PC Görünümü Üye Ol
Forum Ana Sayfa
Soru-Cevap > Atatürk'ün tarihe verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?
«Önceki KonuSonraki Konu»
Misafir19:51, 10 Ekim 2009 
Atatürk ün tarihe werdiği önemi araştırırmısınız please
En iyi cevap Misafir tarafından gönderildi

Atatürk'ün Milli Tarihe verdiği önem.
Benzer Konular:
Etiketler:
  • ataturkun tarihe bakisi
Cevap
Misafir09:36, 11 Ekim 2009 
Atatürk'ün Milli Tarihe verdiği önem.
Cevap
Misafir20:29, 12 Ekim 2009 
Atatürk ve tarih'i kısaca açıklayabilirmisiniizz??
Cevap
fadedliver00:06, 13 Ekim 2009 
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
Atatürk ün tarihe werdiği önemi araştırırmısınız please
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
Atatürk'ün Milli Tarihe verdiği önem.
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
Atatürk ve tarih'i kısaca açıklayabilirmisiniizz??
ATATÜRK’ÜN TARİHE VERDİĞİ ÖNEM

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulup Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı olunca Türkiye'nin sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamında çağa uygun birçok reform yapıldı. Bunlar arasında en önemlisi de eğitim reformuydu. Biri ileriye, diğeri geriye dönük iki eğitim sistemi birlikte var olamayacağı için geriye dönük eğitim veren medreseler kaldırılıp, yerine tek tip eğitim veren ilkokul ve liseler açılmaya başlandı. Yüksekokul olarak yalnızca İstanbul Üniversitesi vardı, fakat o da günün koşullarına göre eğitim vermiyordu. Yeni açılacak yüksek okullarda eğitim yaptıracak kişilerin yetişmesi için Avrupa ve Amerika'ya gençler gönderildi. Onların yetişip geri gelmesi çabuk olmayacaktı kuşkusuz. 1933 yılından itibaren Yahudi profesör, uzman ve sanatçılar Hitler rejimi tarafından mevkilerini bırakmaya zorlanıyor, hayatları da tehlikeye girmeye başlıyordu. Başka ülkelerin kabul etmeye çekindiği bu değerli kişileri Atatürk Türkiye’ye davet ederek, İstanbul Üniversitesi ile yeni açılan fakülte ve yüksekokullara öğretim görevlisi tayin etti. O günkü şartlar son derece güç olduğu halde, geçimleri ve çalışmaları için en iyi imkânlar sağlandı. Böylece bir taraftan büyük bir eğitim seferberliği başlatılmış, diğer taraftan bu ünlü bilim insanları dünyaya kazandırılmış oldu. Tarih araştırmalarına ve özellikle Türk Tarihi araştırmalarına Atatürk büyük önem veriyordu. Türkler iklim değişiklikleri yüzünden yaşadıkları Orta Asya'yı bırakarak çeşitli yönlere göç etmişlerdi. Bu göçler ne zaman başlamış, nerelere kadar uzanmıştı? Türkiye topraklarında yaşayan en eski halklar kimlerdi? Bu yerlerde uygarlık nasıl gelişmiş veya kimler tarafından getirilmişti? Bunların eski Türklerle ilişkisi olabilir miydi? Türklerin dünya tarihindeki yeri ve rolleri nelerdi? Bu soruların karşılığını verebilmek için kaynaklara ulaşmak gerekiyordu elbette. Önce, var olan kaynaklar toplanarak arşiv, kütüphane ve müzelerde korunma altına alındı. O dönemde yalnızca İstanbul Arkeoloji Müzeleri'yle İzmir Müzesi ve Türk İslam Müzesi vardı ve yeni müzelerin açılması gerekiyordu. Atatürk, Cumhuriyet'in ilanını takip eden altı ayda, Osmanlı Devleti'nin kültür ve tarih hazinelerini saklayan Topkapı Sarayı'nın müzeye dönüştürülmesini istemişti. Ayasofya'nın tamir ve restore edilip Bizans Eserleri Müzesi olarak dünyaya açılması ise kamuoyunda büyük yankılar yaratmıştı. Bu olay hakkında Financial Times şöyle yazmıştı: "Atatürk'ün yüksek karakterini, geniş hoşgörüsünü, hakikat aşkını ve ülkesinin sosyal ve bilimsel bünyesinde meydana getirdiği çok yararlı gelişmenin derin izlerini hiçbir örnek Ayasofya Camii'nin Bizans Eserleri Müzesi yapılması kadar kanıtlayamaz". Atatürk'ün tarihe verdiği önemin bir diğer örneği de tekke ve zaviyelerin kapanması sırasında Mevlânâ Dergâhı'nı da müzeye dönüştürmesiydi. İstanbul'daki Resim Heykel Müzesi, Ankara'da Etnografya Müzesi, bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi olan Hitit Müzesi hep Atatürk'ün direktifleriyle kuruldu. "Tarih araştırmalarında arkeoloji ve antropoloji başta gelir. Tarih bu bilimlerin çıkardığı belgelere dayandıkça sağlam temelleri olur” diyen Atatürk, arkeolojinin tarih, Türkiye topraklarının da arkeolojik araştırmalar için bitmek tükenmez bir kaynak olduğunu bilmiştir. Türk toprakları altında yatan kültür hazinelerinin Türk arkeologlar tarafından çıkartılması ve halk tarafından değerlerinin bilinerek korunması için çeşitli olanaklar hazırlamıştır: Öncelikle Avrupa'ya arkeolojik eğitim almak üzere gençler gönderildi ve Türk Tarih Kurumu açıldı. Gençlerin yurtiçinde de arkeoloji eğitimi alabilmeleri için İstanbul Üniversitesi'nde Arkeoloji Eğitimi başladı. Daha sonra Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde de, yabancı öğretim üyeleri tarafından arkeoloji dersleri verilmeye başlandı. Atatürk tarih araştırmalarında arkeolojiyi önemli bir kaynak kabul ettiği gibi, eski eserleri koruma ve ortaya çıkarmada Türk Tarih Kurumu'nun yanında devletin, basının ve halkın el ele vermesini de amaçlıyordu. Bununla da yetinmedi, ölümünden sonra araştırma ve kazıların devam etmesi için bankadaki parasının önemli bir kısmını Türk Tarih Kurumu'na bıraktı. Atatürk her gittiği yerde müze ve ören yerlerini gezerdi. Antalya'da Aspendos Tiyatrosu'nu gördüğü zaman hemen onarılıp aynı amaçla kullanılmasını önerdi. 1935-36 yıllarında yapılan Alacahöyük ve Ahlatlıbel kazılarını yine Atatürk önermişti ve o günkü Türkiye'nin koşulları içinde büyük, Atatürk'ün deyimi ile küçük çapta olan bu kazılardan elde edilen zengin buluntular, Anadolu ve Ortadoğu kültür tarihi hakkında son derece önemli belgeler verip, gelecek kuşaklara yeni ufuklar açtı. 1936'da yine Atatürk'ün önerisiyle Trakya'da Prof. Arif Müfit'in başkanlığında yapılan araştırma ve kazılardan da çok önemli buluntular elde edildi. Bir zamanlar Doğu Trakya'nın başkenti olan Vize'de (Bizye) 1938'de yapılan kazıdan çıkan eserleri Atatürk hasta yatağında görmek istedi. Getirilen eserleri büyük bir zevkle izledikten sonra, "Kazılara devam ediniz, memleketimizin kültür zenginliklerini daha çok bulacaksınız" dedi. Atatürk'ün 15 yıl süren Cumhurbaşkanlığı süresinde, Türkiye'yi çağdaşlaştırmak için gerçekleştirdiği ancak yüzyıllara sığabilecek reformlar arasında arkeolojiye de yer vermesi, eskiçağ tarihine yeni ufuklar açtı.kaynak
Cevap
drawradar22:03, 17 Şubat 2010 
Arkadaşlar bana zamana verdiği önem lazım Herkese slm
Cevap
Misafir20:06, 18 Mart 2011 
ATATÜRK’ÜN TARİHE VERDİĞİ ÖNEM

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulup Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı olunca Türkiye'nin sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamında çağa uygun birçok reform yapıldı. Bunlar arasında en önemlisi de eğitim reformuydu. Biri ileriye, diğeri geriye dönük iki eğitim sistemi birlikte var olamayacağı için geriye dönük eğitim veren medreseler kaldırılıp, yerine tek tip eğitim veren ilkokul ve liseler açılmaya başlandı. Yüksekokul olarak yalnızca İstanbul Üniversitesi vardı, fakat o da günün koşullarına göre eğitim vermiyordu. Yeni açılacak yüksek okullarda eğitim yaptıracak kişilerin yetişmesi için Avrupa ve Amerika'ya gençler gönderildi. Onların yetişip geri gelmesi çabuk olmayacaktı kuşkusuz. 1933 yılından itibaren Yahudi profesör, uzman ve sanatçılar Hitler rejimi tarafından mevkilerini bırakmaya zorlanıyor, hayatları da tehlikeye girmeye başlıyordu. Başka ülkelerin kabul etmeye çekindiği bu değerli kişileri Atatürk Türkiye’ye davet ederek, İstanbul Üniversitesi ile yeni açılan fakülte ve yüksekokullara öğretim görevlisi tayin etti. O günkü şartlar son derece güç olduğu halde, geçimleri ve çalışmaları için en iyi imkânlar sağlandı. Böylece bir taraftan büyük bir eğitim seferberliği başlatılmış, diğer taraftan bu ünlü bilim insanları dünyaya kazandırılmış oldu. Tarih araştırmalarına ve özellikle Türk Tarihi araştırmalarına Atatürk büyük önem veriyordu. Türkler iklim değişiklikleri yüzünden yaşadıkları Orta Asya'yı bırakarak çeşitli yönlere göç etmişlerdi. Bu göçler ne zaman başlamış, nerelere kadar uzanmıştı? Türkiye topraklarında yaşayan en eski halklar kimlerdi? Bu yerlerde uygarlık nasıl gelişmiş veya kimler tarafından getirilmişti? Bunların eski Türklerle ilişkisi olabilir miydi? Türklerin dünya tarihindeki yeri ve rolleri nelerdi? Bu soruların karşılığını verebilmek için kaynaklara ulaşmak gerekiyordu elbette. Önce, var olan kaynaklar toplanarak arşiv, kütüphane ve müzelerde korunma altına alındı. O dönemde yalnızca İstanbul Arkeoloji Müzeleri'yle İzmir Müzesi ve Türk İslam Müzesi vardı ve yeni müzelerin açılması gerekiyordu. Atatürk, Cumhuriyet'in ilanını takip eden altı ayda, Osmanlı Devleti'nin kültür ve tarih hazinelerini saklayan Topkapı Sarayı'nın müzeye dönüştürülmesini istemişti. Ayasofya'nın tamir ve restore edilip Bizans Eserleri Müzesi olarak dünyaya açılması ise kamuoyunda büyük yankılar yaratmıştı. Bu olay hakkında Financial Times şöyle yazmıştı: "Atatürk'ün yüksek karakterini, geniş hoşgörüsünü, hakikat aşkını ve ülkesinin sosyal ve bilimsel bünyesinde meydana getirdiği çok yararlı gelişmenin derin izlerini hiçbir örnek Ayasofya Camii'nin Bizans Eserleri Müzesi yapılması kadar kanıtlayamaz". Atatürk'ün tarihe verdiği önemin bir diğer örneği de tekke ve zaviyelerin kapanması sırasında Mevlânâ Dergâhı'nı da müzeye dönüştürmesiydi. İstanbul'daki Resim Heykel Müzesi, Ankara'da Etnografya Müzesi, bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi olan Hitit Müzesi hep Atatürk'ün direktifleriyle kuruldu. "Tarih araştırmalarında arkeoloji ve antropoloji başta gelir. Tarih bu bilimlerin çıkardığı belgelere dayandıkça sağlam temelleri olur” diyen Atatürk, arkeolojinin tarih, Türkiye topraklarının da arkeolojik araştırmalar için bitmek tükenmez bir kaynak olduğunu bilmiştir. Türk toprakları altında yatan kültür hazinelerinin Türk arkeologlar tarafından çıkartılması ve halk tarafından değerlerinin bilinerek korunması için çeşitli olanaklar hazırlamıştır: Öncelikle Avrupa'ya arkeolojik eğitim almak üzere gençler gönderildi ve Türk Tarih Kurumu açıldı. Gençlerin yurtiçinde de arkeoloji eğitimi alabilmeleri için İstanbul Üniversitesi'nde Arkeoloji Eğitimi başladı. Daha sonra Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde de, yabancı öğretim üyeleri tarafından arkeoloji dersleri verilmeye başlandı. Atatürk tarih araştırmalarında arkeolojiyi önemli bir kaynak kabul ettiği gibi, eski eserleri koruma ve ortaya çıkarmada Türk Tarih Kurumu'nun yanında devletin, basının ve halkın el ele vermesini de amaçlıyordu. Bununla da yetinmedi, ölümünden sonra araştırma ve kazıların devam etmesi için bankadaki parasının önemli bir kısmını Türk Tarih Kurumu'na bıraktı. Atatürk her gittiği yerde müze ve ören yerlerini gezerdi. Antalya'da Aspendos Tiyatrosu'nu gördüğü zaman hemen onarılıp aynı amaçla kullanılmasını önerdi. 1935-36 yıllarında yapılan Alacahöyük ve Ahlatlıbel kazılarını yine Atatürk önermişti ve o günkü Türkiye'nin koşulları içinde büyük, Atatürk'ün deyimi ile küçük çapta olan bu kazılardan elde edilen zengin buluntular, Anadolu ve Ortadoğu kültür tarihi hakkında son derece önemli belgeler verip, gelecek kuşaklara yeni ufuklar açtı. 1936'da yine Atatürk'ün önerisiyle Trakya'da Prof. Arif Müfit'in başkanlığında yapılan araştırma ve kazılardan da çok önemli buluntular elde edildi. Bir zamanlar Doğu Trakya'nın başkenti olan Vize'de (Bizye) 1938'de yapılan kazıdan çıkan eserleri Atatürk hasta yatağında görmek istedi. Getirilen eserleri büyük bir zevkle izledikten sonra, "Kazılara devam ediniz, memleketimizin kültür zenginliklerini daha çok bulacaksınız" dedi. Atatürk'ün 15 yıl süren Cumhurbaşkanlığı süresinde, Türkiye'yi çağdaşlaştırmak için gerçekleştirdiği ancak yüzyıllara sığabilecek reformlar arasında arkeolojiye de yer vermesi, eskiçağ tarihine yeni ufuklar açtı
Cevap
Misafir20:08, 26 Eylül 2013 
ATATÜRK’ÜN TARİHE VERDİĞİ ÖNEM

1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti kurulup Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı olunca Türkiye'nin sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamında çağa uygun birçok reform yapıldı. Bunlar arasında en önemlisi de eğitim reformuydu. Biri ileriye, diğeri geriye dönük iki eğitim sistemi birlikte var olamayacağı için geriye dönük eğitim veren medreseler kaldırılıp, yerine tek tip eğitim veren ilkokul ve liseler açılmaya başlandı. Yüksekokul olarak yalnızca İstanbul Üniversitesi vardı, fakat o da günün koşullarına göre eğitim vermiyordu. Yeni açılacak yüksek okullarda eğitim yaptıracak kişilerin yetişmesi için Avrupa ve Amerika'ya gençler gönderildi. Onların yetişip geri gelmesi çabuk olmayacaktı kuşkusuz. 1933 yılından itibaren Yahudi profesör, uzman ve sanatçılar Hitler rejimi tarafından mevkilerini bırakmaya zorlanıyor, hayatları da tehlikeye girmeye başlıyordu. Başka ülkelerin kabul etmeye çekindiği bu değerli kişileri Atatürk Türkiye’ye davet ederek, İstanbul Üniversitesi ile yeni açılan fakülte ve yüksekokullara öğretim görevlisi tayin etti. O günkü şartlar son derece güç olduğu halde, geçimleri ve çalışmaları için en iyi imkânlar sağlandı. Böylece bir taraftan büyük bir eğitim seferberliği başlatılmış, diğer taraftan bu ünlü bilim insanları dünyaya kazandırılmış oldu. Tarih araştırmalarına ve özellikle Türk Tarihi araştırmalarına Atatürk büyük önem veriyordu. Türkler iklim değişiklikleri yüzünden yaşadıkları Orta Asya'yı bırakarak çeşitli yönlere göç etmişlerdi. Bu göçler ne zaman başlamış, nerelere kadar uzanmıştı? Türkiye topraklarında yaşayan en eski halklar kimlerdi? Bu yerlerde uygarlık nasıl gelişmiş veya kimler tarafından getirilmişti? Bunların eski Türklerle ilişkisi olabilir miydi? Türklerin dünya tarihindeki yeri ve rolleri nelerdi? Bu soruların karşılığını verebilmek için kaynaklara ulaşmak gerekiyordu elbette. Önce, var olan kaynaklar toplanarak arşiv, kütüphane ve müzelerde korunma altına alındı. O dönemde yalnızca İstanbul Arkeoloji Müzeleri'yle İzmir Müzesi ve Türk İslam Müzesi vardı ve yeni müzelerin açılması gerekiyordu. Atatürk, Cumhuriyet'in ilanını takip eden altı ayda, Osmanlı Devleti'nin kültür ve tarih hazinelerini saklayan Topkapı Sarayı'nın müzeye dönüştürülmesini istemişti. Ayasofya'nın tamir ve restore edilip Bizans Eserleri Müzesi olarak dünyaya açılması ise kamuoyunda büyük yankılar yaratmıştı. Bu olay hakkında Financial Times şöyle yazmıştı: "Atatürk'ün yüksek karakterini, geniş hoşgörüsünü, hakikat aşkını ve ülkesinin sosyal ve bilimsel bünyesinde meydana getirdiği çok yararlı gelişmenin derin izlerini hiçbir örnek Ayasofya Camii'nin Bizans Eserleri Müzesi yapılması kadar kanıtlayamaz". Atatürk'ün tarihe verdiği önemin bir diğer örneği de tekke ve zaviyelerin kapanması sırasında Mevlânâ Dergâhı'nı da müzeye dönüştürmesiydi. İstanbul'daki Resim Heykel Müzesi, Ankara'da Etnografya Müzesi, bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi olan Hitit Müzesi hep Atatürk'ün direktifleriyle kuruldu. "Tarih araştırmalarında arkeoloji ve antropoloji başta gelir. Tarih bu bilimlerin çıkardığı belgelere dayandıkça sağlam temelleri olur” diyen Atatürk, arkeolojinin tarih, Türkiye topraklarının da arkeolojik araştırmalar için bitmek tükenmez bir kaynak olduğunu bilmiştir. Türk toprakları altında yatan kültür hazinelerinin Türk arkeologlar tarafından çıkartılması ve halk tarafından değerlerinin bilinerek korunması için çeşitli olanaklar hazırlamıştır: Öncelikle Avrupa'ya arkeolojik eğitim almak üzere gençler gönderildi ve Türk Tarih Kurumu açıldı. Gençlerin yurtiçinde de arkeoloji eğitimi alabilmeleri için İstanbul Üniversitesi'nde Arkeoloji Eğitimi başladı. Daha sonra Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde de, yabancı öğretim üyeleri tarafından arkeoloji dersleri verilmeye başlandı. Atatürk tarih araştırmalarında arkeolojiyi önemli bir kaynak kabul ettiği gibi, eski eserleri koruma ve ortaya çıkarmada Türk Tarih Kurumu'nun yanında devletin, basının ve halkın el ele vermesini de amaçlıyordu. Bununla da yetinmedi, ölümünden sonra araştırma ve kazıların devam etmesi için bankadaki parasının önemli bir kısmını Türk Tarih Kurumu'na bıraktı. Atatürk her gittiği yerde müze ve ören yerlerini gezerdi. Antalya'da Aspendos Tiyatrosu'nu gördüğü zaman hemen onarılıp aynı amaçla kullanılmasını önerdi. 1935-36 yıllarında yapılan Alacahöyük ve Ahlatlıbel kazılarını yine Atatürk önermişti ve o günkü Türkiye'nin koşulları içinde büyük, Atatürk'ün deyimi ile küçük çapta olan bu kazılardan elde edilen zengin buluntular, Anadolu ve Ortadoğu kültür tarihi hakkında son derece önemli belgeler verip, gelecek kuşaklara yeni ufuklar açtı. 1936'da yine Atatürk'ün önerisiyle Trakya'da Prof. Arif Müfit'in başkanlığında yapılan araştırma ve kazılardan da çok önemli buluntular elde edildi. Bir zamanlar Doğu Trakya'nın başkenti olan Vize'de (Bizye) 1938'de yapılan kazıdan çıkan eserleri Atatürk hasta yatağında görmek istedi. Getirilen eserleri büyük bir zevkle izledikten sonra, "Kazılara devam ediniz, memleketimizin kültür zenginliklerini daha çok bulacaksınız" dedi. Atatürk'ün 15 yıl süren Cumhurbaşkanlığı süresinde, Türkiye'yi çağdaşlaştırmak için gerçekleştirdiği ancak yüzyıllara sığabilecek reformlar arasında arkeolojiye de yer vermesi, eskiçağ tarihine yeni ufuklar açtı

Kaynak: Atatürk'ün tarihe verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap
«Önceki KonuSonraki Konu»
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adınız:
Doğrulama
Mesaj:
Tüm Soru-Cevap Konuları
Benzer Konular
Atatürk'ün basına verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?
Atatürk'ün tarıma verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?
Atatürk'ün insana verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?
Atatürk'ün sanayiye verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?
Atatürk'ün tiyatroya verdiği önem hakkında bilgi verir misiniz?