Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

Bu konu Soru-Cevap forumunda TntonE tarafından 7 Kasım 2009 (17:18) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
8490 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 27 Şubat 2013 (13:10) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 1.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 7 Kasım 2009, 17:18

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

#1 (link)
TntonE
Ziyaretçi
TntonE - avatarı
1-Tazminat dönemınde FaBlın Gelişimi
2-Fabl kıtabın turk yazarları kımlerdır
3-La Fontaine yazarından çeviri yapan yazarLarı hangi fablıları çevirdiği
4-Kelile ve dımne'nın konusu ve teması,kahramanları kımlerdır
Rapor Et
Reklam
Eski 7 Kasım 2009, 17:25

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

#2 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
TntonE adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

1-Tazminat dönemınde FaBlın Gelişimi
2-Fabl kıtabın turk yazarları kımlerdır
3-La Fontaine yazarından çeviri yapan yazarLarı hangi fablıları çevirdiği
4-Kelile ve dımne'nın konusu ve teması,kahramanları kımlerdır
Edebiyatımızda Tanzimat döneminde Şinasi önce Lafonten’den tercümeler yapmış sonra kendisi de fabl türü eserler ortaya koymuştur. Orhan Veli Kanık ve Sabahattin Eyüboğlu’nun Lafonten’den yaptığı tercümeler de önemlidir.
Günümüzde özellikle çocuklara yönelik eser veren yazar ve şairlerimiz fabl türüyle birbirinden güzel ürünler ortaya koymaktadırlar.

Eski Türk Edebiyatında kıssadan hisse adı verilen bu türün örneklerine Sadi’nin Bostan ve Gülistan ve Mevlana’nın Mesnevisinde de çokça rastlanır.
Eski Edebiyatımızda fabl türünün en bilinen eseri 15. Yüzyıl şairi Şeyhî’nin Harname isimli eseridir.
Dünya Edebiyatında bu türün tanınmış isimleri Ezop ve Lafonten’dir (La Fontaine).
Hint yazarı Beydaba’nın fabl türündeki önemli ve tanınmış eseri Kelile ve Dimne’dir.


Kelile ve Dimne M.Ö. 1 yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba tarafından kaleme alınmış fabl tarzında hikâyeler barındıran bir hikâye kitabıdır.
Beydeba'nın yaşadığı zaman hakkında birçok ihtilaf bulunmakta ise de kitabın Depşelem isimli bir Hint hükümdarı zamanında yazıldığı düşünülmektedir. Zira eserin hükümdara sunulduğu ve hükümdara bir tür nasihat niteliğinde olduğu öne sürülmüştür. Fabl türünün ilk ve en önemli örneklerinden olan Kelile ve Dimne`deki hikâyeler siyasetten erdeme kadar birçok farklı konuyu ele almıştır. Eser adını ilk bölümündeki bir hikâyenin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; "doğrunun ve dürüstlüğün" simgesi "Kelile" ile "yanlışın ve yalanın" simgesi.
Sanskritçe yazılmış olan eser ilk önce Pehlevice'ye, sonra Pehlevice'den Arapça'ya ve daha sonraları Arapça'dan Farsça'ya çevrilmiştir. Batı dillerine olan tercümeleri bu son Farsça çeviriden yapılmıştır. Edebi otoritelerce, Ezop ve La Fontaine fabllarının, Kelile ve Dimne`den ilham alınarak yazıldığı öne sürülür.

Kelile ve dımne'nın konusu ve teması,

15. yüzyıl Pers el yazması Kelile ve Dimne'den.M.Ö. 1 yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba tarafından kaleme alınan Kelile ve Dimne fabl tarzında hikayeler barındıran bir hikaye kitabıdır. Beydeba'nın yaşadığı zaman hakkında birçok ihtilaf bulunmakta ise de kitabın Depşelem isimli bir Hint hükümdarı zamanında yazıldığı düşünülmektedir. Zira eserin hükümdara sunulduğu ve hükümdara bir tür nasihat niteliğinde olduğu öne sürülmüştür. Fabl türünün ilk ve en önemli örneklerinden olan Kelile ve Dimne`deki hikayeler siyasetten erdeme kadar birçok farklı konuyu ele almıştır. Eser adını ilk bölümündeki bir hikayenin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; "doğrunun ve dürüstlüğün" simgesi "Kelile" ile "yanlışın ve yalanın" simgesi "Dimne". Sanskritçe yazılmış olan eser ilk önce Pehlevice'ye, sonra Pehlevice'den Arapça'ya ve daha sonraları Arapça'dan Farsça'ya çevrilmiştir. Batı dillerine olan tercümeleri bu son Farsça çeviriden yapılmıştır. Edebi otoritelerce, Ezop ve La Fontaine fabllarının, Kelile ve Dimne`den ilham alınarak yazıldığı öne sürülür. Beydeba Vikipedi, özgür ansiklopedi M.Ö. 1. yüzyılda yaşamış olan ünlü Hint yazarı. Beydeba’nın hayatı hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Gerçek ismi ve ırkı üzerine birçok farklı görüş ortaya atılmış olsa da, tarihçilerin çoğu adı Ketku olan bir aryan olduğu kanısındadır.Baküye’de doğup, sonraları Hindistan’a göç ettiği rivayet edilir. Vefaat yeri ve tarihi üzerine hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Fabl türünün en önemli eserlerinden biri olan Kelile ve Dimne’yi Depşelem isimli bir Hint Hükümdarı döneminde kaleme almış, eserini hükümdara sunmuştur. Eserde bulunan hikayelerde siyaset, erdem ve eğitim gibi birçok farklı konu işlenmiştir. Bu eser zalimliği ile tanınan Hükümdar Depşelem’e dolaylı bir nasihat niteliğindedir diyebiliriz. Eser adını ilk bölümündeki hikayelerin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; “doğruluğu ve dürüstlüğü” simgeleyen "Kelile" ile “yanlışlığı ve yalanı” simgeleyen "Dimne". Beydeba, hiç kuşkusuz, Hint edebiyatında eşsiz bir yere ve öneme sahiptir. Beydeba ile ilgili özlü sözler bulunur. Eserlerinden biri de "Bülbül ile Bağcı"dır. ESERDEN ÖRNEKLER: Kelile ve Dimne Günlerin birinde iki arkadaş yaşarmış.Bu arkadaşların biri çok dürüst,çok aklıllı ve de çok çalışkanmış.Diğer arkadaşı ise yalancı,tembel ve çok kurnaz biriymiş.Dürüst olanın ismi Kelile,diğerinin ismi se Dimne’ymiş. Bir gün bu iki arkadaşın yaşadığı ülkenin padişahı,ülkede hiç vezir bulamamış.Dimne ile Kelile arasında bir seçim yapacakmış.O da Dimne’yi seçmiş.Çünkü o çok kurnaz biriymiş.Ülkenin kralı onu vezir yapmış.Ona çok güveniyormuş Günün birinde kral odada yalnı başına otururken,bir ses gelmiş.Çok derin bir sesmiş.Bu sesin kaynağını öğrenmek için araştırmalar yapmış.Ama hiçkimseye de söyliyemiyormuş derdini.Çünkü koskoca bir kral,bir sesten korkarmıymış hiç!Her nese.Dimne,kralın birşeylerden korktuğunu biliyormuş. Bir gün,Dimne yine kraln yanındayken yine o ses gelmiş.Ses bir inek sesiymiş.Ama kral bunu çözememiş.Kral korkuyla orada dururken Dimne neden korktuğunu anlamış.Sesin kaynağına doğru yol almış.İşte o zaman kral sesin bir inekten geldiğini sezinlemiş.(Nihayet!)Kral,bu ineği çok severmiş.Her gün onunla oynamaya başlamış.Dimne bu olayı kıskanmaya başlamış.Ve bir iftşra uydurmuş.Krala şöyle demiş”Sayın kralım,bu inek sizin tahtınıza göz koyuyor.Bunun böyle sürüp gitmesine göz yumamazsınız sanıyorum”demiş.Kral da düşünmeye başlamış. O düşüne dursun,Dimne,ineğin yanına gidip şöyle demiş”Bak inek kardeş,ben kralın yanından geliyorum.Kral ykında seni kesip kendine yemek olarak pişirecek.Sen buradan kaçamazsn da.Benden söylemesi.”demiş.Ama inek bunu pek kafasına takmamış kral kadar.Fakat içinde hâlâ İiçinde bir şüphe varmış doğrusu. Yine günlerden bir gün kral onun yanına gitmiş.Bunu gören inek,hemen ona saldırmaya başlamış.Kral bunu görünce Dimne’nin sözlerini doğrulamaya başlamış.Hemen ineği öldütmüş. *** Aradan 2 yıl geçmiş.(Aradan uzun bir süre geçmiş diyordu.Fakat ben 2 yıl dedim)Kral yaptığıdan pişmanmış.Ama bir şey de yapamamış Dimne’ye.Çünkü onu suçsuz olarak görüyormuş. Annesi o anda içeri girmiş: -Bak evladım,demiş.Sen,Dimne’nin suçsuz olduğuna inanmaya devam et.Ama şunu da bil ki,bugün ineğini öldüren,yarın seni öldürür.Eğer canını seviyorsan öldür onu…. Kral bu sözlerden etkilenmiş.Ve Dimne’yi öldürmüş. *** Kelile ise,bu durumdan etkilenip,hastalanmış.Ve sonunda ÖLMÜŞ… Bu iki arkadaşın sonu böyle bitmiş.Eğer Dimne bunları söylememiş olsaydı,şu and yaşayabilirdi.Hem de vezir olarak…. Ateş Sıcağında Dürüstlük Sınavı Bir zamanlar Basra'da ormanla kuşatılmış bir ada vardı.Ada değil sanki bir cenneti burası.Yemyeşil ağaçlar...Berrak sular...Kuşlar...Çiçekler...Birbirinden güzel canlılar yaşardı, ormanda. İçlerinde birisi vardı ki, oldukça değişikti.Keskin dişleri vardı.Güçlü pençesi... Çok çevikti. Kaplandı bu. Gücü sayesinde ormanın kralı olmuştu.Suçluları hemen cezalandırırdı. Haksızlığı önlerdi.Yoksullara yardım ederdi. Hayvanlar onu hem seviyorlar hem de korkuyorlardı.Kaplanın miniminnacık bir de yavrusu vardı.Gözü gibi koruyordu onu.Ormanın yönetimini ölünce ona bırakacaktı. Yönetime ilişkin bilgilerle donatmıştı onu. Haklı ile haksızı nasıl ayırdedeceğini öğretmişti.Suçlunun nasıl belirleneceğini...Nasıl cezalandırılacağını...Haklıya hakkının ne şekilde verileceğini...Toplum yararın çalışanın hangi biçimde ödüllendirileceğini... Her ölümlü gibi Kaplan da göçüp gitti bu dünyadan. Yavru henüz büyümemişti.Babası sağlığında onu ormanın yönetimine getirmemişti. Bu durum, ormanda karışıklığa yol açtı.Vahşi hayvanlar birbirlerine girdiler.Herkes liderlik peşindeydi. Büyük kavgalar oldu.Birçok hayvan birbirini hırpaladı.Bazıları öldü. Sonuçta galip çıkan aslan oldu. Dev pençeleriyle herkese korku verdi.Hiçkimse karşısına çıkamadı. Yavru Kaplan çaresizdi.Bir süre ortalıkta görünmedi. Kimsenin olmadığı ıssız yerlerde gezindi. Epeyi bir zaman başıboş, serseri gibi dolaştı.Sonunda pençesi kuvvetlenmişti.Oldukça güçlenmiş, dişleri de keskinleşmişti. Gitti, yaşlı kaplanlara danıştı.Arslana karşı bir harekete girişmek istiyordu.Yaşlılar deneyimlerini anlattılar...Onu yüreklendirdiler...Fakat herhangi bir eyleme giriştiğinde onu destekleyemeyeceklerini söylediler. Yavru Kaplan, Arslan 'a bizzat kendisi gitti. Arslan, iyi kalpli biriydi. Kaplan'ı sarayına aldı. Yakınında bir görev verdi.Her defasında ona güvendiğini belirtiyordu. Günler böyle geçip giderken... İlginç bir olay oldu. Hava sıcak mı sıcaktı. Bunalmıştı herkes.Uzak bir yerde görülmesi gereken bir iş çıktı. Arslan sarayda düşünceli düşünceli geziyordu. "Bu görevi kime verebilirim? Kim bunun üstesinden gelebilir?" diye koşuşturuyordu. Kaplan içeri girdi. - Sizi bu düşünceye düşüren nedir? diye sordu. Arslan, - Hava çok sıcak olduğu için kimse görev istemiyor, dedi. Kaplan, - Havanın sıcak olması göreve koşmaya engel değildir, dedi; izniniz olursa bu işe ben gitmek istiyorum. Arslan çok şaşırdı. "Nasıl olur" diye düşündü.Kimse gitmek istemezken...Gerçi kaplana güveniyordu.Onun bu işi başaracağına da inanıyordu. - Beni çok sevindirdin , dedi. Kaplan hemen davrandı.Yanına birkaç asker de alarak yola çıktı. Havada ateş sıcaklığı vardı.Güneş yeryüzünü ateş yalımı gibi yakıyordu. Epeyi yol aldılar. Artık yürümek imkansızlaşmıştı. Kaplanın yanındakiler daha fazla dayanamayacaklarını söylediler. Biri atıldı, - Şurada, serin bir yerde dinlensek dönüp gitsek arslanın ne haberi olacak? diyecek oldu. Kaplan kestirip attı: - Sizler dayanamıyorsanız geri dönün. Ben tek başıma devam ederim.Padişahımızın bize güvendiğini biliyoruz.Bu güvene layık olmalıyım. Kaplanın bu sözleri Arslanın kulağına gitti.Sevincine diyecek yoktu.Kaplan'a o olaydan sonra önemli görevler verdi.En yakınına aldı.Hayatı boyunca çok güvendi.
Rapor Et
Eski 7 Kasım 2009, 17:26

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

#3 (link)
TUZCUAY
Ziyaretçi
TUZCUAY - avatarı

Günlerin birinde iki arkadaş yaşarmış.Bu arkadaşların biri çok dürüst,çok aklıllı ve de çok çalışkanmış.Diğer arkadaşı ise yalancı,tembel ve çok kurnaz biriymiş.Dürüst olanın ismi Kelile,diğerinin ismi se Dimne’ymiş.
Bir gün bu iki arkadaşın yaşadığı ülkenin padişahı,ülkede hiç vezir bulamamış.Dimne ile Kelile arasında bir seçim yapacakmış.O da Dimne’yi seçmiş.Çünkü o çok kurnaz biriymiş.Ülkenin kralı onu vezir yapmış.Ona çok güveniyormuş
Günün birinde kral odada yalnı başına otururken,bir ses gelmiş.Çok derin bir sesmiş.Bu sesin kaynağını öğrenmek için araştırmalar yapmış.Ama hiçkimseye de söyliyemiyormuş derdini.Çünkü koskoca bir kral,bir sesten korkarmıymış hiç!Her nese.Dimne,kralın birşeylerden korktuğunu biliyormuş.
Bir gün,Dimne yine kraln yanındayken yine o ses gelmiş.Ses bir inek sesiymiş.Ama kral bunu çözememiş.Kral korkuyla orada dururken Dimne neden korktuğunu anlamış.Sesin kaynağına doğru yol almış.İşte o zaman kral sesin bir inekten geldiğini sezinlemiş.(Nihayet!)Kral,bu ineği çok severmiş.Her gün onunla oynamaya başlamış.Dimne bu olayı kıskanmaya başlamış.Ve bir iftşra uydurmuş.Krala şöyle demiş”Sayın kralım,bu inek sizin tahtınıza göz koyuyor.Bunun böyle sürüp gitmesine göz yumamazsınız sanıyorum”demiş.Kral da düşünmeye başlamış.
O düşüne dursun,Dimne,ineğin yanına gidip şöyle demiş”Bak inek kardeş,ben kralın yanından geliyorum.Kral ykında seni kesip kendine yemek olarak pişirecek.Sen buradan kaçamazsn da.Benden söylemesi.”demiş.Ama inek bunu pek kafasına takmamış kral kadar.Fakat içinde hâlâ İiçinde bir şüphe varmış doğrusu.
Yine günlerden bir gün kral onun yanına gitmiş.Bunu gören inek,hemen ona saldırmaya başlamış.Kral bunu görünce Dimne’nin sözlerini doğrulamaya başlamış.Hemen ineği öldütmüş.

***
Aradan 2 yıl geçmiş.(Aradan uzun bir süre geçmiş diyordu.Fakat ben 2 yıl dedim)Kral yaptığıdan pişmanmış.Ama bir şey de yapamamış Dimne’ye.Çünkü onu suçsuz olarak görüyormuş.
Annesi o anda içeri girmiş:
-Bak evladım,demiş.Sen,Dimne’nin suçsuz olduğuna inanmaya devam et.Ama şunu da bil ki,bugün ineğini öldüren,yarın seni öldürür.Eğer canını seviyorsan öldür onu….
Kral bu sözlerden etkilenmiş.Ve Dimne’yi öldürmüş.
***
Kelile ise,bu durumdan etkilenip,hastalanmış.Ve sonunda ÖLMÜŞ…
Bu iki arkadaşın sonu böyle bitmiş.Eğer Dimne bunları söylememiş olsaydı,şu and yaşayabilirdi.Hem de vezir olarak….


Edebiyatımızda Tanzimat döneminde Şinasi önce Lafonten’den tercümeler yapmış sonra kendisi de fabl türü eserler ortaya koymuştur. Orhan Veli Kanık ve Sabahattin Eyüboğlu’nun Lafonten’den yaptığı tercümeler de önemlidir. Günümüzde özellikle çocuklara yönelik eser veren yazar ve şairlerimiz fabl türüyle birbirinden güzel ürünler ortaya koymaktadırlar.
Rapor Et
Eski 7 Kasım 2009, 17:32

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

#4 (link)
TUZCUAY
Ziyaretçi
TUZCUAY - avatarı
Edebiyatımızda Tanzimat döneminde Şinasi önce Lafonten’den tercümeler yapmış sonra kendisi de fabl türü eserler ortaya koymuştur. Orhan Veli Kanık ve Sabahattin Eyüboğlu’nun Lafonten’den yaptığı tercümeler de önemlidir. Günümüzde özellikle çocuklara yönelik eser veren yazar ve şairlerimiz fabl türüyle birbirinden güzel ürünler ortaya koymaktadırlar
Rapor Et
Eski 8 Şubat 2010, 19:34

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
türk asıllı fabl yazarlarının isimlerini istiyorum lütfen
Rapor Et
Eski 22 Kasım 2011, 20:28

Türk edebiyatında fablın yeri ve özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Başka yokmu usta bu 3 kişimi
Rapor Et
Eski 27 Şubat 2013, 13:10

fablın ozelikleri

#7 (link)
alan 123
Ziyaretçi
alan 123 - avatarı
fablın özellikleri nelerdir acillllllllll
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.261 saniyede (77.25% PHP - 22.75% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 17:42
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi