Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Divan-ı Hümayun nedir?

Gösterim: 71432 | Cevap: 29
  • divan i humayun
  • divan i humayun nedir
  • divani humayun
Misafir
Cevaplanmış   |    2 Eylül 2009 23:20   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
divan ı hümayun kimdir
En iyi cevap Blue Blood tarafından gönderildi

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

divan ı hümayun kimdir

Divan-ı Hümayun
Divan, İslam devletlerinde yönetimle ilgili önemli konuların görüşülüp karara bağlandığı kuruldur. Başlangıçta bir devlet dairesi niteli­ği taşıyan divanlar sonraları İran devlet gele­neğinin de etkisiyle kurul biçimine dönüşmüş­tür. Zamanla sayıları artan, görev ve yetkileri farklılaşan divanlar uzun süre İslam devletle­rinin en önemli yönetim organı olma nitelikle­rini korumuşlardır.
İslam tarihinde ilk divan ikinci halife Hz. Ömer döneminde (634–644) kuruldu. Devlet gelirlerinin ve giderlerinin kaydedilmesi işle­rini yürüten bu divan daha sonra bütün mali işleri yöneten bir daire durumuna geldi. Emeviler döneminde (661–750) divanların sayısı artmaya başladı. Devlet merkezi Şam'da bu­lunan ve ekonomik işleri yönetmekle görevli olan "Divanü'l-Harac" giderek ana divan du­rumuna geldi ve "el-Divan" adıyla anılmaya başlandı. Merkezde çeşitli devlet işlerini yü­rüten divanların yanında eyaletlerde de di­vanlar kuruldu. Abbasiler dönemi (750–1258) ise divanların yetki ve görevlerinin kesin ola­rak birbirinden ayrılarak belirlendiği, büyük bir imparatorluk durumuna gelen devletin artan gereksinmelerine göre birçok yeni divanın kurulduğu, eskimiş olanların da kaldırıldığı bir dönemdir. Abbasiler'deki başlıca divan­lar, ekonomik işlerle uğraşan "Divanü'l-Harac", zekât gelirini toplayan "Divanü's-Sadaka", askeri işlere bakan "Divanü'l-Ceyş", devlet görevlilerinin ücretlerini düzenleyen "Divanü'n-Nafaka", saray giderlerini yöneten "Divanü'l-Hazine", posta ve gizli haberalma işlerine bakan "Divanü'l-Beridi" ile mali de­netimle görevli "Divanü'z-Zimem"di. "Divanü's-Sır" ise devletin önemli iç ve dış sorunla­rıyla ilgili kararları alan üst kuruldu. Abbasiler'de halkın çeşitli konulardaki yakınmaları­nı dinleyen ve bunları halifeye ileten "Divanü'l-Mezalim" adlı bir kurul daha vardı. Hali­feler divan toplantılarına katılmazlar, isterler­se toplantının yapıldığı salona bakan yüksek bir yerde oturup görüşmeleri pencere arkasın­dan izlerlerdi.
Abbasiler döneminde ve sonrasında kuru­lan İslam devletleri büyük ölçüde Abbasi di­van geleneğini sürdürmüşlerdir. Büyük Sel­çuklularda devletin en yüksek yönetsel kuru­luna "Divanı Âlâ" denirdi. "Divan-ı Âlâ"nın altında resmi yazışmaları yürüten "Divan-ı İn­şa" ve "Divan-ı Tuğra" adlı iki divan bulunur­du. Mali kayıtları "Divan-ı İşraf-ı Memalik" tutar, mali denetimi de "Divan-ı Nazar-ı Me­malik" yapardı. Askerlik işlerini "Divan-ı Arz" ya da "Divan-ı Ceyş" denilen kurul yü­rütürdü. Anadolu Selçukluları da Büyük Sel­çuklulardan aldıkları bu kurulları bazı ad değişiklikleriyle aynı biçimde korumuşlardır. Anadolu Beylikleri ile Akkoyunlular ve Karakoyunlular'da da benzeri kurumların varlığı bilinmektedir.
Osmanlı Devleti'nde küçük bir beylik ola­rak kurulduğu yıllarda divana benzer bir ku­rul yoktu. 15. yüzyılın ortalarına doğru mer­kezi devlet örgütü oluşunca divan da ortaya çıkmıştır. Osmanlılar'da önceki İslam devletlerinden farklı olarak bütün yönetim görevle­rini tek bir divan üstlenmişti. "Divan-ı Hümayun" adı verilen bu kurulun asıl üyeleri sadra­zam, kubbealtı vezirleri, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, Nişancı, Anadolu ve Rumeli defterdarları ile Rumeli Beylerbeyi idi. Yeni­çeri Ağası ile Kaptan-ı Derya ancak vezir rüt-besindeyseler Divan-ı Hümayun üyesi olabi­lirlerdi. Divan-ı Hümayun'un ayrıca kendi ör­gütü ve Reisülküttab'ın başkanlığında çalışan birçok görevlisi vardı. Yönetimle, yargıyla, maliyeyle ve ekonomiyle ilgili konularda dev­letin en üst karar organı olan Divan-ı Hüma­yun aynı zamanda halkın yakınma ve dilekle­rini de dinlerdi. Verdiği kararlar padişahın onayıyla kesinleşir ve yürürlüğe girerdi.
Divan-ı Hümayun Topkapı Sarayı'nda Kubbealtı denilen yerde toplanırdı. Kanuni Sultan Süleyman dönemine (1520–66) kadar Divan-ı Hümayun toplantılarına padişahlar başkanlık etmiş, ondan sonra bu görevi sadra­zamlar yürütmüşlerdir. Padişahlar ise toplan­tıya katılmayıp görüşmeleri kafes arkasından izlemekle yetinmişlerdir.
Divan-ı Hümayun genellikle haftada dört gün (cumartesi, pazar, pazartesi, salı) topla­nır, kararlar da padişahın onayına pazar ve salı günleri sunulurdu. Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayun'dan başka sadrazamın baş­kanlık ettiği divanlar da vardı. Sadrazam ko­nağında toplanan bu divanlardan "İkindi Di­vanında Divan-ı Hümayun'da görüşülmesine gerek duyulmayan daha önemsiz işler karara bağlanırdı. Sadrazam "Çarşamba Divanı"nda başkent İstanbul'un çeşitli sorunlarıyla uğra­şır, "Cuma Divanf'nda ise yalnızca davalar dinlenir, önemli görülenler Divan-ı Hüma-yun'a götürülürdü. Eyaletlerde beylerbeyleri­nin başkanlığında toplanan ve "Eyalet Diva­nı" denilen kurullar Divan-ı Hümayun'un kü­çük birer örneği gibiydiler. Eyalet Divam'nda alınan kararlar Divan-ı Hümayun'a bildirilir­di. Ayrıca bu kurulun kararını beğenmeyen­ler Divan-ı Hümayun'a başvurabilirlerdi.
17. yüzyılın ortalarından sonra Divan-ı Hü­mayun'un önemi azalmaya başlamış, buna karşılık sadrazamın yetkileri ve yönetimdeki gücü artmıştır. 18. yüzyılda giderek törensel bir kurul durumunu alan Divan-ı Hümayun çok seyrek toplanmaya başlamıştır. II. Mahmud'un (1808–39) merkezi devlet örgütünü yeniden düzenleme çalışmaları sırasında önce sadrazam divanları kaldırılmış, Divan-ı Hü­mayun'un yetki ve görevleri de başka kurumlara devredilmiştir. Divan-ı Hümayun bundan sonra işlerliği olmamakla birlikte varlığını ge­leneksel bir kurum olarak devletin sona erme­sine kadar sürdürmüştür.



MsXLabs.org & Temel Britannica

Blue Blood
2 Eylül 2009 23:33   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

divan ı hümayun kimdir

Divan-ı Hümayun
Divan, İslam devletlerinde yönetimle ilgili önemli konuların görüşülüp karara bağlandığı kuruldur. Başlangıçta bir devlet dairesi niteli­ği taşıyan divanlar sonraları İran devlet gele­neğinin de etkisiyle kurul biçimine dönüşmüş­tür. Zamanla sayıları artan, görev ve yetkileri farklılaşan divanlar uzun süre İslam devletle­rinin en önemli yönetim organı olma nitelikle­rini korumuşlardır.
İslam tarihinde ilk divan ikinci halife Hz. Ömer döneminde (634–644) kuruldu. Devlet gelirlerinin ve giderlerinin kaydedilmesi işle­rini yürüten bu divan daha sonra bütün mali işleri yöneten bir daire durumuna geldi. Emeviler döneminde (661–750) divanların sayısı artmaya başladı. Devlet merkezi Şam'da bu­lunan ve ekonomik işleri yönetmekle görevli olan "Divanü'l-Harac" giderek ana divan du­rumuna geldi ve "el-Divan" adıyla anılmaya başlandı. Merkezde çeşitli devlet işlerini yü­rüten divanların yanında eyaletlerde de di­vanlar kuruldu. Abbasiler dönemi (750–1258) ise divanların yetki ve görevlerinin kesin ola­rak birbirinden ayrılarak belirlendiği, büyük bir imparatorluk durumuna gelen devletin artan gereksinmelerine göre birçok yeni divanın kurulduğu, eskimiş olanların da kaldırıldığı bir dönemdir. Abbasiler'deki başlıca divan­lar, ekonomik işlerle uğraşan "Divanü'l-Harac", zekât gelirini toplayan "Divanü's-Sadaka", askeri işlere bakan "Divanü'l-Ceyş", devlet görevlilerinin ücretlerini düzenleyen "Divanü'n-Nafaka", saray giderlerini yöneten "Divanü'l-Hazine", posta ve gizli haberalma işlerine bakan "Divanü'l-Beridi" ile mali de­netimle görevli "Divanü'z-Zimem"di. "Divanü's-Sır" ise devletin önemli iç ve dış sorunla­rıyla ilgili kararları alan üst kuruldu. Abbasiler'de halkın çeşitli konulardaki yakınmaları­nı dinleyen ve bunları halifeye ileten "Divanü'l-Mezalim" adlı bir kurul daha vardı. Hali­feler divan toplantılarına katılmazlar, isterler­se toplantının yapıldığı salona bakan yüksek bir yerde oturup görüşmeleri pencere arkasın­dan izlerlerdi.
Abbasiler döneminde ve sonrasında kuru­lan İslam devletleri büyük ölçüde Abbasi di­van geleneğini sürdürmüşlerdir. Büyük Sel­çuklularda devletin en yüksek yönetsel kuru­luna "Divanı Âlâ" denirdi. "Divan-ı Âlâ"nın altında resmi yazışmaları yürüten "Divan-ı İn­şa" ve "Divan-ı Tuğra" adlı iki divan bulunur­du. Mali kayıtları "Divan-ı İşraf-ı Memalik" tutar, mali denetimi de "Divan-ı Nazar-ı Me­malik" yapardı. Askerlik işlerini "Divan-ı Arz" ya da "Divan-ı Ceyş" denilen kurul yü­rütürdü. Anadolu Selçukluları da Büyük Sel­çuklulardan aldıkları bu kurulları bazı ad değişiklikleriyle aynı biçimde korumuşlardır. Anadolu Beylikleri ile Akkoyunlular ve Karakoyunlular'da da benzeri kurumların varlığı bilinmektedir.
Osmanlı Devleti'nde küçük bir beylik ola­rak kurulduğu yıllarda divana benzer bir ku­rul yoktu. 15. yüzyılın ortalarına doğru mer­kezi devlet örgütü oluşunca divan da ortaya çıkmıştır. Osmanlılar'da önceki İslam devletlerinden farklı olarak bütün yönetim görevle­rini tek bir divan üstlenmişti. "Divan-ı Hümayun" adı verilen bu kurulun asıl üyeleri sadra­zam, kubbealtı vezirleri, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, Nişancı, Anadolu ve Rumeli defterdarları ile Rumeli Beylerbeyi idi. Yeni­çeri Ağası ile Kaptan-ı Derya ancak vezir rüt-besindeyseler Divan-ı Hümayun üyesi olabi­lirlerdi. Divan-ı Hümayun'un ayrıca kendi ör­gütü ve Reisülküttab'ın başkanlığında çalışan birçok görevlisi vardı. Yönetimle, yargıyla, maliyeyle ve ekonomiyle ilgili konularda dev­letin en üst karar organı olan Divan-ı Hüma­yun aynı zamanda halkın yakınma ve dilekle­rini de dinlerdi. Verdiği kararlar padişahın onayıyla kesinleşir ve yürürlüğe girerdi.
Divan-ı Hümayun Topkapı Sarayı'nda Kubbealtı denilen yerde toplanırdı. Kanuni Sultan Süleyman dönemine (1520–66) kadar Divan-ı Hümayun toplantılarına padişahlar başkanlık etmiş, ondan sonra bu görevi sadra­zamlar yürütmüşlerdir. Padişahlar ise toplan­tıya katılmayıp görüşmeleri kafes arkasından izlemekle yetinmişlerdir.
Divan-ı Hümayun genellikle haftada dört gün (cumartesi, pazar, pazartesi, salı) topla­nır, kararlar da padişahın onayına pazar ve salı günleri sunulurdu. Osmanlı Devleti'nde Divan-ı Hümayun'dan başka sadrazamın baş­kanlık ettiği divanlar da vardı. Sadrazam ko­nağında toplanan bu divanlardan "İkindi Di­vanında Divan-ı Hümayun'da görüşülmesine gerek duyulmayan daha önemsiz işler karara bağlanırdı. Sadrazam "Çarşamba Divanı"nda başkent İstanbul'un çeşitli sorunlarıyla uğra­şır, "Cuma Divanf'nda ise yalnızca davalar dinlenir, önemli görülenler Divan-ı Hüma-yun'a götürülürdü. Eyaletlerde beylerbeyleri­nin başkanlığında toplanan ve "Eyalet Diva­nı" denilen kurullar Divan-ı Hümayun'un kü­çük birer örneği gibiydiler. Eyalet Divam'nda alınan kararlar Divan-ı Hümayun'a bildirilir­di. Ayrıca bu kurulun kararını beğenmeyen­ler Divan-ı Hümayun'a başvurabilirlerdi.
17. yüzyılın ortalarından sonra Divan-ı Hü­mayun'un önemi azalmaya başlamış, buna karşılık sadrazamın yetkileri ve yönetimdeki gücü artmıştır. 18. yüzyılda giderek törensel bir kurul durumunu alan Divan-ı Hümayun çok seyrek toplanmaya başlamıştır. II. Mahmud'un (1808–39) merkezi devlet örgütünü yeniden düzenleme çalışmaları sırasında önce sadrazam divanları kaldırılmış, Divan-ı Hü­mayun'un yetki ve görevleri de başka kurumlara devredilmiştir. Divan-ı Hümayun bundan sonra işlerliği olmamakla birlikte varlığını ge­leneksel bir kurum olarak devletin sona erme­sine kadar sürdürmüştür.



MsXLabs.org & Temel Britannica
buz perisi bu mesajı beğendi.
Denixius
3 Eylül 2009 00:20   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

divan ı hümayun kimdir

Arkadaşım hadi şunu anlarım: Divan-ı Hümayûn nedir? dersin, bunu anlarım. Sonuçta, bilmemek değil öğrenmemek ayıptır.. Ama sen Kimdir? demişsiniz... Hiç mi tarih dersi görmediniz? Atatürk Türkiye' yi kimlere emanet etmiş...
3 Eylül 2009 00:28   |   Mesaj #4   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP Özel Üye-VIP
Istanbul TR

61410
11.507 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 18-02-2009
Alıntı
Denixius adlı kullanıcıdan alıntı

Arkadaşım hadi şunu anlarım: Divan-ı Hümayûn nedir? dersin, bunu anlarım. Sonuçta, bilmemek değil öğrenmemek ayıptır.. Ama sen Kimdir? demişsiniz... Hiç mi tarih dersi görmediniz? Atatürk Türkiye' yi kimlere emanet etmiş...


Bu kadar sert yorumlara, daha doğrusu yorumlara ihtiyaç yok. Soru sahibinin yaşının küçük olabileceği ve öğrenmesi gereken bir konu olduğu varsayımından yola çıkılabilir.
buz perisi bu mesajı beğendi.
Denixius
3 Eylül 2009 00:33   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Bilmiyorum... Hiç değilse bir ansiklopedi gibi birşeye bakabilirdi.. Buraya direkt sorması (hatta şahsiyet olarak sorması beni biraz sinirlendirdi.)
Misafir
31 Mayıs 2010 14:34   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
divan i insa nedir
Misafir
7 Aralık 2011 21:56   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
divan ı hümayun toplantısı örnekleri
Misafir
21 Aralık 2011 20:29   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
osmanlı devletinde divan-ı hümayun ne zaman kuruldu?
Misafir
25 Aralık 2011 13:17   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
divan-ı hümayun'ün üyelrin görevleri nedir?
Misafir
28 Aralık 2011 15:09   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ya divan-ı hümayun un işçilerini çizip bitanesini seçip onu anlatacakmışişız yaaaaaaaaaaaaaaaa
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Divan-ı Hümayun nedir? Konusuna Benzer Konular

Divan-ı Hümayun'un üyeleri kimlerden oluşur?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 23
Son Mesaj: 17 Aralık 2013 13:16
Divan-ı Hümayun üyelerinin görevleri nelerdir?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 1
Son Mesaj: 26 Aralık 2012 09:20
Osmanlı Kurumları - Divan-ı Hümayun (Dîvân-ı Hümâyûn)
Gönderen: ThinkerBeLL Forum: Osmanlı İmparatorluğu
Cevap: 3
Son Mesaj: 22 Ağustos 2012 17:45
Divan-ı Hümayun hangi dönemlerde kullanılmıştır?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 1
Son Mesaj: 12 Aralık 2009 20:57
Cevap: 1
Son Mesaj: 12 Ocak 2009 10:16
Sayfa 0.354 saniyede 12 sorgu ile oluşturuldu