| | #1 (mesaj-linki) |
Medyada Türkiye'den Siyasi/Askeri Haberler İŞTE HER YÖNÜYLE GENELKURMAY BAŞKANI ÖZKÖK!.. Özkök, anlattığı fıkradaki anlayışı yaşama geçirmişti. Yola çıkarken donanımını iyi düzenlemiş, hedefini doğru çizmişti. Yaşamı boyunca "beş altın ilke" oluşturmuş, şaşmadan izlemişti: Yılmadan çalışma, titizlik, doğruluk, azim ve sabırla takipçilik, detaycılık. 27 Ağustos 2006 Pazar 09:59 Dört yıllık Genelkurmay Başkanlığı dönemi sona eren Orgeneral Hilmi Özkök (66), emekliye ayrılıyor. Yarın yapılacak devir teslim töreninin ardından 47 yıldır giydiği üniformasını çıkarıp köşesine çekilecek. İki yıl kendisini unutturacağını söyleyen Özkök’ün Genelkurmay Başkanlığı sırasında Türkiye, Irak’a asker gönderme tezkeresi krizini, Kuzey Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi olayını yaşadı. Özkök, kuvvet komutanı bile olsa hakkında yolsuzluk iddiası olan subayların yargılanmasına izin vererek farklı bir Genelkurmay Başkanı portresi çizdi. Demokrasilerde askerin yerini bilen ve ona göre davranan Özkök, AKP’ye karşı "kodu mu oturtmadığı", yeterince sert çıkmadığı için eleştiri aldı. Baba Halil Bey, suyu arayan adamdı. Artezyen kuyusu kazar, sıhhi tesisatçılık yapardı. Adını aldığı dedesi Hilmi Bey ise öğretmendi. 4 Ağustos 1940’ta Manisa’da doğdu. Üç yıl sonra annesini kaybedince, dedesi onu himayesine aldı. Yeniden evlenen Halil Bey’e bırakmadan kendi evinde büyüttü torununu. Turgutlu’nun Yiğitler Mahallesi’nde geçti çocukluğu. Beş kardeşin en büyüğü olan Hilmi Özkök’ün en yakın arkadaşları Erdinç Irgıt ve Selami Taşçı’ydı. Üç arkadaş, sokakta çelik çomak oynar, kapıları taşlayıp kaçardı. Bahçelerden çaldıkları erikleri ağaç tepelerine saklanıp yemek en büyük zevkleriydi. Güvercin besliyorlardı. Bir gün kuluçkadakilerden biri öldü. Ne yapacaklarını bilemediler. "Yumurtaları dut ağacındaki kumru yuvasına koyalım" dedi biri. Uğraşıp didinip koydular da. Ama kumru, yumurtadan çıkan farklı renkteki yavruları görünce yuvadan attı. Küçük Hilmi ve arkadaşları çok üzüldüler bu olaya. İLKOKULDA 542 HİLMİ Okul çağı geldiğinde Muallim Hilmi Bey, torununu evinin yakınındaki İsmet Paşa İlkokulu’na yazdırdı. 542 numarayla okuduğu okulunun adı Demokrat Parti iktidara gelince "Namık Kemal İlkokulu" olarak değiştirildi. Çalışkan bir öğrenciydi. Akşamları, gaz lambası ışığında ödevlerini yapardı. Yaz aylarını sokaklarda oynayarak, dedesinin bağında çalışarak geçiriyordu. Sıcaklar bastırdığında arkadaşlarıyla dereye koşardı. Bir gün yüzerken 100-150 metre kadar uzağında dinamit patlattı birileri. Suyun yüzü ölü balıklarla kaplandı. Arkadaşları balık toplamaktan çekindi. Eve götürseler, dereye gittikleri anlaşılacaktı. O, rahatça topladı, balıklarla evinin yolunu tuttu. Muallim Hilmi Bey sevgisini, şefkatini esirgemediği torununu serbest bırakıyordu böyle konularda. MEKTUP DAYANIŞMASI "Büyüyünce ne olmak istiyorsun" sorusuna cevabı kısaydı: "Okumak" Özel bir seçimi yoktu. Dedesinin yönlendirmesiyle Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ne girdi. Yine başarılı öğrenciler arasındaydı. Çalışkanlığı sayesinde üstçavuş oldu. Nöbetçi subaya tekmil vermek onun göreviydi. Sınıfta sözü geçerdi. Aynı sınıftaki mahalle arkadaşı Erdinç’i, çevredeki zalimce şakalarından kurtarmak hep ona düştü. Turgutlu’dan gelen diğer yedi arkadaşını da hep o korudu. Askeri lisede öğrencilerin mektupları okunup kontrol edilerek veriliyordu öğrencilere. Bu uygulamadan rahatsızdı. Bursa’daki eniştesinin evini mektup adresi seçti. Hafta sonları, okuldan çıkınca ilk iş mektuplarını alıyordu. Yakın arkadaşlarının mektupları da oraya geliyordu. Dayanışmayı mektup adresi konusunda da sürdürüyordu. TEKNOLOJİDE BECERİKLİ Bursa’da askeri lisede okurken edindiği alışkanlığı, Harp Okulu için Ankara’ya gittiğinde de sürdürdü. Her tatilde hiç aksatmadan Manisa’ya ve Turgutlu’ya gitti. Mahalle arkadaşlarına uğramadan, sevdiği ilçenin sokaklarında dolaşmadan edemedi. Ailesine, kardeşlerine çok düşkündü. Aynı zamanda teknolojiye, elektroniğe meraklıydı. Turgutlu’ya geldiği günlerde radyo tamircisine uğrar, iflah olmayan radyoları toplayıp eve götürürdü. Onları kısa sürede eskisinden daha iyi hale getirip tamirciye iade ederdi. Radyo tamiri hobisiydi, zevkle yapıyordu. Harp Okulu’ndaki arkadaşları onun için "O hep birinciydi" derken, mezuniyet numarasına dikkat çekiyorlar: "Sicil numarası da 1959-1’dir." Bu numara 1959 mezunlarının birincisi olduğunu gösteriyor. İLK GÖREV ERZURUM’DA 1961 yılında Topçu Okulu’ndan mezun olduktan sonra ilk görev yeri Erzurum’du. Üsteğmen olarak burada göreve başlarken artık yalnız değildi. Turgutlu eşrafından Ali Moralı’nın kızı Özenç ile evlenmişti. Özenç Hanım, fen bilgisi öğretmeniydi. Biri kız, diğeri erkek, iki çocukları oldu. Topçu birliklerinde 1970 yılına kadar batarya subaylığı, komutanlığı yaptıktan sonra 1972’de Kara Harp Akademisi’nden mezun oldu. Kısa süre içinde kurmay subay olarak karargaha adım attı. Önce NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı Özel Silahlar Şubesi’nde, ardından da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı SHAPE’in Plan ve Prensipler Dairesi’nde görev yaptı. Hızla yükselmeye başladı. Daha albayken dikkat çeken, mesleğinin zirvesine çıkacağı söylenen bir subaydı. NATO Savunma Koleji’ni de bitirince 1984’te tuğgeneralliğe terfi etti. 1988’de tümgenerallik, 1992’de korgenerallik geldi. GİZLİ SİLAHI RUSÇA 1995’e kadar Brüksel’de NATO Türk Askeri Temsil Heyet Başkanlığı yaptı. Bu dönemdeki müzakerelerde müthiş sabırlı, istediğini koparana kadar inat eden çetin ceviz bir müzakereci portresi çizdi. Güler yüzlü, esprili ve babacan tavrı, müzakere masasına oturduğu anda değişiyor, en ufak bir mimiğin bile fark edilemediği düz bir zemine dönüşüyordu yüzü. Pokerciler gibi elindekini belli etmeden yürütüyordu müzakereleri. Yunan heyetlerine kök söktürdü. Sovyetler Birliği bağlantılı görüşmeler ve gezilerde ise gizli silahı vardı: Lisede öğrendiği Rusça. Çok iyi olmasa da konuşulanı anlıyordu. Kimi temaslarda önemli avantaj kazanıyordu. Konuşulanlar arasında ters bir şeyler varsa onları yakalıyordu. İngilizcesi zaten çok iyiydi. HALİL’İN KÖFTELERİ Ogeneralliğe 1996’da terfi ettikten sonra yine dış görevlere devam etti. İki yıl NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan sonra Genelkurmay Karargahı’na döndü. 1998-1999 yıllarında Genelkurmay İkinci Başkanlığı’na geldiğinde kariyer çizgisinin zirveye ulaşacağının ipuçları belirmişti. Nitekim 1. Ordu Komutanlığı’nda bulunduktan sonra 2000 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı. Bu göreve geldiğinde iki yıl sonra Genelkurmay Başkanı olacağı neredeyse kesinleşmişti. 1940 doğumlu olduğu için emekli olmadan önce Genelkurmay’a atanacak süresi kalıyordu. Hilmi Özkök, Kenan Evren’den sonra ikinci Egeli genelkurmay başkanı olarak geçecekti kayıtlara. Egeli ruhu, Beşiktaşlılık gibi kişiliğinin vazgeçilmez parçasıydı. Paşa olmuştu ama yaz tatili alışkanlıkları değişmemişti. Turgutlu’da Köfteci Halil’e uğruyor, lotoculuk yapan küçük kardeşi Hüseyin’in dükkanında oturuyor, çarşıda pazarda tişört ve keten pantolonla korumasız dolaşıyordu. Üniformasız da kendini rahat hissediyordu. İstanbul’da da hafta sonları eşiyle birlikte üniformasını çıkarıp alışverişe, gezmeye gidiyordu bazen. Alışveriş merkezinden elinde poşetlerle çıkan tanınmış bir general, alışıldık görüntü değildi. Ama o hoşlanıyordu kendi işini yapmaktan. Kimi zaman da eşiyle birlikte kolkola girip sinemaya gidiyorlardı birlikte. Tabii yine üniformasız ve korumasız. TURGUTLU’YA TORPİL YOK Özkök, okumaktan, teknolojiden, beyin fırtınası toplantılarından hoşlanıyordu. Yaşıtlarının tersine bilgisayar dünyasıyla fazlasıyla ilgiliydi. Bu özellikleri, 30 Ağustos 2002’de Hüseyin Kıvrıkoğlu’ndan sonra Cumhuriyet’in 24. Genelkurmay Başkanı olarak göreve başladığında hayli işine yaradı. Hem demokrat kişiliğiyle hem de teknolojiye, bilime, değişime bakışıyla farklı bir Genelkurmay Başkanı imajı verdi. Hiç kimseye, hatta çok sevdiği Turgutlu’ya bile torpil yapmadı. İlçelerine askeri bir birlik kaydırılıp, kışla yapılması için gelen hemşeri heyetine taviz vermedi. İsteklerini dinlemeden reddetti. Sadece okulun onarılması için yardımcı oldu. Tavizsiz tutumunu yolsuzluk, usulsüzlük iddiaları karşısında da sürdürdü. İlk kez, bir Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın yargılanmasına izin verdi. Onun döneminde yargılanan komutanlar İlhami Erdil ile de sınırlı kalmadı, hangi rütbede olursa olsun bütün iddiaların mahkemeye götürülmesini sağladı. Dört yıllık görevi sırasında hep sadeliği seçti. İnşaat mühendisi olan oğlu Çağlar’ı evlendirirken de torunu olduğunda da hep gösterişten kaçtı. Eleştirilerinde, suçlamalara yanıtında bile aşırıya kaçmadan bilgece yanıtlar vermeye yeğledi. Askerin demokrasi içindeki yerinin bilincinde olarak siyasi iktidarla ilişkilerinde dikkatli ve özenli davrandı. Gerektiğinde kapalı kapılar ardında net tavır alsa da kamuoyu önünde kavgadan kaçındı. Hep dengeli, ılımlı olması ve sorunu büyütmekten değil çözmekten yana tavır izlemesi Genelkurmay Başkanlığı’ndan ayrılırken veda turlarında hemen herkesten övgüler almasını sağladı. Bir de Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirilmesini tabii... Özkök, 47 yıllık askerlik yaşamından sonra köşesine çekilirken gördüğü bu ilgiden, övgülerden memnun. Bir bu ilgiler, bir de Türkiye’de gördüğü değişim onu mutlu ediyor: "Teğmen olduğumda birliğimizde yalnızca bir subayın otomobili vardı. Bugün bütün subayların, üstçavuşların otomobili var. Bütün bunlar Türkiye’nin geliştiğini gösteriyor. Bugünlere nereden geldiğimizi hatırdan çıkarmamak gerekir." O şimdi anılarını yazmaya hazırlanıyor. Elbette kişiliğine uygun şekilde sansasyon yaratmayacak şekilde. Kitap yayımlanıncaya kadar da unutturacak kendini... Yaşam düsturu işte bu fıkra Son görevine atanmadan önce bir bankacıya anlattığı "Kavanozunuz neyle dolu" fıkrası, Özkök’ün yaşama bakışı konusunda ipuçları taşıyor: "Öğretmen, bir kavanozu taş parçalarıyla doldurup öğrencilerine sormuş. Kavanoz doldu mu? Evet doldu, demiş öğrenciler. Öğretmen gülmüş. Bir torba kum çıkarıp, taşların üzerine dökmüş, kumlar taşların arasındaki boşluklara süzülürken öğretmen yine sormuş. Kavanoz tam doldu mu? Bu kez, hayır, demişler. Aferin, demiş. Su doldurmaya başlamış. Su taş ve kumun üzerini örtünce sormuş: Kavanoz dolu mu? Öğrenciler hep birlikte, evet, diye bağırmışlar. Öğretmen, taş ve kumu boşaltmış, kavanoza su doldurmuş. Sormuş: Şimdi kavanoza bir şey konabilir mi? Hayır, demiş öğrenciler. Öğretmen, çıkarılacak dersi özetlemiş: Hayatınız da böyledir. Büyük taş parçalarını kavanozunuza baştan koymazsanız, daha sonra koyamazsınız." Özkök, anlattığı fıkradaki anlayışı yaşama geçirmişti. Yola çıkarken donanımını iyi düzenlemiş, hedefini doğru çizmişti. Yaşamı boyunca "beş altın ilke" oluşturmuş, şaşmadan izlemişti: Yılmadan çalışma, titizlik, doğruluk, azim ve sabırla takipçilik, detaycılık. ***** ORDU-SİYASET İLİŞKİLERİNDE SERT İKLİM Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Org. Yaşar Büyükanıt ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanan Org. İlker Başbuğ'un devir teslim töreninde yaptıkları konuşmalar önümüzdeki döneme ilişkin farklı bir "iklim"in işaretlerini taşıyor. 27 Ağustos 2006 Pazar 11:04 Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Org. Yaşar Büyükanıt ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na atanan Org. İlker Başbuğ'un devir teslim töreninde yaptıkları konuşmalar önümüzdeki döneme ilişkin farklı bir "iklim"in işaretlerini taşıyor. Özellikle cumhuriyetin temel nitelikleri ve üniter yapısı konu olduğunda ordu-siyaset ilişkilerinde daha sert bir iklimin yaşanacağı anlaşılıyor. Kara Kuvvetleri'nde halef-selef olan ve Genelkurmay Başkanlığı'nda da halef-selef olmaları beklenen Büyükanıt-Başbuğ ikilisinin konuşmalarında, "yeni bir dönem"in belirgin sinyalleri var. Org. Büyükanıt ve Org. Başbuğ'un konuşmaları, sanki iki komutan arasında görev bölümü yapılmış gibi birbirini tamamlayan nitelikteydi. Cumhuriyetin nitelikleri, ulus ve ülke bütünlüğü temel alınarak farklı noktalara yapılan vurgular birlikte değerlendirildiğinde birbirini izleyen mesajlar ortaya çıkıyor. Büyükanıt'ın vurguları Org. Büyükanıt'ın konuşmasında öne çıkan vurguları şöyle sıralayabiliriz: 1 Laik rejim: Org. Büyükanıt, konuşmasında, rejime rengini veren "laiklik" ilkesiyle ilgili duyarlılığı öne çıkardı. "Cumhuriyeti başka tür bir cumhuriyete" dönüştürmek isteyenlerin bu "rüya"larının gerçekleşmeyeceğini, bu temel niteliği korumanın TSK'nın asli görevleri arasında olduğunu söyledi. 2 Demokrasi: Org. Büyükanıt'ın dikkat çeken bir diğer vurgusu, demokrasinin olanakları ve çağdaş değerlerin "arkasına saklanarak", aslında laik rejim ve demokrasiyi hedef alanların farkında olunduğuydu. 3 TSK hedefi: Org. Büyükanıt, cumhuriyeti başka türlü cumhuriyete dönüştürmeye çalışanların, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni etkisizleştirmeye çalıştıklarını vurguladı. 4 Hesap sorma: Org. Büyükanıt, son dönemde kendisi de dahil olmak üzere komutanlara karşı yürütülen yıpratma kampanyasının zamanı geldiğinde hesabının sorulacağı mesajını verdi. Bu süreçte yaşananların Org. Büyükanıt ve komutanları derinden etkilediği konuşmadaki ifadelerden anlaşılıyordu. Başbuğ'un vurguları Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nı devralan Org. İlker Başbuğ'un konuşmasındaki vurgular ise Org. Büyükanıt'ı tamamlar nitelikteydi: 1 TSK engeli: Org. Başbuğ, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel felsefesine karşı çıkanların ve radikal değişiklik özleyenlerin en büyük engel olarak TSK'yı gördüklerini, bu nedenle TSK'nın siyasete müdahale ettiğini öne sürerek, bu kurumun ulus devlet, üniter devlet ve laik devlete yapılan saldırılar karşısında kayıtsız ve etkisiz kalmasını sağlamaya çalıştıklarını vurguladı. 2 Etnik milliyetçilik: Org. Başbuğ, bölücü terör ve ayrılıkçı hareketlerin temelinde etnik milliyetçilik vurgusu yaparak, PKK ve siyasi yandaşlarının ilk aşamadaki hedefinin ulus devlet ve üniter devleti ortadan kaldırmak ve sonraki aşamada bağımsız devlet kurmak olduğu mesajını verdi. 3 Kürt sorunu: Org. Başbuğ, "Kürt sorunu"nda "sınır çizgisi"ni de ortaya koydu. Org. Başbuğ, Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel farklılıklara saygılı olduğuna; kültürel alanda ve bireysel düzeyde kalmak, ulus devlet yapısına zarar vermemek koşuluyla, kültürel farklılıkların zenginlik olarak görülmesi ve yaşanmasına ilişkin düzenlemelerin yapıldığına dikkat çekti. Org. Başbuğ'un bu ifadeleri TSK'nın bu konuda kubul edebileceği çerçeveyi de çiziyordu. Kültürel ve bireysel sınırı aşıp siyasal alanda ve grup hakları niteliğinde düzenlemelerin kabul edilemeyeceği mesajını verdi. 4 Kamuoyuna açıklama: Org. Başbuğ'un konuşmasında dikkat çeken bir yön de, önümüzdeki dönemde TSK'nın ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasıyla ilgili konularda görüş ve önerilerini gerektiği hallerde kamuoyuyla paylaşacakları mesajıydı. Org. Başbuğ, TSK'nın görüşlerinin Anayasa ve yasalar çerçevesinde ilgili makam ve kuruluşlara iletileceğini, ancak gerek gördüklerinde kamuoyuna da açıklanacağını belirterek, önümüzdeki dönemde TSK'nın üslubunu da yansıtmış oldu. İki komutanın çizdiği çerçeve, TSK'nın temel sorunlara bakışını ortaya koyuyor. Bu mesajların siyaset alanındaki ayağının ne olacağı ve siyaset dünyasındaki yankıları önümüzdeki dönemin önemli tartışma konuları olacaktır. (fikret bila milliyet) ***** SEZER HÜKÜMETİ TOPA TUTTU!.. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Kara Kuvvetleri'nin görev devir teslimi sırasında hükümeti açıktan hedef aldı.Hükümetin Lübnan'a asker gönderme düşüncesini sert dille eleştiren Sezer, Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki kitap olayını "rezalet" olarak niteledi.İşte o sözler.. 26 Ağustos 2006 Cumartesi 00:08 ANKARA - Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Lübnan'a asker gönderilmesiyle ilgili olarak, 'Her yerde söylüyorum. Başka ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak zorunda değiliz. Kendi sorunumuz varken, başkalarının sorununu çözmek bizim görevimiz değil' dedi. Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğ'a devretti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, burada gazetecilerin gündeme ilişkin çeşitli sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Sezer, Lübnan'a asker gönderilmesiyle ilgili sorular üzerine, 'Her yerde söylüyorum. Başka ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak zorunda değiliz. Başka ülkelerin güvenlik sorunlarını çözmek bizim görevimiz değil. Kendi sorunumuz varken, başkalarının sorununu çözmek bizim görevimiz değil' diye konuştu. Türkiye, Lübnan'a asker göndermezse sanki güçsüz bir devletmiş gibi bir izlenimin yaratılmak istendiğini anlatan Sezer, 'Biz göndermezsek de güçlü devletiz' dedi. Bosna-Hersek'te Türk askerinin görev yaptığının anımsatılmasına Sezer, 'O başka şey' karşılığını verdi. Lübnan'a asker göndermeyle ilgili diğer soruları yanıtlarken de Sezer, 'Bize kimse destek vermezken, başkasının güvenliğini sağlamak bizim görevimiz değil' şeklinde konuştu. Lübnan'a insani yardım yapılmasıyla ilgili olarak ise Sezer, şunları söyledi: 'Evet yapalım, karşı değilim. Ama, BM kararı insani yardımı öngörmüyor. Husumetin durdurulması... Farklı şeyler bunlar. İtalya bile net değil. Biz, karar çıkmadan talip olduk. Olmadık mı?' dedi. Lübnan'da Türk askerinin karşılaşabileceği çatışma riskinin anımsatılması üzerine Sezer, 'Görev ortamı belirsiz' dedi. Sezer, ABD'nin PKK konusunda atayacağı koordinatörle ilgili soruyu yanıtlarken, 'Kavram doğru. İçeriğini düzeltmek lazım' diye konuştu. Sezer, bu konudaki tarifin de iyi yapılması gerektiğini söyledi. Gazetecilerin konuyu tekrar Lübnan'a getirmesi üzerine Sezer, 'Bize 'aferin' deyip sırtımızı sıvazlıyorlar. Biz kendi çıkarlarımızı kendimiz belirleriz' dedi. Terör örgütü PKK ile ilgili bir soru üzerine de Sezer, 'Hiçbir ülkenin Türkiye'ye yardım etmediğini' kaydetti. Cumhurbaşkanı Sezer, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talebani'nin Türkiye'ye davet edilmesiyle ilgili bir başka soru üzerine, 'Evet doğru. Ben hala güven ortamı oluşmadığını düşünüyorum. Benim adıma başkalarının davet yapmasını uygun bulmuyorum. Ama kim yaparsa yapsın' dedi. Cumhurbaşkanı Sezer, gazetelerde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'nın izin verdiği kitaplarla ilgili soruya ise 'Rezalet' karşılığını verdi. 30 Ağustos itibariyle Genelkurmay Başkanlığı görevini devralacak Orgeneral Yaşar Büyükanıt ise Lübnan'a asker gönderilmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, daha henüz siyasi bir kararın alınıp, kendilerine bildirilmediğini söyledi. Orgeneral Büyükanıt, varsayımlar üzerinde çalıştıklarını ifade etti. 'Ne olursa itiraz edeceklerinin' sorulması üzerine Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu: 'Bunları çeşitli kurullarda, kurumlarda görüşüyoruz. Görüşülenleri müşterek akılla ortaya koyuyoruz. Türkiye'nin ulusal çıkarları önemli. Olaylara kategorik olarak yaklaşılmamalı. Irak'ta Türkiye savaşmayacaktı. Kimse bize, 'Gel Irak'ta savaş' demedi. Ama kamuoyunda bir hava oluşuyor, bu hava yönetim kademelerini de etkiliyor. Kamuoyuna duyarsız bir kurum olamaz.' ABD'nin PKK ile mücadele konusunda koordinatör atamasıyla ilgili soruya Orgeneral Büyükanıt, 'Şu anda bir koordinatör ismi dolaşıyor. Bilmediğimiz bir konu. Asker olarak yorum yapmamız mümkün mü? Yorum vermemiz yanlış olur' karşılığını verdi. ***** GENELKURMAY'DA DEVİR-TESLİM TÖRENİ YARIN YAPILACAK Orgeneral Hilmi Özkök, Genelkurmay Başkanlığı görevini yarın Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a devredecek. 27 Ağustos 2006 Pazar 12:03 ANKARA - Orgeneral Hilmi Özkök, Genelkurmay Başkanlığı görevini yarın Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a devredecek. Genelkurmay Başkanlığı'nda devir-teslim töreni yarın saat 16.30'da Genelkurmay Başkanlığı karargahında yapılacak. Törende Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 25. Genelkurmay Başkanı olacak. Törende ayrıca Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, emekliye ayrılan Orgeneral Hilmi Özkök'e 'Devlet Şeref Madalyası' verecek. Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı görevini yaş haddi nedeniyle iki yıl sürdürecek. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) |
Cvp: Medyada Türkiye'den Siyasi/Askeri haberler Kamu-Sen Ankara'da miting yapıyor 26 Ağustos, 2006 Bircan Akyıldız, konfederasyon üyelerine seslenecek Hükümetle maaş zammı pazarlıklarını sürdüren memurlar Ankara'da miting yapıyor. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu KESK hükümetin önerdiği yüzde dörtlük zam karşısında masadan kalkarken Türkiye Kamu-Sen eylem yapıyor. Kamu-Sen'e bağlı sendikaların üyeleri bugün Ankara'da hükümetin önerisini protesto edecek. Miting nedeniyle başkentte Atatürk ve Talatpaşa bulvarları ile bu bulvarlara bağlı bazı caddeler trafiğe kapatıldı. Türkiye Kamu-Sen ve KESK en düşük memur maaşının bin YTL'ye yükseltilmesini istiyor. Türkiye Kamu-Sen'in Büyük Ankara mitingine katılanlar Sıhhiye Meydanı'na girmeye başladı. Sabah saatlerinde TCDD Garı'nın önünde toplanan konfederasyon üyeleri, daha sonra mitingin yapılacağı alana doğru yürüyüşe geçti. Konfederasyon üyeleri, Sıhhiye Meydanı'na girişte oluşturulan polis noktasında aramadan geçirilerek alana alınmaya başladı. Kortejin tamamının Sıhhiye Meydanı'nda yerini almasının ardından mitinge başlanacak. Kortejin önünde Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız ile konfederasyona bağlı sendikaların genel başkanları yer alıyor. Mitingde, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, konfederasyon üyelerine seslenecek. Mitinge katılanlar, hükümetin önümüzdeki yıl memur maaşlarına yüzde 4'lük zam yapma teklifini protesto eden sloganlar da attı. Hükümet ile memurlar arasındaki görüşmelerin 30 ağustosa kadar sürmesi bekleniyor. | |
|
| | #3 (mesaj-linki) |
Cvp: Medyada Türkiye'den Siyasi/Askeri haberler ARINÇ'IN TÜRKİYE'Yİ DAHA BAŞTAN LÜBNAN'A ASKER GÖNDERMEYE GÖNÜLLÜ TUTUMU YANLIŞ Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Meclis Başkanı, konu Meclis'e gelmeden TBMM'nin iradesini temsil eder tarzda beyanlarla Türkiye'yi daha baştan Lübnan'a asker göndermeye gönüllü bir ülke konumunda göstermektedir ve tutumu yanlıştır." dedi. 27 Ağustos 2006 Pazar 17:40 OKTAY ÖZDEN ESKİŞEHİR - Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Meclis Başkanı, konu Meclis'e gelmeden TBMM'nin iradesini temsil eder tarzda beyanlarla Türkiye'yi daha baştan Lübnan'a asker göndermeye gönüllü bir ülke konumunda göstermektedir ve tutumu yanlıştır. Cumhurbaşkanımız'ın sözleri ise mutlaka dikkate alınmalıdır" dedi. Eskişehir'in Karacaşehir Köyü'nde düzenlenen 13. Geleneksel Ertuğrulgazi Şurası ve Yörük Şenlikleri'ne katılan Anavatan Partisi Lideri Erkan Mumcu, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Türkiye'nin Lübnan'a asker göndermesiyle ilgili yaşanan tartışmalara değinen Mumcu, "Ben açık bir şekilde hükümetin Lübnan'a asker gönderme konusunda peşinen kararlı olduğunu görüyorum. Ortada süre giden sözlerin özellikle Birleşmiş Milletler kararının mahiyetine ilişkin değerlendirmelerin, esas itibariyle kamuoyu oluşturmaya dönük zaman kazanma girişimi olduğunu düşünüyorum. Bence Cumhurbaşkanımız'ın sözleri mutlaka dikkate alınmalıdır. Sözleri göz ardı edilmeyecek kadar değerlidir. Anlaşılan o ki, Meclis Başkanı daha konu Meclis'e gelmeden Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesini temsil eder tarzda beyanlarla Türkiye'yi bu konuda daha baştan asker göndermeye gönüllü bir ülke konumunda göstermektedir ve tutumu yanlıştır" diye konuştu. Erkan Mumcu, siyasete geri dönen Mesut Yılmaz'ın cumhurbaşkanlığına aday olacağı iddialarıyla ilgili soru üzerine ise, "Ben siyaset yorumcusu değilim. Onu siyaseti yorumlayan insanlar yorumlasınlar. Ben siyaset yapıyorum. Dolayısıyla ben herkesin siyasi girişimleriyle ilgili yorumlarda bulunursam, herhalde bu işin sonu gelmez. Allah, iyi niyetli olarak ülkenin hayrına neticeler almak için girişimde bulunan herkesin yardımcısı olsun. Bu işlerin hükmünü verecek kişiler bizler değiliz. Bu işlerin hükmünü milletin kendisi verir. Bu gibi spekülasyonların millet tarafından hoş karşılandığı kanısında değilim. Bu işler böyle olmaz. Onun için artık bu konuları bana değil, lütfen kendisine sorun. Ben eminim, en sağlıklı doğru cevabı size verecektir" diye konuştu. Ankara Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı'nın gösteri sunduğu ve renkli görüntülere sahne olan Yörük Şenlikleri'ne, Mumcu'nun yanı sıra Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı, AK Parti Eskişehir Milletvekili Murat Mercan, DYP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan ile çok sayıda yetkili ve Yörük katıldı. ***** | |
|
| | #4 (mesaj-linki) |
Cvp: Medyada Türkiye'den Siyasi/Askeri haberler TÜRK ASKERİ KUZEY IRAK'TA TEYAKKUZDA.. 1997'de KDP ile yapılan anlaşma uyarınca Kuzey Irak'ın Bamerni ve Kanimasi kasabalarında görev yapan TSK birlikleri, terör örgütünün Türkiye sınırına kayması üzerine Kuzey Irak topraklarında teyakkuza geçirildi 28 Ağustos 2006 Pazartesi 11:27 Terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak sınırında faaliyetlerini artırmasının ardından Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sınır kesiminde teyakkuza geçti. Milliyet, savaş uçakları ve topçu atışıyla bombalanan PKK'nın geçiş bölgesi Çukurca sınırındaki Kanimasi kasabasının Beduha köyüne girdi. TSK tarafından sınırın Irak kesiminde alınan güvenlik önlemleri ilk kez bu kadar yakından görüntülendi. Kuzey Irak'ın Bamerni ve Kanimasi kasabalarında 1997 yılından beri görev yapan TSK'nın sınır hattına konuşlanan tankçı ve özel birlikleri devriye görevi yürütüyor. Türk askerinin bölgedeki varlığı, PKK ile Kuzey Irak'ı denetimi altında tutan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) arasında 1996'da yaşanan çatışmalara uzanıyor. Çatışmalar sırasında KDP'nin Türkiye'den yardım istemesi üzerine 1997'de bölgeye personel mevcudu 1500 olarak ifade edilen zırhlı birlikler, özel harekât ve komando birlikleri sevk edildi. Başta Bamerni olmak üzere Irak tarafına yerleşen birlikler, o dönemde KDP ile birlikte PKK'ya karşı mücadele etti. Geçiş yolları tutuldu Terör örgütünün Türkiye sınırına kayması, daha içeride bulunan Bamerni'deki birlikleri harekete geçirdi. Ciddi bir askeri trafik gözlenen sınırda PKK'nın geçiş yolları tutuldu. Sınırın Türkiye bölümünde PKK'ya yönelik olası bir operasyon için hazırlık yapılırken, Kuzey Irak topraklarında karakollar kuran zırhlı birlikler ile komando birlikleri Çukurca'nın karşısındaki Irak topraklarında teyakkuza geçirildi. PKK'nın geçiş bölgesi olarak kullandığı Zaho ve Dohuk'taki dağlık bölge TSK tarafından ablukaya alındı. Uludere'den Çukurca'ya kadar uzanan 50 kilometrekarelik alan kontrol altında tutulurken, karakollardaki zırhlı araç ve personel sayısında artış gözlendi. Bamerni'deki birliklerle sınıra 8 km mesafedeki Kanimasi kasabası çevresinde de dört karakol oluşturuldu. Kanimasi ile Begova kasabaları arasında yer alan Çukurca'ya 10 kilometre mesafedeki Dilmentepe karakolunda da askeri hareketlilik gözleniyor. Teröristlerin geçiş bölgelerinde komandolar arazide devriye görevi yapıyor. Sınıra yakın bölgelerde geçici karakollar oluşturuluyor, özellikle tanklar ile komando birliklerindeki hareketlilik dikkat çekiyor. KDP rahatsız PKK'lı teröristlerin Kuzey Irak'ın iç kesimlerinden Türkiye'ye geçişlerini engellemek amacıyla Batufa, Bamerni, Begova ve Kanimasi bölgesini tutan Türk askeri birliklerinin bölgeyi terk etmesi için KDP'nin ABD üzerinde baskı yaptığı kaydediliyor. PKK'lıların sınırdan sızmak için kullandığı Kanimasi'nin yakınlarında Beduha köyü bulunuyor. Topçu birliklerinin bombaladığı sınırın sıfır noktasındaki Beduha köyüne de beş top mermisinin düştüğü belirtiliyor. Bombardımanda köyün üzerinde bulunan dağlık bölgedeki Spindare, Dure, Zawite, Kanimasi kırsalı ile PKK'nın üstlendiği Zap kampının hedef alındığı kaydediliyor. 'Dağlardan Türkiye'ye sızıyorlar'Beduha sakinleri, köylerinin sınırda ve kayalık bölgede olması nedeniyle teröristlerce Türkiye'ye sızmak için kullanıldığını söylüyorlar. Köylülerden Muhammed Abdullah, "PKK uzun bir süredir köyümüze gelmiyor. Daha çok Haftanin bölgesinde üsleniyorlar, ancak köyümüzün hemen arkasındaki dağları geçiş noktası olarak kullanıyorlar. Bizim PKK ile hiçbir ilgimiz yok" diyor. Abdullah, 3 gün önceki bombardımanda topçu atışının yapıldığı kayalıkları göstererek, bölgenin 1993'te de Türk birlikleri tarafından bombalandığını anlatıyor. PKK'ya sempati duymadıklarını, Barzani liderliğindeki KDP yanlısı olduklarını söyleyen köylüler, "Bombardıman yüzünden hayvanlarımızı dağa çıkaramıyoruz" diyorlar. | |
|
| | #5 (mesaj-linki) |
Cvp: Medyada Türkiye'den Siyasi/Askeri haberler TOPLU GÖRÜŞMELERİN ALTINCI TURU BAŞLADI Memur sendikaları ile hükümet arasındaki toplu görüşmelerin altıncı turu başladı. 29 Ağustos 2006 Salı 11:35 ANKARA - Memur sendikaları ile hükümet arasındaki toplu görüşmelerin altıncı turu başladı. Başbakanlık Yeni Bina'daki toplantıya, Kamu İşveren Kurulu'na başkanlık eden Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu ile yetkili sendikaların genel başkanları katılıyor. Bircan Akyıldız, Başbakanlık yeni binada yaptığı açıklamada en düşük devlet memuru maaşının 1.023 YTL'ye çıkarılması talebinin esneyebileceği kadar esnemiş olduğunu belirterek, 'Daha fazla esneyebilmesi için siyasi iradenin masada çok ciddi bir samimiyeti ortaya koyması gerekmektedir' dedi. Akyıldız, hükümetin, 'cebiniz rahatlayacaktır' sözünün arkasında durmasını beklediklerini söyledi. Memur-Sen Genel Başkanı Aksu da bugün ağırlıklı olarak ücretleri konuşacaklarını belirtti. 'Biz burada ortaoyunu oynamıyoruz' diyen Aksu, memurlara yakışan bir tavır sergilediklerini ifade etti. *** AKYILDIZ: '1.023 YTL ESNEYEBİLECEĞİ KADAR ESNEMİŞ BİR RAKAM' Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, en düşük devlet memuru maaşının 1.023 YTL'ye çıkarılması talebinin esneyebileceği kadar esnemiş olduğunu belirtti. 29 Ağustos 2006 Salı 11:37 ANKARA - Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, en düşük devlet memuru maaşının 1.023 YTL'ye çıkarılması talebinin esneyebileceği kadar esnemiş olduğunu belirterek, 'Daha fazla esneyebilmesi için siyasi iradenin masada çok ciddi bir samimiyeti ortaya koyması gerekmektedir' dedi. Akyıldız, toplu görüşmelerin 6. turuna katılmak üzere geldiği Başbakanlık yeni binada yaptığı açıklamada, hükümetin, 'cebiniz rahatlayacaktır' sözünün arkasında durmasını beklediklerini söyledi. Taleplerini mümkün olduğunca asgari düzeyde tutmaya çalıştıklarını dile getiren Akyıldız, kamu çalışanlarının haklılığının kamuoyu tarafından ciddi şekilde desteklendiğini vurguladı. Akyıldız, toplu görüşmelerin başında açıkladıkları rakamların geçirliliğini sürdürdüğüne işaret ederek, 'Bu yüzden en düşük devlet memuru maaşının 1.023 YTL'ye çekilmesi konusunda siyasi iradenin gerçekçi bir yaklaşım içinde olmasını beklemekteyiz. Dün gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmamış, konunun Bakanlar Kurulunda bir kez daha görüşüleceği ifade edilmiştir. Biz masadan kamu çalışanlarının beklentisine cevap verecek bir sonuç almak için görüşmeleri sonuna kadar sürdüreceğiz' diye konuştu. Görüşmede gerçekçi, kamu çalışanlarının ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir teklifle karşılaşmayı beklediklerini ifade eden Akyıldız, 'Aksi takdirde alanların ısınacağını cumartesi günü gösterdik. Bu dönemde hükümetin bu konuyla ilgili başı ağrıması gerekirse, başı ağrıyacaktır. Bugün siyasi iradenin olumlu bir yaklaşım içinde olmasını bekliyoruz. Buraya uzlaşmaya geldik' dedi. 1.023 YTL'lik tekliflerini revize etmelerinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlarken de Akyıldız, şunları kaydetti: '1.023 YTL esneyebileceği kadar esnemiş bir rakamdır. Daha fazla esneyebilmesi için siyasi iradenin masada çok ciddi bir samimiyeti ortaya koyması gerekmektedir. Yüzde 4'ün üzerine 1 puan konularak gelinirse esneme şansı kalmaz. Tavır çok önemli. Burası bir pazarlık masası ama yüzde 4'ü yüzde 5 yapar gelirlerse o zaman esneme payı kalmaz. O yüzden sağduyulu bir tavır bekliyoruz.' Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu'da bugün ağırlıklı olarak ücretleri konuşacaklarını belirtti. 'Biz burada ortaoyunu oynamıyoruz' diyen Aksu, memurlara yakışan bir tavır sergilediklerini ifade etti. Muhataplarının devlet olduğunu, devletin memurlara sahip çıkmasını isteyen Aksu, 'Devleti hortumlayanları, hırsız iş adamlarını gerekçe göstererek memura zam verilmemesi mazeret olmamalı' dedi. Aksu, grevsiz ve toplu sözleşmesiz görüşmelerin memurların sorunlarını çözmediğini belirterek, bununla ilgili yasada değişiklik yapılmasını istedi. Aksu, 'Memura verilecek zam tüccara, esnafa gidecek ve Türkiye'de kalacak. Rantiyeciye verilen yurtdışına gidecek' dedi. **** ŞAHSA BAĞLI KADROLAR KALKIYOR Vekil bürokratlara maaş disiplini getiren Devlet Memurları Kanun Tasarısı Taslağı, yattığı yerden para kazanan bürokrat kitlesinin keyfini kaçıracak. 29 Ağustos 2006 Salı 11:30 Vekil bürokratlara maaş disiplini getiren Devlet Memurları Kanun Tasarısı Taslağı, yattığı yerden para kazanan bürokrat kitlesinin keyfini kaçıracak. Kurumu kapandığı halde, kadronun tüm haklarını kullanan, buna karşılık hiçbir iş yapmayan devlet memurları en geç bir ay içerisinde çalışacakları bir kuruma gönderilecek. Sistemi sil baştan değiştirmeyi öngören taslak, şahsa bağlı kadro sistemindeki karmaşaya son veriyor. Taslağa göre, bir kamu kurumu ya da kurum içerisindeki bir birim kapandığı takdirde, bu kurumda çalışan üst düzey bürokratların kadroları, şahsa bağlı kadro statüsüne alınacak. Devlet, bu memurlarını en geç 6 ay içerisinde yeni bir kuruma atayacak. Yıllardır şahsa bağlı kadro taşıyan bürokratlar ise yasa çıktıktan bir ay sonra bu kadrolarını kaybedecek. Bunlar da en geç bir ay içerisinde yeni kurumlarına atanacak. Nasıl uygulanıyor ŞAHSA bağlı kadro, kamuda zorunlu olarak uygulanan bir sistem. Kurum kapatılınca daire başkanı, genel müdür yardımcısı veya genel müdür ve başkan gibi kadrolarda bulunan bürokratlar boşa çıkıyor. Kazanılmış hakka sahip olan bu personele son görev yaptığı makam ‘şahsa bağlı kadro’ olarak tahsis ediliyor. Dolayısıyla bu personel, kurumu ortadan kalktığı halde statü olarak unvanını koruyor. Her gün tıraş olup kravat takıyor, genel müdür olduğunu gösteren kartvizitini dağıtıyor, ay başında maaş ve her türlü sosyal haklarını alıyor. Buna karşılık, hiçbir iş yapmıyor. (bugün) | |
|
![]() |
| En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
|
| asker haber, askeri haber, askeri.haberler, askerı haber, askerı haberler, kemal sunan hangi lisede okudu, manisa askeri birlikleri, manisa daki askeri birlikler, manisadaki askeri birlikler, türkiyeden siyasi haberler, |
Medyada Türkiye'den Siyasi/Askeri Haberler Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Kazakistan ve Siyasi Yapısı | Hi-LaL | Kazakistan | 1 | 19-09-2008 19:12 |
| Türkiye'den Çevre ve Ekoloji Haberleri | sahillerindostu | Çevre Bilimleri | 22 | 10-09-2008 14:25 |
| Siyasi (Siyasal) Bilimler | ThinkerBeLL | Siyasal Bilimler | 0 | 22-11-2007 22:28 |
| Türkiye'den Manzaralar | kompetankedi | Komik Flash'lar/Video'lar | 0 | 31-01-2007 19:56 |
| Siyasi Tarih | ThinkerBeLL | Tarih | 1 | 07-01-2007 23:46 |
| |||||
| MsXLabs® MK - Copyright ©2005 - 2008 | MsXLabs® ve Mavi Karanlık® tescilli markalardır. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||