Bizanslılar'ın sağ kanadı bozguna uğradı ve kısa bir süre ardından sol kanat da bozguna uğradı. Bizanslılar'ın geri çekilmesinin ardından Selçuklular Diyojen'i bulup esir aldıklarında Diyojen yaralanmıştı. Alp Arslan, birkaç gün sonra Romen Diyojen'i kasıtlı olarak serbest bıraktı. İmparator başkentine döndüğünde bir isyanla karşılaştı ve isyanın sonucunda gözlerine mim çekildi.

Sonuç
  • Zafer Türk ordusunun oldu.
  • Romanos Diogenes tutsak edildi.
  • Anadolu Türklerin eline geçti.
  • Türkler ekonomik olarak güçlendiler.
  • Haçlı Seferleri başladı.
  • Anadolu sınırları dışında (İran, Azerbeycan, Horosan) yaşayan göçebe Türkler Anadolu'ya özellikle uc bölümlere (uc bölümler Türkler sınırları korumak için bazı Türk boylarını kendi sınırlarına gönderirilerdi, işte buna uc denmekteydi) yerleştiler (genelde Bbizans sınırına yerleştiler).
  • Türkler bulundukları yerleri geliştirdiler böylece kültürel zenginliği artan Anadolu Türk yurdu olmaya başladı.
Rapor Et
Reklam
Eski 24 Şubat 2008, 21:26

Malazgirt Meydan Muharebesi

#2 (link)
stromy
Ziyaretçi
stromy - avatarı
Uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek, Selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sevk ve idaresi altında Bizans sınırlarına yığılan Türkmen kütlelerinin, üstelik yayla iklimi ve bol otlaklariyle kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki Anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bir şey olamazdı.
Tuğrul Bey zamanından beri Azerbaycan ve Erran'da Bizans'a bağlı Ermeni, Gürcü ve Abhaz hükümdarlarının mağlûp edilmesi ve Gence, Ani, Kars gibi mühim strateji merkezlerinin ele geçirilmesi ile orta ve Kuzey Anadolu'ya doğru akınlar icrası hayli kolaylaşmış oluyordu. Yine bu yıllarda Gümüş-tigin, Afşin, Ahmedşah, Sâlar-i Horasan gibi bey ve kumandanların idaresindeki Türkmen boyları, Selçuklular'a tâbiiyeti kabûl etmiş küçük Arap hükûmetlerinin sıralandığı güney sınırlarından Anadolu içlerine akmaktaydı.
İlk bakışta intizamsız çeteler tarafından yapılmış gibi görünen bu akınlar hakikatte başıboş olmadığı gibi, esas gaye de sadece ganimet elde etmek değildi. Sultandan emir alan Türkmenler'in hücum noktaları gayet iyi tertiplenmiş, gidecekleri şehir ve kasabalar, uğrak mahalleri tesbit edilmişti. Tuğrul Bey'in, Alp Arslan'ın dikkat ve ısrarla tatbik edegeldikleri akınların daha ziyade askerî yönden ehemmiyetli yollarla, kalabalık Bizans kuvvetlerinin barınağı kaleler civarında teksif edildiği, tahrip müfrezelerinin mümkün mertebe az kayıpla düşman askerî yığınaklarını dağıtmaya çalıştıkları, erzak depolarına, harp malzemelerine karşı faaliyet gösterdikleri, sultanın umumî tâlimatına aykırı davrananların ağır takibata uğratıldığı bu harekâtta bütün faaliyetin belli plân dahilinde yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.
Nihayet kendilerine yeni bir yurt edinmek mecburiyeti ile savaşan Türkmenler'in ruhî durumlarını da unutulmamak gerekir. Sultanlar hassa ordulariyle imparatorluğun başka cephelerinde meşgul bulunurken, Türkmenler ve akıncılar, eski Türk harp usûlüne uygun tarzda, düşmanı yormak, direnme noktalarını hırpalamak, ahâliyi yıldırmaktan ibaret, gelecek istilâyı kolaylaştırıcı vazifelerini yapıyorlardı. Küçük çapta, fakat fasılasız olarak, yıllarca süren hazırlık devresinin tek hedefi Anadolu'yu almak ve onu Türk yurdu hâline getirmekti.
Böylece 1071'den önceki yıllarda, biri dikkati çekmeyecek derecede ufak gruplar hâlinde görülen Türkmen kütleleri, diğeri de eski parlaklığının artığıyle geçinmeğe mecbur bir heyûlâ, yâni Bizans İmparatorluğu olmak üzere iki kuvvet karşı karşıya gelmişti.
Hâdiselerin gelişmesi iki kuvvetten birinin diğerini mutlaka yok etmesini zarurî kılıyordu. Ya Bizans bütün doğu sınırları boyunca yükselen ve serpintilerini kendi içinde hissettiği bir istilâ çığını durduracak, yahut Anadolu üzerine gelen kuvvet oradaki devleti tamamen ezecekti. Malazgirt sahrası tarihin bu kesin mücadelesinin vukua geldiği yer olmuştur.
Rapor Et
Eski 10 Ekim 2008, 07:32

MALAZGİRT SAVAŞI

#3 (link)
Pragmatist Çılgın Zat...
CrasHofCinneT - avatarı
MALAZGİRT SAVAŞI (26 Ağustos 1071), Anadolu'nun Türk egemenliğine girmesinin başlangıcını oluşturan önemli bir savaştır.

Büyük Selçuklular Tuğrul Bey döneminden (1038-63) başlayarak Anadolu'ya birçok akın düzenlemiş, 1048'de Pasinler Ovası'nda Bi­zans ordusunu ağır bir yenilgiye uğratmışlardı (bak. Büyük Selçuklu Devleti). Doğu Ana­dolu'daki bazı önemli kalelerin Selçuklular'ın eline geçmesiyle sonuçlanan bu akınlar 1063'te Alp Arslan tahta geçtikten sonra da sürdü. Bölgedeki Bizans güçleri Türk akınla­rını önleyemediklerinden İmparator Romen Diyojen 1069'da sefere çıktı. Fırat Irmağı kıyılarına kadar ilerleyen Bizans ordusunun asıl amacı akınların merkezi durumundaki Ahlat Kalesi'ni geri almaktı. Ama Selçuklular bu kez Çukurova üzerinden Konya'ya kadar gelerek yol üzerindeki birçok kenti yağmala­yınca imparator geri dönmek zorunda kaldı. Akıncılar da geldikleri yoldan Suriye'ye doğ­ru çekildiler.

Tehlikenin büyüklüğünü gören Romen Di­yojen Selçuklular'ı kesin yenilgiye uğratmak amacıyla büyük bir ordu hazırladı ve 1071'de Doğu Anadolu seferini başlattı. Bu sırada Alp Arslan Suriye'de fetihlere girişmişti. Bi­zans imparatorunun Doğu Anadolu'ya doğru ilerlediğini öğrenince hemen geri dönerek Ahlat'a geldi. Bizans ordusunun Malazgirt Kalesi'ni alması üzerine buraya yönelen Alp Arslan önce elçiler göndererek barış önerdi. Ama ordusuna çok güvenen imparator bu öneriyi geri çevirdi. İki ordu Malazgirt yakın­larındaki Rahba düzlüğünde karşı karşıya geldiler. 200 bin kişilik Bizans ordusuna karşılık Selçuklu ordusu çoğu atlı 60 bin ask'erden oluşuyordu. Ama savaş deneyimi çok daha fazla olan Selçuklu ordusu çeşitli savaş taktikleriyle Bizans ordusunu önce şa­şırttı ve yordu, ardından da bir kuşatma harekâtına girişerek dağıttı. İmparator Ro­men Diyojen de tutsak düştü. Alp Arslan imparatora iyi davranarak Bizans'la kalıcı bir barış yapmak istedi. Romen Diyojen her yıl vergi ödemeyi, Bizans'ın elindeki Müslüman tutsakları salıvermeyi, başka düşmanlara kar­şı Selçuklular'a askeri yardımda bulunmayı ve Konstantinopolis'e (İstanbul) dönüp yeniden tahta çıkmayı başarırsa Antakya, Urfa, Mün-biç ve Malazgirt kalelerini Selçuklular'a bı­rakmayı kabul etti. Bu anlaşma üzerine ser­best bırakılan Romen Diyojen Konstantino­polis'e dönmeyi başaramadı. Bizans tahtını ele geçiren VII. Mikhael Dukas, Romen Diyojen'in yaptığı anlaşmayı tanımadığını açıklayınca Alp Arslan, Selçuklu beylerine Anadolu'yu ele geçirmeleri buyruğunu verdi. Kısa sürede Orta ve Doğu Anadolu'da Daniş-mendliler, Mengücekler, Saltuklular, Dilmaç­oğullan, İnaloğulları, Ahlatşahlar, Artuklu-lar gibi beylikler kuruldu. Suriye üzerinden harekete geçen Kutalmışoğlu Süleyman Şah da Orta ve Batı Anadolu'yu fethederek 1075'te Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurdu. Ayrıca bak. Alp Arslan; Anadolu Beylİkleri; anadolu selçuklu devleti.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Rapor Et
Eski 29 Mart 2009, 11:28

Malazgirt Savaşı

#4 (link)
Kutadgu
Ziyaretçi
Kutadgu - avatarı
Malazgirt Savaşı, 26 Ağustos 1071 tarihinde,Büyük Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen savaş. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Savaşı,Türklere Anadolu'nun kapılarını açan savaş" olarak bilinir.
1060'lar süresince Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan Türk müttefiklerinin Ermenistan ve Anadolu'ya doğru göç etmesine izin verdi ve Türkler buralarda şehirlere ve tarım alanlarına yerleştiler. 1068 yılında Romen Diyojen Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar şehrini geri almasına rağmen Türk atlılarına yetişemedi. 1070 yılında Türkler (Alp Arslan komutanlığında), günümüzde Muş'un bir ilçesi olan Malazgirt'te Manzikert (Bizans dilinde Malazgirt) ve Erciş kalelerini ele geçirdi. Daha sonra Türk ordusu Diyarbakır'ı (Amid) aldı ve bizans yönetimindeki Urfa'yı kuşattı. Ancak alamadı.Türk Beylerinden Afşin Beyi de güçleri arasına katıp Halep'i aldı. Alparslan Halep'de konaklarken Türk atlı birliklerinin bir kısmına ve Akıncı Beylere bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verdi. Bu sırada da Türk akınlarından ve son gelen Türk ordusundan çok rahatsız olan Bizanslılar tahta ünlü komutan Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen'de büyük bir ordu kurup Constantinopele'den (İstanbul) ayrıldı (13 mart 1071). Ordunun mevcudu 40000 ile 50000 arası tahmin edilir.

malazgirtfb2

Bizans ordusu düzenli Rum ve Ermeni birlikleri dışında ücretli Slav, Got, Frank, Gürcü, Uz, Peçenek, Kıpçak askerlerinden oluşuyordu. Ordu ilk olarak Sivas'ta dinlendi. Burada halkın çoşkuyla karşıladığı imparator halkın dertlerini dinledi. Şikayetler üzerinede şehrin ermeni mahallesini yıktırıp, bir kısmını öldürüp önderlerini şehirden sürdü. Haziran 1071'de Erzurum'a vardı. Orada, Diyojen'in generallerinden bazıları Selçuklu bölgesine ilerlemeyi sürdürmeyi ve Alp Arslan'ı hazırlıksız yakalamayı teklif etti. Nikeforos Bryennius da dahil diğer generallerin bazıları da bulundukları yerde bekleyip pozisyonlarını güçlendirmeyi önerdi. Sonuç olarak ilerlemeye devam etme kararı verildi.
Diyojen, Alp Arslan'ın çok uzakta olduğunu veya hiç gelmeyeceğini düşünerek ve Malazgirt'i, hatta Malazgirt yakınındaki Ahlat kalesini hızlıca geri ele geçirebileceğini ümit ederek Van Gölü'ne doğru ilerledi. Öncü kuvvetlerini Malazgirt'e gönderen imparator ana kuvvetleriyle yola çıktı. Bu sıradada Halep'te bulunan sultana elçiler göndererek kaleleri geri istedi. Elçileri Halep'te karşılayan Sultan teklifi reddetti. Mısır'a hazırladığı seferden vazgeçip Malazgirt'e doğru 50.000 kişilik ordusuyla yola çıktı. Casuslarının verdiği bilgiyle Bizans ordusunun büyüklüğünü bilen Alp Arslan Bizans İmparatorunun gerçek hedefinin İsfahan'a (bugünkü İran) girmek ve Büyük Selçuklu Devleti'ni yıkmak olduğunu sezdi.

Ordusundaki yaşlı askerilerin yolda kalmasına neden olan cebri yürüyüşüyle Erzen ve Bitlis yolundan Malazgirt'e varan Alparslan komutanlarıyla savaş taktiklerini görüşmek için Savaş Meclisini topladı. Romen Diyojen ise savaş planını hazırlamıştı. İlk saldırı Türklerden gelecek ve bu saldırıyı kırmaları durumundada karşı saldırıya geçeceklerdi. Alp Arslan ise Hilal Taktiği konusunda komutanlarıyla uzlaşmıştı.

suvarilertp6xp2
Kutadgu


Hilal Taktiginden bir görünüm

14zm3
Rapor Et
Eski 1 Aralık 2009, 20:26

Malazgirt Savaşı

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Türklerin Anadolu'da ilerlemesinden çekinen Bizanslılar, büyük bir hazırlık yaparak Doğu Anadolu'ya kadar geldiler. O sırada Suriye'de oian Alpaslan süratle geri dönerek 1071 yılında Malazgirt Ovası' nda kendinden 3-4 kat fazla Bizans ordusunu yendi. Bu savaşta Bizans ordusunda yer alan Peçenek ve Uzlar Selçukluların tarafına geçmişlerdir.
Selçuklu Sultanı Alp Arslan, 26 Ağustos 1071 Cuma günü, yanında komutanları Sanduk Bey, Trankoğlu, Bekçioğlu Afşin Bey, Uvakoğlu Çavlı Bey, Porsuk Bey, Artuk Bey,T utak, Yakuti (Alparslan’ın kardeşi), Gevherayin, Atsız, Arslantaş, Danişment Ahmed, Dilmaçoğlu Mehmed, Aksungur, Mengücük, Abdülmalikoğlu Muhammed ve Bozan Bey olduğu halde Malazgirt ovasındaydı. Sultan Alp Arslan 60.000 kişilik ordusuyla birlikte Cuma namazını kıldı.Sonra atının kuyruğunu düğümledi ve üzerinde beyaz (1) bir elbiseyle atına bindi. Bir tepe üzerinde (2) ordusuna şöyle diyordu:
-Beylerim!Yiğitlerim!İslama hizmet ve zafer için yarış eden gazilerim! İşte şehitlik kefenimi giydim! Allah için içinizde bir asker gibi savaşacağım. Eğer şehit olursam, bu beyaz elbisem kefenim olsun! O zaman oğlumuz Melikşah elbet başbuğdur.
Düşmanın sayısı çok, silahları fazla! Sayımız az, fakat Allah bizimle! Bütün müslümanların zafer için dua ettiği bu sırada, düşman üzerine saldırmak istiyorum. Ya zafer kazanırız veya şehit olarak Cennet’e gideriz. Bugün burada Sultan yoktur, ben de sizlerden biriyim. İsteyen dönüp gidebilir, haklarımızı onlara helal ettik, Cenab-ı Hak gazamızı mübarek eylesin!
Aynı günün akşamı 200.000 kişilik Bizans ordusu neredeyse yok edilerek savaş Türklerin zaferiyle bitmiş, Bizans İmparatoru Romanos Diogenes esir alınmıştı. Alp Arslan Diogenes’i karagahında ayakta karşıladı. Kurtuluş akçesi olarak 1.500.000 altın, yıllık 360.000 altın vergi, ihtiyaç halinde Selçuklu ordusuna 10.000 suvari askeri yardım karşılığında serbest bırakıldı.

Malazgirt Savaşı'nın sonuçları ve önemi
- İmparator Romen Diyojen esir edildi. Antlaşma yapılarak ülkesine gönderildi. Kızılırmak sınır oiarak belirlendi.
- Anadolu kapılan Türklere açıldı. Türkler kontrolü ele geçirdi.
- Bizansın İslâm dünyası üzerindeki baskısı sona erdi.
- "Türkiye Tarihi" başladı. Anadolu'da ilk Türk beylikleri kuruldu.


Dipnotlar
(1) Beyaz giymek, eski Türk geleneğinde düşmandan korkmadığını belirtme, düşmana meydan okuma anlamını taşırdı.

(2) Bu tepenin, Zeho ovası,sele kütlü köyü civarı, Grakül tepe olduğu sanılmaktadır.



Rapor Et
Eski 10 Ocak 2010, 14:08

Malazgirt Savaşı (Malazgirt Meydan Muharebesi)

#6 (link)
MeLiSSiA
Ziyaretçi
MeLiSSiA - avatarı
HAYAT-TARIH-GAZETESI-S-21-MALAZGIRT-SAVASI-TURKL__18396573_0

s94gx8



Malazgirt Savaşı
, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alp Arslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarını açan savaş" olarak bilinir.
1060'lar süresince Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan Türk müttefiklerinin Ermenistan ve Anadolu'ya doğru göç etmesine izin verdi ve Türkler buralarda şehirlere ve tarım alanlarına yerleştiler. 1068 yılında Romen Diyojen Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar şehrini geri almasına rağmen Türk atlılarına yetişemedi. 1070 yılında Türkler (Alp Arslan komutanlığında), günümüzde Muş'un bir ilçesi olan Malazgirt'te Manzikert (Bizans dilinde Malazgirt) ve Erciş kalelerini ele geçirdi. Daha sonra Türk ordusu Diyarbakır'ı (Amid) aldı ve Bizans yönetimindeki Urfa'yı kuşattı. Ancak alamadı. Türk Beylerinden Afşin Beyide güçleri arasına katıp Halep'i aldı. Alp Arslan Halep'de konaklarken Türk atlı birliklerinin bir kısmına ve Akıncı Beylere Bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verdi. Bu sıradada Türk akınlarından ve son gelen Türk ordusundan çok rahatsız olan Bizanslılar tahta ünlü komutan Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen'de büyük bir ordu kurup Konstantinopolis'den (İstanbul) ayrıldı (13 mart 1071). Ordunun mevcudu 40000 ile 50000 arası tahmin edilir. Matthew of Edessa Bizans ordusunun sayısını 1 milyon olarak veriyor.
Bizans ordusu düzenli Rum ve Ermeni birlikleri dışında ücretli Slav, Got, Frank, Gürcü, Uz, Peçenek, Kıpçak askerlerinden oluşuyordu. Ordu ilk olarak Sivas'ta dinlendi. Burda halkın çoşkuyla karşıladığı imparator halkın dertlerini dinledi. Şikayetler üzerine de şehrin Ermeni mahallesini yıktırıp, bir kısmını öldürüp önderlerini şehirden sürdü. Haziran 1071'de Erzurum'a vardı. Orada, Diyojen'in generallerinden bazıları Selçuklu bölgesine ilerlemeyi sürdürmeyi ve Alp Arslan'ı hazırlıksız yakalamayı teklif etti. Nikeforos Bryennius da dahil diğer generallerin bazıları da bulundukları yerde bekleyip pozisyonlarını güçlendirmeyi önerdi. Sonuç olarak ilerlemeye devam etme kararı verildi.
Diyojen, Alp Arslan'ın çok uzakta olduğunu veya hiç gelmeyeceğini düşünerek, ve Malazgirt'i ve hatta Malazgirt yakınındaki Ahlat kalesini hızlıca geri ele geçirebileceğini ümit ederek Van Gölü'ne doğru ilerledi. Öncü kuvvetlerini Malazgirt'e gönderen imparator ana kuvvetleriyle yola çıktı. Bu sıradada Halep'te bulunan sultana elçiler göndererek kaleleri geri istedi. Elçileri Halep'te karşılayan Sultan teklifi reddetti. Mısır'a hazırladığı seferden vazgeçip Malazgirt'e doğru 50.000 kişilik ordusuyla yola çıktı. Casuslarının verdiği bilgiyle Bizans ordusunun büyüklüğünü bilen Alp Arslan Bizans İmparatorunun gerçek hedefinin İsfahan'a (Bugünkü İran) girmek ve Büyük Selçuklu Devletini yıkmak olduğunu sezdi.
Ordusundaki yaşlı askerilerin yolda kalmasına neden olan cebri yürüyüşüyle Erzen ve Bitlis yolundan Malazgirt'e varan Alp Arslan komutanlarıyla savaş taktiklerini görüşmek için Savaş Meclisini topladı. Romen Diyojen ise savaş planını hazırlamıştı. İlk saldırı Türklerden gelecek ve bu saldırıyı kırmaları durumundada karşı saldırıya geçeceklerdi. Alp Arslan ise "Hilal Taktiği" konusunda komutanlarıyla uzlaşmıştı


ÖZETİ
Malazgirt Savaşı (1071)

- Türklerin Anadoiu'da ilerlemesinden çekinen Bizanslılar, büyük bir hazırlık yaparak Doğu Anadolu'ya kadar geldiler. O sırada Suriye'de oian Alpaslan süratle geri dönerek 1071 yılında Malazgirt Ovası' nda kendinden 3-4 kat fazla Bizans ordusunu yendi. Bu savaşta Bizans ordusunda yer alan Peçenek ve Uzlar Selçukluların tarafına geçmişlerdir.

Malazgirt Savaşı'nın sonuçları ve önemi

- İmparator Romen Diyojen esir edildi. Antlaşma yapılarak ülkesine gönderildi. Kızılırmak sınır oiarak belirlendi.
- Anadolu kapılan Türklere açıldı. Türkler kontrolü ele geçirdi.
- Bizansın islâm dünyası üzerindeki baskısı sona erdi.
- "Türkiye Tarihi" başladı. Anadolu'da ilk Türk beylikleri kuruldu.
Rapor Et
Eski 28 Ağustos 2011, 00:44

Malazgirt Savaşı

#7 (link)
>
AndThe_BlackSky - avatarı
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Malazgirt Meydan Muharebesi

300px-131_Bataille_de_Malazgirt
Malazgirt Muharebesi: Giovanni Boccacio'nun De Casibus Virorum Illustrium adlı eserinin Fransızca çevirisinden alıntı.Tarih26 Ağustos1071 (940 yıl, 0 gün önce.)BölgeMalazgirt, Bizans Ermenistanı

Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoruIV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "TürklereAnadolu'nun kapılarını açan temsili savaş" olarak bilinir.
1060'lar süresince Büyük SelçukluSultanı Alp Arslan Türk müttefiklerinin Ermenistan ve Anadolu'ya doğru göç etmesine izin verdi ve Türkler buralarda şehirlere ve tarım alanlarına yerleştiler. 1068 yılında Romen Diyojen Türklere karşı bir sefer düzenledi, fakat Koçhisar şehrini geri almasına rağmen Türk atlılarına yetişemedi. 1070 yılında Türkler (Alparslan komutanlığında), günümüzde Muş'un bir ilçesi olan Malazgirt'te Manzikert (Bizans dilinde Malazgirt) ve Erciş kalelerini ele geçirdi. Daha sonra Türk ordusu Diyarbakır'ı aldı ve Bizans yönetimindeki Urfa'yı kuşattı. Ancak alamadı. Türk Beylerinden Afşin Beyi de güçleri arasına katıp Halep'i aldı. Alp Arslan Halep'de konaklarken Türk atlı birliklerinin bir kısmına ve Akıncı Beylere Bizans şehirlerine akınlar düzenlemesine izin verdi. Bu sırada da Türk akınlarından ve son gelen Türk ordusundan çok rahatsız olan Bizanslılar tahta ünlü komutan Romen Diyojeni çıkardılar. Romen Diyojen'de büyük bir ordu kurup Konstantinopolis (bugünkü İstanbul)'ten ayrıldı(13 mart 1071). Ordunun mevcudu 200.000 olarak tahmin ediliyor.Matthew of Edessa adlı 12. yüzyılda yaşamış bir Ermeni tarihçi Bizans ordusunun sayısını 1 milyon olarak veriyor.
Bizans ordusu düzenli Rum ve Ermeni birlikleri dışında ücretli Slav, Got, Alman, Frank, Gürcü, Uz, Peçenek, Kıpçak askerlerinden oluşuyordu. Ordu ilk olarak Sivas'ta dinlendi. Burada halkın çoşkuyla karşıladığı imparator halkın dertlerini dinledi. Halkın Ermeni taşkınlık ve barbarlığından yakınmaları üzerine kentin Ermeni mahallelerini yıktırdı.Pekçok Ermeniyi öldürüp, önderlerini sürgüne yolladı.Haziran 1071'de Erzurum'a vardı. Orada, Diyojen'in generallerinden bazıları Selçuklu bölgesine ilerlemeyi sürdürmeyi ve Alp Arslan'ı hazırlıksız yakalamayı teklif etti. Nikeforos Bryennios da dahil diğer generallerin bazıları da bulundukları yerde bekleyip pozisyonlarını güçlendirmeyi önerdi. Sonuç olarak ilerlemeye devam etme kararı verildi.
Diyogen, Alp Arslan'ın çok uzakta olduğunu veya hiç gelmeyeceğini düşünerek, ve Malazgirt'i ve hatta Malazgirt yakınındaki Ahlat kalesini hızlıca geri ele geçirebileceğini ümit ederek Van Gölü'ne doğru ilerledi. Öncü kuvvetlerini Malazgirt'e gönderen imparator ana kuvvetleriyle yola çıktı. Bu sıradada Halep'te bulunan sultana elçiler göndererek kaleleri geri istedi. Elçileri Halep'te karşılayan Sultan teklifi reddetti. Mısır'a hazırladığı seferden vazgeçip Malazgirt'e doğru 50.000 kişilik ordusuyla yola çıktı. Casuslarının verdiği bilgiyle Bizans ordusunun büyüklüğünü bilen Alp Arslan Bizans İmparatorunun gerçek hedefinin İsfahan'a (Bugünkü İran) girmek ve Büyük Selçuklu Devletini yıkmak olduğunu sezdi.
Ordusundaki yaşlı askerilerin yolda kalmasına neden olan cebri yürüyüşüyle Erzen ve Bitlis yolundan Malazgirt'e varan Alp Arslan komutanlarıyla savaş taktiklerini görüşmek için Savaş Meclisini topladı. Romen Diyojen ise savaş planını hazırlamıştı. İlk saldırı Türklerden gelecek ve bu saldırıyı kırmaları durumunda da karşı saldırıya geçeceklerdi. Alp Arslan ise "Hilal Taktiği" konusunda komutanlarıyla uzlaşmıştı.

Muharebe
26 Ağustos Cuma sabahı çadırından çıkan Alp Arslan Malazgirt'le Ahlat arasındaki malazgirt ovasında, kendi ordugahının 7-8 km uzağında, ovaya yayılmış durumdaki düşman birliklerini gördü. Savaşı önlemek için imparatora elçiler göndererek Sultan barış önerisinde bulundu. İmparator, Sultanın bu önerisini ordusunun büyüklüğü karşısında bir korkaklık olarak yorumladı ve öneriyi reddetti. Gelen elçileri de kovdu.
Düşman ordusunun büyüklüğünün kendi ordusunun 3-4 katı büyüklüğünde olduğunu gören Sultan Alp Arslan savaştan sağ çıkma ihtimalinin düşük olduğunu sezdi. Askerlerinin de hasımlarının sayı fazlalığı karşısında tedirginliğe düştüğünü farkeden Sultan eski bir Türk töresi uyarınca kefene benzeyen beyaz kıyafetler giydi. Atının da kuyruğunu bağlattı. Yanındakilere Şehit olduğu taktirde vurulduğu yere gömülmesini vasiyet etti. Komutanlarının savaş alanından kaçmayacağını anlayan askerlerin maneviyatı arttı. Askerlerinin Cuma namazına İmamlık eden Sultan atına binip ordusunun önüne çıkıp moral yükseltici ve maneviyat artırıcı kısa ve etkili bir konuşma yaptı. Allah'ın Kur'an'da zafer vaadettiği ayetleri okudu. Şehitlik ve Gazilik makamlarına erişileneceğini söyledi. TamamıMüslüman olan ve büyük çoğunluğu Türklerden oluşan Selçuklu ordusu savaş pozisyonuna geçti.
Bu sırada Bizans ordusunda dinsel ayinler yapılmakta ve Papazlar askerleri kutsamaktaydı. Romen Diyojende eğer bu savaşı kazanması durumunda (ki buna inancı tamdı ününün ve saygınlığının artacağından emindi. Bizans'ın eski ihtişamlı günlerine döneceğini hayal ediyordu. En ihtişamlı zırhını giydi ve inci beyazı atına bindi. Ordusuna zafer durumunda büyük vaatlerde bulundu.Tanrı tarafından şeref, şan, onur ve kutsal savaş sevapları verileceğini duyurdu. Alp Arslan savaşı kaybetmesi durumunda her şeyini ve atalarından miras kalan Selçuklu devletini de kaybedeceğini çok iyi biliyordu. Romen Diyojen ise savaşı kaybetmesi halinde devletinin çok büyük güç, prestij ve toprak kaybedeceğini biliyordu. Her iki komutan da kaybetmeleri durumunda öleceklerinden emindi.
Romen Diyojen ordusunu geleneksel Bizans askerî kaidelerine göre düzenlemişti. Ortada birkaç sıra derinlikte çoğu zırhlı, piyade birlikleri ve bunların sağ ve sol kollarında süvari birlikleri yerleştirilmişti. Romen Diyojen merkeze; General Bryennios sol kanata ve Kapodokyayalı General Alyattes ise sağ kanata komuta ediyordu. Bizans ordusunun gerisinda büyük bir rezerv bulunuyordu ve bu özellikle taşra eyaletlerinde nüfuzlu kişilerin özel ordularının mensuplarından oluşuyordu. Geri rezerv ordusunun komutanı olarak genç Andronikos Doukas seçilmişti. Romen Diyojen'in bu tercihi biraz şaşırtıcı idi; çünkü bu genç komutan eski imparatorun yeğeni ve Caesar Yannis Doukas'ın oğlu olup, bu kişiler açıkca Romen Diyojen'in imparator olmasının aleyhindeydiler.
Savaş öğle saatlerinde Türk atlılarının toplu ok saldırısına geçmesiyle başladı.Türk ordusunun çok büyük bir çoğunluğu atlı birliklerden oluştuğundan ve nerdeyse hepsinde de ok olduğundan bu saldırı Bizanslılarda önemli miktarda asker kaybına neden olmuştu. Ama yine de Bizans Ordusu saflarını bozmaksızın korudu. Bunun üzerine ordusuna yanıltıcı bir çekilme buyruğu veren Alp Arslan gerilerde gizlediği küçük birliklerinin tarafına doğru çekilmeye başladı. Bu gizlediği birlikler az miktarda organize olmuş askerlerden oluşuyordu. Türk ordusunun arka saflarında bir Hilal biçiminde yayılmışlardı. Türklerin hızlıca çekildiğini gören Romen Diyojen Türklerin saldırı gücünü yitirdiğini ve sayıca fazla olan Bizans ordusundan korktukları için kaçtıklarını düşündü. En baştan beri Türkleri yeneceğine inanmış imparator bu bozkır taktiğine kanıp kaçan Türkleri yakalamak için ordusuna Saldır buyruğu verdi.Çok az zırhları olduğu için hızlıca geri çekilebilen Türkler, zırh yığınına dönmüş Bizans süvarileri tarafından yakalanamayacak kadar hızlıydı. Ancak buna rağmen Bizans ordusu Türkleri kovalamaya başladı. Yan geçitlerde pusu kurmuş Türk okçuları tarafından ustaca vurulan ama buna aldırmayan Bizans ordusu saldırıya devam etti. Türkleri iyice kovalayıp yakalayamayan, üstüne bir de çok yorulan (üstlerindeki ağır zırhların etkisi büyüktü) bizans ordusunun hızı durma noktasına geldi. Türkleri büyük bir hırsla kovalayan ve ordusunun yorulduğunu anlayamayan Romen Diyojen yine de takip etmeye çalıştı. Ancak bulundukları mevziden çok ileri gittiklerini ve çevreden saldıran Türk okçularını görüp kuşatıldığını çok geç zamanda anlayan Diyojen geri çekilme buyruğu verme ikilemindeydi. Tam da bu ikilemdeyken geri çekilen Türk süvarilerinin yönlerini tam Bizans ordusu üzerine geçip hücuma kalkmaları ve geri çekilme yollarının da Türkler tarafından kapatıldığını gören Diyojen paniğe kapılarak 'Çekil' buyruğu verdi. Ancak ordusu çevrelerindeki Türk hatlarını yarıncaya kadar yetişen Türk ordusunun ana kuvvetleri Bizans ordusunda tam bir panik başlattı. Kaçmaya kalkan generalleri görüp daha da paniğe kapılan Bizans askerleri en büyük savunma güçleri olan zırhlarını da atıp kaçmaya çalıştı. Bu sefer de ustaca kılıç kullanan Türk kuvvetleriyle eşit duruma düşüp büyük çoğunluğu yok oldu.
Türk Soyundan gelen Uzlar, Peçenekler ve Kıpçaklar; Afşin Bey, Artuk Bey,Kutalmışoğlu Süleyman Şah gibi Selçuklu komutanları tarafından verilen Türkçe emirlerden etkilenen bu süvari birlikleri de soydaşlarının yanına katılınca Bizans ordusu süvari gücünün önemli bir kısmını kaybetti. Sivas'ta soydaşlarına yaptıklarının acısını çıkartmak isteyen Ermeni askerleri herşeylerini bırakıp savaş alanından kaçınca Bizans ordusu için durumun vahameti arttı.
Ordusunun dağıldığını ve komuta etme olanağının kalmadığını gören Romen Diyojen yakın birlikleriyle kaçmaya kalktıysa da artık bunun imkânsız olduğunu gördü. Sonuçta tam bir bozgun havasına giren Bizans ordusunun büyük bölümü akşam hava kararıncaya kadar yok edildi. Kaçamayıp sağ kalanlar teslim oldular. En sonuna kadar mertçe savaşan imparator omzundan yaralı olarak ele geçirildi.
Tüm dünya tarihi için büyük bir dönüm noktası niteliğinde olan bu savaş zafer kazanan komutan Alp Arslan'ın yenik İmparator IV. Romen Diyojen'le antlaşma yapmasıyla son buldu. İmparatoru bağışlayan ve ona iyi davranan Sultan antlaşmaya göre İmparatoru serbest bıraktı. Antlaşmaya göre imparator kendi fidyesi için 1.500.000 dinar, vergi olarak da her yıl 360.000 dinar ödeyecek ayrıca Antakya Urfa,Ahlat ve Malazgirt'i de Selçukluya bırakacaktı. Tokat'a kadar kendisine verilen Türk birliği eşliğinde Konstantinopolis'e doğru yola çıkan imparator Tokat'ta toplayabildiği 200.000 kadar dinarı kendisiyle birlikte gelen Türk birliğine verip Sultan'a doğru yola çıkardı. Tahta kendi yerine VII. Mikhail Dukas'ın çıktığını öğrendi.
Romen Diyojen ise geri dönmekte iken Anadolu'ya dağılmış ordunun kalanlarından derme çatma bir ordu düzenlemiş ve kendisini tahttan indirenlerin ordularına karşı iki çatışma yapmıştır. Her iki muharebede yenilerek Kilikya'da bir küçük bir kaleye çekildi. Orada teslim oldu; keşiş yapıldı; katır üzerinde Anadolu'dan geçirildi; gözlerine mil çekildi; Proti (Kinalıada)'daki manastıra kapatıldı ve orada birkaç gün içinde yaraları ve enfeksiyon nedeni ile öldü.

Romanos Diogenes'in esareti

200px-BnF_Fr232_fol323_Alp_Arslan_Romanus
Alp Arslan İmparator Romen Diyojen'i rezil ederken. Boccaccio'nun De Casibus Virorum Illustrium eserinin 15. Yüzyıl'da resmedilmiş bir Fransız çevirisi.

İmparator IV. Romanos(Romen Diyojen) Alp Arslan'ın huzuruna çıkarılınca, Alp Arslan ile aralarında şu dialog gerçekleşmiştir:
Alp Arslan: "Eğer ben senin önüne esir olarak getirilseydim ne yapardın?" Romanos: "Ya öldürürdüm, ya da zincire vurup Konstantinopolis sokaklarında gezdirtirdim." Alp Arslan: "Benim vereceğim ceza çok daha ağır. Seni affediyorum, ve serbest bırakıyorum."
Alp Arslan ona makul bir naziklikle muamele etti ve ona savaştan önce de yaptığı gibi barış antlaşması önerdi.
Romanos bir hafta boyunca Sultan'ın esiri olarak kaldı. Cezası sırasında, Sultan şu diyarların teslim olması karşılığında Romanos'a Sultan'ın masasında yemek yemek izni verdi: Antakya, Urfa, Hierapolis (Pamukkale yakınlarında bir kent) ve Malazgirt. Bu antlaşma hayatî önem taşıyan Anadolu'yu sağlama alacaktı. Alp Arslan Romanos'un hürriyeti için 1.5 milyon altın istedi, fakat Bizans bir mektupla bunun çok fazla olduğunu belirtti. Sultan da 1.5 milyon istemek yerine her yıl toplam 360.000 altın isteyerek kısa-vadeli harcamalarını kesmiş oldu.Sonunda, Alp Arslan Romanos'un kızlarından birisiyle evlendi. Sonra Sultan Romanos'a bir sürü hediyeler verdi ve Konstantinopolis yolunda onun yanına eskort olarak iki komutan ve yüz adet Memlük askeri verdi. İmparator planlarını yeniden kurmaya başladıktan sonra, otoritesinin sarsılmış olduğunu gördü. Özel muhafızlarına zam vermesine karşın Doukas ailesine karşı savaşlarında üç kez yenildi ve tahttan indirilip, gözleri çıkartılıp Proti adasına sürüldü; az bir vakit sonra gözleri kör edilirken bulaşan bir enfeksiyon sonucu öldü. Romanos savunmak için çok çaba sarf ettiği Anadolu'ya son ayak bastığında yüzü yara bere içindeyken eşeğe bindilip gezdirilmişti.

Sonuç
VII. Mikhail Dukas, Romanos Diyojen'in imzaladığı antlaşmanın geçersiz olduğunu ilan etti. Bunu haber alan Alparslan da ordusuna ve Türk Beylerine Anadolu'nun fethi emrini verdi. Bu emir doğrultusunda Türkler Anadolu'yu fethe başladılar. Bu saldırılarda sonu Haçlı Seferleri ve Osmanlı İmparatorluğu'na varacak bir tarihi süreci başlamıştır.
Bu savaş, Anadolu'nun Türklerin eline geçmesi için, savaşçı olan Türklerin, eski CihadAkınlarını tekrar başlatacağını gösteriyordu. Abbasiler döneminde biten bu akınlar, Avrupayı İslam tehdidinden kurtarmıştı. Ancak Anadolu'yu ele geçiren ve Hıristiyan Avrupa ile Müslüman Ortadoğu arasında tampon bölge oluşturan Bizans devletinin çok büyük bir güç ve toprak kaybına neden olan Türkler, aradaki bu bölgeyi ele geçirerek Avrupa'ya başlayacak yeni akınların habercisi oluyordu. Ayrıca İslam dünyasında büyük bir birlik sağlamış olan Türkler bu birlikteliği Hıristiyan Avrupa'ya karşı kullanacaktı. Bütün İslam dünyasının Türklerin önderliğinde Avrupa'ya akın başlatmalarını önceden gören Papa, önlem olarak Haçlı seferlerini başlatacak ve bu da kısmi olarak işe yarayacaktı. Ancak yine de Türklerin Avrupa'ya yaptığı akınları durduramayacaktı. Malazgirt savaşı, Türklere Anadolununkapılarını açan savaş olarak bilinir.
Rapor Et
Eski 20 Ağustos 2013, 19:05

Malazgirt Savaşı (Malazgirt Meydan Muharebesi)

#8 (link)
MsXTeam
Mira - avatarı
Malazgirt Savaşı
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

26 Ağustos 1071 tarihinde Selçuklu Sultanı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romanos Diogenis arasında yapılan meydan savaşı. Türklere Anadolu'yu açması bakımından Türk tarihi içinde çok önemli bir yeri olan Malazgirt Meydan Savaşı, Selçuklu Devleti'nin batıya dönük fetih siyasetinin en önemli dönüm noktalarından biridir. 1040 Dandanakan Savaşı'ndan sonra daha Tuğrul Bey döneminde başlayan Anadolu'ya akınlar, Bizanslıların direnmesi ile karşılaşıyordu.

Bizans'ın, Kayseri, Malatya gibi ileri kalelerini sistemli bir şekilde düşürme ve yıpratma akınları, 1067'de Afşin Bey komutasındaki bir Selçuklu ordusunun Nikiforos Botaniates komutasındaki Bizans ordusunu bozguna uğratmasıyla Bizans için ciddî bir tehlike oluşturdu. O sırada Bizans tahtında oturan İmparatoriçe Eudoksiya, Doğu'dan gelen Türk tehlikesini önlemek için başarılı General Romanos Diogenis ile evlendi ve onu imparator ilân etti. Türkleri durdurmak için Diogenis'in yolladığı ordular başarılı olamayınca imparator, kendisinin komuta edeceği büyük bir Bizans ordusunu hazırladı ve 13 Mart 1071'de İstanbul'dan ayrıldı.

Bizans ordusunda, Bizanslılardan başka Franklar, Normanlar, Slavlar, Gürcüler hatta Müslüman olmayan Peçenekler, Uzlar gibi Türk kavimleri de vardı. Bizans ordusunun mevcudu 200.000 kişiyi bulmuştu; ayrıca büyük bir mancınık, 3.000 araba ile taşınan ağırlıklar vardı. Alparslan 50.000 kişilik iyi eğitilmiş ordusuyla Malazgirt Kalesi önünde düşmanı beklemeye başladı. Bu yer Van Gölü'nün 45 km kadar kuzeyinde bulunuyordu. 26 Ağustos sabahı iki ordu, karşılıklı olarak 7-8 km mesafede yer aldılar. Öğleden hemen sonra başlayan savaşta, Bizans ordusunun merkezinde imparator, sağ cenahta Nikiforos Briennios, ihtiyatta Prens Andronikos bulunuyordu. Savaşın ilk anlarında Bizans ordusunda yer alan Peçenek ve Uzlar saf değiştirerek soydaşlarının yanında yer aldılar.

Türklerin yoğun ok hücumundan sonra merkez tarafı sahte bir geri çekiliş yaptı; buna kanan imparator bütün gücüyle yüklendi. Akşama doğru oldukça ilerleyen ve kapanan Türk kanatlarının arasında kalan Bizans ordusu kısmen imha edildi. Geriye kalanlar, imparator da dahil olmak üzere teslim olarak canlarını kurtardılar. Bizans'ın Urfa, Antakya dolaylarını vermesi, ağır bir savaş tazminatı ödemesi karşılığında Romanos Diogenis ile barış antlaşması yapıldı ve imparator sarbest bırakıldı. Ancak bu antlaşmanın hiçbir şartı yerine getirilmediğinden Türk fetihleri aralıksız sürdü.
Rapor Et
Eski 14 Kasım 2013, 13:51

Malazgirt Savaşı (Malazgirt Meydan Muharebesi)

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Malazgirt:

Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır.

Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş" olarak bilinir.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.485 saniyede (88.46% PHP - 11.54% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 10:07
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi