Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 10 Kasım 2008 (19:23) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
43759 kez görüntülenmiş, 38 cevap yazılmış ve son mesaj 12 Ocak 2014 (18:48) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.22  |  Oy Veren: 9      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 10 Kasım 2008, 19:23

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
Hititlerin en belirgin özelliği nedir ?
En iyi cevap Daisy-BT tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

hitililerin özellikleri madde halinde
Kaynak bilgilerden özet çıkarmayı, maddeler haline getirmeyi, bilgileri birleştirmeyi ya da bazılarını elemeyi öğrenmelisiniz.

  • Hititler,yazılarını ilk defa bir kağıt parçasına yazmışlardır .
  • Hititçe, bugüne kadar bilinen en eski Hint-Avrupa dilidir
  • Resmî diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar ve yazıtlar için hiyeroglif denilen yazı kullanılırdı.
  • Hitit dîni çok tanrılı bir dindir; panteonun (tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça vardır ve bunların pek çoğu diğer kavimlerin dinlerinden alınmıştır.
  • Hititler’de tanrılar, tıpkı insanlar gibidir. Fiziksel şekilleri insan gibi olduğu kadar rûhen de onlarla aynı olup insanlar gibi yerler, içerler, kendilerine iyi bakıldığı sürece insanlara iyilik ederler; ancak ihmâl edildikleri zaman hemen intikam almaya, insanları en acımasız yöntemlerle cezâlandırmaya hazırdırlar.
  • M.Ö. 1274 tarihinde II. Ramses ile Muvattalli arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı yapılmış ve Kadeş Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya bağlı olarak II. Ramses savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş Şehri Hititlere kalmıştır.Kadeş antlaşmasının Hattuşaş’da bulunan çivi yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası New York’ta Birleşmiş Milletler Binasında asılıdır.
Benzer Konular: Etiketler:
  • hititler hakkinda bilgi
  • hititler hakkinda kisa bilgi
  • hititler ozellikleri
  • hititlerin onemli ozellikleri
  • hititlerin ozellikleri
Rapor Et
Reklam
Eski 10 Kasım 2008, 19:30

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#2 (link)
Bir Dünyalı
kompetankedi - avatarı
Hitit Uygarlığı
Rapor Et
Eski 10 Kasım 2008, 19:32

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#3 (link)
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
Pasakli_Prenses - avatarı
Lütfen inceleyiniz..Hitit Uygarlığı
Rapor Et
Eski 29 Aralık 2008, 22:45

Hititlerin özellikleri nelerdir?

#4 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
HİTİTLERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? MADDE HALİNDE
Rapor Et
Eski 30 Aralık 2008, 01:52

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#5 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Alıntı:
Ziyaretçi adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

HİTİTLERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? MADDE HALİNDE
MADDE HALİNDE DEĞİL GERÇİ AMA HİTİTLERE AİT TÜM ÖZELLİKLER BELİRTİLMİŞ..

konu_buyuk_1
Yazı: Prof.Dr. Ali Dinçol Fotoğraflar: Ayk Kökçü ve Saner Şen

1. dünya savaşı... Yağmurlu bir İstanbul akşamı, Sirkeci Garı'na giren Avrupa treninden, havagazı lambalarının aydınlattığı perona inen yolcular arasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu üniforması taşıyan genç bir teğmen de vardı. Savaş başlayalı bir yıl olmuştu.


1. dünya savaşı... Yağmurlu bir İstanbul akşamı, Sirkeci Garı'na giren Avrupa treninden, havagazı lambalarının aydınlattığı perona inen yolcular arasında Avusturya?Macaristan İmparatorluğu üniforması taşıyan genç bir teğmen de vardı. Savaş başlayalı bir yıl olmuştu. Askeri pasaportunu ve Osmanlı Harbiye Nezareti'ne hitaben yazılmış izin kağıtlarını vermek için gar binasına yönelen teğmenin gözleri, yapının, kendisine farklı gelen mimarisine takıldı.

Alman mimar Jasmund, Doğu ile Batı'nın birleştiği yerdeki imparatorluk payitahtına yaptığı bu eser için her iki dünyanın mimari üsluplarının karışımı olan bir tarz benimsemişti. 3 Mayıs 1890'daki açılışından beri Sirkeci Garı, batıdan gelen demiryolunun Avrupa'daki son noktasını oluşturmaktaydı. Çek asıllı teğmen Bedrich Hrozny, orduda yedek subay olarak görev yapıyordu. Ancak İstanbul'a gelişinin savaşla ilgisi yoktu. Viyana Üniversitesi'nde Doğu Dilleri okuduktan ve Arapça yazıtlar üzerine hazırladığı tezle doktor ünvanını aldıktan sonra, 1914 yılında Berlin'de Alman Şarkiyat Cemiyeti'ne üye olmuş ve ardından, Berlin ve Londra müzelerindeki çiviyazılı tabletleri incelemeye başlamıştı. Kafasını meşgul eden sorun, 1906 yılında Anadolu'da, Boğazköy'de, H. Winckler ve İmparatorluk Müzesi olan Müze?i Hümayun (bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri) uzmanı Theodor Makridi Bey'in ortaya çıkardığı çiviyazılı tabletlerin diliydi. Bunlar çiviyazısıyla yazıldıkları için okunabiliyor, ama, dili bilinmediği için anlaşılamıyordu...

Ordudaki üstleri, Bedrich'in Müze?i Hümayun'daki bu tabletleri inceleme isteğini, savaşta olmalarına rağmen, olumlu karşılamıştı. Ertesi gün müzeye çıkan yokuşu heyecanla tırmanırken, Hititoloji biliminin temellerini atacağı ana yaklaştığının farkında değildi...
Hrozny, müzedeki tabletler üzerinde çalışırken bir cümleye rastladı: "nu NINDA?an ezzatteni nu watar?ma ekutteni". "NINDA", Sümerce bir kelimeydi ve "ekmek" anlamına geldiği biliniyordu. Ekmek ve suyun insanın yaşamsal gereksinimleri olduğu açıktı. "Su" için bu cümlede "watar" en uygun yerdeydi ve Hint?Avrupa dillerinde ortak bir kökten geliyordu. Almanca "wasser", İngilizce "water" gibi... Ekmek yenir, su içilirdi. "Ezzatteni" de Hint?Avrupa dillerindeki, Almanca "essen", İngilizce "eat" ile benzerlik gösteriyordu. İçmek anlamında kullanılmış olduğunu düşündüğü "ekutteni" ise, Latince "su" demek olan "aqua"yı çağrıştırıyordu. Bu fiillerin sonundaki ?teni ise, çekim eki olmalıydı. Hrozny cümleyi şöyle çevirdi: "ve ekmeği yiyeceksiniz, suyu ise içeceksiniz". Bu dil belli ki, bir Hint?Avrupa dili idi. Hint?Avrupa Dil Ailesi'ne ait dillerdeki kelimelerle karşılaştırıp, onların dilbilgisi kuralları ile kıyaslayarak, pek çok Hititçe cümleye anlam verebiliyordu.
Gerisi çorap söküğü gibi geldi...

Hititçe artık çözülmüştü. Bugüne kadar, sadece savaşlar nedeniyle kesintiye uğrayan kazılarda ele geçen 30.000'i aşkın çiviyazılı tablet ve elde edilen arkeolojik bulgular, Hititler hakkında bildiğimiz her şeye kaynaklık etti. Kilden kitaplar Ne yazık ki, kil üzerine çiviyazısı ile yazılmış tabletleri, kitaplık raflarından alıp okumuyoruz. Tabletler, zamana karşı en dayanıklı madde olan kilden yapılmış olmalarına rağmen, tarih boyunca yüzyılların, hatta binyılların getirdiği yıkımla, kaldıkları toprak altında kırılmış, dağılmış ve zamanında düzenle korundukları yer, kitaplık ya da arşiv, çılgınca bir keşmekeşe gömülmüş...
İster tarih, ister mitoloji, ister hukuk alanında olsun, bu tabletlerden birşeyler öğrenmek isteyen araştırmacının karşısında olağanüstü zor bir bilmece durmaktadır. Bir romancının beş eserinin sayfalarının koparıldığını, bunlardan bir bölümünün küçük parçalar halinde yırtıldığını ve hepsinin birden karıştırılıp, romanların rekonstrüksiyonunu yapmaları için iki ayrı kişiye verildiğini varsayın. Bu iki kişinin, ellerindeki parçaları tek tek okuyup içeriğine göre nereye ait olduğunu saptaması gerekir.
Daha sonra da biraraya gelip, sonuçları karşılaştırmaları ve diğerinin elinde, kendinde olan parçaları bütünleyen başka parça olup olmadığını kontrol etmeleri gerekir. Ayrıca varsa, bunun hangi boşluğu tamamladığını veya fazladan ne içerdiğini bulmaları, anlatılan olayların roman içinde nerede olacağının kestirilmesi de önemlidir. Bu yöntemle acaba beş romanın hangileri saptanabilecek ve hangisinin başı hangisinin sonuna getirilecek, hangi roman kahramanı ait olmadığı yerde boy gösterecektir?

Kilden yapılmış kitaplar olan tabletler konusunda da durum aynen böyledir. Bilimsel gerçek olarak bugün söyleyebildiğimiz her şey, uzun süren araştırmaların sonucunda elde edilmiş bilgilerdir.
Coğrafya: tarihin sahnesi Tarihsel olaylar, coğrafyanın oluşturduğu sahnede geçer. Bu nedenle bir ülkenin tarihi, o ülkenin coğrafi konumundan etkilenir. Tarihi, bir tiyatro oyunu gibi kabul edersek, coğrafya bunun oynandığı sahnedir. Bir tiyatro sahnesinin boyutları, ışık ve ses düzeni, oyunu nasıl olumlu ya da olumsuz biçimde etkilerse, coğrafya da tarihsel olayların akışını o derecede etkiler. Tarih biliminin yanıtını aradığı başlıca sorulardan ikisi, gazetecilikteki gibi, "nerede" ve "ne zaman"dır.
Bunlardan birincisi hep bir coğrafyaya bağlıdır ve coğrafya engebeleri, denizleri, akarsuları ile, ülkeyle diğer bölgeler arasında ya kolay bir ulaşım sağlar ya da tersine onu yalıtır. Üç kıtanın birleşme noktasında ve Eskiçağ dünyasının merkezinde yer alan Anadolu, Asya'nın kitlesel bir yarımadasıdır. Ancak Avrupa kıtasına o kadar sokulmuştur ki, Batı Anadolu'nun kentleri Orta Avrupa'ya, bazı Doğu Avrupa ülkelerinden daha yakındır. Anadolu'nun kuzey ve güney kıyılarına paralel uzanan dağ sıraları arasındaki çöküntüler doğal yolları oluşturarak doğu?batı arasındaki ulaşımı sağlar. Bu yarımada, Doğu Akdeniz ile Karadeniz bölgelerini birbirinden ayırıyorsa da, İstanbul ve Çanakkale boğazları iki bölge arasında deniz ulaşımına olanak verir, Kızılırmak ve Göksu nehirlerinin vadileri ise, karayolu ile kıyı şeritlerini iç kesimlere ve dolayısıyla da bu bölgeleri birbirine bağlar.
Batıda Ege Denizi, Anadolu ile Batı dünyası arasında bir engel olmaktan çok, iki coğrafyayı birbirine bağlayan bir özellik taşır. Yüzlerce ada ve kayalık Yunanistan ile Anadolu arasında en ilkel deniz araçlarıyla dahi genellikle güvenli bir bağlantıyı mümkün kılar. Yarımadanın güneydoğu ucu, Toroslar'ın ötesinde Suriye Çölü'nün kuzeyi ve Yukarı Mezopotamya Ovası'na açılır. Doğudan ise kolay yollar değilse de dağ geçitleri İran'a ve oradan da Asya içlerine bağlanır. Anadolu bir geçiş bölgesinin tüm özelliklerini yansıtır; iklimindeki bölgelerarası farklılık, bitki örtüsünün zenginliği, doğal ve tarım ürünlerinin çeşitliliği de buna bağlıdır. Bu koşullar, Anadolu toprakları üzerinde yeşeren tüm kültürleri derinden etkilemiştir ve Hitit Uygarlığı'nda bu etkiler en çarpıcı biçimiyle gözlenebilir. Kimliğin göstergesi dil Hititler'de Doğu ile Batı'nın buluşmasının en önemli göstergelerinden biri, kullandıkları dildi. Hititçe, Hint?Avrupa Dil Ailesi'nin yazılı belge bırakmış en eski üyesi ve bu dil ailesi ?adından da anlaşıldığı gibi? Hint Okyanusu'ndan Atlas Okyanusu kıyılarına kadar uzanan bir coğrafyada, Türkçe, Macarca ve Fince dışında konuşulan tüm dilleri içinde barındıran büyük bir aile. Hititçe sözü edilen bu ailenin ölü fertlerinden oluşan Anadolu Dil Grubu içinde yer alıyordu. İÖ 2. binyılda Hititçe ile birlikte konuşulmuş Luvice ve Palaca da bu grubun diğer üyeleriydi. Hititler, Hint?Avrupalıların anayurdu varsayılan Güney Rusya steplerinden Anadolu'ya göç etmelerinden sonra, Mezopotamya kökenli çiviyazısı ile tanışmışlardı. Bu yazı sisteminin daha ilk krallarının egemenliği sırasında dillerine uygulanması sonucu doğan Hititçe, doğulu çiviyazısı kültürünün bir parçası olmuştu. Ve Hititler bu yazı ile, tarihten edebiyata çok çeşitli türlerden oluşan zengin bir belgeler topluluğu yarattı. Doğuya olduğu kadar Batı'ya da açık Anadolu coğrafyası sayesinde Ege dünyası ile de ilişkide olan Hititler, orada kullanılmakta olan resim karakterli hiyeroglif yazıdan etkilendiler ve kendilerine özgü bir hiyeroglif sistemi yarattılar.

Bu yazı, göze hitap ettiği için anlaşılması daha kolaydı ve bu nedenle toplum tarafından çiviyazısına göre daha çok benimsendi. Çiviyazısının kullanımı devlet arşivlerine konacak belgelerle sınırlı kalırken, halka açık yerlerdeki tüm yazıtlar hiyeroglif ile yazılmıştı. Büyük olasılıkla, halkın özel yazışmalarında da hiyeroglif kullanılıyordu. Ancak halkın günlük yaşamına ışık tutabilecek bu belgeler, zamanla tahrip olan tahta tabletlerle yazıldığı için günümüze ulaşamadı. Buna karşın, çiviyazılı belgelerde adı geçen, bu tahta tabletlerin sivri uçlarına iplerle bağlanan, killi topraktan yapılmış, koni biçimli "bulla"lar, yine hiyeroglif yazılı mühürlerin baskılarını taşıyordu. Hiyeroglif yazının uygulandığı dil, Luvice'nin bir lehçesiydi. Çiviyazısının dili olan, bizim Hititçe dediğimiz bu dile, Hititler Neşa/Kaneş dili adını veriyordu. Bu dili konuşan kişiler, siyasal açıdan etkili bir grup olmalıydı. Buna karşın Luvice, Anadolu halkı arasında daha yaygındı. Her iki yazı ve dil aynı anda ve kral mühürlerinde olduğu gibi, biri Doğu'nun diğeri ise Batı'nın icadı olarak, yan yana kullanılıyordu. Tanrıların kökenleri Hititler kendilerini "bin tanrılı" olarak nitelerdi. Gerçekten de toplamı 1000'e ulaşmasa da, tanrılar topluluğunda çeşitli etnik kökenlerden gelen çok sayıda tanrı ve tanrıça bulunuyordu. Anadolu'ya gelirken beraberlerinde getirdikleri Hint?Avrupa soyundan olanlar, bunların arasında azınlık sayılırdı. Hitit tanrılar topluluğunun en önemli özelliği ise, Hititler'in ilişki içinde olduğu toplumların tanrılarını da kendi inanç sistemleri içine almalarıydı. Bu nedenle Anadolulu/Hattili, Hint Avrupalı, İndo?Ari denilen Hintli, Assur?Babil kökenli Semitik veya Asyalı pek çok tanrı yan yana kutsanıyordu. Böyle bir ortamda doğmuş olan Hitit Mitolojisi de aynı etnik çeşitliliği gösteriyor.

Asya kökenli Hurriler'in edebiyatından alınma Kumarbi Efsanesi'nin çeşitli kaynaklardan eski Yunan yazarlarını etkilediği, örneğin Hesiodos'un tanrıların yaratılışını konu alan ünlü eseri Theogonia ile Hititçe metin arasındaki dikkat çekici benzerliklerden açıkça görülüyor. Ve günümüz Batı düşüncesine kaynaklık eden Eski Yunan Mitolojisi'nin Doğu'dan bu denli etkilenmiş olması, her iki kültür arasında bir köprünün varlığını kanıtlıyor.

İÜ. Edebiyat Fakültesi Hititoloji Anabilim Dalı Başkanı

National Geographic Türkiye
Rapor Et
Eski 10 Ocak 2009, 19:00

Hititler kaç yılında kuruldu?

#6 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
hititler kaç yılında kuruldu?
Rapor Et
Eski 10 Ocak 2009, 19:02

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#7 (link)
fadedliver
Ziyaretçi
fadedliver - avatarı
M.Ö 2000- 1800 yıllarında Orta Anadolu’ ya yerleşen Hititler, Hattuşaş( Boğazköy)’ı başkent yaparak bir devlet kurmuşlar, zamanla Ön Asya’ nın en güçlü devletlerinden biri olmuştur
Rapor Et
Eski 18 Kasım 2009, 17:54

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hitililerin özellikleri madde halinde
Rapor Et
Eski 18 Kasım 2009, 18:53

Hititlerin en belirgin özelliği nedir?

#9 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

hitililerin özellikleri madde halinde
Kaynak bilgilerden özet çıkarmayı, maddeler haline getirmeyi, bilgileri birleştirmeyi ya da bazılarını elemeyi öğrenmelisiniz.

  • Hititler,yazılarını ilk defa bir kağıt parçasına yazmışlardır .
  • Hititçe, bugüne kadar bilinen en eski Hint-Avrupa dilidir
  • Resmî diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar ve yazıtlar için hiyeroglif denilen yazı kullanılırdı.
  • Hitit dîni çok tanrılı bir dindir; panteonun (tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça vardır ve bunların pek çoğu diğer kavimlerin dinlerinden alınmıştır.
  • Hititler’de tanrılar, tıpkı insanlar gibidir. Fiziksel şekilleri insan gibi olduğu kadar rûhen de onlarla aynı olup insanlar gibi yerler, içerler, kendilerine iyi bakıldığı sürece insanlara iyilik ederler; ancak ihmâl edildikleri zaman hemen intikam almaya, insanları en acımasız yöntemlerle cezâlandırmaya hazırdırlar.
  • M.Ö. 1274 tarihinde II. Ramses ile Muvattalli arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı yapılmış ve Kadeş Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya bağlı olarak II. Ramses savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş Şehri Hititlere kalmıştır.Kadeş antlaşmasının Hattuşaş’da bulunan çivi yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası New York’ta Birleşmiş Milletler Binasında asılıdır.
Rapor Et
Eski 19 Kasım 2009, 20:10

hititler

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hititlerin önemli özelliği
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.278 saniyede (79.56% PHP - 20.44% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 21:59
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi