Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda bilimöğrencisi tarafından 24 Mart 2009 (16:48) tarihinde açılmıştır.
16296 kez görüntülenmiş, 20 cevap yazılmış ve son mesaj 8 Ekim 2013 (18:25) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 24 Mart 2009, 16:48

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
bilimöğrencisi
Ziyaretçi
bilimöğrencisi - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar Sponsorlu Bağlantılar
hücre resimleri nelerdir?resimlerini yapabilmek zormudur?ve bir hücrede başka canlılar varmıdır?varsa adları nelerdir?
En iyi cevap Keten Prenses tarafından gönderildi

Hücre, bir organizmanın en küçük yapısal ve fonksiyonel birimi. Çoğunlukla bir zar içerisindeki stoplazma ve nükleusdan meydana gelir ve ancak mikroskop yardımı ile görülebilir.
Yapısı

Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler. Bitkisel ve hayvansal her organizma, bu temel yapı taşlarından oluşur. İnsan vücudunda yaklaşık olarak 1014 adet hücre bulunmaktadır.
Tüm hücreler “hücre zarı” denilen bir yapıyla çevrelenirler. Hücrelerin içinde “sitoplazma” denilen bir sıvı ve bunun içinde dağılmış “organel” denilen yapılar bulunur.
450px-Biological_cell.svg

Hücre Yapısı: 1)Çekirdekçik 2) Çekirdek 3)Ribozom 4)Vezikül 5)Granüllü (Tanecikli)Endoplazmik Retikulum 6)Golgi Aygıtı 7)Sitoiskelet 8)Granülsüz (Düz)Endoplazmik Retikulum 9)Mitokondriler 10)Koful 11)Sitoplazma 12)Lizozom 13)Sentriyoller

Hücre biçimleri

Hücreler çok çeşitli biçimlerde olabilirler. Büyük bir çoğunluğu alyuvarlar gibi yumurta biçimli ya da küreseldir. Bunun yanısıra, mide hücreleri ya da meyve kabuğundaki hücreler gibi silindir biçimli; kas hücreleri gibi uzun; sinir hücreleri gibi dallı, deri ve çiçeklerin yapraklarındaki hücreler gibi yassı biçimli hücreler de vardır.Son yapılan araştırmalarda kare biçiminde hücrelerin olduğu tespit edilmiştir.
Hücrenin boyutları genellikle birkaç mikronluk büyüklüğe ulaşabilir (bir mikron milimetrenin binde birine eşittir.)

Hücre çeşitleri

Prokaryotik hücreler [



Bakteriler ve mavi-yeşil alglerdeki hücre tipleri bu gruba girer. Bunların çekirdek zarı ile çevrili çekirdekleri yoktur. Sitoplazmalarında mitokondri gibi zarlı organeller yoktur. Kalıtım maddesi olan DNA sitoplazma içerisine dağılmış durumdadır. Ribozomları vardır. Bu hücrelerin hayati faaliyetleri sittoplazmada ve hücre zarında gerçekleşir.
Ökaryotik hücreler

Ökaryotlar (Lat. Eukaryota), "organel zarı" bulunduran organizmaları, dolayısıyla çekirdek materyali hücrenin gerçek çekirdeğe sahip organizmaları kapsayan canlı âlemidir. Karyon Latince'de "çekirdek" anlamını verir -eu ön takısı da "gerçek" demektir.
Kalıtsal materyal, hücre içerisinde belirli bir zarla çevrilmiş çekirdeğin içinde bulunur. Kromozomlar DNA'dan ve proteinden oluşmuş olup, mitozla bölünürler. Ökaryotlar, sitoplazmalarında karmaşık organeller bulundururlar. Ökaryotik hücreler, Prokaryotlara göre çok gelişmişlerdir, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve protistler âlemlerini kapsar.

Hücre zarı

"Sitoplazmik hücre zarı" da denir. Hücreyi dış ortamdan ayıran, seçici geçirgen canlı yapıdır. Hücreyi çevreleyen birim zar ortalama olarak 75 Angström (75x10-7 mm) kalınlığındadır. Birim zar içte ve dışta birer protein tabakası ile ortada bir lipid katından yapılmıştır. Elektron mikroskobu çalışmaları, zarların lipoproteinlerden yapılmış mozaik şeklindeki fonksiyonel birimler olarak incelenmesinin daha uygun olacağını göstermektedir. Hücre zarı hücreye şekil vermekle kalmaz, besin maddelerinin ve artık maddelerin hücreye giriş çıkışını da ayarlar. Zar aynı zamanda hücrenin koruyucusudur.
İlk bilimsel model Danielli ve Dawson tarafından ortaya atılmıştır. Bu model uzunca bir süre benimsendi ancak bu model hücre zarının işleyişini açıklayamadı. 1972 yılında Singer ve Nicolson'ın akıcı-mozayik zar modeli ortaya kondu. Bu modele göre zarın yapısında %65 protein, %33 lipit, %2 karbonhidrat bulunmaktaydı.
Hücre zarı, gözenekli ve yarı geçirgen yapıya sahiptir. Esas yapı taşları lipid ve proteinlerdir. Her hücrenin protein, yağ ve karbonhidrat oranları birbirlerinden farklı olduğu için her hücre zarı, o hücreye özgüdür. Hücreye gelen bütün kimyasal maddeler ve elektriksel iletiler hücre zarı ile alınır.Hücre zarının yapısında protein, yağ ve karbonhidrat bulunur. Hücre zarının görevleri;
  • Sitoplazmayı çevreleyerek hücreye şekil verir ve dağılmasını engeller.
  • Madde alış verişini düzenler.
  • Ozmatik dengenin düzenlenmesinde görev alır.
  • Salgı görevi vardır.
  • Enzimleri taşıyıcı görevi vardır.
  • Uyarı iletimi yapar.
  • Hücrelerin birbirlerini tanımalarını sağlar
  • Ayrıca esnek ve yumuşaktır

Sitoplazma

Hücre zarı ile çekirdek zarı arasında kalan hücre bölümünü kaplayan, homojen nitelikte, kolloidal ve devamlı değişim halinde bulunan bir eriyiktir. Sitoplazma inorganik maddeler (çeşitli iyonlar metal tuzları, asit ve bazlar), organik maddeler, protein, yağ, karbonhidrat, nükleik asitler, hormonlar) ve % 60-95 arasında değişen sudan ibarettir. Sitoplazmanın içerisinde çeşitli canlı yapılar (organeller) ve cansız yapılar (inklüzyon cisimcikleri) bulunur. Canlı hücre maddesine “protoplazma” denir. Protoplazma, yapı bakımından sitoplazma ve çekirdekten oluşur.
Büyük oranda sudan ibaret olduğu halde ne sıvı ne de katı özellik gösterir yani kolloidal yapıdadır. Sitoplazma çözünmüş ve dağılmış tanecikler içerir. Bu çözünen taneciklerin miktarı hücre türüne göre değişiklik gösterir. İçinde bulunan genel organeller şunlardır:
  • endoplazmik retikulum
  • mitokondri
  • lizozom
  • ribozom
  • golgi aygıtı
  • plastitler
  • pronoplast
  • koful
Hücre çekirdeği



Hücre çekirdeği yani Nükleus, tanecikli ve lifli bir yapıya sahiptir. Hücreyi yönetir. Çekirdek zarı, nükleoplazma, kromozom ve çekirdekçikten oluşmaktadır. Çekirdek zarı iki tabaka halinde ve çok gözenekli bir yapıya sahiptir. Nükleoplazma ise çekirdeğin özü olup özellikle protein ve tuzlar içerir. İşlevi hücrenin yaşamını sürdürmek ve çalışmasını düzenlemektir. Çekirdek ölecek olursa, hücre de ölür. Çekirdek ayrıca hücre ana maddesi içindeki birçok küçük organelin birbirleriyle uyumlu olarak çalışmasını sağlar. Çekirdeğin hücre bölünmesinde rolü vardır.

Organeller

Vücut için organ ne ise hücre için de organel odur. Organelle sözcüğünden dilimize girmiştir. "-elle" son eki küçültme eki olup Türkçe'deki "-cık" ekinin karşılığıdır. Türkçe'deki tam karşılığıyla organcık(küçük organ)

Özellikle karmaşık yapıdaki ökaryotik hücrelerde birçok organel çeşidi bulunur. Organeller mikroskobun bulunuşundan sonra gözlemlenmeye ve tanımlanmaya başlanmıştır. Bazı hücrebilimcilerin savlarına göre birçok büyük organelin endosimbiyoz bakterisinden köklendiği öne sürülür.

Mitokondriler



2-3 mikron uzunluğunda 0,5 mikron çapında elektron mikroskobuyla kolayca görülebilen elips biçiminde parçalardır. Sosis veya çomak biçimindedir. Mitokondrinin yapısında 2 zar bulunur. Hücrenin enerji meydana getirici üniteleridir. Hücre solunumunun sitrik asit devri (Krebs döngüsü) burada gerçekleşir. Organik moleküllerden kimyasal bağların kopmasıyla açığa çıkan enerji burada ATP şekline çevrilir.

Lizozomlar



Yuvarlak, zarla çevrili, içersinde eritici (hidrolitik) enzimleri içeren organellerdir. Hücrenin sindirim görevini üstlenmiş olan yapılardır. Hücre içi fazla ve zararlı yapıları ortadan kaldırırlar.

Golgi aygıtı



Golgi aygıtı ya da kompleksi, zarımsı tüp ve keseciklerin biraraya gelmesiyle meydana gelir. Genellikle çekirdeğe yakındır. Bilhassa aktif salgı yapan bez hücrelerinde göze çarpar. [[Asıl görevinin hücrenin salgıladığı]] proteinleri depolamak olduğuna inanılmaktadır. Paketleme ve salgı görevi yapar. Salgı bezlerinin hücrelerinde sayıları daha fazladır. Örnegin; ter bezlerinden ter, bunlar gibi örnekler. Golgi aygıtı büyük çalışmalar sonucu bulunmuştur. Açığa çıkan enerji burada ATP şekline çevrilir. Enerji üretir oksijenli solunum yapar. Enerji üretmekte kullanılır.

Endoplazmik retikulum



Endoplazmik retikulum, sitoplazmada besin dolaşımını, yağ ve hormon sentezini sağlayan, hücre zarı ve çekirdek zarı arasında yer almış bir sıra karışık kanallar sistemidir. Üzerinde ribozom bulunmayanlarına “taneciksiz(granülsüz) endoplazmik retikulum” denir ki, burası steroid hormon salgılayan hücrelerde steroid yapımının, diğer hücrelerde ise zehirsizleştirme olayının gerçekleştiği yerdir.

Plastitler

Yalnızca bitki hücrelerinde bulunurlar. Plastitler; Kloroplastlar, Kromoplastlar ve Lökoplastlar olmak üzere üçe ayrılır:
  • Kloroplastlar,parlak turuncu,sarı veya kırmızı renkli,yağda çözünen pigmentleri taşıyan plastitlerdir.Kromoplastlar çiçeklerde,olgun meyvelerde,sebzelerde ve yüksek yapılı bitkilerin köklerinde bulunur.Söz gelimi;havuçta karoten,limonda ksantofil,domateste likopen pigmentleri (renk maddeleri)oluşur.Kromoplastlar,kloroplastların değişmesi ile oluşur.Sonbaharda yaprakların sararması,klorofil pigmentinin yapısının bozulup kloroplastların kromoplasta dönüşmesinden ileri gelir
  • Kromoplastlar, renkli plastitlerdir. Turuncu renkte olanlara “karoten”, sarı renkte olanlara “ksantofil”, sarımsı kırmızı olanlara da “likopen” denir. Havuç ve domates gibi meyve ve sebzelerin kendine has renklerini verirler.
  • Lökoplastlar, renksizdirler. Bitkilerin ışık görmeyen kısımlarında (kök, yumru vb.) bulunurlar. Nişasta depolarlar. Fotosentez sonucu oluşan glikoz, iletim sistemi aracılığıyla depo yeri olan lökoplastlara gelir. Burada glikoz molekülleri birleşerek nişasta molekülleri meydana gelir. Nişastanın sentezi esnasında, su açığa çıkar. “n” sayıda glikoz molekülünün birleşmesi esnasında (n-1) sayıda H2O(su) molekülü açığa çıkar. Nişasta taneciklerinin şekil ve büyüklükleri bitkinin çeşidine göre farklılık gösterir.

Ribozomlar

Ribozomlar, endoplazmik retikulum kanalcıkları boyunca sıralanmış ve sitoplazmada dağınık olarak bulunan protein sentezinin başladığı yapılardır. Yaklaşık 150 Angström çapındadırlar. Yapılarının % 65’i RNA (ribonükleik asit) ve % 35’i proteindir. Ribozom yardımı ile sentezlenen proteinler endoplazmik retikulum aracılığı ile hücre içi bölgelere veya hücre dışına iletilirler. Kısaca görevi protein sentezidir.
Bitki hücresi, hücre duvarı yeşil renkteHücre duvarı tüm bitki hücrelerinde görülen bir yapıdır. Hücre zarının dış tarafında bulunur ve selüloz yapılıdır. Bitki hücresi ni dış ve iç etkilere karşı direnç göstermesini sağlar (bitki hücrelerinde görülen turgor basıncı olayı, rüzgar v.s). Turgor haline geçen hücrenin şişip patlamasını önler. Bitki hücresinin belirli bir şekil almasını sağlar. Hücre duvarı üzerinde madde geçişini sağlamak için porlar bulundurur. Bu porlar seçici geçirgen yapı göstermez.
Fotosentez yapmamalarına rağmen çok hücreli mantarlarda da hücre duvarı görülür.

Vakuol (koful)



Kofullar, içleri kendilerine has bir özsu ile dolu yapılar olup bitki hücrelerinde hayvan hücrelerinden daha fazla bulunur. Genç hücrelerde küçük, yaşlı hücrelerde ise tek tek ve büyüktür. Kofullar plazmoliz ve deplazmoliz olaylarında rol oynarlar. Bir hücreli hayvanlarda, besinlerin sindirildiği besin kofulları ile fazla su ve zararlı maddelerin atıldığı boşaltım kofullarının hücre canlılığını koruma da önemli rolleri vardır.

kaynak
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 24 Mart 2009, 17:12

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
HÜCRE NEDİR?
Hücre: Canlının tüm yaşam özelliklerini taşıyan ve uygun koşullarda yaşamını tek başına sürdürme yeteneğine sahip temel yapı ve işlem birimidir. Hücre, çok hücreli canlılardaki en küçük yaşam birimidir.
Hücreler yapılarını oluşturan, zar-enzimler ve organelleri sayesinde canlılıklarını sürdürürler. Hücrelerde organellerden bazıları olmayabilir. Ancak canlılığın olabilmesi için mutlaka yarı geçirgen zarın ve enzim sistemlerinin olması gerekir.
HÜCRELERİN ORTAK YAPISI VE GENEL FONKSİYONEL ORGANİZASYONU
Vücudumuz çok çeşitli hücrelerden ve hücreler arasındaki ortamı dolduran, organik ve anorganik maddelerden kurulmuştur. Çeşitli doku ve organların kendi özel hücre cinslerini ve bunlarla ilgili özel fonksiyonları ele almadan önce, bütün hücreler için ortak olan esas hücre yapısını ve hücresel fonksiyonun genel karakterini belirtmek gerektir. Bu sebeple evvela hücre nedir, nasıl yapılmıştır ve nasıl çalışır bunu kısaca ve genel çizgileriyle gözden geçirelim.
PROTOPLAZMA
Canlı ile cansız arasındaki farkları düşünerek, canlı organizmaların vücut maddesini, anorganik doğanın cansız olarak kabul edilen maddelerinden ayırdetmek isteyen araştırıcılar, canlı madde özelliklerinin protoplazma’da toplandığını, protoplazmanın genel olarak canlı madde diye kabul edilebileceğini öne sürmüşlerdir.
Dünyamızda bağımsız canlı organizmalar olarak ayrı ayrı yaşayan tek hücreli varlıkların, yahut bitki, hayvan ve insan şeklindeki çok hücreli canlı organizmaların vücudunda yaşayan çeşitli hücrelerin hatta organizasyonu bir hücre kadar bile gelişmiş olmayan bakteri, virüs gibi daha aşağı ve daha küçük canlı organizmaların vücut maddesi hep protoplazma dan yapılmıştır.
Genel olarak bir hücrede protoplazma, ışık mikroskobu ile görülebilen başlıca iki bölüme ayrılır. Biri nukleoplazma yahut karyoplazma ile dolu olan çekirdek veya nukleus, diğeri nukleus ile hücre zarı arasında kalan sitoplazma. Nukleus ile sitoplazmayı birbirinden ayıran bir çekirdek zan, sitoplazmayı hücre etrafındaki ortamdan ayırmak üzere sitoplazmanın dış yüzünde şekillenmiş ve bitki hücrelerinde sellüloz birikimi ile ayrıca kalınlaşmış bir hücre zarı da dikkati çeker.
Bir hücrenin ışık mikroskobu ile görülebilen yapısı ve başlıca bölümleri.
Çeşitli hücre türlerinde, hücre zarının aldığı farklı özellikler ve meydana getirdiği birçok organeller (titrek tüyler, kamçılar, hücre ağzı, hücre anüsü) ayrı ayrı incelenmeğe değer. Ayrıca sitoplazma içinde, hücre zarının uzantısı ve devamı halindeki birtakım ince borucuklar, elektron mikroskopla görülebilen ve önemi gittikçe daha iyi anlaşılan bir yapı teşkil ederler. Bir çeşit hücre içi damar sistemi gibi olan bu yapı, yer yer genişlemiş kesecikler ve daha ziyade ince borucuklar gösteren bu ağ sistemi, endoplazmik retikulum dur.
Çekirdek zarı ile de bağlantılı olan endoplazmik retikulum, hücre çevresindeki ortam ile çekirdeğin içi arasında da ulaşıma elverişlidir.
Şunu önemle belirtmek gerekir ki, bu intrasellüler damar sistemi sitoplazma içinde, sadece maddelerin bir yerden bir yere taşınması için kullanılan basit bir ulaştırma şebekesi değil, aynı zamanda, bu ulaşıma tamamıyla hakim olan bir kontrol sistemi gibi çalışmaktadır. Yani endoplazmik retikulum, hücre sitoplazması içinde bir yerden bir yere taşıdığı maddeleri aynı zamanda gerekli şekilde değiştiren ve işleyen, çeşitli kimyasal ve fizyolojik görevleri de mümkün kılacak oluşumlarla donanmıştır.
Kısacası bir hücrede bile, kendisine göre pek karmaşık hayat olaylarını son derece kolay, emin ve sağlam bir şekilde yürütmeye elverişli, önemli yapılar dikkati çekmektedir. Bunların ültrastrüktürünü ve fonksiyonlarını yeri geldikçe ayrı ayrı ele alacağız.
Bir hücrenin elektron mikroskobu ile görülebilen ince yapısı. Başlıca sitoplazmik organelleri, sitoplazmanın ufak bir bölümünde bir arada gösteren şema.
HÜCRENİN ORGANELLERİ
Organel: Hücrelerin, biyolojik olaylarını gerçekleştirdiği yerdir. Hücre organellerini aşağıdaki özellikleriyle tanıyacağız.
Hücre Organelleri:
Mitekondri
Plastidler.
Koful.
Endoplazmik Retikulum.
Golgi Aygıtı.
Lizozom.
Ribozom.
Sentrozom.
1. Mitekondri:
Çift zarlı bir organeldir. Hücrenin en önemli enerji üretim merkezidir. Oksijenli solunumun yapıldığı yerdir. Enerji, besinlerin oksijenle yayılmasıyla mitekondri elde edilir.
Bitki ve hayvan hücrelerinde mitekondri bulunur. Mitekondrinin kendisine ait ribozomu vardır.
2. Plastidler:
Sadece bitki hücrelerinde bulunur. Besin maddelerini sentezleme ve depolama görevi yapar. Hücre ile birlikte gelişir. Plastidler; Kloroplast, Kromoplast ve Lökoplast olmak üzere üçe ayrılır.
Kloroplast: Çift zarlıdır. İç zarı düzdür. Hücre içinde enerji üreten bir başka organeldir. Bu özelliğinden dolayı bitki hücrelerinde mitekondri miktarı azdır. Bu yapının içinde bulunan ve en önemli özelliği olan, ışığı emen ve bitkiye yeşil renk veren klorofil bulunur.
Kromoplast: Bitkilerde yeşilden başka renk maddelerin de bulunur. Bunlara kırmızı (domates), sarı (gül), turuncu (havuç) gibi örnekler verilebilir.
Lokoplast: bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur. Hayvan hücrelerinde besin deposudur. Renksizdir. Nişasta, protein ve yağ depo eder. Havuç, şeker pancarı, patateste bol miktarda bulunur.
3. Koful:
Bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur. Hayvan hücrelerinde besin kofulu olarak bulunur. Hayvan hücrelerinde daha küçük ve az sayıda bulunurken, bitki hücrelerinde daha büyük ve bolca bulunan, zardan oluşmuş keseciklerdir.
4. Endoplazmik Retikulum:
Bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur hücre içerisinde veya hücre zarı ile çekirdek arasında, sitoplazmanın her yerinde bulunan, madde taşınmasını sağlayan bir sistemdir. Bazı maddeleri de depo eder.
5. Golgi Aygıtı:
Bitki ve hayvan hücrelerinde bulunur. Hücrede oluşan maddeleri paketler ve salgı maddelerinin salgılanmasında rol oynar. Golgi Aygıtı’nın bozulması, salgıların azalmasına neden olur. Golgi aygıtı içinde bulunduğu yapıya (dokuya) göre salgı yapar.
6. Lizozom:
Sitoplazma içinde dağılmış, etrafı zarla çevrili, içleri sindirici enzimlerle dolu keseciklerdir. Büyük moleküllü besinleri parçalayıp küçük moleküller haline getirerek bir çeşit sindirim yapar. Lizozomun yapımında, endoplazmik retikulum ve golgi aygıtı görev alır. Lizozomlar, taşıdıkları sindirim enzimlerini kofulların içine boşaltırlar.
Canlılar öldüklerinde ve gerektiğinde, lizozomlar açılarak içindeki sindirim enzimleri hücreleri sindirir, hücre böylece ölür.
7. Ribozom:
Endoplazmik retikulum zarı üzerine yapışık olarak veya sitoplazmada serbest bulunur. Protein sentezinin yapıldığı ve yapıcı olan protein moleküllerinin üretildiği yerdir. Yapısında protein ve RNA bulunur.
8. Sentrozom:
Hcrenin bölünmesinde görev alır. Her birine sentroil denilen silindir şeklinde iki yapıdan oluşur.
Hayvan hücrelerinde çekirdeğin yakınında dokuz iplikçikten (silindir şekil) oluşmuş yapılardır. Bazı çiçeksiz bitkilerde de sentrozoma rastlanır. Sentroiller birbirine diktir. Sentrozomlar hayvan hücrelerinde, hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerini oluşturur.
Bitki ve Hayvan Hücresi Arasındaki Farklar
Organel
Bitki Hücresi
Hayvan hücresi
Hücre çeperi
Var
Yok
Sentrozom
Yok
Var
Plastidler
Var
Yok
Koful
Az ve Büyük
Çok ve Küçük
Bitki Hücresi:
Sitoplazmalarında kloroplast vardır.
Hücre zarının dışında selülozdan yapılmış hücre çeperi bulunur.
Hücre çeperlerinin bulunmasından dolayı köşeli bir yapıya sahiptir.
Sitoplazmalarında sentrozom yoktur.
Sitoplazmalarında az sayıda büyük kofullar bulunur.
Hayvan Hücresi:
Sitoplazmalarında kloroplast bulunmaz.
Hücre çeperi bulunmaz.
Hücre yapısı köşeli değil, genelde yuvarlağa yakındır.
Sitoplazmalarında sentrozom bulunur.
Sitoplazmalarında çok sayıda küçük kofullar bulunur.
Bitki ve Hayvan Hücrelerinin Genel Görünümleri

Rapor Et
Eski 24 Mart 2009, 17:12

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
ayrıca bakınız >>> Hücre çekirdeği ve yapısı hakkında bilgi verir misiniz?

ve
Hücre zarı hakkında bilgi verir misiniz?
Rapor Et
Eski 24 Mart 2009, 17:13

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#4 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Hücre, bir organizmanın en küçük yapısal ve fonksiyonel birimi. Çoğunlukla bir zar içerisindeki stoplazma ve nükleusdan meydana gelir ve ancak mikroskop yardımı ile görülebilir.
Yapısı

Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler. Bitkisel ve hayvansal her organizma, bu temel yapı taşlarından oluşur. İnsan vücudunda yaklaşık olarak 1014 adet hücre bulunmaktadır.
Tüm hücreler “hücre zarı” denilen bir yapıyla çevrelenirler. Hücrelerin içinde “sitoplazma” denilen bir sıvı ve bunun içinde dağılmış “organel” denilen yapılar bulunur.
450px-Biological_cell.svg

Hücre Yapısı: 1)Çekirdekçik 2) Çekirdek 3)Ribozom 4)Vezikül 5)Granüllü (Tanecikli)Endoplazmik Retikulum 6)Golgi Aygıtı 7)Sitoiskelet 8)Granülsüz (Düz)Endoplazmik Retikulum 9)Mitokondriler 10)Koful 11)Sitoplazma 12)Lizozom 13)Sentriyoller

Hücre biçimleri

Hücreler çok çeşitli biçimlerde olabilirler. Büyük bir çoğunluğu alyuvarlar gibi yumurta biçimli ya da küreseldir. Bunun yanısıra, mide hücreleri ya da meyve kabuğundaki hücreler gibi silindir biçimli; kas hücreleri gibi uzun; sinir hücreleri gibi dallı, deri ve çiçeklerin yapraklarındaki hücreler gibi yassı biçimli hücreler de vardır.Son yapılan araştırmalarda kare biçiminde hücrelerin olduğu tespit edilmiştir.
Hücrenin boyutları genellikle birkaç mikronluk büyüklüğe ulaşabilir (bir mikron milimetrenin binde birine eşittir.)

Hücre çeşitleri

Prokaryotik hücreler [



Bakteriler ve mavi-yeşil alglerdeki hücre tipleri bu gruba girer. Bunların çekirdek zarı ile çevrili çekirdekleri yoktur. Sitoplazmalarında mitokondri gibi zarlı organeller yoktur. Kalıtım maddesi olan DNA sitoplazma içerisine dağılmış durumdadır. Ribozomları vardır. Bu hücrelerin hayati faaliyetleri sittoplazmada ve hücre zarında gerçekleşir.
Ökaryotik hücreler

Ökaryotlar (Lat. Eukaryota), "organel zarı" bulunduran organizmaları, dolayısıyla çekirdek materyali hücrenin gerçek çekirdeğe sahip organizmaları kapsayan canlı âlemidir. Karyon Latince'de "çekirdek" anlamını verir -eu ön takısı da "gerçek" demektir.
Kalıtsal materyal, hücre içerisinde belirli bir zarla çevrilmiş çekirdeğin içinde bulunur. Kromozomlar DNA'dan ve proteinden oluşmuş olup, mitozla bölünürler. Ökaryotlar, sitoplazmalarında karmaşık organeller bulundururlar. Ökaryotik hücreler, Prokaryotlara göre çok gelişmişlerdir, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve protistler âlemlerini kapsar.

Hücre zarı

"Sitoplazmik hücre zarı" da denir. Hücreyi dış ortamdan ayıran, seçici geçirgen canlı yapıdır. Hücreyi çevreleyen birim zar ortalama olarak 75 Angström (75x10-7 mm) kalınlığındadır. Birim zar içte ve dışta birer protein tabakası ile ortada bir lipid katından yapılmıştır. Elektron mikroskobu çalışmaları, zarların lipoproteinlerden yapılmış mozaik şeklindeki fonksiyonel birimler olarak incelenmesinin daha uygun olacağını göstermektedir. Hücre zarı hücreye şekil vermekle kalmaz, besin maddelerinin ve artık maddelerin hücreye giriş çıkışını da ayarlar. Zar aynı zamanda hücrenin koruyucusudur.
İlk bilimsel model Danielli ve Dawson tarafından ortaya atılmıştır. Bu model uzunca bir süre benimsendi ancak bu model hücre zarının işleyişini açıklayamadı. 1972 yılında Singer ve Nicolson'ın akıcı-mozayik zar modeli ortaya kondu. Bu modele göre zarın yapısında %65 protein, %33 lipit, %2 karbonhidrat bulunmaktaydı.
Hücre zarı, gözenekli ve yarı geçirgen yapıya sahiptir. Esas yapı taşları lipid ve proteinlerdir. Her hücrenin protein, yağ ve karbonhidrat oranları birbirlerinden farklı olduğu için her hücre zarı, o hücreye özgüdür. Hücreye gelen bütün kimyasal maddeler ve elektriksel iletiler hücre zarı ile alınır.Hücre zarının yapısında protein, yağ ve karbonhidrat bulunur. Hücre zarının görevleri;
  • Sitoplazmayı çevreleyerek hücreye şekil verir ve dağılmasını engeller.
  • Madde alış verişini düzenler.
  • Ozmatik dengenin düzenlenmesinde görev alır.
  • Salgı görevi vardır.
  • Enzimleri taşıyıcı görevi vardır.
  • Uyarı iletimi yapar.
  • Hücrelerin birbirlerini tanımalarını sağlar
  • Ayrıca esnek ve yumuşaktır

Sitoplazma

Hücre zarı ile çekirdek zarı arasında kalan hücre bölümünü kaplayan, homojen nitelikte, kolloidal ve devamlı değişim halinde bulunan bir eriyiktir. Sitoplazma inorganik maddeler (çeşitli iyonlar metal tuzları, asit ve bazlar), organik maddeler, protein, yağ, karbonhidrat, nükleik asitler, hormonlar) ve % 60-95 arasında değişen sudan ibarettir. Sitoplazmanın içerisinde çeşitli canlı yapılar (organeller) ve cansız yapılar (inklüzyon cisimcikleri) bulunur. Canlı hücre maddesine “protoplazma” denir. Protoplazma, yapı bakımından sitoplazma ve çekirdekten oluşur.
Büyük oranda sudan ibaret olduğu halde ne sıvı ne de katı özellik gösterir yani kolloidal yapıdadır. Sitoplazma çözünmüş ve dağılmış tanecikler içerir. Bu çözünen taneciklerin miktarı hücre türüne göre değişiklik gösterir. İçinde bulunan genel organeller şunlardır:
  • endoplazmik retikulum
  • mitokondri
  • lizozom
  • ribozom
  • golgi aygıtı
  • plastitler
  • pronoplast
  • koful
Hücre çekirdeği



Hücre çekirdeği yani Nükleus, tanecikli ve lifli bir yapıya sahiptir. Hücreyi yönetir. Çekirdek zarı, nükleoplazma, kromozom ve çekirdekçikten oluşmaktadır. Çekirdek zarı iki tabaka halinde ve çok gözenekli bir yapıya sahiptir. Nükleoplazma ise çekirdeğin özü olup özellikle protein ve tuzlar içerir. İşlevi hücrenin yaşamını sürdürmek ve çalışmasını düzenlemektir. Çekirdek ölecek olursa, hücre de ölür. Çekirdek ayrıca hücre ana maddesi içindeki birçok küçük organelin birbirleriyle uyumlu olarak çalışmasını sağlar. Çekirdeğin hücre bölünmesinde rolü vardır.

Organeller

Vücut için organ ne ise hücre için de organel odur. Organelle sözcüğünden dilimize girmiştir. "-elle" son eki küçültme eki olup Türkçe'deki "-cık" ekinin karşılığıdır. Türkçe'deki tam karşılığıyla organcık(küçük organ)

Özellikle karmaşık yapıdaki ökaryotik hücrelerde birçok organel çeşidi bulunur. Organeller mikroskobun bulunuşundan sonra gözlemlenmeye ve tanımlanmaya başlanmıştır. Bazı hücrebilimcilerin savlarına göre birçok büyük organelin endosimbiyoz bakterisinden köklendiği öne sürülür.

Mitokondriler



2-3 mikron uzunluğunda 0,5 mikron çapında elektron mikroskobuyla kolayca görülebilen elips biçiminde parçalardır. Sosis veya çomak biçimindedir. Mitokondrinin yapısında 2 zar bulunur. Hücrenin enerji meydana getirici üniteleridir. Hücre solunumunun sitrik asit devri (Krebs döngüsü) burada gerçekleşir. Organik moleküllerden kimyasal bağların kopmasıyla açığa çıkan enerji burada ATP şekline çevrilir.

Lizozomlar



Yuvarlak, zarla çevrili, içersinde eritici (hidrolitik) enzimleri içeren organellerdir. Hücrenin sindirim görevini üstlenmiş olan yapılardır. Hücre içi fazla ve zararlı yapıları ortadan kaldırırlar.

Golgi aygıtı



Golgi aygıtı ya da kompleksi, zarımsı tüp ve keseciklerin biraraya gelmesiyle meydana gelir. Genellikle çekirdeğe yakındır. Bilhassa aktif salgı yapan bez hücrelerinde göze çarpar. [[Asıl görevinin hücrenin salgıladığı]] proteinleri depolamak olduğuna inanılmaktadır. Paketleme ve salgı görevi yapar. Salgı bezlerinin hücrelerinde sayıları daha fazladır. Örnegin; ter bezlerinden ter, bunlar gibi örnekler. Golgi aygıtı büyük çalışmalar sonucu bulunmuştur. Açığa çıkan enerji burada ATP şekline çevrilir. Enerji üretir oksijenli solunum yapar. Enerji üretmekte kullanılır.

Endoplazmik retikulum



Endoplazmik retikulum, sitoplazmada besin dolaşımını, yağ ve hormon sentezini sağlayan, hücre zarı ve çekirdek zarı arasında yer almış bir sıra karışık kanallar sistemidir. Üzerinde ribozom bulunmayanlarına “taneciksiz(granülsüz) endoplazmik retikulum” denir ki, burası steroid hormon salgılayan hücrelerde steroid yapımının, diğer hücrelerde ise zehirsizleştirme olayının gerçekleştiği yerdir.

Plastitler

Yalnızca bitki hücrelerinde bulunurlar. Plastitler; Kloroplastlar, Kromoplastlar ve Lökoplastlar olmak üzere üçe ayrılır:
  • Kloroplastlar,parlak turuncu,sarı veya kırmızı renkli,yağda çözünen pigmentleri taşıyan plastitlerdir.Kromoplastlar çiçeklerde,olgun meyvelerde,sebzelerde ve yüksek yapılı bitkilerin köklerinde bulunur.Söz gelimi;havuçta karoten,limonda ksantofil,domateste likopen pigmentleri (renk maddeleri)oluşur.Kromoplastlar,kloroplastların değişmesi ile oluşur.Sonbaharda yaprakların sararması,klorofil pigmentinin yapısının bozulup kloroplastların kromoplasta dönüşmesinden ileri gelir
  • Kromoplastlar, renkli plastitlerdir. Turuncu renkte olanlara “karoten”, sarı renkte olanlara “ksantofil”, sarımsı kırmızı olanlara da “likopen” denir. Havuç ve domates gibi meyve ve sebzelerin kendine has renklerini verirler.
  • Lökoplastlar, renksizdirler. Bitkilerin ışık görmeyen kısımlarında (kök, yumru vb.) bulunurlar. Nişasta depolarlar. Fotosentez sonucu oluşan glikoz, iletim sistemi aracılığıyla depo yeri olan lökoplastlara gelir. Burada glikoz molekülleri birleşerek nişasta molekülleri meydana gelir. Nişastanın sentezi esnasında, su açığa çıkar. “n” sayıda glikoz molekülünün birleşmesi esnasında (n-1) sayıda H2O(su) molekülü açığa çıkar. Nişasta taneciklerinin şekil ve büyüklükleri bitkinin çeşidine göre farklılık gösterir.

Ribozomlar

Ribozomlar, endoplazmik retikulum kanalcıkları boyunca sıralanmış ve sitoplazmada dağınık olarak bulunan protein sentezinin başladığı yapılardır. Yaklaşık 150 Angström çapındadırlar. Yapılarının % 65’i RNA (ribonükleik asit) ve % 35’i proteindir. Ribozom yardımı ile sentezlenen proteinler endoplazmik retikulum aracılığı ile hücre içi bölgelere veya hücre dışına iletilirler. Kısaca görevi protein sentezidir.
Bitki hücresi, hücre duvarı yeşil renkteHücre duvarı tüm bitki hücrelerinde görülen bir yapıdır. Hücre zarının dış tarafında bulunur ve selüloz yapılıdır. Bitki hücresi ni dış ve iç etkilere karşı direnç göstermesini sağlar (bitki hücrelerinde görülen turgor basıncı olayı, rüzgar v.s). Turgor haline geçen hücrenin şişip patlamasını önler. Bitki hücresinin belirli bir şekil almasını sağlar. Hücre duvarı üzerinde madde geçişini sağlamak için porlar bulundurur. Bu porlar seçici geçirgen yapı göstermez.
Fotosentez yapmamalarına rağmen çok hücreli mantarlarda da hücre duvarı görülür.

Vakuol (koful)



Kofullar, içleri kendilerine has bir özsu ile dolu yapılar olup bitki hücrelerinde hayvan hücrelerinden daha fazla bulunur. Genç hücrelerde küçük, yaşlı hücrelerde ise tek tek ve büyüktür. Kofullar plazmoliz ve deplazmoliz olaylarında rol oynarlar. Bir hücreli hayvanlarda, besinlerin sindirildiği besin kofulları ile fazla su ve zararlı maddelerin atıldığı boşaltım kofullarının hücre canlılığını koruma da önemli rolleri vardır.

kaynak
Rapor Et
Eski 24 Mart 2009, 17:14

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#5 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Alıntı:
bilimöğrencisi adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

ve bir hücrede başka canlılar varmıdır?varsa adları nelerdir?
bu kısmı anlamadım hücrede canlı derken?
Rapor Et
Eski 29 Eylül 2009, 17:19

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
arkadaşlar başka örneklerde var resim olarak hayvan,insan,bitki olarak
Rapor Et
Eski 1 Ekim 2009, 16:02

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
tek hücreli canlılar varmıdır?
Rapor Et
Eski 1 Ekim 2009, 16:05

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#8 (link)
fadedliver
Ziyaretçi
fadedliver - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

tek hücreli canlılar varmıdır?
TEK HÜCRELİLER


VİRÜSLER


Genellikle yapıları yönetici molekül ve protein kılıftan oluşmuştur.Virüsler ancak ''Elektron mikroskobu''

ile görülebilirler.Işık mikroskobu ile görülemezler.Bir virüs bakteriyle karşılaştırıldığında bakterinin yanında çok küçük bir boyuta sahiptirler.Bu boyut nm (nanometre,yani metrenin milyarda biri) birimi ile ölçülebilirler.

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} h1 {mso-style-next:Normal; margin-top:12.0pt; margin-right:0cm; margin-bottom:3.0pt; margin-left:0cm; mso-pagination:widow-orphan; page-break-after:avoid; mso-outline-level:1; font-size:16.0pt; font-family:Arial; mso-font-kerning:16.0pt;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {pageection1;} --> Virüsler genellikle 15 nm ile 450 nm arasında bir büyüklüğe sahiptir. Bu nedenle sadece elektron mikroskopunda görülür.
Hayatsal olmaması, yönetici moleküllerinin DNA veya RNA olabilmesi, konak hücre içinde canlı, hürce dışında cansız olmaları virüsleri prokaryot ve ökaryot hücrelerden ayırır.
Bitkilerde, hayvanlarda ve bakterilerde yaşayan virüsler hastalık etkenidirler.
Bakterilerde yaşayan virüslere BAKTERİYOFAJ veya FAJ denir. Konak olarak bakterileri kullanan fajlar, bakteri içine kendi DNA’sını gönderir. Protein kılıf dışarıda kalır. Virüs
DNA’sı bakteri içinde kendini eşler, yeni protein kılıflar oluşturur. Bakteri parçalanır, oluşan virüsler serbest kalır. Bazen de bakteri içine giren faj DNA’sı ona hiç zarar vermeden kalabilir ve birlikte yaşayabilirler. Bakteri bölünerek çoğaldıkça içindeki virüs DNA’sı da çoğalabilir.
Ökaryot çoğalan (hastalık yapan) virüsler genellikle hücreye yönetici molekülünü göndermez, olduğu gibi girer ve çoğalır. Hücre zarındaki glikoproteinlerin “virüs almaç”ı olarak da görev aldığı, bu yüzden her virüsün farklı dokuların hücrelerine girip çoğalabildiği sanılmaktadır.

Virüslerin yönetici moleküllerine azotlu bazların türevleri (daha büyük molekülü olanlar) katıldığı için konak hücrenin lizozom enzimlerine karşı dayanıklı olduğu tahmin edilmektedir.
Genellikle hayvansal virüslerde yönetici moleküller DNA, bitkisel virüslerde RNA’dır.
RNA ihtiva eden virüslerde enzim bulunur. Enzim sadece konak hücrenin zarını eritmekte kullanılır. Sarı humma virüsleri karaciğerde, kuduz virüsleri beyinde ve omurilikte, çiçek, kızamık, siğil virüsleri deride çoğalır.
Hücre canlı ve öldürülmüş virüslerde muamele edilirse İNTERFERON salgılar. Kızamık, kabakulak, kızıl hastalığı geçirenler kolay kolay bu hastalıklara yakalanmazlar.



BAKTERİLER


Prokaryot hücrelerdir. Monera alemi içinde yer alırlar. Dünyada bulunmadığı yer yok gibidir. Bakteriler 0.2-2 mikron genişliğinde 2.60 mikron boyunda canlılardır. Işık mikroskopunda yuvarlak (küre), virgül, çubuk, sprial şekillerde görülürler. Bakteriler bu şekillerine göre dört gruba ayrılırlar.

1. Küre biçiminde olanlar (Kok)
2. Çubuk şeklinde olanlar (Basil)
3. Burgu biçiminde olanlar (Spirillum)
4. Virgül şeklinde olanlar (Vibrio)

Koklardan ikişerli bulunanlara diplakok, tesbih dizisi gibi olanlara streptokek, üzüm salkımı gibi olanlara stafilokok denir. Koklar ve basiller koloni meydana getirirken sprilillumlar nadir koloni oluşturur.
Bakterilerin gram boyası ile boyananlarına gram(+) pozitif, boyanmayanlarına gram(-) negatif adı verilir.

Yapısı: Bakteriler bir zar ile, bu zar üzerindeki güçlü ve sert bir hücre çeperi ile örtülüdürler. Hücre çeperi protein ve karbohhidratlardan yapılmıştır. Bu çeper mumsu ve sümüksü yapıdadır. Bu çeper hücrenin korunmasını ve belli bir şekilde olmasını sağlar. Çoğu bakteride çeper yapısında seliloz bulunmaz. Bazı bakterilerde çeper dışında kapsül bulunur. Kapsül çoğunluk karbonhidratlardan oluşmuş bir yapıdadır. Yapışkan ve hücreyi koruyucu özelliktedir. Kapsüllü bakterilerin çoğu hastalık yapıcıdır. Bakterilerin içinde ortalama % 90’ı su olan stoplazma bulunur. Bakterilerde çekirdek zarı ve çekirdekçik yoktur. Tipik bir mitoz bölünme görülmez. Çekirdek materyali stoplazma içinde yer alır. Hücrenin kromozomları stoplazma içindeki DNA dır. Koromozomları daima monoploid (n) sayıdadır. Stoplazma içinde glikojen protein ve yağ tanecikleri bulunur. Ribozom ve kofullar küçük ve stoplazma içine dağılmış durumdadır. Bakterilerde mitokondri, kloroplast, golgi aygıt, endoplazmik retikulum gibi zarla çevrili organeller bulunmaz. Mitokondri yerine mezozom, kloroplast yerine tilakoit denilen zar kıvrımları bulundurur.


Bakteri içinde metabolik olayların düzenlenmesini sağlayan enzimler stoplazmik içinde bulunur. Bir kısmıda hücre zarının iç yüzeyinde dizili olarak bulunur. Bu sayede sıvı içinde yüzerek hareket ederler. Ancak toz taneciklerine, su damlacıklarına tutunarak uzak mesafelere taşınabilir.

Beslenmeleri: Bakteriler beslenmeleri bakımından çok çeşitlilik gösterir. Ototrof olanları arasında fotosentez ve kemosentez yapanları bulunur. Fotosentez yapanlara fotosentetik bakteriler (örneğin kükürt bakterileri), kemosentez yapanlara kemosentetik bakteriler (örneğin azot bakterileri) adını alır.
Heterotrofların sarofit (çürükçül) olanları, parazit olanları vardır.
Çürükçül olanlardan büyük bir kısmı faydalı bakterilerdendir. Bu bakteriler bitki ve hayvan artıklarını parçalayarak, organik ve inorganik maddeler haline çevirerek yeniden kullanılmalarını sağlarlar. Saprofit bakteriler organik maddeleri hücre dışı sindirim ile parçalayan gelişmiş bir enzim sistemine sahiptir.
Bazıları üzerinde yaşadığı konak canlıya fayda sağlar. (Mutualizm). Parazit bakterilerden insanda hastalık meydana getirenlere PATOJEN BAKTERİLER denir. Bunlardaki endotoksin ve ekzotoksin denilen maddeler konak canlıya zarar verirler. Parazitlerin ortama en iyi uyum sağlayanları konak canlıyı öldürmeyenleridir.

Solunum: Bakterilerin çoğu oksijenli solunum (aerob) yapar. Bununla ilgili enzimler mitokondri yerine hücre zarı üzerinde bulunur. Bazı bakteriler ise oksijensiz ortamda yaşayabilir, (anaerob) örneğin taşınınca ölürler. Bir kısmı da hem oksijenli, hem de oksijensiz ortamda yaşayabilir. Normal olarak, oksijenli ortamda yaşayanlar kısa bir süre oksijensiz ortamda yaşayabilen bakteriler bulunur. Bu tip bakterilere geçici anaerob bakteri adı verilir. (Örneğin tifobasili). Normal olarak oksijensiz ortamda yaşayan, ama kısa bir süre için oksijenli ortamda yaşabilen bakterilere de geçici aerob adı verilir. (örneğin E. coli bakterileri)

Üreme: Bakteriler bölünerek (Eşeysiz olarak) çoğalırlar (mitozla geometrik oranda artar). Bakteriler uygun şartlarda çok hızlı bölünürler. Bir bakteri 20 dakikada bir bölünerek geometrik dizi ile artar. Ancak bu hızlı artış bir süre sonra su ve besinlerin bitmesi ve zararlı artıkların ortamda giderek çoğalmasıyla yavaşlar, populasyonun büyüme oranı da giderek azalır. Bakteriler zaman zaman (iki bakteri yan yana gelerek) eşeyli üreme yaparlar. (Aralarındaki stoplazmik köprü ile gen alış verişi yaparlar.) Bakterilerin bu şekildeki eşeyli üremesine KONJUGASYON adı verilir.
Uygun olmayan ortamlarda bakteriler ENDOSPOR oluşturarak varlıklarını sürdürürler. Şartlar düzelince canlılık faliyetlerini hızlandırıp çoğalabilirler.

BİR HÜCRELİ CANLILARA ÖRNEKLER
Bir hücrelilerin hepsi sularda yaşarlar.
Kökbacaklılar
Örnek : Amip
Özellikleri:
— Vücudun belli bir şekli yoktur.
— Beslenme ve hareketleri yalancı ayaklarla olur.
— Eşeysiz olarak bölünmeyle çoğalırlar

Kamçılı hayvan
Örnek : ÖGLENA
Özellikleri :
— Kloroplastları vardır. Fotosentez yaparlar.
— Işığa duyarlı göz lekeleri vardır.
— Kamçıyla yüzerek hareket ederler.
— Eşeysiz olarak bölünmeyle çoğalırlar.
— Hem bitki hem de hayvan özelliği gösterirler.

SPORLULAR
Örnek : Sıtma Plazmodyumu
Özellikleri :
— Hepsi parazittir
— Hareket organelleri yoktur.
— Eşeysiz olarak sporlanarak çoğalırlar
— Sıtma plazmodyumu “anofel” denilen sivrisineklerin tük-
rük bezinde yaşar. Sivrisineğin insan kanını emmesiyle
insana bulaşır. İnsanda “sıtma hastalığı” nı yaparlar.
Sıtma hastalığı “kinin” denilen ilaçla tedavi edilir.

HAŞLAMLILAR
Örnek : Terliksi hayvan (paramezyum)
Özellikleri :
— Hareketleri kirpiklerle(ince titrek tüyler) olur.
— Eşeysiz olarak bölünerek çoğalırlar.
— Besinlerini ağızla alırlar.
— Boşaltım kontraktil kofullarla olur.
— Bir hücrelilerin en gelişmiş örneğidir.
hucrecesitlri


AŞI ve SERUM


Bağışıklık:
Vücudun herhangi bir hastalık etkenine karşı dayanıklılık kazanmasına bağışıklık denir. Bağışıklık iki şekilde olur.

1. Doğal bağışıklık: Canlıların doğuştan getirdikleri ve onları mikroplara karşı koruyan, canlının çeşitli özelliklerine (yapısal, genetik) bağlı olan bağışıklıktır.

2. Kazanılmış bağışıklık: Canlıların hastalık etkeni ile karşı karşıya kalmasıyla ortaya çıkan ve oluştuğu canlıda etkili olan yani sonradan kazanılan bir bağışıklıktır.

Antijen: Kan ve lenf sıvısına girdiğinde, lenfositlerin antikor üreterek cevap verdiği yani savunmaya geçtiği her yabancı madde antijendir. Antijen, yerine göre yabancı bir kan proteini olabildiği gibi, bakteri zarı veya virüs protein kılıfı vb. olabilmektedir.
Antikor: Vücuda giren, antijen dediğimiz yabancı maddelere karşı lenfositlerin ürettiği protein yapıda savunma molekülleridir. Organizma milyonlarca çeşit antijene karşı antikor oluşturabilir.

Toksin: Organizmada çeşitli canlılık reaksiyonlarını inhibe eden (engelleyen), başka bir deyişle zehir etkisi görülen çeşitli maddelere denir.
Antitoksin: Vücudun dışarıdan giren veya vücuttaki mikropların açığa çıkardığı toksinlere, zehirlere karşı lenfasitlerin açığa çıkardığı protein yapıda moleküllere, pan zehirlere denir.

a) Aktif Bağışıklık: Hastalık etkeni ile karşı karşıya kalmış canlının kendi savunma gücüyle ortaya çıkan bağışıklıktır. Yavaş yavaş gelişir, fakat bir defa ortaya çıktıktan sonra uzun sürer.
Bu tip bağışıklık, hastalığı geçirmekle veya aşılanmak suretiyle sağlanır.
Çiçek, kızamık, kızamıkçık, BCG aşıları canlı aşılardır.
Difteri ve tetanoz da etkeninin eksotoksinlerinden hazırlanan aşılar ise toksoid (Anatoksin) aşılardır.
Aşı yapılan insan vücudunda akyuvarlar tarafından antikor üretilir. Kan antikor bakımından zenginleşir. Böylece vücuda girecek mikroplar öldürülür.

b. Pasif Bağışıklık: Hastalık etkeni ile karşı karşıya kalmış canlının vücudunda gelişen antikorların, korunması istenilen canlıya geçmesiyle oluşan, etkisi kısa süren bağışıklıktır. Çünkü aktarılan antikorların, (korunması istenilen) yenisi yapılmadığı için birkaç hafta sonra parçalanır. Pasif bağışıklık sağlamada serumlar kullanılır.
Antikor kanın serum kısmında bulunmaktadır.

Serum: Belirli bir antijene (mikrop, yabancı madde) karşı aktif bağışıklık kazandırılmış bir başka insan veya hayvan kanından elde edilen kanın sıvı kısmıdır.

Serumda iki ana kısım bulunur. Bunlar;
Besleyici kısım: Protein, inorganik tuz, şekerdir.
Koruyucu kısım: Antikor veya antitoksindir.
Pasif bağışıklığın bir diğer şekli annede oluşan antikorların plasenta yolu ile çocuğa geçmesidir. Bu şekildeki anneden çocuğa antikor geçmesi ile doğuştan pasif bağışıklık sağlanır. Bu tip bağışıklık ortalama 4 - 6 aydan sonra hızla azalarak kaybolur. Bu bağışıklık çocuğu ilk aylarda enfeksiyonlara karşı korur.


PARAMESYUM (TERLİKSİ HAYVAN)

Beslenme - Sindirim - Taşıma:

Heterotrof bir canlı olduğundan ihtiyacı olan organik maddeleri dış ortamdan alır. Besinler, etrafı siller ile örtülü HÜCRE AĞZINDAN alınır. HÜCRE YUTAĞINA itilir. Stoplazmaya ulaştırıldığında çevresinde bir koful oluşur. Buna BESİN KOFUL denir. Besin kofulu stoplazma içinde dolaştırılarak besinler sindirilir. Stoplazmada sentezlenen sindirim enzimlerinin besin kofulları içine geçerek protein, yağ ve karbohhidratlar gibi besinleri yapı birimleri olan amino asit, gliserin, yağ asitleri, glikoz gibi maddelere ayrıştırmasına SİNDİRİM denir. Besinlerin hücre içine alındıktan sonra sindirilmesine ise HÜCRE İÇİ SİNDİRİM adı verilir. Hücre içi sindirim sonucu oluşan bileşikler sindirim kofulunun stoplazmadaki sürekli hareketi sonucu stoplazmaya yayılır. Stoplazma hareketleri ile her tarafa dağılması sağlanır. Sindirim kofulu içinde kalan artıklar hücre anüsü yardımıyla dışarı atılır. Koful bu olaydan sonra dağılır.


Özümleme - Solunum - Boşaltım:
Sindirim sonucu oluşan ve stoplazmaya karışan ürünlerin hücrenin kendi yapı maddelerinin sentezinde kullanılmasına özümleme denir. Özümleme sonucu organizma kendi yapısına uygun proteinler, yağlar, nükleik asitler, karbonhidratlar elde edilir.

Suda çözünmüş olarak bulunan oksijen diffüzyon ile stoplazmaya geçer. Stoplazma içinde glikoz, amino asitler gibi küçük moleküller enzimlerinde yardımıyla oksijenli ortamda parçalanarak CO2 , su gibi maddelere ayrışır. Bu esnada açığa çıkan enerji ile ATP sentezlenir. Bu olaya hücre solunumu adı verilir. Solunum sonucu oluşan ATP enerji gerektiren olaylarda kullanılır. Hücrede geçen biyokimyasal olaylar sonucu oluşan CO2, H2O, NH3 gibi artık ürünlerin dışarı atılmasına boşaltım denir. CO2 ve NH3 paramesyumda diffüzyon ile hücre zarından dışarı atılır. Su ise kontroktil koful adı verilen özel bir organel ile dışarı atılır. ancak bu olay ATP harcanarak boşarılır. Bütün canlılar ve hücreler hücre için madde konsantrasyonunu belirli sıvılar içinde tutarak canlılıklarını sürdürür. Bu olaya Homeostazi denir. Söz gelişi paramesyumda su diffuzyonla hücreye girer. Hücredeki su yüzdesi belli bir düzeyin üzerine çıkar. Kontraktil kofullar suyun fazlasını devamlı dışarı pompalar. Böylece iç şartlardan biri olan su konsantrasyonu devamlı değişmez tutulur.
kaynak
Rapor Et
Eski 1 Ekim 2009, 18:34

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#9 (link)
gülbeniz
Ziyaretçi
gülbeniz - avatarı
acil]kaç çeşit hücre vardır şemalı anlatım
Rapor Et
Eski 1 Ekim 2009, 18:48

Hücre hakkında bilgi verir misiniz?

#10 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Alıntı:
gülbeniz adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

acil]kaç çeşit hücre vardır şemalı anlatım
Hücre çeşitleri

Prokaryotik hücreler

Ana madde: Prokaryot
Bakteriler ve mavi-yeşil alglerdeki hücre tipleri bu gruba girer. Bunların çekirdek zarı ile çevrili çekirdekleri yoktur. Sitoplazmalarında mitokondri gibi zarlı organeller yoktur. Kalıtım maddesi olan DNA sitoplazma içerisine dağılmış durumdadır. Ribozomları vardır. Bu hücrelerin hayati faaliyetleri sitoplazmada ve hücre zarında gerçekleşir.

Ökaryotik hücreler

Ana madde: Ökaryot
240px-Oocyte_granulosa_cells magnify-clip
Bir yumurta hücresi (oosit)


Ökaryotlar (Lat. Eukaryota), "organel zarı" bulunduran organizmaları, dolayısıyla çekirdek materyali hücrenin sitoplazmasına dağılmamış olduğundan da gerçek çekirdeğe sahip organizmaları kapsayan canlı âlemidir. Karyon Latince'de "çekirdek" anlamını verir -eu ön takısı da "gerçek" demektir.
Kalıtsal materyal, hücre içerisinde belirli bir zarla çevrilmiş çekirdeğin içinde bulunur. Kromozomlar DNA'dan ve proteinden oluşmuş olup, mitozla bölünürler. Ökaryotlar, sitoplazmalarında karmaşık organeller bulundururlar. Ökaryotik hücreler, Prokaryotlara göre çok gelişmişlerdir, hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve protistler âlemlerini kapsar.
vikipedi
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.387 saniyede (88.09% PHP - 11.91% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 19:21
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi