Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin yaptığı mimari çalışmalar nelerdir?

Gösterim: 4902 | Cevap: 3
  • osmanli devleti eserleri nelerdir
Misafir
Cevaplanmamış   |    24 Mart 2011 19:24   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin yaptığı mimari çalışmalar nelerdir?

17. YÜZYIDLA OSMANLININ YAPTIĞI MİMARİ ÇALIŞMALARI RESİMLİ OALRAK YAYINLAR MISNIZ LÜTFENNNNNNNNNNN....
Misafir
28 Mart 2012 17:56   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
osmanlı devletinin 17. yüzyılda yaptığı mimari eserlerin isimlerini istiyorum
derscalismak
28 Mart 2012 19:28   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Osmanlı Mimari Eserleri 17. Yüzyıl


17. Yüzyılda Osmanlı Mimari Eserleri

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki hakimiyeti yaklaşık 500 yıl sürmüştür. Bu uzun dönem boyunca Müslüman-Türk kültürüne ait önemli eserler inşa edilmiş bölgenin gayrimüslim halkları da bu zengin kültürden faydalanmıştır.


Osmanlı Devleti imar çalışmalarına büyük önem vermiş; yollar köprüler camiler medreseler inşa etmiş ardında sayısız eser bırakmıştır. Ancak kültür mirası mimari eserlerle sınırlı değildir; Balkan topraklarında yerleşen Müslüman-Türk gruplar beraberlerinde halk ve tasavvuf edebiyatını çeşitli sanat kollarını yeme-içme kültürünü daha doğrusu Müslüman-Türk medeniyetinin bütün unsurlarını bu bölgeye taşımış yaygınlaştırmış ve günümüze kadar yaşamasını sağlamışlardır.

Örnek olarak Türk yemek kültürüne ait birçok unsur bugün Balkanlar'da gelenek haline gelmiştir; bu çerçevede pide börek kebap dolma somun gevrek sarma helva boza salep kahve şerbet kadayıf baklava fincan bardak tas cezve gibi sayısız kavram Balkan kültürüne geçmiştir. Bugün Balkan ülkelerinde gezen bir turist hemen her adımında Osmanlı'dan kalma bir eserle karşılaşmakta o kültürün izlerini takip edebilmektedir. Uzun yıllar boyunca ihmal edilen ve ancak son zamanlarda yeni yeni ilgi görmeye başlayan bu eserler 500 yıl boyunca kök salmış bir kültürü temsil etmektedir.


Mimari Eserler


Balkanlar'da Osmanlı dönemine ait Türk şehir mimarisinin en güzel örnekleri verilmiştir. Bu çerçevede şehir merkezlerine cami-mescit tekke-zaviye ve türbe gibi dini yapılar; han bedesten kervansaray arasta ve çarşı gibi ticari yapılar; imaret hamam köprü su kemeri çeşme ve saat kulesi gibi sosyal yapılar; mektep medrese ve kütüphane gibi eğitim merkezleri; kale kule-ocak burç ve tabyalar gibi askeri yapılar inşa edilmiştir.


Mimari zenginliğin de İslam ahlakının uluslara kazandırdığı bir vasıf olduğunu belirtmek gerekir. İslam öncesinde Ortadoğu ve Orta Asya halkları mimari yönden oldukça geri bir düzeyde olmalarına karşın İslam ahlakıyla şereflenmelerinin ardından diğer pek çok kültürel alanda olduğu gibi mimari alanında da büyük bir yükseliş yaşamışlardır. Kuran'da Hz. Süleyman'ın estetik zevkini ve yaptırdığı büyük mimari eserleri bildiren ayetler tüm Müslümanlar için yol gösterici olmuştur:17. Yüzyılda Osmanlı Mimari Eserleri

Süleyman için de sabah gidişi bir ay akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık... Ona dilediği şekilde kaleler heykeller havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı... (Sebe Suresi 12-13)

Bu şuurla yapılan mimari eserleri İslam tarihinin her döneminde görmek mümkündür. Osmanlı ise bu alandaki zirveyi temsil etmektedir. Türk mimari tarihinin ünlü isimlerinden Ekrem Hakkı Ayverdi uzun araştırmalar sonucunda yayınladığı Avrupa'da Osmanlı Mimarisi adlı eserinde Osmanlı'nın sadece Balkanlar'da 15.787 adet mimari yapı inşa ettiğini ortaya koymuştur.Sadece Bulgaristan'daki mimari eserlerin sayısı 3399 adettir; bu sayı 2356 adet cami-mescit 142 medrese 273 mektep 174 tekke-zaviye 42 imaret 116 han 113 hamam-ılıca-kaplıca 27 türbe 24 köprü 16 kervansaray 74 çeşme saat kuleleri hastaneler bedestenler kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir. Günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuştur; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok azdır

Vardar Nehri üzerinde Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Taş Köprü (Fatih Köprüsü) ve Samokov'da bir Türk çeşmesi.

Bu mimari yapılardan Romanya Babadağ'daki Sarı Saltuk Türbesi; Arnavutluk Kruya'da Sarı Saltuk Türbesi; Bosna-Hersek Blagay'da Sarı Saltuk Türbesi; Bulgaristan Obroçişte-Balçık'ta Akyazılı Tekkesi ve İmareti; Köstendil'de Koca İsnak Paşa Köprüsü Uludere Harmanlı Köprüsü; Budapeşte'de Gül Baba Türbesi; Kosova Priştine'de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi; Üsküp'te Sultan Murat Camii Kurşunlu Han; Filibe'de Sultan Murat Hüdavendigar Camii Karagöz Paşa Medresesi Hünkar Hamamı Şahabeddin Paşa Hamamı; Saraybosna'da Gazi Hüsrev Bey Camii; Sofya'da Mahmut Paşa Camii ve Kervansarayı Şumnu'da Şerif Halil Paşa Camii saat kulesi; Yunanistan Kavala'da Mehmet Ali Paşa Medresesi yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü; Manastır-Bitola Pirlepe'de saat kuleleri; Peç'te Kazım Paşa Camii gibi çeşitli örnekler günümüze kadar ulaşmıştır.. Ancak ne var ki bu yapıların bazıları bakımsız ve ihmal edilmiş durumdadırlar.

Özellikle Bulgaristan Romanya Sırbistan Macaristan gibi ülkelerdeki eserler Eski Yugoslavya'da bulunanlara göre çok daha kötü durumdadır. Türk kültür mirasının bir parçası olan bu önemli eserler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. İhmal ve bakımsızlığın yanı sıra yıkılmayan bazı önemli tarihi binaların farklı amaçlarla kullanılması bilinçsiz bir şekilde tadilat çalışmalarında bulunulması eserlerin ideolojik olarak tahrip edilmesi bu mimari yapıların tükenmesine yol açmaktadır. Türkiye'nin bu eserlerin restorasyonu ve korunması için girişimde bulunması Balkan ülkeleriyle bu konuda iş birliği imkanları araması son derece isabetli bir politika olacaktır.

Macaristan'da Osmanlı'dan kalan en büyük mimari eser olan Gazi Kasım Paşa Camii şu anda kilise olarak kullanılıyor. can kubbesi Hunyadi Yanoş heykeliyle yüz yüze Peç'in en kalabalık meydanına bakıyor.17. Yüzyılda Osmanlı Mimari Eserleri

Macaristan'ın her yerinde Osmanlı'nın izlerine rastlamak mümkün. İşte Kanuni döneminde kuşatılmasına rağmen kışın bastırması sebebiyle alınamayan 1596 yılında III. Mehmed tarafından fethedilen Eğri Kalesi'nden bir görünüm. III. Mehmed bu zaferden dolayı Osmanlı tarihinde "Eğri Fatihi" olarak anılır.


Edebiyat Mirası

Balkanlar'da Osmanlı yönetimi tarafından sürdürülen imar faaliyetleri bilim kültür ve sanat konusunda önemli ilerlemelere yol açmıştır. Özellikle bu dönemde inşa edilen medrese mektep tekke ve zaviyeler yeni bilim ve sanat insanlarının yetişmesini sağlamıştır. Nitekim II. Beyazıd döneminden itibaren yazılı metinler üreten sanatçılara rastlanmaya başlanmıştır. Balkanlar Osmanlı İmparatorluğu içinde sanatçı bilim ve devlet adamı üreten bir merkez haline gelmiştir. 16.-17. yüzyıllar arasında devlet içinde görev alan 22 sadrazam Bosnalı'dır. 16. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı edebiyat eserlerinin büyük bir kısmı da Balkanlar'da üretilir olmuştur.

Bu konuda önemli eserler veren Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen yaptığı araştırmalara dayanarak bu konuyu şöyle açıklamaktadır:

"Osmanlı sarayından başlanarak taşrada şehzade sancakları ve beyler kendi konumlarına uygun bir sanatçı kadrosunu maiyetlerinde bulunduruyorlardı. Böyle bir kadro yöneticiliğin şartlarından sayılıyordu. Osmanlı Rumelisi özel konumu nedeniyle çok sayıda akıncı ailesinin de barınma yeriydi. Bu yüzdendir ki akıncı beyleri çevrelerinde maiyetlerindeki serdengeçtileri sürekli istim üzerinde tutacak derviş-meşrep şairlere ihtiyaç duyarlar ve onları himaye ederlerdi. Bu ve buna eklenecek başka sebepler yüzünden Rumeli adeta şairler ocağıdır.."

Ayrıca İsen'in araştırmasında şair tezkirelerine dayanarak Bulgaristan Yunanistan Makedonya Yugoslavya gibi Balkan ülkelerinde yaşamış çok sayıda Osmanlı şair ve edebiyatçısını da tanıtılmaktadır.

Balkanlar'da Türk edebiyatının tasavvuftan halk edebiyatına kadar her türünde önemli eserler verilmiş bu edebi anlayış bölgede kök salmış ve yerel halkların kültürüyle kaynaşmıştır. Balkan ve Türk grupların arasındaki kültür alışverişi ortak bir kültürün temelini oluşturmuştur. Bölgede konuşulan Slav ve Türk dilleri alışverişe girmiş sayısız Türkçe kökenli kelime çok sayıda atasözü deyim fıkra Balkan kültüründe yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri Nasrettin Hoca'dır. Anadolu'dan göç eden Türkmenlerle Balkanlar'a ulaşan Nasrettin Hoca fıkraları yerel halk tarafından benimsenmiş ve kendi halk kültürlerine maledilerek sahiplenilmiştir:

Sırpça-Hırvatça'da Türkçe kökenli kelimelerin sayısının 7000 dolayında olduğu yıllar önce tespit edilmiştir. Bulgarca'da bunların sayısının 5000 dolayında olduğu B.Tsonev tarafından ortaya atılmıştı. Ancak yapılan en yeni araştırmalar Bulgarca'daki Türkçe kökenli kelimelerin 6500'ün üzerinde olduğunu göstermektedir .

Ünlü Bulgar mizah yazarı Radoy Ralin Bulgarca'da kullanılmakta olan Türkçe kökenli atasözlerinin sayısının 500 olduğunu söylüyor. Bulgarlar arasında bilinen Nasrettin Hoca fıkralarının 900 çeşitleriyle birlikte 2000 dolayında olduğunu yazıyor Sava Popov.
Türk edebiyatının Balkanlar'da geniş olarak özümsenmiş olduğunu gösteren örnekleri artırmak mümkündür. Bu konuda yapılmış çok sayıda bilimsel araştırma Slav ve Türk kültürünün kaynaşarak ortak ve zengin bir edebi kültür oluşturduğunu Balkan kültüründe Türk izlerini takip etmenin kolay olduğunu ortaya koymaktadır.
derscalismak
28 Mart 2012 19:29   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

17. YÜZYIDLA OSMANLININ YAPTIĞI MİMARİ ÇALIŞMALARI RESİMLİ OALRAK YAYINLAR MISNIZ LÜTFENNNNNNNNNNN....

Osmanlı Mimari Eserleri 17. Yüzyıl


17. Yüzyılda Osmanlı Mimari Eserleri

Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki hakimiyeti yaklaşık 500 yıl sürmüştür. Bu uzun dönem boyunca Müslüman-Türk kültürüne ait önemli eserler inşa edilmiş bölgenin gayrimüslim halkları da bu zengin kültürden faydalanmıştır.


Osmanlı Devleti imar çalışmalarına büyük önem vermiş; yollar köprüler camiler medreseler inşa etmiş ardında sayısız eser bırakmıştır. Ancak kültür mirası mimari eserlerle sınırlı değildir; Balkan topraklarında yerleşen Müslüman-Türk gruplar beraberlerinde halk ve tasavvuf edebiyatını çeşitli sanat kollarını yeme-içme kültürünü daha doğrusu Müslüman-Türk medeniyetinin bütün unsurlarını bu bölgeye taşımış yaygınlaştırmış ve günümüze kadar yaşamasını sağlamışlardır.

Örnek olarak Türk yemek kültürüne ait birçok unsur bugün Balkanlar'da gelenek haline gelmiştir; bu çerçevede pide börek kebap dolma somun gevrek sarma helva boza salep kahve şerbet kadayıf baklava fincan bardak tas cezve gibi sayısız kavram Balkan kültürüne geçmiştir. Bugün Balkan ülkelerinde gezen bir turist hemen her adımında Osmanlı'dan kalma bir eserle karşılaşmakta o kültürün izlerini takip edebilmektedir. Uzun yıllar boyunca ihmal edilen ve ancak son zamanlarda yeni yeni ilgi görmeye başlayan bu eserler 500 yıl boyunca kök salmış bir kültürü temsil etmektedir.


Mimari Eserler


Balkanlar'da Osmanlı dönemine ait Türk şehir mimarisinin en güzel örnekleri verilmiştir. Bu çerçevede şehir merkezlerine cami-mescit tekke-zaviye ve türbe gibi dini yapılar; han bedesten kervansaray arasta ve çarşı gibi ticari yapılar; imaret hamam köprü su kemeri çeşme ve saat kulesi gibi sosyal yapılar; mektep medrese ve kütüphane gibi eğitim merkezleri; kale kule-ocak burç ve tabyalar gibi askeri yapılar inşa edilmiştir.


Mimari zenginliğin de İslam ahlakının uluslara kazandırdığı bir vasıf olduğunu belirtmek gerekir. İslam öncesinde Ortadoğu ve Orta Asya halkları mimari yönden oldukça geri bir düzeyde olmalarına karşın İslam ahlakıyla şereflenmelerinin ardından diğer pek çok kültürel alanda olduğu gibi mimari alanında da büyük bir yükseliş yaşamışlardır. Kuran'da Hz. Süleyman'ın estetik zevkini ve yaptırdığı büyük mimari eserleri bildiren ayetler tüm Müslümanlar için yol gösterici olmuştur:17. Yüzyılda Osmanlı Mimari Eserleri

Süleyman için de sabah gidişi bir ay akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık... Ona dilediği şekilde kaleler heykeller havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı... (Sebe Suresi 12-13)

Bu şuurla yapılan mimari eserleri İslam tarihinin her döneminde görmek mümkündür. Osmanlı ise bu alandaki zirveyi temsil etmektedir. Türk mimari tarihinin ünlü isimlerinden Ekrem Hakkı Ayverdi uzun araştırmalar sonucunda yayınladığı Avrupa'da Osmanlı Mimarisi adlı eserinde Osmanlı'nın sadece Balkanlar'da 15.787 adet mimari yapı inşa ettiğini ortaya koymuştur.Sadece Bulgaristan'daki mimari eserlerin sayısı 3399 adettir; bu sayı 2356 adet cami-mescit 142 medrese 273 mektep 174 tekke-zaviye 42 imaret 116 han 113 hamam-ılıca-kaplıca 27 türbe 24 köprü 16 kervansaray 74 çeşme saat kuleleri hastaneler bedestenler kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir. Günümüzde bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuştur; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok azdır

Vardar Nehri üzerinde Fatih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Taş Köprü (Fatih Köprüsü) ve Samokov'da bir Türk çeşmesi.

Bu mimari yapılardan Romanya Babadağ'daki Sarı Saltuk Türbesi; Arnavutluk Kruya'da Sarı Saltuk Türbesi; Bosna-Hersek Blagay'da Sarı Saltuk Türbesi; Bulgaristan Obroçişte-Balçık'ta Akyazılı Tekkesi ve İmareti; Köstendil'de Koca İsnak Paşa Köprüsü Uludere Harmanlı Köprüsü; Budapeşte'de Gül Baba Türbesi; Kosova Priştine'de Sultan Murat Hüdavendigar Türbesi; Üsküp'te Sultan Murat Camii Kurşunlu Han; Filibe'de Sultan Murat Hüdavendigar Camii Karagöz Paşa Medresesi Hünkar Hamamı Şahabeddin Paşa Hamamı; Saraybosna'da Gazi Hüsrev Bey Camii; Sofya'da Mahmut Paşa Camii ve Kervansarayı Şumnu'da Şerif Halil Paşa Camii saat kulesi; Yunanistan Kavala'da Mehmet Ali Paşa Medresesi yeniden inşa edilen Mostar Köprüsü; Manastır-Bitola Pirlepe'de saat kuleleri; Peç'te Kazım Paşa Camii gibi çeşitli örnekler günümüze kadar ulaşmıştır.. Ancak ne var ki bu yapıların bazıları bakımsız ve ihmal edilmiş durumdadırlar.

Özellikle Bulgaristan Romanya Sırbistan Macaristan gibi ülkelerdeki eserler Eski Yugoslavya'da bulunanlara göre çok daha kötü durumdadır. Türk kültür mirasının bir parçası olan bu önemli eserler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. İhmal ve bakımsızlığın yanı sıra yıkılmayan bazı önemli tarihi binaların farklı amaçlarla kullanılması bilinçsiz bir şekilde tadilat çalışmalarında bulunulması eserlerin ideolojik olarak tahrip edilmesi bu mimari yapıların tükenmesine yol açmaktadır. Türkiye'nin bu eserlerin restorasyonu ve korunması için girişimde bulunması Balkan ülkeleriyle bu konuda iş birliği imkanları araması son derece isabetli bir politika olacaktır.

Macaristan'da Osmanlı'dan kalan en büyük mimari eser olan Gazi Kasım Paşa Camii şu anda kilise olarak kullanılıyor. can kubbesi Hunyadi Yanoş heykeliyle yüz yüze Peç'in en kalabalık meydanına bakıyor.17. Yüzyılda Osmanlı Mimari Eserleri

Macaristan'ın her yerinde Osmanlı'nın izlerine rastlamak mümkün. İşte Kanuni döneminde kuşatılmasına rağmen kışın bastırması sebebiyle alınamayan 1596 yılında III. Mehmed tarafından fethedilen Eğri Kalesi'nden bir görünüm. III. Mehmed bu zaferden dolayı Osmanlı tarihinde "Eğri Fatihi" olarak anılır.


Edebiyat Mirası

Balkanlar'da Osmanlı yönetimi tarafından sürdürülen imar faaliyetleri bilim kültür ve sanat konusunda önemli ilerlemelere yol açmıştır. Özellikle bu dönemde inşa edilen medrese mektep tekke ve zaviyeler yeni bilim ve sanat insanlarının yetişmesini sağlamıştır. Nitekim II. Beyazıd döneminden itibaren yazılı metinler üreten sanatçılara rastlanmaya başlanmıştır. Balkanlar Osmanlı İmparatorluğu içinde sanatçı bilim ve devlet adamı üreten bir merkez haline gelmiştir. 16.-17. yüzyıllar arasında devlet içinde görev alan 22 sadrazam Bosnalı'dır. 16. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı edebiyat eserlerinin büyük bir kısmı da Balkanlar'da üretilir olmuştur.

Bu konuda önemli eserler veren Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen yaptığı araştırmalara dayanarak bu konuyu şöyle açıklamaktadır:

"Osmanlı sarayından başlanarak taşrada şehzade sancakları ve beyler kendi konumlarına uygun bir sanatçı kadrosunu maiyetlerinde bulunduruyorlardı. Böyle bir kadro yöneticiliğin şartlarından sayılıyordu. Osmanlı Rumelisi özel konumu nedeniyle çok sayıda akıncı ailesinin de barınma yeriydi. Bu yüzdendir ki akıncı beyleri çevrelerinde maiyetlerindeki serdengeçtileri sürekli istim üzerinde tutacak derviş-meşrep şairlere ihtiyaç duyarlar ve onları himaye ederlerdi. Bu ve buna eklenecek başka sebepler yüzünden Rumeli adeta şairler ocağıdır.."

Ayrıca İsen'in araştırmasında şair tezkirelerine dayanarak Bulgaristan Yunanistan Makedonya Yugoslavya gibi Balkan ülkelerinde yaşamış çok sayıda Osmanlı şair ve edebiyatçısını da tanıtılmaktadır.

Balkanlar'da Türk edebiyatının tasavvuftan halk edebiyatına kadar her türünde önemli eserler verilmiş bu edebi anlayış bölgede kök salmış ve yerel halkların kültürüyle kaynaşmıştır. Balkan ve Türk grupların arasındaki kültür alışverişi ortak bir kültürün temelini oluşturmuştur. Bölgede konuşulan Slav ve Türk dilleri alışverişe girmiş sayısız Türkçe kökenli kelime çok sayıda atasözü deyim fıkra Balkan kültüründe yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri Nasrettin Hoca'dır. Anadolu'dan göç eden Türkmenlerle Balkanlar'a ulaşan Nasrettin Hoca fıkraları yerel halk tarafından benimsenmiş ve kendi halk kültürlerine maledilerek sahiplenilmiştir:

Sırpça-Hırvatça'da Türkçe kökenli kelimelerin sayısının 7000 dolayında olduğu yıllar önce tespit edilmiştir. Bulgarca'da bunların sayısının 5000 dolayında olduğu B.Tsonev tarafından ortaya atılmıştı. Ancak yapılan en yeni araştırmalar Bulgarca'daki Türkçe kökenli kelimelerin 6500'ün üzerinde olduğunu göstermektedir .

Ünlü Bulgar mizah yazarı Radoy Ralin Bulgarca'da kullanılmakta olan Türkçe kökenli atasözlerinin sayısının 500 olduğunu söylüyor. Bulgarlar arasında bilinen Nasrettin Hoca fıkralarının 900 çeşitleriyle birlikte 2000 dolayında olduğunu yazıyor Sava Popov.
Türk edebiyatının Balkanlar'da geniş olarak özümsenmiş olduğunu gösteren örnekleri artırmak mümkündür. Bu konuda yapılmış çok sayıda bilimsel araştırma Slav ve Türk kültürünün kaynaşarak ortak ve zengin bir edebi kültür oluşturduğunu Balkan kültüründe Türk izlerini takip etmenin kolay olduğunu ortaya koymaktadır.

derscalismak
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

17. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin yaptığı mimari çalışmalar nelerdir? Konusuna Benzer Konular

Cevap: 16
Son Mesaj: 27 Kasım 2014 18:01
Cevap: 0
Son Mesaj: 2 Şubat 2014 21:30
Cevap: 0
Son Mesaj: 1 Aralık 2013 15:50
Osmanlı Devleti'nin yaptığı ilk fetihler nelerdir?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 24 Aralık 2012 14:37
Cevap: 0
Son Mesaj: 6 Mart 2011 14:02
Sayfa 0.406 saniyede 11 sorgu ile oluşturuldu