Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Deniz Gezmiş

Bu konu Siyaset tr forumunda Kral_Aslan tarafından 28 Mart 2007 (22:04) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
155875 kez görüntülenmiş, 11 cevap yazılmış ve son mesaj 8 Ocak 2013 (02:39) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 1.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 28 Mart 2007, 22:04

Deniz Gezmiş kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
MsXTeam
Kral_Aslan - avatarı
Deniz Gezmiş

1947 yılında Ankara’da doğdu. Liseyi İstanbul’da okudu. 1966’da İÜ Hukuk Fakültesi’ne girdi. Kısa sürede gençlik eylemlerinde öne çıktı. TİP’de çalıştı. 1968’de Devrimci Hukuklular Örgütü’nü kurdu. Amerikan 6. Filosu’nu protesto eylemlerine katıldı ve İstanbul Üniversitesi’nin işgaline öncülük etti. DÖB’ün kurucuları arasında yer aldı. Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü tertipledi. 1969’da Filistin’e gitti, gerilla eğitimi gördü. THKO örgütünü kurdu. Örgütün ilk eylemi olan İş Bankası Ankara Emek Şubesi soygununa katıldı. Yine Ankara’daki Balgat Amerikan Üssü’nden dört Amerikalının kaçırılması eylemine katıldı. Sivas Gemerek’te çatışmada yakalandı. Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi.
İdam edilmeden önce son isteğinin Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek olduğu söylenir, ama bu isteğinin yerine getirilmediği bilinmektedir. İdam kemendi boynundan geçirilirken de, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediğini belirtmişti. Son sözleri:

"Yaşasın tam bağımsız Türkiye!"
oldu.
Son Düzenleyen Kral_Aslan; 19 Eylül 2008 @ 17:01.
Rapor Et
Reklam
Eski 10 Nisan 2007, 17:10

Deniz Gezmiş

#2 (link)
i Jυѕт ∂ιє∂ ιη уσυя αямѕ♂
careless_WhispeR - avatarı


ŞARKIŞLA.....
Rapor Et
Eski 21 Nisan 2007, 17:07

Deniz Gezmiş

#3 (link)
Sedef 21
Ziyaretçi
Sedef 21 - avatarı
deniz_album
Son Düzenleyen KisukE UraharA; 22 Aralık 2007 @ 16:50.
Rapor Et
Eski 22 Aralık 2007, 16:54

Deniz Gezmiş (Deniz Gezmiş Kimdir? - Deniz Gezmiş Hakkında)

#4 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
Deniz Gezmiş
Deniz Gezmiş, Ankara'nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947'de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul'da bitirdi.
1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik etti.
İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.
1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu(THKO) kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı.
9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972'de idam edildi.
Deniz Gezmiş hareket içindeyken onu dışlamaya çalışanların şimdi mezarını ziyaret etmeleri eski günlerde yaşananları ve son modaları çağrıştırdı.
'Yok edilme' düğmesine basıldığı andan itibaren kamuoyundan hiç destek alamayan Deniz Gezmiş'e sevgi beyan etmek son zamanlarda moda haline geldi. Hatta düşünce açısından ona en fazla karşı olacaklarını bekleyebileceğiniz çevreler Deniz Gezmiş'e sevgi ve saygı duyduklarını söylemeye başladılar. Hükümetin bazı bakanları bile bu hislerini alenen söylediler.
Bu sevginin ortaya çıkacağı, yıllardır Che Guevera'dan yeniden kült figürü oluşturulmasıyla belli olmuştu. Para sahibi olmayı burjuva olmakla aynı sanan çevrelerde Che Guevera birden çok sevilmeye başlanmış, Che Guevera ile ilgili şarkılar 'Beyaz Türk' eğlence mekanlarının en beğenilen parçaları arasında olmuş. Bununla birlikte Küba da neredeyse Bodrum ve Çeşme'den sonra en favori gezi hedefleri arasına girmişti.
Bu çevrelerin Che'den sonra aynen Deniz Gezmiş'i de severek hissiyatlarını lokal bir baza oturtmaları hiç de şaşırtıcı bir olay değildir. Çünkü burada, fikirleri ve amaçları değerlendirme, özlemleri paylaşma gibi bir şey katiyen yok. Sadece isyana övgü ve özenti var. Konformist yaşamlar isyandan kopmadıklarını Che ve Deniz Gezmiş gibi insanları severmiş gibi davranıp çevreye göstermeye çalışıyorlar.
Dün 'Yurtsever Cephe' üyelerinin Deniz Gezmiş'in mezarını ziyaret edeceklerini öğrenince bu meseleler aklıma geldi. Komünistler 'partili olmak' fetişizmini sosyalist hareket içine taşımışlar ve partili hareket dışında kalanları goşist olarak damgalamakta çekince görmemişlerdir. Bu goşist damgası devlet katında anarşist olarak değiştirilip topluma aynen servis edilmiştir. Deniz Gezmiş hareket içindeyken onu dışlamaya çalışanların şimdi mezarını ziyaret etmeleri eski günlerde yaşananları ve son modaları çağrıştırdı.
Yurtsever Cephe'nin Deniz Gezmiş'in mezarını ziyaret etmesi büyük ihtimalle modaya uyum sağlamak niyeti taşımıyordur, ancak ziyaret bana bir zamanlar sosyalist gelenek içinde yaşanan tartışma ve ayrılıkların ne kadar yanlış olduğunu hatırlattı. Partili gelenekten gelenlerin Deniz Gezmiş'e mezarında sahip çıkmaları maalesef geç kalmış bir sevgiden ibarettir. Ve niyetleri ne olursa olsun modaya uymak için yapılmış görüntüsü taşımaktadır.
Yüksel Hançerli 'nin objektifi Deniz Gezmiş 'e çevrilmişti. Deniz elinde kazağı, yakın arkadaşlarından Bozkurt Nuhoğlu, Işıtan Gündüz ve Zihni Çetiner 'le İstanbul'da üniversitenin bahçesinde yürüyor. Yanında bir gazeteci, ona sorular soruyor. Gazeteci de Deniz kadar genç. Hemen yanında elinde fotoğraf makinesiyle gazeteci Ergin Konuksever.O da ne kadar genç. Deniz incecik, sırım gibi. Ciddi bir şekilde yürüyor. Deniz, her zaman böyle düşünceli görünmezdi. Gülümserdi, muziplik yapmaktan hoşlanırdı. En zor koşullarda işi alaya alabilirdi.Albümün başka sayfasını çeviriyorum. Aynı insanlar, yine Hançerli'nin objektifindeler. Deniz hâlâ düşünceli. Giysilerine bakıyorum. Filistin'den döndüğü günler olmalı. Ayağında lastik bez karışımı askeri postallar. Gömlek de Filistin'den olabilir.
Bir başka fotoğraf. Bir mahkeme sonrası mı ya da bir gençlik olayı mı, bilemiyorum. Belki de Deniz cezaevinden yeni bırakılmıştı. Onu ne çok gözaltına aldılar, ne çok tutukladılar.
Bir sayfa daha çeviriyorum. Bu kez Deniz askerler arasında mahkemeye getiriliyor. Sonraki görüntü mahkemeden.
İnce dal gibi bir gençti Deniz. 1968 gençlik eylemlerinin tartışmasız önderiydi, sembolüydü. Onunla 1968 Haziran işgalleri sırasında arkadaş olmuştuk. Daha önce de Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı'nın Tünel'deki binasında karşılaşır konuşurduk. O kadar çok tutuklanır ve kaçak duruma düşerdi ki, bu nedenle onunla uzun boylu arkadaşlık yapmak mümkün olmazdı.
1968'de Samsun'dan Ankara'ya 'Tam Bağımsızlık İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü' nü birlikte düzenledik. Ne güzel umutlarımız vardı. Samsun-Ankara yürüyüşünde başımıza neler gelmedi ki! Hemen her gün yaşadıklarımız aleyhimize bir haber olarak sağcı gazetelerin manşetlerinde yer alıyordu. Sonradan anladık ki, aramaza bir ajan yerleştirmişlerdi.
Yürüyüşün erzak işlerini üstlenen Muzaffer hemen her gün bağlı olduğu istihbarat örgütüne bilgi veriyormuş, onlar da gazetelere servis yapıyorlarmış.
'Yüksel Hançerli'nin objektifinden 1970 İstanbul' fotoğraflarına yeniden bakıyorum. Jandarmalar, bir duvarın arkasında ellerinde silahlar, belli ki gençleri izliyorlar. Bir başka fotoğrafta binlerce genç 6. Filo'yu protesto için yürüyor.
Deniz Gezmiş bir duruşmada kendini savunuyor. Yine etrafı jandarmalarla sarılı. Bir başka sayfada 'güzel bacak yarışması' nın fotoğrafları görülüyor.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan 'ı, 6 Mayıs 1972'de Mamak'ta yanımızdaki hücrelerden alıp idama götürdüler. Genceciktiler. Düzene itirazları vardı. Haksızlığa isyan etmişlerdi. Aradan tam 33 yıl geçmiş.
Onları yanımızdan alıp götürdüklerinde aynı yaşlardaydık. Şimdi 60 yaşlarına yaklaştık.
Yüksel Hançerli'nin çektiği Deniz Gezmiş fotoğraflarını ilk defa gördüm. Daha önce hiçbir yerde yayımlanmamışlardı. O albümü karıştırırken geçmişe yolculuğa çıktım. İçimi garip bir hüzün bastı.
Yaşam akıp gidiyor. İnsan belleği hep acılarla yaşayamaz ki! Yaşamın hızı ve acımasızlığı sürükleyip götürüyor. Aniden karşınıza çıkan bir eski arkadaşınız ya da bir ölüm haberiyle sarsılıyor, sonra yola devam ediyorsunuz.
Deniz'in genç ve yakışıklı fotoğraflarına içim acıyarak baktım. Her zaman öyle olmaz. Deniz, benim için genellikle umut ve neşe anlamına gelir.
Türkiye neden bir türlü demokratikleşemiyor sorusunu soruyoruz. İspanya 50 yıl diktatörlük altında kaldı. Portekiz 60-70 yıl. Yunanistan on yıldan fazla. Bu ülkeler demokrasi konusunda bizden daha geriden başladıkları halde öne geçtiler. Biz neden hep bir engele takılıp kalıyoruz.

Deniz Gezmiş
Rapor Et
Eski 18 Mart 2008, 09:07

Deniz Gezmiş

#5 (link)
nünü
Ziyaretçi
nünü - avatarı
Deniz GEZMİŞ
Abisi idam gecesini anlattı 'Yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler.'
17.03.2008
'Yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler.'
Yakın tarihin en çok konuşulan olaylarından biri olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamının üzerinden tam otuz yedi sene geçti.
Bu zaman zarfında olayı asla unutmayacağız diyenler de oldu, birkaç sene sonra idamı hatırlamayanlar da.. Fakat idamın perde arkasında iki isim vardı ki onlar bu olayı asla hafızalarından silemediler. Bir yanda 1968'den 72'ye kadar geceleri rahat uyuyamayan bir ağabey diğer yanda bu üç genci astığına asla pişman olmayan ve hep vicdanının rahatlığından dem vuran askeri savcı. Bora Gezmiş ve Baki Tuğ. Bugüne dek hiç karşı karşıya gelmeyen iki insanı buluşturalım istedik ancak Baki Tuğ kabul etmedi. Biz de iki ayrı şehirdeki iki insanla idamları ve pişmanlıkları konuştuk.

DENİZ SUÇSUZ DEĞİLDİ AMA..
Kardeşini devletin verdiği kararla kaybeden bir isim Bora Gezmiş. Deniz Gezmiş'in kendinden iki yaş büyük ağabeyi. Kardeşinin parkasını işyerinde, yanı başında hala saklayan Gezmiş'le kardeşinin idamını ve Baki Tuğ'un idamlarla ilgili açıklamalarını görüştük. Gezmiş, kardeşini mutlak suçsuz olarak görmüyor ama ....
Öğretmen bir babanın evlatları olarak yetişen Deniz ve Bora farklı çocukluklar geçirmiş. Bora Gezmiş siyasetle çok fazla ilgisi olmayan bir gençken, kardeşi Deniz, ağabeyinin tam zıttıymış. Deniz ile babasının bazen ayrılığa düştüğünü anlatan Gezmiş, “Babam demokrat bir adamdı ancak Deniz'in aktif mücadelesini tasvip etmiyordu” diyor. Deniz Gezmiş'in ilk siyasi olaylara karışması ise aileden habersiz Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar'daki gençlik kollarına kaydıyla başlamış. Ağabeyinin anlattığına göre herkes bu olayı Deniz, Hukuk Fakültesi'nde okumaya başlayınca öğrenmiş.

YA MUVAFFAK OLACAĞIM, YA DA...
Evde bazen aile üyelerine de siyasi telkinlerde bulunan Deniz, pek başarılı olamamış. Bora Gezmiş kardeşini bu konuda birçok kez uyarmış fakat Deniz'den her seferinde şu cevabı almış: “Ben bu davada ya muvaffak olacağım, ya asılacağım.” Deniz'in eylemlere katıldığı günlerde ailenin evinin önünden polisler eksik olmazmış. Aile olarak olayların yaşandığı dönemde çok zor günler geçirdiklerini anlatan Gezmiş, “Deniz olaylara karışana kadar karakolla ya da hapishaneyle hiç işimiz olmazdı. Ama hapishane kapılarında da bekledik karakol koridorlarında da” diyor.

BAKİ TUĞ MAŞAYDI
Deniz Gezmiş'i asan hakim ve savcılar vicdanlarını yastık yapıp yatarken Gezmiş ailesi her an kötü bir haber gelecek diye 1968'den 72'ye kadar huzurlu tek gece geçirmemiş. İdama tanık olanların hâlâ pişman olmadıklarına akıl erdiremeyen ağabey Gezmiş, en çok Baki Tuğ'a öfkeli. Tuğ'un idam olayında bir “maşa” olduğunu düşenen Gezmiş, “O emirle hareket eden ufak biridir” diyor. Gezmiş, Süleyman Demirel bile pişmanlığını dile getirirken Tuğ'un iyi ki astık demesine anlam veremiyor.
İdam kararı alındıktan sonra Gezmiş ailesinin evine devlet adamlarından sayısız telefon gelmiş. Gelen telefonlarda söylenen tek söz ise “Mahkemede pişmanız desinler onları idamdan kurtaralım” olmuş. Baba Gezmiş bir görüş gününde bunu oğluna anlatınca Deniz Gezmiş'in cevabı açık ve net olmuş: “Öyle bir şey söylersen seni babalıktan reddederim.” Mahkemelere ağabey Gezmiş katılamazken babası hiçbir duruşmada oğlunu yalnız bırakmamış. İdam kararının verildiği gün Deniz, Hüseyin ve Yusuf diğerlerinden ayrı oturtulunca baba Gezmiş oğlunun asılacağına kanaat getirmiş. Ağabey Gezmiş ise çok fazla zaman geçiremediği kardeşine sarfettiği bir laf yüzünden kendini asla affedememiş. Gezmiş o günü şöyle anlatıyor: “İdamdan yirmi beş gün önce görüşe gittiğimizde o anki üzüntümle Deniz'e “Oğlum neticeyi gördün mü? Ben sana demiştim” dedim babam beni dürttü. O da 'Ben vazifemi yaptım vazifesini yapamayanlara bunu söyle sen' dedi. O sözümün pişmanlığını hâlâ yaşarım.”

HÜSEYİN VE YUSUF TOMBALADAN ÇIKTI
Hüseyin ve Yusuf'un idamının sırrını koruduğunu anlatan Gezmiş “Deniz öne çıkan bir adamdı. Ya Hüseyin ile Yusuf. Onların yargılanan 47 kişiden hiçbir farkı yoktur. Onlar tombaladan çıkmışlar ve asılmışlardır” diyor. Ağabey Gezmiş idam için tüm olayların Deniz'in aleyhine geliştiğini vurguluyor ve ekliyor “Anayasa Mahkemesi'ne CHP'nin yardımıyla başvurduk. 27 tane imza topladık. 35 imzayla başvurabiliyorduk. 8 imza lazımdı. Tam o esnada uçak kaçırma olayları oldu. O 27 imzayı verenler de 'Ya biz verdik ama durum kritik imzamızı geri alıyoruz' dediler. Biz 8 imza toplayamadık eğer 8 imza daha olsaydı Anayasa Mahkemesi kararı bozacaktı ve kardeşim bugün yaşıyor olacaktı.”

"TEVEKKÜLLE KARŞILADIK"
Deniz'in idamını Gezmiş ailesi tevekkülle karşılamış. O dönemde duydukları en ufak bir haberi bile iyiye yormaya çalışmışlar. İdam günü kardeşiyle görüşmek için babasını da yanına alarak Ankara'ya giden Bora Gezmiş o gün Deniz'le görüşememiş. O gece saat üçte ise Deniz'in idam haberi gelmiş. Aceleyle Karşıyaka mezarlığına giden Deniz'in babası, ağabeyi, Hüseyin'in babası, Yusuf'un eniştesi ve babası bir polis barikatından geçerek evlatlarının cenazelerine ulaşmışlar. O sırada etraftaki sivil polisler sürekli 'Yarım saate kadar taksi bulun bulamazsanız buraya gömeceksiniz' diyorlarmış.

YANYANA GÖMEMEZSİNİZ

Gezmiş o geceyi şöyle anlatıyor: “Beş kişiyle bütün işlemleri yaptık. Sivil polisler yarım saat içinde araba bulun ve götürün dediler. Arabayı bulamam deyince buraya gömün dediler. Ama yan yana gömemezsiniz dediler. Ben iyice bunaldım ve oradaki polislere 'Siz bunların dirilerinden korkuyordunuz ölülerinden de mi korkuyorsunuz' dedim. Aralarına ikişer mezar yeri koyduk öyle gömdük. Namaz saatini beklemek gibi bir olay olmadı. Beş kişiyle cenaze namazı kıldık kordon altında. Tek bir polis yardım etmedi bize. Oranın imamı “Ben bunların cenaze namazını kıldırmam dedi.” Gezmiş kardeşini hep en son gördüğü haliyle hatırlamak için cenazeye bakmamış. Karşıyaka Mezarlığı'nın cenaze odasında evlatlarının cenazesini gören üç babanın o kapıdan yıkılmış bir şekilde çıkışı ise asla silinmemiş ağabey Gezmiş'in zihninden. Deniz'in idamından sonra uzun bir süre kendine gelemeyen ailenin tek tesellisi ise oğullarının yüz kızartıcı bir suçtan dolayı idam cezası almaması olmuş.
Deniz Gezmiş'in veda mektubunda bilimadamı olmasını istediği kardeşi Hamdi muhasebecilik yaparken ağabey Gezmiş bir firmada genel müdürlük görevine devam ediyor. Türkiye'de birçok çocuğa ismi verilen Deniz Gezmiş'in ismi ailede başka hiç bir çocuğa koyulmamış. Bora Gezmiş bu durumu “Bir aileye bir tane yeter. O tekti ve hep tek kalacak bizim için” sözleriyle anlatıyor.

"ASMASAYDIK DA NE YAPSAYDIK?"
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam kararında imzası olan Baki Tuğ “Asla pişman değilim” diyor. Hatırla Sevgili dizisindeki mahkeme sahneleriyle yeniden canlanan o günlerin en önemli aktörü, diziye de tepkili. Dizideki beş replikten dördünün yanlış olduğunu söyleyen Tuğ, sanat adına da utanç duyduğunu söylüyor.
Sorularımızı sorarken sıkıştığı anlarda sinirlenen ve herkesi tarihi bilmeyen insanlar olarak tanımlayan Baki Tuğ, Sıkıyönetim Mahkemeleri'ne askeri savcı olarak atanmadan önce Deniz Gezmiş'in ismini dahi duymamış. Baki Tuğ idamlardan dolayı asla vicdan azabı duymadığını ifade ediyor. Görev yaptığı yıllarda kara kaplı kitap ve vicdanının sesini dinleyerek kararlar verdiğini anlatan Tuğ, Türkiye'yi kurtarmak adına üç genci feda etmekte sakınca görmediğini dile getiriyor. O gençlerin bizi ve Türkiye'yi yok edeceklerine inanan eski savcı, bir dönem Kenan Evren'in söylediği “Asmasaydık da beslese miydik” lafına “Biz bu çocukları asmasaydık da ne yapsaydık” diyerek gönderme yapıyor. Gezmiş'in ailesinden karşılaştığınız insanlar oldu mu diye sorduğumuz Tuğ, tartışma yaratacak bir cevap veriyor: “Ben politikaya girdikten sonra Deniz Gezmiş'in bir yakını geldi. Çok isabetli bir karar vermişsiniz dedi ve elimi öptü.”

HEPSİ BİRER DENİZ GEZMİŞ'Tİ
Davalar esnasında hiç bir devlet görevlisiyle görüşmeyen Tuğ, baskı altında kalmadan bu kararı verdiğini söylüyor. O yıllardan bu yana kafasını yastığa, vicdanı rahat bir şekilde koyduğunu anlatan Tuğ, görüşmemiz boyunca yaptıklarından pişman olmadığını vurguluyor. Mahkemede yargılama sırasında orada bulunan gençlerin hepsine aynı mesafede durduğunu ifade eden Tuğ “Oradaki her genç bir Deniz Gezmiş'ti bana göre. Onun hiç bir farklılığı yoktu” diye de ekliyor. “O dönemde tehlike yalnızca asılan üç gençte değildi” diyen eski savcı, geri kalanları asmadığı için de pişmanlık duyuyormuş. Gençlerin alelacele asıldığı söylentilerine de şiddetle karşı çıkan Tuğ'a göre her şey kitabına göre yapılmış. Eski savcının yargısız infaz yaptı diyenlere de cevabı var: “Biz o günde asmasaydık şimdi onlar herkesin başına bela olurdu” Bugüne dek yapılan hiç bir idamın yanlış olmadığını savunan Tuğ, ABD'den örnek vererek “Eğer siz bu medeni bir şey dir diyorsanız o zaman ABD'nin gayri medeni bir devlet olduğunu da söylemiş olursunuz. Çünkü onlar hâlâ idamlara devam ediyor” diyor.

HATIRLA SEVGİLİ TAMAMEN YANLIŞ
Eylemlerden nedamet duysalardı bu gençlerin idam edilmeyeceğini savunan Tuğ, Deniz ve arkadaşlarının mahkemede fütursuz davranmalarına çok öfkelenmiş. Tuğ bu davranışları bir tek sebebe bağlıyor: “Bu gençler cezaevinde tutukluyken hergün cezaevine haber ve istihbarat iletiliyordu. “Dayanın çok kısa sürede kominist ihtilal olacak. Siz çıkacaksınız, dışarıdakiler içeri alınacak” diyorlardı. Durmadan bu çocukları suç işlemeye teşvik ettikleri için, bu çocuklarda mahkemeye saygılı davranmamışlardır” Şimdilerde Hatırla Sevgili dizisinin de sıkı takipçisi olan Tuğ bu konuya da eleştirel yaklaşıyor. Tuğ'a göre dizideki beş kelimeden dördü yalan. Tuğ izlerken sinema ve sanat adına utanç duyuyormuş.

(Yenişafak)

*****
DENİZ GEZMİŞ'İN DEVRİM GAZETESİNE VERDİĞİ RÖPORTAJ

Atatürk’ün, “Tam bağımsızlık” ülküsünü kendilerine şiar edinen devrimci gençleri sindirmek için cinayet tedbirlerine kadar varan planlar yapılıyor şu günlerde. Tertipçilerin baş hedeflerinden biri de gençliğin önde gelen liderlerinden Deniz Gezmiş, son olayları şöyle yorumladı:
- Türkiye ekonomisi tam bir çıkmaz içindedir. Zamlara rağmen, bütçenin açığı 2,5 milyardır. Bu, tutucular koalisyonunun iflasını açıkça ortaya koymuştur. Tutucu güçler, egemenliklerini uzun süre devam ettiremeyeceklerini anlamış olmanın telaşı içindedir. Devrimci gençlik eylemini engellemek için tertiplere girişmeleri bundandır. Fakat umduklarının tersi olmuş ve bu olaylar bizi daha örgütlü, daha disiplinli ve daha güçlü eylemlere hazırlamıştır. Tertipleriyle gençliği ordunun karşısına düşürmek hedefine ulaşamadıkları gibi, devrimci gençlik eylemi, Mustafa Kemal’ci zinde güçler saflarını biribirlerine kenetlemiştir. Mustafa Kemal adı, geniş öğrenci kitlelerinde daha fazla ağızdan ağıza dolaşır olmuş, forumlarda Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe tekrarlanmış ve bunlar uygulanmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, Gazi Mustafa Kemal’in çizgisinin geniş kitlelerde ve bütün zinde güçlerde yankılanmasından korkmuşlardır bugün.

- Gençlik eylemleri içinde önemli bir yerin var ve tutucu güçler senin okuldan atılmış olmanı sürekli istismar konusu ediyorlar. Bu durumda senin söyleyeceklerin neler?
- Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise, Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.

- Mustafa Kemal’in gençliğe yüklediği devrimci görevler nelerdir, biraz daha açıklar mısın?
- Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı’ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumdadır. Ve Kemalist bir Cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı, anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır. Elbette tarihi önderlik sorunu ayrı bir konudur. Bugün için gençlik, mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrimci eylemde bulunacaktır. Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara maledilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.

- Halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için gençliğin dayanışma içinde bulunacağı Kemalist güçler kimlerdir?
- Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu, 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan, yani emperyalizmi kovmuş, feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır.

- Emperyalizme karşı nasıl bir mücadele verilecektir?
- Bugün Amerikan emperyalizmi saldırganlık yolunu seçmiştir. Buna karşı biz de, emperyalizmin parmağının bulunduğu her yerde ona karşı aynı silahlarla mücadele yolunu seçtik: tıpkı Mustafa Kemal’in 50 yıl önce yaptığı gibi. Emperyalizm bugün millici güçleri tasfiye etmek için listeler hazırlamakta ve bütün kurumlarımıza elini uzatmaktadır. Bizse onları defterden sileli çok oldu. Milli kurumlarımıza uzanan elleri de kırmakta kararlıyız.

- Bazı çevreler bu görüşleri, “devrim yobazlığı” sayıyorlar. Bu sence nasıl açıklanabilir?
- Devrimcilik demek halk dalkavukluğu demek değildir. Her şeyden önce devrimcilerin görevi halkın önünde gitmek, halkın gerçek özlemleri için mücadele etmektir. Halk için düzen değişikliği isteyen gençliğe halk karşıdır gibi saçma bir iddiayla Kanlı Pazarları görmezlikten gelen ve gerçek devrimciyi yobazlıkla suçlamaya kalkışan tatlısu devrimciliğine özenmiş politikacı, aslında tutucu güçler koalisyonunun usta propagandalarının esiri olmaktadır. Politikacı, “halk kızar” diye, halk düşmanlarının uşaklığını yapmaktadır. Değirmenköy, Elmalı, Göllüce köyleri, davalarını desteklediğimiz bu topraksız köylüler bize hiç kızmadı, aksine gençliği bağrına bastı. Demir Döküm işçileri de öyle yaptı. Devrimci gençliği halkçı görünüp, egemen sınıflara göz kırpan tatlısu devrimcisi politikacı anlamaz ama işçi ve köylü anlar. Devrimci gençlik de onlara dalkavukluk etmez, gerçek kurtuluş yolunda onlarla birlikte mücadele eder. Hem egemen sınıflara göz kırpan oy goygoyculuğu, hem devrimcilik olmaz. Bugün bizi devrim yobazı olarak nitelendiren birkaç CHP yöneticisi Ortanın Solu tabanını temsil etmemektedir. Anti-Kemalist karşı devrimcilerin yanında yer alan bu birkaç yöneticiyle ortak bir mücadele söz konusu değildir. Fakat şuna inanıyoruz ki, tam bağımsızlık isteyen dürüst Ortanın Solu tabanı Kemalist bir Türkiye’nin kurulması için bizimle birlikte mücadele edecektir.”

(Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim Gazetesi - 23 Aralık 1969 - Sayı: 10 - Sayfa: 2-7)

***
Johnson'un Kıbrıs özel temsilcisi C Vance'in gelişindeki olayları iyi hatırlıyorum. (Bu Cyrus Vance daha sonraki yıllarda Carter'in dışişleri bakanlığını yaptı.) Önce et arabalarını doldurup Esenboğa hava alanına gitmiştik. Diğer okullardan FKF'lilerde gelmişti - FKF henüz Dev-Genç adını almamıştı. Hava alanını adeta işgal ettik. Pistlere indik. Sloganlar attık, FKF başkanı - sanırım Zülüf Şahin’di - konuştu. Toplum polisi geldi ama saldırmadı. Hava alaninda gözalti oldugunu hatırlamıyorum. Yarim saat belki daha fazla bir süre pistlerde gösteri yaptıktan sonra...
C Vance'in Mürted askeri hava alanına iniş yaptığını öğrendik ve geri döndük.

***
Ayni aksam mıydı yoksa ertesi gün mü tam hatırlamıyorum ama... Gösteriler Kızılay’da devam etti. Amerikan Türk Diş Ticaret Bankasının, Amerikan haberler merkezinin Cami-vitrini kirildi. O gün tutuklamalar oldu. Bende ilk defa o gün gözaltına âlindim. Emniyette 30 kişi kadardık. Sinan'da vardı. Halil'in belirttiği gibi Yusuf'ta (bir yerlerde okudum gözaltında Baskın Oran'da varmış). Mahkemeye çıktık, Yusuf bir polise direnidiği - ya da tekme attığı - Gerekçesiyle tutuklandı geri kalanlarımız serbest bırakıldık.

***
Bir kaç gün sonra Yusuf'ta tahliye oldu. Yanılmıyorsam Yusuf bu olaydan sonra SFK’ ya üye oldu. Daha önce değildi. O dönem İbo Seven başkanlığında, Taylan, Halil, Mete, Hülya Karadeniz (sonra Harun Karadeniz'le evlenmişti ) ve ben SFK yönetim kurulundaydık. Protestoların tam ortasındaydık. Belki biraz da bu nedenle Vance'in gelişinde yaşanan olayları oldukça iyi hatırlıyorum.
Rapor Et
Eski 22 Mart 2008, 11:03

Deniz Gezmiş

#6 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
6mayis1972hrryetan5

DEVRİMCİYE AĞIT

O gün erken doğdu kıpkızıl güneş
Altı mayıs günü üç darağacı
Dağların başında tutuştu ateş
Altı mayıs günü üç darağacı

Toplandı katiller okundu ferman
Dalgalandı Deniz, kükredi Arslan
Çoktan bu ölüme hazırdı İnan
Altı mayıs günü üç darağacı

Çorak topraklarda tohum saçtılar
Ne korktular ne kavgadan kaçtılar
Gülerek ölüme kucak açtılar
Altı mayıs günü üç darağacı

Son bir defa haykırdılar dünyaya
Devam edin devam edin kavgaya
Cellat tekmeyle vudu sehpaya
Altı mayıs günü üç darağacı

Zamaniyim kırılacak bu çarklar
Zulüm yok olacak kurtulur halklar
Asırlar geçsede anılacaklar
Altı mayıs günü üç darağacı
Rapor Et
Eski 3 Haziran 2008, 20:16

Deniz Gezmiş

#7 (link)
king nothing
Ziyaretçi
king nothing - avatarı
Delikanlım iyi bak yıldızlara
Belki bir daha onları göremezsin
Belki bir daha onlara doğru bakıp kollarını açamazsın
Delikanlım ya sen bir köşe başında anlından kan sızarak öleceksin
ya da bir devrimci gibi darağacında can vereceksin"

Nazım Hikmet Ran



renkligemerek1do9


deniz21df4
Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 20 Haziran 2012 @ 09:06.
Rapor Et
Eski 6 Mayıs 2010, 19:27

İşte Deniz Gezmiş'in babasına veda mektubu...

#8 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

fileashxo

Deniz Gezmiş'in babasına yazdığı veda mektubu acı günleri bir kez daha hatırlatıyor. Bu satırlar bir evladın babasına yazdığı son mektup olmanın ötesinde, aynı zamanda yakın siyasi tarihin en tartışmalı olayının da belgesi. 6 Mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan için bugün Dolmabahçe rıhtımında bir anma töreni düzenlendi.

İşte Deniz Gezmiş'in babasına yazdığı o mektup:

Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.

Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş
6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi

CNN Türk
Rapor Et
Eski 6 Mayıs 2010, 19:42

6 Mayıs 2010 Anma Töreni

#9 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

ANMA TÖRENLERİ

İlk olarak Dolmabahçe Meydanı'na gelen CHP İstanbul İl Kadın Kolları'ndan yaklaşık 45 kişi, 'Deniz'ler özgürlüğün türküsüdür', 'Devrim savaşçıları ölümsüzdür' yazılı pankartlar ile 'Asla unutmadık unutturmayacağız', 'Bir gider bin geliriz', 'Deniz'ler ölmez', 'Dar ağaçları yıkılsın, Denizler bir daha asılmasın' yazılı dövizler taşıdı.

Marşlar söyleyen grup, 'Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek', 'Kahrolsun Amerikan emperyalizmi', 'Deniz'ler ölmedi kavgamız sürüyor' sloganları attı.

İstanbul CHP Kadın Kolları adına basın açıklamasını okuyan Oya Tümer, "6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı egemen güçler tarafından idam edilen 3 yiğit halk çocuğunun katledilişinin üzerinden tam 38 yıl geçti. Üç kızıl karanfil 6 Mayıs sabahı dar ağacında katledilirken, faşizme inat bugünün ülkemizin devrimci kuşağı yeni nesillerine onların isimlerini vererek çoğalıyorlar" dedi.

Daha sonra ise meydana 68'liler Birliği Vakfı üyeleri geldi. Bu grup adına basın açıklamasını okuyan Sönmez Targan, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan'nın asılmalarının siyasal cinayet olduğunu söyleyerek, "Bu utancın faillerinin bir kısmı artık yaşamıyor. Kalanlar da söylemleri ile bu utancı çeşitli şekilde itiraf ediyor. Dikilen idam sehbası aslında üç fidanı değil Türkiye'yi infaz ettiğini çok geç kalarak anladıklarını şimdi görüyoruz" diye konuştu.

Yapılan basın açıklamasının ardından Dolmabahçe'den denize karanfil atan gruplar, olaysız bir şekilde dağıldı.

LİDER MESAJLARI

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 6 Mayıs 1972'de idam edilen Deniz Gezmiş ve arkadaşları için konuştu. "O günleri hüzünle hatırlıyoruz" diyen Baykal, "Yurtsever duygularla verilen bir mücadeleydi" dedi.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 6 Mayıs 1972'de idamına ilişkin, "O devir içerisinde benim siyasi sorumluluğum yok. Benim gücüm yok. Çünkü benim elimden de hükümet alınmış. O gün ülkeye hakim olan güç benim elimden de hükümeti almış" diye konuştu.

Demirel, "Bu tip hadiselere sevinmek mümkün değildir. Keşke bunlar olmasaydı, ama durup durduğu yerde de olmamıştır. Her şeyi unutarak, hiçbir şey olmamış da adamları tutup götürüp asmış diye bir olay da yok. Kimsenin burnunun kanamasını ben şahsen istemem" dedi.

CNN Türk
Rapor Et
Eski 17 Haziran 2012, 00:28

Deniz Gezmiş'in hayatı

#10 (link)
MsXLabs Üyesi
zafer can - avatarı
Deniz Gezmiş (27 Şubat 1947; Ankara – 6 Mayıs 1972; Ankara), Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun kurucusu, Marksist-Leninist Türk devrimcidir.

AİLESİ

Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri İkizdere, Rize ilçesine bağlı Cimil köyündendir, kökleri Konya'dan bir vesile ile göç etmek zorunda kalmış Oğuzlara dayanır. Babası Erzurum, Ilıca nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum'un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş'tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisidir. Ağabeyi Bora Gezmiş, hukuk fakültesinden ayrılıp bankacılık yapmıştır. Kardeşi Hamdi Gezmiş ise, mali müşavirdir.
Gezmiş, ilk ve ortaöğrenimini Sivas'ta, liseyi İstanbul'da okudu. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu.

SİYASİ YAŞAMI

1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 1965'te Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de "Devrimci Hukukçular Örgütü"'nü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. Bütün bu olaylardan sonra öğrenci hareketinin efsanevi lideri haline geldi.
TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu.

Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Devran Seymen, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş, 1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li askerin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldılar

YAKALANIŞI VE İDAMI

12 Mart Darbesinin ilk günlerinden sonra Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekteyken motosikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada Elmalı'da iken, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalandı ve Kayseri'ye getirildi.[kaynak belirtilmeli] Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu'nun makamına götürüldü.
Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146.maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de 146/1 maddesi uyarınca idam cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararı;
''Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Mahkememiz Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını; bir kısmını tağyir, tebdil veya ilgaya cebren teşebbüs suçunu işlediğinizi sabit gördü. Türk Ceza Kununun 146/1 maddesi uyarınca ölüm cezası ile tecziyenize karar verdi. ''
İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır
Olaydan 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için: " soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri " yorumunu yapar. Mahkumların özür dilemesi istenir. Hiçbiri yaptıklarından özür dilemez. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylar.

İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi. İdama tanık olan avukatı Halit Çelenk'e göre ise son sözleri "Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm'in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.
Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde asılarak idam edildi. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 1969'da öldürülen Taylan Özgür'ün yanına gömülme isteği, yerine getirilmez ve apar topar gömülür. İdamından sonra bayraklaşarak devrim mücadelesinin çok önemli bir sembolü oldu; bir çok sol örgüt başka konularda fikir ayrılıkları olmasına rağmen mutabık kaldıkları nadir konulardan birisi Deniz Gezmiş'in devrim önderliğidir.


SANATTA DENİZ GEZMİŞ


Edebiyat

  • Dar Ağacında Üç Fidan, Nihat Behram
  • İdam Gecesi Anıları, Halit Çelenk
  • Deniz Gezmiş Destanı, Alper Özbek
  • Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz
  • Defterimde Kuş Sesleri, Erdal Öz
  • Bir Dava İki Devrimci Unutmak İhanettir, Hüseyin Turan
  • Denizler İdama Giderken Oral Çalışlar
  • Bizim Deniz Turhan Feyizoğlu
  • Deniz Turhan Feyizoğlu
  • Deniz Fırtınalı Yıllar Tarkan Tufan
  • Ağlasın Gökyüzü-Deniz Gezmiş Vehbi Bardakçı
  • Üç Asılmışların Hikayesi Ahmet Kahraman
Filmler
  • Hoşçakal Yarın (Deniz Gezmiş rolünü Berhan Şimşek üstlenmiştir)
  • Aşk Olsun Sana Çocuk (Deniz Gezmiş rolünü Barış Koçak üstlenmiştir.)
Belgeseller
  • "Delikanlım... İyi bak yıldızlara..." (2012 yılında Can Dündar tarafından yapılmıştır.)
Diziler
  • Hatırla Sevgili (Deniz Gezmiş rolünü Barış Koçak üstlenmiştir.)
Tiyatrolar
  • Aşk Olsun Sana Çocuk (Samsun Sanat Tiyatrosu, 2011 yazında ilk oyununu oynamıştır. )
Şarkılar
  • Ahmet Kaya - Mahur
  • Ahmet Kaya - Neyleyim
  • Ahmet Kaya - Bize Kalan
  • Ahmet Kaya - Yazamadım
  • Ahmet Kaya - Tutuşur Dizelerim
  • Ahmet Kaya - Ölürem Kardaş[kaynak belirtilmeli]
  • Edip Akbayram - Aşk Olsun Sana Çocuk
  • Grup Özgürlük - Deniz'e
  • Fevzi Kurtuluş - Deniz'e Şikayet
  • Fevzi Kurtuluş - Bizim Deniz
  • Hüseyin Karakuş - Adı Deniz Olmalı
  • Can Yücel - Bizim Deniz
  • Grup Yol - Denizlerin Türküsü
  • Metin-Kemal Kahraman - Deniz Koydum Adını
  • Zülfü Livaneli - Hoşçakal Kardeşim Deniz
  • Zülfü Livaneli - Şarkışla
  • Çilekeş - Her Deniz
  • Grup Yorum - Özgürlük Türküsü
  • Grup Yorum - Şarkışla
  • Kardeş Türküler - Deniz'e Yakılan Türkü
  • Sevinç Eralatay - Ankara'dan Bir Haber Var
  • Selda Bağcan - Denizlerin Dalgasıyım
  • Hüsnü Arkan - 5 Mayıs
  • Moğollar - Geri Sar

BU ŞARKILARININ HEPSİ BURADA
> DepositFiles


LİNK HARİÇ ALINTIDIR.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.450 saniyede (89.30% PHP - 10.70% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 14:22
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi