PC Görünümü Üye Ol
Forum Ana Sayfa
Soru-Cevap > Sevgi insanlar için neden önemlidir?
1 23
«Önceki KonuSonraki Konu»
Misafir21:42, 16 Mart 2011 
lütfen bulun ödevim bu
Benzer Konular:
Etiketler:
Cevap
Misafir17:55, 22 Mart 2011 
nonur bulun
Cevap
qraLiçee ßabY18:04, 22 Mart 2011 
İnş. işine yarar aqedeşşş

SEVGİNİN ÖNEMİ
Dünyamızda herhalde en çok kullanılan sözcüklerden biri de sevgidir ve bu kelimeyi çoğunlukla anlamadan kullanır veya kendi ihtiyaçlarımıza göre değerlendiririz. Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem kazanır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakarlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

İnsanın kalben en iyi hissedebildiği sevgilerden bir tanesi, üç boyutlu yaşadığı dünyada karşı cinsle olan birlikteliğidir. Her şeyin sınırlı olduğu madde, zaman, mekan boyutunda yaşanlar elbetteki sınırsız ve sonsuz sevgiyi verememektedir. Sadece insanların belki de farkında olmadığı, belki de göremediği yaşanan anları vardır, iki sevgilinin hiç konuşmadığı anlardaki huzur, mutluluk, sevgi hisleridir ki işte en gerçek, en saf hisleridir bunlar.

Zaman zaman bana şikayete gelen ve yakınan bazı dostlarım ben çok sevdiğim halde o beni hiç sevmedi veya beni bıraktı derler, sanki onların duymuş olduğu bu sevginin karşılık alacağı kontratı imzalamış gibi davranırlar. Halbuki sevginin iki kişi arasında yaşanan bir şey olmaktan çok tek kişi tarafından hissedilen bir duygudur. Çünkü insan sevmek istediği için seven, kendi egosunu doyurmak için seven bir varlıktır.

Geçenlerde sevgilisine aşık olmuş fakat cevap alamamış bir talebem yakınıyordu. Kendisine ne kadar şanslı olduğunu söyledim. Aşkta veya sevgide kişinin karşılık beklemekten çok yaşamakta ve hissetmekte olduğu bu derin ve zengin duygunun herkese nasip olmadığını ve sadece bu duyguyu hissedebilmiş olmanın bu hayatta yaşanan çok değerli kutsanmışlık olduğunu, önemli olanın da kendisinin bu duyguyu yaşaması olduğunu ve karşılık almanın ancak ikinci derecede önemli olduğunu açıklarken bir anda duruvermiş ve düşünmeye başlamıştı. Üstelik kendisine sana bu duyguyu yaşatan kimse, git ve kendisine sende bu duyguyu uyandırdığı için teşekkür et ve çiçek ver deyince daha da şaşırmıştı. Her yaşanan sevgi, anlamı ne olursa olsun gerçek sevginin bir alıştırması değil midir...

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Halbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Bu doğanın kendisine verdiği haslettir. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi.

Hayatı seven, yaşamayı var olmaktan dolayı sever ve en büyük sevgi yaradana olan sevgidir. Bu öyle bir sevgidir ki, kişi öz benliğinin yaradanın benliğinden geldiğini hissetmeye, anlamaya ve bu duyguyu yaşamaya başladığı an artık kendisi sevgi olmuştur. Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz seminerler, dinlediğimiz konuşmalar, sadece entelektüel çalışmalar olup, arayışlarımızı sürdürmeye devam ederiz de yine bir yerlerde bizi tatmin etmeyen, hala niye mutsuzum, söylenen her şeyi yapıyorum, yine de tam mutlu değilim diye hep kafamızı kurcalayan pek çok soru beynimize üşüşüverir. İşte belki de sihir, beynimize üşüşen bu düşünceleri iptal etmekle işe başlamakta fayda vardır.

İnsanoğlu ancak yaradana olan sevgisi ile aydınlanabilmiştir. Kişi hayat bilgilerinin sırlarını hep dışarıda ve kendisinden en uzak olan yerlerde arar ve orada bulduğu pratik bilgilerle yola çıkar. Bu yolda, rastladığı yol haritaları, formüller ve daha evvel başka üstadlar tarafından denenmiş yol gösterici spritüel çalışmaların neticesinde bütün ok işaretlerinin kendisini gösterdiğinin farkında olur. İşte o zaman, ilahi spritüel hayat yaşam tarzını kendisine mal eder ve bu yolda başarının kendi içindeki spritüel yol haritasını takip ettiği takdirde ulaşılacağını fark eder.

O zaman bütün meşgalelerindeki entelektüel bilgileri ve çeşitlilikleri bir tarafa bırakır ve bütün elde ettiği öğretilerin kendisine en uygun olanının bir sentezini yapar. Ve yoldan sapmadan bu yolculuk sırasında kendisine yol göstermiş ve her ne formda olursa olsun bilgi aktarmış olan bütün şahsiyetlere saygısını kaybetmeden ve gerektiği yerde şükranlarını ileterek farkında olduğu yaratılmışlığın bütünlüğüne teslimiyet ve aşk ile aydınlanmanın perdelerini teker teker açmaya ve yaradanın izni ile ermişlik mertebesine ulaşır. Yani gerçek insan olur.

Düşünceler, meşgaleler, hedefler, başarılar, sorumluluklar, bağımlılıklar, korkular, endişeler, yaşanan her ne varsa hepsi yanlış değil, yaşanması gerektiği içindir. Teslimiyet burada başlar. Yogada bir kral yolu vardır. Buna Raja Yoga, yani zihin yogası denir. Zihin yogası bütün düşünce kalıplarından kurtulmak, dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulmak, olanı olduğu gibi kabul etmek, hep huzurda, sessizlikte kalmak demektir. Ne olursa olsun, hangi dünyasal mücadele ile karşılaşırsak karşılaşalım her zaman sağlam, her zaman sessiz ama her zaman içsel dengemizi muhafaza etmektir.

Her an zihninizden geçenleri seyredin, hayatı seyredin, yaşadıklarınızı olanı biteni seyredin, duygularınızın, düşüncelerinizin farkına varın, sessizliğinizi bozmayın, sadece ve sadece seyredin. Bunu hayatınıza geçirdiğinizde sadece olanı yaşarsanız, çünkü ne yaşanıyorsa o anda yaşanıyordur, ne geçmişte ne de gelecekte. Gerçeği, tanrıyı, sevgiyi anlamak istiyorsanız sadece seyredin, varolmak sessizlikte vardır, varolmak sevgide vardır, varolmak düşüncelerin olmadığı, bildiğinizi zannettiğiniz belki de hiç bilmediğiniz anlarda vardır, o anlar ki sevginin en yükseklere çıktığı, hep var olduğu, hiç eksilmediğini, hiç bitmediği hep olan anlardır.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik....
Cevap
qraLiçee ßabY18:08, 22 Mart 2011 
inşallah işine yarar arkadasım
SEVGİNİN ÖNEMİ
Dünyamızda herhalde en çok kullanılan sözcüklerden biri de sevgidir ve bu kelimeyi çoğunlukla anlamadan kullanır veya kendi ihtiyaçlarımıza göre değerlendiririz. Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem kazanır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakarlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

İnsanın kalben en iyi hissedebildiği sevgilerden bir tanesi, üç boyutlu yaşadığı dünyada karşı cinsle olan birlikteliğidir. Her şeyin sınırlı olduğu madde, zaman, mekan boyutunda yaşanlar elbetteki sınırsız ve sonsuz sevgiyi verememektedir. Sadece insanların belki de farkında olmadığı, belki de göremediği yaşanan anları vardır, iki sevgilinin hiç konuşmadığı anlardaki huzur, mutluluk, sevgi hisleridir ki işte en gerçek, en saf hisleridir bunlar.

Zaman zaman bana şikayete gelen ve yakınan bazı dostlarım ben çok sevdiğim halde o beni hiç sevmedi veya beni bıraktı derler, sanki onların duymuş olduğu bu sevginin karşılık alacağı kontratı imzalamış gibi davranırlar. Halbuki sevginin iki kişi arasında yaşanan bir şey olmaktan çok tek kişi tarafından hissedilen bir duygudur. Çünkü insan sevmek istediği için seven, kendi egosunu doyurmak için seven bir varlıktır.

Geçenlerde sevgilisine aşık olmuş fakat cevap alamamış bir talebem yakınıyordu. Kendisine ne kadar şanslı olduğunu söyledim. Aşkta veya sevgide kişinin karşılık beklemekten çok yaşamakta ve hissetmekte olduğu bu derin ve zengin duygunun herkese nasip olmadığını ve sadece bu duyguyu hissedebilmiş olmanın bu hayatta yaşanan çok değerli kutsanmışlık olduğunu, önemli olanın da kendisinin bu duyguyu yaşaması olduğunu ve karşılık almanın ancak ikinci derecede önemli olduğunu açıklarken bir anda duruvermiş ve düşünmeye başlamıştı. Üstelik kendisine sana bu duyguyu yaşatan kimse, git ve kendisine sende bu duyguyu uyandırdığı için teşekkür et ve çiçek ver deyince daha da şaşırmıştı. Her yaşanan sevgi, anlamı ne olursa olsun gerçek sevginin bir alıştırması değil midir...

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Halbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Bu doğanın kendisine verdiği haslettir. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi.

Hayatı seven, yaşamayı var olmaktan dolayı sever ve en büyük sevgi yaradana olan sevgidir. Bu öyle bir sevgidir ki, kişi öz benliğinin yaradanın benliğinden geldiğini hissetmeye, anlamaya ve bu duyguyu yaşamaya başladığı an artık kendisi sevgi olmuştur. Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz seminerler, dinlediğimiz konuşmalar, sadece entelektüel çalışmalar olup, arayışlarımızı sürdürmeye devam ederiz de yine bir yerlerde bizi tatmin etmeyen, hala niye mutsuzum, söylenen her şeyi yapıyorum, yine de tam mutlu değilim diye hep kafamızı kurcalayan pek çok soru beynimize üşüşüverir. İşte belki de sihir, beynimize üşüşen bu düşünceleri iptal etmekle işe başlamakta fayda vardır.

İnsanoğlu ancak yaradana olan sevgisi ile aydınlanabilmiştir. Kişi hayat bilgilerinin sırlarını hep dışarıda ve kendisinden en uzak olan yerlerde arar ve orada bulduğu pratik bilgilerle yola çıkar. Bu yolda, rastladığı yol haritaları, formüller ve daha evvel başka üstadlar tarafından denenmiş yol gösterici spritüel çalışmaların neticesinde bütün ok işaretlerinin kendisini gösterdiğinin farkında olur. İşte o zaman, ilahi spritüel hayat yaşam tarzını kendisine mal eder ve bu yolda başarının kendi içindeki spritüel yol haritasını takip ettiği takdirde ulaşılacağını fark eder.

O zaman bütün meşgalelerindeki entelektüel bilgileri ve çeşitlilikleri bir tarafa bırakır ve bütün elde ettiği öğretilerin kendisine en uygun olanının bir sentezini yapar. Ve yoldan sapmadan bu yolculuk sırasında kendisine yol göstermiş ve her ne formda olursa olsun bilgi aktarmış olan bütün şahsiyetlere saygısını kaybetmeden ve gerektiği yerde şükranlarını ileterek farkında olduğu yaratılmışlığın bütünlüğüne teslimiyet ve aşk ile aydınlanmanın perdelerini teker teker açmaya ve yaradanın izni ile ermişlik mertebesine ulaşır. Yani gerçek insan olur.

Düşünceler, meşgaleler, hedefler, başarılar, sorumluluklar, bağımlılıklar, korkular, endişeler, yaşanan her ne varsa hepsi yanlış değil, yaşanması gerektiği içindir. Teslimiyet burada başlar. Yogada bir kral yolu vardır. Buna Raja Yoga, yani zihin yogası denir. Zihin yogası bütün düşünce kalıplarından kurtulmak, dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulmak, olanı olduğu gibi kabul etmek, hep huzurda, sessizlikte kalmak demektir. Ne olursa olsun, hangi dünyasal mücadele ile karşılaşırsak karşılaşalım her zaman sağlam, her zaman sessiz ama her zaman içsel dengemizi muhafaza etmektir.

Her an zihninizden geçenleri seyredin, hayatı seyredin, yaşadıklarınızı olanı biteni seyredin, duygularınızın, düşüncelerinizin farkına varın, sessizliğinizi bozmayın, sadece ve sadece seyredin. Bunu hayatınıza geçirdiğinizde sadece olanı yaşarsanız, çünkü ne yaşanıyorsa o anda yaşanıyordur, ne geçmişte ne de gelecekte. Gerçeği, tanrıyı, sevgiyi anlamak istiyorsanız sadece seyredin, varolmak sessizlikte vardır, varolmak sevgide vardır, varolmak düşüncelerin olmadığı, bildiğinizi zannettiğiniz belki de hiç bilmediğiniz anlarda vardır, o anlar ki sevginin en yükseklere çıktığı, hep var olduğu, hiç eksilmediğini, hiç bitmediği hep olan anlardır.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik....
Cevap
Misafir18:03, 23 Mart 2011 
yahu neden önemli olduğu yazmıyor detaylı olarak yaaa
Cevap
Misafir18:04, 23 Mart 2011 
lütfen yardım edin
Cevap
Misafir19:35, 28 Mart 2011 
uzun ve anlaşılmıyor
Cevap
Misafir21:12, 7 Nisan 2011 
inşallah işine yarar arkadasım
SEVGİNİN ÖNEMİ
Dünyamızda herhalde en çok kullanılan sözcüklerden biri de sevgidir ve bu kelimeyi çoğunlukla anlamadan kullanır veya kendi ihtiyaçlarımıza göre değerlendiririz. Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem kazanır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakarlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

İnsanın kalben en iyi hissedebildiği sevgilerden bir tanesi, üç boyutlu yaşadığı dünyada karşı cinsle olan birlikteliğidir. Her şeyin sınırlı olduğu madde, zaman, mekan boyutunda yaşanlar elbetteki sınırsız ve sonsuz sevgiyi verememektedir. Sadece insanların belki de farkında olmadığı, belki de göremediği yaşanan anları vardır, iki sevgilinin hiç konuşmadığı anlardaki huzur, mutluluk, sevgi hisleridir ki işte en gerçek, en saf hisleridir bunlar.

Zaman zaman bana şikayete gelen ve yakınan bazı dostlarım ben çok sevdiğim halde o beni hiç sevmedi veya beni bıraktı derler, sanki onların duymuş olduğu bu sevginin karşılık alacağı kontratı imzalamış gibi davranırlar. Halbuki sevginin iki kişi arasında yaşanan bir şey olmaktan çok tek kişi tarafından hissedilen bir duygudur. Çünkü insan sevmek istediği için seven, kendi egosunu doyurmak için seven bir varlıktır.

Geçenlerde sevgilisine aşık olmuş fakat cevap alamamış bir talebem yakınıyordu. Kendisine ne kadar şanslı olduğunu söyledim. Aşkta veya sevgide kişinin karşılık beklemekten çok yaşamakta ve hissetmekte olduğu bu derin ve zengin duygunun herkese nasip olmadığını ve sadece bu duyguyu hissedebilmiş olmanın bu hayatta yaşanan çok değerli kutsanmışlık olduğunu, önemli olanın da kendisinin bu duyguyu yaşaması olduğunu ve karşılık almanın ancak ikinci derecede önemli olduğunu açıklarken bir anda duruvermiş ve düşünmeye başlamıştı. Üstelik kendisine sana bu duyguyu yaşatan kimse, git ve kendisine sende bu duyguyu uyandırdığı için teşekkür et ve çiçek ver deyince daha da şaşırmıştı. Her yaşanan sevgi, anlamı ne olursa olsun gerçek sevginin bir alıştırması değil midir...

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Halbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Bu doğanın kendisine verdiği haslettir. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi.

Hayatı seven, yaşamayı var olmaktan dolayı sever ve en büyük sevgi yaradana olan sevgidir. Bu öyle bir sevgidir ki, kişi öz benliğinin yaradanın benliğinden geldiğini hissetmeye, anlamaya ve bu duyguyu yaşamaya başladığı an artık kendisi sevgi olmuştur. Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz seminerler, dinlediğimiz konuşmalar, sadece entelektüel çalışmalar olup, arayışlarımızı sürdürmeye devam ederiz de yine bir yerlerde bizi tatmin etmeyen, hala niye mutsuzum, söylenen her şeyi yapıyorum, yine de tam mutlu değilim diye hep kafamızı kurcalayan pek çok soru beynimize üşüşüverir. İşte belki de sihir, beynimize üşüşen bu düşünceleri iptal etmekle işe başlamakta fayda vardır.

İnsanoğlu ancak yaradana olan sevgisi ile aydınlanabilmiştir. Kişi hayat bilgilerinin sırlarını hep dışarıda ve kendisinden en uzak olan yerlerde arar ve orada bulduğu pratik bilgilerle yola çıkar. Bu yolda, rastladığı yol haritaları, formüller ve daha evvel başka üstadlar tarafından denenmiş yol gösterici spritüel çalışmaların neticesinde bütün ok işaretlerinin kendisini gösterdiğinin farkında olur. İşte o zaman, ilahi spritüel hayat yaşam tarzını kendisine mal eder ve bu yolda başarının kendi içindeki spritüel yol haritasını takip ettiği takdirde ulaşılacağını fark eder.

O zaman bütün meşgalelerindeki entelektüel bilgileri ve çeşitlilikleri bir tarafa bırakır ve bütün elde ettiği öğretilerin kendisine en uygun olanının bir sentezini yapar. Ve yoldan sapmadan bu yolculuk sırasında kendisine yol göstermiş ve her ne formda olursa olsun bilgi aktarmış olan bütün şahsiyetlere saygısını kaybetmeden ve gerektiği yerde şükranlarını ileterek farkında olduğu yaratılmışlığın bütünlüğüne teslimiyet ve aşk ile aydınlanmanın perdelerini teker teker açmaya ve yaradanın izni ile ermişlik mertebesine ulaşır. Yani gerçek insan olur.

Düşünceler, meşgaleler, hedefler, başarılar, sorumluluklar, bağımlılıklar, korkular, endişeler, yaşanan her ne varsa hepsi yanlış değil, yaşanması gerektiği içindir. Teslimiyet burada başlar. Yogada bir kral yolu vardır. Buna Raja Yoga, yani zihin yogası denir. Zihin yogası bütün düşünce kalıplarından kurtulmak, dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulmak, olanı olduğu gibi kabul etmek, hep huzurda, sessizlikte kalmak demektir. Ne olursa olsun, hangi dünyasal mücadele ile karşılaşırsak karşılaşalım her zaman sağlam, her zaman sessiz ama her zaman içsel dengemizi muhafaza etmektir.

Her an zihninizden geçenleri seyredin, hayatı seyredin, yaşadıklarınızı olanı biteni seyredin, duygularınızın, düşüncelerinizin farkına varın, sessizliğinizi bozmayın, sadece ve sadece seyredin. Bunu hayatınıza geçirdiğinizde sadece olanı yaşarsanız, çünkü ne yaşanıyorsa o anda yaşanıyordur, ne geçmişte ne de gelecekte. Gerçeği, tanrıyı, sevgiyi anlamak istiyorsanız sadece seyredin, varolmak sessizlikte vardır, varolmak sevgide vardır, varolmak düşüncelerin olmadığı, bildiğinizi zannettiğiniz belki de hiç bilmediğiniz anlarda vardır, o anlar ki sevginin en yükseklere çıktığı, hep var olduğu, hiç eksilmediğini, hiç bitmediği hep olan anlardır.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik....
Cevap
Misafir11:17, 10 Şubat 2013 
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
nonur bulun
AYNEN
Cevap
_EKSELANS_11:25, 10 Şubat 2013 
Sevginin önemi.

Sevgi, acılara tebessüm etmektir, umut olmaktır umudu olmayanlara.... Ayrılan kalpleri birleştirmektir… Ağlayan gözleri silmektir... Sevgi, yalnızlığa arkadaş, yetim bir çocuğun gözünde sevinç parıltısı, bir annenin yüreğinde merhamet olmaktır... Kısacası sevgi, insan olmaktır. Onun için diyorum ki, sevin hesapsızca, sınırsızca, sonsuzca ve yüreklice sevin ...ama nasıl oluyor da sevginin egemen hakimiyeti,yerini gözyaşının acının teslimiyetine, kendisini boykot edebilecek düzeyde askıya alarak sahayı nefrete kin ve intikamı besleyen karanlık güçlere bırakabiliyor bunu anlamak kolay olmasa gerek.
.insana dair olan sevgi ve aşk duygusunun bir menfaat ilişkisinde yada anlaşılmaz egosit tutum ve davranışlarda yerini sadist düşüncelere zorbalıklara ve vahşice hasarlanan cinayetleer bırakması .. tebessümle iç kıpırtısının yerini endişe gözyaşına,doyasıya sarılmaların kucaklaşmaların yerini ayrılıklar ve vedalara,umutlara yeni yasamlara yelken açan iyimserlıgın yerinde karamsarlık ve gelecek kaygısına bırakmasına neden olmaktadır...
Dinine, diline, ırkına bakmaksızın dünyayı, yaşamı ve bütün insanlığı kucaklamak olan sevginin, yerini insanda karamsarlıga ve simsiyah ruh haline terketmesi hali degil midir savaşlar....

Onun içindir ki, biz zamanın içinde ne geçmişin aynasında silik bir görüntü olarak durmalıyız ne de duygularımızın yüzeyselliğine kurban etmeliyiz sevgiyi..
Bilmeliyizki, sevgi yüzeysel ucuz değerler kavramıyla sınırlanamaz. Sevgi duygusu bütün
zamanların derinliğini içinde barındıran insanın iç değerlerinin derinliğiyle ilintilidir.o derinligi içselleştirerek egemen güç halinde merkezimize koyarsak savaşın karşısında bir bariş tohumu olarak ekmiş oluruzz..

Kaynak
Cevap
1 23
«Önceki KonuSonraki Konu»
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adınız:
Doğrulama
Mesaj:
Tüm Soru-Cevap Konuları
Benzer Konular
Meslekler toplum hayatı için neden önemlidir?
Sevgi neden önemlidir?
Bitkiler için çiçek neden önemlidir?
Çocuklar için oyuncak neden önemlidir?
Eğitim ve çalışma hakkı insanlar için neden gereklidir?