Arama

Türkistan, bozkır, göç, konargöçer, anayurt nedir?

En İyi Cevap Var Güncelleme: 30 Aralık 2012 Gösterim: 47.220 Cevap: 29
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
Ziyaretçi
19 Aralık 2008       Mesaj #1
Ziyaretçi - avatarı
Ziyaretçi
türkistan,bozkır,göç,konargöçer,anayurt bunlar nedir oldugunu söylermisinz? araştırma konuları......
EN İYİ CEVABI Misafir verdi
Göç
Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerle insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Ferdi sebep ve maksatlarla yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.
Sponsorlu Bağlantılar

Bir tarih nazariyesine göre, M.Ö. 3000-4000 yıllarında Orta Asya'da yaşayan kavimlerin şiddetli ve uzun süren kuraklık sebebiyle doğuya, kuzeye, batıya ve güneye gitmelerine; Kavimler Göçü denmektedir. Bu göçün siyasi, sosyal ve kültürel neticeleri üzerinde uzun durulmaktadır.Aynı bölgede M.S. 6. yüzyıldan itibaren başlayan ve asıl ağırlığı batı istikametinde olan Türk göçleri, 17. yüzyıla kadar devam etmiş; İran,Anadolu ve Balkanlardan geçerek Avrupa ortalarına ulaşmıştır. Türkler, geçtikleri yerlerde birbirlerinin devamı olan devletler kurmuşlar, böylece Orta Asya içlerinden Avrupa ortalarına uzanan kültür ve medeniyet mirasları ve yerleşik Türk boyları ile bir Türk dünyası meydana getirmişlerdir. Bu göçler sırasında Türklerin bir kolu, Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Avrupa ortalarına gelmiş, burada Avrupa Hun Devletini kurup, bir müddet yaşadıktan sonra diğer yerli kavimlerin arasında Hıristiyanlaşarak, eriyip gitmiştir.

Ortadoğu üstünden Mısır'a doğru yol alanlar da, kurdukları çeşitli devletlerden sonra Osmanlı Devleti içinde yer almışlardır. Gerek bunların ve gerekse Anadolu'ya gelen Türk boylarının en büyük talihi, İslamiyeti kabul etmeleridir. 9. ve 10. yüzyıllardan itibaren boylar ve kitleler halinde Müslüman olan Türkler; bugünkü İran, Azerbaycan, Hindistan, Irak ve Anadolu'da kurdukları güçlü devletlerle, hem kendi hayatiyetlerini korumuşlar, hem de kazandıkları zaferlerle İslam dünyasına yeni bir çehre kazandırmışlardır. Böylece başlayan Türk-İslam devletleri devri, Osmanlı Devleti bünyesinde bütün İslam dünyasının tek ve birleşik devleti, haline gelerek 20. yüzyıl başlarına kadar devam etmiştir. Osmanlı Devletinin son zamanlarında, Doksanüç Harbi adıyle meşhur 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları esnasında, Tuna boylarında, Balkanlarda ve Kırım'da yaşayan Türklerin eşi görülmemiş Rus ve Hıristiyan zulmü, vahşeti karşısında Anadolu'ya yaptıkları toplu göç, 93 Muhaceratı olarak bilinir ve teessürle hatırlanır. 1950'li yıllarda, Komünist İdarelerin şiddetli tazyik ve zulmüne dayanamayan Müslüman Türklerin, Balkan ülkelerinden (Romanya, Yugoslavya,Bulgaristan) ve Rusya'dan Türkiye'ye toplu olarak yaptıkları göçler de son yılların hafızalarda yaşayan göç hadiselerindendir.

Vietnam'ın komünist kuvvetlerce işgalini müteakip başlayan göç hareketi, Afganistan'ın Rusya tarafından işgali ile 2,5 milyon Afganlının başta Pakistan olmak üzere çeşitli İslam ülkelerine göçü, Filistinlilerin İsrail tarafından vatanlarından zorla çıkarılıp, göçe mecbur bırakılması, Bulgaristan'da yaşayan Türklerin (1989) ve Kuzey Iraklıların vatanlarından çıkarılarak göçe zorlanmaları (1991) olayları da siyasi göçlerin en manidar örnekleridir.

İşsizlik, daha iyi şartlarda yaşama gibi sebeplerle, ülkeler arasında ve bir ülkenin kendi içinde de çeşitli göçler olmaktadır. Bunlar, zamanla çözümü zorlaşan büyük problemler ortaya çıkarmakta ve ülkelerin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel dengelerini bozmaktadır. Türkiye, köyden şehire büyük oranlara ulaşan göçler sebebiyle bu problemleri en çok yaşayan ve halletmeye çalışan ülkeler arasındadır.

Bir de kıtalararası göçler vardır. Bunun en tipik misali Amerika kıtasına yapılan göçtür. 16. yüzyıldan itibaren bu yeni kıtaya, önce Avrupa milletlerinden başlayan göçler, gittikçe azalmasına rağmen halen devam etmektedir. Önceleri serseri, başı bozuk, kanun kaçağı ve maceraperest Avrupalıların itibar ettikleri bir ülke olan Amerika kıtası, 19. yüzyılın ikinci yarısında, gene bu ülkelerden şiddetli göç dalgalarına sahne oldu. Kıtanın iskan ve imarı tamamlanıp ilmi, teknik ve ticari zenginlikler ortaya çıkınca, bütün milletler için en cazib ülkelerden biri oldu. Bu durum, düyanın her yerinden ve her seviyede insanların buraya göç etmelerine sebeb oldu

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Aralık 2008       Mesaj #2
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Bozkır
Sert çayırlarla otların, bunlar arasında serpilmiş çalılarla dikenlerin meydana getirdiği bir bitki topluluğu. Bozkırlar, çoklukla astropik kuşakta geniş yer tutar. Yaz olduğu, böylece bitki topluluklarının yeteri kadar yeşermeğe fırsat bulamadığı alanlarda meydana gelen bozkırlar, bazen ılık iklim bölgelerinde, tropik kuşağa doğru da yer yer sokulurlar. Bozkırlarda yetişen bitkiler, bu iklim şartlarına uymuş, kurakçıl bir yapı gösteren, üstleri balmumu tabakası ile kaplı küçük yapraklı kökleri toprak altında su çekebilmek için derinlere giden tüylü, meşin gibi sert soğuklara karşı dayanıklı, yumru ya da soğanlı köklü bitkilerdir.
Sponsorlu Bağlantılar

Bitkilerin yetişme çokluğuna göre, bozkırlar türlü adlar alırlar: Otluk çayırlık bozkırlar, otluk-dikenlik bozkırlar, tuzlu bozkırlar, çalılık bozkırlar gibi.

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Aralık 2008       Mesaj #3
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Bu mesaj 'en iyi cevap' seçilmiştir.
Göç
Göç, dini, iktisadi, siyasi, sosyal ve diğer sebeplerle insan topluluklarının bir yerden bir başka yere gitmesi. Ferdi sebep ve maksatlarla yer değiştirmeye ve bu esnada nakledilen eşyaların hepsine de göç denmektedir. Ayrıca kuşların, balıkların ve bazı hayvan türlerinin, belli mevsimlerde dünyanın çeşitli yerlerine gitmeleri de göç adıyla anılır.

Bir tarih nazariyesine göre, M.Ö. 3000-4000 yıllarında Orta Asya'da yaşayan kavimlerin şiddetli ve uzun süren kuraklık sebebiyle doğuya, kuzeye, batıya ve güneye gitmelerine; Kavimler Göçü denmektedir. Bu göçün siyasi, sosyal ve kültürel neticeleri üzerinde uzun durulmaktadır.Aynı bölgede M.S. 6. yüzyıldan itibaren başlayan ve asıl ağırlığı batı istikametinde olan Türk göçleri, 17. yüzyıla kadar devam etmiş; İran,Anadolu ve Balkanlardan geçerek Avrupa ortalarına ulaşmıştır. Türkler, geçtikleri yerlerde birbirlerinin devamı olan devletler kurmuşlar, böylece Orta Asya içlerinden Avrupa ortalarına uzanan kültür ve medeniyet mirasları ve yerleşik Türk boyları ile bir Türk dünyası meydana getirmişlerdir. Bu göçler sırasında Türklerin bir kolu, Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Avrupa ortalarına gelmiş, burada Avrupa Hun Devletini kurup, bir müddet yaşadıktan sonra diğer yerli kavimlerin arasında Hıristiyanlaşarak, eriyip gitmiştir.

Ortadoğu üstünden Mısır'a doğru yol alanlar da, kurdukları çeşitli devletlerden sonra Osmanlı Devleti içinde yer almışlardır. Gerek bunların ve gerekse Anadolu'ya gelen Türk boylarının en büyük talihi, İslamiyeti kabul etmeleridir. 9. ve 10. yüzyıllardan itibaren boylar ve kitleler halinde Müslüman olan Türkler; bugünkü İran, Azerbaycan, Hindistan, Irak ve Anadolu'da kurdukları güçlü devletlerle, hem kendi hayatiyetlerini korumuşlar, hem de kazandıkları zaferlerle İslam dünyasına yeni bir çehre kazandırmışlardır. Böylece başlayan Türk-İslam devletleri devri, Osmanlı Devleti bünyesinde bütün İslam dünyasının tek ve birleşik devleti, haline gelerek 20. yüzyıl başlarına kadar devam etmiştir. Osmanlı Devletinin son zamanlarında, Doksanüç Harbi adıyle meşhur 1877-78 Osmanlı-Rus savaşları esnasında, Tuna boylarında, Balkanlarda ve Kırım'da yaşayan Türklerin eşi görülmemiş Rus ve Hıristiyan zulmü, vahşeti karşısında Anadolu'ya yaptıkları toplu göç, 93 Muhaceratı olarak bilinir ve teessürle hatırlanır. 1950'li yıllarda, Komünist İdarelerin şiddetli tazyik ve zulmüne dayanamayan Müslüman Türklerin, Balkan ülkelerinden (Romanya, Yugoslavya,Bulgaristan) ve Rusya'dan Türkiye'ye toplu olarak yaptıkları göçler de son yılların hafızalarda yaşayan göç hadiselerindendir.

Vietnam'ın komünist kuvvetlerce işgalini müteakip başlayan göç hareketi, Afganistan'ın Rusya tarafından işgali ile 2,5 milyon Afganlının başta Pakistan olmak üzere çeşitli İslam ülkelerine göçü, Filistinlilerin İsrail tarafından vatanlarından zorla çıkarılıp, göçe mecbur bırakılması, Bulgaristan'da yaşayan Türklerin (1989) ve Kuzey Iraklıların vatanlarından çıkarılarak göçe zorlanmaları (1991) olayları da siyasi göçlerin en manidar örnekleridir.

İşsizlik, daha iyi şartlarda yaşama gibi sebeplerle, ülkeler arasında ve bir ülkenin kendi içinde de çeşitli göçler olmaktadır. Bunlar, zamanla çözümü zorlaşan büyük problemler ortaya çıkarmakta ve ülkelerin siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel dengelerini bozmaktadır. Türkiye, köyden şehire büyük oranlara ulaşan göçler sebebiyle bu problemleri en çok yaşayan ve halletmeye çalışan ülkeler arasındadır.

Bir de kıtalararası göçler vardır. Bunun en tipik misali Amerika kıtasına yapılan göçtür. 16. yüzyıldan itibaren bu yeni kıtaya, önce Avrupa milletlerinden başlayan göçler, gittikçe azalmasına rağmen halen devam etmektedir. Önceleri serseri, başı bozuk, kanun kaçağı ve maceraperest Avrupalıların itibar ettikleri bir ülke olan Amerika kıtası, 19. yüzyılın ikinci yarısında, gene bu ülkelerden şiddetli göç dalgalarına sahne oldu. Kıtanın iskan ve imarı tamamlanıp ilmi, teknik ve ticari zenginlikler ortaya çıkınca, bütün milletler için en cazib ülkelerden biri oldu. Bu durum, düyanın her yerinden ve her seviyede insanların buraya göç etmelerine sebeb oldu
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Aralık 2008       Mesaj #4
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Konargöçer
Yılın belli zamanları,kendilerine ait yaylak ve kışlaklarda yaşayan, Nisan-Mayıs başında yaylalara, Ekim - Kasım başında kışlaklara göç eden,Yörükler'in yaşam tarzına verilen genel ad ve lakaptır. Çoğu kez, göçebe terimiyle karıştırılmış ; anlamsal ve bilgisel yönden hata edilmiştir.
Konar-Göçer kimse :
1-)Belli bir kültüre ve manevi değerlere
2-)Soy birliğine
3-)Kendisine ait arazi,ev,çadır,hayvana sahiptir.
4-)Kendisine ve topluluğuna ait bir dile ve geçmişe sahiptir.
5-)Kendisine ve topluluğuna ait,devlet - beylik kurmuş ve siyasi idareye,paraya,mali - idari - sosyal bir hayata sahiptir

Konar göçer topluluklara en basit örnek : Yörükler ve İslamiyet Öncesi Türk Toplumları 'dır
.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
19 Aralık 2008       Mesaj #5
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Türkistan

Türkistan Asya kıtasında Türklerin yurdu manasına gelen büyük bir ülke. Tabii coğrafyası, etnoğrafik ve tarihi manasıyla Türkistan'ın hudutları şöyledir: Güneyden Gürgan Nehri, Horasan Dağları, Kopet Dağı, Kuhi Baba, Mezduran, Tapcak ve Ak Dağları, Hindukuş Sırtları, Mustag-Kuenker Sıradağları; doğudan, Doğu Türkistan'ın doğu hudutları, Sucav civarında 98°50' kuzey paraleli, 40°50' doğu meridyeni noktası; kuzeyden Cungarya ve Kazakistan'ın kuzey hudutlarını meydana getiren İrtiş Havzası ve Aral-İrtiş su ayırımı hattının kuzey yamaçları; batıdan Kuzey Ural Dağı, Yayık Nehri, İdil'in denize döküldüğü yer olan Bökey Orda ve Hazar Deniziyle çevrilidir. Yüzölçümü altı milyon kilometrekare civarındadır.

Türkistan; Batı Türkistan, Doğu Türkistan, Afgan yahut Güney Türkistan ve İran Türkistan'ı olmak üzere dört bölüm halinde incelenir. Batı Türkistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan; Doğu Türkistan Çin Halk Cumhûriyeti; Güney Türkistan, Afganistan; İran Türkistan'ı da İran hudutları içindedir. Güneydeki Afgan Türkistan'ı; Afganistan'ın kuzeyinde bend-i Türkistan ve Hindukuş dağ sırası önünde Seyhun Vadisine ve Batı Türkistan Çukureli'ne doğru uzanan alçak sahadır. Afgan Türkistan'ının en büyük şehri Mezar-ı şeriftir. İran Türkistan'ı; İran'ın Estarabad ve Deregiz vilayetlerini içine alır.

Türkistan, Türklerin yurdu manasınadır. Tarihi geçmişi çok uzundur. Binlerce yıldan beri Türklerin yurdu olup, topraklarında pekçok devlet kuruldu. Üzerinde çok büyük hadiseler olup, tesiri hala mevcuttur. Türkistan'ın tarihi eskiden Türk devletleri, Çinliler, Moğollar, 19. yüzyıldan itibaren de Ruslar, Çinliler, Afganlılar, İranlılarla alakalıdır. Türkistan'a hakim Türk devletleri kuran Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar, Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular, Harezmşahlar olup, 13. yüzyılın başında da Moğolların işgaline geçti. Moğollardan sonra da çeşitli hanlıkların idaresinde kaldı. Batı Türkistan 1867 yılında Rusya'nın işgalindeyken 1991 yılında Özbekistan ve Türkmenistan'ın öz toprakları oldu. Doğu Türkistan Çin'in işgalinde, Güney Türkistan ise Afganistan'ın hakimiyetinde bulunmaktadır. İran Türkistan'ı İran'dadır.
Batı Türkistan
Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan topraklarıdır.

Volga Nehri ağzından Hazar Denizine kadar uzanan Ural Dağlarından Güney Sibirya'ya kadar uzanıp, doğuda Altay Dağları ile güneyde Kopet Dağı, Bend-i Türkistan, Hindukuş ve Tanrı Dağları ile çevrilidir. Moğolistan, Çin, Afganistan ile de huduttur. Yüzölçümü 3.999.400 km2dir. Batı Türkistan'da Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, 1991 yılına kadar Sovyet Sosyalist Cumhûriyetler Birliğine dahil otonom devletlerdendi.
İklim ve Fiziki Yapı
Türkistan'da tam bir kara iklimi hüküm sürer. Yazlar kuru ve sıcak, kışlar ise soğuk geçer. Değişik bölgelerinde değişik ısılar mevcuttur. Kuzey güney arasında da ısı farkları mevcut olup, kış aylarında ısı sıfırın altında seyreder. Türkistan; vadi, çöl, dağ, göl ve nehirlerle kaplı bir arazi yapısına sahiptir.

Türkistan vadiler ülkesi olarak bilinir. 30'dan ziyade önemli yayla mevcuttur. Fergana Vadisi 800.000 km2 ve deniz seviyesinden 900 m yüksekliktedir. Bu bölgede Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan devletlerinin pamuk ve ipek ürünü elde edilmektedir. Burası Türkistan'ın bahçesi olarak bilinmektedir.

Balkaş Gölü ve Sarı Nehir arasında 180.000 km2lik Petpak Çölü, 350.000 km2lik Karakum, 300.000 km2lik Kızılkum çölleri Türkistan'ın belli başlı çölleri olarak bilinmektedir.

Bölgede irili ufaklı on beş dağ ve silsile mevcut olup, Altay Dağı, Tanrı Dağı, Alax, Pamir ve Kopet dağları en yaygın tanınan dağlardır. Türkistan'da 35.000 civarında küçük-büyük göl mevcuttur. Hazar, Aral, Balkaş ve Işıkkal gölleri en önemlileridir.

Türkistan'da sekiz tanesi 1000 km'nin üzerinde 4500 adet nehir mevcuttur. Kırk adedi de 500 km'nin üzerinde uzunluğa sahiptir. Ural, Topal, Siri Derya, Amu Derya bu nehirlerin başlıcalarıdır.

Jeopolitik durumu: Türkistan; Avrasya'nın merkezidir. Buradan Yakındoğu, Avrupa ve Asya'nın diğer ülkelerine ulaşmak kolaydır. Türkistan sınırından kuş uçuşu Moskova 1000 km olup, bu mesafeler Ukrayna'ya 700 km, Rostov'a 710 km, Erzurum'a 1010 km, Tahran'a 640 km, Kabil'e 290 km, İslamabad'a 700 km, Lahor'a 840 km, Moğolistan'a 740 km ve İran Körfezine 1000 km kadardır. Bu mesafeler ışığında Türkistan'ın jeopolitik mevkiinin önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.

Nüfûsu: 40.000.000 üzerinde nüfûsa sahip Türkistan'da Türkistan'ın yerlileri olan Türkler 28.000.000 nüfûsa sahiptir. Türkler; Özbek, Kazak, Kırgız, Tacik, Türkmen, Karakalpak ve Tatarlardan müteşekkildir (Bkz. Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Karakalpaklar, Tatarlar). Tabii nüfus artışı yıllık % 3,5 oranındadır. Bölgedeki Âzerbeycanlı, Başkırt ve Tatarlar Türkistanlı olarak Müslüman ve Türk olmaları hasebiyle çok tutkun olup, aynı örf, adet ve geleneklere sahiptirler.

Grup içerisinde Özbekler 12.5 milyon nüfusla en güçlü topluluğu teşkil ederler. Türkistanlılar aynı dile (Türkçe), aynı tarihe, aynı kültüre ve aynı dine (İslam) sahip olmaları sebebiyle birbirlerine sıkı sıkıya bağlı bir bütün teşkil ederler.

Tacik Türklerini Ruslar ve Batılılar Türkistanlı saymak istemezler. Buna sebep olarak Tacik dili konuşulmasını gösterirler. Tacik dili mevcuttur. Ancak Tacik Türklerinin bir kısmı Özbek Türkçesini de konuşur, diğer taraftan da bir kısım Özbek Türk'ü Tacik dilini konuşur veya en azından dili anlar ve bilir. Bu genellemenin dışında kalabilecek küçük bir dağlı azınlık vardır. Kaldı ki bunlar da Tacik dili konuşmazlar. Orijinal Türkistan nüfûsu ile her bakımdan içiçe ve müşterek bir hayat yaşayan Tacikler, Türkistanlıların ayrılmaz bir parçası kabul edilir.

Türkistan'da Rus azınlıklar yanında Ukraynalı, Alman, Koreli, Ermeni, Gergiyan, Estonyalı ve benzeri azınlıklar da bulunmaktadır.

İktisadi durum: Hammadde kaynakları:

Türkistan hammadde açısından büyük önem taşır.

a) Kömür: Dağılmadan önce Rusya'nın toplam kömür rezervlerinin % 45'inden fazlasını üreten Türkistan'da elli adet kömür madeni işletilmektedir.

b) Petrol: Türkistan'da bugüne kadar henüz açılmamış seksen adet petrol yatağı mevcuttur. En önemli petrol yatakları; ikinci Bakû olarak adlandırılan Ural, Neft Dağı, Andijan, Aktuba ve Mangişlak'tır. Mangişlak'taki petrol rezervleri Venezüella'daki kapasiteye sahiptir. Aktuba ise bundan daha zengin petrole sahip yataklar olarak bilinmektedir.

c) Tabii Gaz: Yine dağılmadan önceki Rusya'nın tabii gaz rezervlerinin % 50'si Türkistan'daydı. Buhara yakınlarındaki Gasli, tabii gazın en zengin olduğu bölgedir.

Hayvancılık: Türkistan hayvancılık yönüyle müstesna bir yere sahiptir. Yeterli yeşil saha ve yem mevcuttur. Sığır ve koyun, Ruslar tarafından yetiştirilmektedir. 620 milyon hektar elverişli arazi tarıma tahsis edilmiştir.

Nakliye: Türkistan bölgesinde toplam 248.400 km'lik karayolu mevcut olup, bu miktarın 184.990 km'si asfaltlanmıştır. Demiryolu ulaşım şebekesinin 20.720 km'yi bulduğu bilinmektedir.

Sosyal yapı: Türkistan halkı bütün Türkler gibi örf, adet ve geleneklerine bağlı bir millettir. Din; bütün baskılara rağmen tesirini sürdürmektedir. Hiçbir din eğitimi olmasa bile Türkistan halkı her vesileyle Müslüman olduğunu göstermektedir. Dinsizlik Türkler için çok ayıplanacak bir husus olma özelliğini muhafaza etmektedir. Türkistan sosyal yapısında ciddi tahribat açmış olmasına rağmen komünizm Türk Milletinin dini inançlarını yok edememiş, bilakis din konusunda yeni nesiller daha da istekli yetişmektedir.

Gerek Çarlık ve gerekse komünist Rus idarelerinin tek gayesi Türkistan ahalisini Ruslaştırmaktı. Akıl almaz baskı ve işkenceler bir asırdır Türkistan'da uygulana gelmiştir. Buna rağmen arzulanan Ruslaşma yerine milli benliğe dönüş hızlanmış ve böylece Türkistan'da bulunan Türk devletleri tek tek hürriyet ve bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Rus komünist idaresi karşısında milli benliğin esas kaynağını da İslamiyet teşkil etmiştir.

Türkistan Müslüman bir ülkedir. Müslüman olan Türkistan nüfûsunun % 94'ü de Ehl-i sünnet itikadına mensuptur. Her ne kadar İslamiyet Sovyet rejimi tarafından kaldırılmaya çalışılmışsa da bölge halkı üzerinde İslamiyetin çok büyük tesiri vardır. Rusya'da komünistler iktidara gelince, Türkistan'da on dört bin cami ve mescidi yıkıp, tahrip etmişlerdi.

Tarih boyunca bölgede pekçok İslam alimi, ilim adamı yetişmiştir. Bunlardan bazıları:

İmam-ı Buhari: Meşhur hadis alimi.

Ali ibni Sina: Tıp ilminin önemli şahsiyeti.

Farabi: Meşhur filozof.

Tirmizi: Meşhur hadis alimi.

El-Birûni: Matematik ve astronomi alimi.

Harezmi: Cebir ilminin kurucusu.

Serahsi: Meşhur İslam hukukçusu.

Uluğ Bey: Meşhur astronom ve alim.

Dil: Türkistan nüfûsunun ana dili Türkçe olup, Özbek, Kazak, Kırgız, Karakalpak Türkmen lehçeleri konuşulur. Bu lehçelerden teşekkül eden Türkçe, nüfusun % 90'ı tarafından konuşulan dildir. Bunun dışında % 10 halkın konuştuğu dil Tacik dili olup, Türkçenin bir lehçesi gibidir. Türkistan Türkçesine, Çağatay Türkçesi de denmektedir.

Türk dilini inceleyen ilk Türk alimi Mahmûd Kaşgari'dir. Türkistanlı lenguistikçi (dil bilgini) olan Kaşgarlı Mahmûd'un 11. yüzyılda yazdığı Divanü Lügat-it-Türk adlı eseri Türk dili sözlüğü niteliğindedir.

İdari yapı: Bugün Türkistan'da beş idari bölüm mevcut olup bunlar: Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan'dır. Türkistan'da 43 bölge, 506 eyalet, 246 şehir, 446 kaza ve 4445 köy mevcuttur.

Şehirler: Günümüz Türkistan'ında 246 şehir mevcuttur. Semerkand bundan 2500 yıl önce kurulmuş eski bir yerleşme yeridir. Taşkent, Oş, Merv, Buhara, Tirmiz gibi vilayetlerin de iki bin yıllık mazileri vardır.

Sovyet rejimi birçok yeni şehir inşa etmek yoluna gitmiştir. Endüstri yerleşme merkezleri olan bu yeni şehirler Türkistan şehirciliğine benzememekte ve yerleşim tarzlarına uymamaktadır. Bu yönüyle Türkistan'da eski ve yeni yerleşim merkezlerini ayırt etmek gayet kolaydır. Ayrıca eski yerleşim yerlerinde tarihi bağlılık ve maziyi yaşatma gayretlerinin daha fazla olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır.
Doğu Türkistan
Doğu Türkistan, Çin Halk Cumhûriyeti hudutları içindedir. Çinliler, Sinkiang derler. Kuzeybatıda Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan Cumhûriyetleri, Kuzeydoğuda Moğolistan, doğuda Çin, güneyde Tibet, güneybatıda Keşmir, Afganistan'la sınırlanmıştır. Uzakdoğu ile orta ve yakındoğuyu birleştiren tarihi yollar buradan geçer. Yüzölçümü 1.828.418 km2dir.

Doğu Türkistan, Çungarya, Tarım ve Çaydam olmak üzere üç büyük parçaya ayrılır. Ülke ahalisinin % 85'i Türk'tür. Gerisinin çoğu Çinli'dir. Bir miktar Moğol, Tibetli, Rus da vardır. Buradaki Türkler Uygur Türklerindendir. Edebi dil Kaşgar şivesi olup, Yeni Uygurcadır. Türklerin hepsi Ehl-i sünnet olup, Hanefi mezhebindendir.

Başlıca şehirleri Aksu, Huten, Sayram, Turfan, Beşbalık, Hami (Koml), Kulça'dır. Bu şehirlerin hepsi de tarihi Türk şehirleridir. Ruslar ve Çinliler bu Türk ülkesinin bağımsız olmasını önlemek için her türlü baskı usûlüne başvurmuşlardır. Bugün tamamen Çin hakimiyetindedir.

Doğu Türkistan tarihte ilk Türk Devleti olarak bilinen Hun İmparatorluğundan itibaren birçok büyük Türk Devletinin çekirdeğini teşkil eder. Göktürk Devleti, Uygur Devleti, Karahanlı Devleti bunların en meşhurlarındandır.

Siyasi, ekonomik ve askeri yönden Asya'nın en stratejik bölgelerindendir. Asırlar boyunca hür ve bağımsız yaşamış olan Doğu Türkistan, Rus ve Çin devletlerinin tarih boyunca dikkatini çekmiş, açık veya sinsi düşmanlıklarına maruz kalmıştır. Asya ile Avrupa arasında sahip olduğu tarihi ipek yolu, yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle Rusya ile Çin arasında paylaşılmaz bir ülke haline gelen Doğu Türkistan, 1760 yılında Mançur Çin İmparatorluğu tarafından işgal ve istila edilmiştir. 1863 yılında bir ara yeniden hürriyetine kavuştu. 1870'e doğru Yakup Han merkezi Kaşgar olmak üzere Doğu Türkistan'ın en büyük parçasını bir devlet halinde topladı. Bu devletin Osmanlı Devletine bağlı olduğunu ilan ederek, Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Hana biat edip, onun adına hutbe okuttu. Babıali (Osmanlı Hükümeti) bu bağlılığı kabul etti. Ülkeye askeri mütehassıslar gönderildi. Doğu Türkistan, Yakup Han idaresinde 1876 yılına kadar on üç yıl müstakil olarak yaşadı. Ancak, Asya'da güçlü bir Müslüman Türk Devletinin kurulmasından ve hele bunun Osmanlı Devletiyle alakasından korkan Rusya ve Çin, işbirliği yaptılar. İngiltere'nin de işe karışmasıyla devlet yıkıldı. 1867 yılında Yakup Hanın zehirlenmesiyle Türk Devletinin parçalanmasından istifade eden Mançur-Çin İmparatorluğu Doğu Türkistan'ı yeniden istila etti. İkinci istiladan sonra Mançur-Çin emperyalizmi Doğu Türkistan'da tam bir baskı ve terör idaresi kurmuştur. Bu istiladan sonra Doğu Türkistan'ı Çinlileştirme demek olan asimilasyon hareketlerine hız verilmiştir. Bu maksatla Doğu Türkistan'ın adı değiştirilip “yeni sömürge” manasına gelen “Sinkiang” (Şincan) adı takılmış, bunun dışında birçok şehir ve kasabanın da isimleri değiştirilip, Çince isimler verilmiştir. Çin'in başka eyaletlerinden yüzbinlerce Çinli göçmen getirtilip, Türk unsuru eritilmek istenmiştir. Türkler Çinlilerle evlenmeye zorlanmış, İslam dini ve Türk gelenekleri yasaklanmıştır. Camiler ve medreseler kapatılmış veya devamlı kontrol altında tutulmuştur.

Çin zulmüne karşı 1931'de milli bir ayaklanma olmuş, 1933'te ise Doğu Türkistan ekseriyet itibariyle Çin esaretinden kurtulup, merkezi Kaşgar olmak üzere, müstakil Türk İslam Devleti kurulmuştur. Fakat Çinliler Rusların askeri yardımıyla bu milli ayaklanmayı bastırıp, devleti yıkıp dağıtmıştır. 1944'te İli vilayetinden başlayarak yine Çin mezalimine karşı bir milli ayaklanma daha meydana gelmiştir. Kısa zamanda “Torbagatay” ve “Altay” adındaki zengin ve stratejik ehemmiyete sahip vilayetler kurtarılmış, merkezi İli vilayeti olmak üzere yine müstakil Doğu Türkistan devleti kurulmuştur. Kurulan bu milli devlet, Doğu Türkistan'ı kurtarmak üzere harekete geçmiş ve her cephede Çinlileri mağlubiyete uğratmış, bundan Çinliler büyük korku ve endişeye kapılmıştır. Bunun üzerine Çinliler yine Ruslardan yardım istemişlerdir. Rusya da baskı ve tehditle Doğu Türkistan Devletini Milliyetçi Çin ile anlaşmaya mecbur etmiştir.

1949 yılında Komünist Çin kuvvetlerince işgal edilmesinden sonra Doğu Türkistan Türk-İslam kültüründen tamamen koparılmış ve komünist bir ülke haline getirilmek istenmiştir. Tam bir hakimiyet sağlayabilmek için onun tarihteki yeri ve şöhreti unutturulmak istenmiş ve dünya kamuoyuna Doğu Türkistan “Yasak Bölge” olarak ilan edilmiştir. Yakın bir zamana kadar hiçbir kimse Doğu Türkistan hakkında doğru bilgiyi alamamış, seyahat etme imkanı bulamamıştır. Şu var ki Doğu Türkistan'da hürriyet mücadelesi durmamış, hemen her sene birkaç direniş hareketi vukûbulmuştur. Bunların sonucunda bazan kısa ömürlü müstakil cumhûriyetler ilan edilmiş, bazan da korkunç katliamlar yapılmıştır.

Kızıl Çin'deki Türklerin milli mukavemet hareketleriyse daha ağır şartlar altında yürütülmektedir. Ancak bu hürriyet hareketleri ve mücadeleleri kamuoyuna kapalı tutulmakta Birleşmiş Milletlere aksettirilmemektedir.
İklim ve Fiziki Yapı
Doğu Türkistan'ın güneyinde Kûn-lûn Sıradağları batıda Bağımsız Devletler Topluluğu ile sınırı meydana getiren çeşitli dağ kütleleri, doğuda Turfan Hendeğinin Lob-nor'un alçak çöküntüleri vardır. Kuzeydoğudaki Moğolistan sınırı önemli coğrafi şekilleri olmayan bozkırlardan geçer. Tanrı Dağları Doğu Türkistan'ı net bir şekilde ikiye böler. Kuzeyde Çungarya, Altay Dağlarına yaslanan bir bozkır bölgesidir. Dağların eteğinde bol olan ırmaklar, geçitleri aşarak Rusya'daki göllere ulaşır. Bunların en önemlisi Balkaş Gölüne dökülen İli'dir.

Tanrı Dağları ve Kûn-lûn arasındaki bölge Çin topraklarının en çölsü bölgesidir (Taklamakan Çölü). Dağlardan birçok akarsu iner: Kaşgar Derya, Yarkent Derya, Huten Derya. Bu nehirler birbirine yaklaşarak çöküntünün ortasındaTarım'ı meydana getirirler. Tarım havzasının kuzeyinde çölsü Turtan çöküntüsü daha da alçaktır (Deniz seviyesinden 277 m aşağıda). İklim burada çok serttir. Ocak ortalaması -10°C, Temmuz ortalaması 32,5°C'dir.

Tabii kaynaklar: Doğu Türkistan tabii kaynaklar bakımından çok zengin bir ülkedir. Petrol ve benzeri zenginliklerin yanında demir, uranyum ve çeşitli maden yatakları bulunmaktadır. Doğu Türkistan'ın kömür alanları jeologlara göre dünyanın kömür ihtiyacını altmış yıl karşılayabilecek zenginliktedir. Çungarya'da petrol, demir ve maden kömürü yatakları, Tien-şan kenarında kükürt, tuz, petrol ve maden kömürü yatakları vardır. Ulaşım güçlüğü ülkenin kalkınmasına başlıca manidir. Yeni demiryolları yapımına hız verilmektedir.

Ekonomi: Çinli nüfûsun aniden artması Doğu Türkistan'a açlık ve felaket getirmiştir. İşsizlik çoğalmıştır. Yeni Çinli liderler halkın hayat standardını düzeltmek için kendi işlerini yürütmelerine izin vermiştir. Fakat yatırım için sermayenin zor sağlanmasından dolayı çok az kimse bu imkandan faydalanabilmektedir. Çiftçilere her ailenin nüfûsuna göre toprak verilmiştir. Bu toprak kişi başına 990 m2dir. Ekilecek mahsûl hükümet tarafından tayin edilmektedir. Her çiftçiden “yer parası” ve “su parası” adı altında çeşitli vergiler alınmaktadır. Bunun dışında çiftçiler elde ettikleri mahsulün % 20'sini devlete teslim etmek mecburiyetindedir. Ev yapmak için her çiftçi ailesine küçük arsalar verilmiştir. Evlerin inşası çiftçilerin kendi imkanlarına terk edilmiştir. Bu şartlar altında ev yapmak mümkün olmamakta ve çiftçi halk kerpiç harabelerde yaşamaya devam etmektedir.

El işleriyle uğraşan sanatkarlara ve küçük esnafa devlet iş vermekten aciz olduğu için bunların sanatlarını icra etmekte serbest bırakmış, ancak halkın yoksul olması sebebiyle esnaf iş yapamamaktadır.

Kızıl Çin'in yıllık milli gelirinin % 40'ını Doğu Türkistan temin etmekte olduğu halde, Müslüman Doğu Türkistan halkı sefalete terk edilmiştir. Bütün yeraltı ve yerüstü zenginlikleri Çin'e akıtılmakta, Doğu Türkistan dünyada emsali görülmemiş şekilde sömürülmektedir. Doğu Türkistanlı Müslümanlar zarûri ihtiyaçlarını karneyle temin etmektedirler.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Resmi istatistiklere göre bugün Doğu Türkistan'da yaşayanların sayısı yaklaşık on iki milyondur. Nüfûsun etnik ana bölümleri şöyledir:

Uygurlar: 5.800.000

Kazaklar: 870.000

Diğer Türk kaynaklı gruplar: 90.000

Moğollar: 100.000

Mançular: 70.000

Çinliler: 5.000.000

Bununla birlikte eyalette yerleşmiş Çinli sayısı resmi kayıtlarda belirtilenin çok üstünde tahmin edilmektedir. 1949 yılından önce Doğu Türkistan'daki Çinli nüfûsun 200.000 kişi olduğu tahmin edilmekteydi. Urumçi'nin nüfûsu o günden buyana 80.000 kişiden 800.000 kişiye çıkarak on katına ulaşmıştır. Şehirlerde oturanların yaklaşık % 80'i Çinli'dir. Doğu Türkistan'daki Çinli nüfûsun çoğalması Çinlilerle yerli halk arasında gerilimin artmasına yol açmıştır. Aksu, Kaşgar, İli ve Kargalık'ı da içine alan bir kısım şehirlerde geçmişte kargaşalıklar çıkmıştır.

Eğitim imkanları mahdut olan Doğu Türkistan'da yalnızca bir üniversite, 12 yüksek okul, 800 lise, 1400 orta ve ilkokul bulunmaktadır. Urumçi Üniversitesinin on fakültesinde 1727'si Doğu Türkistanlı olmak üzere, 3154 öğrenci vardır. Yabancı dil olarak Türkçe, İngilizce ve Rusça okutulmaktadır. Ayrıca eğitimin yalnızca Çince yapıldığı Çin okulları da vardır. Çin eğitim teşekküllerinde Uygurca mecburi dil olmadığı halde, Uygur okullarında Çince mecburidir.

Doğu Türkistan'da toplam 24.000.000 km'yi bulan yol şebekesinin 5.200 km'si asfaltlanmıştır. Çin'den gelip, Urumçi üzerinden Korla'ya giden bir de demiryolu vardır. Bu demiryolunun toplam uzunluğu 2.350 km'dir. Urumçi'den Korla, Kuçar, Hoten gibi şehirlere düzenli uçak seferleri de yapılmaktadır.

Mao (1949-1976) devrinde dini, kültürel ve siyasi bakımdan baskı yapılan Doğu Türkistan halkına onun ölümünden sonraki Çinli liderler daha pragmatik davranmışlar, özellikle Afganistan'ın Sovyetlerce işgali Çinlilerin davranışlarını değiştirmelerini gerektirmiştir. Hükümetin baskı siyasetinde bir gevşeme olmuş ve Doğu Türkistanlılara dini ve kültürel alanlarda belli bir derecede hürriyet verilmiş, önceleri zorla kabul ettirilmiş olan yabancı Latin alfabesi fesh edilmiştir. Yerli halk Çincenin fonetiğine dayanılarak hazırlanmış Latin alfabesinin uygulanmasını, kimliklerinin yok edilmesi Arap ve Müslüman dünyasıyla olan kardeşlik ve kültürel bağların çözülmesi için eğitimde yapılan devrimleri Çin komplosu saydığından, tedirgin edici faktörlerden biri böylece ortadan kalkmıştır. Latin alfabesinin feshini Doğu Türkistanlıların yaklaşık bin yıldır kullanmakta olduğu Kur'an harflerinin yeniden kabul edilmesi takip etmiştir.

Doğu Türkistan tarihinde ilk defa Çinliler halkın Türk asıllı olduğu gerçeğini kabul etmiştir. Uygur halkına kendi tarihlerini yazma izni verilmiştir. Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tatarlar ve Taciklerden meydana gelen Doğu Türkistanlı halk Müslümandır. İslamiyeti 934 yılında başşehri Kaşgar olan Karahanlı Devletinin hükümdarı Abdülkerim Satuk Buğra Hanın idaresinde kabul etmişlerdir.

Mao idaresi esnasında Doğu Türkistanlı Müslümanlara, Kur'an-ı kerim okumak, İslam ahkamını yerine getirmek, camiye gitmek ve İslami konularda vaz vermek yasaklanmıştı. Camiler kapatılmış, birçoğu da değiştirilerek baraka, komünist parti merkezleri, büroları, hatta mezbahalar haline getirilmiştir.

Son yıllarda bu hassas konularda hükümet politikasında biraz gevşeme olmuş, camiler açılmış, bir kısmı da yenilenmiştir. Doğu Türkistan'ın birkaç şehrinde medreselerin yeniden açılması için hükümetle mutabakata varılmıştır. Bu ümit verici gelişmelere rağmen ülkenin tamamında dini eğitim yasağı yine de devam etmektedir.

Doğu Türkistanlı halkın siyasi hürriyeti ve hükümet reisinin gerçek yetkisi yoktur. Bütün güç Doğu Türkistan Komünist Parti Sekreterinin elindedir. Bütün önemli mevkileri Çinliler tutmaktadır. “Gerekirse mevki verin, fakat yetkiyi teslim etmeyin” formülü hala geçerlidir. Akrabalarını görmek, vatanı ziyaret etmek maksadıyla Doğu Türkistan'a giden Türklere kara yolculuğu yapma izni verilmemektedir. Hatta turistik geziler için Doğu Türkistan'a giden yabancılara da kara yolculuğu yaptırılmamaktadır. Siyasi gözlemcilere göre bunun sebebi Doğu Türkistan'a geniş ölçüde Çinli göçmen yerleştirilmesini gözden uzak tutmaktır. Doğu Türkistan'ın pekçok bölgesine Çinlilerden başkasının girmesi yasaktır.

Çin'de son yıllarda tatbik edilen birden fazla çocuk yapmama kanunu Doğu Türkistanlı Türklere de uygulanmaya başlanmıştır. Fabrikada çalışan Türk asıllı işçiler Çinlilerin onda birine bile ulaşamamakta ve Çinlilere sağlanan lojman ve sıhhi tesisler, Türklere sağlanmamakta, sefalete itilmektedirler.

1949 yılında Kızıl Çin tarafından işgal edildikten sonra Doğu Türkistan'da tam bir şiddet ve baskı rejimi uygulamıştır. 1954'ten 1955'e kadar yürütülen “reform hareketi” sırasında Doğu Türkleri feodal, karşı devrimci gibi ithamlar adı altında müthiş bir işkence ve baskıya maruz bırakılmış, bütün maddi varlıkları komünistler tarafından gaspedilmiştir. Böylece Doğu Türkistan Müslümanları bitmeyen yoksulluklara itilmiştir. Münevver Müslümanlar işkencelerle yok edilmiştir.

Çin'in hakimiyetinde yaşayan milletlerin kültürleri, milli sanat, örf ve adetleri, dini inançları ibadetleri ortadan kaldırılmıştır. On yıl devam eden bu devrim sırasında, Türklerin manevi değerleri yok edilmek istenmiş, İslamiyete saldırılmış, Çinlilere benzemeye zorlanmışlardır.
dragon raiden - avatarı
dragon raiden
Ziyaretçi
21 Aralık 2009       Mesaj #6
dragon raiden - avatarı
Ziyaretçi
anayurt nedir
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
21 Aralık 2009       Mesaj #7
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
dragon raiden adlı kullanıcıdan alıntı

anayurt nedir

ana yurt -du
isim
  • İlk yurt edinilen yer, ana vatan:
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
28 Aralık 2009       Mesaj #8
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
anayurt nedir
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
21 Şubat 2010       Mesaj #9
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
anayurt nedir yaaaa?????
_KleopatrA_ - avatarı
_KleopatrA_
Ziyaretçi
21 Şubat 2010       Mesaj #10
_KleopatrA_ - avatarı
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

anayurt nedir

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

anayurt nedir yaaaa?????

İlk yurt edinilen yer, ana vatan:

Benzer Konular

22 Mayıs 2016 / gistong Cevaplanmış
22 Mayıs 2016 / enver Cevaplanmış
22 Mayıs 2016 / Misafir Cevaplanmış