Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 16 Mart 2011 (21:42) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
26914 kez görüntülenmiş, 29 cevap yazılmış ve son mesaj 19 Nisan 2014 (14:15) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.30  |  Oy Veren: 98      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 16 Mart 2011, 21:42

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
lütfen bulun ödevim bu
Etiketler:
  • sevgi insanlar icin neden onemli
  • sevgi insanlar icin neden onemlidir
  • sevgi neden insanlar icin onemlidir
  • sevginin insanlar icin neden onemli
  • sevginin insanlar icin onemi nedir
Benzer Konular:
Rapor Et
Reklam
Eski 22 Mart 2011, 17:55

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#2 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
nonur bulun
Rapor Et
Eski 22 Mart 2011, 18:04

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#3 (link)
qraLiçee ßabY
Ziyaretçi
qraLiçee ßabY - avatarı
İnş. işine yarar aqedeşşş

SEVGİNİN ÖNEMİ
Dünyamızda herhalde en çok kullanılan sözcüklerden biri de sevgidir ve bu kelimeyi çoğunlukla anlamadan kullanır veya kendi ihtiyaçlarımıza göre değerlendiririz. Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem kazanır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakarlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

İnsanın kalben en iyi hissedebildiği sevgilerden bir tanesi, üç boyutlu yaşadığı dünyada karşı cinsle olan birlikteliğidir. Her şeyin sınırlı olduğu madde, zaman, mekan boyutunda yaşanlar elbetteki sınırsız ve sonsuz sevgiyi verememektedir. Sadece insanların belki de farkında olmadığı, belki de göremediği yaşanan anları vardır, iki sevgilinin hiç konuşmadığı anlardaki huzur, mutluluk, sevgi hisleridir ki işte en gerçek, en saf hisleridir bunlar.

Zaman zaman bana şikayete gelen ve yakınan bazı dostlarım ben çok sevdiğim halde o beni hiç sevmedi veya beni bıraktı derler, sanki onların duymuş olduğu bu sevginin karşılık alacağı kontratı imzalamış gibi davranırlar. Halbuki sevginin iki kişi arasında yaşanan bir şey olmaktan çok tek kişi tarafından hissedilen bir duygudur. Çünkü insan sevmek istediği için seven, kendi egosunu doyurmak için seven bir varlıktır.

Geçenlerde sevgilisine aşık olmuş fakat cevap alamamış bir talebem yakınıyordu. Kendisine ne kadar şanslı olduğunu söyledim. Aşkta veya sevgide kişinin karşılık beklemekten çok yaşamakta ve hissetmekte olduğu bu derin ve zengin duygunun herkese nasip olmadığını ve sadece bu duyguyu hissedebilmiş olmanın bu hayatta yaşanan çok değerli kutsanmışlık olduğunu, önemli olanın da kendisinin bu duyguyu yaşaması olduğunu ve karşılık almanın ancak ikinci derecede önemli olduğunu açıklarken bir anda duruvermiş ve düşünmeye başlamıştı. Üstelik kendisine sana bu duyguyu yaşatan kimse, git ve kendisine sende bu duyguyu uyandırdığı için teşekkür et ve çiçek ver deyince daha da şaşırmıştı. Her yaşanan sevgi, anlamı ne olursa olsun gerçek sevginin bir alıştırması değil midir...

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Halbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Bu doğanın kendisine verdiği haslettir. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi.

Hayatı seven, yaşamayı var olmaktan dolayı sever ve en büyük sevgi yaradana olan sevgidir. Bu öyle bir sevgidir ki, kişi öz benliğinin yaradanın benliğinden geldiğini hissetmeye, anlamaya ve bu duyguyu yaşamaya başladığı an artık kendisi sevgi olmuştur. Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz seminerler, dinlediğimiz konuşmalar, sadece entelektüel çalışmalar olup, arayışlarımızı sürdürmeye devam ederiz de yine bir yerlerde bizi tatmin etmeyen, hala niye mutsuzum, söylenen her şeyi yapıyorum, yine de tam mutlu değilim diye hep kafamızı kurcalayan pek çok soru beynimize üşüşüverir. İşte belki de sihir, beynimize üşüşen bu düşünceleri iptal etmekle işe başlamakta fayda vardır.

İnsanoğlu ancak yaradana olan sevgisi ile aydınlanabilmiştir. Kişi hayat bilgilerinin sırlarını hep dışarıda ve kendisinden en uzak olan yerlerde arar ve orada bulduğu pratik bilgilerle yola çıkar. Bu yolda, rastladığı yol haritaları, formüller ve daha evvel başka üstadlar tarafından denenmiş yol gösterici spritüel çalışmaların neticesinde bütün ok işaretlerinin kendisini gösterdiğinin farkında olur. İşte o zaman, ilahi spritüel hayat yaşam tarzını kendisine mal eder ve bu yolda başarının kendi içindeki spritüel yol haritasını takip ettiği takdirde ulaşılacağını fark eder.

O zaman bütün meşgalelerindeki entelektüel bilgileri ve çeşitlilikleri bir tarafa bırakır ve bütün elde ettiği öğretilerin kendisine en uygun olanının bir sentezini yapar. Ve yoldan sapmadan bu yolculuk sırasında kendisine yol göstermiş ve her ne formda olursa olsun bilgi aktarmış olan bütün şahsiyetlere saygısını kaybetmeden ve gerektiği yerde şükranlarını ileterek farkında olduğu yaratılmışlığın bütünlüğüne teslimiyet ve aşk ile aydınlanmanın perdelerini teker teker açmaya ve yaradanın izni ile ermişlik mertebesine ulaşır. Yani gerçek insan olur.

Düşünceler, meşgaleler, hedefler, başarılar, sorumluluklar, bağımlılıklar, korkular, endişeler, yaşanan her ne varsa hepsi yanlış değil, yaşanması gerektiği içindir. Teslimiyet burada başlar. Yogada bir kral yolu vardır. Buna Raja Yoga, yani zihin yogası denir. Zihin yogası bütün düşünce kalıplarından kurtulmak, dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulmak, olanı olduğu gibi kabul etmek, hep huzurda, sessizlikte kalmak demektir. Ne olursa olsun, hangi dünyasal mücadele ile karşılaşırsak karşılaşalım her zaman sağlam, her zaman sessiz ama her zaman içsel dengemizi muhafaza etmektir.

Her an zihninizden geçenleri seyredin, hayatı seyredin, yaşadıklarınızı olanı biteni seyredin, duygularınızın, düşüncelerinizin farkına varın, sessizliğinizi bozmayın, sadece ve sadece seyredin. Bunu hayatınıza geçirdiğinizde sadece olanı yaşarsanız, çünkü ne yaşanıyorsa o anda yaşanıyordur, ne geçmişte ne de gelecekte. Gerçeği, tanrıyı, sevgiyi anlamak istiyorsanız sadece seyredin, varolmak sessizlikte vardır, varolmak sevgide vardır, varolmak düşüncelerin olmadığı, bildiğinizi zannettiğiniz belki de hiç bilmediğiniz anlarda vardır, o anlar ki sevginin en yükseklere çıktığı, hep var olduğu, hiç eksilmediğini, hiç bitmediği hep olan anlardır.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik....
Rapor Et
Eski 22 Mart 2011, 18:08

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#4 (link)
qraLiçee ßabY
Ziyaretçi
qraLiçee ßabY - avatarı
inşallah işine yarar arkadasım
SEVGİNİN ÖNEMİ
Dünyamızda herhalde en çok kullanılan sözcüklerden biri de sevgidir ve bu kelimeyi çoğunlukla anlamadan kullanır veya kendi ihtiyaçlarımıza göre değerlendiririz. Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem kazanır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakarlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

İnsanın kalben en iyi hissedebildiği sevgilerden bir tanesi, üç boyutlu yaşadığı dünyada karşı cinsle olan birlikteliğidir. Her şeyin sınırlı olduğu madde, zaman, mekan boyutunda yaşanlar elbetteki sınırsız ve sonsuz sevgiyi verememektedir. Sadece insanların belki de farkında olmadığı, belki de göremediği yaşanan anları vardır, iki sevgilinin hiç konuşmadığı anlardaki huzur, mutluluk, sevgi hisleridir ki işte en gerçek, en saf hisleridir bunlar.

Zaman zaman bana şikayete gelen ve yakınan bazı dostlarım ben çok sevdiğim halde o beni hiç sevmedi veya beni bıraktı derler, sanki onların duymuş olduğu bu sevginin karşılık alacağı kontratı imzalamış gibi davranırlar. Halbuki sevginin iki kişi arasında yaşanan bir şey olmaktan çok tek kişi tarafından hissedilen bir duygudur. Çünkü insan sevmek istediği için seven, kendi egosunu doyurmak için seven bir varlıktır.

Geçenlerde sevgilisine aşık olmuş fakat cevap alamamış bir talebem yakınıyordu. Kendisine ne kadar şanslı olduğunu söyledim. Aşkta veya sevgide kişinin karşılık beklemekten çok yaşamakta ve hissetmekte olduğu bu derin ve zengin duygunun herkese nasip olmadığını ve sadece bu duyguyu hissedebilmiş olmanın bu hayatta yaşanan çok değerli kutsanmışlık olduğunu, önemli olanın da kendisinin bu duyguyu yaşaması olduğunu ve karşılık almanın ancak ikinci derecede önemli olduğunu açıklarken bir anda duruvermiş ve düşünmeye başlamıştı. Üstelik kendisine sana bu duyguyu yaşatan kimse, git ve kendisine sende bu duyguyu uyandırdığı için teşekkür et ve çiçek ver deyince daha da şaşırmıştı. Her yaşanan sevgi, anlamı ne olursa olsun gerçek sevginin bir alıştırması değil midir...

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Halbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Bu doğanın kendisine verdiği haslettir. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi.

Hayatı seven, yaşamayı var olmaktan dolayı sever ve en büyük sevgi yaradana olan sevgidir. Bu öyle bir sevgidir ki, kişi öz benliğinin yaradanın benliğinden geldiğini hissetmeye, anlamaya ve bu duyguyu yaşamaya başladığı an artık kendisi sevgi olmuştur. Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz seminerler, dinlediğimiz konuşmalar, sadece entelektüel çalışmalar olup, arayışlarımızı sürdürmeye devam ederiz de yine bir yerlerde bizi tatmin etmeyen, hala niye mutsuzum, söylenen her şeyi yapıyorum, yine de tam mutlu değilim diye hep kafamızı kurcalayan pek çok soru beynimize üşüşüverir. İşte belki de sihir, beynimize üşüşen bu düşünceleri iptal etmekle işe başlamakta fayda vardır.

İnsanoğlu ancak yaradana olan sevgisi ile aydınlanabilmiştir. Kişi hayat bilgilerinin sırlarını hep dışarıda ve kendisinden en uzak olan yerlerde arar ve orada bulduğu pratik bilgilerle yola çıkar. Bu yolda, rastladığı yol haritaları, formüller ve daha evvel başka üstadlar tarafından denenmiş yol gösterici spritüel çalışmaların neticesinde bütün ok işaretlerinin kendisini gösterdiğinin farkında olur. İşte o zaman, ilahi spritüel hayat yaşam tarzını kendisine mal eder ve bu yolda başarının kendi içindeki spritüel yol haritasını takip ettiği takdirde ulaşılacağını fark eder.

O zaman bütün meşgalelerindeki entelektüel bilgileri ve çeşitlilikleri bir tarafa bırakır ve bütün elde ettiği öğretilerin kendisine en uygun olanının bir sentezini yapar. Ve yoldan sapmadan bu yolculuk sırasında kendisine yol göstermiş ve her ne formda olursa olsun bilgi aktarmış olan bütün şahsiyetlere saygısını kaybetmeden ve gerektiği yerde şükranlarını ileterek farkında olduğu yaratılmışlığın bütünlüğüne teslimiyet ve aşk ile aydınlanmanın perdelerini teker teker açmaya ve yaradanın izni ile ermişlik mertebesine ulaşır. Yani gerçek insan olur.

Düşünceler, meşgaleler, hedefler, başarılar, sorumluluklar, bağımlılıklar, korkular, endişeler, yaşanan her ne varsa hepsi yanlış değil, yaşanması gerektiği içindir. Teslimiyet burada başlar. Yogada bir kral yolu vardır. Buna Raja Yoga, yani zihin yogası denir. Zihin yogası bütün düşünce kalıplarından kurtulmak, dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulmak, olanı olduğu gibi kabul etmek, hep huzurda, sessizlikte kalmak demektir. Ne olursa olsun, hangi dünyasal mücadele ile karşılaşırsak karşılaşalım her zaman sağlam, her zaman sessiz ama her zaman içsel dengemizi muhafaza etmektir.

Her an zihninizden geçenleri seyredin, hayatı seyredin, yaşadıklarınızı olanı biteni seyredin, duygularınızın, düşüncelerinizin farkına varın, sessizliğinizi bozmayın, sadece ve sadece seyredin. Bunu hayatınıza geçirdiğinizde sadece olanı yaşarsanız, çünkü ne yaşanıyorsa o anda yaşanıyordur, ne geçmişte ne de gelecekte. Gerçeği, tanrıyı, sevgiyi anlamak istiyorsanız sadece seyredin, varolmak sessizlikte vardır, varolmak sevgide vardır, varolmak düşüncelerin olmadığı, bildiğinizi zannettiğiniz belki de hiç bilmediğiniz anlarda vardır, o anlar ki sevginin en yükseklere çıktığı, hep var olduğu, hiç eksilmediğini, hiç bitmediği hep olan anlardır.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik....
Rapor Et
Eski 23 Mart 2011, 18:03

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
yahu neden önemli olduğu yazmıyor detaylı olarak yaaa
Rapor Et
Eski 23 Mart 2011, 18:04

cg

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
lütfen yardım edin
Rapor Et
Eski 28 Mart 2011, 19:35

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
uzun ve anlaşılmıyor
Rapor Et
Eski 7 Nisan 2011, 21:12

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
inşallah işine yarar arkadasım
SEVGİNİN ÖNEMİ
Dünyamızda herhalde en çok kullanılan sözcüklerden biri de sevgidir ve bu kelimeyi çoğunlukla anlamadan kullanır veya kendi ihtiyaçlarımıza göre değerlendiririz. Bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyleriz. Kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan çok az insan vardır. Hemen hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi önem kazanır. O kadar önemlidir ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan, şefkati, fedakarlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatı kavrar. Çünkü gerçek sevgide karşılık beklenmez.

İnsanın kalben en iyi hissedebildiği sevgilerden bir tanesi, üç boyutlu yaşadığı dünyada karşı cinsle olan birlikteliğidir. Her şeyin sınırlı olduğu madde, zaman, mekan boyutunda yaşanlar elbetteki sınırsız ve sonsuz sevgiyi verememektedir. Sadece insanların belki de farkında olmadığı, belki de göremediği yaşanan anları vardır, iki sevgilinin hiç konuşmadığı anlardaki huzur, mutluluk, sevgi hisleridir ki işte en gerçek, en saf hisleridir bunlar.

Zaman zaman bana şikayete gelen ve yakınan bazı dostlarım ben çok sevdiğim halde o beni hiç sevmedi veya beni bıraktı derler, sanki onların duymuş olduğu bu sevginin karşılık alacağı kontratı imzalamış gibi davranırlar. Halbuki sevginin iki kişi arasında yaşanan bir şey olmaktan çok tek kişi tarafından hissedilen bir duygudur. Çünkü insan sevmek istediği için seven, kendi egosunu doyurmak için seven bir varlıktır.

Geçenlerde sevgilisine aşık olmuş fakat cevap alamamış bir talebem yakınıyordu. Kendisine ne kadar şanslı olduğunu söyledim. Aşkta veya sevgide kişinin karşılık beklemekten çok yaşamakta ve hissetmekte olduğu bu derin ve zengin duygunun herkese nasip olmadığını ve sadece bu duyguyu hissedebilmiş olmanın bu hayatta yaşanan çok değerli kutsanmışlık olduğunu, önemli olanın da kendisinin bu duyguyu yaşaması olduğunu ve karşılık almanın ancak ikinci derecede önemli olduğunu açıklarken bir anda duruvermiş ve düşünmeye başlamıştı. Üstelik kendisine sana bu duyguyu yaşatan kimse, git ve kendisine sende bu duyguyu uyandırdığı için teşekkür et ve çiçek ver deyince daha da şaşırmıştı. Her yaşanan sevgi, anlamı ne olursa olsun gerçek sevginin bir alıştırması değil midir...

Günümüzde yaşanan sevgiler genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kurulur. Halbuki gerçekten seven ruhlar hesap yapmaz, sadece kayıtsız şartsız sever. Bu doğanın kendisine verdiği haslettir. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi.

Hayatı seven, yaşamayı var olmaktan dolayı sever ve en büyük sevgi yaradana olan sevgidir. Bu öyle bir sevgidir ki, kişi öz benliğinin yaradanın benliğinden geldiğini hissetmeye, anlamaya ve bu duyguyu yaşamaya başladığı an artık kendisi sevgi olmuştur. Hayatın özü sevgidir. Sevgisiz hiçbir canlı yaşayamaz. Hayvanlar ve bitkiler dahil. Her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Bilginin özü de ancak sevgi ile verilebilir. Sevgi vermektir, hizmet etmek ve birlik olmak ve paylaşmaktır. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir ve sevgiden daha güçlü bir duygu yoktur.

Okuduğumuz kitaplar, gittiğimiz seminerler, dinlediğimiz konuşmalar, sadece entelektüel çalışmalar olup, arayışlarımızı sürdürmeye devam ederiz de yine bir yerlerde bizi tatmin etmeyen, hala niye mutsuzum, söylenen her şeyi yapıyorum, yine de tam mutlu değilim diye hep kafamızı kurcalayan pek çok soru beynimize üşüşüverir. İşte belki de sihir, beynimize üşüşen bu düşünceleri iptal etmekle işe başlamakta fayda vardır.

İnsanoğlu ancak yaradana olan sevgisi ile aydınlanabilmiştir. Kişi hayat bilgilerinin sırlarını hep dışarıda ve kendisinden en uzak olan yerlerde arar ve orada bulduğu pratik bilgilerle yola çıkar. Bu yolda, rastladığı yol haritaları, formüller ve daha evvel başka üstadlar tarafından denenmiş yol gösterici spritüel çalışmaların neticesinde bütün ok işaretlerinin kendisini gösterdiğinin farkında olur. İşte o zaman, ilahi spritüel hayat yaşam tarzını kendisine mal eder ve bu yolda başarının kendi içindeki spritüel yol haritasını takip ettiği takdirde ulaşılacağını fark eder.

O zaman bütün meşgalelerindeki entelektüel bilgileri ve çeşitlilikleri bir tarafa bırakır ve bütün elde ettiği öğretilerin kendisine en uygun olanının bir sentezini yapar. Ve yoldan sapmadan bu yolculuk sırasında kendisine yol göstermiş ve her ne formda olursa olsun bilgi aktarmış olan bütün şahsiyetlere saygısını kaybetmeden ve gerektiği yerde şükranlarını ileterek farkında olduğu yaratılmışlığın bütünlüğüne teslimiyet ve aşk ile aydınlanmanın perdelerini teker teker açmaya ve yaradanın izni ile ermişlik mertebesine ulaşır. Yani gerçek insan olur.

Düşünceler, meşgaleler, hedefler, başarılar, sorumluluklar, bağımlılıklar, korkular, endişeler, yaşanan her ne varsa hepsi yanlış değil, yaşanması gerektiği içindir. Teslimiyet burada başlar. Yogada bir kral yolu vardır. Buna Raja Yoga, yani zihin yogası denir. Zihin yogası bütün düşünce kalıplarından kurtulmak, dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulmak, olanı olduğu gibi kabul etmek, hep huzurda, sessizlikte kalmak demektir. Ne olursa olsun, hangi dünyasal mücadele ile karşılaşırsak karşılaşalım her zaman sağlam, her zaman sessiz ama her zaman içsel dengemizi muhafaza etmektir.

Her an zihninizden geçenleri seyredin, hayatı seyredin, yaşadıklarınızı olanı biteni seyredin, duygularınızın, düşüncelerinizin farkına varın, sessizliğinizi bozmayın, sadece ve sadece seyredin. Bunu hayatınıza geçirdiğinizde sadece olanı yaşarsanız, çünkü ne yaşanıyorsa o anda yaşanıyordur, ne geçmişte ne de gelecekte. Gerçeği, tanrıyı, sevgiyi anlamak istiyorsanız sadece seyredin, varolmak sessizlikte vardır, varolmak sevgide vardır, varolmak düşüncelerin olmadığı, bildiğinizi zannettiğiniz belki de hiç bilmediğiniz anlarda vardır, o anlar ki sevginin en yükseklere çıktığı, hep var olduğu, hiç eksilmediğini, hiç bitmediği hep olan anlardır.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik....
Rapor Et
Eski 10 Şubat 2013, 11:17

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#9 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

nonur bulun
AYNEN
Rapor Et
Eski 10 Şubat 2013, 11:25

Sevgi insanlar için neden önemlidir?

#10 (link)
Özel Üye-VIP
_EKSELANS_ - avatarı
Sevginin önemi.

Sevgi, acılara tebessüm etmektir, umut olmaktır umudu olmayanlara.... Ayrılan kalpleri birleştirmektir… Ağlayan gözleri silmektir... Sevgi, yalnızlığa arkadaş, yetim bir çocuğun gözünde sevinç parıltısı, bir annenin yüreğinde merhamet olmaktır... Kısacası sevgi, insan olmaktır. Onun için diyorum ki, sevin hesapsızca, sınırsızca, sonsuzca ve yüreklice sevin ...ama nasıl oluyor da sevginin egemen hakimiyeti,yerini gözyaşının acının teslimiyetine, kendisini boykot edebilecek düzeyde askıya alarak sahayı nefrete kin ve intikamı besleyen karanlık güçlere bırakabiliyor bunu anlamak kolay olmasa gerek.
.insana dair olan sevgi ve aşk duygusunun bir menfaat ilişkisinde yada anlaşılmaz egosit tutum ve davranışlarda yerini sadist düşüncelere zorbalıklara ve vahşice hasarlanan cinayetleer bırakması .. tebessümle iç kıpırtısının yerini endişe gözyaşına,doyasıya sarılmaların kucaklaşmaların yerini ayrılıklar ve vedalara,umutlara yeni yasamlara yelken açan iyimserlıgın yerinde karamsarlık ve gelecek kaygısına bırakmasına neden olmaktadır...
Dinine, diline, ırkına bakmaksızın dünyayı, yaşamı ve bütün insanlığı kucaklamak olan sevginin, yerini insanda karamsarlıga ve simsiyah ruh haline terketmesi hali degil midir savaşlar....

Onun içindir ki, biz zamanın içinde ne geçmişin aynasında silik bir görüntü olarak durmalıyız ne de duygularımızın yüzeyselliğine kurban etmeliyiz sevgiyi..
Bilmeliyizki, sevgi yüzeysel ucuz değerler kavramıyla sınırlanamaz. Sevgi duygusu bütün
zamanların derinliğini içinde barındıran insanın iç değerlerinin derinliğiyle ilintilidir.o derinligi içselleştirerek egemen güç halinde merkezimize koyarsak savaşın karşısında bir bariş tohumu olarak ekmiş oluruzz..

Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.272 saniyede (82.64% PHP - 17.36% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 02:55
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi