Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 20 Mart 2010 (17:23) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
32363 kez görüntülenmiş, 40 cevap yazılmış ve son mesaj 12 Şubat 2013 (19:05) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.45  |  Oy Veren: 33      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 9 Şubat 2012, 16:32

corafya insan hayatını nasıl etkiler ?

#21 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
coğrafya insan hayatını olumluda etkiler olumsuzda etkiler
Rapor Et
Reklam
Eski 9 Şubat 2012, 18:40

coğrafya insan hayatını nasıl etkiler

#22 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
coğrafya insan hayatını nasıl etkilemektedir kısa cevap bekliyorum
Rapor Et
Eski 9 Şubat 2012, 22:44

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#23 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
bazen kısa bazen hiç birşey bazende çok kısa çıkartıyorsunuz hiç güzel bir site değil zorunlu olmasam açmam yinede teşekür ederim
Rapor Et
Eski 12 Şubat 2012, 22:19

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#24 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
kısa bi cevap
Rapor Et
Eski 13 Şubat 2012, 15:47

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#25 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ya çk uzun nasıl aklım alcak allhm yha daha kısa birşeyler istiyoruz bn 6. sınıf öğrencisiyim bn bunun cevabını yazana kadar en az 5 sorunun cevabını yazmıştım lütfen daha kısacevaplar yazın yni
Rapor Et
Eski 13 Şubat 2012, 18:33

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#26 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Coğrafya bilgileri de değişir.Coğrafya, önce insandır. İnsan için çevreyi, doğayı inceler. Doğanın insanda, insanın doğada bıraktığı izleri anlamaya çalışır. İnsan- çevre etkileşimini ortaya koyar. Bunu bir disiplin içinde yapar. Bu dinamizmin farkında olmak zorundayız. Ancak farkında olursak dinamizme yön verme sansımız olabilir. İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir. iyi bilgilerle

--------------------------------------------------------------------------------


15-02-2011 #5 (mesaj-linki)
Misafir cğrfya
Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

--------------------------------------------------------------------------------


05-03-2011 #6 (mesaj-linki)
Misafir cğrfya
Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez

--------------------------------------------------------------------------------


05-03-2011 #7 (mesaj-linki)
Misafir Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

--------------------------------------------------------------------------------


07-03-2011 #8 (mesaj-linki)
Misafir Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

--------------------------------------------------------------------------------


21-10-2011 #9 (mesaj-linki)
Misafir somut örnekler verirmısınız acil

--------------------------------------------------------------------------------


03-01-2012 #10 (mesaj-linki)
Misafir arkadaşlar kısa kısa madde madde yazabilir misiniz böyle yazınca aklım karışıyor acill lütfennnnnnn

--------------------------------------------------------------------------------




Kaynak: Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?
Rapor Et
Eski 13 Şubat 2012, 18:39

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#27 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Coğrafya bilgileri de değişir.Coğrafya, önce insandır. İnsan için çevreyi, doğayı inceler. Doğanın insanda, insanın doğada bıraktığı izleri anlamaya çalışır. İnsan- çevre etkileşimini ortaya koyar. Bunu bir disiplin içinde yapar. Bu dinamizmin farkında olmak zorundayız. Ancak farkında olursak dinamizme yön verme sansımız olabilir. İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.

Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir. iyi bilgilerle

--------------------------------------------------------------------------------


15-02-2011 #5 (mesaj-linki)
Misafir cğrfya
Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

--------------------------------------------------------------------------------


05-03-2011 #6 (mesaj-linki)
Misafir cğrfya
Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez

--------------------------------------------------------------------------------


05-03-2011 #7 (mesaj-linki)
Misafir Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

--------------------------------------------------------------------------------


07-03-2011 #8 (mesaj-linki)
Misafir Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

--------------------------------------------------------------------------------


21-10-2011 #9 (mesaj-linki)
Misafir somut örnekler verirmısınız acil

--------------------------------------------------------------------------------


03-01-2012 #10 (mesaj-linki)
Misafir arkadaşlar kısa kısa madde madde yazabilir misiniz böyle yazınca aklım karışıyor acill lütfennnnnnn

--------------------------------------------------------------------------------




Kaynak: Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler? tdtttttttttttttttttttttttt sayın sie
Rapor Et
Eski 16 Şubat 2012, 16:11

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#28 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez


Kaynak: Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?
Rapor Et
Eski 22 Şubat 2012, 13:09

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#29 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Coğrafyanın İnsan Yaşamı Üzerine Etkisi
İnsanın ilk ortaya çıkışından itibaren ve bundan sonraki süreçlerde, coğrafya insanların yaşam biçimlerinde büyük bir etkiye sahiptir. İnsanlar tarihi süreç içerisinde yaşayış özelikleri bakımından birbirlerinden ayrılmaya başlamışlardır. Buna binaen insanların yaşayış şekilleri toplumdan topluma farklılık arz eder. Bu farklılığın oluşmasında toplumların beslenme, giyim, çalışma, yerleşim biçimleri, uğraş alanları ve dilleri gibi etkenler önemli yer tutar. Toplumların farklılaşmasında, farklılığı oluşturan etkenlerin teşekkülünün temelinde coğrafyanın etkisi söz konusudur. İnsanın ilk olarak karşılaması gereken ihtiyacı beslenmedir. Çünkü insan bütün canlılar gibi beslenmeden yaşamını sürdüremez. Bu nedenle insanlar ilk olarak beslenmeye ihtiyaç duyarlar.
Beslenme ihtiyacını karşıladıktan sonra ise barınma ihtiyacı ortaya çıkar. Kendini doğa olaylarından ve vahşi hayvanlardan koruma zorunluluğunu hisseder. Bu düşünce ile barınmak için barınaklar yapılır. Bu barınakların hangi maddeden yapılması gerektiğini ise coğrafya tayin eder. Yine İnsanların dillerinin oluşumunda ve gelişiminde, giyim biçimlerinde, yerleşim şekillerinde, uğraş alanlarında, velhasıl kültürel öğelerin teşekkülünde ve kültürün şekillenmesinde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır. Bu saiklerden dolayı, insanların yaşadıkları coğrafyanın bilincinde olması gerekir. Yaşamını sürdürdüğü coğrafi bölgeye bu bilinçle yaklaşılırsa coğrafyanın imkânlarını, coğrafyaya zarar vermeden kendi lehine çevirebilir ve coğrafyadan daha bilinçli imkânlar elde edebilir.
Yukarıda kısaca değindiğimiz gibi insanlar ilk olarak beslenme ihtiyacı hissederler. Çünkü insan izole bir varlıktır, yani enerji almazsa yaşayamaz. İnsandaki bu özellik onu enerjiyi(yaşamını sürdürecek besin maddeleri) nasıl bulurum sorusu üzerinde düşünmeye zorlamıştır. Biz buna karnımı nasıl doyururum dersek yerinde olur. Buna bakımdan insan, yaşamını sürdürmeye çalıştığı durumlarda coğrafyadaki enerjiye ihtiyaç duyar. İnsanlar beslenmek için yaşadığı coğrafyanın sunduğu imkânlardan ilk önce asgari daha sonra ise azami derecede faydalanmaya çalışmıştır. Bunlardan en önemlisi ve ilki beslenmek için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini coğrafyadan temin etmeleridir. İnsanlar yaşamak için varlıklarını sürdürdükleri coğrafyadaki beslenme olanaklarını kullanmak mecburiyeti içindedir. İlk önce insanlar bu olanakların kendilerine sunduğu maddeye bakmış maddenin sunuluş biçimiyle ilgilenmemiştir. Daha sonraları sunuluş biçimiyle ilgili bilgiler elde etmiş ve böylece tarım denilen faaliyet başlamıştır.
Coğrafi bölgelerin farklılıklarından, farklı coğrafyalarda yaşayan insanların beslenme biçimleri, beslendikleri maddeler farklılık arz eder. Bu gayet tabiidir. Ülkemizde deniz kenarında ikamet eden insanların beslenme biçimleri ve beslendikleri maddelerle, iç bölgelerde yaşayan insanların besleme biçimleriyle beslendikleri maddeler farklıdır. İnsanın, yaşamını devam ettirmeyi beslenmesine borçlu olmasında dönüşümlü bir varlık olması söz konusudur. Yani izole olması, enerjisi bittiği zaman tekrar enerjiye ihtiyaç duyan bir varlık olmasıdır. Bu nedenle yaşamak için beslenmesi şarttır. İnsan yaşamını sürdürdüğü coğrafyada bulunan beslenmesi için gerekli besin maddelerini yaşamak için kullanır. Bu, insanı yaşadığı coğrafyaya saygılı olmasına, yaşadığı coğrafyayı bilinçli bir şekilde kullanma ve ondan ihtiyaçları doğrultusunda yararlanmak gerektiği düşüncesinin oluşmasını sağlamıştır. Yaşamak için beslenmek zorunda olan insan coğrafyadan yaşamak için faydalanmak durumundadır. Bunların en başında ise beslenme ihtiyaçlarını karşılama vardır.

İnsanlar ortaya çıktıktan sonra barınma ihtiyacı duyarlar. Bu iki şekilde vuku bulur:
1) Kendini doğal durumlardan ve yırtıcı hayvanlardan korumak,

2) İnsanların sayıları zamanla artar ve ayrı gruplar oluşmaya başlar. Bu durum grupların ya da aile dediğimiz kurumların kendilerini diğer gruplardan koruma ihtiyacı hissetmesiyle olur.

Bu durumda barınma ihtiyacını karşılamak için yaşamını sürdürmeye çalıştığı coğrafyanın imkânlarından yararlanır. Zamanla bu süreç toplu yaşam birimlerin oluşması ile devam eder. Barındıkları mekân coğrafyada var olan nesnelerle oluşturulur. Toplu yaşam birimlerinin yanında dağınık yaşam birimleri de mevcuttur. Bu durumun oluşması ise coğrafya ile doğrudan orantılıdır. Barınma gibi, insanların vazgeçilmez bir imkânını coğrafi bölge kendi özelliklerine göre tayin eder. Dünya üzerindeki yerleşim birimlerine baktığımız zaman ( günümüz için bu geçerli bir yer tutmaz; ama tarihi sürece baktığımız zaman bunu görürüz ) bulundukları coğrafi bölgelerde var olan nesnelerden yararlanılarak oluşturulmuştur. Ormanlık arazilerin bulunduğu coğrafi bölgelerde barınaklar genelde ağaca bağlı olarak ahşaptan inşa edilmiştir. Taşın ve sert toprağın bulunduğu coğrafi bölgelere baktığımızda barınaklar taştan ya da topraktan inşa edilmiştir. Ülkemize baktığımız zaman bu farklılıkları Karadeniz bölgesinde ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde görürüz. İnsanlar coğrafyaya göre yaşamak zorundadırlar. Var olan imkânlardan, yaşamlarını sürdürmek için yararlanmaları zorunluluktur. Bu durumda coğrafi bölgenin etkisi altında kalmaları ve buna bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışmaları, coğrafyanın özelliklerini taşıyan barınak oluşturmaları kaçınılmazdır.
İnsanların yaşayabilmeleri için öncelikle mekâna ihtiyaçları vardır. Mekân olarak coğrafyayı ifade edebiliriz. Bunun ışığında insanlar üzerinde yaşamlarını sürdürdüğü coğrafyanın etkisinde kalmamaları imkânsızdır. Bu nedenle insanlar barınaklarını yaparken coğrafyaya göre(coğrafi bölgenin özelliğine göre) inşa etmek zorunda kalırlar. Tüm bunların sonucunda da ortaya; coğrafyanın belirlediği şartlarda, insanların yaşamak için ihtiyaç duyduğu barınakların coğrafi bölgenin özeliğini yansıtması durumu tezahür ediyor.
İnsanlar ortaya çıktıktan sonra birbirleriyle iletişim ihtiyacı hissederler ve iletişimlerini dilleri vasıtasıyla gerçekleştirirler. İnsanların dillerinin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusudur. Dillerdeki kelime varlığı yaşadıkları coğrafyadaki nesnelerin varlığıyla yakından ilgilidir. Toplumların dilleri aynı özellikleri göstermeye bilirler. Bu durum yaşadıkları coğrafyanın insanlar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri ve yaşadıkları coğrafyada var olan nesnelerin kavramsal boyutuyla ilgilidir.
Toplumların dillerinin oluşumları incelendiğinde, dillerin kelime hazinelerinde ve dilin söyleniş özelliklerinde coğrafyanın etkisi görülür. Deniz görmemiş bir toplumun dilinde “deniz”i ifade etmeye yarayan bir kelime bulunmaz. Yine coğrafi bölgelerin farklılığına bağlı olan iklimlerin farklı olması da dillerin söyleniş biçimlerinde etkilidir. Sıcak bölgelerde yaşayan toplumların dillerindeki söyleniş özelliğiyle soğuk bir bölgede yaşayan toplumların dillerinin söyleniş özelikleri farklıdır. Bu durum dillerin oluşumunda ve gelişiminde coğrafyanın etkisinin kaçınılmaz olduğunu gösterir. Dillerin oluşumunda coğrafyanın etkisi söz konusu olduğundan diller incelenirken ortaya çıktıkları ve gelişim gösterdikleri coğrafyaların özellikleri incelenmelidir. Böyle bir çalışma dillerin özellikleri hakkında aydınlatıcı bilgilere ulaşılmasını sağlar. İnsan gözlem yapan bir varlıktır ve gözlemlediklerini ifade etme gereği hisseder. Bu nedenle dillerin oluşmasında ve gelişiminde coğrafyanın etkisi kaçınılmazdır.
İnsanlar ortaya çıktıkları andan itibaren örtünme(giyinme) ihtiyacı hissetmişlerdir. İnsan ilk olarak doğal olanaklardan yararlanarak belli bir örtünmeyi sağlamıştır. Daha sonraları yine coğrafyadaki imkânlardan yararlanarak bedenlerine giymek için giyim araçları üretmişlerdir. Hangi tür elbise giyme ihtiyacı ise bulundukları coğrafyanın iklim özelliğine göre şekil almıştır. Giyim araçları yaşadıkları coğrafyada bulunan imkânların kullanılması sonucu oluşmuştur, Bunun sonucunda faklı coğrafyada yaşayan toplumların giyim şekillerinin farklı olması kaçınılmazdır. Yaşadıkları coğrafyanın iklim özelliğine göre giyinmek zorunda olan insanoğlu bu engeli aklı sayesinde aşmasını bilmiştir. Tarihi süreçlere baktığımız zaman insanların elbiseleri yaşadıkları coğrafyadaki bitkiler ve hayvanlarla yakından ilgilidir. Günümüze gelindiğinde ise bu durum ortadan kalkmaya başlamıştır.
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri insanları soğuğun etkisinden korumaya yönelik olur. Sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayan insanların elbiseleri ise sıcaktan fazla etkilenmemek için daha hafif ve bol elbise türleri şeklindedir. İnsan bedenini doğadaki tehlikelerden koruyamaz, bu nedenle insanoğlu onu doğadaki bitkilerden, yırtıcı hayvanlardan v.b etkenlerden korumak için giyinmek zorundadır. Giyim biçimlerini yaşadıkları coğrafyaya uygun tarzda hazırlarlar. Coğrafyanın insanların giyim tarzını etkilediği ve hala daha etkilemeye devam ettiği ortadadır. Giyim malzemeleri yaşanılan coğrafyada bulunan bitki v.b gibi maddelerden yapılmıştır. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamında ne kadar önemli bir yer teşkil ettiği ve etmeye devam ettiği bilinmelidir. İnsan giyimlerini coğrafyaya bağlı bir şekilde sürdürmeye devam etmektedir. Bunların bilincinde olan insan yaşadığı coğrafyaya daha farklı bir gözle bakar.
İnsanoğlu yaşamı için gerekli temel ihtiyaçlarını temin ettikten sonra çalışmaya ihtiyaç duyar. İnsanların hangi işleri yapmaları gerektiği onların ellerinde olmayan bir durumdur. Toplumlar yaşadıkları coğrafi bölgelerde var olan imkânlara göre bir uğraş alanı belirlerler. Bu durum toplumlar arasında uğraş alanlarında farklılıkların oluşmasına neden olmuştur. Toplumlar arasındaki uğraş farklılıklarına misal olarak ormanlık arazide yaşayan toplumların ağaç işleri ile uğraştıkları, taşın bol olduğu coğrafi bölgelerde yaşayan toplumların ise taş işleri ile uğraşmaları verilebilir. İnsanoğlu toplum olarak yaşar ve bu düzen içinde yaşamlarını sürdürmek için toplumun çalışması gerekir. İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın özelliğine göre bir iş yapabilirler. İnsanoğlu, yaşadığı coğrafyada var olanı değerlendirmek zorundadır. İnsanoğlunun yaşamına etki eden coğrafyanın toplumların uğraş alanlarına etki etmesi de kaçınılmazdır. Çünkü toplumu oluşturan insanlardır. İnsan ve oluşturmuş olduğu toplumların yapmaları gereken işler coğrafyanın özelliklerine göre ortaya çıkar. Bu da coğrafyanın insanın çalışma biçimine yön verdiğinin açıkça izahıdır.
İnsanlar ilk ortaya çıktıkları andan itibaren yaşamını sürdürdükleri coğrafyanın özelliklerine göre hareket etmek zorunda kalmışlardır. İnsana etkisi her alanda olan coğrafyanın belli başlı etkileri şunlardır: Beslenme, barınma, giyim, dil, uğraş alanları. Bu nedenle insanlar yaşadıkları coğrafyaya göre şekil alırlar. İnsanların ve buna bağlı olarak toplumların yaşam biçimini oluşturan kültür öğeleri coğrafyadan etkilenir. Bu durumda coğrafyanın insan yaşamına etkisini her alanda incelemek gerekmektedir. Coğrafyanın insanların beslenmesinde, barınmasında, dillerinin meydana gelmesinde ve buna bağlı olarak toplumların uğraş alanlarının oluşmasında etkileri söz konusudur. Kısacası kültürün oluşmasında ve şekillenmesinde ana kaynak görevini yerine getirir.
Coğrafyadan etkilenme insanlar için kaçınılmazdır. İnsanoğlu ilk ortaya çıktığı andan itibaren yaşamlarının her alanında yaşadıkları coğrafyanın özelliklerinden etkilenmişlerdir. Bu etkilenme insanlar için zaruridir. İnsan coğrafyadan etkilenir ve yaşamını bu doğrultuda sürdürür. Günümüz, modern bilimindeki gelişmeler insanların coğrafyaya bağlılıklarını azaltmaktadır. Bilimdeki bu gelişmelere rağmen hala toplumların coğrafyaya bağımlılıkları devam etmektedir. Buna rağmen insan için coğrafya hala çok önemlidir. Çünkü insan coğrafi mekânda yaşar ve yaşadığı yer insan için daima değerlidir. Yaşamını ona borçludur.
İnsanın evinin kendisi için önemli olması ve ona saygı duyması gerekmez mi?

Kaynak: Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?
Rapor Et
Eski 13 Mart 2012, 14:25

Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler?

#30 (link)
asudee
Ziyaretçi
asudee - avatarı
Yeryüzünü fiziksel ekonomik beşerî siyasal yönlerden inceleyen bilim.
Yerleşim ona göre olur yerleşim özelliklerine göre belli veriler bulunur ve buna göre yorumlar getirilir.Yaşamımızı doğrudan ekiler.
Umarım işinize yarar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Coğrafya insan hayatını nasıl etkiler? Konusuna Benzer Konular
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 66
Son Mesaj: 27 Kasım 2012 18:07
Gönderen: acillllll Forum: Soru-Cevap
Cevap: 25
Son Mesaj: 19 Şubat 2012 14:01
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 19 Aralık 2011 13:45
Gönderen: okay Forum: Soru-Cevap
Cevap: 5
Son Mesaj: 2 Ekim 2011 17:20
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 13 Ocak 2011 19:19
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.896 saniyede (94.41% PHP - 5.59% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 23:10
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi