| | #1 (mesaj-linki) |
Aşağıdaki savaşları anlatır mısınız?
bana sırpsındığı,1.kosova ,koyunhisar,varna,ankara,2.kosova savaşlarını yollayın
| |
| Cevaplanmadı
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| > Sırpsındığı Savaşı (Zaferi) Sırpsındığı Savaşı (Zaferi) Osmanlı kuvvetlerinin Haçlı ordusuyla yaptığı ilk savaş (1364). Osmanlı Beyliği'nin Trakya ve Balkanlar'da hızla ilerleyerek birçok yeri ele geçirmesi, Papa Urbanus V'in teşvikiyle Macarların, Bulgarların, Sırpların, Eflaklıların ve Bosnalıların, Osmanlılar aleyhine birleşmesine sebep oldu. Müttefik ordusu, Edirne üstüne yürüdüğü sırada I. Murad Han, Bursa'daydı. Edirne'de bulunan Beylerbeyi Lala Şahin Paşa, I. Murad Han'dan yardım istedi. I. Murad Han, emrindeki kumandanlardan Hacı İlbeyi'ni 10 000 kişilik bir kuvvetle, düşmanın durumunu öğrenmesi için Sırpsındığı'na gönderdi. Hacı İlbeyi, düşman kuvvetlerinin her türlü emniyet tedbirinden uzak olarak ilerlediğini görünce, bir gece baskınıyla Macar kralı Layoş kumandasındaki bu haçlı ordusunu mağlup etti. Askerlerin çoğu, Meriç nehrinde boğuldu. Bazı kaynaklara göre Lala Şahin Paşa, Hacı İlbeyi'nin kazandığı bu zaferi kıskandığı için, onu zehirleterek öldürttü. Bu zaferden sonra, Edirne, Osmanlı Devletinin başkenti oldu; Bulgar Krallığı, Osmanlı Devletine vergi vermeyi ve Osmanlı himayesine girmeyi kabul etti. Kosova Savaşı (Kosova Zaferi, Kosova Savaşları) Kosova Savaşı (Kosova Zaferi, Kosova Savaşları) Osmanlılar ile Haçlılar (Sırp, Bulgar, Macar ve Karadağlılar) arasında yapılan meydan savaşları. Birinci Kosova Savaşı (1389) I. Murad (Hüdâvendigâr), Sırp, Bulgar ve diğer Hıristiyan devletlerin doğurduğu tehlikeyi önlemek amacıyla, 60 000 kişilik bir kuvvetle Sırbistan üzerine yürüdü. I. Murad Han'ın yanında oğulları Bayezid (Yıldırım) ile Yakub Bey vardı. Öncü kuvvetlerin başında Evrenos Bey ile Paşa Yiğit bulunuyordu. Türk ordusu, Filibe, Köstendil, Eğri Palanka ve Üsküp'ün kuzeydoğusundan geçen yolu takip etti, Kosova ovasının doğu yamaçları boyunca Priştina'ya yürüdü. İki taraf, Priştina'nın kuzeybatısında, Priştina - Vuçitrn yolu üzerinde, Lab suyu yanında karşılaştı. Haçlı kuvvetleri, Osmanlılar'dan fazlaydı. I. Murad Han, ordunun merkezinde yer aldı; sağ kolda Bayezid'i, sol kolda öteki oğlu Yakub'u görevlendirdi. Veziriazam Çandarlı Ali Paşa ile Kara Timurtaş Paşa, padişahın yanında yer aldılar. Haçlıların merkezinde Sırp despotu Lazar, sağ kolunda yeğeni Vuk Brankoviç, sol kolda da Bosna kralı Tvrtko vardı. Sekiz saatlik bir çarpışmadan sonra, henüz savaşın sonucu alınmadan, Lazar'ın damadı, Sırp asilzadelerinden Miloş Obiliç (veya Kopiliç), bir mülteci veya elçi gibi Sultan Murad Han'a yaklaştı ve birden çıkardığı hançerle padişahı yaraladı. Türk kaynaklarında, I. Murad Han'ın savaşın sonunda savaş sahasında dolaşırken, yaralı bir Sırp tarafından öldürüldüğü kaydedilir. Sultan Murad Han'ın yaralandığı yere bir çadır kuruldu; sultan, ağır yaralı olduğu halde kumandayı elden bırakmadı. Bu sebeple, savaş Türklerin lehine sonuçlandı. Ölmeden önce esir alınan Sırp despotu Lazar ile damadı ve diğer Sırp asilzadeleri öldürüldüler. I. Murad Han'ın vefatından sonra yerine, I. Bayezid (Yıldırım) padişah oldu; Sırpları takip eden Yakup Çelebi ise öldürüldü. Birinci Kosova Savaşı sonunda, yeni Sırp despotu Stephan Lazaroviç, Osmanlılara vergi vermeyi ve savaşlara askerleri ile birlikte katılmayı kabul etti; ayrıca kızkardeşi Despina'yı, Bayezid Han'a zevce olarak verdi. İkinci Kosova Savaşı (1448) Polonya ve Macaristan kralı Ladislas'ın, Varna'da ölümünden sonra (1444) Macaristan kral naipliğine getirilen Yanoş Hunyadi, Varna yenilgisinin öcünü almak için kuvvet toplamağa başladı. Bu sırada Osmanlılar, isyan eden Arnavutluk beyi İskender Bey ile uğraştıklarından, Yanoş Hunyadi'nin, Macarlardan başka Eflak, Bohemya ve Almanlardan kuvvet toplamasına engel olamadılar. Sırbistan'a kolaylıkla geçen Yanoş Hunyadi kuvvetleri, Kosova'ya geldi (1448). Osmanlı hükümdarı II. Murad Han da bir süre sonra Kosova'ya vardı. Yanoş Hunyadi, gönderdiği elçi aracılığıyla barış istedi. Ancak bu teklifi kabul edilmedi. Savaş, Yanoş Hunyadi'nin saldırısıyla başladı. Üç gün sürdü (17-19 Ekim). İlk gün, hafif kuvvetlerin birbirlerini denemeleriyle geçti. Şiddetli savaş, ikinci gün öğleden sonra başladı. Gece yarısı Yanoş Hunyadi kuvvetlerinin, Osmanlı ordugâhına yaptığı baskın bir sonuç vermedi. Üçüncü gün sabahtan başlayan savaşta Osmanlılar, plan gereğince sağ ve sol kanatları, yenik düşmüş gibi göstererek geri çektiler. Merkezi müdafaasız bulan Yanoş Hunyadi, hücum emrini verdi. Merkezde bulunan yeniçeriler, haçlılara şiddetle karşı koydular. Haçlılar merkeze yığılınca, sağ ve sol kanatlardan geri çekilen Osmanlı kuvvetleri, bu kanatlardan ve geriden haçlıları sarmağa başladılar. Kısa bir süre sonra, haçlı ordusunda panik başladı. Yanoş Hunyadi, savaş meydanını bırakarak kaçtı. Pek çok haçlı, savaş meydanında kaldı. İkinci Kosova Savaşı sonucunda Osmanlılar, Balkanlar'a iyice yerleştiler. Yenilen Macarlar, 1456 Belgrad kuşatmasına kadar, Osmanlılarla savaşmadı, özellikle İstanbul'un fethine seyirci kaldılar. | |
| (En İyi Cevap Olarak İşaretle)
|
| | #3 (mesaj-linki) | |
| VARNA SAVAŞI 10 Kasım 1444’te Varna’da yapılan Osmanlı-Haçlı muharebesi. Sultan İkinci Murad Hanın Rumeli fetihleri sonunda, Macaristan ve Lehistan ile 12 Temmuz 1444 tarihinde imzalanan Segedin Antlaşması, on yıllık bir sulh devresi getiriyordu. Sultan Murad Han, sulh devresinden istifadeyle, veliaht Mehmed’in (Fatih) idaresini görmek için, yorulduğunu ileri sürerek saltanattan çekildi. Oğlu Sultan İkinci Mehmed Han, on üç yaşında Osmanlı tahtına geçti. Osmanlı tahtına tecrübesiz zannettikleri birinin çıktığını öğrenen Haçlılar, hazırlığa giriştiler. Fırsatı kaçırmak istemeyen Bizans İmparatoru ile Venedik senatosu, Osmanlılar’ı Rumeli’den çıkarmanın zamanının geldiği iddiasıyla, Macar kralı Vladislas’a yeminini bozdurdular. Bizans imparatoru, kardinal Çesarini ve Macar kralı Vladislas, Haçlı seferi için hazırlıklara başladılar. Yaptıkları plâna göre; Haçlı gemileri, Çanakkale ve Karadeniz boğazını tutacaklar, Anadolu’da bulunan Sultan İkinci Murad’ın Rumeli’ye geçmesine mâni olacaklar ve zincirleme savaşlarla yorulmuş ve çocuk yaştaki Sultan İkinci Mehmed’in kumandasında olan Osmanlı ordusunu kolayca imha edeceklerdi. Kısa zamanda hazırlanan Haçlı ordusunu; Macarlar, Lehli, Ulah, İtalyan, Çek, Litvanya, Hırvat, Alman, Fransız ve Venedik kuvvetleri teşkil etmekteydi. Venedik, müttefik ordularına kuvvetli bir donanmayla yardım edecekti. Eflak ve Boğdan voyvodalıkları da mühim kuvvetlerle müttefiklere katılmışlardı. Hıristiyan müttefiklerin harp ilanı ve giriştikleri hazırlıklar, Osmanlılar tarafından haber alınınca, Edirne’de endişeli bir hava esmeye başladı. Edirne’de toplanan saltanat şûrâsında, alınacak tedbirler düşünüldü ve ordunun başında tecrübeli bir hükümdarın bulunmasına karar verildi. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın isteğiyle, İkinci Mehmed Han, babasını başkumandan olarak ordunun başına davet etti. Sultan Murad Han, oğlunun davetine uyarak süratle Anadolu askerini topladı. O sırada Papa ve Venedik gemileri Çanakkale boğazı önünde toplanmış, Türklerin şimdiye kadar kuvvetlerini Rumeli’ye naklederken kullandıkları Çanakkale boğazı yolunu kesmişlerdi. Buradan Rumeli’ye geçmek imkânsızdı. Murad Han, Çanakkale tarafına az bir kuvvet gönderip düşmanı yanıltarak, süratle İstanbul boğazına (Anadolu Hisarı’na) geldi. Sadrazam Halil Paşa, yeniçeri, topçu, cebeci ve Rumeli askeriyle İnceğiz’de bekliyordu. Sultanın boğaza ulaştığını haber alınca, bugünkü Rumeli Hisarının bulunduğu yere geldi ve yanında getirdiği topları yerleştirdi. Böylece tarihte ilk defa İstanbul Boğazı, top ateşiyle kontrol altına alındı. Sultan Murad Han, derhal, maiyetindeki 40 000 kişilik Anadolu askerini, topçunun himayesinde, asker başına bir duka altını vermek suretiyle Ceneviz gemileriyle karşıya geçirdi. Bizanslılar, İstanbul surları yakınından sancak ve bayraklarını dalgalandıra dalgalandıra ilerleyen Osmanlı ordusunu seyretmekten başka bir şey yapamadılar. 20 Ekim 1444 tarihinde Rumeli’ye ayak basan Sultan Murad Han, bu geçişin emniyetle başarılmasında hizmeti dokunan topçu kumandanı Saruca Paşaya ihsanlarda bulundu. Geçişi Edirne’ye bildirmek için kapıcıbaşı ile Muhtesibzâde acele yola çıkarıldı. Murad Han, Edirne’ye yaklaşınca, devlet adamları ve halk tarafından karşılandı. Fakat Edirne’ye girmeyerek şehrin dışında konakladı. Sultan Mehmed ve vezîriâzam Halil Paşayı Edirne’nin muhafazasına bırakıp süratle Varna üzerine yürüdü. Macar Kralı Vladislas da sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra, 1 Eylül 1444 tarihinde Segedin’den hareket ederek 16 Eylül’de Orsova’ya vardı. Meşhur Macar komutanı Jan Hunyad 4000 seçme zırhlı süvariyle burada asıl kuvvetlere iltihak etti. Orsova’da yapılan toplantıda Jan Hunyad, Haçlı ordusunun başkumandanlığına getirildi. Ayrıca ordunun harekât plânı kararlaştırıldı. 18-22 Eylül’de Tuna’yı aşan Haçlı kuvvetleri 24 Ekim’de Yenipazar’a girdiler ve şehirdeki Müslümanları kılıçtan geçirdiler. 26 Ekim 1444 günü Şumnu, Tırnova, Prevadi, Retric, Mihaliç’te de aynı katliamı yaptılar. 9 Kasım 1444 günü Varna önüne gelen Haçlı ordusu, şehrin güneyindeki Galatahisar, Makropolis, Kavarna köylerini ele geçirdi ve Varna’nın kuzey bölgesinde ordugâhını kurdu. Haçlı ordusunun sol kanadı, Varna bataklıklarıyla çevriliydi ve bu cenahta Ulahlarla bir kısım Macarlar bulunuyordu. Sağ cenah tamâmen açık bulunduğundan Macarların hemen bütün kuvvetleri bu taraftaydı. Siyah Macar bayrağı, Erlau piskoposunun muhafazasına verilmişti. Alemdar, Franko idi. Ordu kuvvetleri, meşhur kardinal Çesarini, Franko ve Erlan piskoposunun arasında taksim edilmişti. Varadin piskoposu, ordunun arkasını, eşya ve top mühimmatını muhafaza etmekteydi. Kral Vladislas ortada yer aldı. Haçlıların bu nizamına mukabil Osmanlı ordusunun başkumandanı Sultan Murad Han, kademeli olarak tertibat aldı. Kuvvetlerin en mühim kısmını iki sıra üzerine yerleştirdi. Harp, Rumeli’de olduğundan, usul gereğince Rumeli beylerbeyi Turhan Bey, Rumeli askeriyle sağda, Anadolu beylerbeyi Karaca Bey de, Anadolu askeriyle sol cenahta yerlerini aldılar. Osmanlı ordusunun başkumandanı Murad Han da yanında yeniçeriler olduğu halde ortada üçüncü sırayı teşkil eden bölümdeydi. Muharebe idare yeri, biraz yüksekçe bir tepe üzerinde kurulmuştu. Sultan Murad Han, Varna Sahrasında saf tutan Haçlı ordusuyla muharebeye başlamadan evvel iki rekat namaz kıldı ve şöyle dua etti: “İlâhî! Mümin kullarını, benim günahımın çokluğundan ötürü küffâr elinde zebûn etme. İlâhî! Habîbinin hürmeti için ümmetini sen sakla ve sen mansûr ve muzaffer eyle.” Tarihin en mühim meydan muharebelerinden biri olan Varna Muharebesi, 10 Kasım 1444 sabahı Osmanlı askerinin “Allah Allah” nidalarıyla başladı. Murad Han, azabları ve akıncıları düşmanın en zayıf tarafı olan sağ kanada doğru sürdü. Öğleye doğru savaş şiddetlendi. Düşman başkumandanı Jan Hunyad, yanına Eğri piskoposunun alayını da alarak sağ kanat üzerine yüklenen Türklere karşı taarruza geçti. Haçlı süvarileri, zırhlı olduğu için az telefat veriyor, Türkler bu yüzden müşkül vaziyete düşüyordu. Kardinal Jülyen Çesarini’nin alayları taarruza kalkınca, Osmanlı akıncı ve azabları gerilemeye başladı. Karaca Bey kumandasındaki Anadolu sipahileri, derhal Jan Hunyad’ın tarafına doğru taarruza geçtiler. Bu hücum karşısında Hırvatlar gerilemeye başladı. Düşmanın sağ kanadı çökmeye yüz tuttu. Haçlıların bir kısmı Varna’ya doğru şehir kapılarına kadar çekildiler. Sağ kanat kuvvetlerinin müşkül vaziyete düşerek gittikçe eridiğini gören Jan Hunyad, Kral Valdislas’ın kumandasındaki alayları da alarak Bosna piskoposu ile birlikte ileri atıldı. Bu şiddetli saldırılar karşısında, Osmanlı sol cenahı geriledi. Bu sırada, sol kanat kumandanı Karaca Paşa şehit düştü. Anadolu sipahileri de savaş meydanından dışarı itildi. O sırada sol cenahla merkez bölümü arasında meydana gelen boşluktan içerilere ilerleyen düşman kuvvetleri, yeniçerilerin tuttuğu hatta kadar sokuldular ve taarruzlarının en şiddetlisini, Osmanlı karargâhına yönelttiler. Mevkiini azim ve metanetle koruyan Murad Han, muharebenin aldığı şekle göre askerinin harekâtına ustaca müdahalelerde bulunarak, fazla zaman kaybetmeden cephenin sıkışan kısımlarını düzeltebilme kudretini gösterdi. Öbür taraftan, Haçlı ordusunun tekmil kuvvetlerini muharebenin seyrine ve ihtiyacına göre kullanmak isteyen Jan Hunyad, Kral Vladislas’ın kendisinden haber almadan müdahalede bulunmamasını istemişti. Fakat savaşın Haçlılar lehine gelişmesi üzerine, kazanılacak zaferin şerefini tamamen Jan Hunyad’a kaptırmak istemeyen Vladislas ise, ondan habersiz, ihtiyattaki mevkiini terk ederek işe müdahale etti. Bu sırada Jan Hunyad’ın Osmanlı ordusunun merkezine doğru ilerlediğini gören Murad Han, yeniçerileri yanlara doğru açarak düşmanı boşluğa çekti. Boş alana taarruz eden Haçlı birlikleri arasında Macar kralı ve emrindeki alaylar da vardı. Haçlılar kısa bir süre sonra kuşatma çemberinin içine girdiklerini anladılar. Düşman kıskaç arasına alınınca, çok şiddetli bir taarruza geçildi. Yeniçeriler, zafere ulaşmak şevk ve heyecanıyla katî hücuma geçtiler. Bu arada Kral Vladislas, bir balta darbesiyle yere düşürüldü. Bir yeniçeri yetişerek kralın başını kesti ve Sultan Murad’a götürdü. Vladislas’ın başı, bir mızrağın ucuna geçirilerek, yeminine rağmen bozduğu muahede nüshasının asılı olduğu mızrağın yanına dikildi. Macar kralının ölümü ve teşhir edilen başı, Haçlı ordusunun maneviyatını bozdu. Jan Hunyad’ın çabalamaları, bozgunu durduramadı. Sabahtan başlayan muharebe, ikindi vakti sona ermişti. Jan Hunyad muharebenin kaybedildiğini anladığı vakit, ordusuna haber vermeden, yanındaki Ulahlarla birlikte geri çekildi ve Karadeniz’in kuzey kısmını takip ederek kaçmaya muvaffak oldu. Davud Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri, Jan Hunyad’ı iki gün takip ettilerse de yakalayamadılar. Erlau ve Grosvaradin piskoposları ile ahitnamenin bozulmasına sebep olan papa vekili kardinal Çesarini, ölüler arasında olup, düşmanın kaybı, 65 000 civârındaydı. Kralın kıymetli eşyalarıyla dolu 250 araba, Türklerin eline geçti. Bu muharebede Osmanlı ordusu, 15 000 şehit verdi. Zaferi müteakip Müslüman hükümdarlara fetihnameler yazıldı. Bütün İslam âlemi, Osmanlının zafer sevincine katıldı. Tarihte büyük neticeler doğuran harplerden olan Varna Zaferiyle, Balkanlarda, Osmanlının güç ve kuvvetine karşı koyacak bir kuvvet kalmadı. Lehistan ve Macaristan, Kral Vladislas’ın ölümüyle, bir daha birleşememek üzere ayrıldı ve Baltık kıyısından Adriyatik Denizine kadar uzanan Lehistan-Macaristan Devleti ortadan kalktı. Varna Muharebesi; Bizans’ın, Balkanlardan ve Avrupa’dan ümidini kesmesine ve yıkılacağı günlerini beklemesine sebep oldu; İstanbul’un fethine zemin hazırladı. | |
| (En İyi Cevap Olarak İşaretle)
|
| | #4 (mesaj-linki) | |
| ANKARA SAVAŞI 2S Temmuz 1402 tarihinde, Çubuk Ovasında Timur'la Yıldırım Bayezit arasında yapılan savaş. 1389 yılında Kosova zaferiyle Balkanlardaki egemenliğini kesin olarak kuran Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezit Anadolu'yu istilâya başlamıştı. Bu sıralarda Orta Asya ve İran'da egemenliğini kurduktan sonra Azerbaycan'ı ve Trak'ı alarak (1386 - 1394) İmparatorluğunu Anadolu sınırlarına kadar genişleten Timur, 1394 yılı başlarında Doğu Anadolu�ya girmişti. İslâm dünyasında üstünlüğünü kurmak isteyen Timur karşısında en büyük rakip olarak Mısır Memlûk sultanlığını ve Yıldırım Bayezit'ı görüyordu. Hele Bayezit'ın Niğbolu'da Hristiyan Avrupa'nın gönderdiği büyük haçlı ordusuna karşı kazandığı zafer (1396) onu Timura karşı Anardolu'da başlıca rakip olarak ortaya atmıştı. Kazandığı zaferlere güvenen Bayezit Karamanoğullarını ortadan kaldırmış, Samsun ve Canik taraflarını ele geçirmiş, Sivas, Tokat, Kayseri bölgelerini Osmanlı egemenliğine katmıştı. Sonunda Timur'a bağlı Erzincan hâkiminin kendisine itaat etmesini istemişti. Bu durum üzerine Timur, Bayezit'in yurtlarından kovduğu Anadolu beylerini yanına alarak, ordusu ile Anadolu�ya doğru harekete geçmişti. (1399 sonbaharı) Timur, bu seferinde Osmanlıların elinden Sivas�ı almış (Ağustos 1400) ve Suriye'ye girmiştir. Bunu fırsat bilen Bayezit de Erzincan hâkimini zorla kendine bağlamıştır. Artık iki devlet arasında kaçınılmaz olan çarpışma bu olaylar sonucunda tamamen yaklaşmıştır. İstanbul'u kuşatmakta olan Bayezit bu kuşatmayı kaldırarak ordusunu iki kol halinde Ankara'da toplamıştır. Timur da, Kırşehir üzerinden Ankara�ya yürümüş ve Ankara Kalesini kuşatmış tır. Düşmanı, ilerlemeden Kızılırmak üzerinde savaşa zorlamak isteyen Bayezit, bu, plânını başaramamış ve Timur'un savaş plânına uymak zorunda kalmıştır. Bayezit'in ordusu Temmuz sıcağında uzun ve yorucu bir yürüyüşten sonra Kalecik üzerinden Çubuk'a yaklaştığı sırada Timur'un ordusu, Bayezit'in ordusu karşısında yer almıştır. 28 Temmuz Cuma sabahı savaş başlamış ve savaşın kızıştığı bir anda Osmanlı ordusundaki Kara Tatarların, ihanet ederek Osmanlı kuvvetlerine geriden ok atmaları Osmanlı askerlerini şaşırtmış. Aydın, Germiyan, Saruhan, Menteşe kuvvetlerinin Timur ordusundaki beylerinin yanlarına geçmesi savaşın Osmanlıların aleyhine dönmesine sebep olmuştur. Bu durum karşısında kahramanca dövüşerek, kendisini her taraftan saran üstün düşman kuvvetlerini püskürten Bayezit, karanlık basınca yanında kalan 300 kişi ile, düşman hatları arasından sıyrılıp kaçmaya çalışırken yakalanarak Timur'un yanına götürülmüştür. Anadolu tarihinin en büyük savaşlarından biri olan Ankara Savaşı böylece Osmanlıların yenilgisiyle ve Osmanlı hükümdarının esir edilmesi ile sona ermiştir. Ankara Savaşı'nın doğurduğu tarihî sonuçların en önemlisi İstanbul'u almak üzere bulunan Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunun yarım yüzyıl gecikmiş olmasıdır. | |
| (En İyi Cevap Olarak İşaretle)
|
| | #5 (mesaj-linki) | |
| Koyunhisar Savaşı 18 Temmuz ve 27 Temmuz 1302 tarihleri arasında Osmanlı Beyliği ile Bizans İmparatorluğu'nun yaptığı savaştır.Koyunhisar Savaşı Osmanlı Beyliği ve Bizans İmparatorluğu arasında yapılan tarihteki ilk savaştır.Ayrıca Osmanlı'nın ilk savaşıdır.Savaşı Osman Bey yönetimindeki Osmanlı ordusu kazanmıştır.Bizans İmparatoru II. Andronikos Paleologos kaçarak canını kurtarmıştır. Savaşın Sebebi #Osmanlıların İzmit'e yaklaşmalarından korkuya kapılan Bizans tekfurlarının aralarında anlaşarak Osmanlı Beyliği'ne saldırması. Savaşın Yeri #Koyunhisar Savaşı diye tanımlanan savaş ; Bugün Bursa ili YenişehirKoyunhisar ya da diğer adı ile Hamidiye Köyü'nün bulunduğu ovada gerçekleşmiştir. ilçesine bağlı #Başta Bursa valisi Atranos, Ketel ve Kite tekfurları Osman Bey'e karşı birleştiler.İmparator Andronikos II Palaiologos da 2.000 kişilik bir kuvvet gönderdi.Ancak bu birleşik Bizans ordusu, Osman Bey komutasındaki Osmanlıİzmit'in K. D.'sunda Koyunhisar(Baphaeon) denilen yerde ağır bir yenigiye uğratıldı. #Bu savaş sırasında , Osman Bey'in yeğeni Aydoğdu Bey hayatını kaybetmiştir.Osman Gazi yeğeninin ölümüne çok üzülmüştür.Aydoğdu Bey'in kabri halen Koyunhisar beldesinin girişindedir. Savaşın Sonuçları #Osmanlı Devleti Bizans'a karşı gücünü göstermiştir. #Osmanlılar Bizans tekfurlarının güçlü ordusunu yenerek zaten zayıflamış olan Bizans'ın gücünü iyice zayıflatmıştır. #Bursa'nın kuzeyi hariç üç tarafı Osmanlı topraklarıyla çevrilmiştir. #Osman Gazi'nin ününe ün katmıştır ve Anadolu'nun dörtbir yanından gönüllüler Osman Gazi komutasındaki Osmanlı ordusuna katılmışlardır. | |
| (En İyi Cevap Olarak İşaretle)
|
| | #6 (mesaj-linki) |
|
arkadaslar ınkılap sınavınde bU SORU 30 PUAN VE EN KISA SADELESTIRILMIS HALINI BULAMADIM LUTFEN YARDIM EDIN CANAKKALE SAVASINI ANLATIN OLARAK CIKACAK SORU AMA EN FAZLA YARIM SAYFA OLMASI LAZIM YARDIM EDIN :s
| |
| (En İyi Cevap Olarak İşaretle)
|
![]() |
| Etiketler |
| anlatır, aşağıdaki, savaşları | |
Aşağıdaki savaşları anlatır mısınız? Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Albert Einstein kimdir, hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? | Ziyaretçi | Soru-Cevap | 18 | 3 Hafta Önce 18:38 |
| Guslün alınışını anlatır mısınız? | Ziyaretçi | Soru-Cevap | 2 | 02-09-2009 17:20 |
| Hibritleşmeyi anlatır mısınız? | Ziyaretçi | Soru-Cevap | 3 | 25-12-2008 18:36 |
| Thales'i anlatır mısınız? | kdldlldld | Soru-Cevap | 1 | 01-12-2008 21:54 |
| Beden eğitiminin tarihçesini anlatır mısınız? | birnur | Soru-Cevap | 1 | 26-11-2008 21:02 |