Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

Bu konu Soru-Cevap forumunda kocaknur tarafından 12 Aralık 2008 (12:36) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
15310 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 30 Aralık 2008 (13:08) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.33  |  Oy Veren: 6      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 12 Aralık 2008, 12:36

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

#1 (link)
kocaknur
Ziyaretçi
kocaknur - avatarı
kazım karabekir doğu cebhesinde savaşmışmıdır? birde:kurtuluş savaşında doğu ve güney cephelerinde yapılan mücadeler nelerdir?
En iyi cevap Ziyaretçi tarafından gönderildi

ÇOK SAOLUN ARKADAŞLAR!
Rapor Et
Reklam
Eski 12 Aralık 2008, 12:43

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

#2 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Kurtuluş Savaşı'nda Edirne Milletvekilliği ve Doğu Cephesi Komutanlığı yaptı.
Rapor Et
Eski 12 Aralık 2008, 12:43

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Doğu Cephesi veya Türk Ermeni Cephesi[kaynak belirtilmeli] (24 Temmuz - 7 Kasım 1920), Milli kuvvetlerlerle merkezi Erivan olan Demokratik Ermeni Cumhuriyeti ile yapılmıştır. Sonucunda Gümrü Antlaşması yapılmıştır.

Geçmişi

kral kubiii filyoss I. Dünya Savaşı’nda, Kafkas Cephesi'nin açılması üzerine Ermenilerle Ruslar işbirliğine yönelmişler ve Rusların kışkırtmalarıyla Türkleri katletmeye başlamışlardır. Rusya’da ihtilal gerçekleşince Ruslar, Doğu Anadolu’da işgal ettikleri yerleri Türklere bırakarak geri çekildiler. Bu arada merkezi Erivan olan bir Ermeni devleti kuruldu (28 Mayıs 1918). Ruslar çekilirken daha Türk ordusu bölgeye ulaşmadan Ermeniler, Rusların yerini aldı ve doğu Anadolu’nun kendilerine ait olduğunu ileri sürüp, Gümrü, Iğdır, Arpaçay ve Aras’a kadar ilerlediler.
I. Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve bölgede bulunan Türk 3'ncü Ordusu'nun 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi gereğince Kafkasya'yı boşaltması sonucu Kafkaslar'da, Ermenistan başta olmak üzere Gürcistan, Azerbaycan ve Nahcivan Cumhuriyetleri kuruldu. Bu boşaltma sırasında muhtemel Ermeni saldırı ve tecavüzlerine karşı da Türk halkını korumak maksadıyla Ardahan, Batum bölgesinde Acara Şura Hükümeti, Kars-Oltu-Sarıkamış-Kağızman bölgelerinde ise Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti kuruldu. Ancak bu iki hükümet 3 ay sonra İngilizler tarafından dağıtıldı. Bu olaydan sonra bölgenin Ermeni saldırılarına karşı savunulması, karargahı Erzurum'da bulunan 15'nci Kolordu tarafından sağlandı.
10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması hükümlerine dayanarak Büyük Ermenistan'ı kurmak isteyen Ermeni tedhiş hareketleri sonunda bölgedeki durum giderek gerginleşti. İtilaf Devletleri, Akdeniz ve Karadeniz’e çıkış kapıları olacak ve sınırları Wilson tarafından çizilecek Büyük Ermenistan düşünü gerçekleştirmek için Sevr Antlaşması’na bir madde koydular.
Ahmet
--78.163.139.0 16:15, 5 Aralık 2008 (UTC)Ahmet

Savaş düzeni [değiştir]

Bu cephede bulunan Türk 15'nci Kolordusu dört tümen ile süvari ve topçu alaylarından oluşmaktaydı. Muharip personel sayısı, 13.000 kişi idi. Ermeniler ise toplam 12 alaydan oluşan dört tümene sahiptiler. Muharip personel mevcutları; 15.000 idi. Ancak doğudaki kuvvetlerimize karşı kullanabilecekleri mevcut 10.000 kişi kadardı.
Cephe hattı Osmanlı-Rus Savaşı (1877-78) sonrasındaki Osmanlı-Rus sınırını olan Ardeşen-Yusufeli-Oltu-Bayezit olarak belirlenmişdi.

Savaş

Türk Kurtuluş Savaşı başlamadan önce Doğu Anadolu'nun Ermenilerin eline geçmesine mani olmak için Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla bir örgüt kurulmuştu. Bu kuvvetler Ermenilerle Oltuda çatışma aline girmişlerdi.
T.B.M.M. Hükümeti artan Ermeni sorunlarına ve yayılmacılığına son vermek amacıyla 20 Eylül 1920'de bölgede bir askeri harekat yapılmasına karar verdi. 15. Kolordu Komutanı Musa Kâzım Karabekir'i tam yetkiyle Doğu Cephesi Komutanlığına atadı.
29 Eylül 1920'de saldırıya geçen Kazım Karabekir kuvvetleri, birkaç gün içerisinde Ardeşen-Yusufeli-Oltu-Bayezit hattını aşarak Drastamat Kanayan komutasinda Ermeni kuvvetleriyle catışmaya girdi. İlk cephe Oltu Muharebesi oldu. Daha sonra Simon Vratsian ve Artashes Babalian komutasinda olan Ermeni Gucleriyle Sarıkamış Muharebesi (1920) ve Kars Muharebesi yapıldı. Kars'ın doğusuna çekilen Ermeniler SSCB ve ABD'den yardım istedi. SSCB bu kafkasyayı kendi nüfüz alanı olarak gorduğunden dolayı ve Turk Kurtuluş Savaşı'nı desteklediği için yardım etmeyi reddetti. ABD'den de olumlu yanıt alamayan Ermeniler, işgal ettikleri Erzurum, Kars, ve çevresini Kazım Karabekir kuvvetlerine bıraktı ve bugünkü Ermenistan'ın batısına çekildi. Barış antlaşması imzalanmamışdı.
Kazım Karabekirin kuvvetleri Ermeni birliklerini daha ileri giderek Gümrü'ye kadar takip etti. Burada Gümrü Muharebesi yapildi. Yenilen Ermeniler barış istedi.

Savaş Sonrası


GÜMRÜ ANTLAŞMASI

Barış isteğini kabul eden TBMM Hükümeti 22 Kasım 1920'de Ermenistan'la Gümrü Antlaşmasını imzaladı. Antlaşmaya göre Batum, Sarıkamış, Kars, Ağrı, Erzurum, Artvin, Oltu ve çevresi TBMM Hükümetine bırakılırken savaş esnasında Kazım Karabekir kuvvetlerinin eline geçen Gümrü kenti ise Ermenistan'a bırakıldı. Ayrıca, Mondros sonrasında Ermenistan'a bırakılan Kulp(Tuzluca)kazası da TBMM hükümetinin kontrolüne kaldı. Gümrü Antlaşması'na Göre:
  • Sevr Antlaşması'nın geçersiz olduğu Ermenilerce de benimsenmiştir.
  • Ermeniler Doğu Anadolu'daki her türlü isteklerinden vazgeçmişlerdir. Büyük Ermenistan kurma girişimleri sona ermiştir.
  • 1878'de elden çıkan Kars ve çevresi Türk topraklarına katıldı.
  • Gümrü Antlaşması TBMM'nin uluslararası alanda ilk siyasi başarısıdır.
  • Misak-ı Milli'nin doğu sınırları kısmen de olsa belirlendi.
  • Halk üzerinde ordu ve meclisin güveni artmıştır.
kral kubi filyos
Kurtuluş Savaşı Doğu Cephesi Kurtuluş Savaşı 280px-KazimKarabekir
Kazim Karabekir Doğu Cephesinde Tarih 25 Temmuz 1920-7 Kasım 1920 Bölge
Sonuç Gümrü Antlaşması Taraflar 25px-Flag_of_the_Democratic_Republic_of_Armenia.svg Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti 25px-Flag_of_Turkey.svg Ankara Hükûmeti Kumandanlar 25px-Flag_of_the_Democratic_Republic_of_Armenia.svg Drastamat Kanayan 25px-Flag_of_Turkey.svg Kazım Karabekir Güçler
Rapor Et
Eski 12 Aralık 2008, 12:45

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

#4 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Güney Cephesi
Güney Cephesi olarak adlandırılan bu cephede Türk-Fransız Cephesi bulunmaktadır.

Doğu Cephesi
Doğu Cephesi olarak adlandırılan bu cephede Türk-Gürcü Cephesi ve Türk Ermeni Cephesi bulunmaktadır.
Milli kuvvetlerlerle Ermeniler arasında yapılmıştır. Sonucunda Gümrü Antlaşması sağlanmıştır.
Rapor Et
Eski 12 Aralık 2008, 12:47

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

#5 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
GÜNEY CEPHESİ

Mondros Ateşkes'inden sonra İngilizler ve Fransızlar, haklı bir gerekçeleri olmamalarına rağmen, antlaşma hükümlerine aykırı olarak çeşitli yerleri işgale başladılar. Birinci Dünya Savaşı içinde imzaladıkları gizli antlaşmalar doğrultusunda Güney Anadolu'da da İngiliz ve Fransız işgalleri başladı. 3 Kasım 1918'de Musul ve 9 Kasım'da da İskenderun'u işgal eden İngilizler, bu haksızlıklarını daha da genişlettiler. 6 Aralık'ta Kilis'i işgal ettiler. İngiliz birliklerindeki Hintli Müslüman askerlerin, üzgün Türk halkını sevgiyle selamlamaları İngiliz subayları ve Ermenileri kızdırdı. Burada resmi binaları işgal eden İngilizler, lise binasına da yerleşince eğitim durdu. Bütün haberleşmeye el koyan İngilizler Kilis'in dışla ilişkisini kestiler. Halkın elindeki yiyecek maddelerini kendilerinin belirledikleri fiyattan zorla aldılar. Silahları toplamaya başladılar.

İngilizler, önemli bir ticaret merkezi olan Antep'i de 17 Aralık 1918' de işgal ettiler. Bu işgali Ateşkes'in 7. maddesi gereğince yaptıklarını ileri süren İngilizler'in Antep'i işgali buradaki Ermenilerin şımarmalarına ve taşkınlıklarına yol açtı. Şehrin resmi binalarını ele geçiren İngilizler, aydınları ve ileri gelenleri uydurma bahanelerle Mısır'a sürdüler. Ermeni tehciri suçlamalarıyla bir çok Türk'e işkence yapıldı. Silah toplamaya başladılar. Buna karşılık Ermeniler'e silah dağıtıyorlardı. Bu durum karşısında Antepliler miting yaptılar ve "Cemiyet-i İslamiye" adında bir dernek kurdular.

İngilizler 22 Subat 1919'da Maraş'ı ve 24 Mart 1919'da Urfa'yı yine aynı uydurma bahanelerle işgal ettiler. Her girdikleri yerde Ermenilerle yakın ilişki kurup Türklere karşı onur kırıcı, zalimce işlemler yaptılar. Türk halkının ileri gelenleri asılsız suçlamalarla tutuklanarak sürgün ediliyor ve böylece, başsız kalan halkın direnmeyeceği zan ediliyordu.

Özellikle Ermenilerin taşkınlıklarının ve Türkler'e yaptıkları kötülüklerin tepkilerine karşı önlemlerini ve baskılarını çoğalttılar.

Diğer yandan Diyarbakır bölgesinde de sürekli olarak zararlı propogandalar yapıyorlardı. Bu yörede Kürtçülük hareketini destekleyip İngiliz-Fransız güdümünde Kürdistan kurmak istiyorlardı. Bu sebeple bazı aşiretleri elde etmişlerdi. İngiliz Binbaşısı Nowel bu yöredeki Kürtçülük hareketlerini destekliyor, örgütlüyor, para yardımı yapıyor ve bağımsızlık vaadleriyle aldatıyordu.

Fransızlar ise 21 Ocak 1919'da, Mersin Osmaniye ve Adana'yı işgale başladılar. Onların gelişiyle birlikte Ermeniler taşkınlıklara başladılar. Fransızlar burada Ermeni nüfusunun çoğalması için Ermenilerin gelmesini teşvik ettiler. Adana yöresinde jandarma birliklerini düzenlemek bahanesiyle jandarma birliklerini Ermenilerden kurdular. Ermenilerin her çeşit kötülüğüne göz yumarken Türkerin ileri gelenlerini görev başından uzaklaştırdılar. Önemli komutanlarını halkı kışkırtıyor iddiaları ile Suriye'deki esir kamplarına gönderdiler. Bu haksızlıklar kaışısında halk çeşitli yerlerde silaha sarılarak Ermenilere ve Fransızlara karşı canını, namusunu ve malını korumaya başladı. Bu olaylar üzerine bir Amerikan soruşturma kurulu Adana'ya gelerek çeşitli ırk ve dinlere mensup ileri gelenlere Adana'nın idaresi hakkında fikirlerini sordu. Amerika, bölgenin kendi mandasında kalmasını istediyse de Kongre buna yanaşmadı. Burada nüfusun çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu. Ermeniler ise ancak % 20 kadardılar.

İngiltere ve Fransa Orta Doğu konusunda 15 Eylül 1919 tarihinde aralarında yeni bir antlaşma yaptılar ve Orta Doğu'yu "Manda" sistemi ile paylaştılar. Buna göre Irak ve Filistin ingiliz Mandasına, Suriye ve Lübnan Fransız mandasına bırakıldı. Dolayısıyla Antep, Maraş, Urfa Fransa'ya kalıyordu. Bu antlaşmaların sonunda İngilizler, 29 Ekim 1919 da Kilis'i, 30 Ekim'de Maraş'ı ve Urfa'yı ve 5 Kasım 1919'da da Antep'i Fransızlar'a devrettiler Fransızlar bu şehirlere geldikleri günden itibaren Türkler'e karşı baskı ve şiddete başvurdular. Ermenilerden kurdukları birlikleri de beraberlerinde getirerek, onların her çeşit kötülüğü yapmalarına göz yumdular. Yöreyi işgal eden Fransız komutan Türk halka bir bildiri yayınladı. Bu bildirinin hükümleri Fransızlar'ın nasıl bir tutum içinde olduklarını yorum yapmaya gerek bırakmayacak bir biçimde ortaya koyuyordu:

1- Ne için taşıdığını tahkikata bile lüzum görmeksizin üzerlerinde revolver bulunan bir adamın kurşuna dizilmesi

2- Kargaşalık çıktığında ölen veya yaralanan Fransız askerine karşılık, yerli halktan iki adamın kurşuna dizilmesi ve bunların kur'a ile seçilmesi

3- Bir evden silah atılırsa yakılması

4- Osmanlı Hükümeti memurlarının böyle bir durum ortaya çıkmasında idare haklarının ve hakimiyetlerinin iskatı ve sokaklarının mitralyöz, bomba ve gazlı mermilerle ateş altına alınması.

Antep'te Türk bayrakları indirtilerek yerlerine Fransız bayrakları çekildi. Türk kadınlarının çarşaflarının yırtılması, yüzlerinin zorla açılması gibi çirkin olaylar yaratan işgal kuvvetleri, direnen Türkleri de öldürüyorlardı. Ermenilerin taşkınlıklarının olayları büyüteceğini gören Fransızlar, Ermeni taburunun yerine Cezayir taburunu getirdilerse de artık durum değişmedi. Türk Ulusu'nun sabrı taştı.


KUVA-YI MİLLİYE'NİN KURULUŞU

M. Kemal Paşa'nın Anadolu'ya geçmesinden sonra, 8 Ağustos 1919'da yayınlanan bir bildiri ile, memleketi haksız yere işgal eden İtilaf Devletleri'ne karşı, Türk bağımsızlığını korumak için, ulusal kuvvetlerin kurulması ulusun kendi iradesiyle egemenliğine sahip çıkması duyuruldu. Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür ilkesi ile yeni Türk vatanının sınırları belirtilmeye çalışılıyordu. Sivas Kongresi tüm ülkeyi bir inanç ve otorite altında toplarken, Güney Cephesi de Ali Fuat Paşa'nın komutasına verildi. Daha sonra 29 Haziran 1920'de cephe, İran sınırından Fırat Nehri'ne kadar Elcezire Cephesi ve Fırat'tan Antalya'ya kadar Adana Cephesi Komutanlıkları olarak ikiye bölündü.

Fransızların bu bölgeyi işgal etmesi üzerine her yerde halkın girişimiyle ulusal birlikler kurulmaya ve düşmana karşı silahlı mücadeleye başlandı. Sivas Kongresi'nden sonra da bu kuvvetlerin başına M. Kemal Paşa tarafından komutanlar atandı. Topçu Kemal Bey "Doğan" takma adıyla, piyade yüzbaşısı Osman Bey "Tufan" takma adıyla, yüzbaşı Ratip Bey "Sinan Paşa" takma adıyla Adana Cephesi'nde büyük hizmetler yaptılar. Güney Kuva-yı Milliyesi, gerçek anlamda bir halk hareketiydi. Eşkiya, çeteler ve zorbalar Kuva-yı Milliye'ye katılmadılar. Kuva-yı Milliye yalnız vatanseverlik ve Türklük duygusuna dayanıyordu.

Fransızlara karşı Suriye'de kurulan Arap Ulusal Hareketi, Türkiye'nin güney cephesinin yükünü hafifletti. Fransızlar hem Suriye'de hem de Güney Doğu Anadolu'da savaşmak zorunda kaldılar. M. Kemal Türk-Arap işbirliğini sağlamak, Fansızlara karşı birlikte savaşılmasını teşvik ettiyse de Faysal buna yanaşmadı. Fakat yine de Türkiye ile anlaşmak isteyenler vardı. Özellikle, daha önce Türk ordusunda yetişmiş olan Arap subaylar Türkiye ile işbirliğinden yanaydılar. Bu ilişki Fransızları çok endişelendiriyordu .

Güney Cephesi'nde Kuva-yı Milliye'nin kurulmasından sonra Fransızlara karşı şu savaşlar yapıldı.

1- Maraş Savunması : 20 Ocak-10 Şubat 1920

2- Urfa Savunması : 9 Şubat-11 Nisan 1920

3- Antep Savunması : 1 Nisan 1920-8 Şubat 1921

4- Adana Savunması : 21 Ocak 1920-20 Ekim 1921


MARAŞ SAVUNMASI

İşgal ettikleri Güney Anadolu şehirlerinde Ermenilerle birlikte Türk halkına karşı zulüm yapan ve onur kırıcı davranışlarda bulunan Franszlar, Türk Ulusu'nun er geç ayaklanacağını bildikleri için daha Ocak 1920 başından itibaren Maraş'a yeni birlikler getirmeye başladılar. Bu kuvvetler Türk saldırılarıyla yıpratılmaya başlandı. Fakat Fransızların yolları üzerinde Türk köylerinde ırza tecavüze kadar varan saldırıları Türk halkını topluca direnişe itti. 20 Ocak 1920 tarihinde Maraş'ın ileri gelenlerini tutuklamaya ve hükümet binasını işgale başlayan Fransız birliklerine halk ateş açtı ve onları geri püskürttü. Fransız birlikleri şehri yoğun top ateşine tuttular. Fransız ve Ermeniler tarafından bir kale gibi korunan ve cephanelik haline getirilmiş olan kilise, 200 Türk mücahidinin saldırısı ile ele geçti.

Maraş'ta silahlı halk direnişinin başlaması üzerine M. Kemal Paşa 24 Ocak tarihinde bir bildiri yayınlayarak, Suriye'de bulunan Arap direniş kuvvetleri ile Türk direniş gücünün birlikte hareket ederek Fransızları iki ateş arasına alıp ezebileceğini belirtti. Kuva-yı Milliye komutanlarından, Fransızlara, Türk topraklarını terketmeleri için bir nota vermelerini istedi. Bu bölgede, Adana dahil 10.000 Fransız askeri bulunuyordu. Fransızların yeni kuvvetler getirmesi olasılığına karşı da gerilla savaşı yapılmasını ve Kolordu'ya da Fransızlara karşı savunması için gereken emir verildi. Yeni kuvvetler getiren Fransızlar karşısında Türk direnişi, bütün şiddetiyle yılmadan sürdü. Maraş halkı ellerinde yeterli silah, cephane, yiyecek ve ilaç olmadığı için, soğuk kış şartlarında en moden silahlarla donatılmış Fransız birlikleri karşısında son güçlerini kullanıyorlardı. Fakat Fransızların da durumu iyi değildi. Güneyde Araplar da Fransızlara saldırmaya başlamışlardı. Bir aşiret de Fransızlar'a doğru ilerliyordu. Türk ulusal kuvvetleri de 8-9 Şubat'ta Urfa'ya girdi. Fransızlar, İngilizler aracılığı ile M. Kemal Paşa'ya başvurarak isteklerini öğrenmek istediler. M. Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye adına vardiği yanıtta, herşeyden önce Fransızların Kilikya, Maraş, Antep ve Urfa'yı boşaltmaları gerektiğini bildirdi. Diğer yandan da 11 Şubat'ta, Adana, Pozantı ve Maraş'taki ulusal kuvvetlere taarruz emrini verdi. Bütün yöredeki Türk halkının Fransızlara karşı ayaklanmasını ve Fransızların Türk topraklarını terke zorlamasını istedi. Fransızlar da bu sırada Maraş'ı terke karar Yerdiler. 10-11 Şubat 1920'de Maraş'tan ayrılan Fransız birlikleri İslahiye'ye doğru kaçtılar. Yolda Türk saldırılarına uğrayan Fransızlar 200 kayıp daha verdiler. Maraş savaşında Fransız kaylpları küçümsenmeyecek kadar çok oldu. Bu yenilgi Fransızların moralini çok bozdu.
Rapor Et
Eski 22 Aralık 2008, 15:07

Kazım Karabekir Doğu Cephesinde savaştı mı?

#6 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
ÇOK SAOLUN ARKADAŞLAR!
Rapor Et
Eski 30 Aralık 2008, 13:08

Kazım Karabekir Paşa'nın Dogu Cephesi komutanı olarak atanması nedeni nedir?

#7 (link)
ahmet eker
Ziyaretçi
ahmet eker - avatarı
kazım karabekir paşa'nın dogu cephesi komutanı olarak atanması
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.247 saniyede (76.28% PHP - 23.72% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 15:17
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi