Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Denizler ve karalar hakkında bilgi verir misiniz?

Gösterim: 37722 | Cevap: 25
  • karalar ve denizler
  • karalar ve denizler hakkinda bilgi
  • tuz orani en yuksek deniz
Misafir
Cevaplanmış   |    16 Mart 2010 19:25   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Denizler ve karalar hakkında bilgi verir misiniz?

denizler ve karalar hakkında bilgi gönderir misinix??
En iyi cevap cHatLaqLady tarafından gönderildi

Denizler
Yerkürenin yaklaşık dörtte üçü deniz sularıyla kaplıdır. Bunun önemli bir bölümü Güney Yarıküre'de yer alır. Kıtaların arasında Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu bulunur. Bunların kıtaların içine girmiş ya da arasında kalmış parçalarına da kenar denizi adı verilir. Deniz suyunda görülen hareketlere akıntılar, gelgit ve rüzgarlar yol açar.

Deniz Suyu
Karaların üstündeki sularla deniz suyu arasındaki en önemli ayrım içerdikleri tuz oranında görülür. Deniz suyunun tuzluluğu okyanuslarda ortalama binde 35’tir, yani 1.000 gr suda 35 gr tuz bulunur. Buna yüzde 88,8 oranındaki klo bileşimleri neden olur; en büyük pay da yüzde 77,7 ile sodyum klorüre, yani sofra tuzuna aittir. Deniz suyunda çözülmüş halde magnezyum klorür, magnezyum sülfat, potasyum klorür, potasyum sülfat, kalsiyum karbonat ve kalsiyum sülfat ile çeşitli brom bileşikleri de bulunur. Bir denizin tuzluluk oranı buharlaşmaya ve o denize karışan tatlı sulara bağlı olarak değişebilir.
Az sayıda akarsuyun döküldüğü ve buharlaşmanın yüksek olduğu Kızıldeniz gibi denizlerde tuzluluk oranı binde 40’a, hatta daha yukarı çıkabilir. Buna karşılık Baltık Denizi gibi buharlaşmanın görece az, dökülen ırmakların da fazla olduğu yerlerde tuzluluk oranı binde 3-20 arasında değişir.
Güneş ışınları denizleri de ısıtır. Onun için, özellikle Ekvator çevresinde deniz yüzeyindeki suyun sıcaklığı 30 dereceye kadar çıkabilir. Kutuplara doğru ise sıcaklık düşer ve su, tuzluluk oranına göre –1 ile –1,9 dereceler arasında donar.

Deniz Sularının Hareketi
Rüzgar, gelgit ve akıntılar deniz suyunda hareketlere yol açar.
Rüzgarlar ve fırtınalar denizde yalnızca dalgaların oluşmasına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda denizin 100 m derinliğine kadar inebilen etkileriyle akıntılara da neden olabilir. Muson ya da alize gibi sürekli esen rüzgarlar dünyanın dönmesine de bağlı olarak, Kuzey Yarıküre’de sağa, Güney Yarıküre’de de sola doğru yol alan akıntılar oluştururlar. Suyun tuzluluk oranı ile sıcaklığına bağlı olarak deniz suyu yoğunluğunda ortaya çıkan farklılıklar da akıntılara neden olabilir. Bunun sonucunda Humboldt gibi soğuk ve Gulf Stream gibi sıcak su akıntıları ortaya çıkar ve bunlar çevrelerindeki iklim koşullarını da etkiler. Akıntılar nedeniyle bir yerden boşalan suyun yerine ya yüzeyden ya da denizin altından karşı akıntıyla yeni su kütleleri gelir ve böylece deniz suyunda sürekli bir hareket görülür.
Deniz suyu hareketlerine yol açan bir başka etken de gelgittir. Gelgit Ay ile Güneş’in deniz suyu üstündeki çekim gücünden kaynaklanır. Dünya’nın dönmesi ile ortaya çıkan merkezkaç gücü de onlara katılır. Dünya’nın Ay’a dönük yüzündeki sular kabarırken, öteki yerdekiler alçalır. Ay, Dünya çevresinde dolaştıkça kabarma bölgesi de yer değiştirir. Ay, Dünya’nın herhangi bir yerine göre tam çevrimini 24 saat 50 dakikada tamamladığından, yarım günlük gelgit periyodunun süresi 12,5 saattir. Aynı biçimde Güneş de 24 saatlik günlük gelgitlere neden olur. Güneş’in kütlesel çekim kuvvetinin Ay’ınkinin yüzde 46’sı kadar olduğu saptanmıştır. Dünya, Ay ve Güneş üçlüsünün konumlarına göre gelgit kabarmaları ya da alçalmaları ortaya çıkar. Bu gökcisimlerinin üçü de aynı doğru üstündeyse Ay ve Güneş’in çekim kuvvetleri birbirine eklenir. Ama bir dik açı oluşturacak biçimde dururlarsa, Ay ile Güneş’in çekim kuvvetleri birbirlerini zayıflatır. Gelgit olaylarının etkileri karaların konumuna göre değişir. Örneğin kıyılarda, özellikle de ırmak ağızlarında haliçler oluşabilir ya da sular yükseldiği sırada fırtına çıkmasıyla su baskınları ortaya çıkabilir.


Deniz Tabanı
Deniz tabanının profiline bakılacak olursa 200 m’ye kadar yavaş yavaş alçaldığı görülür. Bu noktadan sonra birden hızlı bir düşüşün gözlendiği kıta sahanlığı başlar. Derin denizlerin derinliği 4.000-6.000 m arasında değişir. Burada ayrıca daha derinlere inen çukurlar da vardır. Bu çukurlara örnek olarak derinliği 11.034 m olan Mariana Çukuru verilebilir. Ayrıca okyanusların ortasında okyanus sırtı olarak bilinen, yaklaşık 1.500 km genişliğinde bir deniz altı dağ zinciri uzanır. Bunların zaman zaman su yüzüne kadar çıkan uzantıları, Asor Adaları’nda olduğu gibi, adalar zinciri oluşturur. Okyanus sırtının her iki yanında 20-50 km genişliğindeki çöküntü alanları uzanır. Bu çöküntü alanlarından tabana doğru yükselen magma okyanus tabanının yenilenmesine yol açar. Okyanusların tabanındaki sırt ve çöküntü sistemleri yerkabuğunu oluşturan levhaların tektonik hareketlerinin ve kıtaların sürüklenmesinin bir sonucudur. Deniz tabanının profili adalardan, çukurlardan, hendeklerden, platolardan ve başka yükseltilerden oluşur.
Deniz tabanı pek çok çökeltinin yanı sıra, magmanın oluşturduğu korkayaçlarla kaplıdır. Deniz altındaki yanardağların püskürttüğü lavlardan oluşan tipik bir kayaç türü de yastık kayaçtır. Bu kayaçların yastık biçimindeki görünümü lavların su altında çok hızlı bir biçimde soğuyarak katılaşmasından kaynaklanır. Deniz tabanındaki yanardağların püskürmesi, Kızıldeniz’de olduğu gibi mineral yataklarının oluşmasına da yol açabilir. Derin denizlerin bir özelliği de manganez içeren yumrulardır. Bunlar geçen yüzyılın sonundaki Challenger Araştırma Seferi sırasında bulunmuştur. Okyanus tabanının yaklaşık yüzde 10’unu kapladığı sanılan bu manganez-demir bileşiklerinin çapı birkaç santimetreden birkaç metreye kadar değişebilir. Bu yumruların bin yılda 0,1-1 mm kadar büyüdüğü bilinmekle birlikte ortaya çıkış nedenleri bugüne değin açıklanamamıştır. Deniz tabanını kaplayan bir başka madde de tortullardır. Bunların başında deniz tabanının yaklaşık yüzde 28’ini kaplayan derin deniz killeri gelir. Ayrıca ışınlılar, denizkelebekleri ve diyatomeler gibi ölmüş mikroorganizmaların oluşturduğu bir çamur katmanı da derin deniz diplerinde birikmiştir. Karaya yakın sığ suların tabanlarında ince parçalı tortulların yanı sıra, daha iri parçalı kum ve çakıllarla mercan resifleri görülür.

Kıt’alar
Dünya’nın yüz ölçümü 510 milyon km2 dir. Bunun 149 milyon km2 sini karalar oluşturur. Kendine bağlı yakın adalarla birlikte çevresi deniz ve okyanuslarla çevrili büyük kara parçalarına kıt’a denir. Dünya’da 7 kıt’a vardır. Bu kıt’alardan Avrupa, Asya ve Afrika insanların ilk yerleştikleri kıt’alardır. Bunlara Eski Dünya Kıt’aları denilmektedir. Kuzey Amerika ve Güney Amerika ile Okyanusya sonradan keşfedilerek yerleşilen kıt’alardır. Bu nedenle Yeni Dünya Kıt’aları olarak adlandırılırlar. Antarktika kıt’asında ise yerleşik hayat yoktur.
Kıt’alar Kuzey ve Güney Yarım kürelere eşit olmayan şekilde dağılmıştır. Karaların çoğu Kuzey Yarım Küre’de toplanmıştır. Kara ve denizlerin dağılışını incelediğimizde su özellikler dikkatimizi çeker;
ä Her iki yarım kürede de karaların kapladığı alan daha azdır.
ä Güney Yarım Küre’de hem kara az, hem de karalar birbirine uzaktır.


• Karalar denizlere oranla daha çabuk ve daha çok ısındığı için karaların fazla olduğu Kuzey Yarım Küre bir kaç derece daha sıcaktır.

Kıt’alar ve yüz ölçümleri
• Dünya nüfusunun büyük kısmı Kuzey Yarım Küre’de toplanmıştır.
• Kuzey Yarım Küre’de kıt’alar birbirine yakın olduğu için ülkeler arasındaki siyasî, kültürel ve ekonomik ilişkiler daha yoğundur.
Yeryüzünde kıt’alardan başka okyanuslarda ve denizlerde irili ufaklı bir çok kara parçası vardır. Etrafı sularla çevrili olan kara parçalarına ada denir (Kıbrıs, Gökçeada). Üç tarafı denizlerle çevrili olan kara parçalarına ise yarımada denir (Kocaeli, Bodrum).

kara ve denizlerin dağılışı
Kara ve Deniz DağılışıKaralar denizlere göre daha çok ve çabuk ısınıp, soğurlar. Bu nedenle, karaların daha fazla yer kapladığı Kuzey Yarım Küre’nin yıllık ortalama sıcaklığı Güney Yarım Küre’den daha fazladır.Ayrıca her iki yarım kürede kara ve denizlerin dağılışındaki farklılık termik ekvatorun yer ekvatorundan sapmasına neden olmuştur.

cHatLaqLady
16 Mart 2010 19:59   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Denizler
Yerkürenin yaklaşık dörtte üçü deniz sularıyla kaplıdır. Bunun önemli bir bölümü Güney Yarıküre'de yer alır. Kıtaların arasında Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu bulunur. Bunların kıtaların içine girmiş ya da arasında kalmış parçalarına da kenar denizi adı verilir. Deniz suyunda görülen hareketlere akıntılar, gelgit ve rüzgarlar yol açar.

Deniz Suyu
Karaların üstündeki sularla deniz suyu arasındaki en önemli ayrım içerdikleri tuz oranında görülür. Deniz suyunun tuzluluğu okyanuslarda ortalama binde 35’tir, yani 1.000 gr suda 35 gr tuz bulunur. Buna yüzde 88,8 oranındaki klo bileşimleri neden olur; en büyük pay da yüzde 77,7 ile sodyum klorüre, yani sofra tuzuna aittir. Deniz suyunda çözülmüş halde magnezyum klorür, magnezyum sülfat, potasyum klorür, potasyum sülfat, kalsiyum karbonat ve kalsiyum sülfat ile çeşitli brom bileşikleri de bulunur. Bir denizin tuzluluk oranı buharlaşmaya ve o denize karışan tatlı sulara bağlı olarak değişebilir.
Az sayıda akarsuyun döküldüğü ve buharlaşmanın yüksek olduğu Kızıldeniz gibi denizlerde tuzluluk oranı binde 40’a, hatta daha yukarı çıkabilir. Buna karşılık Baltık Denizi gibi buharlaşmanın görece az, dökülen ırmakların da fazla olduğu yerlerde tuzluluk oranı binde 3-20 arasında değişir.
Güneş ışınları denizleri de ısıtır. Onun için, özellikle Ekvator çevresinde deniz yüzeyindeki suyun sıcaklığı 30 dereceye kadar çıkabilir. Kutuplara doğru ise sıcaklık düşer ve su, tuzluluk oranına göre –1 ile –1,9 dereceler arasında donar.

Deniz Sularının Hareketi
Rüzgar, gelgit ve akıntılar deniz suyunda hareketlere yol açar.
Rüzgarlar ve fırtınalar denizde yalnızca dalgaların oluşmasına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda denizin 100 m derinliğine kadar inebilen etkileriyle akıntılara da neden olabilir. Muson ya da alize gibi sürekli esen rüzgarlar dünyanın dönmesine de bağlı olarak, Kuzey Yarıküre’de sağa, Güney Yarıküre’de de sola doğru yol alan akıntılar oluştururlar. Suyun tuzluluk oranı ile sıcaklığına bağlı olarak deniz suyu yoğunluğunda ortaya çıkan farklılıklar da akıntılara neden olabilir. Bunun sonucunda Humboldt gibi soğuk ve Gulf Stream gibi sıcak su akıntıları ortaya çıkar ve bunlar çevrelerindeki iklim koşullarını da etkiler. Akıntılar nedeniyle bir yerden boşalan suyun yerine ya yüzeyden ya da denizin altından karşı akıntıyla yeni su kütleleri gelir ve böylece deniz suyunda sürekli bir hareket görülür.
Deniz suyu hareketlerine yol açan bir başka etken de gelgittir. Gelgit Ay ile Güneş’in deniz suyu üstündeki çekim gücünden kaynaklanır. Dünya’nın dönmesi ile ortaya çıkan merkezkaç gücü de onlara katılır. Dünya’nın Ay’a dönük yüzündeki sular kabarırken, öteki yerdekiler alçalır. Ay, Dünya çevresinde dolaştıkça kabarma bölgesi de yer değiştirir. Ay, Dünya’nın herhangi bir yerine göre tam çevrimini 24 saat 50 dakikada tamamladığından, yarım günlük gelgit periyodunun süresi 12,5 saattir. Aynı biçimde Güneş de 24 saatlik günlük gelgitlere neden olur. Güneş’in kütlesel çekim kuvvetinin Ay’ınkinin yüzde 46’sı kadar olduğu saptanmıştır. Dünya, Ay ve Güneş üçlüsünün konumlarına göre gelgit kabarmaları ya da alçalmaları ortaya çıkar. Bu gökcisimlerinin üçü de aynı doğru üstündeyse Ay ve Güneş’in çekim kuvvetleri birbirine eklenir. Ama bir dik açı oluşturacak biçimde dururlarsa, Ay ile Güneş’in çekim kuvvetleri birbirlerini zayıflatır. Gelgit olaylarının etkileri karaların konumuna göre değişir. Örneğin kıyılarda, özellikle de ırmak ağızlarında haliçler oluşabilir ya da sular yükseldiği sırada fırtına çıkmasıyla su baskınları ortaya çıkabilir.


Deniz Tabanı
Deniz tabanının profiline bakılacak olursa 200 m’ye kadar yavaş yavaş alçaldığı görülür. Bu noktadan sonra birden hızlı bir düşüşün gözlendiği kıta sahanlığı başlar. Derin denizlerin derinliği 4.000-6.000 m arasında değişir. Burada ayrıca daha derinlere inen çukurlar da vardır. Bu çukurlara örnek olarak derinliği 11.034 m olan Mariana Çukuru verilebilir. Ayrıca okyanusların ortasında okyanus sırtı olarak bilinen, yaklaşık 1.500 km genişliğinde bir deniz altı dağ zinciri uzanır. Bunların zaman zaman su yüzüne kadar çıkan uzantıları, Asor Adaları’nda olduğu gibi, adalar zinciri oluşturur. Okyanus sırtının her iki yanında 20-50 km genişliğindeki çöküntü alanları uzanır. Bu çöküntü alanlarından tabana doğru yükselen magma okyanus tabanının yenilenmesine yol açar. Okyanusların tabanındaki sırt ve çöküntü sistemleri yerkabuğunu oluşturan levhaların tektonik hareketlerinin ve kıtaların sürüklenmesinin bir sonucudur. Deniz tabanının profili adalardan, çukurlardan, hendeklerden, platolardan ve başka yükseltilerden oluşur.
Deniz tabanı pek çok çökeltinin yanı sıra, magmanın oluşturduğu korkayaçlarla kaplıdır. Deniz altındaki yanardağların püskürttüğü lavlardan oluşan tipik bir kayaç türü de yastık kayaçtır. Bu kayaçların yastık biçimindeki görünümü lavların su altında çok hızlı bir biçimde soğuyarak katılaşmasından kaynaklanır. Deniz tabanındaki yanardağların püskürmesi, Kızıldeniz’de olduğu gibi mineral yataklarının oluşmasına da yol açabilir. Derin denizlerin bir özelliği de manganez içeren yumrulardır. Bunlar geçen yüzyılın sonundaki Challenger Araştırma Seferi sırasında bulunmuştur. Okyanus tabanının yaklaşık yüzde 10’unu kapladığı sanılan bu manganez-demir bileşiklerinin çapı birkaç santimetreden birkaç metreye kadar değişebilir. Bu yumruların bin yılda 0,1-1 mm kadar büyüdüğü bilinmekle birlikte ortaya çıkış nedenleri bugüne değin açıklanamamıştır. Deniz tabanını kaplayan bir başka madde de tortullardır. Bunların başında deniz tabanının yaklaşık yüzde 28’ini kaplayan derin deniz killeri gelir. Ayrıca ışınlılar, denizkelebekleri ve diyatomeler gibi ölmüş mikroorganizmaların oluşturduğu bir çamur katmanı da derin deniz diplerinde birikmiştir. Karaya yakın sığ suların tabanlarında ince parçalı tortulların yanı sıra, daha iri parçalı kum ve çakıllarla mercan resifleri görülür.

Kıt’alar
Dünya’nın yüz ölçümü 510 milyon km2 dir. Bunun 149 milyon km2 sini karalar oluşturur. Kendine bağlı yakın adalarla birlikte çevresi deniz ve okyanuslarla çevrili büyük kara parçalarına kıt’a denir. Dünya’da 7 kıt’a vardır. Bu kıt’alardan Avrupa, Asya ve Afrika insanların ilk yerleştikleri kıt’alardır. Bunlara Eski Dünya Kıt’aları denilmektedir. Kuzey Amerika ve Güney Amerika ile Okyanusya sonradan keşfedilerek yerleşilen kıt’alardır. Bu nedenle Yeni Dünya Kıt’aları olarak adlandırılırlar. Antarktika kıt’asında ise yerleşik hayat yoktur.
Kıt’alar Kuzey ve Güney Yarım kürelere eşit olmayan şekilde dağılmıştır. Karaların çoğu Kuzey Yarım Küre’de toplanmıştır. Kara ve denizlerin dağılışını incelediğimizde su özellikler dikkatimizi çeker;
ä Her iki yarım kürede de karaların kapladığı alan daha azdır.
ä Güney Yarım Küre’de hem kara az, hem de karalar birbirine uzaktır.


• Karalar denizlere oranla daha çabuk ve daha çok ısındığı için karaların fazla olduğu Kuzey Yarım Küre bir kaç derece daha sıcaktır.

Kıt’alar ve yüz ölçümleri
• Dünya nüfusunun büyük kısmı Kuzey Yarım Küre’de toplanmıştır.
• Kuzey Yarım Küre’de kıt’alar birbirine yakın olduğu için ülkeler arasındaki siyasî, kültürel ve ekonomik ilişkiler daha yoğundur.
Yeryüzünde kıt’alardan başka okyanuslarda ve denizlerde irili ufaklı bir çok kara parçası vardır. Etrafı sularla çevrili olan kara parçalarına ada denir (Kıbrıs, Gökçeada). Üç tarafı denizlerle çevrili olan kara parçalarına ise yarımada denir (Kocaeli, Bodrum).

kara ve denizlerin dağılışı
Kara ve Deniz DağılışıKaralar denizlere göre daha çok ve çabuk ısınıp, soğurlar. Bu nedenle, karaların daha fazla yer kapladığı Kuzey Yarım Küre’nin yıllık ortalama sıcaklığı Güney Yarım Küre’den daha fazladır.Ayrıca her iki yarım kürede kara ve denizlerin dağılışındaki farklılık termik ekvatorun yer ekvatorundan sapmasına neden olmuştur.
Misafir
11 Nisan 2010 14:10   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
karalar hakkinda bilgi
Misafir
13 Nisan 2010 11:11   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

kara

karalar nelerden olusur bilgi almak istiyorum
Misafir
27 Nisan 2010 03:03   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Karala'mı Yoksa Sular'mı daha çok yer kaplıyor

Karala'mı Yoksa Sular'mı daha çok yer kaplıyor
27 Nisan 2010 09:05   |   Mesaj #6   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Ankara

18997
19.278 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 16-04-2010
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

Karala'mı Yoksa Sular'mı daha çok yer kaplıyor


Dünya yüzeyinin yüzde 80'i sudur. Dünyadaki tüm suların yüzde 97’si deniz ve okyanuslardan oluşur. Dünyadaki donmuş haldeki su oranı yüzde 2'dir. Dünyadaki tüm suların sadece yüzde 1'i içilebilir niteliktedir. Dünya'da 1,4 milyar km³ su olduğunu bilinmektedir.
Misafir
18 Ekim 2010 16:59   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Dünyanın neden3/1'i su ile kaplıdır?

ben ülkenin neden 3/1 i su ile kaklı oldugunu anlamak istiyorum
Misafir
11 Aralık 2010 17:06   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
diğer önemli denizleri de yazsanız?
Misafir
28 Mart 2011 14:31   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

cevap

bilmiyorum çünki ben 3. sınıfa gidiyorum.ben bunun cevabını sizden öğrenmek istiyorum.ne olur bana cevap verin.ne olur yalvarıyorum...Hadi çabuk olun ödevim var...cevapları bekliyorum...hadi çabuk olun...ne olur..kolay gelsin.....ş..
Misafir
28 Mart 2011 18:03   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
sular ve karalar ilişkisini sordum başka bişey çıktı
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Denizler ve karalar hakkında bilgi verir misiniz? Konusuna Benzer Konular

Cevap: 0
Son Mesaj: 16 Ağustos 2012 17:25
Cevap: 0
Son Mesaj: 20 Şubat 2012 16:28
Denizler Hakkında Genel Bilgi
Gönderen: The Unique Forum: Deniz Bilimleri
Cevap: 1
Son Mesaj: 11 Haziran 2011 23:27
Cevap: 3
Son Mesaj: 24 Mayıs 2011 19:52
Cevap: 1
Son Mesaj: 25 Mart 2010 16:11
Sayfa 0.432 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu