Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 4 Aralık 2008 (20:49) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
58811 kez görüntülenmiş, 48 cevap yazılmış ve son mesaj 21 Kasım 2013 (19:16) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.33  |  Oy Veren: 9      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 4 Aralık 2008, 20:49

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
lütfen bana yardımcı olun mimar sinanın hayatının kısa özeti lazım öğretmenimiz ödev verdi lütfen yardımcı olun
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

mimar sinanın sıfatlarını maddeleyerek yazınız.
Mimar Sinan, Koca Sinan diye de anılan, Kanuni Sultan Süleyman dahil üç büyük Osmanlı padişahı döneminde yaşamış, dünyanın en büyük mimar ve yapı sanatçılarından.
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

NERDE BU MİMAR SİNANIN HAYATI
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

mimar sinanın kişilik özellikleri
Mimar Sinan (1489 - 1588)
attachment

Mimar Sinan, dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi'nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli'de olduğu gibi Anadolu'dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512'de devşirilerek İstanbul'a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na verildi, 1514'te Çaldıran Savaşı'nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul'a dönünce Yeniçeri Ocağı'na alındı.
I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (baş teknisyen) oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü.
Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Etkisi ölümünden sonra da sürmüş, her dönemde saygınlığını korumuştur. Atatürk ona ilişkin bilimsel araştırmaların başlatılmasını, onun bir heykelinin yapılmasını istemiştir. 1982'de İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çekirdek olmak üzere oluşturulan yeni üniversiteye onun adı verilmiştir. Sinan'ın yetişmesine ilişkin doyurucu bilgi yoksa da, dülgerliği Acemi Oğlanlar Ocağı'nda öğrendiği sanılmaktadır. Acemi Oğlanlar, başka işlerin yanı sıra yapı işlerinde de görevlendirilirlerdi.
Sinan daha sonra ordunun yapı gereksinimini karşılayan birimlerinde görev almış, buradaki çalışmalarıyla öne çıkmıştır. Gerek ordunun bu birimleri tarafından usta-çırak ilişkisi içinde gerçekleştirilen yapım ve onarım çalışmaları, gerek orduyla birlikte gittiği yerlerde görme olanağı bulduğu yapılar, Mimar Sinan'ın eğitiminin parçası olmuştur. Çeşitli kaynaklara göre Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam olmak üzere sayılamayanlarla birlikte üç yüz elliyi aşkın yapı gerçekleştirmiştir.
Elli yıla yakın bir süre!Osmanlı İmparatorluğu'nun mimarbaşılığını yapmış olmasına karşın, bunların hepsini onun tasarlayıp uygulamış olduğunu söylemek güçtür. Çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere imparatorluğun her yanına dağılmış bulunan bu yapıların bir bölümünü öğrencileri ya da ona bağlı mimarlar örgütü yapmış olmalıdır. Bunların arasında onarımlar da vardır. Bu tür sayılar Sinan'a gösterilen saygıyı ortaya koyar. Onun asıl önemi, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle Osmanlı-Türk mimarlığını "klasik" olarak adlandırılan doruğuna ulaştırmasındadır.
Sinan mimarbaşılığından önce de askeri amaçlı olmayan yapılar tasarlamış ve uygulamış olmalıdır. Ama ilk önemli yapıtı İstanbul'da ki Şehzade (Mehmed) Camii'dir. Kendisinin çıraklık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu cami, dört ayağın taşıdığı ve dört yarım kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Dış görünüşlerin kitlesel etkisi azaltılmış, içerde ise daha aydınlık bir mekân oluşturma yoluna gidilmiştir. Onu izleyen Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nde ise yarım kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha rahat bir iç mekân araştırılmıştır. Osmanlı-Türk mimarlığının en önemli yapılarından biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi'dir. Sinan kalfalık dönemi yapıtı olarak adlandırdığı bu yapıda İstanbul'daki Bayezid Camii'nde kullanılan taşıyıcı sistemi yinelenmiş, dört ayak üstüne oturan kubbeyi giriş-mihrap yönündeki yarım kubbelerle desteklenmiştir.
Bu, Ayasofya ile ortaya atılan strüktür sorunun, onun tarafından bir kez daha ele alınışıdır. Süleymaniye, darülkurrası, darüşşifası, hamamı, imareti, altı medresesi, dükkânları ve Kanunî Süleyman ile Hürrem Sultan'ın türbeleriyle büyük bir alana yayılmış kentsel bir düzenlemedir ve Türkler'in dinsel yapılara toplumsal hizmet yapısı içeriği katmalarının en önemli örneğidir. Kubbe ve yarım kubbeler, yüklerini, uyumlu geçişlerle bir sonrakine iletirler. Yapı bu düzenden gelen bir dinginlikle, İstanbul'un Haliç'e bakan tepelerinden birinde yer alır. Dönemin önde gelen tüm sanatçılarının katkıda bulunduğu Süleymaniye, her ayrıntısıyla bir bütün olarak ele alınmıştır. Yedi yıl gibi kısa bir sürede bitirilmiş olması Sinan'ın mimarlıkta olduğu kadar örgütleme alanındaki dehasını da ortaya koyar. Yapının yapıldığı döneme ışık tutan muhasebe defterleri de günümüze kalmıştır. Sinan yapı ile çatı örtüsü için en yetkin taşıyıcı sistemi, en yetkin biçimi bulmak yolunda deneyler yapmış, hatta zaman zaman geçmişte kullanıp sonra terkedilen yöntemleri yineleyerek bunların nasıl ileri götürülebileceğini araştırmıştır. Kimi zaman bu tür deneyleri birbirine koşut olarak sürdüğü de görülür.
İstanbul'daki Sinan Paşa Camii gibi kimi yapıları, kubbeyi altıgen bir plana oturtmayı denemesiyle Edirne'deki Üç Şerefeli Cami'yi anımsatır. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'nde olduğu gibi ana mekânı tek bir kubbeyle örten camileri, erken Osmanlı dönemi camilerini düşündürür. Denemelerinin en ilginçlerinden biri gene İstanbul'daki Piyale Paşa Camii'dir. Burada kökenleri erken Osmanlı döneminden de önceye giden ve yapıyı çok sayıda küçük kubbe ile örten çok ayaklı cami şemasını ele almıştır. Bütün bu deneyler onu başyapıtlarından birine, Edirne'deki Selimiye Camii'ne götürdükleri için önemlidir.
Sinan ustalık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu camide daha önce İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde çözmeye çalıştığı bir sorunu, yani kubbeyi sekizgen bir plan üstüne oturtma düşüncesini uygulamıştır. Böylece, taşıyıcı ayaklar incelmekte, yükleri ileten öğelerin küçülmesiyle de kubbe, yapıdaki en önemli mekân belirleyici öğe durumuna gelmektedir. Sinan burada 31 m'yi geçen çapıyla en büyük kubbesini gerçekleştirmiştir. Külliye'nin öteki yapıları camiye göre arka planda tutulmuştur. Selimiye, strüktüründen mekân oluşumuna, oranlarından süslemelerine kadar Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık bireşiminin dilini ortaya koyan, kurallarını belirleyen çok önemli bir başyapıttır.
Sinan, öteki yapıtlarında da araştırıcılığını sürdürmüştür. Türbeleri buna örnektir. Şehzade Mehmet Türbesi'nde dilimli kubbe kullanmış, alışılmadık ölçüde süslü bir yüz düzenlemesine gitmiştir. Kanuni Süleyman Türbesi'nde de iç mekân ile dış görünüş arasında bir denge kurmak amacıyla örtü olarak, Osmanlı-Türk mimarlık geleneğinde çok sık kullanılmayan çift yüzlü kubbeyi seçmiş, iç kubbeyi yapının içindeki ayaklara, dış kubbeyi de dış duvarlara taşıtmıştır. II. Selim Türbesi'nde ise geleneksel altı ya da sekizgen plan yerine, yapı öğeleri arasında karşıtlık yaratan, köşelerin kesik kare planını seçmiştir. Sinan'ın, denemeci tutumunu öteki işlevlerde de sürdürdüğü gözlenir. Her zaman işleve, taşıyıcı sisteme, yapının bulunduğu yere göre en uygun olacak biçimi araştırmıştır.
Yola çıkış noktası geleneksel biçim ve plan şemaları olmasına karşın, bunlara katı bir biçimde bağlı kalmamış, koşulların gerektirdiği yerlerde yeni biçimlere yönelmiş, böylece eski ile yeni arasında bir bağ oluşturabilmiştir. Sinan'ın yapıları mimarlık bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da önem taşır. Bu nedenle "ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı" diye anılmıştır. Yapılarının çoğunun 400 yıl sonra bile ayakta duruyor, hatta kullanılıyor olması, onların taşıyıcı sistemlerine olduğu kadar temellerine de özen gösterilmiş olmasındandır.
Sinan'ın mühendis yanı su yollarıyla köprülerinde ortaya çıkar. Bunlarda zamanının sahip olduğu tüm mühendislik bilgilerini uygulamış, hatta kimi zaman onları aşan, ileri götüren tasarımlar gerçekleştirmiştir. İstanbul'un su sorununu çözmekle görevlendirilmiş, bentleriyle, tünelleriyle, su yolları ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve dağıtma yapılarıyla uzunluğu 50 km'yi aşan ve Kırkçeşme adıyla bilinen su yapılarını gerçekleştirmiştir. Süleymaniye Külliye'sine 53 milyon akçe harcanırken Kıkçeşme yapılarına 43 milyon akçe harcanmış olması da zamanında bunlara verilen önemin bir başka göstergesi olmaktadır.
Sinan, köprülerini de en az öteki yapıtları kadar önemsemiş, toplam uzunluğu 635,5 m'yi bulan Büyükçekmece Köprüsü ile sağlam olduğu kadar güzel de olan bir yapıt diye övünmüştür. En geniş açıklığı örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi araştırmak, böyle bir minaredeki şerefelere birbirleriyle kesişmeyen üç merdivenle çıkmayı denemek, bu mühendislik dehasının yaratıcılığını ortaya koyan örneklerdir. Mimarlık, kimi zaman, içinden çıktığı toplumun genel yapısıyla uyum içinde olan bir bütünlüğe erişir. Bu, kendi gününün gereksinmelerini kendi olanaklarıyla karşılayan, ama geçmişin deneyim ve anılarını da içeren bir bireşimdir.
Yapı gereçleri, yapım yöntemleri, elde edilen biçimlerle ve onlar da yerel-iklimsel koşullarla uyum içindedirler. Bunları birbirlerinden ve içinde bulundukları toplumsal koşullardan soyutlamak olanaksızdır. Ortaya çıkan biçimler toplumun büyük bir çoğunluğunca benimsenen simgelere dönüşür. Toplumu neredeyse yapılarıyla özdeşleştirmek olasıdır. Bu yalnız belli bir yere ve çağa özgü, başka bir benzeri olmayan bir mimarlık demektir. İşte Mimar Sinan böyle bir süreç içinde yer almaktadır. Tek tek yapıtlarından çok, mimarlığı uyumlu ve kendi içinde tutarlı bir bireşime götürme yolundaki çalışmalarıyla önem taşır.
Osmanlı-Türk mimarlığı onunla birlikte bireşim sürecini tamamlamış, arayış aşamasından klasik dönemine geçmiştir. Bu geçiş, biçim olarak kubbeyi, düzenleme ilkesi olarak da merkezi planlı yapıyı anıtsal bir mimarlığın en önemli öğesi olan kubbeyi ve ona bağlı taşıyıcılar sistemini en yalın ve açık biçimde kullanıp onu anıtsal mimarlık düzenlemelerinin çekirdeği durumuna getirmek Osmanlı-Türk mimarlığının dünya mimarlığına bir katkısıdır. Böylece hem Doğu, hem Batı ile ilişki içinde olan, Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı-Türk İslam mimarlık bileşimi ortaya çıkmıştır.
Bu, yapıya katkıda bulunan öteki sanatları da etkilemiş, İmparatorluğun her yerinde ki yapı eylemleri için yol gösterici olmuştur.



daha detaylı bilgi için Tıklayınız>>>http://www.msxlabs.org/forum/sanat-t...-hakkinda.html
Rapor Et
Reklam
Eski 4 Aralık 2008, 21:05

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
Nisyan-ı Bâtın
Ziyaretçi
Nisyan-ı Bâtın - avatarı
Mimar Sinan (1490 - 1588)

Dünyanın en büyük mimarlarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu. 1512 yılında İstanbul'a geldi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na girdi. Çaldıran Savaşı'nda ve Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul'a dönünce Yeniçeri Ocağı'na alındı. Kanuni döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra baş teknisyen oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Moldova seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine Saray Başmimarı oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır.Kanuni, II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık yapmış, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık eserlerinin tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldüğünde ardından yüzlerce mimari eser bırakmıştır.
Rapor Et
Eski 4 Aralık 2008, 21:09

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Mimar Sinan

Vikipedi, özgür ansiklopedi



Mimar Sinan 200px-Mimarsinan
Mimar Sinan portresi
Doğumu 29 Mayıs 1489
Kayseri, Osmanlı Devleti Ölümü 9 Nisan 1588
İstanbul, Osmanlı Devleti

Mimar Sinan veya Koca Mîmâr Sinân Ağa ( Sinaneddin Yusuf - Abdulmennan oğlu Sinan [1]) (Osmanlı Türkçesi: قوجه معمار سنان آغا) (d. 29 Mayıs 1489 Ağırnas Kayseri - ö. 9 Nisan 1588, İstanbul)[2], Osmanlı mimarıdır.


Hayatı

180px-DSC04643_Istanbul_-_Sehzade_camii_-_Foto_G._Dall%27Orto_29-5-2006 magnify-clip
Sinan'ın inşa ettiği ilk büyük cami olan Şehzade Camii'nde mekan ortadaki tam kubbeyi çevreleyen dört yarım kubbe ile dört yöne doğru genişler


180px-Istanbul_-_S%C3%BCleymaniye_camii_-_Foto_G._Dall%27Orto_26-5-2006_-_13 magnify-clip
Ayasofya'nın büyük kubbesini destekleyen payandaların hantal görünümünün yeriniSüleymaniye Camisi'nde kubbeler şelalesi almıştır.Ağırlık en yukarıdan aşağıya kadar kademe kademe aktarılırken yapı bir piramit gibi öne çıkar


180px-Selimiye_camii magnify-clip
Sinan'ın inşa ettiği en büyük kubbe olanSelimiye Camisi kubbesi , sekiz dayanaklı cami tipolojisinin vardığı son nokta olarak değerlendirilir. kubbeyi çevreleyen dört minare de kubbenin anıtsallığını destekler.


180px-MimarSinan-Detail magnify-clip
Süleymanname'de yer alan ve Mimar Sinan'ı Kanuni'nin türbesinin inşaatının başında , elinde mimarların kullandığı ölçü aleti zira ile gösteren minyatürden alıntı


180px-Istanbul_-_Mesquita_de_Mihrimah_-_C%C3%BApula magnify-clip
Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii 'sinin yarım kubbelerle desteklenmeyen kubbesini, duvarlarının içine gizlenmiş olan dört fil ayağı taşır ve bunların uzantısı olan ağırlık kuleleri kubbeyi çevreler. Bu sayede duvarlar , içeriyi ışıkla doldurmak işçin açılmış çok sayıda pencereye kavuşur





Kökeni - Devşirilmes

Sinaneddin Yusuf , Kayseri'nin Agrianos[3](bugün Ağırnas) köyünde hristiyan ( Ermeni[4][5][6][7] veya Rum[8][9][10][11])[12] olarak doğmuştur.1511'de Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul'a gelmiş yeniçeri ocağına alınmıştır.[13]


"Bu değersiz kul , Sultan Selim Hanın saltanat bahçesinin devşirmesi olup , Kayseri sancağından oğlan devşirilmesine ilk defa o zaman başlanmıştı. Acemi oğlanlar arasından sağlam karakterlilere uygulanan kurallara bağlı olarak kendi isteğimle dülgerliğe seçildim. Ustamın eli altında , tıpkı bir pergel gibi ayağım sabit olarak merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek , görgümü artırmak için diyarlar gezmeye istek duydum. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgi, görgümü artırdım. İstanbula dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım ve yeniçeri olarak kapıya çıktım "
Tezkiretü'l Bünyan ve Tezkiretü'l Ebniye [13]
Yeniçerilik Dönemi

Abdulmennan oğlu Sinan , Mimar olarak Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine katıldı. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad Seferine Yeniçeri olarak katıldı. 1522’de Rodos Seferine ve Belgrad Seferine Atlı Sekban olarak katılıp, 1526 Mohaç Meydan Muharebesi'nden sonra, gösterdiği yararlıklar sebebiyle takdir edilerek Acemi Oğlanlar Yayabaşılığına (Bölük Komutanı) terfi ettirildi.Sonraları Zemberekçibaşı ve Başteknisyen oldu.
1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sırasında Van Gölü'nde karşı sahile gitmek için Mimar Sinan iki haftada üç adet kadırga yapıp donatarak büyük itibar kazandı. İran Seferinden dönüşte, Yeniçeri Ocağında itibarı yüksek olan Hasekilik rütbesi verildi. Bu rütbeyle, 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldavya seferlerine katıldı. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferinde ordunun Prut Nehri'ni geçmesi için köprü gerekmiş bataklık alanda günlerce uğraşılmasına karşın köprü kurulamamış görev Kanuni'nin veziri Damat Çelebi Lütfi Paşa'nın emriyle Abdulmennan oğlu Sinan'a verilmiştir.
" Hemen adı geçen suyun üstüne bir güzel köprünün yapımına başladım. 10 günde yüksek bir köprü yaptım. İslam ordusu ile bütün canlıların şahı , sevinçle geçtiler " Tezkiretü'l Bünyan ve Tezkiretü'l Ebniye [13] Köprünün yapımından sonra Abdulmennan oğlu Sinan 17 yıllık yeniçerilik hayatından sonra 40 yaşında Başmimarlık görevine atanır.
" Yeniçeri ocağındaki yolumdan ayrılacak olma düşüncesi elem verse de sonunda yine mimarlığın camiler inşa edip birçok dünya ve ahret muradına vesile olacağını düşünüp kabul ettim " Tezkiretü'l Bünyan ve Tezkiretü'l Ebniye [13]
Başmimarlık Dönemi

imarı olan Sinan , baş mimarlık görevini I. Süleyman,II. Selim ve III. Murat zamanında 40 yıl süre ile yapmıştır.
Mimar Sinan’ın, Mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar: Halep’te Husreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesidir. Halep’teki Hüsreviye Külliyesinde, tek kubbeli cami tarzı ile, bu kubbenin köşelerine birer kubbe ilave edilerek yan mekanlı cami tarzı birleştirilmiş ve böylece Osmanlı mimarlarının İznik ve Bursa’daki eserlerine uyulmuştur. Külliyede ayrıca, avlu, medrese, hamam, imaret ve misafirhane gibi kısımlar bulunmaktadır. Gebze’deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde renkli taş kakmalar ve süslemeler görülür. Külliyede cami, türbe ve diğer unsurlar ahenkli bir tarzda yerleştirilmiştir. Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri olan Haseki Külliyesi, devrindeki bütün mimari unsurları taşımaktadır. Cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, darüşşifa ve çeşmeden oluşan külliyede cami, diğer kısımlardan tamamen ayrıdır.
Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, onun sanatının gelişmesini gösteren basamaklardır. Bunların ilki İstanbul'daki Şehzade Camii ve külliyesidir. Dört yarım kubbenin ortasında merkezi bir kubbe tarzında inşa edilen Şehzade Camii, daha sonra yapılan bütün camilere örnek teşkil etmiştir.


Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Kendi tabiriyle kalfalık döneminde, 1550-1557 yılları arasında yapılmıştır.
Mimar Sinan’ın en büyük eseri ise, seksen yaşında yaptığı ve "ustalık eserim" diye takdim ettiği, Edirne’deki Selimiye Camiidir (1575).
Mimar Sinan, Mimarbaşı olduğu sürece birbirinden çok değişik konularla uğraştı. Zaman zaman eskileri restore etti. Bu konudaki en büyük çabalarını Ayasofya için harcadı. 1573’te Ayasofya’nın kubbesini onararak çevresine, takviyeli duvarlar yaptı ve eserin bu günlere sağlam olarak gelmesini sağladı. Eski eserlerle abidelerin yakınına yapılan ve onların görünümlerini bozan yapıların yıkılması da onun görevleri arasındaydı. Bu sebeplerle Zeyrek Camii ve Rumeli Hisarı civarına yapılan bazı ev ve dükkanların yıkımını sağladı.
İstanbul caddelerinin genişliği, evlerin yapımı ve lağımların bağlanmasıyla uğraştı. Sokakların darlığı sebebiyle ortaya çıkan yangın tehlikesine dikkat çekip bu hususta ferman yayınlattı. Günümüzde bile bir problem olan İstanbul’un kaldırımlarıyla bizzat ilgilenmesi çok ilgi çekicidir.
Büyükçekmece Köprüsü üzerinde kazılı olan mührü, onun aynı zamanda mütevazı kişiliğini de yansıtmaktadır. Mühür şöyledir:
" El-fakiru l-Hakir Ser Mimaranı Hassa "
(Değersiz ve muhtac kul, Saray özel mimarlarının başkanı) Eserlerinin bir kısmı İstanbul’dadır. 1588'de İstanbul'da vefat eden Mimar Sinan, Süleymaniye Camii'nin yanında kendi yaptığı sade türbeye gömüldü.
" Giçdi bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan " Türbesindeki dua penceresinden
Mimar Sinan Türbesi, İstanbul Müftülüğü'nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, iki caddenin kesiştiği noktada Fetva Yokuşu sonunda solda, Süleymaniye Camii'nin Haliç duvarının önünde, beyaz taşlı sade bir türbedir

Eşleri - Çocukları

Suphi Saatçi'ye göre adına düzenlenen vakfiye uyarınca Sinan'ın eşinin adı Mahmut kızı Mihri Hatun'dur. Biri Sinan hayattayken şehit olan oğlu Mehmed diğeri Neslihan ve Ümmühan olmak üzere üç çocuğu vardır. Tarihçi İbrahim Hakkı Konyalı ise beş kızı ve iki oğlu olduğunu yazar. Sinan'ın Gülruh ve Mihri isimli iki eşi olmuştur.

Eserleri

Mimar Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir. [14]

Camiler

  1. İstanbul Süleymâniye Câmii,
  2. İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
  3. Haseki Camii,
  4. Mihrimah Sultan Camii - Edirnekapı
  5. Mihrimah Sultan Câmii - Üsküdar’da, iskelede
  6. Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
  7. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
  8. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
  9. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Büyükçekmece)
  10. Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
  11. Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
  12. Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
  13. Kara Camii - Sofya
  14. Kazasker İvaz Efendi Camii
  15. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
  16. Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
  17. Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
  18. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
  19. Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
  20. Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
  21. Drağman Yunus Camii
  22. Gazi Ahmet Paşa Camii
  23. Hadım İbrahim Paşa Camii
  24. Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya'da)
  25. Molla Çelebi Camii
  26. Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
  27. Piyale Paşa Camii
  28. Rüstem Paşa Câmii - Tahtakale
  29. Selimiye Camii - Edirne
  30. Zâl Mahmûd Paşa Câmii - Eyüp
  31. Çavuşbaşı Camii - Sütlüce
  32. İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
  33. Şah Sultan Camii - Eyüp
  34. Şehzade Camii - Şehzadebaşı
  35. Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
  36. Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
  37. Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
  38. Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
  39. Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
  40. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
  41. Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
  42. İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
  43. Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
  44. Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
  45. Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
  46. Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
  47. Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
  48. Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
  49. Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
  50. Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
  51. Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
  52. Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
  53. Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
  54. Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
  55. Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
  56. Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
  57. Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
  58. Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
  59. Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
  60. Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
  61. Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
  62. Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
  63. Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
  64. Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
  65. Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
  66. Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
  67. Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
  68. Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
  69. Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
  70. Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
  71. Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
  72. Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
  73. Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
  74. Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
  75. Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
  76. Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
  77. Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
  78. Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
  79. Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
  80. Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
  81. Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
  82. Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
  83. Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
  84. Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
  85. Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
  86. Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
  87. Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
  88. Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
  89. Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
  90. Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
  91. Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
  92. Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Medreseler [değiştir]

  1. Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
  2. Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
  3. Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
  4. Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
  5. Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
  6. Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),
  7. Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
  8. Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
  9. Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
  10. Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
  11. Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
  12. MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),
  13. MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),
  14. Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
  15. Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
  16. Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),
  17. Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),
  18. İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
  19. Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
  20. İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
  21. Kasım Paşa Medresesi,
  22. Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
  23. Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Gebze’de),
  24. Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
  25. İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
  26. Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
  27. Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
  28. Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
  29. Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
  30. Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
  31. Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
  32. Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
  33. Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
  34. Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
  35. Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
  36. Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
  37. Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
  38. Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
  39. Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
  40. Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
  41. Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
  42. Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
  43. Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
  44. Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
  45. Karcı Süleyman Bey Medresesi,
  46. Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
  47. Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
  48. Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
  49. Kirmasti Medresesi,
  50. Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
  51. Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
  52. Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
  53. Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
  54. Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
  55. Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Külliyeler

  1. Haseki Külliyesi
  2. Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi

Dârülkurrâlar [değiştir]

  1. SultanSüleymanHanDârülkurrâası (İstanbul’da),
  2. Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
  3. Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
  4. Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
  5. Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
  6. Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
  7. Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Türbeler

  1. Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
  2. Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
  3. Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),
  4. Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
  5. Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
  6. SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),
  7. Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
  8. ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),
  9. Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
  10. Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
  11. MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),
  12. Çocukları için inşâ ettiği türbe,
  13. Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
  14. Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
  15. Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
  16. Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
  17. Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
  18. Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
  19. Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,
  20. Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).

İmâretler

  1. SultanSüleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
  2. Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
  3. Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
  4. Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
  5. SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),
  6. SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),
  7. Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
  8. SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),
  9. Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
  10. Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
  11. Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
  12. Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
  13. Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
  14. MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),
  15. MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),
  16. Mustafa Paşa İmâreti (Gebze’de),
  17. MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).

Dârüşşifâlar

  1. eymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
  2. Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
  3. Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Su Yolları Kemerleri

  1. Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
  2. Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
  3. Mağlova Kemeri(Kemerburgaz’da),
  4. Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),
  5. Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).
  6. Kırık Kemer

Köprüler

  1. Büyükçekmece Köprüsü,
  2. Silivri Köprüsü,
  3. Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),
  4. Sokullu MehmedPaşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
  5. Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
  6. Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),
  7. MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),
  8. Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).
  9. Drina Köprüsü
  10. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kervansaraylar

  1. Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
  2. Kervansaray (Büyükçekmece’de),
  3. RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
  4. KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),
  5. Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
  6. Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
  7. Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
  8. Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
  9. Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
  10. Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
  11. Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
  12. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
  13. RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
  14. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
  15. Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
  16. MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),
  17. Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
  18. RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),
  19. Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
  20. İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Saraylar

  1. Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
  2. Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
  3. Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
  4. Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
  5. Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
  6. İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
  7. Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
  8. Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
  9. Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
  10. İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
  11. Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
  12. Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
  13. MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),
  14. Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
  15. MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),
  16. Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
  17. Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
  18. Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
  19. Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
  20. Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
  21. AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
  22. Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
  23. Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
  24. SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
  25. Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),
  26. Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
  27. MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
  28. Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
  29. Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
  30. AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),
  31. AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
  32. AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),
  33. Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),
  34. MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
  35. Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),
  36. Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).

Mahzenler

  1. Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
  2. Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
  3. Anbar (sarayda),
  4. Anbar (Has Bahçe Yalısında),
  5. Mutbak ve kiler (sarayda),
  6. Mahzen (Unkapanı’nda),
  7. İki adet anbar (Cebehâne yakınında),
  8. Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Hamamlar

  1. SultanSüleymân Hamamı (İstanbul’da),
  2. Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),
  3. Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
  4. Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
  5. Haseki Sultan Hamamı (Ayasofya yakınında),
  6. Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
  7. Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
  8. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),
  9. Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),
  10. Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),
  11. Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),
  12. Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
  13. MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),
  14. MehmedPaşa Hamamı (Edine’de),
  15. Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
  16. İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
  17. Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
  18. Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
  19. Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
  20. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
  21. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
  22. Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
  23. Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
  24. Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
  25. Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
  26. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
  27. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
  28. Hamam (Çatalca’da),
  29. RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),
  30. Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
  31. Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
  32. Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
  33. Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
  34. Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
  35. Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
  36. İskender Paşa Hamamı,
  37. Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
  38. Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
  39. Beykoz Hamamı,
  40. Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
  41. Hamam (Eyüp’te),
  42. Dere Hamamı (Eyüp’te),
  43. Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
  44. Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
  45. HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),
  46. Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
  47. Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
  48. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da)
Rapor Et
Eski 16 Aralık 2008, 22:25

Mimar Sinan kimdir?

#4 (link)
yesim
Ziyaretçi
yesim - avatarı
Mimar sinan kimdir hangi tarifte doğmuştur ve en özel resimleri nelerdir
Rapor Et
Eski 26 Eylül 2009, 18:52

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
mimar sinanın hayatı ve eserlerı
Rapor Et
Eski 4 Ekim 2009, 19:15

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
mimar sinanın hayatının özeti

NERDE BU MİMAR SİNANIN HAYATI
Rapor Et
Eski 4 Ekim 2009, 19:21

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#7 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

NERDE BU MİMAR SİNANIN HAYATI
mimar Sinan (1490 - 1588)

Dünyanın en büyük mimarlarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu. 1512 yılında İstanbul'a geldi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na girdi. Çaldıran Savaşı'nda ve Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul'a dönünce Yeniçeri Ocağı'na alındı. Kanuni döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra baş teknisyen oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Moldova seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine Saray Başmimarı oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır.Kanuni, II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık yapmış, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık eserlerinin tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldüğünde ardından yüzlerce mimari eser bırakmıştır.

devamı için >>
Mimar Sinan (Mimar Sinan Kimdir? - Mimar Sinan Hakkında)
Rapor Et
Eski 22 Kasım 2009, 11:31

mimar sinan

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
mimar sinanın sıfatlarını maddeleyerek yazınız.
Rapor Et
Eski 30 Kasım 2009, 12:30

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
mimar sinanın kişilik özellikleri
Rapor Et
Eski 30 Kasım 2009, 13:02

Mimar Sinan kimdir, hayatı ve eserleri hakkında bilgi verir misiniz?

#10 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

mimar sinanın sıfatlarını maddeleyerek yazınız.
Mimar Sinan, Koca Sinan diye de anılan, Kanuni Sultan Süleyman dahil üç büyük Osmanlı padişahı döneminde yaşamış, dünyanın en büyük mimar ve yapı sanatçılarından.
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

NERDE BU MİMAR SİNANIN HAYATI
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

mimar sinanın kişilik özellikleri
Mimar Sinan (1489 - 1588)
attachment

Mimar Sinan, dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi'nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli'de olduğu gibi Anadolu'dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512'de devşirilerek İstanbul'a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na verildi, 1514'te Çaldıran Savaşı'nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul'a dönünce Yeniçeri Ocağı'na alındı.
I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (baş teknisyen) oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü.
Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Etkisi ölümünden sonra da sürmüş, her dönemde saygınlığını korumuştur. Atatürk ona ilişkin bilimsel araştırmaların başlatılmasını, onun bir heykelinin yapılmasını istemiştir. 1982'de İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çekirdek olmak üzere oluşturulan yeni üniversiteye onun adı verilmiştir. Sinan'ın yetişmesine ilişkin doyurucu bilgi yoksa da, dülgerliği Acemi Oğlanlar Ocağı'nda öğrendiği sanılmaktadır. Acemi Oğlanlar, başka işlerin yanı sıra yapı işlerinde de görevlendirilirlerdi.
Sinan daha sonra ordunun yapı gereksinimini karşılayan birimlerinde görev almış, buradaki çalışmalarıyla öne çıkmıştır. Gerek ordunun bu birimleri tarafından usta-çırak ilişkisi içinde gerçekleştirilen yapım ve onarım çalışmaları, gerek orduyla birlikte gittiği yerlerde görme olanağı bulduğu yapılar, Mimar Sinan'ın eğitiminin parçası olmuştur. Çeşitli kaynaklara göre Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam olmak üzere sayılamayanlarla birlikte üç yüz elliyi aşkın yapı gerçekleştirmiştir.
Elli yıla yakın bir süre!Osmanlı İmparatorluğu'nun mimarbaşılığını yapmış olmasına karşın, bunların hepsini onun tasarlayıp uygulamış olduğunu söylemek güçtür. Çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere imparatorluğun her yanına dağılmış bulunan bu yapıların bir bölümünü öğrencileri ya da ona bağlı mimarlar örgütü yapmış olmalıdır. Bunların arasında onarımlar da vardır. Bu tür sayılar Sinan'a gösterilen saygıyı ortaya koyar. Onun asıl önemi, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle Osmanlı-Türk mimarlığını "klasik" olarak adlandırılan doruğuna ulaştırmasındadır.
Sinan mimarbaşılığından önce de askeri amaçlı olmayan yapılar tasarlamış ve uygulamış olmalıdır. Ama ilk önemli yapıtı İstanbul'da ki Şehzade (Mehmed) Camii'dir. Kendisinin çıraklık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu cami, dört ayağın taşıdığı ve dört yarım kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Dış görünüşlerin kitlesel etkisi azaltılmış, içerde ise daha aydınlık bir mekân oluşturma yoluna gidilmiştir. Onu izleyen Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nde ise yarım kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha rahat bir iç mekân araştırılmıştır. Osmanlı-Türk mimarlığının en önemli yapılarından biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi'dir. Sinan kalfalık dönemi yapıtı olarak adlandırdığı bu yapıda İstanbul'daki Bayezid Camii'nde kullanılan taşıyıcı sistemi yinelenmiş, dört ayak üstüne oturan kubbeyi giriş-mihrap yönündeki yarım kubbelerle desteklenmiştir.
Bu, Ayasofya ile ortaya atılan strüktür sorunun, onun tarafından bir kez daha ele alınışıdır. Süleymaniye, darülkurrası, darüşşifası, hamamı, imareti, altı medresesi, dükkânları ve Kanunî Süleyman ile Hürrem Sultan'ın türbeleriyle büyük bir alana yayılmış kentsel bir düzenlemedir ve Türkler'in dinsel yapılara toplumsal hizmet yapısı içeriği katmalarının en önemli örneğidir. Kubbe ve yarım kubbeler, yüklerini, uyumlu geçişlerle bir sonrakine iletirler. Yapı bu düzenden gelen bir dinginlikle, İstanbul'un Haliç'e bakan tepelerinden birinde yer alır. Dönemin önde gelen tüm sanatçılarının katkıda bulunduğu Süleymaniye, her ayrıntısıyla bir bütün olarak ele alınmıştır. Yedi yıl gibi kısa bir sürede bitirilmiş olması Sinan'ın mimarlıkta olduğu kadar örgütleme alanındaki dehasını da ortaya koyar. Yapının yapıldığı döneme ışık tutan muhasebe defterleri de günümüze kalmıştır. Sinan yapı ile çatı örtüsü için en yetkin taşıyıcı sistemi, en yetkin biçimi bulmak yolunda deneyler yapmış, hatta zaman zaman geçmişte kullanıp sonra terkedilen yöntemleri yineleyerek bunların nasıl ileri götürülebileceğini araştırmıştır. Kimi zaman bu tür deneyleri birbirine koşut olarak sürdüğü de görülür.
İstanbul'daki Sinan Paşa Camii gibi kimi yapıları, kubbeyi altıgen bir plana oturtmayı denemesiyle Edirne'deki Üç Şerefeli Cami'yi anımsatır. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'nde olduğu gibi ana mekânı tek bir kubbeyle örten camileri, erken Osmanlı dönemi camilerini düşündürür. Denemelerinin en ilginçlerinden biri gene İstanbul'daki Piyale Paşa Camii'dir. Burada kökenleri erken Osmanlı döneminden de önceye giden ve yapıyı çok sayıda küçük kubbe ile örten çok ayaklı cami şemasını ele almıştır. Bütün bu deneyler onu başyapıtlarından birine, Edirne'deki Selimiye Camii'ne götürdükleri için önemlidir.
Sinan ustalık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu camide daha önce İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde çözmeye çalıştığı bir sorunu, yani kubbeyi sekizgen bir plan üstüne oturtma düşüncesini uygulamıştır. Böylece, taşıyıcı ayaklar incelmekte, yükleri ileten öğelerin küçülmesiyle de kubbe, yapıdaki en önemli mekân belirleyici öğe durumuna gelmektedir. Sinan burada 31 m'yi geçen çapıyla en büyük kubbesini gerçekleştirmiştir. Külliye'nin öteki yapıları camiye göre arka planda tutulmuştur. Selimiye, strüktüründen mekân oluşumuna, oranlarından süslemelerine kadar Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık bireşiminin dilini ortaya koyan, kurallarını belirleyen çok önemli bir başyapıttır.
Sinan, öteki yapıtlarında da araştırıcılığını sürdürmüştür. Türbeleri buna örnektir. Şehzade Mehmet Türbesi'nde dilimli kubbe kullanmış, alışılmadık ölçüde süslü bir yüz düzenlemesine gitmiştir. Kanuni Süleyman Türbesi'nde de iç mekân ile dış görünüş arasında bir denge kurmak amacıyla örtü olarak, Osmanlı-Türk mimarlık geleneğinde çok sık kullanılmayan çift yüzlü kubbeyi seçmiş, iç kubbeyi yapının içindeki ayaklara, dış kubbeyi de dış duvarlara taşıtmıştır. II. Selim Türbesi'nde ise geleneksel altı ya da sekizgen plan yerine, yapı öğeleri arasında karşıtlık yaratan, köşelerin kesik kare planını seçmiştir. Sinan'ın, denemeci tutumunu öteki işlevlerde de sürdürdüğü gözlenir. Her zaman işleve, taşıyıcı sisteme, yapının bulunduğu yere göre en uygun olacak biçimi araştırmıştır.
Yola çıkış noktası geleneksel biçim ve plan şemaları olmasına karşın, bunlara katı bir biçimde bağlı kalmamış, koşulların gerektirdiği yerlerde yeni biçimlere yönelmiş, böylece eski ile yeni arasında bir bağ oluşturabilmiştir. Sinan'ın yapıları mimarlık bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da önem taşır. Bu nedenle "ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı" diye anılmıştır. Yapılarının çoğunun 400 yıl sonra bile ayakta duruyor, hatta kullanılıyor olması, onların taşıyıcı sistemlerine olduğu kadar temellerine de özen gösterilmiş olmasındandır.
Sinan'ın mühendis yanı su yollarıyla köprülerinde ortaya çıkar. Bunlarda zamanının sahip olduğu tüm mühendislik bilgilerini uygulamış, hatta kimi zaman onları aşan, ileri götüren tasarımlar gerçekleştirmiştir. İstanbul'un su sorununu çözmekle görevlendirilmiş, bentleriyle, tünelleriyle, su yolları ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve dağıtma yapılarıyla uzunluğu 50 km'yi aşan ve Kırkçeşme adıyla bilinen su yapılarını gerçekleştirmiştir. Süleymaniye Külliye'sine 53 milyon akçe harcanırken Kıkçeşme yapılarına 43 milyon akçe harcanmış olması da zamanında bunlara verilen önemin bir başka göstergesi olmaktadır.
Sinan, köprülerini de en az öteki yapıtları kadar önemsemiş, toplam uzunluğu 635,5 m'yi bulan Büyükçekmece Köprüsü ile sağlam olduğu kadar güzel de olan bir yapıt diye övünmüştür. En geniş açıklığı örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi araştırmak, böyle bir minaredeki şerefelere birbirleriyle kesişmeyen üç merdivenle çıkmayı denemek, bu mühendislik dehasının yaratıcılığını ortaya koyan örneklerdir. Mimarlık, kimi zaman, içinden çıktığı toplumun genel yapısıyla uyum içinde olan bir bütünlüğe erişir. Bu, kendi gününün gereksinmelerini kendi olanaklarıyla karşılayan, ama geçmişin deneyim ve anılarını da içeren bir bireşimdir.
Yapı gereçleri, yapım yöntemleri, elde edilen biçimlerle ve onlar da yerel-iklimsel koşullarla uyum içindedirler. Bunları birbirlerinden ve içinde bulundukları toplumsal koşullardan soyutlamak olanaksızdır. Ortaya çıkan biçimler toplumun büyük bir çoğunluğunca benimsenen simgelere dönüşür. Toplumu neredeyse yapılarıyla özdeşleştirmek olasıdır. Bu yalnız belli bir yere ve çağa özgü, başka bir benzeri olmayan bir mimarlık demektir. İşte Mimar Sinan böyle bir süreç içinde yer almaktadır. Tek tek yapıtlarından çok, mimarlığı uyumlu ve kendi içinde tutarlı bir bireşime götürme yolundaki çalışmalarıyla önem taşır.
Osmanlı-Türk mimarlığı onunla birlikte bireşim sürecini tamamlamış, arayış aşamasından klasik dönemine geçmiştir. Bu geçiş, biçim olarak kubbeyi, düzenleme ilkesi olarak da merkezi planlı yapıyı anıtsal bir mimarlığın en önemli öğesi olan kubbeyi ve ona bağlı taşıyıcılar sistemini en yalın ve açık biçimde kullanıp onu anıtsal mimarlık düzenlemelerinin çekirdeği durumuna getirmek Osmanlı-Türk mimarlığının dünya mimarlığına bir katkısıdır. Böylece hem Doğu, hem Batı ile ilişki içinde olan, Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı-Türk İslam mimarlık bileşimi ortaya çıkmıştır.
Bu, yapıya katkıda bulunan öteki sanatları da etkilemiş, İmparatorluğun her yerinde ki yapı eylemleri için yol gösterici olmuştur.



daha detaylı bilgi için Tıklayınız>>>http://www.msxlabs.org/forum/sanat-t...-hakkinda.html
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.487 saniyede (88.51% PHP - 11.49% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 07:29
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi