Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Atatürk'ün bilim ve teknoloji hakkında görüşleri ne olmuştur?

Gösterim: 20015 | Cevap: 14
Misafir
Cevaplanmış   |    17 Kasım 2009 23:16   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Atatürk'ün bilim ve teknoloji hakkında görüşleri ne olmuştur?

atatürk bilim-teknoloji hakında yazı
En iyi cevap Misafir tarafından gönderildi

acil gerekiyor.Lütfen biraz çabuk olun!

fadedliver
18 Kasım 2009 03:46   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

atatürk bilim-teknoloji hakında yazı

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu
büyük önder Mustafa Kemal Atatürk,
yalnızca bir asker, komutan, diplomat,
politikacı ve devlet adamı değildi.
O, bir düşünürdü de...
O’nun, ulusumuzun toplumsal yapısı, uygarlık ve çağdaşlık anlayışı, dinsel inancı ile “Türk” ve “insan” olmanın anlamı konusunda yazdığı kimi yazılar, yaptığı kimi konuşmalar, üzücüdür ki,
Türk halkına ulaştırılmamıştır.
Türk halkının büyük bir bölümü, bu nedenle,
Mustafa Kemal Atatürk’ü,
tanıması gerektiği düzeyde tanıyabilme
ve O’nu anlaması gerektiği düzeyde anlayabilme olanaklarından yoksun bırakılmıştır.
Aşağıda
O’ndan kalan elyazısı belgelere dayanan "Bilim ve Teknoloji" hakkındaki görüşlerini okuyacaksınız.
Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol göstericisi ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cahilliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemeleri zamanında takip etmek şarttır. Bin, iki bin, binlerce yıl önceki ilim ve fen lisanının koyduğu kuralları, şu kadar bin yıl sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız.
Hiçbir tutarlı kanıta dayanmayan birtakım geleneklerin, inanışların korunmasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz. İlerlemede geleneklerin kayıt ve şartlarını aşamayan milletler, hayatı akla ve gerçeklere uygun olarak göremez. Hayat felsefesini geniş bir açıdan gören milletlerin egemenliği ve boyunduruğu altına girmeye mahkumdur.
Başarılı olmak için aydın sınıf ve halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. Halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak daha çok aydınlara yöneltilen bir vazifedir. Gençlerimiz ve aydınlarımız niçin yürüdüklerini ve ne yapacaklarını önce kendi beyinlerinde iyice kararlaştırmalı, onları halk tarafından iyice benimsenip kabul edilebilecek bir hale getirmeli, onları ancak ondan sonra ortaya atmalıdır.
İlerlemek yolunda yapılacak her önemli teşebbüsün, kendine göre önemli sakıncaları vardır. Bu sakıncaların en az dereceye indirilmesi için tedbir ve teşebbüslerde hata yapmamak lazımdır.İnsanların hayatına, faaliyetine egemen olan kuvvet, yaratma ve icad yeteneğidir. Manevi kuvvet ise özellikle ilim ve iman ile yüksek bir şekilde gelişir.Her işin esas hedefine kısa ve kestirme yoldan varmak arzu edilmekle beraber, yolun kabul edilebilir, mantıki ve özellikle ilmi olması şarttır.
Her yeni yetişen kendinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur.Bir millet için mutluluk olan bir şey diğer millet için felaket olabilir. Aynı sebep ve şartlar birini mutlu ettiği halde diğerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her türlü ilminden, buluşlarından, ilerlemelerinden istifade edelim, ancak unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz.Milletimizin tarihini, ruhunu, geleceklerini gerçek, sağlam, dürüst bir görüşle görmeliyiz
Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır.
Bu millet ve memleket ilme, irfana çok muhtaç; tahsil yapmış, diploma almış gelmiş olanları korumak kadar doğal ve lüzumlu bir şey olmaktan başka, parti parti eğitim ve öğretim görmek için ilim ve fen almak için Avrupa’ya, Amerika’ya ve her tarafa çocuklarımızı göndermeye mecburuz ve göndereceğiz. İlim ve fen ve ihtisas nerede varsa, sanat nerede varsa gidip, öğrenmeye mecburuz. Bu nedenle artık himaye çok zayıf kalır. Bunun yerine mecburiyet geçerli olur. Hayati gerçekleri bilerek, bilmeyenlere de uygun bir yol ile veya zor ile anlatarak amacımıza yürüyeceğiz... Bizi o amaca varmaktan alıkoyan iki kuvvet vardır. Biri dış düşmanlardır. Bunlar bizi bir sömürge haline koymak için ilerlememizi istemeyenlerdir. Fakat çiftçi arkadaşlar, muhterem babalar, bizim için bunlardan daha zararlı, daha öldürücü bir sınıf daha vardır: O da içimizden çıkması muhtemel olan hainlerdir. Aklı eren, memleketini seven, gerçeği gören kimselerden böyle bir düşman çıkmaz. İçimizden böyleleri çıkarsa onlar ya aklı ermeyen cahiller, ya memleketini sevmeyen kötüler, ya gerçeği görmeyen körlerdir. Biz cahil dediğimiz zaman mutlaka okula gitmemiş olanları kastetmiyoruz. Kastettiğim ilim, gerçeği bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de, özellikle sizlerin içinizde görüldüğü gibi, gerçeği gören gerçek bilginler çıkar.
Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. Çalışması ve yaşaması için ekonomik elemanları memleketimizde mevcut olan büyük, küçük her çeşit sanayii kuracağız ve işleteceğiz. En başta vatan savunması olmak üzere, ürünlerimizi değerlendirmek ve en kısa yoldan en ileri ve mutlu Türkiye idealine ulaşabilmek için, bu bir zorunluluktur.
Memleket için kaçınılmaz olan sanayiinin kurulması bitmedikçe, her yönden kalp huzuru bulmamıza imkân yoktur. Bu sebeple, memleketin sanayiye ait donanımını tamamlamak için, bütün gayret ve dikkatimizi çekmeyi yerinde buluyorum.Türkiye’de devlet madenciliği, milli kalkınma hareketi ile yakından ilgili, önemli konulardan biridir.

Genel sanayileşme düşüncemizden başka, maden arama ve işletme işine, herşeyden önce dış ödeme vasıtalarımızı, döviz gelirimizi artırabilmek için devam etmeye ve özel bir önem vermeye mecburuz.Maden Tetkik ve Arama Dairesi’nin çalışmalarına en yüksek gelişme hızını vermesini ve bulunacak madenlerin, verimlilik hesapları yapıldıktan sonra planlı şekilde hemen işletmeye konulmasını temin etmemiz lazımdır. Elde bulunan madenlerin en önemlileri için, üç yıllık plan yapılmalıdır.
İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü madeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunludur.
Harp sanayi kuruluşlarımızı, daha çok geliştirme ve genişletme için alınan tedbirlere devam edilmeli ve sanayileşme çalışmamızda da ordu ihtiyacı ayrıca gözönünde tutulmalıdır... Bütün uçaklarımızın ve motörlerinin memleketimizde yapılması ve hava harp sanayiimizin de bu esasa göre geliştirilmesi gerekir. Hava kuvvetlerinin kazandığı önemi gözönünde tutarak, bu çalışmayı planlaştırmak ve bu konuyu layık olduğu önemle milletin görüşünde canlı tutmak lazımdır.İlim, tercüme ile olmaz, inceleme ile olur.İlim ve özellikle sosyal bilimler dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda isterim ki, beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için siz kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız, bana söyleyiniz, sosyal ilimlerin güzel (yapıcı) yönlerini gösteriniz, ben takip edeyim.

Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü zorluklar karşısında, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz (ödün) vermediğimizi akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver (eksen) üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.•
* Bu yazı Bütün Dünya dergisinden alınmıştır.

ATATÜRK VE BİLİM
Atatürk�ü bilim adamı olarak düşünmek ne denli yanlışsa, O yüce insanı bilim dışlılıkla suçlamak (Hitler, Musolini vs.) o denli korkunçtur. Atatürk�ün tüm yaptıkları, düşünce yapısı, bilme, toplumsal güce, akla dayanıyordu.
İsterseniz Onu kendi özdeyişiyle değerlendirmeye başlayalım:
� Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir.� sözü bile Onunla - bilim arasındaki işteşliğin, fikirlerin ne denli bilimsel verilerle örtüştüğünün bir kanıtı olsa gerek.
Bilimin kısaca bir tanımı ile konuyu genişletmeye çalışalım: � Bilim ve teknolojinin ilerlemesi ile birlikte uygarlığın gelişebilmesi için; insanoğlunun kendi aklını kullanabilmesi, düşünme ve yorumlama yeteneğinin geliştirilmesi, Dogmaların tutuculuğundan kurtulmasıdır. Bilim doğal ve toplumsal olayları araştırır.
Atatürk�e göre bilim; öncelikle, özgün bir kültür yaratmanın etkin bir aracıdır. Bu nedenle O bilimi, toplumun gelişmesini engelleyen bozuklukların giderilmesi ve ulusal bir kimlik yaratılması için etken bir araç olarak görmüş ve kullanılmıştır.
Yaptıklarının hiçbiri, âfâkî - duygusallık taşımaz. O nedenle tarihsel yaşıtları, tarihin karanlıkları içerisinde yitip gitmiştir. Atatürk�se ilmin sonsuz ışıtıcılığı güvencesinde bugüne dek yaşamış ve yaşayacaktır da.
Bakınız, 156 ülkenin oy birliği ile aldığı karar da (ki 1981 yılı Onesco�nun Atatürk�ün doğumunun 100. yılı nedeniyle)
� Uluslar arası anlayış ve barış yolunda çaba harcamış Üstün Bir Kişi; olağanüstü bir Devrimci; sömürü ve emperyalizme karşı savaşan İlk Lider; insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü; insanlar arasında renk, dil, ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz Devlet Adamı… nitelemeleri ile dünyaya takdim edilmesi sanırız ki, yüce ATA�nın ne denli bilimsel bir bakış akışı ile olayları gözlemleyip, çareler üretmesinin en yanılmaz bir kanıtı olsa gerek bu belge…
Aslında yüce Atatürk�ün neyi başardığını, bilimsel bir yöntemle nasıl bunların üstesinden geldiğini anlayabilmek için; Osmanlı�nın, Duraklama, Gerileme devirlerinin iyi analiz edilmesi gerekir, diye düşünüyorum. Avrupa�da Rönesans -reform ve Fransız İhtilâli gerçekleşirken, Osmanlı�da bilim çökmüş, yok gibidir.
İstanbul Rasathanesi 1580�de dinsel taassubun etkisi ile yıktırılıyor. 1774 Lavoisier, havanın oksijen- hidrojen- azottan olduğunu saptamış. Osmanlı hâlâ doğanın, su- toprak-ateşten olduğunu savunuyor. Matbaa akıl bilme aykırı yorumlarla 330 yıl sonra Osmanlı�ya ulaşabiliyor. Vezir-i Azam Damat Ali Paşa savaşlara gitme- gitmeme durum değerlendirmelerini müneccimleri ile yapıyor. Daha onlarca sıralayabileceğimiz nedenler Osmanlı�da bilimin tükenmişliğinin tarihi kanıtlarıdır.
Oysa, Kemalist devrimler; akıl ve bilime dayanmaktadır.
1- Eskimiş kurumları yıkmak, çağın gereklerine göre yeni kurumlar oluşturmak.
2- Değişim ve yeniliklere sürekli olarak açık kalmak- kalıplaşmamak. Onun için Atatürk devrimleri durağan değildir.
� Çağdaş uygarlık seviyesinin üstünü� işaretlemesi, gençlere � Beni takip edeceksiniz. Yorulsanız da beni takip edeceksiniz, ilerleyeceksiniz.� demesi Ata�nın gençliğe bilimsel ışık göstermesi devamlı aydınlık saçması, bilimsellikten başka ne olabilir ki…? Eğer hala kurduğu, lâik- Demokratik Cumhuriyet ayakta ise; Durmadan değişen dünya, toplumsal düzenin, sürekli olarak ileri bilimsel çözüm önerilerinin yaşama geçirilmiş olmasıdır diye düşünüyorum. Eserlerinin sonsuza dek yaşamasını sağlayacak, insan ve kurumları oluşturmak da ATA�nın bilimselliğinin canlı kanıtlarıdır.
Örneğin: Dil, Tarih Kurumu, Üniversiteler yasası ( o zaman için ), ekonomik alanda İzmir Ekonomik Kurultay�ını toplamak daha birçoklarını saymak olası elbet. Ata�nın bilime değer vermesinin en çarpıcı bir örneği de: Nazi zülmünden kaçan 142 bilim adamı ABD gibi zengin, olanaklı bir devletin onlara kucak açmışken; orayı değil, o zamanın Türkiye�sini yeğlemeleri, Atatürk�ün bilime değer vermesinin, Atatürk�ün yoksul Türkiye�sinin bilimsel bir tabana oturtulmuşluğunun tarihi bir kanıtı olsa gerek. Bir bilim adamı: � Yaşam ve gereksinimler sonsuzdur. Oysa değişmez oldukları için dinsel kurallar bir noktada son bulur ve kendini yeniler� diyor. Yüce Atatürk bunun için gençlere şöyle sesleniyordu.: � Çocuklar gözünüz ufuklara kadar görürü görüyoruz. Onun da ötesini görmeye çalışacağız.� Türk ulusundan da istekleri şunlardı: � Gençler ve her yurttaş, akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.
… Zamanın gereklerine göre; bilim teknik ve her türlü uygarlık buluşlardan azami derecede yararlanmak zorundadır.
Ölümünden 63 yıl geçmesine karşın, 21. yy. da hâlâ Atatürk beyinlerde ve yüreklerde… Çünkü Kemal ATATÜRK: bilimi ve aklı yol gösterici olarak kabul ederek, ufkun ötelerini görmüş, göstermiştir…
Ne mutlu O�nun gösterdiği ışıklı yoldan yürüyen aydınlık kuşaklara…
Kompozisyonunuzu bu bilgiler doğrultusunda kendiniz yazabilirsiniz.
ener ve darkeagle2008 bu mesajı beğendi.
Misafir
21 Şubat 2010 11:57   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

atatürkün bilim ve teknoloji dalında yaptığı yenilikler

acil gerekiyor.Lütfen biraz çabuk olun!
Misafir
2 Mart 2010 18:50   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Atatürk'ün bilim ve teknoloji

atatürkün bilim ve teknolojide yaptığı yeniliklerin toplum hayatımıza olmasaydı bugün yaşamamızda neler farklı olurdu? yaa bu soruyu bulun allaha aşkına ne olur bulun yaa ben bulamıyomki lütfen bulun yazan aç..ya
Son düzenleyen Misafir; 2 Mart 2010 19:22. Sebep: acba
Misafir
14 Mart 2010 12:56   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
atatürkün bilim ve teknolojide yaptığı yeniliklerin toplum hayatımıza olmasaydı bugün yaşamamızda neler farklı olurdu
badyboyss
14 Mart 2010 13:03   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

atatürk

atatürk bilim ve teknoloji alanında hangi yeniliklerin ülkemize gelmesini öncülük gelmiştir.
Daisy-BT
14 Mart 2010 17:25   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

acil gerekiyor.Lütfen biraz çabuk olun!

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

atatürkün bilim ve teknolojide yaptığı yeniliklerin toplum hayatımıza olmasaydı bugün yaşamamızda neler farklı olurdu? yaa bu soruyu bulun allaha aşkına ne olur bulun yaa ben bulamıyomki lütfen bulun yazan aç..ya

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

atatürkün bilim ve teknolojide yaptığı yeniliklerin toplum hayatımıza olmasaydı bugün yaşamamızda neler farklı olurdu

Alıntı
badyboyss adlı kullanıcıdan alıntı

atatürk bilim ve teknoloji alanında hangi yeniliklerin ülkemize gelmesini öncülük gelmiştir.


Atatürk,
  • Devletin millî bir bilim politikası olmasını,
  • Bilimcilerimizin çağdaş standartlara göre yetiştirilmelerini,
  • Üniversitelerimizde çağdaş ölçütlere uygun eğitim ve öğretim yapılmasını,
  • Bilimsel araştırmalara ayrılan ödenekleinr arttırılmasını sağlayarak bilim alanında Türkiye'nin çağdaş medeniyetlere yaklaşmasını sağlamıştır.
  • Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce sisteminde akıl ve bilim iki temel öge durumundadır.
  • Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924 yılında yapmış olduğu konuşmasından “ Dünyada her şey için, uygarlık için, hayat için, başarı için, en gerçek mürşit ilim ve fendir. İlim ve fennin dışında mürşit aramak gaflettir, cehalettir, delalettir “ sözleri çok anlamlıdır.
  • Mustafa Kemal Atatürk, düşüncesinin oluşmasında büyük etkisi olan Avrupa’da aydınlama dönemi felsefesini, Büyük Fransız İhtilali düşünsel temelini ve Sanayi Devrimini çok iyi algılamış ve değerlendirmiştir.
  • Mustafa Kemal Atatürk’e göre toplumlar bilim üretmelidir, bu ifadeyi en iyi “ İlim tercüme ile olmaz, inceleme ile olur ” sözleri ortayla koymaktadır. 1933 Üniversite Reformu’da bu yaklaşımın ürünüdür.
  • Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi mirası, ilim ve akıldır.
  • Bu hedefleri, kendi döneminde yeni Türkiye'nin ayakta kalıp yaşaması ilk hedef olduğu için tam olarak gerçekleşmemişse de günümüze kadar aydınlarımızın, bilim adamlarımızın, kurduğu vakıf ve kuruluşların ana ilkesi olmuştur.
Alttaki linkleri tıklayınız.

http://www.msxlabs.org/forum/soru-ce...elerdir-5.html

Atatürk ve Bilim
Misafir
24 Mart 2010 20:43   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Atatürk bilim ve teknoloji

Atatürk'ün bilim ve teknoloji ile ilgili sözleri nelerdir?Hangi yeniliklerin gelmesinde öncülük yapmıştır?Bu yenilikler günlük hayatımızı nasıl etkilemiştir?
Misafir
4 Nisan 2010 15:21   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Atatürk'ün bilim ve teknoloji ile ilgili devrimi hangisidir?

atatürk devrimlerinden hangisi bilim ve teknolojiyle ilgilidir?
Misafir
1 Mayıs 2010 16:14   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
atatürk sayesinde her şey kolaylaşmıştır
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Atatürk'ün bilim ve teknoloji hakkında görüşleri ne olmuştur? Konusuna Benzer Konular

Bilim ve teknoloji hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 24
Son Mesaj: 23 Aralık 2013 13:10
Cevap: 5
Son Mesaj: 21 Kasım 2013 17:05
Bilim ve teknoloji hakkında haberler var mı?
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 6
Son Mesaj: 1 Ekim 2013 17:43
Teknoloji ve bilim hakkında fıkralar verir misiniz?
Gönderen: AFACAN İLİMCİ Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 19 Mart 2013 16:14
Cevap: 0
Son Mesaj: 26 Şubat 2011 21:28
Sayfa 0.479 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu