Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 1 Ekim 2009 (15:52) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
25243 kez görüntülenmiş, 37 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Nisan 2014 (09:16) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.55  |  Oy Veren: 11      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 8 Mart 2011, 18:26

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#21 (link)
misafir
Ziyaretçi
misafir - avatarı
yha yarına yaetiştirmem lazım yoksa öğretmenden bir ton laf işitecem
Rapor Et
Reklam
Eski 10 Mart 2011, 15:09

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#22 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
yarına lazımmmm benimdeeee
Rapor Et
Eski 14 Mart 2011, 19:33

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#23 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Barış, mutluluğun kaynağıdır bence. Barışın kardeşliğin olduğu yerlerde hep gülen yüzlere yer vardır.

Barış aslında bir geleceğin temelinide oluşturur.Bunu şöyle açıklayabiliriz:Eğer geçmi,şte yapılan birçok savaşın sonunda barış antlaşmaları yapılmasaydı, şu an başka ülkelerle çalışıp,kazanıp,büyüyemezdik. Veya şu an hala savaşlar devam etseydi, "Barış" kavramı olmasaydı sokaklara çıkıp hiç korkmadan rahatça gezip, dolaşabilirmiydik?

İşte barış o kadar önemli bir şey ki hayatımızı,geleceğimizi dahi yönlendirebiliyor. Gelecekte biz onlara belki de onlar bize muhtaç olacaklar. Fakat aramızda "kin,nefret,düşmanlık" kavramları oldukları sürece bunun bir önemi yok.

Mutlu olmak istiyorsakdallarımızı,yapraklarımızı barışa,kardeşliğe uzandıralım!
Rapor Et
Eski 25 Mart 2011, 15:08

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#24 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
off acil kompozisyon lazım çok acilll
Rapor Et
Eski 25 Mart 2011, 15:10

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#25 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Yurtta barış dünyada barış''cümlesi ne anlama gelir?
Atatürkün söylediği sözlerin anlamları
Yurtta Sulh Cihanda Sulh ne demek?
Dünyanın saygıyla andıgı nice milletlere ilham kaynagı olan Mustafa Kemal Atatürk`ün çok güzel bir sözüdür `yurtta sulh, cihanda sulh` Barışcıl bir toplum, barışcıl bir lider oldugu çok güzel vurgulamıştır. Yanlız Atatürk`ün keskin zekası bu kelimelere şöyle bir tehtitkar anlam yüklemiştir, kelimeleri kılı kırk yararcasına irdeleyen dünya liderlerine: `eger benim yurdumda barış(sulh) olursa dünyada da barış(sulh) olur.` Bu cümleyi bugün biz anlamasakda Türkiye`İle ilgili planları olanlar bunu çok iyi anlıyor...
Rapor Et
Eski 25 Mart 2011, 16:25

yurtta barış dünyada barış

#26 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Bizler Türk ulusu olarak büyük
acılara göğüs germiş, büyük zaferler kazanmış ve bugünlere en şerefli toplum
olarak gelmişizdir.



Toplum olarak büyük yaslar tutmak yerine, birbirimize destek olarak yaşadığımız
büyük acıları içimizde sindirmeye çalışıyoruz.




Öyle şanlı topraklardır ki üzerinde yaşadığımız, hangi diyardan gelinirse
gelinsin 'Ben Türküm' diyerek uğrunda canını seve seve verecek milyonlarca insan
var.Ve ne olursa olsun bu topraklarda asırlarca özgür kalacak geleceğimiz..



Büyük Türk' de diyor ya 'Ne Mutlu Türküm Diyene...' Türk doğmak değildir esas
olan, şerefli bir Türk olabilmekte bütün anlam, soyu ne olursa olsun insanın..



Biliyoruz ki yerlere göklere sığmayan büyük değerlerdir
özgürlük,cumhuriyet,Atatürk.. Küçücük yüreklerimizde büyük yerler kaplayıp,
içimizdeki çırayı alevlendiren..

Ve Atatürk'ün De Dediği Gibi Diyoruz Ki Yurtta Barış Dünyada Barış...
Rapor Et
Eski 5 Nisan 2011, 21:41

yurta barış dünyada barışla ilgili komposizyon lazım yardımcı olabilirmisiniz?

#27 (link)
misafir
Ziyaretçi
misafir - avatarı
yardım edin
Rapor Et
Eski 6 Mayıs 2011, 20:24

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#28 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
bannaaaaaaaa çok acil lazmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm
Rapor Et
Eski 1 Haziran 2011, 14:08

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#29 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
daha uzunu yok mu
Rapor Et
Eski 1 Haziran 2011, 14:12

"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır?

#30 (link)
DERUNİ
Ziyaretçi
DERUNİ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

daha uzunu yok mu
Yurtta Barış, Dünyada Barış

Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz


Ne garip bir tesadüf ve trajedidir ki, dünya yeni bir Dünya Barış Günü'nü yine savaşın acı, gözyaşı, vahşet ve yıkım getiren karanlık ortamında karşılamak zorunda kalıyor. Doğrudur; savaş bazen kaçınılması olanaklı olmayan en kötü seçenek olarak insanların ve ulusların karşısına çıkabilir. Bir insanın çok somut bir ölüm tehlikesi karşısında ve başka bir kurtuluş seçeneği kalmaması durumunda şiddet kullanması, hukuk sisteminde nasıl ''meşru müdafaa'' kabul ediliyorsa, uluslar açısından da ancak kendisine yönelik somut bir silahlı saldırı olması ve bu saldırıyı savaş yöntemi dışında saf dışı etme olanaklarının tükenmesi koşullarında savaş meşru kabul edilebilir.
Büyük Atatürk , hem bir ulusal kurtuluş savaşının önderi olarak hem de ''Yurtta Barış, Dünyada Barış'' belgisini benimsemiş bir devlet adamı olarak, bu dengeyi kendi yaşamında ve siyaset anlayışında en doğru biçimde somutlaştırmıştı. Atatürk, ulusların üstünlük yarışının savaşla değil, bilim ve teknoloji yoluyla sürmesi gerektiğini düşünen bir liderdi. Zira pek çok savaş görmüş, bu savaşların pek çoğundan da zaferle çıkmış bir lider olarak çok ama çok iyi biliyordu ki, savaşlar tüm insanlık ve uluslar için acı, yıkım, gözyaşı ve medeniyet için ise geriye gidiş demektir. Ne var ki ve ne yazık ki, özellikle son yirmi yıldır bazı çevrelerde büyük önderimizin bu ödünsüz barışçı ve bağımsızlıkçı yaklaşımından uzaklaşma eğilimi çok belirgin hale gelmiştir. Bu çevreler, ulusal çıkarımızla doğrudan hiçbir ilgisi olmamasına karşın bölgedeki savaşlara müdahil olmak heves ve isteği içindedirler. Hepimizin hafızasında çok tazedir; yine aynı çevreler, Irak Savaşı'nda tezkerenin geçmemesi karşısında çok hayıflanmışlar ve Irak'a askeri müdahalede bulunmamakla Türkiye'nin bölgede etkili olma olanağını kendi eliyle teptiğini iddia etmişlerdi. Oysa gerçek durum ve tablo bambaşkaydı.
Eğer Türkiye tezkereyi kabul etmiş olsaydı, Irak'ın güneyindeki Şii bölgesinde büyük bir kaosun ve kan davasının ortasına sürülecek; ABD ise yalnızca Irak'ın kuzeyine değil, aynı zamanda ülkemizin Güneydoğu'suna da yerleşme olanağına kavuşacaktı. Bu tablonun, Türkiye'yi kendi topraklarında bile egemenliğini kullanamayan ve birliği ciddi şekilde tehdit altında olan bir ülke haline getireceği açıktır. Avrupa'nın göbeğinde yıllarca süren hazin Bosna Savaşı'na bigâne kalıp, üç maymunu oynayan İslam ülkelerinin varlığı hafızalarda tazeliğini korurken Türkiye, bugün kaşla göz arasında Lübnan bataklığına sürüklenmek istenmektedir. Çok dinli ve çok parçalı özgün yapısı içinde yıllardır bir ulusal birlik kuramamış Lübnan'da ulusal bilincin ve birliğin nihayet gelişmekte olduğu bu dönemde, Türkiye'ye, kendi ülkemizin çıkarlarıyla, bölge ülkelerinin çıkarlarıyla, ulusal birliğe yürüyen Lübnan halkının çıkarlarıyla, evrensel insanlık değerleri ve çıkarlarıyla açık bir aykırılık taşıyan ABD ve İsrail patentli karanlık bir savaş senaryosunda jandarma rolü önerilmektedir. Ülkemiz, komşumuz olan bölge uluslarıyla karşı karşıya gelişi ve düşmanlaşmayı doğuracak olan bir maceranın içine çekilmek istenmektedir..
Böylesi bir dönemde Atatürkümüzün ''Yurtta Barış, Dünyada Barış'' felsefesini çok daha iyi düşünmeli ve özümsemeliyiz. Savaşlar bugüne kadar ne acıları dindirmiş ne de mutlulukları çoğaltmıştır; aksine, acıları derinleştirip mutsuzlukları pekiştirmiştir. Yakıp yıkmayı iş edinen, masumiyet ve insan avcısı karakteriyle savaşlar, elbette bir biçimde duruyor, yaralar sarılmaya, yıkıntılar onarılmaya çalışılıyor. Ama barışın ozanı Bertolt Brecht 'in dizeleriyle, savaşların sonunda şöyle bir tablo oluşuyor: ''Dost düşman sükût buldu / Yalnız analar ağlaşır / Ötede beride'' . Evet savaş anaların ağlaması, insanlığın ağlaması, barışın ağlamasıdır.
Bu nedenle 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde anlamsızlığın, insan ruhunu bölmenin büyük trajedisinin adı olan "Savaşlara Hayır!" diyoruz. Çünkü annelerin gözyaşlarına hayır diyoruz!




Yurtta Sulh, Cihanda Sulh Ne Demek?
Bugün rahmetli Atatürk''ün, "Ve aleykümselam!" diyerek son nefesini verdiği günün 67.yıldönümü.

Peki, Atatürk son nefesinde niye "Ve aleykümselâm!" demiştir? Ona o anda orada selâm veren bir kimse mi vardı? Hayır, o esnada başucunda doktorlar vardı ve o âna kadar ara sıra "Saat kaç?" diye soran Gazi''yi muayene ediyor, hatta, "Dilini uzatınız efendim!" ricasında bulunuyorlardı. Ama o, birdenbire kendini arka üstü yatağa attı, dişleri birbirine vuracak şekilde titremeye başladı.

İşte böyle bir anda Gazi:

" Ve Aleykümselâm!" dedi ve gözlerini yalan dünyaya ebediyen kapadı.

Müminler, Kur''an ve Hadislerde kişinin ölüm halleri hakkında verilen bilgilerden az buçuk haberdar olan her Müslüman bilir ki, insan için, Müslüman için, Mümin için en önemli şey işte bu "son nefes"tir. Ömrü cephelerde geçen, rahmetli Akif''in, "Bedr''in aslanları bile ancak bu kadar şanlı idi!" diye tasvir ettiği Çanakkale Zaferi''nin en önemli mimarı, Mondoros ve Sevr ile yeryüzünde bir tek bağımsız İslâm devleti kalmamışken Samsun''a çıkarak Milli Mücadele''yi başlatan ve bu mücadeleyi, adı Lozan olan zaferle noktalayarak İslâm''ı devletsiz bırakmayan Gazi''ye, 10 Kasım 1938''de Yüce Allah(c.c.) işte böyle, "Ve Aleykümselam" diyerek son nefesini vermeyi lütfetmiştir. Demek ki Melek Azrail Gazi''nin yanına gelince selâm vermiştir. Doğrusunu elbette Allah(c.c.) bilir, ama hadisenin fotoğrafı bunları söylemektedir.

Gerçek bu iken O''nun hakkında dinsizliğinden imânsızlığına kadar yapılmadık iftara kalmamıştır.

Bu da Cenab-ı Hakk''ın O''nu ne kadar sevdiğinin bir başka ispatıdır. Çünkü böylesine iftira yapan kim varsa namazından orucuna, zekâtından sadakasına kadar bütün hayır ve hasenatlarını da O''na hediye etmiş olmakta, böylece, Gazi''nin Mahkeme-i Kübra''daki hesabını kolaylaştırmaktadırlar.

Bu tür bühtanlar Atatürk''e sağ cenahtan yapılan saldırılardır.

Bir de sol cenahtan, yani laikliğe sığınarak onu neredeyse bir Fransız, bir Amerikalı gibi Batılı gösteren saldırılar vardır. Bunlar da Atatürk dostu değil, Atatürk katilleridir. Bu cenah, Atatürk''ü Atatürk''e sığınarak, âdeta sanki onun mirasını kullanarak saldırdıkları için Atatürk''ü bizzat Atatürk''le vuran, yani Atatürk''ün mirasını bizzat Atatürk''ün mirasını yok etmek için kullanan hainlerdir, gafillerdir, cahillerdir.

Çünkü bizzat Atatürk, "Türkiye hiçbir milleti taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikalılaşacak, ne batılılaşacaktır. O sadece özleşecektir!" demiştir. Yine o işte bu sebeple Patrikhane''yi "Fitne yuvası" olarak tanımlamış, yine o bu sebeple Mason Localarını, "Yabancı uşakları" diyerek kapatmış, işte o bu sebeple, Türk evladını Hıristiyan yapan Bursa Amerikan Koleji''nin kapısına kilit vurdurtmuştur.

Son dönemlerde Atatürk''e saplanan en büyük hançer de yine onun, "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözüdür. Bu sözü cahiller ve zavallılar yanlış anlamakta, hainler ise bu sözü, Türk milletini gaflet uykusunda tutmak için tekrarlayıp durmaktadırlar. "Atatürk''ün resimlerini devlet dairelerinden kaldırın" diyenler, "Atatürk''ün milli devlet anlayışını terk erdin" aklı verenler ne hikmetse ( tabii ki Türk milletini uyutmak için) Atatürk''ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözüne sarılmayı hiç ihmal etmemektedirler.

Oysa "Yurtta sulh, cihanda sulh" diyen Atatürk, aynı zamanda, "Allah nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve Adaları geri alacağım. Selânik de dahil Batı Trakya''yı Türkiye hudutları içine katacağım" diyen, yani, bir bakıma, İslâm''ın evrenselliği ile Türk''ün "Cihan hakîmiyeti" ve "Kızıl Elması"nı Türk milletinin önüne bir pusula gibi koyan bir tarihi şahsiyettir.

Evet, "Yurtta sulh, cihanda sulh!" demek, Türk''ün iç barışı sağladıktan ve emperyalistlerle boy ölçüşebilecek güce eriştikten sonra, "Benim dünya barışı için de söyleyeceklerim var!" demektir. Hatta, "Dünya barışı benden sorulur!" diye meydan okumaktır. Çünkü o, yani Türk, dünya barışını beş kıtada yüzyıllarca temin etmiş Osmanlı''nın mirasçısıdır. Yani dünya barışı Türk''e muhtaçtır. Türk Avrupa, Asya, Arabistan ve Afrika''dan çekildi çekileli ne Avrupa''da barış kalmıştır, ne Asya, ne Afrika, ne o uydurma bir tanım olan Ortadoğu''da barış kalmıştır.

Yani, "Cihanda sulh" demek, meselâ Irak''ı işgal eden ABD''ye, "Dur be pis emperyalist, senin bu yaptığın dünya barışı için bir büyük tehlikedir" deme iradesidir…

"Yurtta sulh, cihanda sulh" demek hele, öyle kafaya çuvalı geçirip, çevrende ve dünyada olup biteni görmezlikten gelmek, hele Kerkük, Telafer ve Kıbrıs''ta Türk''ün hakkı gasp edilir, kanı oluk oluk akıtılırken bön bön seyretmek, yahut İstanbul''un merkezinde Ortodoksların at oynatmasına göz yummak pısırıklığı, korkaklığı hiç değildir.

Evet, "Yurtta sulh, cihanda sulh" demek, Türk''ün dünkü, "Türk cihan hakimiyeti mefkûresinin" 2000''li yıllardaki yorumudur. Bu, Allah(c.c.) bilir, bizzat Allah''ın da muradıdır. Çünkü dünyaya nizam vermek, Haçlılara terk edilemez, dünyaya nizam vermek, emperyalistlerin insafına bırakılamaz.

Bırakılırsa, "Cihanda sulh" olmaz, olmadığı da yaşanarak görülmüştür, görülmeye devam edilmektedir.

Evet, bugün O''nun, "- Ve aleykümselam!" diyerek aramızdan ayrılışının 67.yıldönümü.

Mekânı ona cennet, hayatı da bize ibret olsun.


Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
"Yurtta barış dünyada barış" konulu kompozisyon çalışması nasıl yapılır? Konusuna Benzer Konular
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 6
Son Mesaj: 11 Kasım 2013 19:40
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 9
Son Mesaj: 27 Aralık 2012 13:37
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 16
Son Mesaj: 13 Kasım 2012 17:57
Gönderen: abidins Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 9 Kasım 2012 09:23
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 2
Son Mesaj: 30 Aralık 2010 17:31
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.148 saniyede (66.01% PHP - 33.99% MySQL) 14 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 08:44
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi