Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Beyin hücreleri kendini yenileyebiliyor mu?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 27 Ocak 2010 (20:28) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
15691 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 8 Şubat 2012 (10:49) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.33  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 27 Ocak 2010, 20:28

Beyin hücreleri kendini yenileyebiliyor mu?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
insan beynindeki hücreler ölünce yeniden canlana bili yormu?Teşekkür ederim
En iyi cevap _KleopatrA_ tarafından gönderildi

Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

insan beynindeki hücreler ölünce yeniden canlana bili yormu?Teşekkür ederim
sorunuzun yanıtı bu yazıda, lütfen dikkatlice okuyunuz.

Beyin bakımı hakkında bilmeniz gerekenler .
Beyin bakımı hakkında bilmeniz gerekenler Sinir sisteminin ve vücut fonksiyonlarının devamlılığı için temelini oluşturan en kompleks organımızdır. Bizleri hayvanlardan ayıran ana özellik beynimizin onlardan daha gelişmiş olmasıdır. Beyin Sinir sisteminin ve vücut fonksiyonlarının devamlılığını yöneten en kompleks organımızdır.
Beynin işleyişine dair bir çok şey hala bilinememektedir. Bizleri hayvanlardan ayıran ana özellik beynimizin onlardan daha gelişmiş olmasıdır. Bu fark özellikle ön beyinde belirgindir. Topluiğne başı büyüklüğünde bir beyin dokusu, yaklaşık 5 milyon hücre ihtiva eder. Beynin sol tarafı,vücudun sağ tarafındaki istemsiz kasları,sağ tarafı ise sol taraftaki istemsiz kasları kontrol eder. Her saniye beynimize ulaşan 100 milyon uyarıdan sadece 100 tanesinin beyin kökümüze ulaşmasına izin verilir. Bu kontrol sağlandığı içindir ki, ayakkabılarınızın ayağınıza teması ya da saçınızın cildinize değdiği sırada hissedilenler gibi konular hakkında her an bilgilendirilmemiş olursunuz.
Beynin sol tarafı; dil kullanımı,sayılar,ilmi çalışmalar ve değerlendirmelerle,sağ tarafı ise sanat,müzik,hayal kurma,sezgi ve üç boyutlu formların anlaşılması ile ilişkilidir. Bu nedenledir ki bilim adamları için “sol beyin insanı”,artistler gibi yaratıcı insanlar için de “sağ beyin insanı” gibi tabirler kullanılır. Beyin fonksiyonları 18-23 yaşlarında artar, 40 yaşından sonraysa hızla azalır. Günde 10 bin hücre ölüyor. Ama 65-70 yaşına kadar ölen hücrelerin sayısı toplam hücrelerin ancak yüzde 5’ine ulaşabiliyor. Demek ki beyne hücre takviyesi oluyor. Bizim (kök hücreler) dediğimiz hücreler var. Bunlar beyin hücresine dönüşebiliyor.
Her beyin hücresi öldüğünde, bellek depolama, yeni bilgileri alma ve öğrenmede zayıflama oluşuyor. Eğer beyin hücrelerimizi çalıştırırsak, 60 yaşında, bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.” 1 gr beyinde 100-150 milyon hücre vardır. Yeryüzündeki insan sayısı ise 5-6 milyar. Bu kadar insan birbiri ile aynı gün telefonla konuşmuyor ama insan beyin hücreleri sürekli iletişim halindeler. Masadan bir bardak su almak istediğimizde, kola gelen kaslara gevşeme-kasılma talimatı vermesi, bardağın sertliği, sıcaklığı, ağırlığı, hangi açı ile ağza götürüleceği gibi bir çok işlemler, hangi koordinatlarla hareket edileceğine dair bilgiler beynin işlevidir. Bunlar yapılırken olağanüstü bilgi işlem süreci işler. İşte böyle harika bir organ kendini yenileme yeteneğine sahip değildir. Diğer beden hücreleri yenilenip değişirken beyin için tek yol kapasiteyi arttırmaktır. Bu işlem de Beyin eğitimidir.
Beynini iyi bilen ve kullanan kişi başarı ve mutluluğu yakalayacaktır. Beslenme ve beyin sağlığı ilişkisi Beynimizin fonksiyonlarını gerçekleştirmesi için, oksijen ve gıdalarla beslenmesi gereklidir. Özellikle uzun süren beslenme bozuklukları sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler bırakmakta ve beyin büyüklüğünü, hücre sayısını ve sinir hücrelerinin gelişimini engelleyerek, beyinde kalıcı hasara neden olabilmektedir. Yediğimiz besinlerin insanın hafıza, zeka ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Beynimiz, oran olarak vücudumuzun küçük bir bölümünü (%2-3’ünü) oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin ortalama % 30’unu harcar. Hafıza ve zeka gelişimi açısından bazı besin kaynaklarının diğerlerine göre önemi çok daha fazladır. Örneğin bunların arasında B vitaminlerini içeren yiyecekler birinci sırada gelmektedir.
Beyin gelişiminde özellikle B grubu vitaminler yanında demir, çinko, iyot gibi mineraller etkilidir. “B” vitaminlerinin beyindeki önemli reaksiyonların gerçekleştirilmesindeki payı zihinsel potansiyel açısından hayati öneme sahiptir. Ayrıca B vitaminleri beyni strese karşı da korumaktadır. Beyin için enerji üretimine büyük katkısı olan B vitaminlerinin eksikliği yorgunluğa, hafıza ve zeka performansının zayıflamasına neden olur. Beynin ihtiyacı olan B vitaminlerinin yeterince alınması halinde zihinsel fonksiyonlarda; öğrenme ve hafıza gücü, konsantrasyon, hızlı düşünme, sözel yetenek ve akıcılık, uyanıklık, yaratıcı düşünme, enerjik hissetme gelişmelerin olduğu açıkça hissedilmektedir Kuru baklagiller, kırmızı et, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, tavuk eti, hindi, yerfıstığı, muz, kavun, brokoli, ıspanak, domates, yumurta, kavun ve enginar kombinasyonları B grubu (kompleks) vitaminlerini garanti eden besin kaynaklarıdır.
Demirin beynin beslenmesi için hayati bir önemi olup beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Özellikle oksijenin beyne taşınması ve beyin tarafından kullanılmasını sağlayan kandaki hemoglobin ve alyuvarların oluşumunda demire ihtiyaç vardır. Daha kısa bir ifadeyle beynin temel enerji kaynaklarından biri olan oksijenin beyne taşınabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Dolayısı ile diyetimizde mutlaka demir içeren yiyecekler bulundurmalıyız. Tüm kırmızı etler, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir. E ve C vitamininden zengin gıdalar beyin hücre yıpranmasını önler. C vitamini demirin yiyeceklerden emilmesini kolaylaştırır.
Bundan dolayı demir içeren yiyeceklerin “C” vitamini içeren, örneğin turunçgiller, kivi, domates, patates, karnabahar, brokoli, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber gibi besinlerle birlikte alınmasında fayda vardır. Bunun yanında kafein içeren içecekler ise demirin emilmesini engellemektedir. “C” vitamininin yanında “E” vitamininin de antioksidan olarak beynin etkin ve verimli kullanılmasına büyük katkıları vardır. Bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir. Beyin kan şekerini doğrudan kullanır. Kan şekerimizi düşürmememiz gerekir.Bunun için serbest radikal giderici antioksidan, hücre yenileyici özellikteki taze sebze ve meyve vazgeçilmez gıdamız olmalıdır. Çayın özellikle yeşil çayın tüketilmesi beyin sağlığı için yararlıdır. Beyin için gerekli vitamin,mineral, oligoelementleri çokça sağlayan bal, ceviz, fındık, çörekotu,badem karışımını her sabah bir çorba kaşığı alırsanız güne daha sağlıklı başlamış olursunuz. Sigara ve alkol beyin hücrelerini öldürür ! Sigara Sigaranın beyin hücrelerini tahrip ettiği ve yeni hücrelerin üretilmesini durdurduğu yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır.
Beyin tümörlerinin % 99’u, beyin kanamalarının % 85’i sigara kaynaklıdır. Bunların sonucunda kaslarda kuvvet azalması ve felç gibi sonuçlar ortaya çıkar. Sigara içenlerin vücuduna % 15 ila % 33 daha az oksijen girmektedir. Sigaranın içindeki karbonmonoksit kandaki oksijeni yok eder. Bu da öncelikle beyinin, kalp ve damarların tahribatına yol açarak beyin damarlarında daralma ve tıkanmalar meydana getirir. Ayrıca bu duruma bağlı olarak zihinsel ve bedensel yorgunluk ortaya çıkar. Sigara içen kişilerdeki beyin-damar hastalığı (inme gibi) riski, içmeyenlere göre 4 kat yüksektir. Dudaklarımıza dumanın değdiği andan itibaren 8 saniyede beyne ulaşan nikotin, her nefes sigara çekiminde yaklaşık 50 bin beyin hücremizin ölümüne sebep olur. Ve bu ölen hücreler asla yenilenmez. Nikotin beyin hücrelerini etkileyerek bağımlılığa yol açar. ( sigara içmeyi deneyen her 4 kişiden üçü sigara bağımlısı olmaktadır.)
Yapılan araştırmalar tütündeki üç yüze yakın radyoaktif maddenin başlıcaları olan, kurşun ve uranyumun türevi olan polonyumun, radonun beyin hücreleri dışındaki hücreleri de tahrip ettiği belirtilmiştir. Alkol Alkole bağlı beyin hasarı, aşırı alkol tüketimi sonucu beyinde oluşan fiziksel hasardır. Hasarın derecesi yaş, cinsiyet, beslenme ve kişinin belli karakter özelliklerinin yanı sıra, alkol tüketiminin miktarı ve şekline de bağlıdır. Aşırı alkol kullananlarda, vücut vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihinsel fonksiyonlara zarar vermektedir.
Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin beyin hücrelerinin, normale oranla çok daha hızlı bir şekilde yok olduğunu, hatta “hücre deposunun” zamanla tamamen boşaldığını ortaya koymuştur. Bu durumda hastanın hemen hemen tüm zihinsel faaliyetleri durmaktadır. Bellek zayıflığı, alkole bağlı beyin hasarıyla ilgili en yaygın sorunlardan birisidir. Alkole bağlı beyin hasarı düşünme ve bellek yeteneklerindeki değişikliklerle ilgilidir. Kişilerin öğrenme ve iletişim kurma becerilerini etkiler. Alkole bağlı beyin hasarı kişilerin günlük yaşamdaki düşünme ve davranış biçimlerini etkiler. Endişe, stres ve durumun üstesinden gelmede yetersizlik hisleri yaygındır. Normal olarak bir insan beyninde, milyarlarca sinir hücresi (nöron) bulunur.
Bu hücrelerin bir özelliği doğumdan sonra, ölüme kadar sayılarının sabit kalmasıdır; yani sinir hücreleri doğumdan sonra sayıca çoğalmazlar. İşte, yukarıda bahsedildiği gibi, beyindeki kılcal damarları tıkayıp hücrelerde ölüme sebep olduğu gibi, beyinde de aynı neticeye sebep olmaktadır. İlk kadeh içki dahi, beyinde bazı kılcal damarlarda tıkanmaya, dolayısıyla da birkaç bin sinir hücresinin oksijensizlikten ölümüne yol açmaktadır. Bu içki alışkanlığı devam ederse, alkol, beyinde telafisi kesinlikle mümkün olmayan milyonlarca sinir hücrelerinin ölümüne yol açacaktır. Alkol miktarı arttıkça kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyacı olan oksijeni temin edemediği için işlevlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır. Alkol etkisi ile kişi saldırganlaşmakta, bazen de uyku hali ve uyuşukluk başlayarak kurallara uymamakta ve fren, vites ve direksiyonu zamanında gereğince kullanamaz duruma gelmektedir.
Hız tahminleri ve hız karşılaştırmaları azalmakta ve hatta hızın korku veren etkisinden uzak kalarak hızı çekici bulma tutkusu başlamakta, mesafe tahmini sıfıra inmektedir. Alkol,beyin hücrelerini öldürür. Uzun süreli içki kullanan alkolikler hafıza kaybı, halüsinasyonlar ve paranoya tehlikesi altındadır. Diğer risk faktörleri Ağır metaller Beyin ve merkezi sinir sistemi için en zararlı maddeler kurşun, civa, kadmiyum gibi ağır metallerdir. Bu maddelerin bulaştığı gıdaları tüketenlerde özellikle çocuklarda zekâ geriliği, sersemlik ve davranış bozukluğu gözlenir. Ağır metaller, atık su civarında yaşayan balıklar, trafiğin yoğun olduğu bölgelerde otlayan hayvanlar veya oralarda yetişen meyve ve sebzelerle vücuda girebilir Benzen, civa, kadminyum, kurşun, krom, hidrokarbon gibi ağır metaller refleks bozuklukları ve baş ağrısını da içeren çeşitli sinir sistemi bozukluklarına neden olmaktadır.
Enfeksiyonlar Menenjit, ensefalit, beyin apseleri, nörosifiliz, AIDS ve ateş yüksekliği ile giden tüm enfeksiyonlar beyin sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bazı ilaçlar Antidepresanlar, çoğu antipsikotikler, antihistaminikler, sedatifler özellikle yüksek dozlerda alındığında olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Travma ve darbeler Beynin sık sık darbeye maruz kalması mikroskobik hasarlara neden olabilmektedir. . Görünürde bir morarma ya da yara olmasa bile beyne gelen her sert darbe sinir bağlantılarında mikroskobik hasarlara neden olur. sürekli beyin darbesi almak serebral atrofiye neden olabilir. Beyin ,kafatası boşluğunu tamamı ile doldurur.Beyindeki bir damarın yada beyin zarlarının yırtılmasına yol açan ciddi yaralanmalarda kafa içi hematom(birikmiş kan)gelişir ve bu ödem betine bası yapar.Kanama beyin içinde çok hızlı olduğundan ,hastanın nörolojik durumu çok hızlı ,dakikalar içinde kötüleşir.
Stres Beyin hücrelerinin ölümündeki en önemli etken olan stres bir takım zararlı kimyasal elektronlar oluşturarak, bunların beyin hücrelerine yapışmasına neden olmaktadır. Beynimizi korumak ve geliştirmek için; Dengeli ve yeterli beslenin. Hafıza ve zeka gelişimi açısından temel besin kaynaklarının yeterli oranlarda alın. Her gün yeterli miktarda su için, B vitaminlerini içeren gıdalardan bol bol tüketin. E Vitamini, hem felç,hem de kalp krizi riskini azaltır. E vitamini içeren kuru yemişlerden yeterli oranlarda tüketmeye çalışın. Boron ve çinko içeren gıdalardan tüketin. Hindi,tavuk,dana eti ve balık gibi proteinli gıdalardan bol bol almayı ihmal etmeyin.
Stresten mümkün olduğunca uzaklaşın ve stresle baş etme yollarını öğrenin. Beyninizi darbelerden koruyun, spor yaparken darbelerin beyinde oluşturabileceği hasarın bilincinde olarak gereken tedbirleri alın. Beyin kaslarımız gibi çalıştıkça güçlenmektedir, bu nedenle beyin egzersizleri yapın . Özellikle düşünce gücü ve planlama gerektiren meşguliyetler bulun. Bu tip aktiviteler beyne kan akışını hızlandırır ve oksijen banyosu yaptırır. Zihninizi, oyunlar,yaratıcılığınızı kullanabileceğiniz aktiviteler ve okuma ile meşgul edin.
Beyninizde ne kadar çok değişik bölümleri aktive edebilirseniz, o kadar çok sinir bağının harekete geçmesini sağlarsınız ve beyniniz daha esnek ve kompleks konularda çalışabilir duruma gelir. Kendinizi tek bir aktiviteye bağladığınız zaman, beyninizin diğer bölümlerini ihmal etmiş olursunuz. İşinizin de size sürekli yeni şeyler düşündüren ve problem çözme yeteneğinizi arttıran bir iş olmasını tercih ederseniz, beyin sağlığınız açısından daha iyi olur. Çalışmayan beyin hücrelerini çalışır hale getirirsek 60 yaşında bile bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.
Egzersiz yapın çünkü egzersiz beyne sadece daha fazla sadece oksijen ve kan akışı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda beynin gıdası olan glikozun (şekerin) da beyne daha fazla gitmesini sağlar. Yüksek kan basıncı, beyin dokularınızı yıpratabilir. Yüksek tansiyonlu kişilerde beynin beyaz maddesi daha az bulunmuştur. Bu doku kaybı, kısa süreli hafıza kayıplarına,konuşma ve yön tayin edememe problemlerine ve bilginin daha yavaş işlenmesine neden olabilir.
O nedenle aşırı tuz kullanmayın,doymuş yağlardan uzak durun, kilonuzu kontrol altında tutun. Sigara ve alkol beyin hücrelerini hızlı bir şekilde yok etmektedir.Sigara ve alkolden uzak durun. Kahve tüketiminizi sınırlayın, daha çok uyumaya çalışın. Kahve alışkanlığınız varsa yavaş yavaş azaltın. Sabah enerjisini en iyi sağlayan şey,dengeli beslenme ve yeterli uykudur. Ortalama olarak 8 saat düzenli uyku almayı alışkanlık haline getirmiş bir kimse, sabahları alarma gerek duymaksızın kendi kendine uyanabilir. Zihinsel yorgunluğa sebep olan ilaçlardan uzak durmaya çalışın.
Bunlara örnek vermek gerekirse sinüs problemleri, alerji, baş ağrıları ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan anti-histaminikler,gençlerde migren tedavisi için kullanılan bazı yüksek tansiyon ilaçları,ibuprofen ve kodein gibi ağrı kesiciler,bazı bulantı ve öksürük ilaçları sayılabilir.


alıntı
Etiketler:
  • beyin hucreleri kendini yeniler mi
  • beyin hucreleri kendini yenilermi
  • beyin hucresi kendini yenilermi
  • beyin kendini yeniler mi
  • beyin kendini yenilermi
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 27 Ocak 2010, 21:54

Beyin hücreleri kendini yenileyebiliyor mu?

#2 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

insan beynindeki hücreler ölünce yeniden canlana bili yormu?Teşekkür ederim
sorunuzun yanıtı bu yazıda, lütfen dikkatlice okuyunuz.

Beyin bakımı hakkında bilmeniz gerekenler .
Beyin bakımı hakkında bilmeniz gerekenler Sinir sisteminin ve vücut fonksiyonlarının devamlılığı için temelini oluşturan en kompleks organımızdır. Bizleri hayvanlardan ayıran ana özellik beynimizin onlardan daha gelişmiş olmasıdır. Beyin Sinir sisteminin ve vücut fonksiyonlarının devamlılığını yöneten en kompleks organımızdır.
Beynin işleyişine dair bir çok şey hala bilinememektedir. Bizleri hayvanlardan ayıran ana özellik beynimizin onlardan daha gelişmiş olmasıdır. Bu fark özellikle ön beyinde belirgindir. Topluiğne başı büyüklüğünde bir beyin dokusu, yaklaşık 5 milyon hücre ihtiva eder. Beynin sol tarafı,vücudun sağ tarafındaki istemsiz kasları,sağ tarafı ise sol taraftaki istemsiz kasları kontrol eder. Her saniye beynimize ulaşan 100 milyon uyarıdan sadece 100 tanesinin beyin kökümüze ulaşmasına izin verilir. Bu kontrol sağlandığı içindir ki, ayakkabılarınızın ayağınıza teması ya da saçınızın cildinize değdiği sırada hissedilenler gibi konular hakkında her an bilgilendirilmemiş olursunuz.
Beynin sol tarafı; dil kullanımı,sayılar,ilmi çalışmalar ve değerlendirmelerle,sağ tarafı ise sanat,müzik,hayal kurma,sezgi ve üç boyutlu formların anlaşılması ile ilişkilidir. Bu nedenledir ki bilim adamları için “sol beyin insanı”,artistler gibi yaratıcı insanlar için de “sağ beyin insanı” gibi tabirler kullanılır. Beyin fonksiyonları 18-23 yaşlarında artar, 40 yaşından sonraysa hızla azalır. Günde 10 bin hücre ölüyor. Ama 65-70 yaşına kadar ölen hücrelerin sayısı toplam hücrelerin ancak yüzde 5’ine ulaşabiliyor. Demek ki beyne hücre takviyesi oluyor. Bizim (kök hücreler) dediğimiz hücreler var. Bunlar beyin hücresine dönüşebiliyor.
Her beyin hücresi öldüğünde, bellek depolama, yeni bilgileri alma ve öğrenmede zayıflama oluşuyor. Eğer beyin hücrelerimizi çalıştırırsak, 60 yaşında, bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.” 1 gr beyinde 100-150 milyon hücre vardır. Yeryüzündeki insan sayısı ise 5-6 milyar. Bu kadar insan birbiri ile aynı gün telefonla konuşmuyor ama insan beyin hücreleri sürekli iletişim halindeler. Masadan bir bardak su almak istediğimizde, kola gelen kaslara gevşeme-kasılma talimatı vermesi, bardağın sertliği, sıcaklığı, ağırlığı, hangi açı ile ağza götürüleceği gibi bir çok işlemler, hangi koordinatlarla hareket edileceğine dair bilgiler beynin işlevidir. Bunlar yapılırken olağanüstü bilgi işlem süreci işler. İşte böyle harika bir organ kendini yenileme yeteneğine sahip değildir. Diğer beden hücreleri yenilenip değişirken beyin için tek yol kapasiteyi arttırmaktır. Bu işlem de Beyin eğitimidir.
Beynini iyi bilen ve kullanan kişi başarı ve mutluluğu yakalayacaktır. Beslenme ve beyin sağlığı ilişkisi Beynimizin fonksiyonlarını gerçekleştirmesi için, oksijen ve gıdalarla beslenmesi gereklidir. Özellikle uzun süren beslenme bozuklukları sinir sistemi üzerinde olumsuz etkiler bırakmakta ve beyin büyüklüğünü, hücre sayısını ve sinir hücrelerinin gelişimini engelleyerek, beyinde kalıcı hasara neden olabilmektedir. Yediğimiz besinlerin insanın hafıza, zeka ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Beynimiz, oran olarak vücudumuzun küçük bir bölümünü (%2-3’ünü) oluştursa da, yiyeceklerle alınan enerjinin ortalama % 30’unu harcar. Hafıza ve zeka gelişimi açısından bazı besin kaynaklarının diğerlerine göre önemi çok daha fazladır. Örneğin bunların arasında B vitaminlerini içeren yiyecekler birinci sırada gelmektedir.
Beyin gelişiminde özellikle B grubu vitaminler yanında demir, çinko, iyot gibi mineraller etkilidir. “B” vitaminlerinin beyindeki önemli reaksiyonların gerçekleştirilmesindeki payı zihinsel potansiyel açısından hayati öneme sahiptir. Ayrıca B vitaminleri beyni strese karşı da korumaktadır. Beyin için enerji üretimine büyük katkısı olan B vitaminlerinin eksikliği yorgunluğa, hafıza ve zeka performansının zayıflamasına neden olur. Beynin ihtiyacı olan B vitaminlerinin yeterince alınması halinde zihinsel fonksiyonlarda; öğrenme ve hafıza gücü, konsantrasyon, hızlı düşünme, sözel yetenek ve akıcılık, uyanıklık, yaratıcı düşünme, enerjik hissetme gelişmelerin olduğu açıkça hissedilmektedir Kuru baklagiller, kırmızı et, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, tavuk eti, hindi, yerfıstığı, muz, kavun, brokoli, ıspanak, domates, yumurta, kavun ve enginar kombinasyonları B grubu (kompleks) vitaminlerini garanti eden besin kaynaklarıdır.
Demirin beynin beslenmesi için hayati bir önemi olup beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Özellikle oksijenin beyne taşınması ve beyin tarafından kullanılmasını sağlayan kandaki hemoglobin ve alyuvarların oluşumunda demire ihtiyaç vardır. Daha kısa bir ifadeyle beynin temel enerji kaynaklarından biri olan oksijenin beyne taşınabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Dolayısı ile diyetimizde mutlaka demir içeren yiyecekler bulundurmalıyız. Tüm kırmızı etler, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir. E ve C vitamininden zengin gıdalar beyin hücre yıpranmasını önler. C vitamini demirin yiyeceklerden emilmesini kolaylaştırır.
Bundan dolayı demir içeren yiyeceklerin “C” vitamini içeren, örneğin turunçgiller, kivi, domates, patates, karnabahar, brokoli, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber gibi besinlerle birlikte alınmasında fayda vardır. Bunun yanında kafein içeren içecekler ise demirin emilmesini engellemektedir. “C” vitamininin yanında “E” vitamininin de antioksidan olarak beynin etkin ve verimli kullanılmasına büyük katkıları vardır. Bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir. Beyin kan şekerini doğrudan kullanır. Kan şekerimizi düşürmememiz gerekir.Bunun için serbest radikal giderici antioksidan, hücre yenileyici özellikteki taze sebze ve meyve vazgeçilmez gıdamız olmalıdır. Çayın özellikle yeşil çayın tüketilmesi beyin sağlığı için yararlıdır. Beyin için gerekli vitamin,mineral, oligoelementleri çokça sağlayan bal, ceviz, fındık, çörekotu,badem karışımını her sabah bir çorba kaşığı alırsanız güne daha sağlıklı başlamış olursunuz. Sigara ve alkol beyin hücrelerini öldürür ! Sigara Sigaranın beyin hücrelerini tahrip ettiği ve yeni hücrelerin üretilmesini durdurduğu yapılan araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır.
Beyin tümörlerinin % 99’u, beyin kanamalarının % 85’i sigara kaynaklıdır. Bunların sonucunda kaslarda kuvvet azalması ve felç gibi sonuçlar ortaya çıkar. Sigara içenlerin vücuduna % 15 ila % 33 daha az oksijen girmektedir. Sigaranın içindeki karbonmonoksit kandaki oksijeni yok eder. Bu da öncelikle beyinin, kalp ve damarların tahribatına yol açarak beyin damarlarında daralma ve tıkanmalar meydana getirir. Ayrıca bu duruma bağlı olarak zihinsel ve bedensel yorgunluk ortaya çıkar. Sigara içen kişilerdeki beyin-damar hastalığı (inme gibi) riski, içmeyenlere göre 4 kat yüksektir. Dudaklarımıza dumanın değdiği andan itibaren 8 saniyede beyne ulaşan nikotin, her nefes sigara çekiminde yaklaşık 50 bin beyin hücremizin ölümüne sebep olur. Ve bu ölen hücreler asla yenilenmez. Nikotin beyin hücrelerini etkileyerek bağımlılığa yol açar. ( sigara içmeyi deneyen her 4 kişiden üçü sigara bağımlısı olmaktadır.)
Yapılan araştırmalar tütündeki üç yüze yakın radyoaktif maddenin başlıcaları olan, kurşun ve uranyumun türevi olan polonyumun, radonun beyin hücreleri dışındaki hücreleri de tahrip ettiği belirtilmiştir. Alkol Alkole bağlı beyin hasarı, aşırı alkol tüketimi sonucu beyinde oluşan fiziksel hasardır. Hasarın derecesi yaş, cinsiyet, beslenme ve kişinin belli karakter özelliklerinin yanı sıra, alkol tüketiminin miktarı ve şekline de bağlıdır. Aşırı alkol kullananlarda, vücut vitaminsiz kalacak ve özellikle B vitaminin eksikliğinden kaynaklanan hastalıklar başlayacaktır. Alkol tüm zihinsel fonksiyonlara zarar vermektedir.
Yapılan tüm beyin hücreleri araştırmaları, alkoliklerin beyin hücrelerinin, normale oranla çok daha hızlı bir şekilde yok olduğunu, hatta “hücre deposunun” zamanla tamamen boşaldığını ortaya koymuştur. Bu durumda hastanın hemen hemen tüm zihinsel faaliyetleri durmaktadır. Bellek zayıflığı, alkole bağlı beyin hasarıyla ilgili en yaygın sorunlardan birisidir. Alkole bağlı beyin hasarı düşünme ve bellek yeteneklerindeki değişikliklerle ilgilidir. Kişilerin öğrenme ve iletişim kurma becerilerini etkiler. Alkole bağlı beyin hasarı kişilerin günlük yaşamdaki düşünme ve davranış biçimlerini etkiler. Endişe, stres ve durumun üstesinden gelmede yetersizlik hisleri yaygındır. Normal olarak bir insan beyninde, milyarlarca sinir hücresi (nöron) bulunur.
Bu hücrelerin bir özelliği doğumdan sonra, ölüme kadar sayılarının sabit kalmasıdır; yani sinir hücreleri doğumdan sonra sayıca çoğalmazlar. İşte, yukarıda bahsedildiği gibi, beyindeki kılcal damarları tıkayıp hücrelerde ölüme sebep olduğu gibi, beyinde de aynı neticeye sebep olmaktadır. İlk kadeh içki dahi, beyinde bazı kılcal damarlarda tıkanmaya, dolayısıyla da birkaç bin sinir hücresinin oksijensizlikten ölümüne yol açmaktadır. Bu içki alışkanlığı devam ederse, alkol, beyinde telafisi kesinlikle mümkün olmayan milyonlarca sinir hücrelerinin ölümüne yol açacaktır. Alkol miktarı arttıkça kandaki oksijen azalmakta ve beyin ihtiyacı olan oksijeni temin edemediği için işlevlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamaktadır. Alkol etkisi ile kişi saldırganlaşmakta, bazen de uyku hali ve uyuşukluk başlayarak kurallara uymamakta ve fren, vites ve direksiyonu zamanında gereğince kullanamaz duruma gelmektedir.
Hız tahminleri ve hız karşılaştırmaları azalmakta ve hatta hızın korku veren etkisinden uzak kalarak hızı çekici bulma tutkusu başlamakta, mesafe tahmini sıfıra inmektedir. Alkol,beyin hücrelerini öldürür. Uzun süreli içki kullanan alkolikler hafıza kaybı, halüsinasyonlar ve paranoya tehlikesi altındadır. Diğer risk faktörleri Ağır metaller Beyin ve merkezi sinir sistemi için en zararlı maddeler kurşun, civa, kadmiyum gibi ağır metallerdir. Bu maddelerin bulaştığı gıdaları tüketenlerde özellikle çocuklarda zekâ geriliği, sersemlik ve davranış bozukluğu gözlenir. Ağır metaller, atık su civarında yaşayan balıklar, trafiğin yoğun olduğu bölgelerde otlayan hayvanlar veya oralarda yetişen meyve ve sebzelerle vücuda girebilir Benzen, civa, kadminyum, kurşun, krom, hidrokarbon gibi ağır metaller refleks bozuklukları ve baş ağrısını da içeren çeşitli sinir sistemi bozukluklarına neden olmaktadır.
Enfeksiyonlar Menenjit, ensefalit, beyin apseleri, nörosifiliz, AIDS ve ateş yüksekliği ile giden tüm enfeksiyonlar beyin sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bazı ilaçlar Antidepresanlar, çoğu antipsikotikler, antihistaminikler, sedatifler özellikle yüksek dozlerda alındığında olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Travma ve darbeler Beynin sık sık darbeye maruz kalması mikroskobik hasarlara neden olabilmektedir. . Görünürde bir morarma ya da yara olmasa bile beyne gelen her sert darbe sinir bağlantılarında mikroskobik hasarlara neden olur. sürekli beyin darbesi almak serebral atrofiye neden olabilir. Beyin ,kafatası boşluğunu tamamı ile doldurur.Beyindeki bir damarın yada beyin zarlarının yırtılmasına yol açan ciddi yaralanmalarda kafa içi hematom(birikmiş kan)gelişir ve bu ödem betine bası yapar.Kanama beyin içinde çok hızlı olduğundan ,hastanın nörolojik durumu çok hızlı ,dakikalar içinde kötüleşir.
Stres Beyin hücrelerinin ölümündeki en önemli etken olan stres bir takım zararlı kimyasal elektronlar oluşturarak, bunların beyin hücrelerine yapışmasına neden olmaktadır. Beynimizi korumak ve geliştirmek için; Dengeli ve yeterli beslenin. Hafıza ve zeka gelişimi açısından temel besin kaynaklarının yeterli oranlarda alın. Her gün yeterli miktarda su için, B vitaminlerini içeren gıdalardan bol bol tüketin. E Vitamini, hem felç,hem de kalp krizi riskini azaltır. E vitamini içeren kuru yemişlerden yeterli oranlarda tüketmeye çalışın. Boron ve çinko içeren gıdalardan tüketin. Hindi,tavuk,dana eti ve balık gibi proteinli gıdalardan bol bol almayı ihmal etmeyin.
Stresten mümkün olduğunca uzaklaşın ve stresle baş etme yollarını öğrenin. Beyninizi darbelerden koruyun, spor yaparken darbelerin beyinde oluşturabileceği hasarın bilincinde olarak gereken tedbirleri alın. Beyin kaslarımız gibi çalıştıkça güçlenmektedir, bu nedenle beyin egzersizleri yapın . Özellikle düşünce gücü ve planlama gerektiren meşguliyetler bulun. Bu tip aktiviteler beyne kan akışını hızlandırır ve oksijen banyosu yaptırır. Zihninizi, oyunlar,yaratıcılığınızı kullanabileceğiniz aktiviteler ve okuma ile meşgul edin.
Beyninizde ne kadar çok değişik bölümleri aktive edebilirseniz, o kadar çok sinir bağının harekete geçmesini sağlarsınız ve beyniniz daha esnek ve kompleks konularda çalışabilir duruma gelir. Kendinizi tek bir aktiviteye bağladığınız zaman, beyninizin diğer bölümlerini ihmal etmiş olursunuz. İşinizin de size sürekli yeni şeyler düşündüren ve problem çözme yeteneğinizi arttıran bir iş olmasını tercih ederseniz, beyin sağlığınız açısından daha iyi olur. Çalışmayan beyin hücrelerini çalışır hale getirirsek 60 yaşında bile bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.
Egzersiz yapın çünkü egzersiz beyne sadece daha fazla sadece oksijen ve kan akışı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda beynin gıdası olan glikozun (şekerin) da beyne daha fazla gitmesini sağlar. Yüksek kan basıncı, beyin dokularınızı yıpratabilir. Yüksek tansiyonlu kişilerde beynin beyaz maddesi daha az bulunmuştur. Bu doku kaybı, kısa süreli hafıza kayıplarına,konuşma ve yön tayin edememe problemlerine ve bilginin daha yavaş işlenmesine neden olabilir.
O nedenle aşırı tuz kullanmayın,doymuş yağlardan uzak durun, kilonuzu kontrol altında tutun. Sigara ve alkol beyin hücrelerini hızlı bir şekilde yok etmektedir.Sigara ve alkolden uzak durun. Kahve tüketiminizi sınırlayın, daha çok uyumaya çalışın. Kahve alışkanlığınız varsa yavaş yavaş azaltın. Sabah enerjisini en iyi sağlayan şey,dengeli beslenme ve yeterli uykudur. Ortalama olarak 8 saat düzenli uyku almayı alışkanlık haline getirmiş bir kimse, sabahları alarma gerek duymaksızın kendi kendine uyanabilir. Zihinsel yorgunluğa sebep olan ilaçlardan uzak durmaya çalışın.
Bunlara örnek vermek gerekirse sinüs problemleri, alerji, baş ağrıları ve soğuk algınlığı tedavisinde kullanılan anti-histaminikler,gençlerde migren tedavisi için kullanılan bazı yüksek tansiyon ilaçları,ibuprofen ve kodein gibi ağrı kesiciler,bazı bulantı ve öksürük ilaçları sayılabilir.


alıntı
Rapor Et
Eski 28 Ocak 2010, 00:00

Beyin hücreleri kendini yenileyebiliyor mu?

#3 (link)
Önce Sağlık
biruni - avatarı
DHA asiti, destekleyici gıda olarak alınabilinir.

DHA; Beynin gri maddesinin ve gözün temel yağ asididir. Beyin gelişimi için zorunludur.Hem çocuklar hem de erişkinlerdeki nörolojik kusurları hafifletebilir.Nörotransmitter üretimini ve beyine hücre iletimini sağlar. Beyin ve sinir sistemlerimizin(OSS ve SSS) gelişimi için önemli bir bileşendir.
Beyin
Rapor Et
Eski 8 Şubat 2012, 10:49

beyinde ödem

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
beyinde ödem oluşmasının tedavisi var mı?eğer varsa nasıl? ve birde insanı öldürür mü?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.293 saniyede (82.54% PHP - 17.46% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 16:03
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi