Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 15 Kasım 2008 (15:18) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
127628 kez görüntülenmiş, 63 cevap yazılmış ve son mesaj 14 Nisan 2014 (21:59) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.79  |  Oy Veren: 19      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 22 Kasım 2011, 22:06

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#51 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
lütfen kocaelinin el sanatlarını gösterebilirmisiniz
Rapor Et
Reklam
Eski 27 Aralık 2011, 21:36

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#52 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ya bence biraz daha açıklamalı olabilirdi yine de emeğe saygı ama briaz kötü olmus
Rapor Et
Eski 9 Ocak 2012, 19:08

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#53 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
GELENEKSEL EL SANATLARI

Bugün dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak sosyal ve kültürel alanlarda görülen hızlı değişimi, geleneksel sanatlarda da görmek mümkündür. Ülkemiz açısından da söz konusu olan bu değişimi, Kozan’da da görmek mümkündür. Önceleri yörede çok yaygın ve gelişmiş olan el sanatları 20. yy’da eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Ev dokumacılığı şeklinde yapılan geleneksel dokumacılık (halı, kilim, çul, çuval) günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur.
Dokumacılık alanında görülen gerileme ve ilgisizlik diğer el sanatlarında da görülebilmektedir. Bu el sanatlarının başında bakırcılık, kalaycılık ve oymacılık gelmektedir.

Sivas'ta geleneksel el sanatları oldukça gelişmiştir. Dokumacılık, bakırcılık, gümüş işçiliği, çubukçuluk, çorap örücülüğü, ve çakı-bıçak yapımcılığı en köklü el sanatlarıdır. Bunlardan çora

SİNOP-EL SANATLARI.....

Köklü bir geçmişin ürünü olan ve çok zengin çeşitliliğe sahip Türk El Sanatları, maddi kültür varlığımızın en değerli belgeleridir. İnsanlığın çağlar boyunca yaratıp ürettiği kültür varlıkları gelişim ve değişim içinde sürekli olarak geleceğe aktarılırlar.

El sanatları bütün halk sanatları gibi, bir ulusun kültürel kişiliğinin en canlı ve anlamlı belgeleridir (Taciser Onuk,1988).

İnsanlar beğenilme güdüsü ile süsü ve süslenmeyi sevmiş, bunun için daima yenilik peşinde koşmuştur. Giydiği ve kullandığı eşyaları dikerken bezemek ve süslemek amacından el işlemeleri doğmuştur.

El sanatları ilk dönemlerde insanların beslenme, giyinme, barınma gibi temel ihtiyaçlarını, daha sonraki dönemlerde ve günümüzde ise insanların süslenme, yaşadıkları mekanları süsleme gibi kişisel zevk ve isteklerini karşılayan ürünler olarak üretilmiş ve üretilmektedir (Mustafa Arlı,1992).

Önceleri ihtiyacı karşılamak amacıyla, basit araç gereçlerle yapılan bu süslemeler zamanla birer sanat haline gelmiştir. Bu tarihsel süreç içinde, özellikle endüstrileşme ve toplumsal değişmeler sonucu el işlemeleri zamanla unutulmaya, yok olmaya başlamıştır.

Türkiye, her yöresi birbirinden farklı zengin el işlemeleri ile dolu bir ülkedir. Bu alanda tespit amacıyla çok sayıda araştırma yapılmış, ancak yaşatılması ve üreterek kullanılabilir duruma getirilmesi adına yeterli sayıda çalışma yapılamamıştır.

El işlemeleri yılın her mevsiminde ve günün her saatinde, her yaşta ve öğrenim durumunda, sağlam ya da özürlü bireylere iş olanakları sağlaması, materyal temininde ve işleme tekniklerinde dışa bağımlı olunmaması gibi özelliklere sahiptir.

Büyük sermaye ve tesis gerektirmeyen el işlemelerinin, bütün bu özellikleri göz önünde tutulursa, turistik eşya üzerine uygulanarak üretilmesi ve pazarlanması için verilecek eğitimin önemi ortaya çıkmaktadır.

İnsanların yer değiştirme hareketi olarak tanımlanan turizmde tatil olgusu ve bu tatilin geçirileceği yer önem taşır. Dolayısıyla turizmde tatilin geçirileceği yerlerde görülmesi, yaşanılması bir şeylerin tüketilmesi ön plandadır. Tüketim amaçlı gelen turistin beklentisi ise, yeni tanıdığı çevredeki halkın günlük yaşamında kullandığı onlara özgü bir ürünü hatıra olarak satın alıp götürmek ve kullanmaktır. Bu durumda istenilen ve tercih edilen ürün doğal olarak bir el sanatı olmaktadır (Hasan Olalı, 1987).

Günümüzde kullanılmadığı için yok olmaya başlayan el işlemelerinin, kolay taşınan, üretilebilir ve kullanılabilir ürünler üzerine uygulanarak pazarlanması ancak verilecek bir eğitim ile mümkün olabilir.

Eğitim, genel tanımıyla, bireyin davranışlarında kendi yaşantıları yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişiklikler meydana getirme sürecidir. Planlanan eğitimde, kişiye bilgi ve beceri kazandırarak topluma yararlı ve üretken bireyler yetiştirmek esastır (Selahattin Ertürk, 1994).

Eğitim; bireylerin ve toplumun sosyal gelişmesini hızlandıran, ekonomik kalkınmasını destekleyen, milli kültür değerlerini koruyan, geliştiren, nesilden nesile aktaran, milli birlik ve bütünlüğü sağlayan faaliyetlerden biri ve belki de en önemlisidir (Metin Emiroğlu,1996).

Bir ülkenin zenginliği insanların verimli yeteneklerine ve bu yeteneğe uygun verilen eğitim düzeyine bağlıdır. Bu yüzden, her alanda kalkınabilme ve gelişebilme insan gücünün eğitim yoluyla yetiştirilmesiyle sağlanabilmektedir (Fatma Varış, 1994).

Kültürel ve tarihsel zenginlikle beraber, bozulmamış doğal bir yapıya sahip olan Sinop ilinde el sanatları oldukça gelişmiştir. El dokumacılığı ve el işlemeleri yanında, bıçakçılık, kotracılık gibi değişik el sanatları da mevcuttur.

Eski dönemlerde hazır giyim olmadığı için, giyim ve ev içi ihtiyaçları karşılamak amacıyla keten life, lif ipliğe, iplik dokumaya, dokumalar giyime ve eşyaya dönüştürülmüş, keten dokumalar serin tutması ve teri emmesi nedeniyle daha çok iç giyimde kullanılmıştır. İç giyim olarak yapılan kadın göynekleri, yakasına işleme yapılarak süslenmiştir.

Yapıldığı yerin adıyla anılan Ayancık Göynek Yakaları günümüzde giyilmediği için halk tarafından yapılmamakta, ancak gelen turistler tarafından talep edilmektedir. Sinop ilinde yapılan gözlemler sonucu, el işlemelerine yönelik turistik eşya üretimi ve pazarlamasına rastlanmamıştır. Her yıl ortalama 50 bin turistin (Sinop İl Turizm Müdürlüğü Verileri) ziyaret ettiği Sinop ilinde ev kadınlarına yönelik bir öğretim programı hazırlanması gereksinimi doğmuştur.

Bu gereksinimden yola çıkarak Sinop Anadolu Meslek Lisesinde; Ayancık Göynek Yakaları üzerine uygulanan el işlemelerinin turistik eşya üzerine uygulanmasına ilişkin öğretim programı hazırlanarak Sinop ilinde yaşayan ev kadınlarına uygulanmıştır.

Hazırlanıp uygulanan öğretim programı ile;
- Ayancık Göynek Yakalarında kullanılan araç gereç, renk ve işleme tekniklerinin tespit edilerek analizlerinin yapılması,
- Yörede unutulmak üzere olan Ayancık Göynek Yakaları el işlemelerinin yeniden canlandırılması,
- Yeni bir öğretim programının hazırlanması,
- Ayancık Göynek Yakaları üzerine uygulanan el işlemelerinin turistik eşya üzerine uygulanabilirliğinin eğitim yoluyla sağlanması,
- Uygulanan öğretim programından elde edilen sonuçların değerlendirilmesi,
- Oluşturulan turistik eşyalarla Sinop ilinin tanıtımının yapılması,
- Yapılan çalışma ile nakış öğretmenlerine kaynak oluşturulması,
- Üretime yönelik çalışmaların yaygınlaştırılarak ekonomiye katkıda bulunulması,
- Ev kadınlarının üretime yönlendirilerek aktif hale getirilmesi amaçlanmıştır.

Yapılan alan araştırmalarında yöresel el sanatlarının saptanması yapılmışsa da bu işlemelerin turistik eşyaya uygulanmasına ilişkin öğretim programı hazırlanmamıştır. Yöresel el işlemelerinin araştırılarak ortaya çıkarılması ve günümüzde yaşamasının sağlanması el sanatlarının yok olmaması açısından önemlidir. Hazırlanan öğretim programı hem el işlemelerinin yok olmamasını sağlayacak hem de yöre insanının yaratıcılığını da geliştirerek ekonomik katkı sağlayacaktır. Ayrıca hazırlanan öğretim programı etkili olduğu takdirde yörenin tanıtılmasını sağlayacaktır.

Ayancık Göynek Yakaları üzerine uygulanan el işlemeleri yörede unutulmak üzeredir. Hazırlanan öğretim programı el işlemelerinin turistik eşya üzerine uygulanarak yeniden canlandırılması ve üretilmesi için önemlidir.

Yörede bu alanda hiçbir çalışmanın yapılmamış olması ve yapılacak ürünlerin turizm yöresi olduğundan kolay pazarlanabilmesi nedeniyle yöre halkına getireceği ekonomik katkıdan dolayı önemlidir.

Nakış öğretmenlerine bulundukları yörede geleneksel işlemeleri araştırarak üretime yönelik çalışmalar yapmaları açısından hazır materyal sağlayacağı umulmaktadır.

El Sanatları alanında üretime yönelik çalışmalar konusundaki eksikliği giderme ve yeni araştırmacıları teşvik etme açısından da bir ölçüde katkıda bulunacağına inanılmaktadır.

Sinop Anadolu Meslek Lisesinde üretime yönelik çalışmalar; Ayancık Göynek Yakaları üzerindeki el işlemeleri ile sınırlı kalmayıp diğer el işlemeleri ile ilgili olarak devam etmektedir.


Kaynak: Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir? örücülüğü giderek önemini yitirirken, diğerleri günümüzde de sürdürülmektedir. Sivas'ın çok zengin kompozisyonlu ve renkli dokumaları ile kara kemik saplı bıçakları ünlüdür.

Dokumacılık :


Selçuklular döneminde başlayan dokumacılık sonraki yüzyıllarda gelişmiştir. Bunlardan bir dönem çok ünlü olan şal dokumacılığı günümüzde yapılmamaktadır. Sivas halılarının en önemli özellikleri tümüyle yün, sık dokulu ince havlı olmasıdır. Halının sık dokulu olması için kirkit oldukça sert vurulur. Bu arada esnekliği sağlamak için ilmikler iki tarandıktan sonra özel ayarlı makaslarla kesilerek hav yüksekliği ayarlanır. "Eriş" denilen çözgü ipliği çok bükümlü ve incedir.



Bu yüzden halılarda düğüm sayısı oldukça yüksektir. Selçuklu halılarındaki geometrik bir düzenle yerleştirilmiş motiflerin oluşturduğu kompozisyonlar, geliştirilmiş biçimleriyle günümüz Sivas halılarında da görülmektedir. "Çeşmi bülbül, çamurlu, kuçlu, lalezar, yılanlı" bunlar arasındadır. Desenlerin kimileri kent adları, kimileri de sayılarla anılır. Sivas halılarının bir başka özelliği de zıt renklerden özenle kaçınılmasıdır. Halılarda en az 12 renk görülür. Başlangıçta çok mat olan bu renkler kullanıldıkça canlılık kazanır. Lacivert, al ve tonları yaygındır.



Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir. Seccade, divan, taban ve duvar tipi kilimler çok yaygındır. Ayrıca 6-7 m kare büyüklüğünde kilimlere rastlanır. Geçmişte Gürün, Şarkışla, Yıldızeli ve Kangal'da dokunan kilimler renk ve desen açısından farklılık göstermekteydi. Bunlarda geometrik motiflerin yanında çeşitli figüratif motiflerde kullanılırdı.



Teknik kaygılarla kilimlerde çoğunlukla geometrik motifler yeğlenir. Al, yeşil, mavi, kara ve turuncu en yaygın renklerdir.



Çorap Örücülüğü :


Geçmişte Gürün'de çok gelişmiş olan çorap örücülüğü günümüzde yitmeye yüz tutmuştur. Burada tiftikten ince görünümlü çorap örülürdü. Kullanılan sitilize bitki, hayvan ve insan motifleri dokuyanın iç dünyasını yansıtacak biçimde işlenirdi.

"Yandım alamadım, yarimi eller aldı. Kakül ergen bıyığı, eli mektuplu, elif-be, aşık kirpiği, gönül kilidi, katip çimciği ve civan kaşı" en yaygın motiflerdir.



Çubukçuluk (Ağızlık Yapımcılığı) :


Çubukçuluk köklü el sanatlarından biridir. Kişisel kullanım yada satış için yapılan çubuklar günümüzde turistik bir değer kazanmıştır. Ağızlık yapımında yörede germişek yada karamuk denilen bir ağaç kullanılır. Germişek çubukları istenilen boyda kesilir, bunlar uzunluklarına göre "Lüleli, topcık başlı, yanma başlı, ufak ağızlık, ufak lüleli ağızlık, arabalı ağızlık (birbirine geçmeli)" gibi çeşitli adlar alır. Tomruk makinesinde kabukları soyulan çubuklar tornaya bağlanır, keski yatay yada dikey tutularak desenin dış çizgileri (konturlu) çizilir. Sonra kalemle (ince uçlu işleme ve kakma gereci) desenler oluşturulur. Bu işleme "nakış keskisi" denir. İşlemleri bitirilen ağızlık kezzaba batırılır. Ateşe tuttuktan sonra zımparalanır. Yeniden tornaya bağlanır ve matkapla ağız bölümü (sigara konulan yeri) açılır. Çakıyla yassılaştırılan bu bölümde kezzaba batırma, kızartma ve cilalama işlemlerinden geçirilir.



Süslemede uygulanan bir başka teknikte ekin saplarının üzerine ibrişim yada ipek sarılmasıdır. uzunlamasına kesilmiş ekin sapları süslemenin yapılacağı bölümlere yerleştirilir. Alt ve üstlerden renkli ibrişim (yada ipek) sarılarak süslemeler oluşturulur. Bu teknik çoğunlukla yazı yazmada uygulanır. İlde ilk ağızlığı Şeyh Aziz Baba'nın yaptığı söylenir.

Bakırcılık :


Bakırcılık eski yaygınlığını yitirmiştir. İl bakırcılığının en eski örnekleri Sivas müzelerinde sergilenmektedir. Külçe bakır önce küçük parçalar halinde silindirden geçirilerek inceltilir, sonra biçimlendirilir. Biçimlendirmede kazan ve sinilerde dövme, küçük kaplarda çekme tekniği kullanılır. Dövme tekniğinde bakır, ağaç tokmakla dövülür; çekme tekniğindeyse istenilen tahta kalıplara göre tornada çekilir. Süslemeler kakma yada çalma tekniğiyle yapılır. Kakma tekniğinin iki uygulama biçimi vardır. Birinde motifler kap üzerine kazılarak yada oyularak işlenir. Diğerinde ise kabın üzeri bal mumuyla sıvanır, motifler kalemle çizildikten sonra açılan oyuklara asit dökülür. Asidin bakır üzerinde oluşturduğu karalanmalardan yararlanılarak motif işlenir. Çalma tekniğinde motifler demir zımparalarla baskı yapılarak işlenir. Yazılar, bitkisel ve geometrik motifler en yaygın süslemelerdir. Geometrik motiflerde geçmeli daireler, üçgenler, dörtgenler; bitkisel motiflerde yaprak, lale, nar, nar çiçeği ve servi kullanılır.

Ustaların yapıtlarına adlarını, bir din büyüğünün adını yada ayeti yazması gelenektir. Ancak yazıyı motifler arasına yerleştirmek güç olduğundan bu gelenek giderek kaybolmaktadır. Bu tür süslemelere en çok Osmanlı dönemi yapıtlarında rastlanmaktadır.

Çakı-Bıçak Yapımcılığı :


Geçmişin gözde kılıçları, kılınççılar çarşısında yapılırdı. Kılıcın yerini giderek daha güçlü silahlar alınca, kılıç ustaları çakı-bıçak yapımına yöneldiler. Günümüzde de sürdürülen çakı-bıçak yapımı, eski yaygınlığını yitirmiştir. Kentte bulunan bıçakçı atölyelerinde; genellikle kılıç tipli bıçaklar, bağ bıçakları, büyük ekmek bıçakları, bir iki üç ağızlı yada ustura ağızlı bıçaklar yapılır. Kentin özellikle kara saplı bıçakları ünlüdür. Çakı ve bıçakların "namlu" denilen ağızları çelikten sapları boynuzdan yapılır. Ocakta kızdırılan çelik, örste dövülerek namlu biçimi verilir. İlk düzenlemeden sonra oluğu (tırnak oyuğu) açılır. Yeniden düzenlenir, su verip parlatılır. Böylece namlu sapa takılacak hale gelir. Sap için çoğunlukla öküz, keçi ve koç boynuzu kullanılır. Boynuz istenilen boyutta kesilir, ısıtılarak mengenede düzeltilir, kalıplanır. Sonra içi testereyle oyulur. Bıçak ustalarının "elde resim yapma" dedikleri son düzenlemeden geçirilir. Rendelendikten ve zımparalandıktan sonra namluya takılacak duruma gelir. Namlu sapın uç bölümünde açılan oyuğa yerleştirilir, delinerek çivilenir. Çivi başları birer pul konduktan sonra ezilir, çarkta parlatılır.
Rapor Et
Eski 17 Ocak 2012, 14:12

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#54 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
offff bi tek bunlar değil çinicilik hat sanatı kilim dokumacılıgı hiçbir zaman adam gibi istediğim şeyi bulamıyorummmm
Rapor Et
Eski 22 Mart 2012, 21:22

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#55 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
bana kocaeli nin geleneksel sanatları lazım lütfennn
Rapor Et
Eski 2 Nisan 2012, 19:12

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#56 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Geleneksel El Sanatları


El Sanatları insanoğlu var olduğundan beri tabiat şartlarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak, örtünmek ve korunmak amacı ile ilk örneklerini vermiştir. Daha sonra gelişerek çevre şartlarına göre değişimler gösteren el sanatları, ortaya çıktığı toplumun duygularını, sanatsal beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtır hale gelerek "geleneksel" vasfı kazanmıştır.

Geleneksel Türk El Sanatları, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihinden gelen çeşitli uygarlıkların kültür mirasıyla, kendi öz değerlerini birleştirerek zengin bir mozaik oluşturmuştur.
Geleneksel Türk El Sanatlarını; halıcılık, kilimcilik, cicim zili, sumak, kumaş dokumacılığı, yazmacılık, çinicilik, seramik-çömlek yapımcılığı, işlemecilik, oya
yapımcılığı, deri işçiliği, müzik aletleri yapımcılığı, taş işçiliği, bakırcılık, sepetçilik, semercilik, maden işçiliği, keçe yapımcılığı, örmecilik, ahşap ve ağaç işçiliği, arabacılık vb. sıralanabilir.

Geleneksel el sanatlarımızdan dokumaların hammaddeleri yün, tiftik, pamuk, kıl ve ipekten sağlanmaktadır.

DOKUMACILIK

Dokuma; eğirme veya başka yollarla iplik haline getirilerek veya elyafı birbirine değişik metotlarla tutturarak bir bütün meydana getirme yoluyla elde edilen her cins kumaş, örgü, döşemelik, halı, kilim, zili, cicim, keçe, kolonlar vb.'dir.

Dokumacılık Anadolu'da çok eskiden beri yapıla gelen, çoğu yörede geçim kaynağı olmuş ve olmaya devam eden bir el sanatıdır.

İŞLEME SANATI

El sanatlarımızın zarif örneklerinden olan oyalar; süslemek, süslenmek amacından başka taşıdıkları anlamlarla bir iletişim aracı olarak da kullanılmaktadır. Günümüzde Anadolu'da tığ, iğne, mekik, firkete/filkete gibi araçlarla yapılan oyaların ya bordür ya da bir motif olarak tasarlanmış olanları, kullanılan araç doğrultusunda ve tekniklerine göre değişik adlar almaktadır. Bunlar; iğne, tığ, mekik, firkete/filkete, koza, yün, mum, boncuk ve kumaş artığı olarak sıralanabilir. Kastamonu, Konya, Elazığ, Bursa, Bitlis, Gaziantep, İzmir, Ankara, Bolu, Kahramanmaraş, Aydın, İçel, Tokat, Kütahya gibi şehirlerimizde daha yoğun olarak yapılmakta, ancak eski önemini kaybederek çeyiz sandıklarında varlığını korumaya çalışmaktadır. Geleneksel kıyafetlerle birlikte kullanılan oyalarımızın yanı sıra takılarda dikkat çekici aksesuarlardandır. Anadolu'da yaşamış tüm uygarlıklar değerli ve yarı değerli taşlarla metalle birlikte veya ayrı işleyerek sanatsal nitelikli eserler üretmişlerdir. Selçuklularla birlikte gelen değişik üslupların en nemlisi Türkmen takılarıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise imparatorluğun gelişimine paralel olarak mücevhercilik önem kazanmıştır.

AHŞAP OYMACILIĞI

Anadolu'da Tunç Çağında bakır, kalay katılarak tuncun elde edilmesinden sonraki dönemlerde bakır, altın, gümüş gibi madenler de dövme ve dökme tekniğiyle işlenmişlerdir. En çok kullanılan maden bakırdır. Maden işçiliğinde dövme, telkari, kazıma (kalemkar), çekiç işi kakma, küftgani, savatlama, ajır kesme gibi teknikler kullanılmaktadır. Bakırın yanı sıra pirinç, altın, gümüş gibi metallerle yapılan el sanatları günümüzde üstün işçilik ve çeşitli tasarımlarla yaşatılmaya çalışılmaktadır. Günümüzde en çok kullanılan maden işleme olan bakır kalaylanarak mutfak eşyası yapımıyla geniş bir şekilde sürdürülmektedir. Barınma gereğinden doğan mimari, bölgelerin coğrafi koşullarına göre biçimlenmiş, çeşitlenmiştir. Buna bağlı olarak gelişen Ahşap işçiliği Anadolu'da Selçuklu döneminde gelişip, kendine özgü bir niteliğe ulaşmıştır. Selçuklu ve Beylikler dönemi ağaç eserler daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari elemanlar olup üstün işçilik içermişlerdir. Osmanlı döneminde sadeleşerek daha çok sehpa, kavukluk, yazı takımı, çekmece, sandık, kaşık, taht, kayık, rahle, Kur'an muhafazası gibi gündelik kullanım eşyaları ve pencere, dolap kapağı, kiriş, konsol, tavan, mihrap, minber, sanduka gibi mimari eserlerde uygulanmıştır.

Ağaç işçiliğinde kullanılan malzeme daha çok ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve gül ağacıdır. Kakma, boyama, kündekâriz, kabartma-oyma, kafes, kaplama, yakma gibi tekniklerle işlenen ahşap eşyalar günümüzde de kullanılmaktadır. Bu teknikler Zonguldak, Bitlis, Gaziantep, Bursa, İstanbul-Beykoz, Ordu gibi illerde halen devam eden hammaddesine göre değer kazanan baston ve asaların kullanımı yüzyıllar boyunca sürmüş, 19. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Baston ve asaların sap kısımları; gümüş, altın, kemik, sedef gibi malzemelerden, gövde kısımları ise gül, kiraz, abanoz, kızılcık, bambu, kamış vb. Ağaçlardan yapılmaktadır. Müzik aletleri yapımı eskiden beri devam etmektedir. Bu aletler ağaçlar, bitkiler ve hayvanların; deri, bağırsak, kıl, kemik ve boynuzlarından yararlanılarak yapılmaktadır. Telli, yaylı, nefesli, vurmalı çalgılar olarak gruplandırılmaktadır.

ÇİNİ SANATI

Mimariye bağlı olarak gelişen diğer bir sanat kolu da çini sanatıdır. Anadolu'ya Selçuklularla girmiştir. Figürlü sanat eserlerini kullanmaktan çekinmeyen Selçuklu sanatkarlar özellikle hayvan tasvirlerinde çok başarılı olmuşlardır. 14. yüzyılda İznik, 15. yüzyılda Kütahya, 17. yüzyılda Çanakkale'de başlayan seramik sanatı bu yörelerde kendilerine has renk, desen, form özellikleri ile Osmanlı Dönemi seramik ve çini sanatına yeni yorumlar getirmiştir. 14. - 19. yüzyıllar arası Türk çini ve seramik sanatı fevkalade yaratıcı işçiliği ile dünya çapında üne kavuşmuştur.

CAM İŞÇİLİĞİ

Anadolu uygarlıklarından elde edilen cam işçiliğinin en seçkin örnekleri günümüzde "cam"ın tarihi gelişimi konusuna ışık tutmaktadır. Çeşitli model ve formlarda vitray, Selçuklular döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul'un fethiyle camcılığın merkezi bu kent olmuştur. Çeşm-i bülbül, Beykoz işi bu dönemden günümüze ulaşabilen tekniklerden bazılarıdır.

Anadolu'da camın ilk kez gözboncuğu olarak üretimi İzmir-Görece köyündeki ustalar tarafından gerçekleştirilmiştir. Anadolu'nun her tarafında temelinde nazar inancı olan cam boncukları görmek mümkündür. Nazarlık yoluyla canlı veya nesneye yönelen bakışların dikkatinin başka bir nesneye yöneleceğine inanılır. Bu nedenle nazar boncuğundan yapılan nazarlıklar canlının veya nesnenin görünen bir yerine takılır.

MİMARLIK

Geleneksel mimaride dış cephe ve iç mekan süslemesinde taş işçiliğide önemli bir yer tutmaktadır. Taş işçiliğinin mimari dışında en çok kullanım alanı mezar taşlarıdır. Oyma, kabartma, kazıma (profito) gibi teknikler uygulanmaktadır. Kullanılan süsleme öğeleri, bitkisel, geometrik motifler ile yazı ve figürlerdir. Hayvansal figür azdır. İnsan figürlerine ise Selçuklu Dönemi eserlerinde rastlanmaktadır.

SEPETÇİLİK

Günümüzde fonksiyonunu henüz kaybetmeyen sepetçilik atalardan öğrenildiği gibi halen; saz, söğüt ve fındık dallarından örülerek yapılmaktadır. Eşya, yiyecek vb. Taşıma amacından başka ev içi dekorasyonunda da kullanılmaya başlanmıştır.

Hayvancılıkla uğraşan kırsal kesimlerde yaygın olarak kullanılan keçe, çul ve ağaçtan yapılan semer kullanıldığı dönem boyunca geleneksel sanatların bir kolunu oluşturmuştur.

Türkiye'de yapılan diğer el sanatları; Halıcılık, Kilimcilik ,Kumaş Dokumacılığı, Çinicilik, Seramik - Çömlek Yapımcılığı, İşlemecilik, Oya Yapımcılığı, Deri İşçiliği, Müzik Aletleri, Yapımcılığı, Taş İşçiliği, Bakırcılık, Sepetçilik, Örmecilik, Ahşap ve Ağaç İşçiliği, Mücevher, Cam İşlemeciliği, Metal İşlemeciliği olarak sayılabilir.
Rapor Et
Eski 1 Mayıs 2012, 18:48

Cvp: Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#57 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
GELENEKSEL EL SANATLARI

Bugün dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeye paralel olarak sosyal ve kültürel alanlarda görülen hızlı değişimi, geleneksel sanatlarda da görmek mümkündür. Ülkemiz açısından da söz konusu olan bu değişimi, Kozan’da da görmek mümkündür. Önceleri yörede çok yaygın ve gelişmiş olan el sanatları 20. yy’da eski önemini kaybetmeye başlamıştır. Ev dokumacılığı şeklinde yapılan geleneksel dokumacılık (halı, kilim, çul, çuval) günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur.
Dokumacılık alanında görülen gerileme ve ilgisizlik diğer el sanatlarında da görülebilmektedir. Bu el sanatlarının başında bakırcılık, kalaycılık ve oymacılık gelmektedir.

Sivas'ta geleneksel el sanatları oldukça gelişmiştir. Dokumacılık, bakırcılık, gümüş işçiliği, çubukçuluk, çorap örücülüğü, ve çakı-bıçak yapımcılığı en köklü el sanatlarıdır. Bunlardan çorap örücülüğü giderek önemini yitirirken, diğerleri günümüzde de sürdürülmektedir. Sivas'ın çok zengin kompozisyonlu ve renkli dokumaları ile kara kemik saplı bıçakları ünlüdür.

Dokumacılık :


Selçuklular döneminde başlayan dokumacılık sonraki yüzyıllarda gelişmiştir. Bunlardan bir dönem çok ünlü olan şal dokumacılığı günümüzde yapılmamaktadır. Sivas halılarının en önemli özellikleri tümüyle yün, sık dokulu ince havlı olmasıdır. Halının sık dokulu olması için kirkit oldukça sert vurulur. Bu arada esnekliği sağlamak için ilmikler iki tarandıktan sonra özel ayarlı makaslarla kesilerek hav yüksekliği ayarlanır. "Eriş" denilen çözgü ipliği çok bükümlü ve incedir.



Bu yüzden halılarda düğüm sayısı oldukça yüksektir. Selçuklu halılarındaki geometrik bir düzenle yerleştirilmiş motiflerin oluşturduğu kompozisyonlar, geliştirilmiş biçimleriyle günümüz Sivas halılarında da görülmektedir. "Çeşmi bülbül, çamurlu, kuçlu, lalezar, yılanlı" bunlar arasındadır. Desenlerin kimileri kent adları, kimileri de sayılarla anılır. Sivas halılarının bir başka özelliği de zıt renklerden özenle kaçınılmasıdır. Halılarda en az 12 renk görülür. Başlangıçta çok mat olan bu renkler kullanıldıkça canlılık kazanır. Lacivert, al ve tonları yaygındır.



Kilim dokumacılığı daha çok köylerde gelişmiştir. Seccade, divan, taban ve duvar tipi kilimler çok yaygındır. Ayrıca 6-7 m kare büyüklüğünde kilimlere rastlanır. Geçmişte Gürün, Şarkışla, Yıldızeli ve Kangal'da dokunan kilimler renk ve desen açısından farklılık göstermekteydi. Bunlarda geometrik motiflerin yanında çeşitli figüratif motiflerde kullanılırdı.



Teknik kaygılarla kilimlerde çoğunlukla geometrik motifler yeğlenir. Al, yeşil, mavi, kara ve turuncu en yaygın renklerdir.



Çorap Örücülüğü :


Geçmişte Gürün'de çok gelişmiş olan çorap örücülüğü günümüzde yitmeye yüz tutmuştur. Burada tiftikten ince görünümlü çorap örülürdü. Kullanılan sitilize bitki, hayvan ve insan motifleri dokuyanın iç dünyasını yansıtacak biçimde işlenirdi.

"Yandım alamadım, yarimi eller aldı. Kakül ergen bıyığı, eli mektuplu, elif-be, aşık kirpiği, gönül kilidi, katip çimciği ve civan kaşı" en yaygın motiflerdir.



Çubukçuluk (Ağızlık Yapımcılığı) :


Çubukçuluk köklü el sanatlarından biridir. Kişisel kullanım yada satış için yapılan çubuklar günümüzde turistik bir değer kazanmıştır. Ağızlık yapımında yörede germişek yada karamuk denilen bir ağaç kullanılır. Germişek çubukları istenilen boyda kesilir, bunlar uzunluklarına göre "Lüleli, topcık başlı, yanma başlı, ufak ağızlık, ufak lüleli ağızlık, arabalı ağızlık (birbirine geçmeli)" gibi çeşitli adlar alır. Tomruk makinesinde kabukları soyulan çubuklar tornaya bağlanır, keski yatay yada dikey tutularak desenin dış çizgileri (konturlu) çizilir. Sonra kalemle (ince uçlu işleme ve kakma gereci) desenler oluşturulur. Bu işleme "nakış keskisi" denir. İşlemleri bitirilen ağızlık kezzaba batırılır. Ateşe tuttuktan sonra zımparalanır. Yeniden tornaya bağlanır ve matkapla ağız bölümü (sigara konulan yeri) açılır. Çakıyla yassılaştırılan bu bölümde kezzaba batırma, kızartma ve cilalama işlemlerinden geçirilir.



Süslemede uygulanan bir başka teknikte ekin saplarının üzerine ibrişim yada ipek sarılmasıdır. uzunlamasına kesilmiş ekin sapları süslemenin yapılacağı bölümlere yerleştirilir. Alt ve üstlerden renkli ibrişim (yada ipek) sarılarak süslemeler oluşturulur. Bu teknik çoğunlukla yazı yazmada uygulanır. İlde ilk ağızlığı Şeyh Aziz Baba'nın yaptığı söylenir.

Bakırcılık :


Bakırcılık eski yaygınlığını yitirmiştir. İl bakırcılığının en eski örnekleri Sivas müzelerinde sergilenmektedir. Külçe bakır önce küçük parçalar halinde silindirden geçirilerek inceltilir, sonra biçimlendirilir. Biçimlendirmede kazan ve sinilerde dövme, küçük kaplarda çekme tekniği kullanılır. Dövme tekniğinde bakır, ağaç tokmakla dövülür; çekme tekniğindeyse istenilen tahta kalıplara göre tornada çekilir. Süslemeler kakma yada çalma tekniğiyle yapılır. Kakma tekniğinin iki uygulama biçimi vardır. Birinde motifler kap üzerine kazılarak yada oyularak işlenir. Diğerinde ise kabın üzeri bal mumuyla sıvanır, motifler kalemle çizildikten sonra açılan oyuklara asit dökülür. Asidin bakır üzerinde oluşturduğu karalanmalardan yararlanılarak motif işlenir. Çalma tekniğinde motifler demir zımparalarla baskı yapılarak işlenir. Yazılar, bitkisel ve geometrik motifler en yaygın süslemelerdir. Geometrik motiflerde geçmeli daireler, üçgenler, dörtgenler; bitkisel motiflerde yaprak, lale, nar, nar çiçeği ve servi kullanılır.

Ustaların yapıtlarına adlarını, bir din büyüğünün adını yada ayeti yazması gelenektir. Ancak yazıyı motifler arasına yerleştirmek güç olduğundan bu gelenek giderek kaybolmaktadır. Bu tür süslemelere en çok Osmanlı dönemi yapıtlarında rastlanmaktadır.

Çakı-Bıçak Yapımcılığı :


Geçmişin gözde kılıçları, kılınççılar çarşısında yapılırdı. Kılıcın yerini giderek daha güçlü silahlar alınca, kılıç ustaları çakı-bıçak yapımına yöneldiler. Günümüzde de sürdürülen çakı-bıçak yapımı, eski yaygınlığını yitirmiştir. Kentte bulunan bıçakçı atölyelerinde; genellikle kılıç tipli bıçaklar, bağ bıçakları, büyük ekmek bıçakları, bir iki üç ağızlı yada ustura ağızlı bıçaklar yapılır. Kentin özellikle kara saplı bıçakları ünlüdür. Çakı ve bıçakların "namlu" denilen ağızları çelikten sapları boynuzdan yapılır. Ocakta kızdırılan çelik, örste dövülerek namlu biçimi verilir. İlk düzenlemeden sonra oluğu (tırnak oyuğu) açılır. Yeniden düzenlenir, su verip parlatılır. Böylece namlu sapa takılacak hale gelir. Sap için çoğunlukla öküz, keçi ve koç boynuzu kullanılır. Boynuz istenilen boyutta kesilir, ısıtılarak mengenede düzeltilir, kalıplanır. Sonra içi testereyle oyulur. Bıçak ustalarının "elde resim yapma" dedikleri son düzenlemeden geçirilir. Rendelendikten ve zımparalandıktan sonra namluya takılacak duruma gelir. Namlu sapın uç bölümünde açılan oyuğa yerleştirilir, delinerek çivilenir. Çivi başları birer pul konduktan sonra ezilir, çarkta parlatılır.

Kaynak: Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?
Rapor Et
Eski 8 Ekim 2012, 14:34

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#58 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
[QUOTE=Misafir;1600350]bunlar çok güzel ama deyişik örnekler eklerseniz
bana göre daha iyi faydalı olcanı düşünüyorum ÖR.

EBRU SANATI,OYMACILIK.HAT SANATI,YORGANCILIK,KAŞIKCILI hep ayni seyler olmasa çok sevinirim!!
Rapor Et
Eski 3 Kasım 2012, 15:26

Cvp: Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#59 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
günümüzde oyalar nerelerde kullanılır
Rapor Et
Eski 29 Kasım 2012, 09:36

Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir?

#60 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
el sanatları hakkında tüm bilgileri istiyorum bilgilerini de
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Yurdumuzda yapılan el sanatları nelerdir? Konusuna Benzer Konular
Gönderen: eradipso Forum: Soru-Cevap
Cevap: 20
Son Mesaj: 6 Şubat 2014 15:52
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 8
Son Mesaj: 31 Ekim 2013 20:32
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 19 Nisan 2013 20:01
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 19 Kasım 2012 14:16
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 7
Son Mesaj: 5 Kasım 2012 11:18
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.200 saniyede (75.19% PHP - 24.81% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 06:39
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi