Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Günümüzde kullanılmayan deyimler ve hikayeleri hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 9 Ekim 2009 (20:19) tarihinde açılmıştır.
9393 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 1 Ocak 2014 (17:00) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 9 Ekim 2009, 20:19

Günümüzde kullanılmayan deyimler ve hikayeleri hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar Sponsorlu Bağlantılar
günümüzde kullanılmayan deyimler ve onun hikayeleri
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 9 Ekim 2009, 20:47

Günümüzde kullanılmayan deyimler ve hikayeleri hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
fadedliver
Ziyaretçi
fadedliver - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

günümüzde kullanılmayan deyimler ve onun hikayeleri
[SIZE=3"]Abanın kadri yağmurda bilinir.
Her şeyin bir değeri vardır. Bir şeyin gerçek değeri (kadri) ise, ona gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman ortaya çıkar.

Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş.
Yoksulluk ve sıkıntı içinde yaşayıp eziyet çekmekte olan kimseler, karşılaşacakları zor şartlardan endişe duymazlar. Çünkü onlar bu şekilde yaşamaya alışıktırlar.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.
Kimi görgüsüz ve eğitimsiz kimseler bir rastlantı sonucu lâyık olmadıkları önemli bir işin başına geçseler ya da bir mevki elde etseler, aptalca davranmaya, o yerin adamı gibi görünmeye ve böbürlenmeye başlarlar. Dahası, bunun kendi hakları olduğunu da ileri sürerler.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Kimi insanlar yaptıkları işten zevk duyarlar ve onu bırakmak istemezler; bu işi sürekli olarak, tekrar tekrar yapmaktan da hiç bıkkınlık duymazlar.

Abdalın dostluğu köy görünceye kadar.
Çıkarı için yakınlık gösterip dostluk kuran kimse, beklediği yararı elde ettikten, işini yürütecek başka yollar bulduktan sonra sizinle olan ilişkisini keser.

Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke`de bulunur.
Hemen herkesin ilgi duyduğu bir alanı, kendine özgü bir işi vardır. İlgi duyduğu alan ya da iş neredeyse kişi de orada bulunur.

Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.
Telâşla, sabırsızca ve ivedilikle yapılan işler genellikle kötü sonuçlar doğurur; kişiyi pişmanlığın içine iter.

Acele ile menzil alınmaz.
Telâşlanıp ivmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alacağımız, başarı kazanacağımız sanılmamalıdır. Bilinmelidir ki her işin bir süresi vardır.



Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Bir işin yabancısı olan, bir işe alışmamış, beceriksiz ya da anlayışsız kişi, kendisinden beklenen işi eksik yapar ve istenildiği gibi yerine getiremez; daha başlangıç anında veya en önemli yerinde işi bırakıverir.

Acıkan doymam (sanır), susayan kanmam sanır.
Uzun süre bir şeyin yokluğunu çekip ona ihtiyaç duyan kimse, o şeyden ne kadar çok elde ederse etsin tatmin olmaz; kendisine yetmeyeceği duygusu içinde bulunur.


Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.
Bir kimsenin acınmasına yol açar, başkalarını ona merhamete getirirseniz, o kimse yerli yersiz yardım dilemeye başlar ve gittikçe arsızlaşır; bunun yanında kimilerinin hakkını kısar, emeklerinin karşılığını vermez ve onları aç-yoksul bırakırsanız, onlar da hırsızlık yapmaya başlarlar.


Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır.
Onur kırıcı, sert, kötü sözler insanı öfkelendirir; sabrını taşırır, çileden çıkarır, hoş olmayan davranışlara sürükler. Bunun aksine yumuşak, tatlı, hoş sözler de öfkeli, geçimsiz, saldırgan insanları yatıştırabilir; zarar vermelerinin önüne geçip onları doğru yola sokabilir.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç, yemek yeme ihtiyacı olan, yemesi gereken kimsedir. Bu insanın düşüncesi de karnını doyurmaktır. Onun bu isteği kimi özürlerle giderilip geçiştirilemez, böyle yapılmak istenirse kimi anlamsız ve aşırı davranışlara kaymasına neden olunur. Çocuklar da bir şey istediler mi hemen onun yerine getirilmesini isterler, beklemek nedir bilmezler.

Aç (arık) at yol almaz, aç (arık) it av almaz.
İş gördürülen kimselerden verim umuluyorsa onlar aç, yoksul ve zaruret içinde bırakılmamalı, her yönden tatmin edilmelidirler.

Aç ayı oynamaz.
Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir; insan ya da hayvan olsun, çalışan mutlaka doyurulmalıdır.

Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
Yönetiminde bulunan, gözetiminde olan kimseleri maddî ve manevî yönden tatmin etmelisin. İnsanları bu yönlerden sıkıntıya düşürür, emeklerinin karşılığını vermez, kötü muameleye maruz bırakırsan yanlış yola saparlar; söz dinlemez olurlar, arsızlaşırlar.

Aç doymam, tok acıkmam sanır.
Uzun süre yokluk içinde olan aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, tatmin olmaz, yetmeyeceği duygusunu taşır. Tok, yani varlıklı insan ise var olanla yetinir gibidir, elindekilerin bir gün gelip tükeneceğini düşünmez, yeni kazanç yollarına başvurmaz, dahası elindekileri bilinçsizce harcamaya devam eder.

Aç elini kora sokar.
Aç ve yoksul insan, zorunlu ihtiyaçlarını gidermek için canı pahasına bile olsa her türlü tehlikeye atılmaktan çekinmez.
Aç gözünü, açarlar gözünü.
Uğraşılarında, giriştiğin işlerinde uyanık bulunup dikkatli olman gerekir; yoksa umulmadık, beklenmedik bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalabilirsin. Bu belâdan sonra aklın başına gelir ama iş işten geçmiş olur.

Açık ağız aç kalmaz.
Çalışan, didinen, ne istediğini bilen, bıkmadan usanmadan bunu dile getiren kişi geçim yolunu bulur; muhtaç duruma düşmez, aç kalmaz.

Açık yaraya tuz ekilmez.
Acısı ve derdi taze olan bir kimsenin üzüntüsünü artıracak söz ve davranışlardan kaçınmak gereklidir.

Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.
Kıymetli, yetenekli kimselerin bulunmadığı veya az bulunduğu bir yerde, kendinde az da olsa bir şey bulunan kimse böbürlenmeye, büyüklük taslamaya başlar.

Açılan solar, ağlayan güler.
Hayatta hemen her şey bir değişimin içindedir, olduğu gibi kalmayıp tersine dönebilir, güzel çirkinleşebilir; mutsuz mutlu, yoksul da zengin olabilir.

Açın gözü ekmek teknesindedir (olur).
İnsanın tek amacı, öncelikle kendisi için gerekli, yaşaması için zorunlu olan, yokluğunu çektiği şeyi elde etmektir.

Açın karnı doyar, gözü doymaz.
1. Bir şeyin uzun süren yokluğu açlık ve doyumsuzluk duygusuna iter insanı; bu insan hiç doymamış, aç kalacakmış gibi davranır; gözü nesnelerde kalır, o nesneleri kaybedecek sanısına kapılır. 2. İhtiraslı kişi elindekiyle yetinmez, daha fazlasını ister.



[/SIZE]
kaynak
Rapor Et
Eski 3 Mart 2012, 11:30

Günümüzde kullanılmayan deyimler ve hikayeleri hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Uzun zaman önceydi fakir fukara takımından bir adam ormanda açağ toplamaya gitmişti. Çalıların arasında bir hışırtı duydu..
Eğilip baktığında homurtuların minicik bir ayı yavrusundan geldiğini gördü.
" Peh Peh! Şuncağızın anası kimbilir nerelere gitti? En iyisi alayımd ben bunu! Biraz yedirir içirir, palazlandımı götürür pazara satarım" dedi.

Sonra da ayıcığı ensesinden, o kalın kürklü ensesinden kaptığı gibi, heybesine atıverdi.Eve ulaşan adam tüy yumağını evin ortasına salıverdi. Tabi evdeki çocuklar yavru ayıya bayılmışlardı. Çok sevindiler.
Ama evin hanımı elini beline koyarak:
" Ay gözü kör olmayasıca! Bu eve biz sığmıyoruz, sen bir ayı oğlu ayıyı hangi akılla tuttunda getirdin, dedi. Ben şu yavrucakların önüne bir tas çorba koymak için didinip duruyorum. Senin ayıcığa börekmi açıcam" dedi.

Adam:
" Hanım hele bi dur!" dedi. " Biraz büyüsün palazlansın, götürüp çarşıya satacağım! İyi para edermiş buncağızlar!" dedi.
Para lafını duyan kadının yüzü güldü.
" Eh ne yapalım, bi tas çorba da oncağızın önüne koyarız. Hemde sevaptır" dedi.

Aradan birkaç ay geçti. O minicik ayıcık irilendi. Ve pazara gitmeye hazır hale geldi.
Adam ayıyı önüne kattığı pazarın yolunu tuttu. Ayı ile adam az gittiler, uz gittiler dere tepe düz gittiler. Sonunda pazara ulaştılar.
Herkes eşek, koyun, tavuk, inek falan satarken bizimkisi ayı satıyordu. Herkes şaşırmıştı. Çok geçmeden öğlen vakti bir adam geldi ve pazarlığa başladılar.
Pazarlık o kadar uzun sürdü ki nerdeyse akşam olacaktı. Bu sırada bizim ayıcağızımız acıktı. Artık açlıktan yerleri eşeliyordu.
Satıcı ile müşterisi sonunda anlaşmaya vardılar. Adam tam elini kesesine atacaktı ki, gözlerini kısarak:
"İyi de, oynar mı bu kocaoğlan be ya!" dedi.
Adam müşterisini kaçırmamak için, hemen oracıkta yanlış olduğunu bile bile maalesef yalan söyledi:
" Oynar oynaaarrr! Her türlü oynamayı bilir. Ama oynatmadan önce karnını bir güzel doyuracaksın. Çünkü, aç ayı oynamaz!" dedi.
Rapor Et
Eski 1 Ocak 2014, 17:00

Günümüzde kullanılmayan deyimler ve hikayeleri hakkında bilgi verir misiniz?

#4 (link)
wwwxxxxyz
Ziyaretçi
wwwxxxxyz - avatarı
anlamları değil hikayelerini istiyoruz
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.181 saniyede (72.38% PHP - 27.62% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 03:31
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi