Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Hasim Kaya tarafından 6 Nisan 2010 (21:04) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
14137 kez görüntülenmiş, 7 cevap yazılmış ve son mesaj 6 Mart 2014 (20:05) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 1.91  |  Oy Veren: 11      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 6 Nisan 2010, 21:04

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

#1 (link)
Hasim Kaya
Ziyaretçi
Hasim Kaya - avatarı
Bizim sosyalci yani sosyal öğretmeni "Tarım Faaliyetlerini Geliştirmek İçin Neler Yapılabilir" diye bir ödev verdi lütfen yardım edin
En iyi cevap asla_asla_deme tarafından gönderildi

İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ’sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ’sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

* 1. Marmara Bölgesi: %30
* 2. İç Anadolu Bölgesi: %27
* 3. Ege Bölgesi: %24
* 4. G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20
* 5. Akdeniz Bölgesi: %18
* 6. Karadeniz Bölgesi: %16
* 7. Doğu Anadolu Bölgesi: %10

Türkiye‘de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri:

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye’de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya’da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)’da; çay , Malezya’da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

iklim (Sıcaklık, Yağış miktarı, Yağış rejimi)

Yükselti (Sıcaklığı etkilediği için)

Denize göre konum (iklimi etkilediği için ) :Yağış isteği fazla olan ve düşük kış sıcaklıklarına karşı dayanıksız bitkiler deniz etkisindeki yerlerde yetişir.

Toprak şartları

Beşeri faktörler
Benzer Konular: Etiketler:
  • tarimda neler uretilir
  • tarimi artirmak icin neler yapilir
  • tarimi gelistirmek
  • tarimi gelistirmenin yollari
  • tarimin gelistirilmesi
Rapor Et
Reklam
Eski 6 Nisan 2010, 21:56

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

#2 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ’sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ’sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

* 1. Marmara Bölgesi: %30
* 2. İç Anadolu Bölgesi: %27
* 3. Ege Bölgesi: %24
* 4. G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20
* 5. Akdeniz Bölgesi: %18
* 6. Karadeniz Bölgesi: %16
* 7. Doğu Anadolu Bölgesi: %10

Türkiye‘de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri:

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye’de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya’da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)’da; çay , Malezya’da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

iklim (Sıcaklık, Yağış miktarı, Yağış rejimi)

Yükselti (Sıcaklığı etkilediği için)

Denize göre konum (iklimi etkilediği için ) :Yağış isteği fazla olan ve düşük kış sıcaklıklarına karşı dayanıksız bitkiler deniz etkisindeki yerlerde yetişir.

Toprak şartları

Beşeri faktörler
Rapor Et
Eski 14 Mart 2011, 14:31

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ’sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ’sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

* 1. Marmara Bölgesi: %30
* 2. İç Anadolu Bölgesi: %27
* 3. Ege Bölgesi: %24
* 4. G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20
* 5. Akdeniz Bölgesi: %18
* 6. Karadeniz Bölgesi: %16
* 7. Doğu Anadolu Bölgesi: %10

Türkiye‘de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri:

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye’de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya’da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)’da; çay , Malezya’da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

iklim (Sıcaklık, Yağış miktarı, Yağış rejimi)

Yükselti (Sıcaklığı etkilediği için)

Denize göre konum (iklimi etkilediği için ) :Yağış isteği fazla olan ve düşük kış sıcaklıklarına karşı dayanıksız bitkiler deniz etkisindeki yerlerde yetişir.

Toprak şartları

Beşeri faktörler
Rapor Et
Eski 10 Mart 2012, 17:01

rgtfhgthg

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ’sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ’sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

* 1. Marmara Bölgesi: %30
* 2. İç Anadolu Bölgesi: %27
* 3. Ege Bölgesi: %24
* 4. G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20
* 5. Akdeniz Bölgesi: %18
* 6. Karadeniz Bölgesi: %16
* 7. Doğu Anadolu Bölgesi: %10

Türkiye‘de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri:

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye’de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya’da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)’da; çay , Malezya’da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

iklim (Sıcaklık, Yağış miktarı, Yağış rejimi)

Yükselti (Sıcaklığı etkilediği için)

Denize göre konum (iklimi etkilediği için ) :Yağış isteği fazla olan ve düşük kış sıcaklıklarına karşı dayanıksız bitkiler deniz etkisindeki yerlerde yetişir.

Toprak şartları

Beşeri faktörler

Kaynak: Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?
Rapor Et
Eski 10 Mart 2012, 17:15

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

#5 (link)
woltka1001
Ziyaretçi
woltka1001 - avatarı
Tarım veya ziraat, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, bunların kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, bu ürünlerin uygun koşullarda muhafazası, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanmasını ele alan bilim dalıdır. Diğer bir ifade ile, insan besini olabilecek ve ekonomik değeri olan her türlü tarımsal-hayvansal ürünün bakım, besleme, yetiştirme, koruma ve mekanizasyon faaliyetlerinin tamamı ile durgun sularda veya özel alanlarda yapılan balıkçılık faaliyetlerinin tümüdür.
Bu bilim dalı bilimsel bilginin yanı sıra özel yetenek ve önsezi gerektirir.[1] Uygulamalı bir bilim dalı olup, amacı insanların yararına ekonomik değerler elde etmektir.[2]
Tarım, iki temel üretim dalından oluşur. Bunlar bitkisel üretim ve hayvansal üretimdir. Bu iki temel tarımsal üretim dalı ve hatta tanımları arasındaki tek ayrım, kullandıkları materyalin birinde bitki ötekinde ise hayvan materyali oluşudur[3]
Kaynak:Vikipedi: Özgür Ansiklopedi
Rapor Et
Eski 5 Mart 2013, 19:20

fg

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
Hasim Kaya adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Bizim sosyalci yani sosyal öğretmeni "Tarım Faaliyetlerini Geliştirmek İçin Neler Yapılabilir" diye bir ödev verdi lütfen yardım edin
gng
Rapor Et
Eski 5 Mart 2013, 20:01

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

#7 (link)
mihrimah
Ziyaretçi
mihrimah - avatarı
Organik Tarım
Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım” olarak adlandırılırken, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “Biyolojik Tarım”, İngilizce’de “Organik Tarım” olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Organik tarım, doğa ile uyumlu üretim yöntemleri olarak bilinir. Bu tanım doğru ancak eksiktir. Organik tarım doğal dengeye, çevreye zarar vermeyecek tekniklerin, hatta bu özellikteki ilaç ve gübre kullanımın da önerildiği bir yöntemdir. Ayrıca organik tarımda yapılan faaliyetlerin organik tarım kurallarına uygun olduğunun belgelenmesi gerekmektedir.

Organik tarım kendine özgü yasal mevzuatı olan bir tarım kültürüdür. Çeşitli kontrol ve denetim mekanizmalarına dayanan bir süreç sonunda verilen belgeye ‘Sertifika’ adı verilir. Günümüzde üretici, alıcı ve satıcı arasında kişisel güven oluşturamayacak kadar uzun bir mesafe olduğundan ‘Organik Sertifika’ önemli bir güven unsurudur.

Organik Ürün Nedir?

Tüketici açısından önemli olan organik üründür. Elbette ki, organik ürün kaliteli (lezzetli, sağlıklı, temiz) bir üründür. Ayrıca yaşadığınız çevreye, doğaya zarar vermeden üretilmiştir.

Ancak güvenilirlik de önemli bir özelliktir. Tarımsal bir ürünün organik olduğunu etiketine ve sertifikasına bakarak anlamak mümkündür. Organik olmayan bir ürünün organik adıyla veya benzer bir isimle satılması da yasaklanmıştır.
Organik ürünlerin etiketinde, ürünün organik niteliği açıkça ve doğru olarak yazılmalıdır.
Organik gıda ürünlerin etiketinde Organik Tarım Logosu bulunmalıdır.
Tüm organik ürünlerde, ürüne sertifika veren firmanın logosu mutlaka kullanılmalıdır.
Açıkta satılan organik ürünlerde, ‘Organik Ürün Sertifikası’ bulunmalıdır.

Neden Organik Tarım?

İnsan faaliyetleri doğal dengeyi bozmakta, bozulan doğal denge insan yaşamına zarar vermektedir.Artan insan nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için, tarımsal faaliyetlerde kimyasal ilaçlar ve gübrelerin yoğun olarak kullanılmaya başlaması; daha fazla ürün için hayvanların daha dar yerlerde hazır besin ve bol antibiyotikle beslenmeleri; daha verimli bitki ve hayvanlar üretmek üzere canlıların genetik yapılarına müdahale edilmesi… vb. uygulamalar giderek doğal dengenin bozulmasına, çevrenin canlı yaşama zarar verecek şekilde kirlenmesine neden olmaktadır.
Kimyasal maddeler toprağı, havayı ve suyu kirletmekte, yaban hayvanlarının çoğalmalarını önlemekte ve bitki örtüsünün tahrip olmasına neden olmaktadır. Tüm bunlar kendisi de doğanın bir parçası olan, diğer canlılar gibi organizması ile ilgili pek çok ihtiyacını doğal maddelerle karşılamak zorunda olan insan açısından da problemler yaratmaya başlamıştır. Daha önce görülmeyen hastalıklar, mikroorganizmalar insan hayatını tehdit eder hale gelmiştir.

Ayrıca insanlar giderek gıdaların lezzetlerinin, şekillerinin, dokularının bozulmasından da rahatsız olmaya ve daha kaliteli, lezzetli, sağlıklı, güvenilir ürünlere ihtiyaç duymaya başlamışlardır.
Bu sorunlar, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemi olarak Organik Tarımın ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

Organik Tarımın Özellikleri;

Planlı,
Sözleşmeli,
Her aşaması kayıt altına alınmış,
Tarladan tüketiciye ulaşıncaya kadar kontrollü,
Sertifikalı,
Karşılıklı güven esasına dayanan bir üretim sistemidir.

Organik tarımın bazı uygulamaları;

Zararlılar için tuzaklama, doğal düşmanlarının çoğaltılması, uzaklaştırma yöntemleri, üremeyi engelleyen yöntemler (feromen, kısırlaştırılmış böcek) ve mekanik mücadele (elle temizleme, bitki artıklarının tarladan uzaklaştırılması vb.) tercih edilmelidir.
Direnç arttırıcı bitkisel kökenli maddeler kullanılabilir.

Son çare olarak, doğaya zarar vermeyen, çabuk çözünen ve organik sertifikası bulunan bitki koruma ilaçları kullanılabilir.
Hayvan ve bitki artıkları ve dışkılarından elde edilen organik ve yeşil gübreler tercih edilmelidir.

Toprak tahlillerine uygun olarak, organik sertifikası bulunan, uygun yöntemlerle zenginleştirilmiş, içeriği bilinen organik gübreler kullanılabilir.
Farklı bitkilerin uygun bir sıra ile arka arkaya yetiştirilmesi, yani münavebe,(ekim nöbeti) toprağın yapısının iyileştirilmesinden, hastalık zararlılarla mücadeleye kadar pek çok konuda yarar sağlar.
Toprak muhafazası hem çevre açısından, hem de daha az girdi kullanımı açısından önemlidir.
Toprağın mümkün olduğunca az miktarda ve alttan yırtarak işlenmesi ile enerji tasarrufu, toprak yapısının düzeltilmesi, erozyonun azaltılması, buharlaşmanın azaltılması gibi faydalar sağlanır.

Organik Tarımın İlkeleri

Ekolojik tarımın başlıca 3 ilkesi bulunmaktadır.
Bunlar:

Doğa ile uyumlu üretim
Kapalı Sistem (Kendine Yeterli Tarım)
Ekim Nöbeti

Bu ilkeler altında ülkesel ve yöresel koşullar dikkate alınarak ekolojik tarım aktiviteleri değişkenlikler kazanabilirler. Ancak, genel olarak aşağıdaki faaliyetleri içerirler.

Bitkisel Üretimde
Uygun yöntemlerle minimum toprak işleme
Toprak verimliliğinin korunmasına ve artırılmasına yönelik çalışmalar
Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanımı
Dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçimi
Uygun ekim-dikim yöntemi
Bitki korumada doğrudan kimyasal girdi kullanımı yerine ekolojik yöntem ve girdi kullanımı
Hasat, depolama, işleme ve paketleme faaliyetlerinin ekolojik yöntemler içinde yürütülmesi.

Hayvansal Üretimde
Sağlıklı hayvan yetiştiriciliği
Uygun ahır koşulları
Organik yemlerden yararlanma
Damızlık ve ırk seçiminde ekolojik uygunluk

Tüm ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ekolojik tarım belirli bir kültürel ortamdaki sosyal, ekonomik ve ekolojik faktörlerin dengeli gelişmesini sağladığı görülmektedir. Kültürel yapı içinde tüm faktörlerin birleştiği sistem-felsefe ekolojik tarımdır.

Dünyada Organik Tarım

Ekolojik Tarım Avrupa’da 1910’larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Oragnik ürün ticaretinin yaygınlaşması ile 1972 yılında Almanya’da Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFAOM) kurulmuştur. IFAOM tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlamaktadır.

Ekolojik Tarım uygulanan alanlar Avrupa ülkelerindeki tarım alanlarının % 2-3’ü dolayındadır. Ekolojik tarım faaliyetleri her yıl yaklaşık %20-30’luk büyüme hızındadır.

Türkiye'de Organik Tarım

Tarihçe
Avrupa kökenli firmaların Türkiye'deki firmalardan organik ürün talebinde bulunmasıyla 1984-1985 yıllarında ülkemizde ilk organik üretim gerçekleşmiştir. İlk ihraç ürünleri İzmir’de üretilen organik kuru İncir ve kuru Üzüm olmuştur.
Daha sonra bu ürünlere kuru Kayısı, Fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır.

İlk yıllarda Avrupa firmaları, ihtiyaçları doğrultusunda, çiftçilerimiz,e organik tarımı sözleşmeli olarak yaptırmış, ekolojik üretim projeleri tesis etmişlerdir. İlk yıllardaki bu organik üretim faaliyetlerinin danışmanlık, teftiş ve sertifikasyon vb. hizmetleri tamamıyla yabancı kişi ve kuruluşlarca yerine getirilmiştir. 1990'lı yılların başında bu konularda Türk uzmanlar yetişmeye başlamış ve yabancı firmaların ülkemizdeki temsilciliğini yapmışlardır.
Ekolojik Tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) kurulmuştur. Aynı yıl içinde İzmir'de yapılan "2. Akdeniz Ülkelerinde Ekolojik Tarım Konferansı", ETO tarafından organize edilmiştir. Bu şekilde ekolojik tarım alanında ülkemizde yeni bir süreç başlamış olup, İzmir bu hareketin merkezi durumuna gelmiştir.

Bu gün Ekolojik Tarım firmalarının büyük bir kısmı İzmir’de faaliyet göstermektedir. Kontrol ve Sertifikasyon firmalarını yarısının merkezi de İzmir’de bulunmaktadır.

Yıllar Ürün Sayısı Çiftçi Sayısı Üretim Alanı ( ha ) Üretim Miktarı ( Ton )

1996 26 1.947 6.789 10.304
2002 150 12.428 89.827 310.125
2006 203 14.256 192.789 458.095
2007 201 16.276 174.283 568.128
2008 247 14926 166.883 530.225
2009 212 35.565 501.641 983.715

İhracatımız

2009 yılında 40 civarında ülkeye ihracat gerçekleştirilmiştir.
Toplam 7.565.604 Kg organik ürün ihracatı gerçekleştirilmiş olup, 27.504.928 $ gelir elde edilmiştir.
AB ülkeleri en önemli ihraç pazarlarımızı oluşturmaktadır. AB ülkeleri içinde Almanya, Hollanda, İsviçre ve İngiltere’dir.
Bununla birlikte Kuzey Avrupa ülkeleri, ABD, Kanada, Avustralya ve Japonya dikkat çeken potansiyel pazar görünümündedir.

Yasal Düzenlemeler


Avrupa Birliği Ülkelerinde;

Bitkisel ürünlerle ilgili olarak 2092 sayı ve 1991 tarihli,
Hayvansal ürünlerle ilgili olarak 1999 tarihli, yönetmelikler hazırlamış ve birçok değişiklikler yayınlamıştır.

Türkiye

İlk Yönetmelik; 18 Haziran 1994 tarih ve 22145 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik”

Organik Tarım Kanunu; 03.12.2004 tarih ve 25659 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
10 Haziran 2005 tarih ve 25841 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir.
2008 yılında değişiklik yapılmıştır.
2005/1 Sayılı “Organik Tarım Birimi Genelgesi”
2008 yılından itibaren her yıl Organik Tarım için Destekleme yapılmasına dair Bakanlar kurulu Kararı çıkarılmaktadır.

Organik Tarım Kanunu İle;

Organik tarımsal üretimin faaliyetleri için yasal zemin,
Organik üretim yöntemi ile ilgili tanım ve sınırlamalar
Kontrol ve sertifikasyon hizmetlerine yasal dayanak,
Kuralları ihlal edenlere yönelik cezai hükümler,
Ülkemizde yayın yapan ulusal, bölgesel, yerel radyo ve televizyonların, organik tarımla ilgili ayda en az otuz dakika eğitici yayın yapmaları zorunluluğu,

Organik Tarım Logosu ve Organik Ürün Sertifikası ile ilgili yasal düzenleme getirilmiştir.
Organik Tarım Kanununda; Organik sertifikası olmayan ürünlerin organik etiketi veya organik izlenimi verecek şekilde satılması; Organik olmayan tarımsal ürün ve girdilere organik sertifikası verilmesi; Organik üretim yapan çiftçi ve işletmelerin yasal zorunluluklara uymaması halinde 10.000 Türk Lirasından başlayan İdari Para Cezası verilmesi hükme bağlanmıştır.



ORGANİK TARIMIN TÜRKİYE’DE İŞLEYİŞİ
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

KONTROL VE SERTİFİKASYON KURULUŞLARI ÇİFTÇİLER

FİRMALAR

PROJELER

ÇİFTÇİLER ÇİFTÇİLER

ORGANİK TARIMA BAŞLAMA ESASLARI

1. Müteşebbisin Müracaatı
2. Sözleşme imzalanması
3. İşletmenin Kontrolü
4. Yetkilendirilmiş Kuruluşun Kararı
5. Geçiş sürecinin belirlenmesi uygun görülen yaptırımlar
6. Kontrol Raporunun Hazırlanması
7. Sertifikalandırma

Müracaatta;

Müteşebbisin kimlik bilgi ve belgeleri,
İşletmenin tapu kaydı veya yerine geçecek belge
Müracaat edilen arazinin veya kullanım hakkının kendine ait olduğuna dair bilgi ve belgeleri,
Gıda işleyen işyeri ise “Çalışma İzni ve Gıda Sicili Belgesi " ile "Üretim İzin Belgesi",
İlgili kurumlardan gerekli izinlerin alınması

ORGANİK BİTKİSEL ÜRETİM
Organik bitkisel üretim, yetkilendirilmiş kuruluş ile sözleşme yapılarak onun kontrolünde yapılır
Organik bitkisel ürün yetiştiriciliği yapacak müteşebbis geçiş sürecine alınır.

Geçiş Süreci

Geçiş süreci en az 12 ay olmalıdır.
Geçiş süreci, tek yıllık bitkiler ile mera ve yem bitkilerinde 2 yıl, çok yıllık bitkilerde 3 yıl dır.
Yetkilendirilmiş Kuruluş geçiş sürecini uzatabilir veya kısaltabilir.
Geçiş süreci ürünü “Organik Tarım geçiş süreci ürünüdür” etiketiyle pazarlanabilir.
Ancak;

Organik olmayan girdilerin geriye dönük olarak en az 3 yıl süre ile kullanılmadığının belgelenmesi,
Üretim parsellerinin zorunlu koruma alanları içerisinde yer aldığının resmi bir belge ile belgelendirilmesi neticesinde, söz konusu süreçler yetkilendirilmiş kuruluş tarafından geçiş sürecinin bir parçası olarak kabul edilir.
Yönetmelikte izin verilmeyen girdilerin kullanılmasının devletçe zorunlu kılındığı hallerde, yetkilendirilmiş kuruluşun teklifi ile komite tarafından geçiş süreci azaltılabilir.

Paralel üretim yapılamaz.

Ancak çok yıllık bitkisel ürünlerin üretiminde,

1)
İşletmenin 5 yıllık organik üretime geçiş planı,
2) Hasat edilen ürünlerin ayrı yerlerde tutulması,
3) Yetkilendirilmiş kuruluşun, ürünlerden her birinin hasadından en az 48 saat önce haberdar edilmesi halinde,
4) Üreticinin, hasat sonrası, elde edilen ürünlerin kesin miktarı ile ayırt edici özellikleri konusunda yetkilendirilmiş kuruluşu bilgilendirmesi ve bu ürünlerin diğerlerinden ayrı tutulması için gerekli önlemlerin alındığını teyit etmesi halinde paralel üretime izin verilebilir.

Toprak Koruma, Hazırlama ve Gübreleme
Toprak koruma tedbirleri alınması
Uygun toprak işleme teknikleri
Toprak verimliliği ve biyolojik aktivitenin artırılması
-rotasyon ve yeşil gübreleme
-hayvan gübresi kullanımı
-organik materyallerin kullanılması
Organik gübre ve toprak iyileştiricilerin üretimi, ithalatı ve ihracatı için Bakanlıktan izin alınır ve yetkilendirilmiş kuruluş tarafından uygunluk belgesi veya sertifika verilir.
























Organik Tarım
Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım” olarak adlandırılırken, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “Biyolojik Tarım”, İngilizce’de “Organik Tarım” olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Organik tarım, doğa ile uyumlu üretim yöntemleri olarak bilinir. Bu tanım doğru ancak eksiktir. Organik tarım doğal dengeye, çevreye zarar vermeyecek tekniklerin, hatta bu özellikteki ilaç ve gübre kullanımın da önerildiği bir yöntemdir. Ayrıca organik tarımda yapılan faaliyetlerin organik tarım kurallarına uygun olduğunun belgelenmesi gerekmektedir.

Organik tarım kendine özgü yasal mevzuatı olan bir tarım kültürüdür. Çeşitli kontrol ve denetim mekanizmalarına dayanan bir süreç sonunda verilen belgeye ‘Sertifika’ adı verilir. Günümüzde üretici, alıcı ve satıcı arasında kişisel güven oluşturamayacak kadar uzun bir mesafe olduğundan ‘Organik Sertifika’ önemli bir güven unsurudur.

Organik Ürün Nedir?

Tüketici açısından önemli olan organik üründür. Elbette ki, organik ürün kaliteli (lezzetli, sağlıklı, temiz) bir üründür. Ayrıca yaşadığınız çevreye, doğaya zarar vermeden üretilmiştir.

Ancak güvenilirlik de önemli bir özelliktir. Tarımsal bir ürünün organik olduğunu etiketine ve sertifikasına bakarak anlamak mümkündür. Organik olmayan bir ürünün organik adıyla veya benzer bir isimle satılması da yasaklanmıştır.
Organik ürünlerin etiketinde, ürünün organik niteliği açıkça ve doğru olarak yazılmalıdır.
Organik gıda ürünlerin etiketinde Organik Tarım Logosu bulunmalıdır.
Tüm organik ürünlerde, ürüne sertifika veren firmanın logosu mutlaka kullanılmalıdır.
Açıkta satılan organik ürünlerde, ‘Organik Ürün Sertifikası’ bulunmalıdır.

Neden Organik Tarım?

İnsan faaliyetleri doğal dengeyi bozmakta, bozulan doğal denge insan yaşamına zarar vermektedir.Artan insan nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için, tarımsal faaliyetlerde kimyasal ilaçlar ve gübrelerin yoğun olarak kullanılmaya başlaması; daha fazla ürün için hayvanların daha dar yerlerde hazır besin ve bol antibiyotikle beslenmeleri; daha verimli bitki ve hayvanlar üretmek üzere canlıların genetik yapılarına müdahale edilmesi… vb. uygulamalar giderek doğal dengenin bozulmasına, çevrenin canlı yaşama zarar verecek şekilde kirlenmesine neden olmaktadır.
Kimyasal maddeler toprağı, havayı ve suyu kirletmekte, yaban hayvanlarının çoğalmalarını önlemekte ve bitki örtüsünün tahrip olmasına neden olmaktadır. Tüm bunlar kendisi de doğanın bir parçası olan, diğer canlılar gibi organizması ile ilgili pek çok ihtiyacını doğal maddelerle karşılamak zorunda olan insan açısından da problemler yaratmaya başlamıştır. Daha önce görülmeyen hastalıklar, mikroorganizmalar insan hayatını tehdit eder hale gelmiştir.

Ayrıca insanlar giderek gıdaların lezzetlerinin, şekillerinin, dokularının bozulmasından da rahatsız olmaya ve daha kaliteli, lezzetli, sağlıklı, güvenilir ürünlere ihtiyaç duymaya başlamışlardır.
Bu sorunlar, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemi olarak Organik Tarımın ortaya çıkmasına vesile olmuştur.

Organik Tarımın Özellikleri;

Planlı,
Sözleşmeli,
Her aşaması kayıt altına alınmış,
Tarladan tüketiciye ulaşıncaya kadar kontrollü,
Sertifikalı,
Karşılıklı güven esasına dayanan bir üretim sistemidir.

Organik tarımın bazı uygulamaları;

Zararlılar için tuzaklama, doğal düşmanlarının çoğaltılması, uzaklaştırma yöntemleri, üremeyi engelleyen yöntemler (feromen, kısırlaştırılmış böcek) ve mekanik mücadele (elle temizleme, bitki artıklarının tarladan uzaklaştırılması vb.) tercih edilmelidir.
Direnç arttırıcı bitkisel kökenli maddeler kullanılabilir.

Son çare olarak, doğaya zarar vermeyen, çabuk çözünen ve organik sertifikası bulunan bitki koruma ilaçları kullanılabilir.
Hayvan ve bitki artıkları ve dışkılarından elde edilen organik ve yeşil gübreler tercih edilmelidir.

Toprak tahlillerine uygun olarak, organik sertifikası bulunan, uygun yöntemlerle zenginleştirilmiş, içeriği bilinen organik gübreler kullanılabilir.
Farklı bitkilerin uygun bir sıra ile arka arkaya yetiştirilmesi, yani münavebe,(ekim nöbeti) toprağın yapısının iyileştirilmesinden, hastalık zararlılarla mücadeleye kadar pek çok konuda yarar sağlar.
Toprak muhafazası hem çevre açısından, hem de daha az girdi kullanımı açısından önemlidir.
Toprağın mümkün olduğunca az miktarda ve alttan yırtarak işlenmesi ile enerji tasarrufu, toprak yapısının düzeltilmesi, erozyonun azaltılması, buharlaşmanın azaltılması gibi faydalar sağlanır.

Organik Tarımın İlkeleri

Ekolojik tarımın başlıca 3 ilkesi bulunmaktadır.
Bunlar:

Doğa ile uyumlu üretim
Kapalı Sistem (Kendine Yeterli Tarım)
Ekim Nöbeti

Bu ilkeler altında ülkesel ve yöresel koşullar dikkate alınarak ekolojik tarım aktiviteleri değişkenlikler kazanabilirler. Ancak, genel olarak aşağıdaki faaliyetleri içerirler.

Bitkisel Üretimde
Uygun yöntemlerle minimum toprak işleme
Toprak verimliliğinin korunmasına ve artırılmasına yönelik çalışmalar
Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanımı
Dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçimi
Uygun ekim-dikim yöntemi
Bitki korumada doğrudan kimyasal girdi kullanımı yerine ekolojik yöntem ve girdi kullanımı
Hasat, depolama, işleme ve paketleme faaliyetlerinin ekolojik yöntemler içinde yürütülmesi.

Hayvansal Üretimde
Sağlıklı hayvan yetiştiriciliği
Uygun ahır koşulları
Organik yemlerden yararlanma
Damızlık ve ırk seçiminde ekolojik uygunluk

Tüm ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ekolojik tarım belirli bir kültürel ortamdaki sosyal, ekonomik ve ekolojik faktörlerin dengeli gelişmesini sağladığı görülmektedir. Kültürel yapı içinde tüm faktörlerin birleştiği sistem-felsefe ekolojik tarımdır.

Dünyada Organik Tarım

Ekolojik Tarım Avrupa’da 1910’larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Oragnik ürün ticaretinin yaygınlaşması ile 1972 yılında Almanya’da Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFAOM) kurulmuştur. IFAOM tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlamaktadır.

Ekolojik Tarım uygulanan alanlar Avrupa ülkelerindeki tarım alanlarının % 2-3’ü dolayındadır. Ekolojik tarım faaliyetleri her yıl yaklaşık %20-30’luk büyüme hızındadır.

Türkiye'de Organik Tarım

Tarihçe
Avrupa kökenli firmaların Türkiye'deki firmalardan organik ürün talebinde bulunmasıyla 1984-1985 yıllarında ülkemizde ilk organik üretim gerçekleşmiştir. İlk ihraç ürünleri İzmir’de üretilen organik kuru İncir ve kuru Üzüm olmuştur.
Daha sonra bu ürünlere kuru Kayısı, Fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır.

İlk yıllarda Avrupa firmaları, ihtiyaçları doğrultusunda, çiftçilerimiz,e organik tarımı sözleşmeli olarak yaptırmış, ekolojik üretim projeleri tesis etmişlerdir. İlk yıllardaki bu organik üretim faaliyetlerinin danışmanlık, teftiş ve sertifikasyon vb. hizmetleri tamamıyla yabancı kişi ve kuruluşlarca yerine getirilmiştir. 1990'lı yılların başında bu konularda Türk uzmanlar yetişmeye başlamış ve yabancı firmaların ülkemizdeki temsilciliğini yapmışlardır.
Ekolojik Tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) kurulmuştur. Aynı yıl içinde İzmir'de yapılan "2. Akdeniz Ülkelerinde Ekolojik Tarım Konferansı", ETO tarafından organize edilmiştir. Bu şekilde ekolojik tarım alanında ülkemizde yeni bir süreç başlamış olup, İzmir bu hareketin merkezi durumuna gelmiştir.

Bu gün Ekolojik Tarım firmalarının büyük bir kısmı İzmir’de faaliyet göstermektedir. Kontrol ve Sertifikasyon firmalarını yarısının merkezi de İzmir’de bulunmaktadır.

Yıllar Ürün Sayısı Çiftçi Sayısı Üretim Alanı ( ha ) Üretim Miktarı ( Ton )

1996 26 1.947 6.789 10.304
2002 150 12.428 89.827 310.125
2006 203 14.256 192.789 458.095
2007 201 16.276 174.283 568.128
2008 247 14926 166.883 530.225
2009 212 35.565 501.641 983.715

İhracatımız

2009 yılında 40 civarında ülkeye ihracat gerçekleştirilmiştir.
Toplam 7.565.604 Kg organik ürün ihracatı gerçekleştirilmiş olup, 27.504.928 $ gelir elde edilmiştir.
AB ülkeleri en önemli ihraç pazarlarımızı oluşturmaktadır. AB ülkeleri içinde Almanya, Hollanda, İsviçre ve İngiltere’dir.
Bununla birlikte Kuzey Avrupa ülkeleri, ABD, Kanada, Avustralya ve Japonya dikkat çeken potansiyel pazar görünümündedir.

Yasal Düzenlemeler


Avrupa Birliği Ülkelerinde;

Bitkisel ürünlerle ilgili olarak 2092 sayı ve 1991 tarihli,
Hayvansal ürünlerle ilgili olarak 1999 tarihli, yönetmelikler hazırlamış ve birçok değişiklikler yayınlamıştır.

Türkiye

İlk Yönetmelik; 18 Haziran 1994 tarih ve 22145 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik”

Organik Tarım Kanunu; 03.12.2004 tarih ve 25659 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
10 Haziran 2005 tarih ve 25841 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir.
2008 yılında değişiklik yapılmıştır.
2005/1 Sayılı “Organik Tarım Birimi Genelgesi”
2008 yılından itibaren her yıl Organik Tarım için Destekleme yapılmasına dair Bakanlar kurulu Kararı çıkarılmaktadır.

Organik Tarım Kanunu İle;

Organik tarımsal üretimin faaliyetleri için yasal zemin,
Organik üretim yöntemi ile ilgili tanım ve sınırlamalar
Kontrol ve sertifikasyon hizmetlerine yasal dayanak,
Kuralları ihlal edenlere yönelik cezai hükümler,
Ülkemizde yayın yapan ulusal, bölgesel, yerel radyo ve televizyonların, organik tarımla ilgili ayda en az otuz dakika eğitici yayın yapmaları zorunluluğu,

Organik Tarım Logosu ve Organik Ürün Sertifikası ile ilgili yasal düzenleme getirilmiştir.
Organik Tarım Kanununda; Organik sertifikası olmayan ürünlerin organik etiketi veya organik izlenimi verecek şekilde satılması; Organik olmayan tarımsal ürün ve girdilere organik sertifikası verilmesi; Organik üretim yapan çiftçi ve işletmelerin yasal zorunluluklara uymaması halinde 10.000 Türk Lirasından başlayan İdari Para Cezası verilmesi hükme bağlanmıştır.



ORGANİK TARIMIN TÜRKİYE’DE İŞLEYİŞİ
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

KONTROL VE SERTİFİKASYON KURULUŞLARI ÇİFTÇİLER

FİRMALAR

PROJELER

ÇİFTÇİLER ÇİFTÇİLER

ORGANİK TARIMA BAŞLAMA ESASLARI

1. Müteşebbisin Müracaatı
2. Sözleşme imzalanması
3. İşletmenin Kontrolü
4. Yetkilendirilmiş Kuruluşun Kararı
5. Geçiş sürecinin belirlenmesi uygun görülen yaptırımlar
6. Kontrol Raporunun Hazırlanması
7. Sertifikalandırma

Müracaatta;

Müteşebbisin kimlik bilgi ve belgeleri,
İşletmenin tapu kaydı veya yerine geçecek belge
Müracaat edilen arazinin veya kullanım hakkının kendine ait olduğuna dair bilgi ve belgeleri,
Gıda işleyen işyeri ise “Çalışma İzni ve Gıda Sicili Belgesi " ile "Üretim İzin Belgesi",
İlgili kurumlardan gerekli izinlerin alınması

ORGANİK BİTKİSEL ÜRETİM
Organik bitkisel üretim, yetkilendirilmiş kuruluş ile sözleşme yapılarak onun kontrolünde yapılır
Organik bitkisel ürün yetiştiriciliği yapacak müteşebbis geçiş sürecine alınır.

Geçiş Süreci

Geçiş süreci en az 12 ay olmalıdır.
Geçiş süreci, tek yıllık bitkiler ile mera ve yem bitkilerinde 2 yıl, çok yıllık bitkilerde 3 yıl dır.
Yetkilendirilmiş Kuruluş geçiş sürecini uzatabilir veya kısaltabilir.
Geçiş süreci ürünü “Organik Tarım geçiş süreci ürünüdür” etiketiyle pazarlanabilir.
Ancak;

Organik olmayan girdilerin geriye dönük olarak en az 3 yıl süre ile kullanılmadığının belgelenmesi,
Üretim parsellerinin zorunlu koruma alanları içerisinde yer aldığının resmi bir belge ile belgelendirilmesi neticesinde, söz konusu süreçler yetkilendirilmiş kuruluş tarafından geçiş sürecinin bir parçası olarak kabul edilir.
Yönetmelikte izin verilmeyen girdilerin kullanılmasının devletçe zorunlu kılındığı hallerde, yetkilendirilmiş kuruluşun teklifi ile komite tarafından geçiş süreci azaltılabilir.

Paralel üretim yapılamaz.

Ancak çok yıllık bitkisel ürünlerin üretiminde,

1)
İşletmenin 5 yıllık organik üretime geçiş planı,
2) Hasat edilen ürünlerin ayrı yerlerde tutulması,
3) Yetkilendirilmiş kuruluşun, ürünlerden her birinin hasadından en az 48 saat önce haberdar edilmesi halinde,
4) Üreticinin, hasat sonrası, elde edilen ürünlerin kesin miktarı ile ayırt edici özellikleri konusunda yetkilendirilmiş kuruluşu bilgilendirmesi ve bu ürünlerin diğerlerinden ayrı tutulması için gerekli önlemlerin alındığını teyit etmesi halinde paralel üretime izin verilebilir.

Toprak Koruma, Hazırlama ve Gübreleme
Toprak koruma tedbirleri alınması
Uygun toprak işleme teknikleri
Toprak verimliliği ve biyolojik aktivitenin artırılması
-rotasyon ve yeşil gübreleme
-hayvan gübresi kullanımı
-organik materyallerin kullanılması
Organik gübre ve toprak iyileştiricilerin üretimi, ithalatı ve ihracatı için Bakanlıktan izin alınır ve yetkilendirilmiş kuruluş tarafından uygunluk belgesi veya sertifika verilir.
Rapor Et
Eski 6 Mart 2014, 20:05

Tarım faaliyetlerini geliştirmek için neler yapılabilir?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
İnsanların toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla ondan ürün elde etmesi faaliyetine tarım denir.

Türkiye Topraklarından Yaralanma Oranları:

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar. Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre ülkemiz arazisinin % 36 ’sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır ve otlak, % 26 ’sı orman ve % 6’sı diğer alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not: Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken, tarım alanlarımız genişlemektedir.

Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları:

* 1. Marmara Bölgesi: %30
* 2. İç Anadolu Bölgesi: %27
* 3. Ege Bölgesi: %24
* 4. G.Doğu Anadolu Bölgesi: %20
* 5. Akdeniz Bölgesi: %18
* 6. Karadeniz Bölgesi: %16
* 7. Doğu Anadolu Bölgesi: %10

Türkiye‘de Tarımı Etkileyen Faktörler:

1. Sulama: Türkiye tarımında en büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

Üretim artar.

Nadas olayı ortadan kalkar.

Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

Üretimde süreklilik sağlanır.

Üretim dalgalanmaları önlenir.

Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

Tarım ürün çeşidi artar.

Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir

2.Gübre Kullanımı: Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden) etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır.

Gübre ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması ile karşılanabilir.

3.Tohum Islahı: Sulama ve gübre sorunu çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır. Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4.Makine Kullanımı: Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri:

Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

Makine kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

İş gücünün bazı bölgelerde daha ucuz olması,

Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5.Zirai Mücadele: Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.

6.Toprak Bakımı: Tarla yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7.Toprak Analizi: Toprak analizleri ile en iyi verim alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek kullanılacak gübre belirlenir.

8.Destekleme Alımı ve Pazar: Verimi etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler: Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm, K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.

9 Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

TARIM İŞLEME METODLARI

1. İntansif (Modern-Yoğun) Tarım Metodu: Nüfusa göre ekili dikili alanların sınırlı olduğu ülkelerde uygulanır. Birim alandan alınan verim çok yüksektir. Ör. Hollanda, Danimarka, Japonya, İsveç ve İsrail gibi ülkelerde bu tür tarım metodu uygulanmaktadır. Yurdumuzda ise Akdeniz ve Ege Bölgelerinde uygulanan seracılık faaliyetleri intansif tarım metoduna örnektir.

2. Ekstansif (ilkel-Kaba-Yaygın ) Tarım Metodu: Nüfusa göre tarım alanlarının fazla olduğu ülkelerde uygulanan tarım metodudur. Birim alandan alınan verim düşüktür. Üretim miktarında iklimin etkisi vardır. Yurdumuzda uygulanan tarım metodu genelde bu şekildedir.

Not: İntansif tarım metodu ile ekstansif tarım metodu arasındaki en önemli fark birim alandan alınan verimdir.

3. Nadas Tarım Metodu: Verimi en düşük tarım medodudur. Tamamen iklime bağlılık gösterir. Yağışın az, sulamanın yetersiz olduğu alanlarda uygulanır. Türkiye’de nadas tarımının en fazla uygulandığı bölge İç Anadolu Bölgesidir. Nadas olayı en az Karadeniz bölgesinde uygulanır.

Nadas, toprağın su ve mineral kazanmasını sağlamak amacıyla boş bırakılmasıdır.

4. Plantasyon Tarım Metodu: Tropikal kuşakta ticari amaçla çok geniş alanlarda bir veya bir kaç çeşit ürün yetiştirmeye dayalı tarım metodudur. Ör: Brezilya’da; çay, kahve ve muz, Seylan (Srilenka)’da; çay , Malezya’da; kauçuk gibi.

TARIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

iklim (Sıcaklık, Yağış miktarı, Yağış rejimi)

Yükselti (Sıcaklığı etkilediği için)

Denize göre konum (iklimi etkilediği için ) :Yağış isteği fazla olan ve düşük kış sıcaklıklarına karşı dayanıksız bitkiler deniz etkisindeki yerlerde yetişir.

Toprak şartları


Beşeri faktör
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.475 saniyede (90.12% PHP - 9.88% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 15:41
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi