Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 19 Aralık 2010 (15:53) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
15452 kez görüntülenmiş, 24 cevap yazılmış ve son mesaj 1 Mart 2014 (13:03) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.33  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 24 Şubat 2011, 14:42

Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir?

#11 (link)
MsXTeam
Valeria - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

meraba sitenizi çok beğeniyorum..rica etsem hicreti maDDE HALİNDE YAZARmISINIZ...ÖDEVİMİN YARIN GİTMESİ LAZIM....lütfen çok acil
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

ya maddeler halinde yazamazmısınız hicret etme sebeplerini acil issim var lütfn cabk oln
Aşağıdaki mesajı inceleyiniz ;

Alıntı:
AndThe_BlackSky adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

HİCRETİ HAZIRLAYAN SEBEPLER VE PEYGAMBERİMİZİN HİCRETİ


Hicret hadisesi İslâm tarihinde dinin tebliğ ve talimindeki önemi Müslümanların dinî hayatlarını idamede yeni bir dönemin açılması
bakımından bir dönüm noktası olma niteliği taşır.
İslâm dini hicret sayesinde hür bir ortamda gelişme yayılma; fert aile ve toplum hayatında uygulanma imkanına kavuştu.
Medine'de on yıllık bir süre zarfında tamamlanarak İslâm toplumunun inşasında başlangıç olması yönüyle de ayrı bir öneme
haizdir.
Genel anlamının dışında hicret Hz. Peygamber ve Mekkeli Müslümanların Medine'ye göçünü ifade ettiği gibi hicri takvimin de başlangıcı olmuştur. Hicret terimine yüklenen bu anlamların dışında "Allah'ın yasakladığı kötülük ve günahları terketme"
şeklinde tarif edildiği de olmuştur. Hicretin ahlâk ve zühdle olan yönüne işaret eden ayet ve hadisleri gözönüne alan bir kısım
mutasavvıflar ise hicrete "Nefsi terbiye etmek maksadıyla manevî yolculuğa çıkmak; kalben ve zihnen masivayı terk etmek"
demişlerdir (1)
Tarihte Hicret
Tarihin muhtelif devirlerinden Peygamberimize kadar farklı zaman dilimlerinde dinleri ve inançları sebebiyle hicrete mecbur
edile n peygamberler ve onlara bağlılıklarını samimiyetle gösteren ümmetlerinin olduğunu Kuran-ı Kerim bize sarih olarak haber
vermektedir. İbrahim (as) Allah (cc) tarafından Peygamberlikle görevlendirildiği zaman kendisine inzal buyrulan hakikati
"tevhid"i anlatmaya başlamıştı. Bunun üzerine etrafındaki kimselerden sert bir karşılık görmüş ve söylediklerinden derhal
vazgeçmesi istenmişti. Aksi takdirde ateşte yakılmak gibi bir sonuçla karşılaşacağı kendisine ihtar edilmişti. Ama herşeye
rağmen Hz. İbrahim tebliğini yapmış; ateşe atılmak gibi bir durumla karşılaşmıştı. Neticede Hz. İbrahim "Doğrusu ben
Rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum." demek durumunda kalmıştı.(2) Büyük Peygamber şirkin karanlığından yolunu
kaybedenleri vahyin aydınlığına çağırmıştı. Akabinde önce Filistin'e oradan Mısır'a daha sonra da Kenan ülkesine
yerleşmeyi tercih etmişti.
İbrahim (as)'la aynı dönemde başka bir kavmi irşadla görevli Lut (as) da toplumunu düştükleri iğrenç ahlâksızlık batağından
çıkarmak istemiş; netice alamayınca da bir gece vakti yaşadığı topraklardan arkasına bakmadan ayrılıp gitmişti. Şuayp (as) ise
tebliğ buyurduğu ilahî mesajlar yüzünden kendine inananlarla beraber terki diyar ettirilenlerdendi. Kavminin elebaşları "Ey
Şuayb! Seni ve sana iman edenleri mutlaka memleketimizden çıkaracağız; yahut dininizden döneceksiniz." (3) diyerek
tehditlerini ortaya koymuşlardı. Hz. Musa (as) da diğer peygamberlere benzer kaderi paylaşmıştı. Firavunun zülmüne maruz kalmış olan İsrailoğullarını bir gece yola çıkaran Hz. Musa kavmiyle sahili selamete çıkarken Firavun ve askerleri suda boğulmuştu (4)
Peygamberimiz ve Hicret
Peygamber Efendimiz ve ashabı önceki peygamberler ve ümmetlerinin başına gelenlerin aynısıyla karşılaştı. Mekke müşrikleri Rasülü Ekrem Efendimize karşı İslâmiyeti tebliğ etmeye başladığı andan itibaren menfî bir tutum içine girdiler. Öyle ki bu tutum zaman zaman sertlik derecesinde kendini gösterdi. Müşrikler sadece İslâm'ı reddetmekle kalmadılar; Hz. Peygamber ve arkadaşlarını küçümseyip alaya aldılar. İslamiyet Mekke hududları dahilinde insanlar nezdinde kabul edilip yayılmaya başlayınca baskılar işkence ve kötü muamele olarak şekil değiştirdi. Hatta bu işkenceler o dereceye vardırıldı ki dayanamayıp hayatını kaybedenler bile oldu. İslam'ın ilk şehidleri Sümeyye ve kocası Yasir bu devrede dayanılmaz işkenceler altında şehid düşenlerdendi. Amcası Ebu Talib'in himayesinde bulunan Allah Rasülü cereyan eden bu olaylardan son derece müteessir olmaktaydı. Ancak Müslümanların bu yapılan mezalime karşı koyabilecek güçleri de henüz yoktu.
Hüzün Yılı
Rasülü Ekrem Efendimiz nübüvvetinin onuncu yılında (621) yardım ve desteklerini kendisinden hiç eksik etmeyen sâdık eşi Hz. Hatice (r.ah) ve amcası Ebû Talib'i kaybetmenin derin acısını yaşadı. O Hatice ki en zor zamanda Hz. Peygambere iman
ederek en büyük desteği vermiş eşini hiç bir zaman yalnız bırakmamıştır. Ebû Talipse en kritik durumlarda yeğeni Hz.
Muhammed'i (as) Kureyşin tüm baskı ve tazyiklerine kulak asmadan korumuştu. Eşi ve amcasının kaybından doğan acının
yaşandığı yıla "hüzün" yılı denir. (5)
Müşriklerin Dayanılmaz Saldırıları
Müşrikleri müminler üzerine insanlık dışı yöntemlerle saldırıya sevk eden sebeblerin başta geleni İslamiyetin putperestlerin
atalarından kendilerine geçen yanlış din telakkilerini reddetmesi ve Mekke'de uzun yıllar hüküm süren zulüm ve haksızlık
temeline dayalı yapıyı değiştirmek istemesiydi. Hz. Peygamberin getirdiği bu yeni din insanların kabul edilemez bir takım
kategorilere ayrılarak köle-efendi fakir zengin soylu soysuz kadın erkek gibi ayırımcı muamelelere tabi tutulmasını
onaylamıyor; temelde bütün insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu ilan ediyor ve herkesin doğuştan gelen insan haklarının
olduğu ilkesini getiriyordu. Kendilerini imtiyazlı görmeye alışmış müşrik toplumun elebaşları eşit muamele görmeye rıza
göstermiyor; gayr-i âdil yollarla elegeçirdikleri makam ve mevkilerin mütemadiyen kendi ellerinde kalmasını ısrarla istiyorlardı.
Kısacası İslâmiyeti kabul etmemelerinin temelinde; dini sosyal iktisâdî idarî ve nefsânî sebepler vardı.
Habeşistan'a Yapılan İlk Hicret
Ashab-ı Kiramın müşriklerden gördüğü takat getirilemez eziyet ve işkence karşısında Peygamber Efendimizin fazlasıyla üzüntü
duyduğunu belirtmiştik. İşte bu sebeple Hz. Peygamber risaletinin beşinci yılında (615) müslümanların dinlerini daha kolay uygulayabilmeleri rahat bir nefes alabilmeleri için Habeşistan'a gitmelerine (hicret) izin verdi. İçlerinde Hz. Osman ve Peygamberimizin kızı Hz. Rukiye'nin de bulunduğu bir grup müslüman adı geçen ülkeye hicret ettiler. Habeşistan hükümdarı
Necâşî'nin semavî bir dine inanması; adaletle hükmetmekte oluşu ve ayrıca da Arapça bilmesi hicret için Habeşistan'ın tercih
edilmesinde önemli bir sebep teşkil etmişti. Biri kadın altı kişiden müteşekkil bu kafilenin hicreti aynı zamanda Peygamberimizin
Afrikay'a temasa geçmesinde önemli rol üstlenmiş oldu. İslamiyet'in Mekke dışında duyulup yayılmasına dahi tahammülleri bulunmayan Küffar-ı Mekke Habeşistan'a giden müslümanların kendilerine iadesini temin maksadıyla bir heyeti bu ülkeye gönderdilerse de istediklerini elde edemeden heyet Mekke'ye geri döndü. Varoluşun hikmet ve anlamını kavramaktan uzak bulunan müşrikler "Rabbim Allah" dedi diye müslümanları akıl dışı yollarla ezmeye ve sindirmeye çalışıyorlardı.
Hüzünlü Yıllarda Taife Gidiş
Ebû Talib'in ölümünün ardından büyük bir destekcisini kaybeden ve kabilesinin de kendisine yardımcı olamayacağının
anlaşılması üzerine Peygamber Efendimiz tabii olarak yeni bir çevre arayışına girdi. İlk planda uygun bir mekan olarak Taif'i
düşünmüştü. Burasını seçerken Taif'in ileri gelen ailelerinden Abdi Yelil ailesinin Peygamberimizin anne tarafından akraba
olmasının önemli rolü vardı. (7)
Böylece davasını rahatlıkla duyurabileceği insanlarla karşılaşabileceğini düşünmüştü. Amcası Hz. Abbas da Taifliler nezdinde itibarlı sevilen sayılan biriydi. Taif'in yakın oluşu da yolculuk için tercih unsuru olmuştu. Ne yazık ki Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (as) burada da kendisini dinleyecek anlatılanlara kulak verecek muhataplar bulamadı. Hatta o kadar çirkin bir durumla karşılaştı ki Taif'in ileri gelenleri sokak serserilerini geçeceği yolun iki kenarına dizmişler alemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı bu kutlu insanı taşlatmışlar; yara-bere ve kanlar içinde bırakmışlardı. O bütün bu yapılanlar karşısında dahi ümitsizliğe kapılmıyor sebat ve metanet içinde üzerine tevdi edilen vazifeyi ifaya gayret ediyordu.
Hicret Hazırlıkları ve Akabe Biatları
Taift'e karşılaşılanlar ve Mekkelilerin inkardaki inatçı tutumlarının anlaşılması üzerine Peygamber Efendimiz dini duyurmak
gayesiyle yeni seçenekler araştırmaya başladı. Peygamberliğinin onbirinci senesinde Hac gayesiyle Mekke'ye gelen Hazreç
kabilesinden bir grup insanla karşılaştı. Kendisinin son peygamber olduğunu getirdiği dinin esaslarını birer birer izah etti.
Toplantıya iştirak edenlerden altı tanesi İslamiyetle şereflendi. Bu buluşmanın bir yıl sonrasında Akabe mevkiinde yeniden bir
araya gelindi. Biri kadın toplam on iki müslüman Rasülü Ekreme bağlılıklarını göstererek biatta bulundu. Gerçekleşen bu biata
"Birinci Akabe Biatı" denir. (9) "Allah'a ortak koşmayacaklarına hırsızlık yapmayacaklarına zina etmeyeceklerine çocuklarını öldürmeyeceklerine yalana baş vurarak kimseye iftirada bulunmayacaklarına ve Rasülüllah'a hiç bir hayırlı işte karşı gelmeyeceklerine" (10) dair söz verdiler.
Sınırlı sayıdaki Medineli müslümanları eğitecek dinlerini öğretecek tebliğ görevini ifa edecek birine ihtiyaç vardı. Bu görev için Rasülü Ekrem Efendimiz Musab b. Umeyr'i görevlendirdi. Musab'ın gayretli çalışmaları neticesi bir yıllık bir zaman sürecinde Medine'de kabile başkanları da dahil pek çok kişi İslamiyetle tanışarak Müslüman oldu.
Rasülüllah'ın risaletinin onüçüncü yılında ise yetmiş üç kişilik büyük bir topluluk bulundu. Öyle anlaşılıyordu ki Musab'ın
samimi gayretleri artık meyvesini vermiş Medine'de yeni bir toplumun temelleri atılmaya başlanmıştı.
Ve Hicrete İzin Veriliyor...
Medine'de Müslümanlar için müsait bir zemin oluşunca Rasüllüllah Efendimiz Allah'dan gelen hicret emrini ashabına
duyurdu. Bu emri duyanlar Yesrib'e (Medine) hicret etmeye başladılar. Böylece tarihin en önemli hadiselerinden biri
gerçekleşmeye başladı. Ashab-ı Kiram ana ocağı - baba kucağı çok sevdikleri yurtlarını ev ve barklarını mal ve mülklerini
servet ve zenginliklerini geride bırakıp Medine'ye gidiyorlardı. Rızay-ı Bâri için maddi herşeylerini terk etmenin manevî hazzını
doyarak yaşıyorlardı. Her ne kadar Medine Habeşistan kadar uzakta olmasa da yine kendileri için yabancı bir memleketti.
Müslümanlar Mekke putperestlerinin tepkisini çekmemek için çıkışları gizli tutuyorlardı.
Medine'nin Sosyal Yapısı
Medine Evs ve Hazreç adındaki iki Arap kabilesinin yanında Yahudi topluluklarını (Kaynuka Kurayza ve Nadir) bünyesinde
barındırmakta idi. Bu iki Arap kabilesi çeşitli sebeplerle yüzyılı aşan bir süreyi kendi aralarında savaşarak geçirdi. Hicretten bir
kaç yıl önce Buas yakınında yaptıkları harpde de her iki taraf ağır insan kaybına uğramıştı. Savaşmaktan kan davası gütmekten artık bıkmış barışa susamışlardı. Aralarındaki kin ve düşmanlığı ortadan kaldıracak birşeye ihtiyaç duymaktaydılar. İslamiyet sayesinde aralarında uzun yıllar cereyan eden adavetin son bulacağını düşünerek bu yeni dine gönülden teslim oldular. Buas harbinin kabileler bünyesinde meydana getirdiği tahribatın Medinelilerin İslam'a girmelerinde önemli bir âmil olduğu özellikle
nakledilir. (11) Medine'nin coğrafî konum olarak Mekke'ye göre daha merkezi konumda yeralmış olması kervanların
kavşak noktasında bulunuyor oluşu Müslümanların buraya hicretini celbetmiştir.
Müslümanları Hicrete Götüren Sebepler Neydi?
Bu insanlar niçin hicret etme ihtiyacı duymuşlardı? Doğup büyüdükleri acısıyla tatlısıyla anılarının olduğu yurtlarını niçin terk edip gurbete çıkıyorlardı? Bütün bu soruların cevabı şu iki kelimede gizliydi: Din ve akide hürriyetinin olmaması...
İlk Muhacirler
Sahabe-i Kiramdan ilk hicret eden kişi Ebu Seleme bin Abdulesed'dir. Musab b. Umeyr ve Abdullah İbn-i Ummi Mektum da ilk muhacirlerden sayılır. İslamî terminolojide Mekke'den ayrılıp Medine'ye yerleşenlere Muhacir; Muhacirleri evlerinde barındırıp hertürlü ihtiyaçlarını temin eden Medineli Müslümanlara ise Ensar denir. Hicretin gizli yapılmasına genelde uyulurken Hz. Ömer açıktan ve alenen Mekke'den ayrılmıştı. Ömer (ra) Kabe'yi tavaf etmiş ardından müşriklerin içine korkusalan şu sözleri haykırmıştı: "Kim ******* ağlatmak çocuklarını yetim karısını dul bırakmak istiyorsa şu vadinin arkasında gelip bana yetişsin." (12) Bu sözleri işitenlerden hiç kimse onun peşine düşme cesaretini kendinde göremedi.
Ashabdan Talha b. Ubeydullah ve Suheyb bin Sinan er-Rumî birlikte hicret yolculuğuna çıkmışlardı. Suheyb sanatıyla zengin
olmuş biriydi. Müşrikler onun gidişini haber alınca bırakmak istemediler. O ise "Biliyorsunuz ki ben sizin en iyi ok atanınızım.
Allah'a yemin ederim ki bir çoğunuz ölmeden bana ilişemez. Beni kendi halime bırakın." diyerek hicret konusundaki
kararlılığını gösterince yolunu kesenler gerçek niyetlerini açıkladılar: "Malını ve servetini bize bırakmak kaydıyla gidebilirsin."
(13) Suheyb'in gönül âleminde dünyalık şeylere yer olmadığı için yanında taşıdığı para - mal ve ne varsa hepsini onlara bıraktı.
Hatta Mekke'de saklı bulunan servetinin yerini söyleyip müşrikleri hayretler içinde bırakıvermişti. Suheyb ve arkadaşı böylece serbest kalarak yollarına devam ettiler. "İnsanlardan öylesi de varki Allah'ın rızasını kazanmak için nefsini satın alır. Allah kullarına karşı çok merhametlidir." (14) mealindeki ayeti kerime Suheby ve benzerlerinin durumunu anlatmak üzere inzal
buyrulmuştu.
Kısa zaman sonra ashab-ı kiramın büyük çoğunluğu Medine'ye hicret etti. Geride ise Hz. Peygamber Hz. Ebû Bekir ve
aileleri; Hz. Ali ve annesi; ayrıca hicrete güç yetirememiş veya Mekke'den ayrılmalarına izin verilmemiş olan belli sayıda insan
kaldı.
Müşriklerin Hain Planı
Müslümanların ekseriyetinin Medine'ye yerleşip dinlerine uygun bir yaşayış sürmeleri Mekkelileri korkutmaya başladı. Hz.
Peygamberin bir gün Mekke'den ayrılıp ashabıyla yeni bir cemiyet hayatına başlayacak olma ihtimali müşriklerin önde
gelenlerini Mekke'nin karar mercii Darun - Nedve'de hain bir plan hazırlamaya itti. Onların bu korkunç planlarını hazırlamak
maksadıyla toplandıklarını Kuran-ı Kerim bize şöyle haber verir: "Ey Muhammed! Hatırla bir zamanlar kafirler seni yerinden
kımıldatmamak veya öldürmek yahut sürüp çıkarmak için tuzaklar hazırlıyorlardı. Onlar sana tuzak kurarlarken Allah da onların tuzağını boşa çıkarıyordu. Allah tuzakları bozanların en hayırlısıdır." (15) Ayette işaret buyurulduğu gibi müşriklerin önünde üç seçenek vardı. Hz. Peygamberi ya hapsedecekler yahut Mekke dışında uzak bir yere sürecekler veyahut da son bir çare öldüreceklerdi. Darun-Nedve'deki uzun tartışmaların ardından Ebû Cehilin teklifi dikkate alınarak Hz. Peygamberin
öldürülmesine karar verildi. Bu karar her kabileden oluşacak bir grup silahşör tarafından icra edilecek; böylece Abdimenafoğullarının kan davası gütmesinin önüne geçilmiş olacaktı.
tuzaklar boşa çıkıyor!...
İlmi ile kaniatı kuşatan her şeyden her an haberdar olan Allah (cc) yapılan bu suikast planını peygamberine Cebrail vasıtasıyla
bildirdi. Gelişmeler hakkında Hz. Ebû Bekir'i bilgilendiren Peygamberimiz ona hicret için hazırlıklı olmasını söyledi. Hicret
esnasında kılavuzluk edecek güvenilir birine ihtiyaçları olacaktı. Bu amaçla kendisi henüz Müslüman olmamış ama son derece
güvenilir biri olan Abdullah b. Uraykıd isimli birini seçtiler. Hz. Ebû Bekir'in hicret için önceden hazırladığı üç deve kılavuzluk
edecek kişiye verilerek üç gün sonra Sevr mağarasında buluşmak üzere sözleşildi. Tekrar evine dönen Peygamberimiz üzerinde emanet olarak bulunan para ve kıymetli eşyaları sahiplerine iade edilmek üzere Hz. Ali'ye teslim etti. Eve gelecek müşrikleri yanıltması için de Hz Ali'nin kendi yatağına yatması talimatını verdi.
Gece yarısına doğru evinden ayrılarak Hz. Ebû Bekir'in evine gitti. Bu sırada evi kuşatma altında olmasına rağmen
peygamberin ayrılışını kafirler fark edemediler. Nasıl göreceklerdi ki! Hakkı göremeyen gözler peygamberi de elbette
göremezlerdi.
Peygamberimiz ve Hz. Ebû Bekir Hicretin ilk adımı olan Sevr Mağarasında üçgün boyunca gizlendiler. Sabah olup da
peygamberi evinde bulamayan Mekke müşrikleri telaşa kapılıp çevreyi araştırmaya başladılar. Bir ara Peygamberimiz ve Hz.
Ebû Bekir'in gizlendiği mağaranın ağzına kadar geldiler. Müşriklerin ayak seslerini duyup endişelenen Ebû Bekir'i
Peygamberimiz Kur'an'ın da ifadesiyle "Üzülme elbette Allah bizimle" (16) diyerek teskin etti. Kâfirler mağaranın
girişinde örümcek ağları ve güvercin yuvasını görünce içerde kimselerin olamayacağı kanaatına vararak dönüp gittiler. Kılavuz
olarak sözleştikleri Uraykıd üç gün sonra Sevr Mağarasına geldi. Normal zamanlarda Medine istikametine doğru izlenen
güzergahın dışında bir yol takip edilerek yolculuğa başlandı.
Süraka'nın Atı Kumlara Gömülüyor Suikasd planında başarıya ulaşamayan Kureyşin önde gelenleri Hz. Peygamberin yakalanıp getirilmesi karşılığında yüz develik ödül verileceğini ilan etmişlerdi. Üdülün büyüklüğünü duyan kimseler her tarafta Peygamberimiz ve arkadaşlarının izini arıyorlardı. Süraka da bunlardan biriydi. Peygamberimiz ve arkadaşları Medine'ye doğru yol alırken bir ara kendilerini birinin atıyla takip etmekte olduğunu fark ettiler. Süraka bin Malik kafileye yaklaşmak isteyince atının ayağı kaymış kendisi de yere yuvarlanmıştı. Tekrar kendini toparlayıp ileri atılmak isteyince bu defa atı kumlara saplanmıştı. Durumun fevkaladeliğini fark
edip Peygamberimizden düştüğü acı durumdan kurtulması için dua talebinde bulunmuş sonra aman dileyerek geri dönmek
zorunda kalmıştı. (17)
Hicret yolculuğu sırasında Büreyde ibn-i Hasib ve beraberindeki bir grup da Peygamberimizin kafilesinin önünü kesmek istemiş;
ancak Hz. Peygamberdeki nübüvvetin nurunu fark ederek İslam'a girmişlerdi. (18)
Medine istikametinde yola devam edilirken kafiledekilerin açlık hissettikleri bir anda birine ait koyun sürüsünden arda kalmış
zayıf bir keçiyi Peygamber Efendimiz "Bismillah" deyip sağınca orada bulunan herkese yetecek miktarda süt elde edilmişti.
(19)
Medinelilerin Coşkulu Karşılaması
Medineli Müslümanlar Peygamberimizin Mekke'den ayrıldığını duymuş ancak gecikmesinden dolayı endişelenip
korkmuşlardı. Sabahları Medine'nin yüksek yerlerine çıkıyor sıcak etkisini hissettirinceye kadar Peygamberimizi bekliyor;
kimseleri göremeyince ümitsizliğe kapılıp evlerine geri dönüyorlardı. 8 Rebiulevvel (20 Eylül 622) Pazartesi günü de aynı şekilde beklemişler sonra yine evlerine dönmüşlerdi. Ancak kısa bir süre sonra bir Yahudî kızı yüksekçe bir yerden Medine'ye gelmekte olan bir kafileyi gördüğünü haykırınca; bütün Müslümanlar sevinç içinde Harre denilen yere Rasûlü Ekrem'i karşılamaya koştular.
Peygamber Efendimiz Kuba'da birkaç gün istirahat ettiler. Bu süre zarfında "Kuba Mescidini" inşa ettiler. Bir Cuma günü
buradan ayrılan Allah Rasülü ilk cuma namazını Ranuna vadisinde kıldırdı. Namazı müteakip kısa bir yürüyüşün ardından
Medine'ye geldiler. Rasûlüllahı karşılayan herkes büyük bir coşku ve sevinç içindeydi. Kadın erkek yaşlı genç bütün
insanların yüzlerinde büyük bir mutluluk okunuyordu. Genç kızların ağzından Peygamberimizi öven şiirler dökülüyordu:
Dolunay bizlere veda ediyor
Allah'a şükürle dua etmemiz
Ey Yüce peygamber! Safa oluyor;
Sünnetini her an eda etmemiz. (20)
Bu sırada bütün ashabın en içten dileği Rasülü Ekrem'in kendi evine misafir olmasıydı. Allah Rasülü kimsenin kırılmasına
meydan vermeyecek bir yol takip etti. Devesi Kusva'yı serbest bırakıp nereye çökerse oraya en yakın olan eve misafir
olacağını bildirdi. Devenin daha sonraları Mescid-i Nebevi'nin yapıldığı boş bir arsaya çökmesi üzerine yakınında bulunan
Ebû Eyyubi Ensari'nin evine misafir oldu. Rasülü Ekrem yedi ay misafir edildikten sonra mescidin bitişiğinde inşa edilen
hücre-i saadetine taşındı.
Hicretin İslam
Tarihindeki Önemi
Hicret'in İslâm tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olması sebebiyle bir dönüm noktası olduğunu yazımızın başında
belirtmiştik. Gerçekleşen bu büyük hadise ile İslamiyet'in fert aile ve cemiyet hayatında daha müşahhas olarak tatbik
edildiğini yeni bir toplum modelinin ortaya çıktığını görüyoruz. Hicrete aktif olarak katılanlar ve onlara kucak açıp barındıranlar
Kuran'da Rızay-ı ilahiyi kazananlar arasında takdim edilir. "Öne ilk geçen muhacir ve ensarla onlara güzellikle tabi olanlar
işte Allah onlardan razı olmuş onlar da Allah'dan razı olmuşlardır. Allah onlara içinde ebedî kalacakları altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur." (21)
Medine'de başlayan bu yeni toplum hayatında bir asırdan fazla bir zamandır Evs ve Hazreç arasında devam edip gelen kavga
ve savaşların sona erdiğini bu iki kabile arasında tarihten gelen düşmanlıkların bittiğini din kardeşliği inanç ve akide birlikteliğine
dayalı yeni bir barış ve huzur döneminin başladığını görüyoruz. Ayrıca Ensar ve Muhacirin arasında yardımlaşma ve
dayanışmayı temel alan "muahat=kardeşlik" esasları dahilinde hayatın yeniden tesis ve tanzim edildiğine şahit oluyoruz.
Yardımlaşma bu iki kesim arasında o kadar ileri seviyelere vardırılmıştı ki kanbağına bağlı kardeşliğin dahi önüne geçmişti.
Varını yoğunu Mekke'de bırakıp gelen Muhacirlerin sıkıntıları böylece en aza indirilmiş olmaktaydı.
Hicretle beraber Müslümanlar Medine toplumunun idarî yapısında belirleyici konuma gelerek yönetimde inisiyatif sahibi
olmuşlardı. Toplum hayatını tanzim eden yeni prensipler belirlenmiş Müslümanlar ve Yahudilerin hak ve sorumluluklarını
belirleyen güvence altına alan meşhur "Medine sözleşmesi" imzalanmıştı. Buna göre kimsenin tabii insan hakları keyfî şekilde
ihlal edilemeyecek kişilerin inandıkları dinin esaslarına göre yaşama serbestlikleri olacak; mala-cana tecavüzde
bulunulmayacaktır.
Peygamber Efendimiz Medine'nin hicret öncesinden gelen "Yesrib" adını "hoş ve güzel" anlamına gelen "Taybe" veya
"Tâbe" sözcükleriyle değiştirdi. Çünkü "Yesrib" kelimesi iyi bir manaya işaret etmiyordu. Adının değişmesiyle birlikte
Medine yeni bir statüye kavuşmuş; Mekke'dekine benzer harem sınırları içine alınmıştır.
Mekke döneminde tevhid inancı nübüvvet ve ahirete iman esaslarını muhtevî ayetler nazil olurken Medine'de ise ferdî ailevî ve ictimaî hayatı düzenleyen ahkam ayetleri inmeye başlamış; on senelik bir zaman dilimi içinde dinin hayatın çeşitli safhalarıyla ilgili prensipleri tamamlanmıştır. Bu devrede din hızlı bir şekilde Medine'de ve Medine dışında yayılmış bir çok fetih hareketleri gerçekleşmiş "büyük fetih" olarak nitelenen Hudeybiye Musalahası imzalanmış; akabinde Mekke'nin fethi müyesser olmuştur. Dinin duyulmasına ve anlaşılmasına engel teşkil eden baskı ortadan kalkınca İslamiyet gerçek hüviyetiyle insanlarca tanınma imkanına kavuşmuştur. Böylece İslam'ın adalet huzur ve güven veren esasları iyice farketilmiş; büyük kitleler nezdinde hüsnü kabul görmüştür.
Hicretin bize verdiği pek çok dersler bulunmaktadır. Peygamberimizin de hayatında gördüğümüz gibi inançlı kimselerin hayatında ümitsizliğe ve karamsarlığa asla yer yoktur. En zor ve kritik anlarda dahi sabır azim ve metanetle meselelerin
üstesinden gelen Allah Rasülü kendinden sonraki asırlarda tebliğ görevini üstlenecek olanlara numune-i imtisal olmuştur.
Başarıya götüren maddi unsurlar yanında manevi faktörler de vardır. Müspet sonuca yalnızca maddi yollarla ulaşılacağını
düşünmek fevkalade yanlış bir husustur. Her meselede sebeblere sarılmanın ötesinde hükmü herşeye geçen heran herşeyi sevk
ve idare eden Yüce Yaratıcı'ya tam bir teslimiyet esas olmalıdır.
Hicretle ilgili bu yazımızı bitirirken bir konuya daha işaret etmemizin gereğine inanıyorum. Allah Rasülü Medine'ye gelişinin
hemen ardından mescidini inşa ederek bunun müslüman bir toplumun hayatında icra edeceği fonksiyonu özellikle göstermek
istemiştir.

Ramazan ÖZALPDEMİR

1- İslam AnsiklopedisiTDV. Yay. Ank.
C. 17 S. 458.
2- Ankebut 26.
3- Araf 88.
4- Yunus 90; Taha 77; Şuara 52-67.
5- Peygamberimizin Hayatı İ. Yücel
Dib. Yay. 1998 S.71.
6- Peygamberimiz İslam Dini ve Aşe-
re-i Mübeşşere M. Zekâi Konrapa
Fatih Yay İst S. 148.
7- İslam Peygamberi M. Hamidullah İr-
fan Yay. İst. 1993 C. 1 S. 154.
8- Peygamberimizin Hayatı İ. Yücel
Dib. Yay. Ank. 1998 S. 73.
9- Hatemül Enbiya Hz. Muhammed'in
Hayatı A. H. Berki O. Keskioğlu
Dib. Yay. Ank. 1998 S. 174.
10- İslam Peygamberi M. Hamidullah
İrfan Yay. 1993. İst. C. 1 S. 154.
11- Peygamberimiz İslam Dini ve Aşe-
re-i Mübeşşere Fatih Yay. İst.
S.148.
12- Peygamber Efendimizin Hayatı İ.
Yücel Dib. Yay. Ank. 1998 S. 89.
13- Kur'an-ı Kerim ve Meali komisyon
TDV. Yay. Ank. 1991 Bakara
207. ayetin açıklaması.
14- Bakara 207.
15- Enfal 30.
16- Tevbe 40.
17- Hatemül Enbiya Hz. Muhammedin
Hayatı A.H.Berki O. Keskioğlu
Dib. Yay. Ank. 1998 S. 193.
18- İslam Ansiklopedisi TDV. yay. Ank.
C. 17 S. 460.
19- A. g. Ansiklopedi C. 17 S. 460.
20- Doğuştan Günümüze İslam Tarihi
Çağrı Yay. İst. C. 1 S. 255.
Rapor Et
Reklam
Eski 24 Şubat 2011, 15:06

Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir?

#12 (link)
VoLaqiR
Ziyaretçi
VoLaqiR - avatarı
Hz. Muhammed mekkeden medineye insanlara islam dinin öğretmek için göç ediyor...
Rapor Et
Eski 24 Şubat 2011, 15:08

Hz. muhammedin medineye gitme nedeni

#13 (link)
VoLaqiR
Ziyaretçi
VoLaqiR - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

meraba sitenizi çok beğeniyorum..rica etsem hicreti maDDE HALİNDE YAZARmISINIZ...ÖDEVİMİN YARIN GİTMESİ LAZIM....lütfen çok acil

gitmesinin sebebi insanları islam dinine çağırması yönlendirme nedenidir
Rapor Et
Eski 1 Mart 2011, 18:57

Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir?

#14 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
150 SORU-CEVAP
Hz muhammedin hayatıyla ilgili 150 soru ve cevap
Soru 1: Hz Muhammed hangi tarihte ve nerede dünyaya gelmiştir?
Cevap: 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de
Soru 2: Babası Abdulmuttalib tarafından kurban edilmek istenen, evlenmesinin hemen ardından ticaret amacıyla Suriye’ye giden ve dönüş yolunda rahatsızlanıp henüz on sekiz yaşında Medine’de vefat eden, sevgili peygamberimizin babasının adı nedir?
Cevap: Abdullah b. Abdulmuttalib
Soru 3: Kureyş kabilesinin Zühreoğulları kolundan olup, Haşimoğullarından Abdullah b. Abdulmuttalib’le evlenen, kocasının vefatından sonra yetim doğan çocuğuna Muhammed ismini veren, oğluyla birlikte kocasının mezarını ziyaret etmek maksadıyla gittiği Medine’den dönüşünde Ebva kasabasında vefat eden, Allah Rasûlünün sevgili annesinin adı nedir?
Cevap: Âmine binti Vehb
Soru 4: Annesi Âmine, Hz. Muhammed’i bir süre emzirmiştir. Daha sonra, Ebu Leheb’in cariyelerinden birisi Hz. Peygamberi emzirmiştir. Bu kadın ayrıca Hz. Hamza’yı ve Medine’ye hicret eden ilk sahabîlerden olan Ebu Seleme’yi de emzirmiştir. Bu cariyenin adı nedir?
Cevap: Süveybe
Soru 5: Mekkeliler, çocuklarını; çölün sağlıklı havasında büyümeleri ve Arapça’yı güzel konuşabilmeleri için sütanneye verirlerdi. Abdulmuttalib, torunu Hz. Muhammed’i, Hevazin kabilesinin Sa’d b. Bekiroğulları kolundan bir kadına vermiştir. Peygamberimizin yıllarca yanında kaldığı, evine bolluk ve neşe kattığı bu kadının adı nedir?
Cevap: Halime binti Ebu Zueyb
Soru 6: Annesinin vefatından sonra Peygamberimiz, Kureyş kabilesinin lideri olan dedesinin himayesinde kaldı. Dedesi torununu hiçbir kimseye göstermediği sevgi ve merhametle büyütmüş, Daru’n-Nedve’deki toplantılarda dahi torununu yanından ayırmamıştır. Kaybolan zemzem kuyusunu da ortaya çıkaran, Hz. Peygamberin dedesinin adı nedir?
Cevap: Abdulmuttalib b. Haşim
Soru 7: Abdulmuttalib vefat etmeden birkaç gün önce, torunu Hz. Muhammed’i kime bırakacağını düşünmüş, Hz. Peygamberin babası Abdullah ile öz kardeş olan oğluna torununu vasiyet etmiştir. Hz. Peygamberi ölünceye kadar yalnız bırakmayan amcasının adı nedir?
Cevap: Ebu Talib b. Abdulmuttalib
Soru 8: Allah’ın Rasûlü henüz küçük bir çocukken ona, Ebu Talib’in hanımı ve Hz. Ali’nin annesi olan yüce bir kadın annelik etmiştir. Bu kadın vefat ettiğinde Hz. Peygamber onun cenaze namazını kıldırmış, kendi elbisesiyle kefenlemiş ve ardından gözyaşları dökmüştür. Hz. Peygamberin “annem” diyerek hitap ettiği ve cennetle müjdelediği bu mübarek kadının adı nedir?
Cevap: Hz Fatıma binti Esed
Soru 9: Hz. peygamberin, amcası Ebu Talib’le çıktığı Busra seyahati sırasında görüştüğü rivayet edilen rahibin adı nedir?
Cevap: Bahira
Soru 10: Hz. Peygamber, kalabalık bir ailesi olan Ebu Talib’e yardım etmek amacıyla çocuk yaşta olmasına rağmen çalışmaya başlamıştır. Hz. Peygamberin daha sonraki yıllarda her peygamberin mutlaka yaptığını söylediği ve Mekke vadilerinde icra ettiği mesleğin adı nedir?
Cevap: Çobanlık
Soru 11: Hz. Peygamberin gençlik döneminde amcalarıyla birlikte katılıp fiilen savaşmadığı, Haram aylarda yapılan savaşlara ne ad verilir?
Cevap: Ficar Savaşları
Soru 12: Mekke’ye gelen misafirleri, zulme uğrayan mazlumları ve tüccarları korumak amacıyla Hz. Peygamberin amcası Zübeyr’in liderliğinde ve Abdullah b. Cüd’an’ın evinde kurulan ve Hz Muhammed ‘in de yirmi yaşlarındayken katıldığı cemiyetin adı nedir?
Cevap: Hılfu’l-fudûl
Soru 13: Hz. Peygamber geçimini sağlamak amacıyla ticarete atılmıştır. Bu amaçla Hubaşe panayırına, birkaç kez Yemen’e, Doğu Arabistan’a hatta Habeşistan’a gitmiştir. Hz. Peygamber ilk ticari faaliyetleri sırasında hangi amcasıyla kervanlara katılmıştır?
Cevap: Zübeyr b. Abdulmuttalib
Soru 14: Hz. Peygamber kaç yaşında ve kiminle evlenmiştir?
Cevap: 25 yaşında Hz. Hatice binti Huveylid ile
Soru 15: Hz. Peygamberin Hz. Hatice’den altı çocuğu olmuştur. Bunlardan dördü olup isimleri Hz. Zeyneb, Hz. Rukiyye, Hz. Ümmü Gülsüm ve Hz. Fatıma’dır. Hz. Peygamberin iki oğlunun ismi nedir?
Cevap: Hz. Kasım ve Hz. Abdullah
Soru 16: Kureyşliler, Kâbe’nin tamiri sırasında bir ara anlaşmazlığa düşmüş ve savaşacak noktaya kadar gelmişlerdir. Kureyş kabilesi hangi taşın kaldırılması ve yerine konması hususunda anlaşmazlığa düşmüştür?
Cevap: Haceru’l-Esved
Soru 17: Hz. Muhammed’e ilk vahiy hangi tarihte ve nerede gelmiştir?
Cevap: 610 Ramazan ayında Hira mağarasında
Soru 18: Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy hangi surenin ilk beş ayetidir?
Cevap: Alâk suresi
Soru 19: Hz. Peygamber ilk vahyi aldığında büyük bir korkuya kapılmış, hanımı Hz. Hatice onu teselli etmiş ve amcaoğlunun yanına götürmüştür. Hz. Peygamberin başından geçenleri dinleyen kişi, O’na gelenin Hz. Musa’ya gelen Namusu Ekber( Cebrail ) olduğunu, kavminin onu yalanlayacağını ve yurdundan sürgün edeceğini bildirmiştir. Bu olaydan kısa bir sure sonra vefat eden bu kimsenin adı nedir?
Cevap: Varaka b. Nevfel
Soru 20: İlk vahiyden sonra bir süre Hz. Peygambere vahiy gelmemiştir. Hz. Peygamber bu duruma çok üzülmüş ve Rabb’inin kendisini terk ettiği endişesine kapılmıştır. Hz. Peygamberin sabrının ve vahye olan iştiyakının iyice kuvvetlendiği bu dönem Müddessir suresinin ilk ayetlerinin inmesiyle sona ermiştir. Bu döneme ne ad verilir?
Cevap: Fetretü’l-Vahy

Soru 21: İslam’ın ilk emri namazdır. İlk vahyin hemen ardından, Cebrail Hz. Peygambere abdest almayı ve namaz kılmayı öğretmiştir. Hz. Peygamberle aynı gün namaza başlayan ilk müslüman kimdir?
Cevap: Hz. Hatice
Soru 22: Ebu Talib’in maddi durumu iyice kötüleştiğinde Hz. Peygamber ve Hz. Abbas onun çocuklarından birer tanesini yanlarına almışlardır. Beş yaşındayken Hz. Peygamberin evine gelen, Hz. Peygamber tarafından büyütülen, on yaşındayken müslüman olan, ileriki yıllarda Hz. Peygamberin damadı, Hz.Fatıma’nın eşi, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in babası olan, Allah’ın aslanı lakaplı büyük sahabî kimdir?
Cevap: Hz. Ali b. Ebi Talib
Soru 23: Küçük bir çocukken bir baskın sırasında esir düşmüş ve köle pazarlarında satılmıştır. Hz. Hatice tarafından Hz. Muhammed’e hediye edilmiştir. Babası ve amcası onun izini bulup Hz. Peygamberden çocuğun kendilerine verilmesini talep etmişlerdir. Ancak o, Hz. Peygamberin yanında kalmayı tercih etmiştir. Davet edilir edilmez müslüman olan, Hz. Peygamberin Taif seyahatinde yanında olup onu atılan taşlardan koruyan, Efendimizin ordularının komutanı olup, Mute Savaşında şehit düşen, Hz Peygamberin ardından hıçkıra hıçkıra ağladığı rivayet edilen, soranlara “ bu sevgilinin sevdiğine duyduğu özlemdir” buyurarak en çok sevdiği insan olarak tarif ettiği yüce sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Zeyd b. Harise
Soru 24: O, cahiliyye devrinde de Hz. Peygamberin en yakın dostuydu. Ömründe hiçbir zaman putlara tapmamıştır. Hiç kimsenin müslüman oluşu, onun müslüman oluşu kadar Hz. Peygamberi sevindirmemiştir. Cahiliyye devrinde kazandığı tüm serveti İslam yolunda harcamıştır. İşkence altındaki köle ve cariyeleri satın alıp hürriyetine kavuşturmuş, Cenab-ı Hak, Leyl Suresi başta olmak üzere birçok surede onu övmüştür. Mağaradaki iki kişiden birisi o idi. İlk müslümanlardan birçoğu onun davetiyle müslüman oldu. Hz Peygamberin vefatından sonra halife olan ve bütün yalancı peygamberleri yok ederek İslam’ı hâkim kılan, Hz. Peygamberin kayınpederi de olan yüce sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Ebu Bekir
Soru 25: Müslüman olduğunu açıkça ilan eden yedi kişi vardı. Bunlardan bir tanesinin hiçbir koruyucusu yoktu. Efendisi Umeyye b. Halef onu İslam’dan döndürmek için günlerce aç bıraktı, boynuna bir ip geçirip Mekke sokaklarında sürükledi. Mekke’nin dışındaki çöllerde çırılçıplak yere yatırıp üzerine kayalar koydurdu. Ama o, Kureyşlilerin tüm baskılarına rağmen dininden dönmedi. Onun “ehad” sözü tüm mazlumların sloganı oldu. İslam’ın ilk müezzini olan, Medine’de, Mekke’de ve Kudüs’te ilk ezanı okuyan sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Bilal bin Rebah
Soru 26: Müslümanların sayısı artmaya başlayınca Hz. Peygamber, Erkam b. Ebi’l Erkam’ın Safa tepesi yakınındaki evini merkez edinmiş, insanları bu evde İslam’a davet etmiştir. Müslümanlar ibadetlerini bu evde yapmış ve dinlerini bu evde öğrenmişlerdir. Bu evin adı nedir?
Cevap: Daru’l-Erkam
Soru 27: Hz. Peygamber, “En yakın akrabalarını uyar” ayetinin inmesi üzerine akrabalarına bir yemek verdi ve onları İslam’a davet etti. Gerek bu davet sırasında ve gerekse daha sonraki dönemlerde, amcalarından bir tanesi onun en şiddetli düşmanları arasında yer aldı. Hakkında Tebbet Suresinin indiği bu kişinin adı nedir?
Cevap: Ebu Leheb
Soru 28: Hz. Peygamberin kapı komşusu olup, geçtiği yollara ve kapısına dikenler ve pislikler atmış, kocası Ebu Leheb’i de yeğeni Hz. Muhammed’e karşı kışkırtmıştır. Oğulları Utbe ve Uteybe’nin Hz. Peygamberin larıyla olan nişanlarını bozduran ve onları Hz. Peygambere hakaret ettirten, Kur’an’ın ‘‘Hammalete’l- Hattab’’ diye vasıflandırdığı kadının adı nedir?
Cevap: Ümmü Cemil
Soru 29: Hz. Peygamberin en şiddetli düşmanıydı. Alâk sûresinde anlatılan ve Hz. Peygamberi namaz kılmaktan menetmeye çalışan kimse odur. İslam’ın ilk şehitleri olan Hz. Sümeyye ve Hz. Yasir’i o öldürmüştür. Hz. Peygamber onu ‘‘bu ümmetin firavunu’’ olarak tarif etmiştir. Bedir Savaşında öldürülen bu İslam düşmanının adı nedir?
Cevap: Ebu Cehil Amr b. Hişam
Soru 30: Nübüvvetin altıncı yılında, Ebu Cehil ve arkadaşlarının Rasulullaha ettiği hakaretleri duyan bir cariyenin, durumu bildirmesiyle hiddetlenen ve Kâbe’deki Ebu Cehil’in başına elindeki yay ile vurarak müslüman olan, Allah ve Rasulünün aslanı olup savaşlarda büyük kahramanlıklar gösteren bir sahabidir. Uhud Savaşında arkasından atılan bir mızrakla şehit edilen ve Hz. Peygamberin günlerce ardından gözyaşı döktüğü amcası ve arkadaşının adı nedir?
Cevap: Hz. Hamza b. Abdulmuttalib
Soru 31: Hz. Peygamberin arkasından kaş göz hareketleriyle alay eden, hakkında Hümeze Suresinin indiği rivayet edilen, Hz. Bilâl’e dayanılmaz işkenceler yapıp, Bedir Savaşında da Hz. Bilâl tarafından öldürülen müşrik liderin adı nedir?
Cevap: Ümeyye b. Halef
Soru 32: Müslümanlar, İslam’ın ilk yıllarında müslüman olduklarını gizliyor, namazlarını kilitli kapılar ardında ya da şehrin çevresindeki vadilerde kılıyorlardı. Müslümanlar ve müşrikler arasındaki ilk çatışma namaz sebebiyle olmuş, iki taraf arasındaki ilk kan bu sebeple dökülmüştür. Fırlattığı deve kemiğiyle bir müşriğin yaralanmasına sebep olan sahabinin adı nedir?
Cevap: Sâd b. Ebi Vakkas
Soru 33: İslamın ilk günlerinde müslüman olan ve henüz hayattayken Cennetle müjdelenen sahabilerdendir. Peygamberimizle birlikte tüm seferlere katılmış, Bedir Savaşında Peygamberimizi öldürmeye çalışan öz babasını öldürerek İslam yolunda nelerden vazgeçebileceğini göstermiştir. Hz. Ebubekir döneminde Suriye cephesi komutanlığı yapan bu sahabi ‘‘ Hz. Peygamberin Emini’’ olarak tanınmaktadır. Bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Ebu Ubeyde bin Cerrah
Soru 34: Halid b. Velid’in babasıdır. Kureyş kabilesinin en zenginlerindendi. Hatta Kureyşliler: “ Bu Kur’an neden Taif lideri Urve b. Mesud’a ya da ona indirilmedi de bir çobana indirildi” diyerek Mekke’deki konumunu dile getirmişlerdir. Bir ara müslüman olmayı düşünmüş ancak Ebu Cehil’in baskısı ve tahrikleri nedeniyle bundan vazgeçip, İslam’a muhalefetini sürdürmüştür. Hac mevsiminde Mekke’ye gelen ziyaretçilere, onun teklifiyle Hz. Muhammed’in sihirbaz olduğu haberleri yayılmıştır. Müddessir Sûresi onun bu düşmanlığını ve akıbetini açıklamaktadır. Kureyşin bu liderinin adı nedir?
Cevap: Velid bin Muğire
Soru 35: Hz. Peygamberin kapı komşusu olup ona en fazla işkence edenlerden biriydi. Kâbe’de namaz kılmakta olan Hz. Peygamber secdeye vardığında saldırmış ve Efendimizi boğmaya çalışmıştır. Hz. Peygamberi boğulmaktan son anda “Rabb’im Allah’tır dediği için mi bir insanı öldürüyorsunuz?” diyerek yetişen Hz. Ebu Bekir kurtarmıştır. Bedir Savaşında öldürülen bu müşriğin adı nedir?
Cevap: Ukbe b. Ebi Muayt
Soru 36: İran da tıp tahsili yapmıştır. İran hükümdarlarının, Rüstem’in ve İsfendiyar’ın hikâyelerini anlatarak insanların Kur’an-ı Kerim’i dinlemelerine engel olmaya çalışırdı. Kur’an’ın önceki kavimlere ait masallardan ibaret olduğunu söylerdi. Yahudi bilginlerine gider onlardan öğrendikleriyle Hz Peygamberi sıkıştırmaya çalışırdı. Kalem Sûresinin 15–16. ayetleri onun hakkında nazil olmuştur. Bedir Savaşında öldürülen bu müşrik liderin adı nedir?
Cevap: Nadr b. Haris
Soru 37: Gıfar kabilesinden olup Hz. Peygamberin davetini işitir işitmez Mekke’ye geldi. Peygamberimizle görüşerek müslüman oldu ve imanını tüm Kureyşin karşısında ilan etti. Öldüresiye dayak yiyen bu sahabi ertesi gün yine Kâbe’nin yanında Kelime-i şehadeti tekrarladı ve işkencelere maruz kaldı. Efendimizin (as) hakkında “ O yalnız gezer, yalnız yaşar ve yalnız ölür” buyurduğu sahabi’nin adı nedir?
Cevap: Hz. Ebu Zer el-Gıfari
Soru 38: Allah Rasulünden sonra Mekke’de Kur’an-ı Kerim’i yüksek sesle okuyan ilk sahabidir. Rahman suresi nazil olduğunda müslümanlar bu sûreyi Kureyşlilere okumak istemişler ve bu görevi hiçbir koruması ve gücü olmayan bu sahabi üstlenmiştir. Görevini başarıyla yerine getiren bu sahabi şiddetli işkencelere maruz kalmıştır. Bedir Savaşında Ebu Cehil’i öldürmek ona nasip olmuştur. Kur’an-ı Kerim’i güzel okumasıyla Hz. Peygamberi gözyaşlarına boğan bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Abdullah b. Mesud
Soru 39: Müslüman olduğunu hiç kimseden çekinmeden ilan eden yedi müslümandan birisiydi. Ebu Cehil onun dinden dönmesi için her türlü baskıyı ve işkenceyi uyguladı. Bir akşam, ayaklarını bir deveye kollarını bir başka deveye bağlayarak onu parçalamakla tehdit ederek İslam’dan dönmesini teklif etti. O yine dininden dönmeyeceğini sert bir şekilde tekrarlayınca Ebu Cehil tarafından mızrakla şehit edildi. İslam’ın ilk şehidi olan hanım sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Sümeyye
Soru 40: İslam’dan dönmesi için müşrikler tarafından düz bir yerde yanmakta olan ateşin üzerine sırt üstü yatırılan ama yine de dininden vazgeçmeyen sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Habbab b.Eret
Soru 41: Müşriklerin müslümanlara uyguladıkları işkencelerin dayanılmaz boyutlara ulaşması üzerine Hz. Peygamber arkadaşlarına hicret etmeleri için izin verdi. Müslümanlar ilk hicretlerini nereye yaptılar?
Cevap: Habeşistan’a
Soru 42: Müslümanların Habeşistan’a hicret etmeleri Habeşistan’la ticari ilişkileri olan Kureyş’i rahatsız etti. Zira bu durum İslam’a yeni bir kıtada yaşama ve yayılma imkânı sağlıyordu. Bu sebeple Mekkeliler, bir elçiyi zengin hediyelerle Habeşistan Hükümdarı Necaşi Eshame’ye gönderdiler. Müslümanları geri getirmek üzere yola çıkan bu elçilerin karşısında Habeşistan Necaşisine, İslam’ı, cahiliyyeyi, İslam’ın Hz İsa’ya bakışını en güzel bir şekilde anlatan sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Cafer b. Ebi Talib
Soru 43: Kureyş’in liderlerinden Velid b. Muğire’nin himayesinde olan sahabi, rahat bir yaşam sürmekteyken diğer müslümanların işkenceler altında yaşamasından üzüntü duymuş ve Velid b. Muğire’nin himayesini terk ederek işkencelerle dolu bir hayata adım atmıştır. Medine’de vefat eden ilk muhacir olan bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz.Osman b. Ma’zun
Soru 44: Bir gün peygamberimiz ve arkadaşları Daru’l-Erkam’dan çıktılar ve Mescidi Haram’a geldiler. Müslümanlardan bir tanesi ayağa kalktı ve halkı Allah ve Rasulüne iman etmeye çağırdı. Müşrikler en başta bu sahabi olmak üzere tüm mü’minleri dövmeye başladılar. Hatta Utbe b. Rebia adlı müşrik, demir ayakkabılarıyla bu sahabinin yüzünü yara bere içinde bıraktı. Kendinden geçen ve öleceği zannedilen bu sahabi, akşam vakti gözlerini açtı. İlk iş olarak Rasulüllahın halini sordu. Bu mübarek sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Ebu Bekir
Soru 45: O, Allah Rasulünün en şiddetli düşmanlarından birisiydi. Bir gün Hz. Peygamberi öldürmek amacıyla yola çıkmış ancak yolda kardeşi ve eniştesinin müslüman olduğu haberini almıştı. Eniştesi ve kardeşini dövmeye başladığında kardeşi Fatıma gayet kararlı bir şekilde iman ettiklerini ve asla bundan vazgeçmeyeceklerini söyleyince şaşkına döndü. Gerek kardeşinin tavrından ve gerekse de evlerinde okunan Taha Suresinden oldukça etkilendi. Hemen Daru’l-Erkam’a gitti ve müslüman oldu. O, Daru’l-Erkam’da müslüman olan son sahabiydi. Müslüman oluşuyla Mekke’yi ikiye bölen bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Ömer b. Hattab
Soru 46: Müşrikler, Hz. Peygamberi davetinden vazgeçirmek amacıyla müslümanlara boykot uygulamışlardır. Bu amaçla; Haşimoğulları ve Muttaliboğullarıyla konuşmama, alıp vermeme, ticaret yapmama kararı almışlardır. Müslümanlar bu dönemde Ebu Talib mahallesinde sıkışıp kalmışlar, büyük bir kıtlık ve acı çekmişler, çocuklarını kaybetmişlerdir. Müslümanlara uygulanan bu ambargo kaç yıl sürmüştür?
Cevap: 3 yıl
Soru 47: Müşriklerin, Hz. Peygamberden mucize istemeleri üzerine, Efendimiz tarafından ay ikiye bölünmüştür. Müslümanlardan ve müşriklerden kalabalık bir grup da bu olaya şahit olmuştur. Bu olaya ne ad verilir?
Cevap: Şakku’l- Kamer
Soru 48: Hz. Peygamber nübüvvetinin onuncu yılında, önce çocukluktan itibaren kendisini himaye eden amcası Ebu Talib’i sonra da çocuklarının anası olan sevgili hanımı Hz. Hatice’yi kaybetmiştir. Efendimiz bu yıla hangi ismi vermiştir?
Cevap: Hüzün yılı
Soru 49: Hz. Peygamber Taif’ten Mekke’ye dönerken bir grup cinle karşılaşmış, onlara Kur’an okumuş, onlar da müslüman olmuştur. Bu olayın cereyan ettiği yer neresidir?
Cevap: Nahle
Soru 50: Hz. Peygamber Kureyşlilerin kendisine karşı tavırlarının sertleşmesi üzerine Mekke dışına yönelmiştir. Zeyd b. Harise’yle birlikte Taif’e gelen Efendimiz, şehrin liderlerini İslam’a davet etmiş on gün boyunca İslam’a çağırmadık bir kimse bırakmamıştır. Taifliler, Hz. Peygamberi reddettikleri gibi onunla alay etmişler, ona en ağır işkencelerde bulunarak beyinsiz takımına ve çocuklarına onu taşlatmışlardır. Aldığı taş darbelerinden yürüyemez hale gelen Efendimizin oturup dinlenmesine müsaade etmemişler, ayağa kaldırıp şehrin çıkışına kadar işkencelerini sürdürmüşlerdir. Hem Rasulullah hem de onu korumaya çalışan Hz. Zeyd kanlar içinde kalmıştır. Efendimizin ömrü boyunca yaşadığı bu en ağır günde kendisine hangi kabile işkence etmiştir?
Cevap: Sakif kabilesi
Soru 51: Taif dönüşünde vücudundan kanlar akan Hz. Peygamber, davasından yine de vazgeçmemiş, kendisine bir ağacın altında bir tabak üzüm getiren bir köleyi İslam’a davet etmiştir. O köle de onun ellerine, ayaklarına sarılarak müslüman olmuştur. Bu kölenin adı nedir?
Cevap: Addas
Soru 52: Hz. Peygamberin oğlu Abdullah dört yaşındayken vefat etti. Müşriklerden birisi Hz. Peygamberin üzüntüsünü arttırmak için kendisine soyu kesik manasına “ebter” diye hitap etti. Bunun üzerine Kevser sûresi nazil oldu. Bu müşrik liderin adı nedir?
Cevap: As b. Vail

Soru 53: Hz. Peygamber nübüvvetin on birinci yılında, hac mevsimi Akabede bulunduğu sırada, bir grup Medineli ile buluşmuş ve onları İslam’a davet etmiştir. İslam’ı kabul eden ilk Medineli olan bu kimseler hangi kabileye mensuptur ve sayıları kaçtır?
Cevap: Hazrec kabilesi, 6 kişi
Soru 54: Cenab-ı Hak, kavmi tarafından eziyete uğrayan, en yakın akrabalarını kaybeden, Taifte büyük acılar yaşayan Efendimiz (as)’i hangi mucizelerle şereflendirmiştir?
Cevap: İsra ve Mîrac
Soru 55: Nübüvvetin onikinci yılında Medine’den on iki kişilik bir heyet hac zamanı Mekke’ye gelerek Rasulüllah’la buluşmuş, Allah’a ortak koşmayacaklarına, hırsızlık ve zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, iftirada bulunmayacaklarına, Rasulüllah’ın tüm emirlerine uyacaklarına dair kendisine biat etmişlerdir. Bu biate ne ad verilir?
Cevap: I. Akabe biati
Soru 56: Medineli ilk Müslümanlardan olup Mus’ab b. Umeyr’i evinde misafir eden ve onunla birlikte Medine’de İslam’ı yaymaya çalışan, hicretten sonra vefat eden ilk Medineli sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Es’ad b. Zürare
Soru 57: Nübüvvetin onüçüncü yılı hac mevsiminde ikisi kadın yetmiş beş Medineli müslüman Mekke’ye geldi ve Hz.Peygamberle gizlice buluştu. Medineliler, Hz. Peygamberi şehirlerine davet edip gelmesi halinde kendisini ve diğer Mekkelileri kendi canlarını ve mallarını korudukları gibi koruyacaklarına, her halükarda ona itaat edeceklerine dair biat ettiler. Bu biat’e ne ad verilir?
Cevap: II. Akabe Biati
Soru 58: Müşrikler, müslümanların Medine’ye hicret ettiklerini görünce Hz. Peygamberin de hicret edeceğini düşünmüşler ve onu öldürme kararı almışlardır. Müşrik liderler bu kararı nerede vermişlerdir?
Cevap: Daru’n – Nedve
Soru 59: Birinci Akabe Biati sırasında Medineliler, Allah Rasulünden Medine’de İslam’ı öğretecek bir arkadaşını kendileriyle göndermesini istediler. Efendimiz (s.a.v)’ den sonra İslamın ilk öğretmeni olan bu sahabi, ilk Cuma namazını da Medine’de kıldırmıştır. Bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Musab b. Umeyr (ra)
Soru 60: Kureyş müşriklerinin suikast kararını öğrenen Hz. Muhammed (sav), hicret hazırlıklarına Hz. Ebu Bekir’le başlamış ve bir gece Mekke’den ayrılmıştır. Hz. Peygamberin üç gün boyunca saklandığı mağaranın adı nedir?
Cevap: Sevr Mağarası
Soru 61: Kureyşliler Hz. Peygamberi öldürmek amacıyla kapısında beklerken, Efendimiz yatağına Hz. Ali’yi yatırarak evden çıkmıştır. Hz.Peygamber müşriklerin arasından geçerken Kur’an okumuş ve hiç bir müşrik onu görmemiştir. Hz. Peygamber bu sırada hangi sureden ayetler okumuştur?
Cevap: Yasin Sûresi
Soru 62: Kureyş müşrikleri, Hz. Peygamber ve Ebu Bekir’i yakalamak amacıyla yüz deve ödül koydular. Bunun üzerine birçok kimse Efendimizi takip etmeye başladı. Rasulüllah’ı bulan ancak tam yakalayacağı sırada atının ayakları kuma saplanan ve amacına ulaşamayan kişinin adı nedir?
Cevap: Suraka b. Malik
Soru 63: Hz. Muhammed Medine’ye hangi tarihte ulaşmıştır?
Cevap: 12 Rebiülevvel ( 24 Eylül 622)
Soru 64: Hz. Peygamber, evinin ve mescidin inşaatı sürerken yedi ay süreyle hangi sahabiye misafir olmuştur?
Cevap: Hz. Ebu Eyyub Halid b. Zeyd el- Ensari
Soru 65: Hz.Peygamber, sekiz günlük yolculuktan sonra Kûba’ya gelmiş, birkaç gün burada kalarak ilk mescidi inşa etmiştir. Daha sonra Adiy b. Neccaroğullarını çağırarak onların nezaretinde Medine’ye hareket etmiş ve yolda ilk Cuma namazını kıldırmıştır. İlk Cuma namazı nerede kılınmıştır?
Cevap: Ranuna Vadisi
Soru 66: Hz. Muhammed’in hicretinden evvel Medine-i Münevvere’nin adı nedir?
Cevap: Yesrib
Soru 67: Hz. Peygamber, mescid inşaatı sırasında mescidin arka kısmını kimsesiz müslümanların barınması için bir mesken, ilim tahsil etmek isteyen kimseler için de bir medrese olarak tahsis etmiştir. Bu medresede eğitim gören sahabilere ne ad verilir?
Cevap: Ashab-ı Suffe
Soru 68: Kureyşliler, Hz. Peygamberin Medine’de yerleştiğini ve kendileri için bir tehdit oluşturabileceğini görünce Medinelilere bir mektup yazdılar. Bu mektupta, Hz Muhammed’i kendilerine teslim etmelerini; bunu yapmadıklarında ise iki taraftan biri yok oluncaya kadar savaşmakla Medinelileri tehdit ettiler. Bu mektubu kaleme alan müşrik liderlerinin ismi nedir?
Cevap: Ebu Sufyan b. Harb ve Ubeyy b. Halef
Soru 69: Mekke’den Medine’ye Allah yolunda hicret eden ve her şeylerini İslam için geride bırakan müslümanlara ne ad verilir?
Cevap: Muhacir
Soru 70: Kur’an-ı Kerim’in tarifiyle “kendileri muhtaç bir durumdayken din kardeşlerini düşünen”, Mekke’den Medine’ye hicret eden muhacirlere evlerini açan ve sevgilerini sunan Medineli müslümanlara ne ad verilir?
Cevap: Ensar
Soru 71: Hz. Peygamber, Mekke’den her şeylerini bırakarak Medine’ye gelen müslümanların maddi ihtiyaçlarını karşılamak, onları Medine’ye ısındırmak, ensar ve muhacir arasındaki samimiyeti arttırmak ve kabile bağlılığı yerine İslam Kardeşliğini hakim kılmak amacıyla Ensar ve Muhaciri birbirleriyle kardeş ilan etti. Bu olay hicretin kaçıncı yılında cereyan etmiştir?
Cevap: Hicretin Birinci Yılı
Soru 72: Hz. Peygamber, Medine’deki Müslümanlar, müslüman olmayan Araplar ve şehirdeki üç Yahudi kabilesinin barış ve huzur içerisinde birlikte yaşamaları için Medine’yi bir şehir devleti olarak planlamış ve bu amaçla ilk yazılı anayasayı hazırlamıştır. Bu anayasaya göre farklı din ve milletten olan bu insanların yaşayabilecekleri problemlerde son kararı kim verecektir?
Cevap: Hz. Muhammed
Soru 73: Medine’de bir şehir devletinin kurulmasıyla birlikte Hz. Peygamber şehrin hudutlarını belirlemiş, Yahudi pazarlarına alternatif olarak müslümanlar için bir pazaryeri yaptırmıştır. Müslümanların sayısını belirlemek amacıyla da ilk nüfus sayımını gerçekleştirmiştir. Bu nüfus sayımında müslümanların sayısı kaç olarak tespit edilmiştir?
Cevap:1500
Soru 74: Mescidin yapımından sonra müslümanlar namaz için nasıl toplanacaklarını belirlemeye çalıştılar. Bazıları çan çalınmasını, bazıları bayrak dikilmesini, bazıları bir borunun çalınmasını, bazıları ise ateş yakılmasını teklif ettiler. Bu tekliflerden tamamı başka inançların taklidi olduğu için kabul edilmedi. Ensardan birisi rüyasında ezan lafızlarını gördü. Bu lafızların okunmasını teklif etti ve onun teklifi kabul edildi. Ezan sözlerini rüyasında gören sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Abdullah b.Zeyd
Soru 75: Mekke’de işkencelere maruz kalırken “Allah birdir” diyen, Medine’ye hicretten sonra “Allah en büyüktür” diyerek ezan okumakla şereflenen İslam’ın ilk müezzini kimdir?
Cevap: Hz. Bilal b. Rebah
Soru 76: Mekkeli müşrikler, müslümanların Mekke’de kalan mallarını yağmalamışlar, Medine halkını tehdit etmişler ve Medinelilere karşı iktisadi baskı uygulamaya başlamışlardı. Zulme uğrayan müslümanlara kendilerini silahla savunma izni hangi ayetlerle verilmiştir?
Cevap: Hac Suresi 39 ve 40. ayet
Soru 77: Daha çok istihbarat toplamak amacıyla oluşturulan ve gerektiğinde düşmanla çatışmaya giren, Hz. Peygamberin katılmadığı askeri birliklere ne ad verilir?
Cevap: Seriyye
Soru 78: Hz. Peygamberin gönderdiği ilk seriyyenin komutanı kimdir?
Cevap: Hz. Hamza b. Abdulmuttalib
Sor 79: Hz. Peygamberin katıldığı ilk gazvenin adı nedir?
Cevap: Ebva Gazvesi
Soru 80: Hicretten on yedi ay sonra Hz. Peygamber, Yemen’den gelen bir Kureyş kervanı hakkında bilgi edinmek için Batn-ı Nahle denilen yere bir seriyye gönderdi. Bu seriyye, kervandakilerle sıcak çatışmaya girmiş ve Amr b. Hadrami adlı bir müşriği öldürmüştü. Bu seriyye’ye komutanlık eden sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Abdullah b. Cahş
Soru 81: Mekkeliler, müslümanların Mekke’de bulunan mallarını da servetlerine katarak büyük bir ticari kervan düzenlediler. Bu kervandan elde edilecek kâr ile silah almayı ve müslümanlarla savaşmayı planlıyorlardı. Peygamber Efendimiz, Ebu Sufyan’ın liderliğindeki kervanı yakalamak üzere harekete geçti. Bunu haber alan Ebu Sufyan da yardım istemek amacıyla Mekke’ye haber gönderdi. Bu olayın neticesinde meydana gelen savaşın adı nedir?
Cevap: Bedir Savaşı
Soru 82: Bedir Savaşı hangi tarihte meydana gelmiştir?
Cevap: Hicretin 2. yılı 17 Ramazan (13 Mart 624)
Soru 83: Bedir Savaşında müşriklerin sayısı bin kişi, müslümanların sayısı ise 305 kişiydi. Mazeretleri sebebiyle katılmayanlarla birlikte 313 kişiydi. Cuma sabahı meydana gelen savaşta müşriklerden 70 tanesi öldürülmüş, 70 tanesi de esir alınmıştır. Müslümanların verdiği şehit sayısı kaçtır?
Cevap: 14 Kişi
Soru 84: Peygamberimiz, Bedir Savaşına giderken orduyu kontrol etmiş, yaşı küçük olanları geri çevirmiştir. Henüz on altı yaşında olduğu halde kendini büyük göstermeye çalışan bir sahabiyi de geri gönderdi. Savaşa katılamadığı için ağlayan sahabinin, savaşmasına Hz.Peygamber(a.s) izin verdi. Savaşta şehit düşen bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Umeyr b. Ebi Vakkas
Soru 85: Bedir Savaşının başında müşrik liderlerden Utbe b. Rebia, Şeybe b. Rebia ve Velid b. Utbe savaş meydanına çıkarak müslümanları mübareze( düello) ‘ye davet etmiş, Peygamberimiz de onlara rakip olarak amcası Hz. Hamza’yı ve amcasının oğlu Hz. Ali’yi başka bir amcaoğlunu seçti. Hz. Hamza ve Hz. Ali rakiplerini öldürürken, diğer amcaoğlu ise rakibini yaralamıştır. Ancak kendisi de yaralanmış ve savaştan sonra şehit olmuştur. Bu şehidimizin adı nedir?
Cevap: Hz. Ubeyde b. Haris
Soru 86: Hz. Osman, hanımının hastalığı sebebiyle Bedir Savaşına katılamamıştır. Gerek Habeşistan’a gerekse Medine’ye hicret ederek iki hicret sevabı almış ve Hz. Peygamberin ı olan hanımı, Bedir galibiyetinin müjdesi geldiği gün vefat etmiştir. Hz. Peygamberin bu ının adı nedir?
Cevap: Hz. Rukiyye
Soru 87: Medine’de bulunan müşrikler, Hz. Peygamberin Bedir Savaşını kazanması ve müşrik liderlerin öldürülmesi üzerine müslümanların güçlendiklerini kabul etmiş, müslüman olmalarının menfaatleri için daha uygun olacağına kanaat getirmişlerdir. Müslüman görünmelerine rağmen İslam’a kin kusan, müşrikler ve yahudilerle işbirliği içinde olan bu münafıkların lideri kimdir?
Cevap: Abdullah b. Ubeyy
Soru 88: Bedir Savaşında esir düşen müşriklerden maddi durumu iyi olanlar fidye alınarak serbest bırakılmıştır. Maddi durumu müsait olmayıp okuma-yazma bilenler ise; on Müslüman’a okuma-yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmıştır. Bedir Savaşından, alınan ganimetlerden ve esirlerin durumundan bahseden sûre hangisidir?
Cevap: Enfal Sûresi
Soru 89: Medine’de müslümanlarla beraber yaşayan üç Yahudi kabilesi vardı. Bunlardan bir tanesi Bedir Savaşından sonra müslüman bir kadını taciz etmiş, tacize uğrayan kadının yardım istemesi üzerine müslümanlardan birisi bu tacizi yapan yahudiyi öldürmüştür. Kabile mensuplarının bu müslümanı şehit etmesi üzerine Hz. Peygamber, bu kabileyi önce İslam’a davet etmiş, reddetmeleri üzerine kendilerine savaş açmıştır. Hz. Peygamberle savaşmayı göze alamayıp şehri terk eden ve tamamı kuyumculukla geçinen bu Yahudi kabilesinin adı nedir?
Cevap: Beni Kaynuka
Soru 90: Yürüyüşü ve konuşmasıyla Rasulullah’a en çok benzeyen kişi o idi. Hz. Peygamber otuz beş yaşında iken doğdu. Efendimizin en sevdiği insan ve cennet kadınlarının en üstünlerinden birisidir. O eve girdiğinde Efendimiz ayağa kalkarak onu karşılardı. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer onunla evlenmek istemiş ancak Hz. Peygamberimiz onu Hz. Ali ile evlendirmiştir. Hz. Peygamberden altı ay sonra vefat eden en küçük ının adı nedir?
Cevap: Hz. Fatıma
Soru 91: Peygamberimizin Medine’ye hicretinden on sekiz ay sonra inen ayetle müslümanlar Kâbe’ye yönelerek namaz kılmaya başlamışlardır. Bu tarihten önce müslümanların ilk kıblesi olan
Mescid-i Aksa hangi şehirdedir?
Cevap: Kudüs
Soru 92: İslam’a ve müslümanlara diş bileyen, okuduğu şiirlerle insanları Hz. Peygambere düşman etmeye çalışan yahudilerdendi. Bedir Savaşında müşrik liderlerin öldürüldüğünü duyunca “bugün yerin altı üstünden daha iyidir” demiş ve Mekke’ye giderek Kureyşlileri Bedir Savaşının intikamını almaya çağırmıştır. Hz. Peygamberin öldürülmesini emrettiği ve öldüren sahabileri tebrik ettiği bu Yahudi liderin adı nedir?
Cevap: Kâb b. Eşref
Soru 93: Hz. Ubeyde b. Haris, Bedir Savaşında şehit olunca Peygamber Efendimiz onun hanımıyla evlenmiş ve Mü’minlerin annesi olmakla şereflendirmiştir. Yoksul ve muhtaçlara merhameti sebebiyle “Ümmü’l-Mesakin” “Düşkünlerin annesi” diye anılan ve Efendimizle evlendiğinden üç ay sonra vefat eden hanım sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Zeyneb binti Huzeyme
Soru 94: Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın ilk çocuğu olup, hicretin üçüncü yılında Ramazan ayının ortasında doğmuştur. Hz. Fatıma ile birlikte Hz. Peygambere en çok benzeyen bu torununun adı nedir?
Cevap: Hz. Hasan b. Ali
Soru 95: Bedir Savaşında ağır bir mağlubiyete uğrayan Mekkeliler, gerek intikam almak gerekse müslümanların Suriye ticaret yolu üzerindeki etkilerini yok etmek maksadıyla üç bin kişilik bir ordu hazırladılar. Bu orduyu kumanda eden müşrik liderin adı nedir?
Cevap: Ebu Sufyan b. Harb
Soru 96: Hz. Peygamber, müşrik ordusunun Medine’ye doğru yola çıktığını haber alınca durumu müslümanlarla görüşmüştür. Her ne kadar kendisi, şehir içinde kalıp savunma savaşı yapılması taraftarıysa da müslümanların çoğunluğunun görüşüne uyarak meydan savaşı yapılmasını kabul etmiştir. Münafıkların ayrılmasından sonra Uhud Dağında savaşmayı göze alan müslüman askerler kaç kişidir?
Cevap: 700 Kişi
Soru 97: Uhud Savaşı hangi tarihte meydana gelmiştir?
Cevap: 7 Şevval 3 (23 Mart 625)
Soru 98: Peygamberimiz, Uhud günü, Müşriklerin arkadan saldırmasını engellemek ve Halid b. Velid kumandasındaki Mekkeli süvarileri etkisiz hale getirmek için Ayneyn Tepesine elli okçu yerleştirdi. Bu okçuların lideri olup, okçular tepeyi terk ettiğinde bile 7 sahabiyle birlikte yerinde kalıp savaşarak şehit düşen sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Abdullah b. Cübeyr
Soru 99: Evlendiği gecenin sabahında aceleyle Uhud Savaşına yetişen ve şehit düştüğünde melekler tarafından yıkanan sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Hanzala b. Ebu Amir
Soru 100: Uhud Savaşında şehit olan ilk sahabidir. Siyer kitapları onun; şehit olduğunda Cenab-ı Hakk’ın katına çıkarıldığını ve Cenab-ı Hakk’tan diriltilip yeniden savaşmayı ve şehit olmayı istediğini belirtirler. Savaşa katılan bu en yaşlı sahabinin mezarı kırk yıl sonra açılmış ve vücudunun hiçbir çürümeye uğramadığı görülmüştür. Bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Abdullah b. Amr b. Haram
Soru 101: İslam’ın ilk öğretmeni, Bedir ve Uhud Savaşlarında İslam ordusunun sancaktarıdır. Uhud Savaşında okçuların yerlerini terk etmesi üzerine Peygamberimizin yanından ayrılmayan, müşriklerin Hz. Peygambere benzeterek şehit ettikleri sahabidir. Ahzab Suresi 23. ayet o ve arkadaşları hakkında nazil olmuştur. Mekke’nin en yakışıklı ve en güzel giyineni olarak bilinen sahabiyi, vefat ettiği zaman saracak bir kefen bulunamamış ayakları otlarla örtülmüştür. Onun bu durumuna Hz. Peygamber gözyaşlarıyla şahitlik etmiştir. Bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Mus’ab b. Umeyr
Soru 102: Mü’minler, Uhud savaşında müşrikleri ağır bir yenilgiye uğratmış, ancak okçuların yerlerini terk etmesi üzerine kaçan müşriklerin geri dönmesi ve suvarilerin saldırılarıyla iki düşman arasına sıkışmışlardır. Hz. Hamza bu sırada bir kayanın arkasından atılan bir mızrakla şehit olmuştur. Hz. Hamza’yı şehit eden kişinin adı nedir?
Cevap: Vahşi b. Harb
Soru 103: Uhud harbinde Peygamberimizin öldürüldüğü haberi yayılınca müslümanlar dağıldılar. Müşrikler Hz. Peygamberi dört bir taraftan kuşattığında Efendimizi koruyabilecek sadece bir kişi vardı. Hz. Peygamber nereye baksa onu görüyordu. Peygamberimize atılan bir oku eliyle engelleyerek sakat kaldı. Hz Peygamber, müşrikler tarafından savaş öncesi kazılan bir çukura düştüğünde atılan okların üzerine gelmemesi için yine bu sahabi üzerine atılarak buna mani oldu. Uhud günü cenneti hak ettiği söylenen bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Talha b. Ubeydullah
Soru 104: Uhud Savaşında kocası ve iki çocuğuyla birlikte Resulullah’ın önünde savaşan hanım sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Ümmü Umare Nesibe binti Ka’b
Soru 105: Hz. Muhammed’in öldürüldüğü haberi üzerine savaştan vazgeçen sahabilerin yanına gelerek: “ Rasulüllah şehit edildiyse hiç şüphesiz Allah bakî’dir. Allah Rasulünden sonra siz sağ kalıp da ne yapacaksınız? Kalkın, siz de Rasulüllah’ın can verdiği dava için savaşın.” diyerek düşmanın ortasına atılan ve şehit düşen sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Enes b. Nadr
Soru 106: Henüz Mekke dönemindeyken, Hz. Peygamberi öldüreceğine yemin eden, Uhud Savaşında müslümanların dağılmasını fırsat bilerek Efendimiz’e saldıran ve bizzat Peygamberimiz’in attığı mızrakla boynundan yaralanan ve daha sonra ölen müşrik liderin adı nedir?
Cevap: Ubeyy b. Halef
Soru 107: Hz. Peygamberin Uhud Savaşından döndükten sonra müşriklerin Medine’ye saldırısını engellemek ve müslümanların hâlâ güçlü olduklarını göstermek amacıyla Uhud Savaşına katılan gazilerle birlikte Mekkeli müşriklere karşı çıktığı sefere ne ad verilir?
Cevap: Hamra’ül- Esed Gazvesi
Soru 108: Hz. Peygamber, Bedir Savaşında esir düşen müşriklerden birinin fakir olması sebebiyle bedelsiz bir şekilde salıverilmesini istedi. Efendimiz, şair olan bu şahsı, bir daha müslümanlarla savaşmamak, müslümanların aleyhinde propaganda yapmamak şartıyla serbest bıraktı. Hamra’ül- Esed Gazvesinde ikinci kez esir alınan bu şahıs çoluk çocuğunu bahane ederek yeniden affını istedi. Hz. Peygamber: “ Mü’min bir yılan deliğinden iki defa ısırılmaz” diyerek bu şairin öldürülmesini emretti. Bu müşriğin adı nedir?
Cevap: Ebu Azze
Soru 109: Uhud Savaşından birkaç ay sonra Adal ve Kare Kabilelerinden bir grup Hz. Peygamber’e gelerek kendilerine İslamı öğretecek muallimler göndermesini istediler. Peygamberimiz’in gönderdiği on kişilik heyet yolda Lihyanoğullarından yüz kişilik bir birlik tarafından saldırıya uğradı. Saldırı sırasında sekiz sahabi şehit düşerken iki tanesi de esir alındı. Bu olaya ne ad verilir?
Cevap: Reci’ Hadisesi
Soru 110: Reci’ Hadisesi sırasında esir alınan Müslümanlar, Mekke’ye götürülerek Kureyş kabilesine satıldı. Bunlardan bir tanesi, öldürülmek üzere Tenim Vadisine götürülmüş ve kendisi için bir darağacı hazırlanmıştı. Şehit edilmeden önce iki rekât namaz kılan sahabi darağacında asılmış ve yüzlerce müşrik tarafından atılan taşlar ve mızraklarla şehit edilmiştir. Bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Hubeyb b. Adiyy
Soru 111: Reci’ Hadisesinde esir alınan sahabilerden bir tanesine Kureyş lideri Ebu Sufyan şu Soruyu sordu: “Şu an senin yerinde Muhammed’in olmasını, buna karşılık senin de ailenin yanında güven içinde olmayı istemez miydin?” Sahabi şu cevabı verdi: “Benim ailemin yanında sağ salim oturmam karşılığında, Muhammed(sav)’in ayağına bir diken dahi batmasına razı olamam.” Müşrikler tarafından birçok işkenceye maruz kaldıktan sonra şehit edilen sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Zeyd b. Desine
Soru 112: Hz. Peygamber hicretin dördüncü yılının Safer ayında çoğun luğu Ashab-ı Suffe’den olan yetmiş muallim sahabiyi, İslam’ı öğretmek amacıyla Necid tarafına gönderdi. Bu sahabiler yolda müşriklerin saldırısına uğramış ve sadece üç tanesi hayatta kalabilmiştir. Vahy aracılığıyla durumdan haberdar olan Hz. Peygamber, hiçbir zaman duymadığı kadar büyük bir acı yaşamış ve günlerce bu sahabileri katleden müşriklere beddua etmiştir. Bu hadiseye ne ad verilir?
Cevap: Bi’ri Maune Hadisesi
Soru 113: İslam’a giren ilk müslümanlardan olup şiddetli işkencelere maruz kalan ve Hz. Ebu Bekir tarafından satın alınarak hürriyetine kavuşturulan bir sahabidir. Hicret sırasında Hz. Peygamber’e ve Hz. Ebu Bekir’e hizmet etmiştir. Bi’ri Maune faciasında sırtına saplanan bir mızrakla şehit olan ve bizzat katili tarafından cesedinin göğe yükseldiği görülen, son nefesinde “ Kâbe’nin Rabb’ine andolsun ki kazandım” diyen sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Amir b. Füheyre
Soru 114: Hz. Peygamberle anlaşmalı olmalarına rağmen müşrikleri müslümanlara karşı kışkırtan, Uhud Savaşından sonra semtlerine gelen Efendimiz’e suikast girişiminde bulunan ve bu sebeple şehirden sürgün edilen Yahudi Kabilesinin adı nedir?
Cevap: Beni Nadîr
Soru 115: Medine’den sürgün edilen Nadîr ve Kaynuka Yahudileri Hayber çevresinde toplanmışlardı. Bu Yahudilerden bir grup Mekke’ye gelerek Ebu Sufyan ve arkadaşlarını müslümanlara karşı savaşmaya teşvik etti. Bu Yahudiler sadece Kureyş kabilesini değil Arap Yarım- adasındaki tüm kabileleri müslümanlara karşı kışkırttılar. Bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkan savaş hangisidir?
Cevap: Hendek Savaşı
Soru 116: Beni Müstalik Gazvesi’nden dönüş sırasında Hz. Aişe, ihtiyaç için ordudan uzaklaşmış, döndüğünde ise gerdanlığını düşürdüğünü fark ederek aramaya koyulmuştu. Hz. Aişe ordugâha geri döndüğünde ordunun çoktan ayrılmış olduğunu gördü ve beklemeye başladı. Ordunun geride bıraktığı malları kontrol eden (artçı) Safvan b. Muattal, Hz. Aişe’yi görünce devesinden inmiş, Hz. Aişeyi devesine bindirmiş kendisi de yürüyerek kafileye yetişmişlerdi. Münafıkların lideri Abdullah b. Ubeyy ve arkadaşları bu durumu fırsat bilerek dedikodu çıkarmışlar ve maalesef müslümanlardan bazılarını da kandırmışlardı. Allah Rasulu ve hanımını derin bir üzüntüye boğan ve nihayet Nur Suresiyle Cenab-ı Hakk’ın Hz. Aişe’nin tertemiz olduğunu beyan ederek sona erdirdiği bu hadiseye ne ad verilir?
Cevap: İfk Hadisesi
Soru 117: Hendek Savaşında sadece Mekkeliler değil bir çok Arap kabilesi müslümanları yok etmek amacıyla Medine’ye saldırmıştır. Bu sebeple bu savaşa verilen diğer isim hangisidir?
Cevap: Ahzab Savaşı
Soru 118: On bin kişilik bir düşman ordusunun gelişini haber alan Peygamber Efendimiz, ashabını toplamış ve nasıl savaşacakları konusunda istişare etmiştir. Müslümanlardan birisi, çok güçlü bir düşmanın şehre saldırması halinde yapılacak en akıllı işin şehrin etrafına hendekler kazılması olduğunu belirtmiştir. Onun bu görüşü Peygamberimiz ve diğer sahabiler tarafından da kabul edilerek şehrin etrafına beş buçuk kilometre uzunluğunda hendek kazılmıştır. Bu teklifi getiren sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Selman-ı Farisi
Soru 119: Hendek savaşında kazılan hendekler her ne kadar bir atın aşamayacağı genişlikte olsa da savaş sırasında bazı müşrikler hendeği aşmayı başarmışlardır. Arapların en büyük kahramanlarından kabul edilen Amr b. Abdi Vedüd de bunlar arasındaydı. Amr’ın karşına cesaretle çıkarak onu öldüren sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Ali
Soru 120: Bir meydan savaşı yapacakları ümidiyle Medine’ye saldıran müşrikler karşılarında hendeği görünce şaşkına döndüler. Zira onların bir şehri muhasara etme tarzında yapılacak bir savaş için hazırlıkları yoktu. Karşılıklı ok atışlarıyla geçen günler müşrikleri zor durumda bıraktı. Bunun üzerine savaşın mimarı olan Huyey b. Ahtab şehrin içerisinde bulunan yahudilerle görüşerek onları müslümanlara karşı savaşmaları konusunda ikna etti. Bu şekilde müslümanlar iki tehlike arasında kaldı. Savaşın bu en kritik anında anlaşmayı bozan ve ihanet eden Yahudi kabilesi hangisidir?
Cevap: Beni Kureyza Kabilesi
Soru 121: Hendek Savaşında düşman ordusundan bir asker Hz. Peygamber’e gelerek müslüman oldu. Düşman askerleri arasında bölünme meydana getirebileceğini ifade ederek Hz. Peygamberden izin istedi. Peygamberimiz “Harp hiledir” buyurarak ona gerekli müsaadeyi verdi. Kureyş kabilesi ve Kureyzaoğulları arasındaki ittifakı bozarak müslümanlara faydalı olan bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Nuaym b. Mesud
Soru 122: Hendek Savaşı bir ay boyunca bütün şiddetiyle sürmüş, gerek soğuk gerek açlık sebebiyle müslümanlar büyük sıkıntıya düşmüşlerdi. Düşman ordusunun yoğun saldırıları sebebiyle müslümanlar namazlarını dahi eda edemeyecek bir duruma gelmişlerdi. Allah(c.c)’ın izniyle aniden ortaya çıkan şiddetli bir yağmur ve fırtına, aynı şekilde zor durumda bulunan müşriklerin yenilgisine sebep oldu. Müslümanlar bu savaştan sadece beş şehit vererek zaferle ayrıldılar. Kur’an-ı Kerim’in hangi sûresi bize bu savaşı anlatmaktadır?
Cevap: Ahzab Sûresi
Soru 123: Hendek Savaşından hemen sonra Allah’ın emriyle müslümanlar, savaşta kendilerine ihanet eden Kureyza Yahudilerini muhasara ettiler. Yirmi beş günlük bir muhasara sonunda yahudiler kayıtsız şartsız teslim oldular. Teslim olan bu yahudilerle ilgili kararı ensardan bir sahabi verdi. Hendek Savaşında aldığı bir yara sebebiyle kısa bir süre sonra şehit olan ve ölümüyle arşın titrediği, meleklerin cenaze namazına katıldığı sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Sa’d b. Muaz
Soru 125: Hz. Peygamber (sav),ashabından 1400 kişilik bir kafileyle umre yapmak maksadıyla Mekke’ye doğru yola çıktı. Kureyş müşrikleri her ne maksatla olursa olsun müslümanların şehre girmelerine müsaade etmeyeceklerini bildirdiler. Hz.Peygamber(sav) Kureyş kabilesiyle görüşmek üzere Hz. Osman’ı elçi olarak gönderdi. Bir süre sonra Hz. Osman’ın şehit edildiği haberi alındı. Bu haber üzerine Hz. Peygamber’in (sav),ashabından, Kureyşlilerle savaşmak üzere aldığı biate ne ad verilir?
Cevap: Rıdvan Biati
Soru 126: Kureyş müşrikleri, Hz. Peygamberle(sav) görüşmek üzere aralarından Süheyl b.Amr’ı elçi olarak göndermiş, yapılan görüşmelerden sonra iki taraf arasında
anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmayla müşrikler İslam Devletini resmen kabul etmişlerdir. Bu antlaşmanın adı nedir?
Cevap: Hudeybiye Antlaşması
Soru 127: Hudeybiye Antlaşmasının maddelerinden bir tanesi; Mekkelilerden bir kimse müslüman olup Medinelilere sığınırsa Mekkelilere geri verilecek, ancak
Medinelilerden bir tanesi Mekke’ye sığınırsa geri verilmeyecekti. Tam anlaşma imzalandığı sırada Mekke’de işkence gören ve müslümanlara sığınan bir sahabi
Hudeybiye’ye geldi. Ancak onun kurtarılması mümkün olmadı. Bir süre daha işkenceye maruz kalan bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz.Ebu Cendel
Soru 128:Müslümanlar Hudeybiye Antlaşmasının maddelerini ilk önce tasvip etmemişler, aleyhlerine bir antlaşma olarak değerlendirmişlerdir. Ancak antlaşma şartlarından
birisi olan; iki taraf birbiriyle on yıl savaşmayacak maddesi müslümanların İslam’ı tüm Arap Yarımadasında yaymalarına imkan hazırlamış, ayrıca güney kısmını güvence altına alan mü’minler kuzeydeki Hayber Kalesini ele geçirerek önemli bir düşmanlarından kurtulmuşlardır. Hudeybiye antlaşması Kur’an-ı Kerim’in hangi suresinde ele alınmıştır?
Cevap: Fetih Suresi
Soru 129: Hicretin 7. yılında, Hz.Peygamber bütün insanlara gönderilmiş bir peygamber olması münasebetiyle çevre ülkelerin hükümdarlarına mektuplar göndererek onları İslam’a davet etti. Bizans imparatoru Heraklius’a, İran Kisrası Perviz’e, Mısır hükümdarı Mukavkıs’a ve Habeşistan Necaşi’sine mektuplar yazıldı. Bu hükümdarlardan hangisi İslam’ı kabul etmiştir?
Cevap: Habeşistan Necaşi’si Eshâme
Soru 130: Hicretin 8. yılında Hz. Peygamberin elçisi Haris bin Umeyr, Gassani hükümdarlarından Şurahbil bin Amr tarafından şehit edildi. Peygamberimiz, elçisinin öldürüldüğü yere üçbin kişilik bir ordu göndererek ordunun başına Zeyd bin Harise’yi, o öldürülürse Cafer bin Ebi Talib’i o da öldürülürse Abdullah bin Revaha’yı komutan tayin etti. Üç bin kişilik İslam ordusunun iki yüz bin kişilik Bizans ordusuyla yaptığı bu savaşın adı nedir?
Cevap: Mute Savaşı
Soru 131: Mute Savaşında Abdullah bin Revaha’nın şehit edilmesinden sonra ordunun başına geçen ve Peygamberimiz tarafından “Seyfullah-Allah’ın Kılıcı” olarak tavsif edilen sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz.Halid bin Velid
Soru 132: Müşrikler, Hudeybiye Antlaşmasını, Hz. Peygamberin müttefiki olan Huzaa kabilesine saldırarak ihlal etti ve Bekiroğulları Kabilesiyle birlikte onlardan yirmi üç kişiyi öldürdü. Bunun üzerine Peygamberimiz(sav), Mekke’yi fethetme kararı aldı. İslam ordusunun Mekke’ye doğru hareketi sırasında Mekke’den ayrılan ve son muhacir olarak kabul edilen Peygamberimizin amcasının adı nedir?
Cevap: Hz. Abbas b. Abdulmuttalib
Soru 133: Hz. Peygamber, Mekke yakınlarındaki Merru’z-Zahran’a geldiğinde orduya mola vermiş ve her müslümanın birer ateş yakmasını emretmiştir. Binlerce ateşi görerek inceleme maksadıyla orduya yaklaşan ve müslüman askerler tarafından esir edilen sonra da müslüman olan Mekke liderinin adı nedir?
Cevap: Ebu Sufyan b. Harb
Soru 134: Hz. Peygamber on bin askeriyle birlikte bir grubun direnişi dışında, savaş yapmaksızın Mekke’ye girmiştir. Hz. Peygamber hangi tarihte Mekke’yi fethetmiştir?
Cevap: Hicretin 8. yılı Ramazan Ayının 20. Günü
Soru 135: Hz. Muhammed’in Mekke’yi fethetmesiyle hak batıla üstün gelmiş, Kabe ve çevresindeki üç yüz altmış put kırılmış, Peygamberimiz yıllarca kendisiyle mücadele eden müşrikleri affetmiştir. Ancak İslam’a ciddi muhalefet eden bir grubu bu affın içine almamıştır. Bunlardan bir tanesi de Hz. Hamza’nın öldürülmesi için teşvikte bulunan ve onun vücudunu parçalayan bir kadındır. Daha sonra müslüman olan ve ilerlemiş yaşına rağmen Suriye’nin fethine katılan hanım sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Hind binti Utbe
Soru 136: Hz. Peygamber ve ashabına işkence etmekte babasından geri kalmayan, Mekke’nin fethedilmesinden sonra şehri terk eden, öldürülmesi emredilmesine rağmen daha sonra affedilen ve müslüman olduktan sonra Yermük Savaşında şehit edilen sahabinin adı nedir?
Cevap: İkrime b. Ebi Cehil
Soru 137: Mekke’nin fethinden on altı gün sonra Hevazin ve Sakif kabileleri Malik b. Avf komutasında İslam ordusunun karşısına çıktılar. Müslümanlardan bazıları asker sayısının fazlalığı sebebiyle gurura kapılmışlardı, ancak hiç beklenmedik bir sırada başlayan ok yağmuru İslam ordusunu darmadağın etti. Hz. Peygamberin yanında sadece birkaç arkadaşı kalmıştı. Peygamberimizin davetiyle toplanan İslam ordusunun Tevbe Suresinde de( 25-26. ayetler )işaret edilen ilahi yardıma mazhar olmasıyla kazandıkları bu savaşın adı nedir?
Cevap: Huneyn Savaşı
Soru 138: Huneyn Savaşında müslümanlar, o güne kadar alamadıkları miktarda ganimet ve esir almışlardı. Hz. Peygamber, ganimetleri İslam ordusuna dağıttıktan sonra, Ebu Sufyan ve Muaviye gibi henüz müslüman olmuş şahısların gönlünü İslam’a ısındırmak maksadıyla onlara bol miktarda hayvan ve mal verdi. Kur’an-ı Kerim diğer askerlerden ayrı olarak ganimetten fazla hisse verilen bu kimselere ne ad vermiştir?
Cevap: Müellefe-i Kulûb
Soru 139: Bizans İmparatorluğunun Medine’ye saldıracağının haber alınması üzerine Hz. Peygamber ashabını savaş için hazırlanmaya çağırdı. Düşmanın çok kuvvetli olmasının yanında yaz mevsiminin en sıcak günleriydi ve Medine’de kıtlık vardı. Hurmaların ve diğer meyvelerin henüz olgunlaşmak üzere olduğu bir dönemde çok uzun bir sefere çıkmak hiç de kolay değildi. Kur’an’ı Kerim’in ‘zorluk’ seferi olarak adlandırdığı bu savaşın adı nedir?
Cevap: Tebük Savaşı
Soru 140: Tebük Savaşı sırasında gerek kıtlık olması gerekse çok uzun bir sefere çıkılması sebebiyle büyük bir maddi güce ihtiyaç vardı. Hz. Peygamber bu münasebetle yardım kampanyası başlatmış, müslüman kadınlar mücevherlerini Efendimize teslim ederek kampanyaya katılmışlardı. Hz. Ebu Bekir servetinin tamamını, Hz. Ömer ise yarısını bağışlamıştı. Bu kampanyaya bütün levazımatıyla üç yüz deve ve bin dinar bağışlayarak katılan sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Osman b. Affan
Soru 141: Münafıklar, Tebük seferinden dönmekte olan Hz. Peygamberden, Kûba kasabasında yaptıkları bir mescidde namaz kılmasını istediler. Müslümanlara zarar vermek, fitne çıkarmak maksadıyla yapılan bu mescid, Hz. Peygamber tarafından yıktırılmıştır. Kur’an-ı Kerim’in bu mescide verdiği isim nedir?
Cevap: Mescid-i Dırar
Soru 142: Tebük Savaşına katılmayan münafıklar Hz. Peygambere gelerek, uydurdukları saçma mazeretlerle bağışlanmalarını talep ettiler. Bu arada ensar’dan üç sahabi de mazeretleri olmadığı halde savaşa katılmamış, ancak yalan söylemeyip Hz. Peygambere gerçeği olduğu gibi açıklamışlardı. Hz. Peygamber bu üç sahabiyi toplumdan tecrid etmekle cezalandırdı. Elli gün süren bu ceza, Cenab-ı Hakk’ın bu üç sahabiyi bağışlamasıyla son buldu( Tevbe suresi 118-119). Bu sahabilerden bir tanesi Hz. Peygamberin şairi olup, daha önce yapılmış tüm seferlere katılmıştır. Uhud Savaşında Hz. Peygamberin ölüm haberi yayıldıktan sonra Peygamberimizi ilk gören ve ashabı kiram’a müjde veren bu sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Kâ’b b. Malik
Soru 143: Hicretin dokuzuncu yılında Arap yarımadasının dört bir tarafından kabileler Medine’ye gelerek Hz. Peygambere bağlılıklarını bildirdiler. Medine’ye gelen kabile sayısının yetmişi aştığı bu yıla ne ad verilir?
Cevap: Senetü’l Vüfud ( Heyetler Yılı )
Soru 144: İslam’ın beş şartından birisi olan hacc ne zaman farz kılınmıştır?
Cevap: Hicretin 9. Yılında
Soru 145: Hz. Peygamber ilk ve son haccını hicretin onuncu yılında yapmıştır. Bu haccı sırasında Arafat’ta kendisini dinleyen yüz yirmi dört bin kişiye hitap eden Efendimiz, İslam’ın temel prensiplerini en güzel bir şekilde anlatarak müslümanların Allah’a ve birbirlerine karşı vazifelerini açık bir şekilde ifade etmiştir. Peygamberimizin tüm müslümanlara vasiyeti mahiyetinde olan bu hutbesine ne ad verilir?
Cevap: Veda Hutbesi
Soru 146: Hz. Peygamberin son çocuğu olarak hicretin sekizinci yılında doğan, vefatıyla Efendimizin derin bir üzüntü yaşadığı oğlunun adı nedir?
Cevap: Hz. İbrahim
Soru 147: Hz. Peygamberin ömrünün son günlerinde Suriye taraflarına gönderdiği ordunun kumandanı olan genç sahabinin adı nedir?
Cevap: Hz. Usame b. Zeyd
Soru 148: Hz. Peygamber, Safer ayının son günlerinde rahatsızlanmış ve hastalığı on üç gün sürmüştür. Ebedi âleme göç etmek üzereyken müslümanları namaza devam konusunda uyaran Efendimiz hangi tarihte vefat etmiştir?
Cevap: 13 Rebiülevvel 11 ( 8 Haziran 632 Pazartesi günü )
Soru 149: Hz. Peygamber kaç yaşında ve nerede vefat etmiştir?
Cevap: 63 yaşında Medine-i Münevvere’de
Soru 150: Hz. Peygamberin hayatını inceleyen ilim dalına ne ad verilir?
Cevap: Siyer-i Nebi
Rapor Et
Eski 30 Mart 2011, 16:59

sosyal

#15 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hz muhammed peygamber olduktan sonra niçin mekkeden medineye göç etti?
Rapor Et
Eski 19 Nisan 2011, 19:59

soru

#16 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hz peyganber kimle hicret etti
Rapor Et
Eski 27 Nisan 2011, 17:53

Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir?

#17 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
medineye hicretin sebep ve sonuçlarının özetini kısaca istiyorum YARIN BU ÖDEVİN GİTMESİ LAZIMMM!
Rapor Et
Eski 28 Kasım 2011, 16:16

Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir?

#18 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Müslümanların Mekke'den Medine'ye hicret etmesinin nedenleri nelerdir? Lütfen bunun içinde bişeyler yazar mısınız? Aciiiil Ve bu kadar uzun olmasııın. Şimdiden teşekkürlerr
Rapor Et
Eski 25 Aralık 2011, 11:45

Hz. Muhammed...

#19 (link)
Sihirlix
Ziyaretçi
Sihirlix - avatarı
Hz. Muhammed'in Peygamber olduktan sonra Mekke'den Medine'ye Göç etmek durumunda kalmasının sebeplerinin neler olabileceğini Açıklar Mısınızz ?
Rapor Et
Eski 1 Şubat 2012, 13:34

hz muhammed

#20 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hz muhammedın peygamber olduktan sonra mekkeden medineye goc etmek durumunda kalmasının sebeplerı nelerdir?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hz. Muhammed'in hicret etmesinin sebepleri nelerdir? Konusuna Benzer Konular
Gönderen: Összede Forum: Soru-Cevap
Cevap: 44
Son Mesaj: 12 Nisan 2014 09:19
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 29
Son Mesaj: 1 Nisan 2014 21:35
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 48
Son Mesaj: 28 Aralık 2012 22:56
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 17
Son Mesaj: 25 Mart 2012 13:57
Gönderen: alena Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 8 Mayıs 2010 18:49
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.341 saniyede (84.31% PHP - 15.69% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 18:39
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi