MsXLabs
2005-2016
Soru-Cevap forumunda yer alan Ziyaretçi tarafından açılmış Abbasiler döneminde Türklerin durumu nasıldır? konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: Abbasiler döneminde Türklerin durumu, icraatları, yaşadıkları, savaşları ve etkileri nelerdir?...
CEVAP VAR

Abbasiler döneminde Türklerin durumu nasıldır?

Gösterim: 52.025 | Cevap: 88
25 Aralık 2008 16:30   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Abbasiler döneminde Türklerin durumu, icraatları, yaşadıkları, savaşları ve etkileri nelerdir?
Sponsorlu Bağlantılar
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

abasiler döneminde türklerin rolü nedir?

Kısaca; Abbasiler döneminde Türklerle Araplar arasında sağlanan dostluk ticari ilişkilerin gelişmesi ve tüccarların arkasından onları, dervişlerin ve sufilerin takip etmesi Türkler arasında İslâmiyet'in gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır.
Abbasiler döneminde Türkler arasında İslâmiyet'in yayılmasını ve Türklerin Abbasiler zamanında kitleler halinde İslâmlaşmasını naklettikten sonra, bu dönemde Türkler arasında Alevî-Şiî inançların nasıl yayıldığı konusunu incelemeye çalışacağız.
Abbasiler döneminde Türklerle Araplar arasında başlayan dostane ilişkiler ve Talas savaşı sonrasında gelişen müsait ortam, Şiî-Alevî daîlerin Türkistan'a ulaşmasına ve Alevî-Şiî inançların bu bölgelerde yayılmasına hız kazandırmıştır.
Abbasiler, bütün faaliyetlerinde ve Alevî-Şiî isyanlarda kendilerini hep Ehl-i Beyt'in hadimi olarak göstermişler ve bundan da Ali evladları anlaşılmıştır.[39] Abbasoğullarının hilafete geçmeleri ile, Alevî daîler de bu durumu izah etmede zorlanmışlardır. Böylece Emeviler zamanında Ehl-i Beyt adına yürütülen isyanlar ve akıtılan kanlar bir fayda vermemiş, Ali evladlarının hilafetten mahrum kalması, gönüllerde kapanmaz yaralar açmıştır. Ehl-i Beyt adına yürütülen bütün faaliyetlerde Türkler de önemli görevler almışlardır.

Abbâsîler ile birlikte İslâm devletinin iç ve dış politikasında önemli değişiklikler olmuştu. Her şeyden önce Emevî hânedanının takip etmekte olduğu politika terk edilmiş ve onun yerini Müslüman olan herkese eşit haklar tanınması almıştır. İhtilâlin yükünü omuzlarında taşıyan Arap olmayan unsur, devletin yüksek makamlarını ele geçirmiştir.

Başta ilk defa Abbâsîler ile ortaya çıkan vezirlik makamı olmak üzere sivil ve askerî kadrolarda İranlılar söz sahibi olmuşlardı. Bunlar arasında az sayıda olsa bile Türklerin de bulunduğu muhakkaktır. Nitekim İhtilâlin birlik kumandanlarından Muhammed b. Sûl, Merv’de Abbâsîler lehine propaganda yapan Tarhûn b. el-Zâi ve Ebû Müslim’in güvenilir adamlarından Tarhûn el-Cemmâl, Abbâsî idâresinde temayüz eden ilk Türklerdir.
Türklerin, devlet içindeki sayı ve nüfûzları gittikçe artıyordu. Kaynaklar, Halife Ebû Ca’fer el-Mansûr’un Türkleri askerî birlikleri arasına alan ilk halife olduğunu belirtirler. Halife Hârun el-Reşid’in muhafız birliğinin tamamen Türklerden meydana geldiği bilinmektedir. Diğer taraftan Hârun el-Reşid zamanında yeniden tanzim ve tahkim edilen Bizans hududuna yerleştirilen gönüllüler arasında Türklerin de bulunduğu, hattâ bazı şehirlerde tahkim vazifesinin Ebu Süleym Ferec el-Hâdim el-Türkî’ye verildiği görülmektedir. Hârun el-Reşid’in ölümünden (809) sonra oğulları el-Emin ile el-Me’mun arasındaki hilâfet mücadelesi ve bu mücadeleyi takip eden yıllardaki gelişmeler el-Me’mun’u devlet kadrolarında büyük bir değişiklik yapmaya mecbur etti.

kaynak
Son düzenleyen Finn and Jake; 13 Haziran 2015 10:35 Sebep: iç mesaj düzeni
Blue Blood
25 Aralık 2008 16:36   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Kısaca; Abbasiler döneminde Türklerle Araplar arasında sağlanan dostluk ticari ilişkilerin gelişmesi ve tüccarların arkasından onları, dervişlerin ve sufilerin takip etmesi Türkler arasında İslâmiyet'in gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır.
Abbasiler döneminde Türkler arasında İslâmiyet'in yayılmasını ve Türklerin Abbasiler zamanında kitleler halinde İslâmlaşmasını naklettikten sonra, bu dönemde Türkler arasında Alevî-Şiî inançların nasıl yayıldığı konusunu incelemeye çalışacağız.
Abbasiler döneminde Türklerle Araplar arasında başlayan dostane ilişkiler ve Talas savaşı sonrasında gelişen müsait ortam, Şiî-Alevî daîlerin Türkistan'a ulaşmasına ve Alevî-Şiî inançların bu bölgelerde yayılmasına hız kazandırmıştır.
Abbasiler, bütün faaliyetlerinde ve Alevî-Şiî isyanlarda kendilerini hep Ehl-i Beyt'in hadimi olarak göstermişler ve bundan da Ali evladları anlaşılmıştır.[39] Abbasoğullarının hilafete geçmeleri ile, Alevî daîler de bu durumu izah etmede zorlanmışlardır. Böylece Emeviler zamanında Ehl-i Beyt adına yürütülen isyanlar ve akıtılan kanlar bir fayda vermemiş, Ali evladlarının hilafetten mahrum kalması, gönüllerde kapanmaz yaralar açmıştır. Ehl-i Beyt adına yürütülen bütün faaliyetlerde Türkler de önemli görevler almışlardır.[40]
Ziyaretçi
29 Aralık 2008 19:14   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Abbasiler döneminde Türklerin rolü nedir?

abbasiler döneminde türklerin rolleri nelerdir
30 Aralık 2008 01:04   |   Mesaj #4   |   
Keten Prenses - avatarı
Üye
..

32.562
8.113 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 28-03-2008
Abbâsîler ile birlikte İslâm devletinin iç ve dış politikasında önemli değişiklikler olmuştu. Her şeyden önce Emevî hânedanının takip etmekte olduğu politika terk edilmiş ve onun yerini Müslüman olan herkese eşit haklar tanınması almıştır. İhtilâlin yükünü omuzlarında taşıyan Arap olmayan unsur, devletin yüksek makamlarını ele geçirmiştir.

Başta ilk defa Abbâsîler ile ortaya çıkan vezirlik makamı olmak üzere sivil ve askerî kadrolarda İranlılar söz sahibi olmuşlardı. Bunlar arasında az sayıda olsa bile Türklerin de bulunduğu muhakkaktır. Nitekim İhtilâlin birlik kumandanlarından Muhammed b. Sûl, Merv’de Abbâsîler lehine propaganda yapan Tarhûn b. el-Zâi ve Ebû Müslim’in güvenilir adamlarından Tarhûn el-Cemmâl, Abbâsî idâresinde temayüz eden ilk Türklerdir.
Türklerin, devlet içindeki sayı ve nüfûzları gittikçe artıyordu. Kaynaklar, Halife Ebû Ca’fer el-Mansûr’un Türkleri askerî birlikleri arasına alan ilk halife olduğunu belirtirler. Halife Hârun el-Reşid’in muhafız birliğinin tamamen Türklerden meydana geldiği bilinmektedir. Diğer taraftan Hârun el-Reşid zamanında yeniden tanzim ve tahkim edilen Bizans hududuna yerleştirilen gönüllüler arasında Türklerin de bulunduğu, hattâ bazı şehirlerde tahkim vazifesinin Ebu Süleym Ferec el-Hâdim el-Türkî’ye verildiği görülmektedir. Hârun el-Reşid’in ölümünden (809) sonra oğulları el-Emin ile el-Me’mun arasındaki hilâfet mücadelesi ve bu mücadeleyi takip eden yıllardaki gelişmeler el-Me’mun’u devlet kadrolarında büyük bir değişiklik yapmaya mecbur etti.

kaynak
Ziyaretçi
30 Aralık 2008 15:45   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
abbasiler döneminde türklerin rolleri NEDİR
Ziyaretçi
3 Ocak 2009 14:01   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

hz muhammedin insani yönüyle ilgili bir ayet

hz muhammedin insani yönüyle ilgili bir ayet istiyorum
Ziyaretçi
3 Ocak 2009 14:02   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

abbasiler

abbasiler döneminde türklerin rolleri
Ziyaretçi
4 Ocak 2009 13:15   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Abbasiler döneminde Türklerin rolü nedir?

Abbasiler Döneminde Türklerin Rolleri nedir?
Ziyaretçi
5 Ocak 2009 16:42   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

abbasiler

abbasiler döneminde türklerin rolleri nelerdir?
5 Ocak 2009 17:18   |   Mesaj #10   |   
Yavru_Aslan - avatarı
VIP VIP Üye

26.326
1.316 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 23-07-2008
Reklam
Kısaca; Abbasiler döneminde Türklerle Araplar arasında sağlanan dostluk ticari ilişkilerin gelişmesi ve tüccarların arkasından onları, dervişlerin ve sufilerin takip etmesi Türkler arasında İslâmiyet'in gelişmesine büyük katkılar sağlamıştır.
Abbasiler döneminde Türkler arasında İslâmiyet'in yayılmasını ve Türklerin Abbasiler zamanında kitleler halinde İslâmlaşmasını naklettikten sonra, bu dönemde Türkler arasında Alevî-Şiî inançların nasıl yayıldığı konusunu incelemeye çalışacağız.
Abbasiler döneminde Türklerle Araplar arasında başlayan dostane ilişkiler ve Talas savaşı sonrasında gelişen müsait ortam, Şiî-Alevî daîlerin Türkistan'a ulaşmasına ve Alevî-Şiî inançların bu bölgelerde yayılmasına hız kazandırmıştır.
Abbasiler, bütün faaliyetlerinde ve Alevî-Şiî isyanlarda kendilerini hep Ehl-i Beyt'in hadimi olarak göstermişler ve bundan da Ali evladları anlaşılmıştır.[39] Abbasoğullarının hilafete geçmeleri ile, Alevî daîler de bu durumu izah etmede zorlanmışlardır. Böylece Emeviler zamanında Ehl-i Beyt adına yürütülen isyanlar ve akıtılan kanlar bir fayda vermemiş, Ali evladlarının hilafetten mahrum kalması, gönüllerde kapanmaz yaralar açmıştır. Ehl-i Beyt adına yürütülen bütün faaliyetlerde Türkler de önemli görevler almışlardır.

Abbâsîler ile birlikte İslâm devletinin iç ve dış politikasında önemli değişiklikler olmuştu. Her şeyden önce Emevî hânedanının takip etmekte olduğu politika terk edilmiş ve onun yerini Müslüman olan herkese eşit haklar tanınması almıştır. İhtilâlin yükünü omuzlarında taşıyan Arap olmayan unsur, devletin yüksek makamlarını ele geçirmiştir.

Başta ilk defa Abbâsîler ile ortaya çıkan vezirlik makamı olmak üzere sivil ve askerî kadrolarda İranlılar söz sahibi olmuşlardı. Bunlar arasında az sayıda olsa bile Türklerin de bulunduğu muhakkaktır. Nitekim İhtilâlin birlik kumandanlarından Muhammed b. Sûl, Merv’de Abbâsîler lehine propaganda yapan Tarhûn b. el-Zâi ve Ebû Müslim’in güvenilir adamlarından Tarhûn el-Cemmâl, Abbâsî idâresinde temayüz eden ilk Türklerdir.
Türklerin, devlet içindeki sayı ve nüfûzları gittikçe artıyordu. Kaynaklar, Halife Ebû Ca’fer el-Mansûr’un Türkleri askerî birlikleri arasına alan ilk halife olduğunu belirtirler. Halife Hârun el-Reşid’in muhafız birliğinin tamamen Türklerden meydana geldiği bilinmektedir. Diğer taraftan Hârun el-Reşid zamanında yeniden tanzim ve tahkim edilen Bizans hududuna yerleştirilen gönüllüler arasında Türklerin de bulunduğu, hattâ bazı şehirlerde tahkim vazifesinin Ebu Süleym Ferec el-Hâdim el-Türkî’ye verildiği görülmektedir. Hârun el-Reşid’in ölümünden (809) sonra oğulları el-Emin ile el-Me’mun arasındaki hilâfet mücadelesi ve bu mücadeleyi takip eden yıllardaki gelişmeler el-Me’mun’u devlet kadrolarında büyük bir değişiklik yapmaya mecbur etti.

kaynak
Cevap Yaz