Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Ziyaretçi tarafından 18 Aralık 2008 (21:08) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
63570 kez görüntülenmiş, 16 cevap yazılmış ve son mesaj 3 Mayıs 2011 (09:22) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 1.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 18 Aralık 2008, 21:08

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#1 (link)
Ziyaretçi
Ziyaretçi
Ziyaretçi - avatarı
özellikleri
En iyi cevap lacoste_lq tarafından gönderildi

toplumcu şiir hakkında kısa bi bilgiye ihtiyacım var yard olabilirmisns
Rapor Et
Reklam
Eski 18 Aralık 2008, 21:27

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
TOPLUMCU – GERÇEKÇİLER
“ Toplumcu Gerçekçi Edebiyat ” tabiri çoğunlukla metaryalist dünya görüşünün üzerinde temellendirilmiş daha sonra bu edebi hareketin ideolojik arka planı Markstik ideolojiyle şekillenmiştir. Ancak dönüşüm gerçekleşene kadar toplumcu – gerçekçi bir çok sanatkarın şiire Kemalist ideolojinin belirlediği “ Halkçılık ” ve “ Köylücülük ” kavramları ve daha sonra buna eklenen “ Hümanist ” düşünce çerçevesinde baktığını söyleyebiliriz.
Bu edebi anlayışın eksinini, sanatın ana konusu olarak ele alınan “ İnsan, toplum ve onun üretim ilişkileri ” oluşturur. Sanatı her türlü dinsel ve törensel bağdan kopararak, bireysel varoluş biçimi olarak algılanır.
Beşir Fuat, Hoca Tahsin Efendi, Abdullah Cevdet, Nazım Hikmet ve Ercüment Behzat Lav gibi isimleri bu edebi anlayışın öncüleri olarak sayabiliriz. Bu isimlere 1940’lara doğru Şevket Süreyya ve Vedat Nedim Tör gibi isimleri ekleyebiliriz.
Rapor Et
Eski 18 Aralık 2008, 21:27

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Toplumcu Şiir; Halkı anlatan, halkın sorunlarını anlatandır. Özellikle Nazım Hikmet başarılı bir şekilde ortaya koymuştur.Diğeri ise Rıfat Ilgaz.
Edebi zevki devam ettiriyorlar, hem de bireyciliğin tuzağına düşmüyorlar.
Örneğin sayfa 57 de İÇİMİZDEN BİRİ adlı şiir toplumsal bir şiir. çobanın hayatını anlatıyor. çobanın askere gittiğini fakat tanınmadığını sırtına bir bazlama(ekmek) bağlayarak, davulsuz zurnasız askere gönderildiğini fakat ağanın oğlunun şanlı bir düğünle davullu zurnalı askere gittiğini söyliüyor.




Yirminci yüzyılın başlarında, neredeyse tüm dünyada eşzamanlı olarak gelişen siyasal ve toplumsal hareketlere bağlı olarak yeni bir edebiyat akımı doğdu. Toplumsal gerçekçilik ya da sosyalist gerçekçilik adı verilen bu akım; şiirden, edebiyatın ve sanatın her alanına kadar geniş bir yelpazede etkisini gösterdi. Emekçilerin sorunlarını, emek-sermaye çelişkisini ve yaşamsal kaygılarını konu alan bu akım, “toplum için sanat” görüşünü temsil ediyordu. Bu akım için, bir bakıma sosyolojik karakterli bir edebiyat akımı dersek, yanılmayız.

Ana ilkeleri, 1934 yılındaki Sovyet Yazarlar Birliği’nin birinci kongresinde saptanan toplumsal gerçekçilik akımı, gerçekçiliğin Marksist yorumuyla gelişen bir sanat akımı oldu. Sanatın her alanında, “ne olduğundan çok, nasıl olması gerektiği sorusuna” yanıt arayan bu akım, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk edebiyat literatürüne girdi. Türkiye’nin toplumsal yapısını ve edebi sorunlarını ele alan toplumsal gerçekçiler, o dönemin Aydınlık dergisi etrafında bir araya geldiler.

Çeşitli ülkelerde farklı görünümler kazanan bu akım, Türkiye’de de başlangıçta sadece belli konulara bağlıymış gibi algılandı, öyle göründü. (Yoksulluk, kapitalizm eleştirisi, emek sömürüsü gibi) Ardından, siyaset ve edebiyatın görev alanlarının yeniden netlik kazanmasıyla, bu akıma olan bakış açısı da farklı bir boyut kazandı. Toplumsal gerçekçilik, ülkemizde bu akımın en güçlü sesi olan Nazım Hikmet ile başladı. Zamanla Rıfat Ilgaz, Enver Gökçe, Arif Damar, Attila İlhan, Ahmet Arif, Şükran Kurdakul gibi sanatçıların da eklenmesiyle, başlangıç döneminde önemli eserler verildi. 1950’li yıllara gelindiğinde ise Hasan Hüseyin, Ceyhun Atuf Kansu, Talip Apaydın, Mehmet Başaran gibi şairler, toplumcu gerçekçilik saflarında yer aldılar.

1940’lı yıllar, Türk şiirinin güçlendiği yıllar olarak geçti edebiyat tarihine. Toplumsal gerçekçilik akımının da etkisiyle önemli kazanımlar elde edildi ardı ardına. Önce hece kaldırıldı şiirden. Özellikle Ahmet Kutsi Tecer, halk şiiri geleneğini yeniden canlandırmaya çalıştı. Şiirde Nazım etkisine karşın, Garip akımı doğdu. Orhan Veli ve arkadaşlarının etkisiyle gelişen bu akım ile de şiirde ölçü, uyak ve şairanelik silinmeye çalışıldı. Ardından İkinci Yeni dönemi başlayacaktı. Cemal Süreyya ve Edip Cansever’in öncülük ettiği bu akım da Garip akımının tam tersi bir kadrajdan baktı şiire. Somuta karşı soyut, şiirde rahatlık yerine zorlama… Bu akımda önemli olan, önce biçimdi. Siyasal nedenlerden ötürü basılması yasak olan Nazım şiirlerinin, 1965 yılından sonra yeniden basılmasıyla birlikte ise toplumcu şiir yeniden kendini bulacaktı.
Rapor Et
Eski 18 Aralık 2008, 21:27

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#4 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
TOPLUMCU-GERÇEKÇİ ÇİZGİ VE NAZIM HİKMET’İN DÜŞÜNCELERİ
Nâzım Hikmet: Toplumcu-gerçekçi çizgi
Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde asıl yenilik Nazım Hikmet’le gelir. Sağlıklı, biçim ve özde devrim yapan bir yeniliktir bu. **çüyü atan Nazım Hikmet’tir, özü biçimin bağlarından kurtaran da. İlk iki kitabıyla (835 Satır, Jakond ile Si-Ya-U, 1929) "şairane"ye karxı çıkmış, dizeci anlayışı yıkmıştır. Ama gelenekten de kopmaz. Çünkü ona göre asıl önemli olan öz’dür. Biçim öze uydurulmalı, özü bir kat daha belirgin kılmalıdır. Üstelik onun şiiriyle gelen öz bir ideolojiye dayanmakta, siyasal bir tutumu içermektedir. Toplumcu gerçekçi (realisme social) sanat anlayışını bilinçli olarak benimsemekle kalmamış, bu alanda en yetkin örnekleri vererek hem kendisinden sonra gelen kuşağı, hem de 1960 sonrası Türk şiirini etkilemiştir. Türk yazını onunla toplumcu gerçekçi çizgiye girmiştir.
Biçim açısından bakıldığında, serbest nazım, serbest şiir, özgür koşuk adlarıyla nitelenen ve şiirden ölçü, uyak gibi bağları atan bir akımın başlatıcısıdır Nazım Hikmet. Ondan önce de bu yolda denemeler yapılmış, özellikle Tevfik Fikret serbest müstezadı alabildiğine geliştirerek şiiri düzyazıya yaklaştırmış, Ahmet Haşim dizeyi kırarak serbest söyleyişe ulaşmak istemiştir, ama böylesi denemeler aruz kalıplarıyla oynayarak gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta Milli Edebiyat akımı etkisinde heceyle şiirler yazan Nazım Hikmet ise Anadolu’ya gidişiyle (1921) başlayan ve Moskova’daki öğrenim yıllarında ilkeleri belirginleşen yeni bir şiir anlayışıyla, ölçüsüzlüğü (vezinsizliği) düşünemeyen Türk şiirini kökten değiştirir. Moskova’dayken tanıdığı gelecekçilik (futurisme), kuruculuk (constructivisme) akımlarından etkilenerek yazdığı şiirlerinde ölçüyü atmakla birlikte uyağı boşlamaz. Ama bu, alışılmışın dışında, geleneğin, divan şiirinin birikimlerinden yararlanan yeni bir uyak anlayışıdır. Türkiye’ye dönüşünde Aydınlık dergisinde yayımladığı (1923-1925) yeni şiirleri, bu nedenle en çok yapıları açısından yankı uyandırır.
Doğaldır bu. Çünkü "sanat toplum içindir" tezini savunan Tanzimat ozanlarından sonra Türk şiirinin ana sorunsalı hep biçim düzeyinde çözülmeye çalışılmıştır. Yenilik olarak hep yeni söyleyişler ardında koşulmuş, yeni biçimler aranmıştır. Kuşkusuz bunda en büyük etken, Cumhuriyet’e dek dil sorununun gündemde olmasıdır. Nitekim yukarda özetlendiği gibi, Milli Edebiyat akımı da dil konusunun yeni bir yaklaşımla ele alınması girişimiyle başlatılmıştır. Nazım Hikmet’in şiirleri yayımlandığında dil sorunu çözümlenmiş, Milli Edebiyat akımı dışındaki ozanlar da yalın bir dil kullanma gereğini duyar olmuşlardır; ama bu soruna bağlı olarak gelişen aruz-hece tartışması, Hececilerin utkusuyla sonuçlanmış görünse de, birinden birinin kesin yengisiyle çözümlenebilmiş değildir. Daha doğrusu, gizli bir uzlaşma, ideolojik uzlaşmanın yazına yansıması söz konusudur. İşte Nazım Hikmet’in her iki ölçüyü de atan şiirleri böylesi bir ortamdan yayımlanınca biçimde devrim olarak görülür. Oysa asıl devrim özdedir.
Bu konuda şunları söyler Nazım Hikmet: "Şiir kafiyeli de kafiyesiz de, vezinli de vezinsiz de, bol resimli, hiç resimsiz de, bağırarak da fısıldayarak da yazılabilir, yeter ki yazılacak şey olsun ve bu yazılacak şey en uygun şeklini - bazan belirli bir tarihi merhaleye göre en uygun şeklini - en ustaca bulmuş olsun. Şahsen kendimse, şekli öylesine öze uydurmak istiyorum ki, şekil, özü bir kat daha belirtsin, ama kendisi, yani şekil belli olmasın." (Ekber Babayef’le konuşmasından) "Şiirlerimde genellikle topyekün belirli bir ölçü ve şekil yoktur. Fakat ölçü ve şekil var. Hem melodi, hem armoni. Hem kafiye, hem kafiyesizlik, hem mısra-i berceste, hem kül. Yani realiteyi ve realite içindeki faal insanı iç ve dış aleminde yansıtması gereken şiire en uygun dinamik şekil ve ölçüler. Daha yüksek bir ölçü ve şekle, hareket ve değişme halindeki çerçevelere ulaşmak istiyorum. (...) Ben kendi toplumsal sınıf çevreme karşıt ve çelişmeli değilim. Bundan ötürü de sanat için değildir diyorum. Şiirde bileşik, diyalektik gerçekçiliğe ulaşmak istiyorum." (Her Ay, Nisan 1937)
Nitekim şiirsel eyleminde biçimle ilgili tartışmalara girmez Nazım Hikmet. Öze uygun biçimi bulmaktır amacı. Bunun için yalnız Türk yazınının değil, tanıdığı bütün yazınların geleneklerine açıktır. Hepsinden yararlanabilir. Çünkü ona göre, "Her sanatkar ömrünün sonuna kadar arayacaktır. Bu arama seyrinde her konkre öze en uygun şekli bulmaya, kendi kendini tekrarlamamaya, şahsiyetini muhafaza etmekle beraber taklit etmemeye çalışacaktır. Hiçbir değişmez, mutlak sanat kaidesi tanımayacaktır." (Babayef’le konuşma). Bu ise biçimin öze bağlı olarak sürekli değişmesi, bir değişkenlik içinde olmasıdır. Değişmeyen sanata yüklediği işlevdir. İşlevi belirleyen de toplumcu dünya görüştü.
Nazım Hikmet’in toplumcu yazının gelişmesi yolundaki eylemi, asıl 1929’da, Resimli Ay’da çalıştığı yıllarda yoğunlaşacak, egemen sanat anlayışlarına karşı gerçek kavga, yalnız şiirde değil, bütün yazın dallarında bu dönemde başlatılacaktır. Asım Bezirci bu gelişimi şöyle özetler:
"1928’de Takrir-i Sükun Kanunu yürürlükten kalkınca, baskı da hafiflemeye başlar. Bundan yararlanarak, toplumcu yazarlar Sabiha Zekeriya’nın 1 Şubat 1924’ten beri çıkarmakta olduğu Resimli Ay dergisi çevresinde toplanmaya çalışırlar. 1928’den sonra Vala Nurettin, Suat Derviş, Sadri Ertem Resimli Ay’da yazarlar. Almanya’dan gelen Sabahattin Ali ile Rusya’dan dönen Nazım Hikmet de onlara katılırlar. Resimli Ay, 15 Ocak 1931 tarihinde kapanıncaya değin toplumcu bir edebiyatın kurulup yayılmasına hizmet eder.
Rapor Et
Eski 18 Mart 2009, 19:46

Toplumcu şiir nedir?

#5 (link)
lacoste_lq
Ziyaretçi
lacoste_lq - avatarı
toplumcu şiir hakkında kısa bi bilgiye ihtiyacım var yard olabilirmisns
Rapor Et
Eski 18 Mart 2009, 19:59

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#6 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Toplumcu Şiir; Halkı anlatan, halkın sorunlarını anlatandır. Özellikle Nazım Hikmet başarılı bir şekilde ortaya koymuştur.Diğeri ise Rıfat Ilgaz.
Edebi zevki devam ettiriyorlar, hem de bireyciliğin tuzağına düşmüyorlar.
Örneğin sayfa 57 de İÇİMİZDEN BİRİ adlı şiir toplumsal bir şiir. çobanın hayatını anlatıyor. çobanın askere gittiğini fakat tanınmadığını sırtına bir bazlama(ekmek) bağlayarak, davulsuz zurnasız askere gönderildiğini fakat ağanın oğlunun şanlı bir düğünle davullu zurnalı askere gittiğini söyliüyor.





Yirminci yüzyılın başlarında, neredeyse tüm dünyada eşzamanlı olarak gelişen siyasal ve toplumsal hareketlere bağlı olarak yeni bir edebiyat akımı doğdu. Toplumsal gerçekçilik ya da sosyalist gerçekçilik adı verilen bu akım; şiirden, edebiyatın ve sanatın her alanına kadar geniş bir yelpazede etkisini gösterdi. Emekçilerin sorunlarını, emek-sermaye çelişkisini ve yaşamsal kaygılarını konu alan bu akım, “toplum için sanat” görüşünü temsil ediyordu. Bu akım için, bir bakıma sosyolojik karakterli bir edebiyat akımı dersek, yanılmayız.

Ana ilkeleri, 1934 yılındaki Sovyet Yazarlar Birliği’nin birinci kongresinde saptanan toplumsal gerçekçilik akımı, gerçekçiliğin Marksist yorumuyla gelişen bir sanat akımı oldu. Sanatın her alanında, “ne olduğundan çok, nasıl olması gerektiği sorusuna” yanıt arayan bu akım, Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk edebiyat literatürüne girdi. Türkiye’nin toplumsal yapısını ve edebi sorunlarını ele alan toplumsal gerçekçiler, o dönemin Aydınlık dergisi etrafında bir araya geldiler.

Çeşitli ülkelerde farklı görünümler kazanan bu akım, Türkiye’de de başlangıçta sadece belli konulara bağlıymış gibi algılandı, öyle göründü. (Yoksulluk, kapitalizm eleştirisi, emek sömürüsü gibi) Ardından, siyaset ve edebiyatın görev alanlarının yeniden netlik kazanmasıyla, bu akıma olan bakış açısı da farklı bir boyut kazandı. Toplumsal gerçekçilik, ülkemizde bu akımın en güçlü sesi olan Nazım Hikmet ile başladı. Zamanla Rıfat Ilgaz, Enver Gökçe, Arif Damar, Attila İlhan, Ahmet Arif, Şükran Kurdakul gibi sanatçıların da eklenmesiyle, başlangıç döneminde önemli eserler verildi. 1950’li yıllara gelindiğinde ise Hasan Hüseyin, Ceyhun Atuf Kansu, Talip Apaydın, Mehmet Başaran gibi şairler, toplumcu gerçekçilik saflarında yer aldılar.

1940’lı yıllar, Türk şiirinin güçlendiği yıllar olarak geçti edebiyat tarihine. Toplumsal gerçekçilik akımının da etkisiyle önemli kazanımlar elde edildi ardı ardına. Önce hece kaldırıldı şiirden. Özellikle Ahmet Kutsi Tecer, halk şiiri geleneğini yeniden canlandırmaya çalıştı. Şiirde Nazım etkisine karşın, Garip akımı doğdu. Orhan Veli ve arkadaşlarının etkisiyle gelişen bu akım ile de şiirde ölçü, uyak ve şairanelik silinmeye çalışıldı. Ardından İkinci Yeni dönemi başlayacaktı. Cemal Süreyya ve Edip Cansever’in öncülük ettiği bu akım da Garip akımının tam tersi bir kadrajdan baktı şiire. Somuta karşı soyut, şiirde rahatlık yerine zorlama… Bu akımda önemli olan, önce biçimdi. Siyasal nedenlerden ötürü basılması yasak olan Nazım şiirlerinin, 1965 yılından sonra yeniden basılmasıyla birlikte ise toplumcu şiir yeniden kendini bulacaktı.
Rapor Et
Eski 4 Aralık 2009, 15:46

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
toplumcu siir anlayisi

toplumcu şiir anlayışı genel özellikleri??
Rapor Et
Eski 13 Aralık 2009, 18:33

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
fazla detaya inilmiş aslında detaya inilmesi iii de bide genel özellikleri maddelense özü şudur amaç budur falan sıkıcı olmadan daha kolay öğrenilebilir.emekçi arkadşa teşkrler
Rapor Et
Eski 14 Aralık 2009, 21:31

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
saf şiirin özellikleri:
* kaynağı yabancıdır.
* anlam kapalılığı vardır.
* ideoloji yoktur.
* soyut anlamlıdır.
* iç ahenk önemlidir.
* şekil güzelliği önemldiir.
* estetik bir haz uyandırması gereklidir.
* ahenk ve musiki ön plandadır.
* eşyaya yeni anlamlar kazandırma.
* temalar soyuttur. örn: ruh bireysellik melankoli mitler rüya..
* şairleri: ahmet haşim, yahya kemal, cahit sıtkı tarancı, ahmet hamdi tanpınar, ahmet muhip dıranas.

Toplumcu Şiir Özellikleri:
* Çıkarcı, pragmatist (faydacı) şiirdir.
* İdeoloji vardır.
* Şairler içinde bulunduğu toplumun sorunlarıyla ilgilenir.
* Bireysellik yoktur. Kollektiflik vardır.
* Dilin işlev görevinden yararlanılmaktadır (söylev özelliği).
* Biçimden çok içerik önemli.
* Ölçüsüz ve kafiyesiz şiirler yazıldı.
* Gelecekçilik akımından (fütirizm) yararlanılmıştır.
* Cesaret, isyan konuları işlenmiştir.
* Edebiyatın kavgacı ve hareketli olmasını istiyorlar.

şairleri kim pek bilmiorm yeni çalışıyorum onlara yarın yazılım varda
Rapor Et
Eski 28 Şubat 2010, 20:29

Toplumcu gerçekçi şiir özellikleri nedir?

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
ikinci yeni sonrasi toplumcu siir
ikinci yeni sonrası toplumcu şiiri genel özellikleri nelerdir?
Etiketler:
  • toplumcu gercekci siir
  • toplumcu siir
  • toplumcu siir ozellikleri
  • toplumcu siirin ozellikleri
  • toplumcu siirin temalari nelerdir
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.248 saniyede (81.16% PHP - 18.84% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 07:28
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi