Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Halkçılık ilkesi nedir?

Gösterim: 15862 | Cevap: 8
  • halkcilik ilkesi nedir
  • halkcilik ilkesi nedir kisaca
  • halkcilik ilkesi nedir vikipedi
Misafir
Cevaplanmış   |    9 Ocak 2010 21:01   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Halkçılık ilkesi nedir?

halkçılık ilkesi nedir
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

halkçılık ilkesi nedir

Halkçılık
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Halkçılık, Mustafa Kemal'in TBMM'ye sunduğu ilkedir. Halkçılık 13 Eylül 1920'de uygun bulunularak 18 Eylül 1920'de kabul edildi. İlkede TBMM'ni halkın sorunlarını, sıkıntılarını yeni bir örgütlenmeyle ortadan kardırmak ifade edilir. Daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası tüzüğü ile 1924 esasiye kanunu metninde ilkenin belirttiği hedefler ele alındı.
Halkçılık (popülizm) ilkesinin anlamı, seçmene hoş görünme politikası olarak algılanmamalıdır. Bu ilkenin anlamı, kader siyaseti güdenlerin, halkı soktuğu uyuşukluktan kurtarıp, onun "birlik ve beraberlik gücü"ne dinamizm kazandırmaktır.
Halkçılık ve Ulusçuluk bu anlamda birlikte düşünülmelidir.
"Eğer bir ulus kendi yaşamı ve hakları için tüm gücünü ortaya koymazsa, onun için kurtuluş yoktur. Biz işimize köyden, komşudan, çevremizdeki insanlardan, yani fertlerden başlayarak ilerleriz. Her fert kendini kurtarmak için tüm becerisini ortaya koymak zorundadır. Bu suretle aşağıdan yukarıya, tabandan tavana sağlam bir yapı oluşturulur."
Bu, Mustafa Kemal’in uygulamak istediği programın, bireylere yüklediği sorumluluğa ilişkin olağanüstü önem taşıyan bir saptamasıdır.
Halkın ortak yaşam ve amaç bilincinin şekillenmesi ve güçlenmesi, işgalci kuvvetlere karşı başkaldırmada ve Kurtuluş Savaşı’nda olağanüstü özveriyle çalışmada ortaya koyduğu dayanışma sayesinde süreklilik ve anlam kazanmıştır. Buna rağmen, bu gelişme kurtuluştan sonra da çeşitli önlemlerle desteklenmiştir. Buna ilişkin olarak en somut örnek eşit haklar konusudur. Yeni devletin kuruluşunda halkın sadece bir bölümünün fiili katılımı söz konusu olsaydı, büyük bir bölümünden yükümlülük beklemek safdillik olurdu.
Mustafa Kemal tarafından kurulan "Halk Partisi"nin programında, ki adı bile başlı başına bir programdır, halkçılık şu şekilde tanımlanmıştır:
"Bizim için insanlar yasa önünde tamamen eşit mumale görmek zorundadır. Sınıf, aile, fert arasında bir ayrım yapılamaz. Biz, Türkiye halkını çeşitli sınıflardan oluşan bir bütün olarak değil, sosyal yaşamın gereksinimlerine göre çeşitli mesleklere sahip olan bir toplum olarak görmekteyiz."
Bu anlamda her ferdin eşit tutulmasının gerçekleşmesi, ancak, eskiden kalan eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilirdi. Nitekim de öyle oldu.
Bu konuda kaydedilen en etkili devrimci atılımlardan bazıları şunlardır: Kadın-erkek eşitliği konusunda gerekli önlemlerin alınmış olması; öğretim birliğinin gerçekleştirilmiş olması; her yurttaşın öğrenebileceği yeni bir Türk alfabesinin hazırlanması ve her yurttaşın devlet organları önünde eşit muamele görmesi konusunda alınan önlemler.

Tarihçe
Sultan Abdülaziz döneminde başta Ali Suavi olmak üzere kimi Osmanlı aydınları Rusya'daki narodniki hareketinden etkilenerek halkın sorunlarıyla ilgilenmeye başladılar. 19. yüzyılın sonlarında başta Mehmet Emin Yurdakul olmak üzere bir çok edebiyatçı halkçılıktan etkilenmişti. 1908 Devrimi'nden sonra halk sözcüğü geniş bir kullanım alanı buldu. Uzun bir süre halkçılık iyiliksever aydınların kitlelerin yararına harekete geçmesi olarak düşünülmüştü.
Bu anlayış Birinci Dünya Savaşı sonrasında değişmeye başladı. Ziya Gökalp1918'de Sovyet Devrimi'nden kısa bir süre sonra, Durkheim'in etkisiyle sınıf savaşının kötü olduğu sonucuna varıyor ve buna karşı halkçılığı savunuyordu. Gökalp halkçılığı şöyle tanımlıyordu:
"Eğer bir toplum birkaç katman veya sınıftan oluşuyorsa, o zaman eşitlikçi bir toplum değildir. Halkçılığın amacı katman veya sınıf farklılıklarını bastırmak ve bunların yerine, birbirleriyle dayanışma içinde olan meslek gruplarından bir sosyal yapı oluşturmaktır. Başka bir deyişle, halkçılığı şöyle özetleyebiliriz: sosyal sınıflar yoktur, meslekler vardır!"
Bu yaklaşım büyük oranda korporatizme işaret ediyordu. Bu anlayış Kurtuluş Savaşı boyunca milliyetçileri, özellikle de Kemalistleri büyük oranda etkiledi. Her ne kadar Gökalp'in önerdiği korporasyonlar gerçekleştirilmediyse de, sınıfların olmaması ilkesi Kemalist liderler tarafından kabul edildi. Başta Atatürk olmak üzere Kemalist liderler Türkiye'de henüz sınıfların gelişmemiş olduğunu ısrarla vurguladılar. Dayanışma fikrini de komünizmle ve sınıf savaşımı düşüncesiyle mücadele edebilmek üzere benimsediler. Ayrıca bunu tek parti sisteminin gerekçesi olarak gördüler.
Halkçılık çabuk benimsenen bir ilke olmasına karşın, Atatürk ilkeleri arasında en kolay terk edilen ilke olmuş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, hızlı sanayileşme ve kapitalistleşme sürecinde büyük oranda arka planda kalmıştır.

_KleopatrA_
9 Ocak 2010 21:03   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

halkçılık ilkesi nedir

Halkçılık
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Halkçılık, Mustafa Kemal'in TBMM'ye sunduğu ilkedir. Halkçılık 13 Eylül 1920'de uygun bulunularak 18 Eylül 1920'de kabul edildi. İlkede TBMM'ni halkın sorunlarını, sıkıntılarını yeni bir örgütlenmeyle ortadan kardırmak ifade edilir. Daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası tüzüğü ile 1924 esasiye kanunu metninde ilkenin belirttiği hedefler ele alındı.
Halkçılık (popülizm) ilkesinin anlamı, seçmene hoş görünme politikası olarak algılanmamalıdır. Bu ilkenin anlamı, kader siyaseti güdenlerin, halkı soktuğu uyuşukluktan kurtarıp, onun "birlik ve beraberlik gücü"ne dinamizm kazandırmaktır.
Halkçılık ve Ulusçuluk bu anlamda birlikte düşünülmelidir.
"Eğer bir ulus kendi yaşamı ve hakları için tüm gücünü ortaya koymazsa, onun için kurtuluş yoktur. Biz işimize köyden, komşudan, çevremizdeki insanlardan, yani fertlerden başlayarak ilerleriz. Her fert kendini kurtarmak için tüm becerisini ortaya koymak zorundadır. Bu suretle aşağıdan yukarıya, tabandan tavana sağlam bir yapı oluşturulur."
Bu, Mustafa Kemal’in uygulamak istediği programın, bireylere yüklediği sorumluluğa ilişkin olağanüstü önem taşıyan bir saptamasıdır.
Halkın ortak yaşam ve amaç bilincinin şekillenmesi ve güçlenmesi, işgalci kuvvetlere karşı başkaldırmada ve Kurtuluş Savaşı’nda olağanüstü özveriyle çalışmada ortaya koyduğu dayanışma sayesinde süreklilik ve anlam kazanmıştır. Buna rağmen, bu gelişme kurtuluştan sonra da çeşitli önlemlerle desteklenmiştir. Buna ilişkin olarak en somut örnek eşit haklar konusudur. Yeni devletin kuruluşunda halkın sadece bir bölümünün fiili katılımı söz konusu olsaydı, büyük bir bölümünden yükümlülük beklemek safdillik olurdu.
Mustafa Kemal tarafından kurulan "Halk Partisi"nin programında, ki adı bile başlı başına bir programdır, halkçılık şu şekilde tanımlanmıştır:
"Bizim için insanlar yasa önünde tamamen eşit mumale görmek zorundadır. Sınıf, aile, fert arasında bir ayrım yapılamaz. Biz, Türkiye halkını çeşitli sınıflardan oluşan bir bütün olarak değil, sosyal yaşamın gereksinimlerine göre çeşitli mesleklere sahip olan bir toplum olarak görmekteyiz."
Bu anlamda her ferdin eşit tutulmasının gerçekleşmesi, ancak, eskiden kalan eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilirdi. Nitekim de öyle oldu.
Bu konuda kaydedilen en etkili devrimci atılımlardan bazıları şunlardır: Kadın-erkek eşitliği konusunda gerekli önlemlerin alınmış olması; öğretim birliğinin gerçekleştirilmiş olması; her yurttaşın öğrenebileceği yeni bir Türk alfabesinin hazırlanması ve her yurttaşın devlet organları önünde eşit muamele görmesi konusunda alınan önlemler.

Tarihçe
Sultan Abdülaziz döneminde başta Ali Suavi olmak üzere kimi Osmanlı aydınları Rusya'daki narodniki hareketinden etkilenerek halkın sorunlarıyla ilgilenmeye başladılar. 19. yüzyılın sonlarında başta Mehmet Emin Yurdakul olmak üzere bir çok edebiyatçı halkçılıktan etkilenmişti. 1908 Devrimi'nden sonra halk sözcüğü geniş bir kullanım alanı buldu. Uzun bir süre halkçılık iyiliksever aydınların kitlelerin yararına harekete geçmesi olarak düşünülmüştü.
Bu anlayış Birinci Dünya Savaşı sonrasında değişmeye başladı. Ziya Gökalp1918'de Sovyet Devrimi'nden kısa bir süre sonra, Durkheim'in etkisiyle sınıf savaşının kötü olduğu sonucuna varıyor ve buna karşı halkçılığı savunuyordu. Gökalp halkçılığı şöyle tanımlıyordu:
"Eğer bir toplum birkaç katman veya sınıftan oluşuyorsa, o zaman eşitlikçi bir toplum değildir. Halkçılığın amacı katman veya sınıf farklılıklarını bastırmak ve bunların yerine, birbirleriyle dayanışma içinde olan meslek gruplarından bir sosyal yapı oluşturmaktır. Başka bir deyişle, halkçılığı şöyle özetleyebiliriz: sosyal sınıflar yoktur, meslekler vardır!"
Bu yaklaşım büyük oranda korporatizme işaret ediyordu. Bu anlayış Kurtuluş Savaşı boyunca milliyetçileri, özellikle de Kemalistleri büyük oranda etkiledi. Her ne kadar Gökalp'in önerdiği korporasyonlar gerçekleştirilmediyse de, sınıfların olmaması ilkesi Kemalist liderler tarafından kabul edildi. Başta Atatürk olmak üzere Kemalist liderler Türkiye'de henüz sınıfların gelişmemiş olduğunu ısrarla vurguladılar. Dayanışma fikrini de komünizmle ve sınıf savaşımı düşüncesiyle mücadele edebilmek üzere benimsediler. Ayrıca bunu tek parti sisteminin gerekçesi olarak gördüler.
Halkçılık çabuk benimsenen bir ilke olmasına karşın, Atatürk ilkeleri arasında en kolay terk edilen ilke olmuş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, hızlı sanayileşme ve kapitalistleşme sürecinde büyük oranda arka planda kalmıştır.
Misafir
9 Ocak 2010 22:26   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
halkın mutlu,huzurlubir şekilde yaşaması için çalışmaktır.
Misafir
6 Aralık 2010 17:19   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
halkın daha mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşaması için çalışılmaktadır
Misafir
4 Şubat 2011 16:43   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
halkçılığın amacı ve nitelikleri nedir?lütfen çok önemli.
Misafir
5 Mayıs 2011 23:14   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı

halkcilik ilkesi nedir kisaca ile ilgili daha fazla bilgi istiyorum

• Halkçılık İlkesi : Türk Milleti'nin yasayan kitlesine halk denir. Çeşitli meslek ve etkinlikleri olan halkımızın el ve gönül birliğiyle çalışıp yurdumuzun kalkınmasını sağlaması demektir. Bütün fertlerimizin birbirine saygılı ve fedakarlık duyguları içinde olmalarını önerir.
Misafir
10 Mayıs 2011 16:38   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
halkçılık bir bütün içinde yaşamaktır
Misafir
19 Aralık 2011 21:23   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Halkçılık İlkesi

Halkçılık İlkesini Yenilikleriyle Güzel Bir Şekilde Anlatırmısınız?
Misafir
11 Şubat 2013 19:35   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

HALKÇILIK

halkın mutlu,huzurlubir şekilde yaşaması için çalışmaktır.
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Halkçılık ilkesi nedir? Konusuna Benzer Konular

Etiketler:
  • halkcilik ilkesi nedir
  • halkcilik ilkesi nedir kisaca
  • halkcilik ilkesi nedir vikipedi
Devletçilik ilkesi nedir?
Gönderen: asilce1veda Forum: Soru-Cevap
Cevap: 2
Son Mesaj: 13 Aralık 2013 18:01
Evrensel ahlak ilkesi nedir?
Gönderen: Misafir Forum: Cevaplanmış
Cevap: 1
Son Mesaj: 18 Kasım 2013 13:28
Halkçılık ilkesinin önemi nedir?
Gönderen: müüüseeeeeefirr Forum: Soru-Cevap
Cevap: 4
Son Mesaj: 10 Aralık 2012 20:53
Cevap: 0
Son Mesaj: 6 Nisan 2010 19:51
Cevap: 2
Son Mesaj: 15 Kasım 2009 11:53
Sayfa 0.361 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu