Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?

Bu konu Soru-Cevap forumunda jmhythys tarafından 23 Kasım 2008 (14:39) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
30925 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 14 Aralık 2012 (14:55) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.00  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 23 Kasım 2008, 14:39

Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?

#1 (link)
jmhythys
Ziyaretçi
jmhythys - avatarı
osmalı devlrtinde insanların yaşayışlarınasıldı?
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

osmanlida gunluk yasam
Alıntı:
OSMANLI AİLESİNDE GÜNDELİK HAYAT
Osmanlı toplumundaki gündelik hayatın saray, şehir, köy ve kır çerçevesinde ele alınması uygun olacaktır.
Osmanlı’da Şehir Hayatı:
Osmanlı şehirlerinde, özellikle müslüman kesimde, günlük hayat sabah namazına davet eden ezanla başlıyordu. Böylece uyanan kişiler, yer yataklarını kaldırıp gömme dolaplara yerleştirdikten sonra, giyinip abdest alıyor ve namaz kılıyorlardı.
Şüphesiz kıyafet kişinin toplum içindeki yeri, mertebesi ve servetine göre değişiyordu. Bu fark kumaşın cinsinden veya yerli ya da ithal oluşundan kaynaklanıyordu.
Kemerlerinde cangiar adını verdikleri iki hançer taşırlar, bunlar kılıflı bıçaklardır, fakat sapları ve kılıfları altın, gümüş ve bazen da çeşitli taşlarla yahut yalnız saplan fîldişinden üstün tuttukları balık dişleri ile süslenmiştir. Bu tip hançerler daha pahalıya satılır. Kemerlerinde her biri bir tarafa gelecek şekilde iki mendil taşırlar ve buraya bir de tütün kesesi asarlar; göğüslerinde para, süslemeler, çeşitli eşyalar, hüviyet cüzdanları, mendiller taşırlar, çünkü göğüslerini bizim ceplerimiz gibi kullanırlar.
Dolimanın üzerinde bizim robdöşambrımıza benzeyen ferace taşırlar, kollan geniş ve kol uzunluğundadır; bunu manto yerine kullanırlar ve kışın onun üzerine de kürk giyerler ve orta halli olanlar dahi samur bir kürke sahip olmak için seve seve dört veya beş yüz kuruş sarfederler.
Bacağı, boydan boya örten yünden çorapları vardır, ayaklarında, duruma göre san veya kırmızı deriden, alt kısmı dikilmiş mes giyerler. Ayakkabıları aynı renktedir ve hemen hemen pantuflalar gibi yapılmıştır, ökçeye yarım dâire şeklinde küçük bir demir çakılır ve bu ayakkabılara pabuç adı verilir.
Müslümanlar sarı, gayri müslimler ise siyah ve mor papuç giyiyorlardı. Türkler'in ayakkabı çeşitleri arasında potin, çizme, mest ve terlik vardı.
Sarık en önemli baş örtüşüydü. Kenarsız kadife başlığın etrafına bir tülbent sarılarak kullanılırdı. Tülbenti sarış biçimi, kişilerin mevkilerini gösterirdi. Bu durum mezar taşlarına bile yansımıştı. Bunu İstanbul'da Osmanlılardan kalma mezarlıkların mezar taşlarında hâlâ görmek mümkündür. Farklı sarık biçimlerinin selimi, kallâvi, perişanı gibi özel adları vardı. Gayri müslimler ise sarık değil, külah veya takke giyerlerdi.
Osmanlı ülkesinde değişik din ve soylara mensup bütün kadınlar, her ülkenin ve her dönemin kadınları gibi süslenmeyi ve en iyi şekilde giyinmeyi seviyorlardı. Ancak sokakta gezerken bu şık elbiseleri ve kemer ve topuz ile elmas, lal, inci gibi kıymetli şeylerle süslü gerdanlık ve bileziklerden oluşan süsleri feracelerinin altında kalıyor, bunları ancak kendilerinin veya ahbaplarının evlerinde sergileyebiliyorlardı.
.
Rapor Et
Reklam
Eski 23 Kasım 2008, 14:57

Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?

#2 (link)
fadedliver
Ziyaretçi
fadedliver - avatarı
Osmanlilarda sinifsiz toplum hayâti vardi. Köle vardi, fakat; Osmanli ülkesinden alinmazdi. Kölelik devamli degildi; âzâd edilip, hürriyete kavusarak, devlet kademesinde vazife alabilirdi. Kölelikten yetisme ve köle çocugu pekçok devlet adami yüksek memuriyetlerde bulunurdu. Kölelikten yetisme sadr-i âzamlar da vardi. Bunlardan Koca Yusuf Pasa, Yusuf Ziyâeddin Pasa, Ibrâhim Edhem Pasa, Resid Mehmed Pasa, Hursid Ahmed Pasa, Sâhin Ali Pasa, Silâhtar Süleyman Pasa, Siyavus Pasa gibi sadr-i âzamlar kölelikten yetiserek devlet kademesinde yükselen sahsiyetlerdir. Köylü hür olup, serflik yoktu. Köylüler ve kasabada oturan halk üretici durumundaydi. Sehirlerde esnaf, îmâlâtçi, sanatkâr, idâreci ve ilmiye teskilâti mensuplari otururlardi. Askerligi Müslüman halk yapardi. Bütün ülke halki Osmanlilik suuru tasirdi. Milliyet ayirimi yapilmayip, ümmet esâsi aranirdi. Gayr-i müslimler askerlik yapmayip, erkekleri cizye vermekle mükellefti. Müslümanlar çogunlukta olup, dört hak mezhep (Hanefî, Sâfiî, Hanbelî, Mâlikî) ve bimezhep firka mensuplari da olmasina ragmen resmî mezhep Hanefiliktir. Müslümanlarin temsilcisi Halîfe olup, 1516 târihinden îtibâren Osmanli pâdisâhlari bu mânevî makamin da temsilcileridir. Hiristiyanlardan Ortodoks mezhebinin merkezi Istanbul'dadir. Ermeni patrikligi de Istanbul'da olup, merkezleri de Osmanli hâkimiyetindeki Revan'di. Osmanli topraklarinda Katolikler de bulunmasina ragmen merkezleri Vatikan'di. Yahûdîlerde olan Filistin, Osmanli tebeasindandi. Mûsevîligin dogus yeri ve merkezi Osmanli topragi idi. Avrupalilarin zulmünden kaçan Yahûdîleri de Osmanlilar himâye ediyordu. Osmanli vatandasi olan Müslüman ve gayri müslim topluluklar Rum, Ermeni, Yahûdî, Gürcü, Sirp, Bulgar, Macar, Rumen, kendi din ve dillerinde mâbet, okul açip, ibâdetlerini yapabilme hürriyetine sâhiptiler. Bu hosgörü, günümüzün hiçbir liberal, kapitalist, komünist ve dikta rejiminin imkân tanimadigi ölçüde serbestti. Gayri Türk Müslümanlar devlet kadrosunda ve orduda vazife alirdi, fakat gayri müslimler, Tanzimatin îlânina kadar bu hakka sâhip degildi. Gayri müslimler, Tanzimat ve Mesrutiyet ile devlet memuru ve orduya girme hakki kazanmislarsa da, askerlik yapmak istemediklerinden silâh altina alinmamislardir. Serbest meslekle ugrasirlardi. Gayri müslimler tarafindan islenen hirsizlik, yol kesme, gasp, soygun, adam öldürme, devlet makâmina zarar verme, Islâm dînine karsi hareketler, devlet tarafindan yasaklara uymama, câsusluk ve bunlara benzer suçlar devletçe ve disindakiler de, kendi kilise ve havralarinda bakilirdi. Pâdisâhin, ülkedeki gayri müslim ve Türkler üzerinde tâvizsiz hâkimiyeti olup, din adamlari ve kavmî liderleri, Avrupalilarin ve Prusya'nin tahrikine kapilmadan önce merkeze hürmetkârdilar. Osmanli tebeasi olup da, propaganda ve tahriklerine kapilarak Osmanliya ihânet eden kavimlerin hiçbiri bugüne kadar huzur yüzü görmemislerdir.
Rapor Et
Eski 26 Aralık 2009, 20:09

Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
osmanlida gunluk yasam
Rapor Et
Eski 27 Aralık 2009, 02:42

Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?

#4 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

osmanlida gunluk yasam
Alıntı:
OSMANLI AİLESİNDE GÜNDELİK HAYAT
Osmanlı toplumundaki gündelik hayatın saray, şehir, köy ve kır çerçevesinde ele alınması uygun olacaktır.
Osmanlı’da Şehir Hayatı:
Osmanlı şehirlerinde, özellikle müslüman kesimde, günlük hayat sabah namazına davet eden ezanla başlıyordu. Böylece uyanan kişiler, yer yataklarını kaldırıp gömme dolaplara yerleştirdikten sonra, giyinip abdest alıyor ve namaz kılıyorlardı.
Şüphesiz kıyafet kişinin toplum içindeki yeri, mertebesi ve servetine göre değişiyordu. Bu fark kumaşın cinsinden veya yerli ya da ithal oluşundan kaynaklanıyordu.
Kemerlerinde cangiar adını verdikleri iki hançer taşırlar, bunlar kılıflı bıçaklardır, fakat sapları ve kılıfları altın, gümüş ve bazen da çeşitli taşlarla yahut yalnız saplan fîldişinden üstün tuttukları balık dişleri ile süslenmiştir. Bu tip hançerler daha pahalıya satılır. Kemerlerinde her biri bir tarafa gelecek şekilde iki mendil taşırlar ve buraya bir de tütün kesesi asarlar; göğüslerinde para, süslemeler, çeşitli eşyalar, hüviyet cüzdanları, mendiller taşırlar, çünkü göğüslerini bizim ceplerimiz gibi kullanırlar.
Dolimanın üzerinde bizim robdöşambrımıza benzeyen ferace taşırlar, kollan geniş ve kol uzunluğundadır; bunu manto yerine kullanırlar ve kışın onun üzerine de kürk giyerler ve orta halli olanlar dahi samur bir kürke sahip olmak için seve seve dört veya beş yüz kuruş sarfederler.
Bacağı, boydan boya örten yünden çorapları vardır, ayaklarında, duruma göre san veya kırmızı deriden, alt kısmı dikilmiş mes giyerler. Ayakkabıları aynı renktedir ve hemen hemen pantuflalar gibi yapılmıştır, ökçeye yarım dâire şeklinde küçük bir demir çakılır ve bu ayakkabılara pabuç adı verilir.
Müslümanlar sarı, gayri müslimler ise siyah ve mor papuç giyiyorlardı. Türkler'in ayakkabı çeşitleri arasında potin, çizme, mest ve terlik vardı.
Sarık en önemli baş örtüşüydü. Kenarsız kadife başlığın etrafına bir tülbent sarılarak kullanılırdı. Tülbenti sarış biçimi, kişilerin mevkilerini gösterirdi. Bu durum mezar taşlarına bile yansımıştı. Bunu İstanbul'da Osmanlılardan kalma mezarlıkların mezar taşlarında hâlâ görmek mümkündür. Farklı sarık biçimlerinin selimi, kallâvi, perişanı gibi özel adları vardı. Gayri müslimler ise sarık değil, külah veya takke giyerlerdi.
Osmanlı ülkesinde değişik din ve soylara mensup bütün kadınlar, her ülkenin ve her dönemin kadınları gibi süslenmeyi ve en iyi şekilde giyinmeyi seviyorlardı. Ancak sokakta gezerken bu şık elbiseleri ve kemer ve topuz ile elmas, lal, inci gibi kıymetli şeylerle süslü gerdanlık ve bileziklerden oluşan süsleri feracelerinin altında kalıyor, bunları ancak kendilerinin veya ahbaplarının evlerinde sergileyebiliyorlardı.
.
Rapor Et
Eski 14 Aralık 2012, 14:55

Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
OSMANLI AİLESİNDE GÜNDELİK HAYAT
Osmanlı toplumundaki gündelik hayatın saray, şehir, köy ve kır çerçevesinde ele alınması uygun olacaktır.
Osmanlı’da Şehir Hayatı:
Osmanlı şehirlerinde, özellikle müslüman kesimde, günlük hayat sabah namazına davet eden ezanla başlıyordu. Böylece uyanan kişiler, yer yataklarını kaldırıp gömme dolaplara yerleştirdikten sonra, giyinip abdest alıyor ve namaz kılıyorlardı.
Şüphesiz kıyafet kişinin toplum içindeki yeri, mertebesi ve servetine göre değişiyordu. Bu fark kumaşın cinsinden veya yerli ya da ithal oluşundan kaynaklanıyordu.
Kemerlerinde cangiar adını verdikleri iki hançer taşırlar, bunlar kılıflı bıçaklardır, fakat sapları ve kılıfları altın, gümüş ve bazen da çeşitli taşlarla yahut yalnız saplan fîldişinden üstün tuttukları balık dişleri ile süslenmiştir. Bu tip hançerler daha pahalıya satılır. Kemerlerinde her biri bir tarafa gelecek şekilde iki mendil taşırlar ve buraya bir de tütün kesesi asarlar; göğüslerinde para, süslemeler, çeşitli eşyalar, hüviyet cüzdanları, mendiller taşırlar, çünkü göğüslerini bizim ceplerimiz gibi kullanırlar.
Dolimanın üzerinde bizim robdöşambrımıza benzeyen ferace taşırlar, kollan geniş ve kol uzunluğundadır; bunu manto yerine kullanırlar ve kışın onun üzerine de kürk giyerler ve orta halli olanlar dahi samur bir kürke sahip olmak için seve seve dört veya beş yüz kuruş sarfederler.
Bacağı, boydan boya örten yünden çorapları vardır, ayaklarında, duruma göre san veya kırmızı deriden, alt kısmı dikilmiş mes giyerler. Ayakkabıları aynı renktedir ve hemen hemen pantuflalar gibi yapılmıştır, ökçeye yarım dâire şeklinde küçük bir demir çakılır ve bu ayakkabılara pabuç adı verilir.
Müslümanlar sarı, gayri müslimler ise siyah ve mor papuç giyiyorlardı. Türkler'in ayakkabı çeşitleri arasında potin, çizme, mest ve terlik vardı.
Sarık en önemli baş örtüşüydü. Kenarsız kadife başlığın etrafına bir tülbent sarılarak kullanılırdı. Tülbenti sarış biçimi, kişilerin mevkilerini gösterirdi. Bu durum mezar taşlarına bile yansımıştı. Bunu İstanbul'da Osmanlılardan kalma mezarlıkların mezar taşlarında hâlâ görmek mümkündür. Farklı sarık biçimlerinin selimi, kallâvi, perişanı gibi özel adları vardı. Gayri müslimler ise sarık değil, külah veya takke giyerlerdi.
Osmanlı ülkesinde değişik din ve soylara mensup bütün kadınlar, her ülkenin ve her dönemin kadınları gibi süslenmeyi ve en iyi şekilde giyinmeyi seviyorlardı. Ancak sokakta gezerken bu şık elbiseleri ve kemer ve topuz ile elmas, lal, inci gibi kıymetli şeylerle süslü gerdanlık ve bileziklerden oluşan süsleri feracelerinin altında kalıyor, bunları ancak kendilerinin veya ahbaplarının evlerinde sergileyebiliyorlardı.

Kaynak: Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.197 saniyede (76.56% PHP - 23.44% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 13:20
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi