Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 17 Aralık 2008 (15:04) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
14119 kez görüntülenmiş, 15 cevap yazılmış ve son mesaj 13 Nisan 2014 (23:56) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.30  |  Oy Veren: 10      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 17 Aralık 2008, 15:04

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
kopernik kimdir
En iyi cevap Blue Blood tarafından gönderildi

Copernicus (Kopernik) (Kopernik Kimdir? - Kopernik Hakkında) (1473 - 1543) Düşünce tarihinde etkisi yönünden Copernicus devrimiyle boy ölçüşebilecek pek az dönüşüm vardır. Son dörtyüz yılda tanık olduğumuz bilimsel gelişmenin astronomide yer alan bu devrimle başladığı söylenebilir.

Dinsel bağnazlıkla özgür düşünce hemen her dönemde çatışma içinde olmuştur. Ortaçağ düşünce geleneğini kıran ilk bilimsel atılımın astronomide ortaya çıkması bir bakıma doğaldı. Birkez, astronomide hiç bir alanda olmayan bir bilgi birikimi vardı. Babillilerin göksel nesnelerin devinimlerine ilişkin gözlemlerini, kuramsal düzeyde işleyen eski Yunanlıların astronomide büyük ilerleme kaydettikleri bilinmektedir.

17. yüzyıla gelinceye dek egemenliğini sürdüren Ptolemy (Batlamyus) sistemi bu birikimin ürünüdür. Sonra, Rönesans'la birlikte, astronomide ivedi çözüm gerektiren pratik sorunlar ağırlık kazanmıştı. Bu sorunlardan biri denizde boylam hesaplanmasına ilişkindi. Bu ise, öncelikle, güneşin izler göründüğü yolun doğru belirlenmesini gerektiriyordu.

Çözümü aranan bir diğer sorun takvime ilişkindi. M. Ö. 46'da oluşturulan yürürlükteki takvim yetersizdi. Örneğin, o takvime göre, bir yıl 365 günden oluşuyordu (Oysa, şimdi bildiğimiz gibi yılın süresi bundan 11 dakika 14 saniye daha kısadır).

Ne var ki, bu türden nedenler, doğruluğu söz götürmez sayılan Ptolemy teorisinde köklü bir değişiklik için yeterli olamazdı. Astronomlar çoğunluk kimi düzeltmelerle yer-merkezli sistemin korunabileceği inanandaydılar. Nitekim, klasik dönemden beri kimi bilginlerce önerilen güneş-merkezli sistem onların gözünde saçma olmaktan ileri bir anlam taşımıyordu.

Yerleşik sistem nerdeyse bağnaz bir inanca dönüşmüştü. Öyle ki, ortaçağ sonlarına doğru Oresme ve daha sonra Cusalı Nicolas gibi bilginlerin yönelttikleri ciddi eleştiriler hiç bir etki uyandırmadan kalır. Yeni arayışların başladığı Rönesans'ta bile sistemin sarsılması kolay olmaz.

Copernicus'un daha öğrencilik yıllarında Ptolemy teorisine karşı içine düştüğü kuşku ve doyumsuzlukta kendisini önceleyen eleştiricilerin, özellikle hocası Novara'nın etkisi büyük olmuştur. Bologna üniversitesinde astronomi profesörü olan Novara, kilisenin o sıra içinde olduğu görecel hoşgörüden de yararlanarak, Ptolemy sistemine sert eleştiriler yöneltmekteydi.

Biraz önce de değindiğimiz gibi, Ptolemy sisteminin göksel olguları açıklamaya yönelik salt bir teori olmaktan ileri bir niteliği, dinsel ya da ideolojik bir bağışıklığı vardı. Sistem ortaçağ skolastik felsefesiyle bütünleşmiş, nerdeyse resmi bir kimlik kazanmıştı. Eleştirilerin, ne denli yerinde ve tutarlı olursa olsun, önemli bir etki yaratması beklenemezdi.

Sistemin sarsılması Rönesans'ın getirdiği yeni anlayışı, farklı kültür ortamını bekler. Rönesans sanatta parlak bir atılım olduğu kadar, sonunda din, bilim, politika ve ekonomide de geleneksel katı tutumları kıran, dünyaya yeni bir bakış açısı getiren uzun süreli bir dönüşümdür. Copernicus'un şansı, üstün zekâ ve güçlü öğrenme tutkusunun yanı sıra, her alanda yeni arayışların başladığı öyle bir dönemde dünyaya gelmiş olmasıdır.

Copernicus kimdi ve ne yaptı? Yalnız bilimde değil, insanlığın dünya görüşünde de büyük bir devrime yol açan çalışmasının kapsam ve niteliği neydi?

Nicolaus Copernicus Polonya'nın Torun kentinde üst-yaşam düzeyinde bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. On yaşında iken babasını yitirdi; bir bilgin-papaz olan amcasının koruyuculuğu altında büyüdü; aldığı eğitim daha çok teolojiye yönelikti. Ancak, Copernicus'un ilgi alanı belli bir konuyla sınırlanamayacak kadar genişti. Ülkesinde Cracow üniversitesini bitirdikten sonra İtalya'ya gider; Bologna, Padua ve Ferrara gibi dönemin seçkin üniversitelerinde astronomi, matematik, hukuk ve tıp dallarında altı yıl süren öğretim görür.

Bir süre Roma'da matematik profesörlüğü yaptıktan sonra ülkesine döner, kilisede üst-düzey bir görev üstlenir. Ayrıca, çeşitli devlet hizmetlerini sürdüren Copernicus bir ara ülkesini dış ilişkilerde diplomat olarak da temsil eder. Ne ki, onun asıl ilgi alanı astronomi idi. Aralıksız otuz yıl süren bir çalışmanın ürünü baş yapıtı Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine arkadaşlarının ısrarı üzerine yayıma girer. Kitabının ilk nüshası Copernicus'a yaşamının son günlerinde hasta yatağında ulaşır.

Sorumuza dönelim: Copernicus devrimi nedir, niçin önemlidir?

Copernicus işe koyulduğunda ortaçağ dünya görüşüne karşı çıkma gibi bir niyeti yoktu. Aldığı eğitim temelde o görüşe dayanıyordu. Onun yapmak istediği çeşitli yönlerden yetersiz bulduğu Ptolemy astronomisini matematiksel olarak daha basit, kendi içinde uyumlu ve açıklama gücü daha yüksek bir sisteme dönüştürmekti.

Ptolemy teorisine göre, gökyüzü yıldızların "çakılı" olduğu dönen bir küreydi; dünya bu kürenin merkezinde sabit bir konuma sahipti; çevresinde ay, güneş ve gezegenleri taşıyan iç içe bir dizi kristal küre vardı. "Tanrısal bir düzen" diye imgelenen bu sistem, ayrıca insana evrenin merkezinde olma onur ve gururunu sağlamaktaydı.

Ne var ki, salt bilimsel açıdan bakıldığında sistem gereksiz yere karmaşık olduktan başka tutarsızdı. Sistemde birbirini tutmayan bir takım varsayımlar, ayaküstü gereksinmelere göre oluşturulan açıklamalar vardı. Benzetme yerindeyse, baş, gövde, el ve ayak gibi her parçası başka bir yerden derlenmiş bir heykelin acayip görüntüsünü sergiliyordu.

Copernicus astronomiyi basitleştirme ve tutarlı kılma girişiminde, kökü klasik çağa uzanan bir hipoteze başvurur (M. Ö. 3. yüzyılda Aristarcus adında bir bilgin, şimdi "güneş sistemi" dediğimiz sistemin merkezinde dünyanın değil, güneşin yer aldığını ileri sürmüş, ancak bağnaz çevrelerin tepkisiyle susturulmuştu).

Doğrusu, yalnız yerleşik öğretiye değil sağduyuya da ters düşen bu hipotezin bilim tarihindeki devrimsel sonucunu Copernicus'un öngördüğü kolayca söylenemez. Büyük olasılıkla, Aristarcus hipotezi onun gözünde göksel sisteme geometrik uyum sağlayan bir basitleştirme aracıydı. Nitekim, kitabın önsözünde önerilen yeni sistemin bilimsel doğruluğu değil, salt matematiksel geçerliği vurgulanıyordu.

Gerçekten, Copernicus teorisinin, dünyanın sistemdeki yeni konumu dışında köklü bir değişiklik içerdiği kolayca söylenemez. Bir kez sayılarını azaltmakla birlikte göksel kürelere ilişkin varsayımdan vazgeçilmemiştir. Sonra, gezegenlerin devinimlerinde düzgün çembersel yörüngeler izlediği görüşü korunmuştur. Üstelik yeni teori de gözlemsel verilerle uyum bakımından kimi güçlüklerle karşı karşıyaydı. Belki de biraz da bu nedenle 16. yüzyılın sonlarına gelinceye dek teori beklenen ilgiyi görmez; Ptolemy sistemi yürürlükte kalır.

Bilindiği gibi, Copernicus teorisi iki temel varsayım içermektedir: (1) Gezegenleri taşıyan göksel küreler dünyanın değil, güneşin çevresinde dönmektedir; (2) Dünya merkezde sabit değil, kendi ekseni çevresinde günlük, güneşin çevresinde yıllık dönüşler içindedir. Copernicus'u bu varsayımlara en başta gözlemsel verilerin yönelttiği kuşku götürmez. Bunun çarpıcı bir kanıtım şu sözlerinde bulmaktayız:

Kanımca, ileri sürdüğüm ilkeler soruna büyük bir basitlik getirmektedir. Ptolemy sisteminde olduğu gibi dünyayı merkezde sabit varsayma çok sayıda küre varsayımına yol açmış, bu da sorunu içinden çıkılmaz karışıklığa sokmuştur. Önerdiğim sistem ise, gereksiz ya da boş varsayımlara gitmeksizin, bir çok gözlem verisini tek nedenle açıklamaya elveren, gerçeği her yanıyla yansıtan bir sistemdir.

Bu ussal yaklaşım Copernicus'un çok iyi bilinen cephesi. Onun çoğu kez gözden kaçan bir başka cephesi daha var! Aşağıdaki alıntıda Copernicus'un evreni "ilkel" diyebileceğimiz büyülü bir dille betimleme yoluna gittiğini görmekteyiz:

Evrenin ortasında güneş taht kurmuştur. Bu görkemli tapınakta, çevresindeki herşeyi bir anda aydınlatan "güneş" dediğimiz nur kütlesi için daha saygın bir konum düşünülebilir miydi? Güneşi evrenin Lambası, Bilge yöneticisi diye övenler olmuştur: Hermes Trismegutus'un gözünde O ışıldayan Tanrı, Sophocles'in Elektra'sı için herşeyi gören yüce varlıktır. Güneş gerçekten tahtına kurulmuş Sultan gibi, çevresinde dolaşan gezegenleri çocukları gibi yönetir.

Copernicus'un bu duygusal yanıyla bir tür gizemcilik olan, teologların da paylaştığı bir felsefenin (Yeni-Platonculuk) etkisinde olduğu söylenebilir. Ama öylede olsa kilisenin resmi öğretiye ters düşen bir görüşü hoş karşılaması beklenemezdi. Ne ki, Bruno ve Galileo'ya gelinceye dek Katolik kilisesi belirgin bir tepki göstermez. Oysa protestan liderler daha baştan Copernicus'u kınama yoluna gitmişlerdi. "Bu budala" diyordu Luther, "astronomi bilimini altüst etme sevdasındadır. Oysa kutsal kitap arzın değil, güneşin döndüğünü bize bildirmiştir.... Bir yeni yetme astrologa halk kulak versin, olacak iş mi?"

Copernicus mistik eğilimlerine karşın bir astrolog değil, gerçek bir astronomdu. Tarih onu 17. yüzyıl bilimsel devrimine yol açan araştırma tutkusu ve atılımcı kişiliğiyle bize tanıtmaktadır.
Rapor Et
Reklam
Eski 17 Aralık 2008, 15:40

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
musty1225
Ziyaretçi
musty1225 - avatarı
Mikolaj Kopernik (Nicolaus Copernicus (d.1473 - ö. 1543)) Polonyalı astronomi âlimi.

19 subat 1473 yılında Torun'da (Polonya) doğan Kopernik normal tahsilini yaptıktan sonra 1491 yılında Krakov'daki okula devam ederek matematik ve astronomi öğrenimini bitirdi. 1494 yılında evine dönen Kopernik, başpiskopos olan amcasının tesiriyle dini eğitim için İtalya'ya gitti. Orada astronom Domenico Noworra (1454-1504) ile beraber çalıştı. 1497'de memleketine dönüp, kilisede görev aldı fakat bu uzun sürmedi, 1501'de Hukuk fakultesini devam ve Tip fakultesine baslamak icin tekrar İtalya'ya geri döndü. Burada, çalışmalarına devam etti.

Kopernik, dünyanın ve diğer gezegenlerin güneş etrafında döndükleri kuralını açıklamıştır. Heliosentrik (helios=gr. gunes) teori bugün Kopernik teorisi olarak'ta adlandırılır. Yeni astronominin kurucusu kabul edilen Kopernik, ileri sürdüğü fikirleri ancak ömrünün sonlarında açıklayabilmiştir. Sebebleri ise kendisinin bunların doğru olduğuna tam emin olmaması ve kendisi papaz olduğu için kiliseden çekinmesi. O zamanki Hıristiyanlık inancına göre Peygamber İsa güneşe sabit durması için emir vermişti ve güneş de sabit durmaktaydı. Yine genel inanca göre dünya düz tepsi gibiydi. Aksini düşünenler ise cehennemlikti. O dönemde, Kiliseye karşı çıkan insanlar ateşte yakılmasına mahkum edilirdi.

Ömrünün sonlarına doğru sıhhati bozulan Kopernik'in kiliseden korkusu kalmamıştı. Artık fikirlerini rahatça açıklayabilir, yazdığı kitabını ortaya çıkarabilirdi. Papaya kitabını göndererek şu mektubu yazdı: "Aziz peder, kitabta yazılanları okyanların hemen reddedeceklerini biliyorum. Ben ömrüm boyunca çevremin düşüncelerine aldırmayan, fikirlerini savunan biri olamamışımdır. Etrafın tepkisinden, başladığım hususlardan vazgeçmeye niyetlendiğim olmuştur. Fakat çekingenliği üzerimden atarak çalışmalara devam ettim. Yazdıklarımı tenkit edenler olursa onlara aldırmayacağım ve saçma kabul edeceğim..."


Kopernik'in en onemli eserinde "De revolutionibus orbium coelestium" heliosentrik teorisini detayli anlatti. 1540'da ise butün fikirlerini içine alan kitabın basılması için müsaade çıkmıştı. Eserlerinde izah edilen konular; dünyanın yuvarlak ve hareket eden bir cisim olduğu, ekliptik sistemin tartışılması, güneşin görünen hareketi, ay'ın ve gezegenlerin incelenmesiydi. Astronom, doktor ve rahip olan Kopernik, Yunanlı astronom Batlamyus'un yanlış olan teorisini Dünyaya anlatarak ilme anlatılamayacak kadar büyük hizmette bulundu. 24 mayis 1543 yılında Frombork'ta (Polonya) öldü.
Rapor Et
Eski 17 Aralık 2008, 15:41

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Copernicus (Kopernik) (Kopernik Kimdir? - Kopernik Hakkında) (1473 - 1543) Düşünce tarihinde etkisi yönünden Copernicus devrimiyle boy ölçüşebilecek pek az dönüşüm vardır. Son dörtyüz yılda tanık olduğumuz bilimsel gelişmenin astronomide yer alan bu devrimle başladığı söylenebilir.

Dinsel bağnazlıkla özgür düşünce hemen her dönemde çatışma içinde olmuştur. Ortaçağ düşünce geleneğini kıran ilk bilimsel atılımın astronomide ortaya çıkması bir bakıma doğaldı. Birkez, astronomide hiç bir alanda olmayan bir bilgi birikimi vardı. Babillilerin göksel nesnelerin devinimlerine ilişkin gözlemlerini, kuramsal düzeyde işleyen eski Yunanlıların astronomide büyük ilerleme kaydettikleri bilinmektedir.

17. yüzyıla gelinceye dek egemenliğini sürdüren Ptolemy (Batlamyus) sistemi bu birikimin ürünüdür. Sonra, Rönesans'la birlikte, astronomide ivedi çözüm gerektiren pratik sorunlar ağırlık kazanmıştı. Bu sorunlardan biri denizde boylam hesaplanmasına ilişkindi. Bu ise, öncelikle, güneşin izler göründüğü yolun doğru belirlenmesini gerektiriyordu.

Çözümü aranan bir diğer sorun takvime ilişkindi. M. Ö. 46'da oluşturulan yürürlükteki takvim yetersizdi. Örneğin, o takvime göre, bir yıl 365 günden oluşuyordu (Oysa, şimdi bildiğimiz gibi yılın süresi bundan 11 dakika 14 saniye daha kısadır).

Ne var ki, bu türden nedenler, doğruluğu söz götürmez sayılan Ptolemy teorisinde köklü bir değişiklik için yeterli olamazdı. Astronomlar çoğunluk kimi düzeltmelerle yer-merkezli sistemin korunabileceği inanandaydılar. Nitekim, klasik dönemden beri kimi bilginlerce önerilen güneş-merkezli sistem onların gözünde saçma olmaktan ileri bir anlam taşımıyordu.

Yerleşik sistem nerdeyse bağnaz bir inanca dönüşmüştü. Öyle ki, ortaçağ sonlarına doğru Oresme ve daha sonra Cusalı Nicolas gibi bilginlerin yönelttikleri ciddi eleştiriler hiç bir etki uyandırmadan kalır. Yeni arayışların başladığı Rönesans'ta bile sistemin sarsılması kolay olmaz.

Copernicus'un daha öğrencilik yıllarında Ptolemy teorisine karşı içine düştüğü kuşku ve doyumsuzlukta kendisini önceleyen eleştiricilerin, özellikle hocası Novara'nın etkisi büyük olmuştur. Bologna üniversitesinde astronomi profesörü olan Novara, kilisenin o sıra içinde olduğu görecel hoşgörüden de yararlanarak, Ptolemy sistemine sert eleştiriler yöneltmekteydi.

Biraz önce de değindiğimiz gibi, Ptolemy sisteminin göksel olguları açıklamaya yönelik salt bir teori olmaktan ileri bir niteliği, dinsel ya da ideolojik bir bağışıklığı vardı. Sistem ortaçağ skolastik felsefesiyle bütünleşmiş, nerdeyse resmi bir kimlik kazanmıştı. Eleştirilerin, ne denli yerinde ve tutarlı olursa olsun, önemli bir etki yaratması beklenemezdi.

Sistemin sarsılması Rönesans'ın getirdiği yeni anlayışı, farklı kültür ortamını bekler. Rönesans sanatta parlak bir atılım olduğu kadar, sonunda din, bilim, politika ve ekonomide de geleneksel katı tutumları kıran, dünyaya yeni bir bakış açısı getiren uzun süreli bir dönüşümdür. Copernicus'un şansı, üstün zekâ ve güçlü öğrenme tutkusunun yanı sıra, her alanda yeni arayışların başladığı öyle bir dönemde dünyaya gelmiş olmasıdır.

Copernicus kimdi ve ne yaptı? Yalnız bilimde değil, insanlığın dünya görüşünde de büyük bir devrime yol açan çalışmasının kapsam ve niteliği neydi?

Nicolaus Copernicus Polonya'nın Torun kentinde üst-yaşam düzeyinde bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. On yaşında iken babasını yitirdi; bir bilgin-papaz olan amcasının koruyuculuğu altında büyüdü; aldığı eğitim daha çok teolojiye yönelikti. Ancak, Copernicus'un ilgi alanı belli bir konuyla sınırlanamayacak kadar genişti. Ülkesinde Cracow üniversitesini bitirdikten sonra İtalya'ya gider; Bologna, Padua ve Ferrara gibi dönemin seçkin üniversitelerinde astronomi, matematik, hukuk ve tıp dallarında altı yıl süren öğretim görür.

Bir süre Roma'da matematik profesörlüğü yaptıktan sonra ülkesine döner, kilisede üst-düzey bir görev üstlenir. Ayrıca, çeşitli devlet hizmetlerini sürdüren Copernicus bir ara ülkesini dış ilişkilerde diplomat olarak da temsil eder. Ne ki, onun asıl ilgi alanı astronomi idi. Aralıksız otuz yıl süren bir çalışmanın ürünü baş yapıtı Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine arkadaşlarının ısrarı üzerine yayıma girer. Kitabının ilk nüshası Copernicus'a yaşamının son günlerinde hasta yatağında ulaşır.

Sorumuza dönelim: Copernicus devrimi nedir, niçin önemlidir?

Copernicus işe koyulduğunda ortaçağ dünya görüşüne karşı çıkma gibi bir niyeti yoktu. Aldığı eğitim temelde o görüşe dayanıyordu. Onun yapmak istediği çeşitli yönlerden yetersiz bulduğu Ptolemy astronomisini matematiksel olarak daha basit, kendi içinde uyumlu ve açıklama gücü daha yüksek bir sisteme dönüştürmekti.

Ptolemy teorisine göre, gökyüzü yıldızların "çakılı" olduğu dönen bir küreydi; dünya bu kürenin merkezinde sabit bir konuma sahipti; çevresinde ay, güneş ve gezegenleri taşıyan iç içe bir dizi kristal küre vardı. "Tanrısal bir düzen" diye imgelenen bu sistem, ayrıca insana evrenin merkezinde olma onur ve gururunu sağlamaktaydı.

Ne var ki, salt bilimsel açıdan bakıldığında sistem gereksiz yere karmaşık olduktan başka tutarsızdı. Sistemde birbirini tutmayan bir takım varsayımlar, ayaküstü gereksinmelere göre oluşturulan açıklamalar vardı. Benzetme yerindeyse, baş, gövde, el ve ayak gibi her parçası başka bir yerden derlenmiş bir heykelin acayip görüntüsünü sergiliyordu.

Copernicus astronomiyi basitleştirme ve tutarlı kılma girişiminde, kökü klasik çağa uzanan bir hipoteze başvurur (M. Ö. 3. yüzyılda Aristarcus adında bir bilgin, şimdi "güneş sistemi" dediğimiz sistemin merkezinde dünyanın değil, güneşin yer aldığını ileri sürmüş, ancak bağnaz çevrelerin tepkisiyle susturulmuştu).

Doğrusu, yalnız yerleşik öğretiye değil sağduyuya da ters düşen bu hipotezin bilim tarihindeki devrimsel sonucunu Copernicus'un öngördüğü kolayca söylenemez. Büyük olasılıkla, Aristarcus hipotezi onun gözünde göksel sisteme geometrik uyum sağlayan bir basitleştirme aracıydı. Nitekim, kitabın önsözünde önerilen yeni sistemin bilimsel doğruluğu değil, salt matematiksel geçerliği vurgulanıyordu.

Gerçekten, Copernicus teorisinin, dünyanın sistemdeki yeni konumu dışında köklü bir değişiklik içerdiği kolayca söylenemez. Bir kez sayılarını azaltmakla birlikte göksel kürelere ilişkin varsayımdan vazgeçilmemiştir. Sonra, gezegenlerin devinimlerinde düzgün çembersel yörüngeler izlediği görüşü korunmuştur. Üstelik yeni teori de gözlemsel verilerle uyum bakımından kimi güçlüklerle karşı karşıyaydı. Belki de biraz da bu nedenle 16. yüzyılın sonlarına gelinceye dek teori beklenen ilgiyi görmez; Ptolemy sistemi yürürlükte kalır.

Bilindiği gibi, Copernicus teorisi iki temel varsayım içermektedir: (1) Gezegenleri taşıyan göksel küreler dünyanın değil, güneşin çevresinde dönmektedir; (2) Dünya merkezde sabit değil, kendi ekseni çevresinde günlük, güneşin çevresinde yıllık dönüşler içindedir. Copernicus'u bu varsayımlara en başta gözlemsel verilerin yönelttiği kuşku götürmez. Bunun çarpıcı bir kanıtım şu sözlerinde bulmaktayız:

Kanımca, ileri sürdüğüm ilkeler soruna büyük bir basitlik getirmektedir. Ptolemy sisteminde olduğu gibi dünyayı merkezde sabit varsayma çok sayıda küre varsayımına yol açmış, bu da sorunu içinden çıkılmaz karışıklığa sokmuştur. Önerdiğim sistem ise, gereksiz ya da boş varsayımlara gitmeksizin, bir çok gözlem verisini tek nedenle açıklamaya elveren, gerçeği her yanıyla yansıtan bir sistemdir.

Bu ussal yaklaşım Copernicus'un çok iyi bilinen cephesi. Onun çoğu kez gözden kaçan bir başka cephesi daha var! Aşağıdaki alıntıda Copernicus'un evreni "ilkel" diyebileceğimiz büyülü bir dille betimleme yoluna gittiğini görmekteyiz:

Evrenin ortasında güneş taht kurmuştur. Bu görkemli tapınakta, çevresindeki herşeyi bir anda aydınlatan "güneş" dediğimiz nur kütlesi için daha saygın bir konum düşünülebilir miydi? Güneşi evrenin Lambası, Bilge yöneticisi diye övenler olmuştur: Hermes Trismegutus'un gözünde O ışıldayan Tanrı, Sophocles'in Elektra'sı için herşeyi gören yüce varlıktır. Güneş gerçekten tahtına kurulmuş Sultan gibi, çevresinde dolaşan gezegenleri çocukları gibi yönetir.

Copernicus'un bu duygusal yanıyla bir tür gizemcilik olan, teologların da paylaştığı bir felsefenin (Yeni-Platonculuk) etkisinde olduğu söylenebilir. Ama öylede olsa kilisenin resmi öğretiye ters düşen bir görüşü hoş karşılaması beklenemezdi. Ne ki, Bruno ve Galileo'ya gelinceye dek Katolik kilisesi belirgin bir tepki göstermez. Oysa protestan liderler daha baştan Copernicus'u kınama yoluna gitmişlerdi. "Bu budala" diyordu Luther, "astronomi bilimini altüst etme sevdasındadır. Oysa kutsal kitap arzın değil, güneşin döndüğünü bize bildirmiştir.... Bir yeni yetme astrologa halk kulak versin, olacak iş mi?"

Copernicus mistik eğilimlerine karşın bir astrolog değil, gerçek bir astronomdu. Tarih onu 17. yüzyıl bilimsel devrimine yol açan araştırma tutkusu ve atılımcı kişiliğiyle bize tanıtmaktadır.
Rapor Et
Eski 24 Aralık 2008, 15:21

Kopernik kimdir?

#4 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
kopernik kimdir
Rapor Et
Eski 2 Şubat 2009, 21:36

kopernik

#5 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
kopernik neyi iddia etti? ödevde yardım!!!
Rapor Et
Eski 2 Şubat 2009, 21:48

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

#6 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Alıntı:
Ziyaretçi adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

kopernik neyi iddia etti? ödevde yardım!!!
Kopernik 1497 yılından itibaren astronomi ile fiilen ilgilenmekteydi.
Aslında yaptığı gözlem sayısı azdı.
Ama gerçekleştirdiği gözlemler Güneş,Ay ve gezegenlerin Yer’in çevresinde izledikleri öngörülen yörüngelerin temel bileşenlerini yeniden hesaplamaya yetecek sayıdaydı.
1497-1529 yılları arasında yapmış olduğu 27 gözlemin sonuçlarını yayımladı.
Yoğun astronomi araştırmalarının yanısıra daha pekçok çalışmalar da yapıyordu.
Örneğin şairlerin şiirlerini Latinceye çeviriyor,para konusunu inceliyordu.
*
Kopernik,astronomi alanındaki çalışmalarında ilerledikçe,Ptolemaios’un evren modelinden kuşku duymaya başlamıştı.
Zaten aynı kuşkuyu başka bilimadamları da dile getirmişlerdi.Kopernik,bu görüşlerden etkilendiğini yapıtlarında belitmiştir.
Ptolemaios’un evren modeli,eski Yunan filozoflarının görüşlerinin bileşimine dayanıyordu,ama kendi katkılarını da içeriyordu.
Bu model yermerkezli,yani jeosantrik idi ve yörüngelerin çemberlerden oluştuğu görüşünü varsayıyordu.
16.yüzyıla gelininceye değin Ptolemaios’un görüşleri astronomiye tümüyle egemendi.
Öyle ki bir dinsel inanç biçimine dönüşmüştü.
Aslında filozoflar arasında evren merkezinin Yer değil Güneş olduğunu öne sürenler olmuştu,ama kabul görmemişti.
Ptolemaios, Güneş,Ay ve gezegenlerin hareketlerine ilişkin gözlemlerin yermerkezli modele uygunluğunu sağlamak amacındaydı.
Bunun için taşıyıcı çember ve ilmek kavramlarını ortaya atmıştı.
Bu sistemde her gezegen ilmek olarak adlandırdığı bir çember üzerinde dolanıyordu.
Bu çemberlerin merkezleri de taşıyıcı çember adını verdiği büyük bir çember üzerinde hareket ediyordu.
Ptolemaios’un sistemi,gezegenlerin gözlenen hareketlerinde ortaya çıkan düzensizlikleri açıklayabilmek için onun zamanında gerekliydi.
Nitekim bu sistem 16.yüzyıla gelininceye değin gözlenen olguları açıklayabilmiş ve astronomlara gök olaylarını önceden haber vermeyi sağlamıştı.
Ama yüzyıllar geçtikçe daha duyarlı gözlemler yapılmaya başlanmıştı.
Artık gökcisimlerinin gelecekteki konumlarının bu modele göre hesaplanması giderek güçleşmişti.
*
Kopernik,çok sayıda ve dışmerkezli çemberlerden oluşan bu karmaşık Ptolemaios sistemine göre daha sade bir sistem düşünüyordu.
Yer’in hareketli olduğu varsayımından yola çıktı.
Gezegenlerin çembersel yörüngeler üzerinde düzgün olarak hareket ettiklerini kabul etti.
Yıllar süren matematiksel hesaplar sonucu yeni modelini oluşturdu.Ama görüşlerini hemen yayımlamadı.
1510-1514 yılları arasında hazırladığı ve sadece yakın dostlarına dağıttığı el yazması incelemede Güneş’in gezegenler sisteminin merkezinde yer aldığını ve durağan olduğunu belirtiyordu.
Yıldızların görünürdeki günlük hareketlerinin,Güneş’in yıllık hareketinin ve gezegenlerin görünürdeki geri hareketlerinin Yer’in ekseni çevresindeki günlük dönüşü ile Güneş çevresindeki yıllık dolanımından kaynaklandığını söylüyordu.
Kopernik,günmerkezli sistem üzerindeki çalışmalarını sonraki yıllarda da sürdürdü.
1533 yılında Papa VII. Clemens bu görüşleri olumlu karşıladı.
Ancak Martin Luther,Yer’in ayrıcalıklı konumuna son verdiği ve Kutsal Kitap’a ters düştüğü gerekçesi ile Kopernik’e karşı çıktı.
Kopernik uzun süre tereddüt etti.
Yakın dostlarının ısrarları ile görüşlerini yayımlamayı kabul etti.
Reform öncülerinin karşı çıkmaları sürse de kitap1543 yılında ‘Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine’ adıyla yayımlandı.
*
Kitabın basımına öncülük eden Andreas Osiander adındaki Lutherci din adamı,aslında Güneş’in durağan,Yer’in hareketli oluşunu öne süren bir yapıtın şiddetle tepki göreceğini tahmin ediyordu.
Bu nedenle imzasız olarak yazdığı önsözde,kitapta öne sürülen sistemin, gerçekleri yansıtan bir kuramdan çok,gezegenlere ilişkin hesaplamaları kolaylaştıran bir varsayım olarak ele alınması gerektiğini belirtmişti.
Oysa kitapta Kopernik ,günmerkezli sistemi evrenin gerçek modeli olarak kabul ettiğini açıkça anlatıyordu.
*
Kopernik’in ‘Göksel Kürelerin Dönüşleri Üzerine’ adlı kitabı 6 bölümden oluşur.
Birinci bölümde bazı temel matematik kurallar yer alır.
Yer’in durağan olduğu görüşüne karşı çıkar.
Yermerkezli sistemde diziliş şöyle idi:Yer,Ay,Merkür,Venüs,Güneş,Mars,Jupiter,Satürn.
Kopernik şu sıralamayı öngördü:Merkezde Güneş,Merkür,Venüs,çevresinde Ay olan Yer, Mars,Jupiter,Satürn.
İkinci bölümde yıldızların ve gezegenlerin görünürdeki hareketleri daha önce verilen matematik kuralları ile açıklanır.
Güneş’in görünürdeki hareketinin Yer’in hareketinden kaynaklandığı ortaya konur.
Üçüncü bölüm Yer’in hareketinin matematiksel açıklanması ile ilgilidir.
Diğer üç bölümde Ay’ın ve gezegenlerin hareketleri ele alınır.
*
Kopernik’in günmerkezli kuramı,Ay ve gezegen hareketlerini Ptolemaios’un sistemine oranla daha iyi açıklar.
Ancak Kopernik,gezegenlerin çembersel yörüngeler üzerinde sabit hızla dolandıkları görüşünden vazgeçmemişti.
Bu nedenle gözlem sonuçları ile model arasında uygunluk sağlamak için,Güneş’in,yörüngelerin tam merkezinde yer almadığını kabul etmek zorunda kaldı.
Bu model aynı nedenlerle karmaşık ilmekler sistemini de içeriyordu.
Ama Kopernik,gene de ortaya koyduğu sistemin daha estetik ve ilahi takdire daha uygun olduğuna inanıyordu.
*
Kopernik’in günmerkezli sistemi özgür düşünceli bilim adamlarınca benimsendi.
Herşeyden önce bu model daha yetkindi ve aynı zamanda geleneksel inanışlardan kopuşun simgesiydi.
O güne kadar Aristo’nun savunduğu Yer’in durağan olduğu görüşü ile Ptolemaios’un Yer’in evrenin merkezinde olduğu görüşü kilise tarafından dinsel bir dogma haline gelmişti.
İleri görüşlü bilim adamları kilisenin bu tutumunun bilimsel gelişmeleri engellediğini görüyorlardı.
Kopernik’in kuramı evrene bakış açısında iki önemli değişikliğe yol açtı:
Birinci değişiklik evrenin boyutları ile ilgiliydi.
Yıldızlar gökyüzünde hep aynı sabit konumlarda gözlenmekteydi.
Oysa Yer,Güneş’in çevresinde dolanıyorsa,yıldızların konumlarında dönemsel küçük değişmeler olması gerekirdi.
Kopernik,bu durumu,yıldızları taşıyan kürenin Yer’den çok uzakta oluşuyla açıkladı.
Böylece günmerkezli sistem,evrenin daha önce sanıldığından çok daha büyük olduğu görüşüne yol açtı.
İkinci değişiklik,cisimlerin neden yere düştüklerini açıklıyordu.
Aristo öğretisine göre cisimler,doğal konumları olan evrenin merkezine doğru düşerdi.
Günmerkezli sistem evrenin merkezinin Yer’in merkezi olmadığını ortaya koyunca düşme olgusu yeni bir açıklamayı gerektiriyordu.
Bu açıklama 150 yıl sonra Newton’un evrensel kütleçekimi kavramı ile sonuçlandı.
*
Yerküre artık evrenin merkezi değildi.Normal bir gezegendi.
Bir yaratılış simgesi değildi,öteki gezegenlere bir üstünlüğü de yoktu.
Çevresindeki değişmez evrenin ortasında tek değişim merkezi de değildi.
Artık insanoğlu geleneksel inançlar ve kalıplar sistemine karşı çıkmaya başlamıştı.
Kopernik 1543 yılında öldü.
Rapor Et
Eski 25 Aralık 2009, 20:54

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
kopernik gezegenlerin geri hareketi

kopernik gezegenlerin geri hareketini nasıl acıklamıstır
Rapor Et
Eski 13 Ocak 2010, 21:22

kopernik

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
kopernik hangi dallarada çalışmıştır
Rapor Et
Eski 13 Nisan 2010, 18:18

Kopernik kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
kopernik in eserleri

kopernik eserleri
Rapor Et
Eski 27 Nisan 2010, 19:27

Kopernik kimdir?

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
kopernik kim
Etiketler:
  • kopernik hayati ve eserleri
  • nikolas kopernik
  • nikolas kopernik hayati
  • nikolas kopernik kimdir
  • nikolas kopernik kisaca hayati
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.344 saniyede (83.87% PHP - 16.13% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 17:15
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi