Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Cahit Sıtkı'nın "Otuz beş yaş" şiirinin biçim ve içeriği nasıldır?

Gösterim: 126150 | Cevap: 12
  • 35 yas siiri inceleme
  • 35 yas siiri incelemesi
  • otuz bes yas siiri tahlili
sempatiq19
Cevaplanmış   |    23 Kasım 2010 20:05   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Cahit Sıtkı'nın "Otuz beş yaş" şiirinin biçim ve içeriği nasıldır?

arkadaşlar yaş 35 şiirini biçim ve içerik yönünden açıklayınız ben bulamadım netten bide siz araştırırmısınız ÇOK ACİLLLLL
En iyi cevap mustakar tarafından gönderildi

YAŞ OTUZ BEŞ - CAHİT SITKI TARANCI


A) ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ


OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

N'eylesin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında

Cahit Sıtkı Tarancı




Otuz beş yaş şiiri yedi beşlikten oluşmuştur. Şiir 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.


Kafiye , Kafiye Şeması ve Redif


yarısı eder. a eder ve gider’deki –er; redif
ömrün. b -er; tam uyak
cevher, a -ün; tam uyak
bugün, b
gider. a

yağdı ne? c -üz; tam uyak
çizgili yüz? d -lar; redif
halkalar? e -a; yarım uyak
görünüyorsunuz d
aynalar? e

insan! f -an; tam uyak
baksam ben değilim: g ben değilim; redif
heyecan? f -am; tam uyak
adam ben değilim g
yalan. f

ilk aşkımız; h -ir; tam uyak
gelir. ı -ımız; redif
başladığımız h -k,-ğ; yarım uyak
bir bir; ı
yalnızlığımız h

varmış! j -mış; redif
sert olduğunu. k -ar; tam uyak
yakarmış! j olduğunu; redif
dert olduğunu, k -ert; zengin uyak
anlarmış. j

sonbahar! l -ar; tam uyak
benimsediğim. m -kim; tunç uyak
kuşlar? l
Ölen kim? m
tarumar. l

başında. n -ında; redif
uyanamadın olacak o -aş; tam uyak
yaşında? n olacak; redif
saltanatın olacak. o -ın; tam uyak
taşında n



B)ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ


1.BENT:
Dante, Sevgi Gökdemir ve Ayvaz Gökdemir’in dediğine göre; İtalyan şairi, otuz yaşında iken siyasete atılmış, otuz beş yaşındayken rakip taraf duruma hakim olunca kaçmış, sonunda rakipleri tarafından dâimi sürgünlüğe ve ele geçtiği takdirde diri diri yakılmaya mahkûm edilmişti. Bu arada meşhur eserini( İlahi Komedya) “Hayat yolunun ortasında kendini karanlık bir ormanda buldum” diye başlıyor diyorlar. Tarancı da Dante’den esinlenerek başlamış şiirine.


Şair otuz beş yaşın hayat yolunun yarısı olarak kabul ediyor. Artık bu yaştan sonra bütün canlılığın yavaş yavaş azaldığını ölümün yaklaştığını belirtmek istemiş. Devletlerin doğuşu( kuruluşu ) vardır. Yükselme dönemi, duraklama dönemi ve çökme dönemi vardır. Burada da şair insan hayatının yükselme devrinin sonunu otuz beş yaş olarak kabul ediyor. Bu yaştan sonra artık insan duraklamaya başlıyor ve daha sonrasında da hayat sona eriyor. Delikanlılıktaki cevher, canlılık, delidoluluk, hayata sıcacık bakmaların geçici olduğunu, biz ne kadar istesek de bu günlerin biteceğini vurguluyor.

2.BENT:
Şair sûretindeki değişikliği aynaya bakarak farkediyor. Saçlarının yavaş yavaş beyazladığını, yüzündeki yaşlılık çizgilerini, gözünün altındaki mor halkaları farkediyor ve önceden olan( genç iken ) yüzünün güzelliğini, pürüzsüzlüğünü hatırlayıp, aynaların kendine düşman göründüğünü söylüyor. Kendini güzel, genç göstermediğinden yakınıyor. Fakat yaşlandığının da farkındadır.

3.BENT:
Şair artık yavaş yavaş yaşlandığının farkındadır. Önceden çekilmiş olduğu resimlere bakınca resimdeki kendisiyle aslının birbirine benzemediğini görüyor. Eskiden olan heyecanı, canlılığı, gençlik duyguları artık kaybolmuş. Yüzü eskisi gibi gülmüyor artık. Resimlerdeki gülen adamı kendisine benzetemiyor. Artık hayatından şüphe ediyor, kaygıya düşüyor. Her an ölüm gelebilir. Kaygısız olduğu yalanmış, kaygı duyuyor artık.


4.BENT:
Bu dizelerde diğer şiirlerinde olduğu gibi yalnızlıktan bahsediyor. İlk aşkını hayal meyal hatırlıyor. Şairden şimdi o kadar uzaklaşmıştır ki, hatırası bile yabancı gelir. O duygular, o hayaller, o heyecan ve ümitler sanki bir zamanlar onun değilmiş, onları yaşamamış gibi şaire uzak, yabancı geliyor. Gençlik yıllarında her zaman beraber olduğu arkadaşları, dostları artık yanında yok, hepsinden yolları ayrılmış. Hepsi bir tarafa dağılmış, yapayalnız kalmış hayatta.


5.BENT:
Gökyüzünün rengini genel olarak mavi diye biliriz. Zaten gökyüzü denince akla mavi, açık, güzel bir görüntü olarak algılarız. Gençliğin de verdiği canlılıkla sadece gökyüzünün güzel yanlarını görmek isteriz, öyle hatırlamak isteriz. Fakat yaşlanınca artık gerçekler gözümüze gözükür ve şair de gökyüzünün başka renklerini farkediyor. Taşın sert olduğunu, suyun insanı boğduğunu, ateşin ise yaktığını farkediyor. Artık hayatın tozpembeliğini aşıp gerçekleri görebiliyor.

6.BENT:
Ayva sarı, nar kırmızı ; demek ki her yıl biraz daha benimsediği sonbahar mevsimindeymiş şair. Sonbaharı biraz daha benimsemesinin sebebi , 35 yaşı, ömrün ortası, hayatın güze dönüş noktası olarak kabul etmesidir. Bu yaştan sonra şair, artık sararan ayva, kızaran nar gibi her an dalından koparılmayı bekliyor. Neden dönüp duruyor havada kuşlar ? Kuşların havada dönüp uçması, hastalıklı, ölmesi yakın canlıyı yırtıcı kuşlar anlar ve peşini bırakmadan takip eder. Şair de kendini artık yaşlı hissettiği için, ölüme yakın hissettiği için böyle soruyor kendine.


7.BENT:
Her insanın ölümü tadacağını söylüyor. Hiçbir insan ebedi olmayacak. Burada tasavvufi bakış açısıyla yaklaşmıştır. Ebedi uykuya yatıp daha uyanmayacağız. Gözlerimizi son defa kapattığımızda ebedi uykuya dalacağız ve daha uyanmayacağız. Bu ölüm ne zaman, nerde, ne şekilde, kaç yaşında olacağı da bilinmez. Şair en sonda ince bir istihza (olay) ve büyülü Divân şâiri Bâkî’nin : “Kadrini seng-i musallada bilip ey Bâkî – Durup el bağlayalar karşında yârân sâf sâf” olarak vasıflandırıyor. Yani bir namazlık saltanatın olacak sen musalla taşında yatıca padişah huzurunda durdukları gibi herkes senin önünde ellerini bağlayacak.



Tarancı’nın ilk şiirlerinde görülen yalnızlık ömrü boyunca onun şiirine sinmiştir. Aile ocağından ayrı İstanbul’da tek başına yaşamanın Tarancı üstünde bıraktığı bir etki olarak bilinen yalnızlık Tarancı’yı içkiye yönlendiren nedenlerden biri olarak düşünülmüştür. İçki sayesinde kendisini mutlu ve neşeli yapan bir dünyaya gittiği düşünülebilir. Fiziksel görünüşünün onun ruhsal yaşamını etkilediği, bu yüzden de yalnızlık duygusunun arttığı söylenebilir. Otuz Beş Yaş şiirinde yalnızlık duygusunun arttığı ve dostlarının yavaş yavaş yaşamdan göçmelerinin de onu etkilediği görülür. Yalnızlık duygusu içinde zamanın geçmediğinden yakınır fakat yinede kaderini kabul eder ve yalnızlık içinde geçse de yaşamın yaşam olduğunu ve herkesin aslında yalnız olduğunu savunur.


• Bireyden, aynadaki görüntüsünden yola çıkarak ölüm ve fanilik konularına değinmiştir. Genele gitmiştir.

• Bu şiir ömrün yarısına varmanın bilincine ermiş bir insanın, ölümden duyabileceği ürpertiyi dile getirmiştir. Buna rağmen şair ölümün herkesin başında olduğunu düşünerek avunmaktadır: “Neylersin ölüm herkesin başında”.

• “Dante gibi ortasındayız ömrün” diyerek kendisini İtalyan şair Dante’ye benzetmiştir. Dante ile Tarancı’nın bu konudaki benzerliği ise iki şairinde ölüm konusunu işlemeleri ve yapıtlarında ölümden bahsetmeleridir.

• Cahit Sıtkı ölümü ızdırap duyarak karşılar fakat metafizik duygulara kaçmaz. Bunun sebebi ise laiklik düşüncesinden dolayı başka konulara çekmez.


• Cahit Sıtkı sosyal konularla ilgilenmez.

• Şiirde sade, yalın, basit, halk deyişlerine yer verilmiştir. Şiirde geçen deyimler: “gözünün yaşına bakmadan gider”, “şakaklarıma kar mı yağdı ne var?”, “gözler altındaki mor halkalar”.

• Gerçeklerden ayrılıp hayal dünyasına . Şair yaşadığı ana çok bağlı ve o andan kopmuyor.


• Bu şiire hâkim olan zaman şimdiki zamandır. Otuz beş yaşına gelmiş bir insanın geçmiş ve geleceğine bakışı vardır.

• Şiir otuz beş mısradan oluşmuştur.(5x7)

• 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır. abab sarmal uyak örgüsü kullanılmıştır.
İNCELEYEN: ABDÜLKERİM BABACAN


FAYDALANILAN KAYNAKLAR

*Kaplan Mehmet. Şiir Tahlilleri-2 Cumhuriyet Devri, İstanbul, Dergah Yay., 2002
*Cahit Stk Taranc: Hayat, Biyografisi, Eserleri, Yaam..

24 Kasım 2010 00:26   |   Mesaj #2   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP Özel Üye-VIP
Istanbul TR

61415
11.460 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 18-02-2009
Alıntı
sempatiq19 adlı kullanıcıdan alıntı

arkadaşlar yaş 35 şiirini biçim ve içerik yönünden açıklayınız ben bulamadım netten bide siz araştırırmısınız ÇOK ACİLLLLL

Otuz Beş Yaş Şiiri

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı Tarancı

Biçim olarak:
1. Hece ölçüsü kullanılmıştır. Her dize 11 heceden meydana gelmektedir. (Hece ölçüsü:
Şiiri oluşturan dizelerdeki hece sayılarının eşit olmalı kuralına dayanan ölçüdür. Hece ölçüsünde dizeler iki ya da daha çok parçaya bölünür. Dizelerin bu bölüm yerlerine durak denir. Duraklar sözcükleri bölmez.)
1. kıta
Yaş o tuz beş! Yo lun ya rı sı e der. > Toplam 11 hece
2. kıta
Şa kak la rı ma kar mı yağ dı ne var? > Toplam 11 hece
Diğer kıtalardan da sondajlama örneklerle bunu teyit etmek mümkün.

2. Şiirde çapraz uyak kullanılmıştır. (Çapraz uyak: Bir dörtlüğün birinci ve üçüncü dizelerinin kendi arasında, ikinci ve dördüncü dizelerinin kendi arasında uyaklı olmasına dayanan uyak türüdür.)
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şiirin kısaca açıklaması şu şekildedir:
Şiire adını veren Otuz Beş Yaş'ın ömrün yarısı olma düşüncesi, ünlü İtalyan şairi Dante'ye bir göndermedir. Dante bir şiiri yüzünden otuz beş yaşında sürgüne gönderilir. Sürgündeki yıllarının en önemli ürünü olan ''İlahi Komedya''ya şöyle başlar:
''Hayat yolunun ortasında kendimi karanlık bir ormanda buldum.''
Şair, Dante'den aldığı ilhamla otuz beş yaşı ömrün yarısı sayar.
Şairi otuz beş yaşına girmek endişelendirmiştir. Kırışık ve çizgili yüzünün kendi yüzü olduğuna inanamaktadır. Aynaların ona düşman olduğunu sanmakta ve her baktığı resmini kendine benzetememektedir. Otuz beş yaş kompleksine kapılmış olan şair, güler yüzlü olmayacağını, asık suratlı bir ihtiyar olacağını vurgular.
Otuz beş yaşından sonra doğan günün bile ona sorunlar getireceğini her günün ayrı dertler çıkaracağını ima eder. Yani şair otuz beş yaşından sonra sağlık sorunlarının azar azar başlayacağını anlatır. Sorunların artarak onu ölüme götüreceğinden korkar. Ölümün herkesin ''derdi'' olduğunu, nasıl, nerede, kaç yaşında geleceğinin bilinemeyeceğini şiirinde çok iyi vurgulayan şair, tabut konulan musalla taşında bir namazlık saltanatımızın olacağını söyler. Şiirde musalla taşı, tahta benzetilmiştir.

Kısaca şairin özellikleri hakkında:
Cahit Sıtkı Tarancı, felsefi temalar, kapalı ve karmaşık mecazlardan kaçarak gündelik hayatı, anlık sevinç ve tasaları, aşkı ve ölümü ele alır. Ölüm temasını Otuz Beş Yaş Şiir'indeki olduğu gibi bütün şiirlerine yaymıştır.
Dini ve tasavvufi bir yönü olmadığı için ölüm düşüncesiyle barışamaz; ölümü kader olarak kabul etmez. Bu düşünce hep zihnini kurcalar durur.
Şiirlerinin çoğunda kendisini anlatır. Karamsarlığını, korkularını, özlemlerini dile getirdiği bu şiir (Otuz beş yaş şiiri), onun şiir anlayışını gösteren bir ''bildiri'' niteliğindedir.
mustakar bu mesajı beğendi.
24 Kasım 2010 00:38   |   Mesaj #3   |   
mustakar - avatarı
Chat Yetkilisi
G.ANTEP

4642
179 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 18-07-2006
YAŞ OTUZ BEŞ - CAHİT SITKI TARANCI


A) ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ


OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne?

Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!

Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!

Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

N'eylesin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında

Cahit Sıtkı Tarancı




Otuz beş yaş şiiri yedi beşlikten oluşmuştur. Şiir 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.


Kafiye , Kafiye Şeması ve Redif


yarısı eder. a eder ve gider’deki –er; redif
ömrün. b -er; tam uyak
cevher, a -ün; tam uyak
bugün, b
gider. a

yağdı ne? c -üz; tam uyak
çizgili yüz? d -lar; redif
halkalar? e -a; yarım uyak
görünüyorsunuz d
aynalar? e

insan! f -an; tam uyak
baksam ben değilim: g ben değilim; redif
heyecan? f -am; tam uyak
adam ben değilim g
yalan. f

ilk aşkımız; h -ir; tam uyak
gelir. ı -ımız; redif
başladığımız h -k,-ğ; yarım uyak
bir bir; ı
yalnızlığımız h

varmış! j -mış; redif
sert olduğunu. k -ar; tam uyak
yakarmış! j olduğunu; redif
dert olduğunu, k -ert; zengin uyak
anlarmış. j

sonbahar! l -ar; tam uyak
benimsediğim. m -kim; tunç uyak
kuşlar? l
Ölen kim? m
tarumar. l

başında. n -ında; redif
uyanamadın olacak o -aş; tam uyak
yaşında? n olacak; redif
saltanatın olacak. o -ın; tam uyak
taşında n



B)ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ


1.BENT:
Dante, Sevgi Gökdemir ve Ayvaz Gökdemir’in dediğine göre; İtalyan şairi, otuz yaşında iken siyasete atılmış, otuz beş yaşındayken rakip taraf duruma hakim olunca kaçmış, sonunda rakipleri tarafından dâimi sürgünlüğe ve ele geçtiği takdirde diri diri yakılmaya mahkûm edilmişti. Bu arada meşhur eserini( İlahi Komedya) “Hayat yolunun ortasında kendini karanlık bir ormanda buldum” diye başlıyor diyorlar. Tarancı da Dante’den esinlenerek başlamış şiirine.


Şair otuz beş yaşın hayat yolunun yarısı olarak kabul ediyor. Artık bu yaştan sonra bütün canlılığın yavaş yavaş azaldığını ölümün yaklaştığını belirtmek istemiş. Devletlerin doğuşu( kuruluşu ) vardır. Yükselme dönemi, duraklama dönemi ve çökme dönemi vardır. Burada da şair insan hayatının yükselme devrinin sonunu otuz beş yaş olarak kabul ediyor. Bu yaştan sonra artık insan duraklamaya başlıyor ve daha sonrasında da hayat sona eriyor. Delikanlılıktaki cevher, canlılık, delidoluluk, hayata sıcacık bakmaların geçici olduğunu, biz ne kadar istesek de bu günlerin biteceğini vurguluyor.

2.BENT:
Şair sûretindeki değişikliği aynaya bakarak farkediyor. Saçlarının yavaş yavaş beyazladığını, yüzündeki yaşlılık çizgilerini, gözünün altındaki mor halkaları farkediyor ve önceden olan( genç iken ) yüzünün güzelliğini, pürüzsüzlüğünü hatırlayıp, aynaların kendine düşman göründüğünü söylüyor. Kendini güzel, genç göstermediğinden yakınıyor. Fakat yaşlandığının da farkındadır.

3.BENT:
Şair artık yavaş yavaş yaşlandığının farkındadır. Önceden çekilmiş olduğu resimlere bakınca resimdeki kendisiyle aslının birbirine benzemediğini görüyor. Eskiden olan heyecanı, canlılığı, gençlik duyguları artık kaybolmuş. Yüzü eskisi gibi gülmüyor artık. Resimlerdeki gülen adamı kendisine benzetemiyor. Artık hayatından şüphe ediyor, kaygıya düşüyor. Her an ölüm gelebilir. Kaygısız olduğu yalanmış, kaygı duyuyor artık.


4.BENT:
Bu dizelerde diğer şiirlerinde olduğu gibi yalnızlıktan bahsediyor. İlk aşkını hayal meyal hatırlıyor. Şairden şimdi o kadar uzaklaşmıştır ki, hatırası bile yabancı gelir. O duygular, o hayaller, o heyecan ve ümitler sanki bir zamanlar onun değilmiş, onları yaşamamış gibi şaire uzak, yabancı geliyor. Gençlik yıllarında her zaman beraber olduğu arkadaşları, dostları artık yanında yok, hepsinden yolları ayrılmış. Hepsi bir tarafa dağılmış, yapayalnız kalmış hayatta.


5.BENT:
Gökyüzünün rengini genel olarak mavi diye biliriz. Zaten gökyüzü denince akla mavi, açık, güzel bir görüntü olarak algılarız. Gençliğin de verdiği canlılıkla sadece gökyüzünün güzel yanlarını görmek isteriz, öyle hatırlamak isteriz. Fakat yaşlanınca artık gerçekler gözümüze gözükür ve şair de gökyüzünün başka renklerini farkediyor. Taşın sert olduğunu, suyun insanı boğduğunu, ateşin ise yaktığını farkediyor. Artık hayatın tozpembeliğini aşıp gerçekleri görebiliyor.

6.BENT:
Ayva sarı, nar kırmızı ; demek ki her yıl biraz daha benimsediği sonbahar mevsimindeymiş şair. Sonbaharı biraz daha benimsemesinin sebebi , 35 yaşı, ömrün ortası, hayatın güze dönüş noktası olarak kabul etmesidir. Bu yaştan sonra şair, artık sararan ayva, kızaran nar gibi her an dalından koparılmayı bekliyor. Neden dönüp duruyor havada kuşlar ? Kuşların havada dönüp uçması, hastalıklı, ölmesi yakın canlıyı yırtıcı kuşlar anlar ve peşini bırakmadan takip eder. Şair de kendini artık yaşlı hissettiği için, ölüme yakın hissettiği için böyle soruyor kendine.


7.BENT:
Her insanın ölümü tadacağını söylüyor. Hiçbir insan ebedi olmayacak. Burada tasavvufi bakış açısıyla yaklaşmıştır. Ebedi uykuya yatıp daha uyanmayacağız. Gözlerimizi son defa kapattığımızda ebedi uykuya dalacağız ve daha uyanmayacağız. Bu ölüm ne zaman, nerde, ne şekilde, kaç yaşında olacağı da bilinmez. Şair en sonda ince bir istihza (olay) ve büyülü Divân şâiri Bâkî’nin : “Kadrini seng-i musallada bilip ey Bâkî – Durup el bağlayalar karşında yârân sâf sâf” olarak vasıflandırıyor. Yani bir namazlık saltanatın olacak sen musalla taşında yatıca padişah huzurunda durdukları gibi herkes senin önünde ellerini bağlayacak.



Tarancı’nın ilk şiirlerinde görülen yalnızlık ömrü boyunca onun şiirine sinmiştir. Aile ocağından ayrı İstanbul’da tek başına yaşamanın Tarancı üstünde bıraktığı bir etki olarak bilinen yalnızlık Tarancı’yı içkiye yönlendiren nedenlerden biri olarak düşünülmüştür. İçki sayesinde kendisini mutlu ve neşeli yapan bir dünyaya gittiği düşünülebilir. Fiziksel görünüşünün onun ruhsal yaşamını etkilediği, bu yüzden de yalnızlık duygusunun arttığı söylenebilir. Otuz Beş Yaş şiirinde yalnızlık duygusunun arttığı ve dostlarının yavaş yavaş yaşamdan göçmelerinin de onu etkilediği görülür. Yalnızlık duygusu içinde zamanın geçmediğinden yakınır fakat yinede kaderini kabul eder ve yalnızlık içinde geçse de yaşamın yaşam olduğunu ve herkesin aslında yalnız olduğunu savunur.


• Bireyden, aynadaki görüntüsünden yola çıkarak ölüm ve fanilik konularına değinmiştir. Genele gitmiştir.

• Bu şiir ömrün yarısına varmanın bilincine ermiş bir insanın, ölümden duyabileceği ürpertiyi dile getirmiştir. Buna rağmen şair ölümün herkesin başında olduğunu düşünerek avunmaktadır: “Neylersin ölüm herkesin başında”.

• “Dante gibi ortasındayız ömrün” diyerek kendisini İtalyan şair Dante’ye benzetmiştir. Dante ile Tarancı’nın bu konudaki benzerliği ise iki şairinde ölüm konusunu işlemeleri ve yapıtlarında ölümden bahsetmeleridir.

• Cahit Sıtkı ölümü ızdırap duyarak karşılar fakat metafizik duygulara kaçmaz. Bunun sebebi ise laiklik düşüncesinden dolayı başka konulara çekmez.


• Cahit Sıtkı sosyal konularla ilgilenmez.

• Şiirde sade, yalın, basit, halk deyişlerine yer verilmiştir. Şiirde geçen deyimler: “gözünün yaşına bakmadan gider”, “şakaklarıma kar mı yağdı ne var?”, “gözler altındaki mor halkalar”.

• Gerçeklerden ayrılıp hayal dünyasına . Şair yaşadığı ana çok bağlı ve o andan kopmuyor.


• Bu şiire hâkim olan zaman şimdiki zamandır. Otuz beş yaşına gelmiş bir insanın geçmiş ve geleceğine bakışı vardır.

• Şiir otuz beş mısradan oluşmuştur.(5x7)

• 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır. abab sarmal uyak örgüsü kullanılmıştır.
İNCELEYEN: ABDÜLKERİM BABACAN


FAYDALANILAN KAYNAKLAR

*Kaplan Mehmet. Şiir Tahlilleri-2 Cumhuriyet Devri, İstanbul, Dergah Yay., 2002
*Cahit Stk Taranc: Hayat, Biyografisi, Eserleri, Yaam..
ThinkerBeLL bu mesajı beğendi.
Misafir
11 Şubat 2012 13:08   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

cahit sutkı tarancının yaş 35 şiirinin şekil ve içerik olarak incelenmesi

cahit sıtkı tarancının şiiri yaş 35. şekil ve icerik olarak incelenmesi yani söz sanatı redif kafiye uyak şeması olarak lütfen bi bakar misiniz
Misafir
13 Aralık 2012 20:51   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
2 kıtada kafiye şeması abba mı acaba?
Misafir
22 Aralık 2012 17:47   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
lütfen şiirdeki ses olaylarını verin.
Misafir
29 Ocak 2013 13:31   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

misafir

söz sanatları nelerdir
Misafir
10 Aralık 2013 18:57   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
YAŞ OTUZ BEŞ - CAHİT SITKI TARANCI


A) ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ


OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİ

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.

N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında

Cahit Sıtkı Tarancı



Otuz beş yaş şiiri yedi beşlikten oluşmuştur. Şiir 11’li hece ölçüsüyle yazılmıştır.


Kafiye , Kafiye Şeması ve Redif


yarısı eder. a eder ve gider’deki –er; redif
ömrün. b -er; tam uyak
cevher, a -ün; tam uyak
bugün, b
gider. a

yağdı ne? c -üz; tam uyak
çizgili yüz? d -lar; redif
halkalar? e -a; yarım uyak
görünüyorsunuz d
aynalar? e

insan! f -an; tam uyak
baksam ben değilim: g ben değilim; redif
heyecan? f -am; tam uyak
adam ben değilim g
yalan. f

ilk aşkımız; h -ir; tam uyak
gelir. ı -ımız; redif
başladığımız h -k,-ğ; yarım uyak
bir bir; ı
yalnızlığımız h

varmış! j -mış; redif
sert olduğunu. k -ar; tam uyak
yakarmış! j olduğunu; redif
dert olduğunu, k -ert; zengin uyak
anlarmış. j

sonbahar! l -ar; tam uyak
benimsediğim. m -kim; tunç uyak
kuşlar? l
Ölen kim? m
tarumar. l

başında. n -ında; redif
uyanamadın olacak o -aş; tam uyak
yaşında? n olacak; redif
saltanatın olacak. o -ın; tam uyak
taşında n



B)ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ

1.BENT:
Dante, Sevgi Gökdemir ve Ayvaz Gökdemir’in dediğine göre; İtalyan şairi, otuz yaşında iken siyasete atılmış, otuz beş yaşındayken rakip taraf duruma hakim olunca kaçmış, sonunda rakipleri tarafından dâimi sürgünlüğe ve ele geçtiği takdirde diri diri yakılmaya mahkûm edilmişti. Bu arada meşhur eserini( İlahi Komedya) “Hayat yolunun ortasında kendini karanlık bir ormanda buldum” diye başlıyor diyorlar. Tarancı da Dante’den esinlenerek başlamış şiirine.


Şair otuz beş yaşın hayat yolunun yarısı olarak kabul ediyor. Artık bu yaştan sonra bütün canlılığın yavaş yavaş azaldığını ölümün yaklaştığını belirtmek istemiş. Devletlerin doğuşu( kuruluşu ) vardır. Yükselme dönemi, duraklama dönemi ve çökme dönemi vardır. Burada da şair insan hayatının yükselme devrinin sonunu otuz beş yaş olarak kabul ediyor. Bu yaştan sonra artık insan duraklamaya başlıyor ve daha sonrasında da hayat sona eriyor. Delikanlılıktaki cevher, canlılık, delidoluluk, hayata sıcacık bakmaların geçici olduğunu, biz ne kadar istesek de bu günlerin biteceğini vurguluyor.

2.BENT:
Şair sûretindeki değişikliği aynaya bakarak farkediyor. Saçlarının yavaş yavaş beyazladığını, yüzündeki yaşlılık çizgilerini, gözünün altındaki mor halkaları farkediyor ve önceden olan( genç iken ) yüzünün güzelliğini, pürüzsüzlüğünü hatırlayıp, aynaların kendine düşman göründüğünü söylüyor. Kendini güzel, genç göstermediğinden yakınıyor. Fakat yaşlandığının da farkındadır.

3.BENT:
Şair artık yavaş yavaş yaşlandığının farkındadır. Önceden çekilmiş olduğu resimlere bakınca resimdeki kendisiyle aslının birbirine benzemediğini görüyor. Eskiden olan heyecanı, canlılığı, gençlik duyguları artık kaybolmuş. Yüzü eskisi gibi gülmüyor artık. Resimlerdeki gülen adamı kendisine benzetemiyor. Artık hayatından şüphe ediyor, kaygıya düşüyor. Her an ölüm gelebilir. Kaygısız olduğu yalanmış, kaygı duyuyor artık.


4.BENT:
Bu dizelerde diğer şiirlerinde olduğu gibi yalnızlıktan bahsediyor. İlk aşkını hayal meyal hatırlıyor. Şairden şimdi o kadar uzaklaşmıştır ki, hatırası bile yabancı gelir. O duygular, o hayaller, o heyecan ve ümitler sanki bir zamanlar onun değilmiş, onları yaşamamış gibi şaire uzak, yabancı geliyor. Gençlik yıllarında her zaman beraber olduğu arkadaşları, dostları artık yanında yok, hepsinden yolları ayrılmış. Hepsi bir tarafa dağılmış, yapayalnız kalmış hayatta.


5.BENT:
Gökyüzünün rengini genel olarak mavi diye biliriz. Zaten gökyüzü denince akla mavi, açık, güzel bir görüntü olarak algılarız. Gençliğin de verdiği canlılıkla sadece gökyüzünün güzel yanlarını görmek isteriz, öyle hatırlamak isteriz. Fakat yaşlanınca artık gerçekler gözümüze gözükür ve şair de gökyüzünün başka renklerini farkediyor. Taşın sert olduğunu, suyun insanı boğduğunu, ateşin ise yaktığını farkediyor. Artık hayatın tozpembeliğini aşıp gerçekleri görebiliyor.

6.BENT:
Ayva sarı, nar kırmızı ; demek ki her yıl biraz daha benimsediği sonbahar mevsimindeymiş şair. Sonbaharı biraz daha benimsemesinin sebebi , 35 yaşı, ömrün ortası, hayatın güze dönüş noktası olarak kabul etmesidir. Bu yaştan sonra şair, artık sararan ayva, kızaran nar gibi her an dalından koparılmayı bekliyor. Neden dönüp duruyor havada kuşlar ? Kuşların havada dönüp uçması, hastalıklı, ölmesi yakın canlıyı yırtıcı kuşlar anlar ve peşini bırakmadan takip eder. Şair de kendini artık yaşlı hissettiği için, ölüme yakın hissettiği için böyle soruyor kendine.


7.BENT:
Her insanın ölümü tadacağını söylüyor. Hiçbir insan ebedi olmayacak. Burada tasavvufi bakış açısıyla yaklaşmıştır. Ebedi uykuya yatıp daha uyanmayacağız. Gözlerimizi son defa kapattığımızda ebedi uykuya dalacağız ve daha uyanmayacağız. Bu ölüm ne zaman, nerde, ne şekilde, kaç yaşında olacağı da bilinmez. Şair en sonda ince bir istihza (olay) ve büyülü Divân şâiri Bâkî’nin : “Kadrini seng-i musallada bilip ey Bâkî – Durup el bağlayalar karşında yârân sâf sâf” olarak vasıflandırıyor. Yani bir namazlık saltanatın olacak sen musalla taşında yatıca padişah huzurunda durdukları gibi herkes senin önünde ellerini bağlayacak.



Tarancı’nın ilk şiirlerinde görülen yalnızlık ömrü boyunca onun şiirine sinmiştir. Aile ocağından ayrı İstanbul’da tek başına yaşamanın Tarancı üstünde bıraktığı bir etki olarak bilinen yalnızlık Tarancı’yı içkiye yönlendiren nedenlerden biri olarak düşünülmüştür. İçki sayesinde kendisini mutlu ve neşeli yapan bir dünyaya gittiği düşünülebilir. Fiziksel görünüşünün onun ruhsal yaşamını etkilediği, bu yüzden de yalnızlık duygusunun arttığı söylenebilir. Otuz Beş Yaş şiirinde yalnızlık duygusunun arttığı ve dostlarının yavaş yavaş yaşamdan göçmelerinin de onu etkilediği görülür. Yalnızlık duygusu içinde zamanın geçmediğinden yakınır fakat yinede kaderini kabul eder ve yalnızlık içinde geçse de yaşamın yaşam olduğunu ve herkesin aslında yalnız olduğunu savunur.


• Bireyden, aynadaki görüntüsünden yola çıkarak ölüm ve fanilik konularına değinmiştir. Genele gitmiştir.

• Bu şiir ömrün yarısına varmanın bilincine ermiş bir insanın, ölümden duyabileceği ürpertiyi dile getirmiştir. Buna rağmen şair ölümün herkesin başında olduğunu düşünerek avunmaktadır: “Neylersin ölüm herkesin başında”.

• “Dante gibi ortasındayız ömrün” diyerek kendisini İtalyan şair Dante’ye benzetmiştir. Dante ile Tarancı’nın bu konudaki benzerliği ise iki şairinde ölüm konusunu işlemeleri ve yapıtlarında ölümden bahsetmeleridir.

• Cahit Sıtkı ölümü ızdırap duyarak karşılar fakat metafizik duygulara kaçmaz. Bunun sebebi ise laiklik düşüncesinden dolayı başka konulara çekmez.


• Cahit Sıtkı sosyal konularla ilgilenmez.

• Şiirde sade, yalın, basit, halk deyişlerine yer verilmiştir. Şiirde geçen deyimler: “gözünün yaşına bakmadan gider”, “şakaklarıma kar mı yağdı ne var?”, “gözler altındaki mor halkalar”.

• Gerçeklerden ayrılıp hayal dünyasına . Şair yaşadığı ana çok bağlı ve o andan kopmuyor.


• Bu şiire hâkim olan zaman şimdiki zamandır. Otuz beş yaşına gelmiş bir insanın geçmiş ve geleceğine bakışı vardır.

• Şiir otuz beş mısradan oluşmuştur.(5x7)

• 11’li hece ölçüsü kullanılmıştır. abab sarmal uyak örgüsü kullanılmıştır.
İNCELEYEN: ABDÜLKERİM BABACAN


FAYDALANILAN KAYNAKLAR

Kaynak: Cahit Sıtkı'nın "Otuz beş yaş" şiirinin biçim ve içeriği nasıldır?
Öğrenci.
29 Aralık 2013 20:37   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Yaş Otuz Beş Şiiri

Yaş Otuz Beş Şiirinin Yapısı , Nazım Şekli , Uyak ve Redifler , Şirin İçindeki Edebi Sanatlar Nelerdir

Lütfen Cevaplarmısınız Az Sürem Kaldı
Misafir
19 Nisan 2014 13:47   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

siir

lirik siir midir bu
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Cahit Sıtkı'nın "Otuz beş yaş" şiirinin biçim ve içeriği nasıldır? Konusuna Benzer Konular

Etiketler:
  • 35 yas siiri inceleme
  • 35 yas siiri incelemesi
  • otuz bes yas siiri tahlili
Cevap: 2
Son Mesaj: 19 Aralık 2014 14:53
Cevap: 7
Son Mesaj: 9 Aralık 2013 18:49
Cevap: 0
Son Mesaj: 6 Nisan 2013 10:15
Cevap: 0
Son Mesaj: 2 Ocak 2011 12:26
Cevap: 0
Son Mesaj: 14 Ekim 2010 19:28
Sayfa 0.505 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu