Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kâbe hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda mrierg tarafından 17 Mart 2009 (16:33) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
12810 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 24 Ekim 2013 (18:35) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 17 Mart 2009, 16:33

Kâbe hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
mrierg
Ziyaretçi
mrierg - avatarı
İyi günler kabenin içindeki sütunların isimlerini biliyor musunuz? bilgilendirirseniz sevinirim. Teşekkürler
En iyi cevap Keten Prenses tarafından gönderildi

kaaba_art





Sütun isimleriyle ilgili bir bilgi bulunmamakla beraber resmin yardımı olacağını umud ediyorum..
Rapor Et
Reklam
Eski 17 Mart 2009, 16:53

Kâbe hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
kaaba_art





Sütun isimleriyle ilgili bir bilgi bulunmamakla beraber resmin yardımı olacağını umud ediyorum..
Rapor Et
Eski 17 Mart 2009, 16:54

Kâbe hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
MeLL
Ziyaretçi
MeLL - avatarı
KÂBE HAKKINDA BİLGİ

Kabenin bir çok ismi vardır. Bunlar; Beytullah, Mescidü'l-Haram vs.

Kabe’nin kelime anlamı: Sözlükte dört köşeli veya küp şeklinde olmak anlamlarındaki ka'b kökünden gelen kabe "Küp şeklinde nesne" demektir.

Kabe’ye Allah’ın evi denmesinin sebebi: "Bir zamanlar Kâbe'nin yerini İbrahim'e şu şekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir şeyi ortak koşma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar için EVİMİ tertemiz et." (Hac Suresi 26)

İlk olarak Hz. Âdem'den de önce melekler tarafından yapıldığına inanılmaktadır. Daha sonrasında Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından tekrar yapılmıştır. Mescid-i Haram ın tam ortasında yeralmaktadır. Kabe'nin etrafını halen çevirmekte olan kabe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar) II. Selim zamanında yapılmış planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır.

kabegenisletmetrh

kabeninici

Kabe'nin fiziksel özellikleri ve konumu:


• Duvarlarında kullanılan taşlar Mekke tepelerindeki granit taşlardır.

• Tavanı ahşaptandır.

• Yer yüzünde yapılmış ilk mescit ve ilk bina dır.

• Üzeri altın işlemeli hat yazıları bulunan siyah bir örtü (sitâre) ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.

Kâbe'nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine "Hacer-i Esved" veya "Şarki", kuzey köşesine "Irakî", batı köşesine "Şâmî" ve güney köşesine de "Yemânî" denir.

• Kabe'nin küresel yer bulma sistemindeki yeri 21°25′24″N, 39°49′24″E

Kabe'nin içinde ne var ?
kabah3

Kabe'nin duvarları siyah taşlardan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır.

Kabe'nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır.

İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır.

Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır.

Yerden 2 metre kadar yükseklikte altın kapısı vardır.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.

kabah4

Kabe ilk binasında yüksekliği 9 ziraa (4,32m.) idi ve yere bitişik iki kapısı vardı. Biri doğuda diğeri ise batıda idi.İbrahim a.s.binasında çatısı yoktu ve kapılara da açılıp kapanan kanat koymamıştı.

İçine de hediyeler koymak için bir kuyu kazmıştı. Kabe'nin içi ve dışı zaman zaman tamirat görmüştür.

Kabenin yüksekliği her inşa edilişinde değişmiştir.

• İbrahim a.s. zamanında 4,32 m.

• Kureyş'in yapısında 8,64 m.

• Abdullah b. Zubeyr yapısında 12,95 m idi.

• Abdulmelik b. Mervan bu yüksekliği daha sonra korumuştur.

Kabe şimdiye kadar 12 defa bina edilmiştir.

Meleklerin inşaası (Adem A.S.dan önce yapılmıştır.)
• Adem a.s. inşaası

• Şit a.s.inşaası (Bu bina Nuh A.S.Tufanında yıkılmıştır.)

• İbrahim a.s.inşaası

• Amelika'nın inşaası

• Cürhümlülerin inşaası

• Kusay'ın inşaası

• Abdul Muttalip inşaası

• Kureyş'in inşaası

• Abdullah bin Zubeyr'in inşaası

• Haccac'ın inşaası

• Sultan Murad'ın inşaası

Kabe Örtüsü (Sitâre veya Kisve)

Kabe örtüsüne verilen addır. Kabenin tamamını kuşatan bu örtü siyah ibrişimden yapılır.Üzeri Altın yaldız sırma yazılarla tezyin edilir. Kabe'yi örtmekten amaç onun yüceliğini ilan etmektir, onu takdis etmektir.

Kabeye ilk örtü giydiren hakkında çok değişik rivayetler vardır. bunlardan doğruya en yakın olanı İsmail A.S.dır. İbrahim A.S. Kabe'yi örtmediğinde ittifak vardır. Bazı rivayetlerde peygamberimizin dedelerinden Adnan b.ud ün Kabe'yi ilk örten kişi olduğu belirtilmektedir. Kabe İsmail a.s. dan sonra hiç bir devirde örtüsüz bırakılmamıştır. Her milletçe bu iş salih amel olarak addedilmiştir.

Tarihte Kabe'yi örtme işi değişik kabileler tarafından yardımlaşarak yapılmıştır. İlk olarak tek başına Ebu Rabia b.Abdullah örtmüştür. Yine Abdulmuttalib'in zevcesi Netile bt. Hubab (Abbasın annesi) rivayet edildiğine göre; oğlu Abbas kaybolur, bulunursa kabeyi kendi balına örteceğini nezr eder. (Adar) Oğlu bulununca da bu nezrini yerine getirir. Böylece tarihte tek başına Kabe'yi örten ilk kadın o olur.

Hz. Ömer zamanında ilk olarak Kabe beyt-ül maldan örtülmüştür. Bundan sonra Kabe örtüsü hükümetlerin sorumluluğunda olmuştur. Yine ilk olarak Hz. Ömer r.a. kabe örtüsünün Mısırda dokunmasını emretmiştir. Hz. Osman da bu kararlara sadık kalmış ancak senede iki defa dokunmasını emretmiştir.

Kabe'nin örtüsü üç bölümden meydana gelmektedir. Kabe'nin dış örtüsü, iç örtüsü (astar) ve kuşak bölümü. Bunların hepsi şu anda Mekke'de bulunan Kabe örtüsü fabrikasında dokunmaktadır.

Kabe kapısının İlk nakışlı örtüsü 810 h. 1407 m. yılında dokunmuş ve örtülmüştür.


NOT: Kabe'nin köşeleri için isim var.(Yukarıda kırmızı ile belirtilmiş)
Sütunlar ile ilgili;
"Kabe'nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır."
dışında bir bilgi bulamadım...

Rapor Et
Eski 16 Aralık 2012, 20:02

Kâbe hakkında bilgi verir misiniz?

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Kâ­be’nin Tâ­ri­hi ve Kud­siy­ye­ti


Lü­gat­te “küp şek­lin­de nes­ne” mâ­nâ­sı­na ge­len Kâ­be, Kur’ân-ı Ke­rîm’de iki yer­de zik­re­dil­mek­te­dir. Âyet­ler­de “Beyt, Bey­tul­lâh, el-Bey­tü’l-atîk, el-Bey­tü’l-ha­râm, el-Bey­tü’l-mu­har­ram, el-Mes­ci­dü’l-ha­râm” gi­bi muh­te­lif isim­ler­le de anı­lan Kâ­be’ye halk ara­sın­da ek­se­ri­yet­le “Kâ­be-i Mu­az­za­ma” de­ni­lir.12

Haz­ret-i Âdem -aley­his­se­lâm- yer­yü­zü­ne in­di­ril­di­ğin­de Mek­ke’de Bey­tul­lâh’ın bu­lun­du­ğu yer­de bir mâ­bed in­şâ et­mek­le va­zî­fe­len­di­ril­miş­ti.13

Al­lâh Te­âlâ şöy­le bu­yu­rur:


إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ

“Şüp­he­siz, âlem­le­re be­re­ket ve hi­dâ­yet kay­na­ğı ola­rak in­san­lar için ku­ru­lan ilk ev (mâ­bed), Mek­ke’de­ki (Kâ­be)dir.” (Âl-i İm­rân, 96)

Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem- de Ebû Zerr14 -ra­dı­yal­lâ­hu anh-’ın bir su­âli­ne ce­vap ola­rak yer­yü­zün­de ilk in­şâ edi­len mes­ci­din “Mes­cid-i Ha­râm”, ikin­ci in­şâ edi­le­nin ise “Mes­cid-i Ak­sâ” ol­du­ğu­nu be­yan bu­yur­muş­tur.15

Gö­rül­dü­ğü gi­bi Mek­ke vâ­di­si ilk in­san­la bir­lik­te se­çi­lip mu­kad­des kı­lın­mış­tır.

Kâ­be, Nûh Tû­fâ­nı’ndan son­ra, uzun­ca bir sü­re kum­lar al­tın­da kal­dı. Haz­ret-i İb­râ­hîm, se­ne­ler son­ra ha­nı­mı­nı ve oğ­lu­nu bı­rak­tı­ğı Mek­ke’ye gel­di­ğin­de İs­mâ­îl -aley­his­se­lâm-’a:

“–Rab­bi­min em­ri var. Bir beyt in­şâ ede­ce­ğiz. Sen de ba­na yar­dım ede­cek­sin!” de­di.

İs­mâ­îl -aley­his­se­lâm- taş ta­şı­dı, Haz­ret-i İb­râ­hîm de bey­tin du­var­la­rı­nı in­şâ et­ti. Ma­kâm-ı İb­râ­hîm di­ye bi­li­nen ve üze­rin­de İb­râ­hîm -aley­his­se­lâm-’ın ayak izi bu­lu­nan mer­mer de, Kâ­be du­var­la­rı in­şâ edi­lir­ken asan­sör va­zî­fe­si gör­dü.16

Âyet-i ke­rî­me­de buy­ru­lur:

وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَاهِيمُ الْقَوَاعِدَ مِنَ الْبَيْتِ وَإِسْمَاعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

“Bir za­man­lar İb­râ­hîm, İs­mâ­îl ile be­râ­ber Bey­tul­lâh’ın te­mel­le­ri­ni yük­sel­ti­yor, (ve şöy­le di­yor­lar­dı «Ey Rab­bi­miz! Biz­den bu­nu ka­bûl bu­yur; şüp­he­siz Sen işi­ten­sin, bi­len­sin.»” (el-Ba­ka­ra, 127)17

İb­râ­hîm -aley­his­se­lâm-, in­san­la­rın Kâ­be’yi ta­vâ­fa baş­la­ma­la­rı­na bir alâ­met ol­sun di­ye Ha­cer-i Es­ved’i Kâ­be’nin bir kö­şe­si­ne yer­leş­tir­di.

Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in bil­dir­di­ği­ne gö­re bu si­yah taş, cen­net­ten çık­tı­ğı za­man süt­ten ve kar­dan da­ha ak ol­du­ğu hâl­de, in­san­la­rın gü­nah­la­rı, onun ka­rar­ma­sı­na se­beb ol­muş­tur. (Tir­mi­zî, Hac, 49/877; Ah­med, I, 307)18

Ay­rı­ca câ­hi­li­ye ve İs­lâm dö­nem­le­rin­de bir­bi­ri ar­dın­ca mey­da­na ge­len yan­gın­la­rın, onu da­ha da si­yah bir hâ­le ge­tir­di­ği ri­vâ­yet edi­lir. Ni­te­kim bu si­yah­lı­ğın sâ­de­ce gö­rü­nen kı­sım­da bu­lun­du­ğu, Ha­cer-i Es­ved’in Kâ­be du­va­rı­na gö­mü­lü kıs­mı­nın hâ­lâ be­yaz ol­du­ğu bil­di­ri­lir.

Mü­câ­hid şöy­le de­miş­tir:

“Ab­dul­lâh bin Zü­beyr -ra­dı­yal­lâ­hu anh-, Bey­tul­lâh’ı ye­ni­le­mek için yık­tı­ğın­da Ha­cer-i Es­ved’e bak­tım; Beyt’in için­de ka­lan kıs­mı be­yaz­dı.”

Kar­ma­tî­ler, ye­rin­den sö­küp gö­tür­müş ol­duk­la­rı Ha­cer-i Es­ved’i, hic­rî 339 se­ne­sin­de iâ­de et­tik­le­rin­de, ye­ri­ne ko­nul­ma­dan ön­ce Mu­ham­med bin Nâ­fî el-Hu­zâî onu in­ce­le­miş ve şöy­le de­miş­tir:

“Ha­cer-i Es­ved’i ye­rin­den sö­kül­müş ol­du­ğu hâl­de in­ce­le­dim; si­yah­lık sâ­de­ce baş ta­ra­fın­day­dı, di­ğer ta­raf­la­rı ise be­yaz­dı.”

Yi­ne hic­rî 1039 se­ne­sin­de Kâ­be bü­yük bir sel ne­tî­ce­sin­de yı­kıl­mış­tı. Ye­ni­den in­şâ edil­di­ği es­nâ­da ora­da bu­lu­nan İmâm İbn-i Al­lân el-Mek­kî, in­şa­atın saf­ha­la­rı­nı iz­le­ye­rek taf­sî­lâ­tıy­la kay­det­miş ve Ha­cer-i Es­ved hak­kın­da şun­la­rı söy­le­miş­tir:

“Ha­cer-i Es­ved’in Kâ­be için­de ör­tü­lü ka­lan kıs­mı­nın ren­gi Ma­kâm-ı İb­râ­hîm gi­bi be­yaz­dır…”19

Kâ­be’nin in­şâ­sı ta­mam­la­nın­ca Haz­ret-i İb­râ­hîm ve İs­mâ­îl -aley­hi­mes­se­lâm-, Al­lâh’a şöy­le duâ et­ti­ler:

“Ey Rab­bi­miz! Bi­zi Sa­na tes­lîm olan­lar­dan kıl! Nes­li­miz­den de Sa­na ita­at eden bir üm­met çı­kar; bi­ze ibâ­det usûl­le­ri­mi­zi gös­ter; tev­be­le­ri­mi­zi ka­bûl et; zî­râ tev­be­le­ri çok­ça ka­bûl eden, çok mer­ha­met­li olan an­cak Sen’sin.

رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُّسْلِمَةً لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ

(128)

رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ

(129)

Ey Rab­bi­miz! On­la­ra, iç­le­rin­den Sen’in âyet­le­ri­ni ken­di­le­ri­ne oku­ya­cak, Ki­tap ve hik­me­ti öğ­re­te­cek ve onları(n ne­fis­le­ri­ni) tez­ki­ye ede­cek bir pey­gam­ber gön­der! Çün­kü üs­tün ge­len, her şe­yi yer­li ye­rin­ce ya­pan yal­nız Sen’sin!” (el-Ba­ka­ra, 128-129)

Kâ­be’nin in­şâ­sı bit­tik­ten son­ra, Al­lâh Te­âlâ İb­râ­hîm -aley­his­se­lâm-’a bü­tün in­san­la­rı hac­ca dâ­vet et­me­si­ni em­ret­ti:

وَأَذِّن فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلَى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْتِينَ مِن كُلِّ فَجٍّ عَمِيقٍ

“İn­san­la­rı hac­ca dâ­vet et; yü­rü­ye­rek ve­ya za­yıf­la­mış bi­nek­ler üs­tün­de (uzak yol­lar­dan) her de­rin vâ­di­yi aşa­rak sa­na gel­sin­ler.” (el-Hacc, 27)

Bu ilâ­hî tâ­li­mat üze­ri­ne Haz­ret-i İb­râ­hîm Ebû Ku­beys Da­ğı’na çı­ka­rak ve­ya Ma­kâm-ı İb­râ­hîm üze­rin­de yük­se­le­rek dört bir ya­na ses­len­di ve Al­lâh’ın, Kâ­be’yi hac­cet­me­yi in­san­la­ra farz kıl­dı­ğı­nı bil­dir­di.20

İb­râ­hîm -aley­his­se­lâm- bu îlâ­nı yap­tık­tan son­ra Ceb­râ­îl -aley­his­se­lâm- ge­le­rek, ken­di­si­ne Sa­fâ ile Mer­ve’yi ve Ha­rem-i Şe­rîf’in sı­nır­la­rı­nı gös­ter­di, alâ­met ol­mak üze­re de bi­rer taş dik­me­si­ni söy­le­di. Da­ha son­ra hac­cın bü­tün fa­rî­za­la­rı­nı öğ­ret­ti.

Bun­dan son­ra ya­kın ve uzak bel­de­ler­den zi­yâ­ret­çi­ler Hi­caz’a ge­le­rek Bey­tul­lâh’ı zi­yâ­re­te baş­la­dı­lar. Kâ­be mü­him bir dî­nî mer­kez hâ­li­ne ge­le­rek bü­tün in­san­la­rın te­vec­cü­hü­nü ka­zan­dı.

Öte yan­dan Kâ­be, sâ­hip ol­du­ğu kıy­met ve kud­siy­ye­ti çe­ke­me­yen pek çok müş­rik kav­min sal­dı­rı­sı­na da mâ­ruz kal­dı. Ye­men hü­küm­dâ­rı Eb­re­he’nin men­fur ta­ar­ru­zun­dan ön­ce­ki asır­lar­da, put­pe­rest olan Ye­men hü­küm­dar­la­rın­dan üçü da­ha Kâ­be’yi yık­mak is­te­miş­ti. Bu ta­ar­ruz­lar­dan bi­ri­sin­de Hü­zey­lo­ğul­la­rı’ndan bâ­zı kim­se­ler, Tüb­ba’ı21 Kâ­be’yi yı­kıp ora­da­ki ha­zî­ne­yi al­ma­sı için kış­kırt­tı­lar. Onu böy­le­si men­fur bir ta­ar­ru­za sevk et­me­le­ri­nin se­be­bi, Tüb­ba’dan kur­tul­mak is­te­me­le­ri idi. Zî­râ Hü­zey­lo­ğul­la­rı, Kâ­be’nin kud­siy­ye­ti­ne ina­nı­yor ve tâ­ri­hî tec­rü­be­le­re is­ti­nâ­den ona kar­şı ya­pı­la­cak her­han­gi bir su­ikas­tin ke­sin­lik­le he­lâ­ke se­bep ola­ca­ğı­nı çok iyi bi­li­yor­lar­dı.

Kâ­be’yi yık­mak için yo­la çı­kan Tüb­ba’ ve ce­ma­ati, yol­da ku­ma sap­la­nıp ka­lın­ca, Tüb­ba’, ma­iy­ye­tin­de bu­lu­nan âlim kim­se­le­rin îkâ­zı ve ir­şâ­dı ile Kâ­be’ye kar­şı bes­le­di­ği kö­tü ni­yet­ler­den vaz­geç­ti. Bey­tul­lâh’a tâ­zim gös­te­rip Mek­ke hal­kı­na da iz­zet ü ik­ram­da bu­lu­na­ca­ğı­nı ah­det­ti ve böy­le­ce he­lâk ol­mak­tan kur­tul­du.22

Bu ve ben­ze­ri hâ­di­se­ler­le Kâ­be’nin Hak ka­tın­da­ki kadr u kıy­me­ti zâ­hir olun­ca, bu­na bağ­lı ola­rak halk na­za­rın­da­ki îti­bâ­rı da yük­sel­di. Kâ­be, Mek­ke ve Ku­reyş­li­le­rin ilâ­hî mu­hâ­fa­za al­tın­da ol­duk­la­rı inan­cı, Ara­bis­tan ahâ­lî­si ta­ra­fın­dan be­nim­sen­di.

Haz­ret-i İb­râ­hîm’den son­ra Bey­tul­lâh’ta ibâ­det, put­pe­rest­li­ğin baş­la­dı­ğı za­mâ­na ka­dar tev­hîd esas­la­rı­na uy­gun bir şe­kil­de de­vâm et­miş­tir. An­cak Mek­ke’de put­pe­rest­li­ğin ya­yıl­ma­sıy­la be­râ­ber, müş­rik­ler ta­ra­fın­dan Kâ­be’nin içi­ne ve et­râ­fı­na bir­çok put di­kil­miş­tir. Bu­na rağ­men Kâ­be hiç­bir za­man put­la­ra izâ­fe edil­me­miş, dâ­imâ “Bey­tul­lâh” is­miy­le yâd edil­miş­tir.23

Mek­ke’nin fet­hin­de, Kâ­be’nin için­de­ki put­lar ta­mâ­men kı­rı­lıp atıl­mış ve Kâ­be’nin içi dı­şı, Pey­gam­ber Efen­di­miz’in ne­zâ­re­tin­de Zem­zem’le yı­kan­mış­tır. O gün­den be­ri Kâ­be, Kur­ban bay­ra­mı­nın are­fe­sin­de Zem­zem ve gül su­yu ile yı­ka­nıp te­miz­le­nir, misk ü am­ber­le ko­ku­la­nır ve ör­tü­sü ye­ni­le­nir.

Câ­hi­li­ye dev­rin­de, müş­rik­le­rin çok kıy­met ver­dik­le­ri Mu­al­la­kâ­tü’s-Seb’a gi­bi ede­bî eser­le­rin ve müs­lü­man­lar­la her tür­lü alâ­ka­yı kes­me ka­ra­rı­nın ya­zı­lı ol­du­ğu boy­kot met­ni gi­bi mü­him si­yâ­sî ve­sî­ka­la­rın Kâ­be du­va­rı­na asıl­ma­sı, onun her ci­het­ten bü­yük bir ehem­mi­ye­te sâ­hip ol­du­ğu­nu gös­ter­mek­te­dir.

Kâ­be ile alâ­ka­lı, in­şâ edil­di­ği gün­den iti­bâ­ren îfâ edi­le­ge­len bir­ta­kım hu­sû­sî va­zî­fe­ler var­dı ki, bun­la­rı ilk za­man­lar Haz­ret-i İs­mâ­îl yü­rüt­müş­tü. Ar­dın­dan bu şe­ref­li va­zî­fe­ler İs­mâ­îl -aley­his­se­lâm-’ın oğ­lu­na geç­miş, son­ra Cür­hü­mî­le­re ve on­lar­dan da çe­şit­li ka­bî­le­le­re ge­çe­rek ni­hâ­yet Ku­reyş’e in­ti­kâl et­miş­ti. Da­ha son­ra ku­ru­lan Mek­ke şe­hir dev­le­tin­de de îti­nâ ile ye­ri­ne ge­ti­ri­len bu va­zî­fe­ler şun­lar­dı:

1. Si­dâ­ne ve­ya Hi­câ­be: Kâ­be’nin per­de­dar­lı­ğı ve anah­tar ko­ru­yu­cu­lu­ğu va­zî­fe­si.24

2. Si­kâ­ye: Ha­cı­la­ra tat­lı su ik­râm et­mek ve Zem­zem ku­yu­su ile alâ­ka­lı va­zî­fe.

3. Ri­dâ­ne: Fa­kir ha­cı­la­ra ye­mek ik­râm et­mek, on­la­rı ba­rın­dı­rıp ağır­la­mak va­zî­fe­si.

Bu va­zî­fe­le­ri de­ruh­te et­mek, en bü­yük şe­ref sa­yı­lır­dı. Bu hiz­met­ler Asr-ı Sa­âdet’te Mek­ke’nin ile­ri ge­len âi­le­le­ri ara­sın­da pay­la­şıl­mış­tı. Haz­ret-i Ömer, hi­lâ­fe­ti za­mâ­nın­da mez­kûr hiz­met­ler için tah­si­sât ayır­mış, Haz­ret-i Mu­âvi­ye’den iti­bâ­ren de bu iş­ler bir ni­zâ­ma ko­nul­muş­tur. Os­man­lı idâ­re­sin­de ise Kâ­be hiz­met­le­ri­ne her yıl Ha­re­meyn tah­si­sâ­tın­dan pay ay­rıl­mış­tır.
Rapor Et
Eski 24 Ekim 2013, 18:35

Kâbe hakkında bilgi verir misiniz?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
kabenin köşeleri nelerdir
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.241 saniyede (80.56% PHP - 19.44% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 08:57
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi