Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Ülkemizde ve dünyada çevre kirliliğini önlemek için yapılan çalışmalar nelerdir?

Gösterim: 58065 | Cevap: 15
  • cevre kirliliginin nedenleri kisaca
  • cevre kirliliginin sebepleri
  • cevre sorunlari ve etkileri
Misafir
Cevaplanmış   |    12 Ocak 2012 14:22   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Ülkemizde ve dünyada çevre kirliliğini önlemek için yapılan çalışmalar nelerdir?

Ülkemizde ve dünyada çevre kirliliğini engellemek için yapılan çalışmalar nelerdir?
Çevre kirliliğine karşı ne gibi önlemler alınır, çevremizi temiz tutmak için insanlara düşen görevler nelerdir?
En iyi cevap Rower tarafından gönderildi

Çevre Kirliliğini Engellemek İçin Yapılan Çalışmalar

Çevre Kirliliği

Her türlü madde ya da enerjinin doğal birikimin çok üstündeki miktarlarda çevreye katılmasına çevre kirliliği denir. İnsan milyonlarca yıl evvel dünya üzerinde yaşamış ve bulunduğu çevreyi de kendi arzusuna göre değiştirmeye başlamıştır. Bilhassa 20. yüzyıldan sonra artan nüfus, ulaşım, sanayiinin gelişmesi ve insanın bir anlık para kazanma hırsı ile birey çevresini unutmuş ve kirliliğe terk etmiştir. Kirlenme, kirleticilerin etkilediği ortamın niteliğine göre; hava, su ve toprak kirlenmesi olarak sınıflandırılır. Çoğu kirletici, aynı anda birden çok kaynağı etkileyebilir. Çevre kirliliği canlılar içinde en çok insanları etkilemektedir. Böylece insanoğlu dolaylı yoldan kendine zarar vermiş olur. Çünkü; insan doğaya değil doğa insana sahiptir. İnsan doğaya zarar verince içinde bulunduğu halkaya zarar vermiş olur.
Çevre Bilgisi
Çevre:
İnsanı etkileyen ve insanlardan etkilenen dış ortama denir.
Çevre koruma:
Çevre kirliğini önlemek amacıyla yapılan çalışmalara denir.
Atık:
Çevrede bozulma meydana getirecek miktarda çevreye boşaltılan maddelere denir. Atıklar çirkin görünüm arz etmesinin yanı sıra pis koku yayar ve hastalık bulaştıran zararlıların üremesine sebep olur.
Çevre Kirliliği:
İnsanların faaliyetleri sonucu havada, suda, toprakta meydana gelen olumsuz gelişmeler, ekolojik dengenin bozulması, gürültü koku, ve atıkaalrın meydana getirdiği zararlı sonuçlardır.
Çevre Hakkı:
Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ihlal edenlere karşı yargı mercileri önünde savunma hakkıdır.
Gürültü:
Kişilerin huzurunu, ruh ve beden sağlığını bozacak seviyede çıkartılan, istenmeyen seslerdir.

1- Hava kalitesini bozan kirlilik sebepleri:
a) Bakım yapılmamış araçların fazla yakıt yakması,
b) Temiz olmayan yakıt kullanılması,
c) Trafik yoğunluğunu,
d) Zorunlu haller dışında araç kullanma,
e) Trafik yoğunluğu nedeniyle aracın uzun süre trafikte seyretmesi,
f) Duraklama ve park etme sırasında motorun gereksiz yere çalıştırılması,
g) Araç motoru rölantide çalışırken egzozdan çıkan karbon monoksit gazı
% 3,5′den, araç hareket halindeyken % 4,5′den fazla olmamalıdır.
h) Araçların egzoz gazları, yağ ve yakıt sızıntıları, akıntıları ve buharları, lastik tozları ve parçaları, araçların taşıdıkları yüklerin tozaması, buharlaşması v.b.
ı) Taşıtlara taşıma sınırı üzerinde yük yüklemek, aşırı hızlı gitmek, araç dışına gereksiz aksesuarlar takmak, seyir halinde camları açmak, lastik havalarının uygun seviyede olmaması, gereksiz yere taşıt kullanmak havayı kirletir.
Küçük silindir hacimli taşıtların kullanılması, aynı güçte olan taşıtlardan hafif olanının tercih edilmesi, yürüyerek gidilebilecek yere her hangi bir araçla gidilmemesi çevrenin korunması için alınacak tedbirlerdendir. Kurşunsuz yakıt kullanılmalı, çünkü havadaki kurşun kirliliğinin en önemli kaynağı taşıtlardır. Üstelik kurşunsuz yakıt kullanan araçların egzoz sistemlerindeki katalitik konvektör, egzozdan çıkan zehirli gazların zehirleyici etkilerini azaltmaktadır. Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarından yararlanmalıdır. Araç kullanırken trafiğin yoğun olmadığı saatleri, trafiğin yoğun olmadığı yolları tercih etmek gerekir. Gidilecek yere en kısa mesafeden gidilmelidir. Kısa mesafenin seçilmesi, enerji ve yakıt tasarrufu sağlamanın yanı sıra çevrenin kirletilmemesi bakımından da yarar sağlar. Üstelik turistlerde temiz bir ülkeyi tercih ederler.
Hava kirliliği, insanlarda nefes darlığı, kanser ve toplu ölümler gibi zararlara yol açmaktadır.
2- Toprak Kirliliği

Otomobil, minibüs, Otobüs, kamyonet, kamyon, çekici ve lastik tekerlekli traktörlerde.
a) Araç bakımlarının uygun ortamlarda yapılması, motor yağı, yakıt, asit vs. atıkların toprağa dökülmesi,
b) Araçlarda kullanılan, yenilen ve içilen maddelerin artıklarının çevreye atılması,
c) Kimyasal ve radyoaktif maddelerin emniyet tedbirleri alınmadan taşınması, (Radyoaktif maddelerin yüklenmesi, taşınması ve boşaltılması için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan izin alınması zorunludur.)
d) Sürücülerin orman ve tarım arazisi yangınlarına sebep olmaları,
e) Dökülecek, taşacak tozacak vb. şekillerde yük taşımak.
Bunlar toprak kirliliğine neden olur.

Çevre Kirliliğinin Nedenleri


Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır. Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de artması gerekmektedir. Bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır. Çevre Kirliliğinin nedenleri aşağıda kısaca sıralanmıştır.


Çevre Kirliliğinin Önlenmesi İçin yapılması Gerekenler
Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya ol­duğu, acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla bir­likte, birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlem­lerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketle­rin kârlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister, ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirme­ye yanaşmaz.
Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altı­na alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışıl­malıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için, sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin, elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir, ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükselte­cektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vaz geçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.
Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullan­maktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak, insanın alt­üst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya ça­lışmaktadırlar. Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslarara­sı alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972′de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İn­san Çevresi Konferansı’na 130′dan çok ülke­den temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gerekli önlemleri görüş­tüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konfe­ransın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.
Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye’de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu’nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası’nın 56. maddesinde ise “çevre kir­lenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir” hükmü yer alıyordu. 1983′te çıkarı­lan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine ilişkin ayrıntılı ön­lem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978′de kurulan Çevre Genel Müdürlüğü’nce yürütülmektedir.
Kirli çevre bizim insanların yerlere çöp attığı aslında çöp deil atık,fabrika attıklarını hepimiz biliyoruz, yani biz insanlar biliyoruz. Ama çevreye verdiğimiz hasarı onarmaya çalışmıyoruz, fabrikalardan çıkan duman çareye dönüştürüldü ama uygulanmadı bazı fabrikalarda ise bu düşünce uygulanıyor yanlız yinede sorun havaya etki yapıyor.fabrikalara filtre takıldı havanın oksijenini kazanmamızı sağlıyor. Fabrikada başka atıklarda dereye aktarılıyor böylelikle derenin yanında olan bitki türleri solar, ağaçlardan gelen meyve gelmez, bütün yere zarar verir buda bu güzel bitkilerin solup sararmasına neden olur.
İnsanoğlu yüzyıllardır çevresine ve doğaya verdiği zararların bedelini ödemektedir. Kişisel hırslarla, daha çok kazanmak arzusuyla, tembellikle, sorumsuzlukla doğaya zarar verenler kendilerinin doğanın bir parçası olduklarını ve verdikleri zararın kendilerine döneceği gerçeğini gözardı etmişlerdir. Yüzlerce yıldır çevreye verdiği zarardan çok çeken insanoğlunda bir çevre bilincinin oluşması (en azından önemli bir kısmında) çok yeni sayılır. 1970′li yıllardan sonra Dünya’da çevremizle ilgili hissedilir derecede bir duyarlılık oluşmuş ve bu olgu çevrebilim(ekoloji) adıyla bilimsel platformda yoğun bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır.

Çevreye Verilen Zararlar
Çevre kirliliğinin doruğa ulaşmasında 19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi’nin büyük etkisi olduğu doğrudur. Fakat çevre kirliliğinin bu tarihte başladığını zannetmek büyük bir hatadır. çevre kirliliği çok eski çağlardan beri vardır. Fakat çevre biliminin ve ciddi bir ekolojik bilincin oluşması yenidir. örneğin ormanların bilerek yakılması insanoğlunun çevreye çağlar boyunca verdiği zararın bir örneğidir. Orman yangını, çağlar öncesinde insanların sık sık yakalandığı sinüzit ve antrakoz (akciğerlerde siyahlaşma) gibi hastalıkların başlıca nedenidir. Fakat bunu yapan insanların, bu hastalıkların sebebinin, doğaya kendi elleriyle verdikleri zararlar olduğunu anladıklarını hiç sanmıyoruz.
Ortaçağ’da da çevre kirliliğinin önemli bir sorun olduğu anlaşılmaktadır. İngiltere’de evlerinin önüne insanların dışkılarını atmaları o kadar büyük bir sorun olmuştur ki 1345 yılında bunu yapanlar 2 şilin para cezasına çarptırılmaya başlanmıştır. 12. yüzyılda ise Fransa’da Philippe Auguste sokaklardaki iğrenç atıkların kaldırılmasını ilk emreden kral oldu. Bunun üzerine dışkılarını akarsulara atan halk kendi ana içme suyu kaynaklarını kirletti. çevre kirliliği hakkında ilk bilinen yasa 1388′de İngiltere Parlementosu’nda kabul edildi. Bu yasaya göre akarsulara ve sokaklara dışkı atılmayacaktı. Yasayı uygulamayan yönetici, o çevrede yaşayanlarca kralın mühürdarına şikayet edilecekti. İnsanların kendi elleriyle doğayı kirletmelerinin sonucunda, kendilerinin gördükleri zararın dayanılmaz boyuta ulaşmasıyla, ancak devlet yasasıyla kendilerini koruyacakları kanaatine vararak oluşturdukları ilk yasa, bahsettiğimiz yasadır.
19. yüzyıl sanayileşmesinde ise ortaya çıkan tablo korkunçtur. Tüm sanayi bölgelerinde metalurji ve demir çelik kuruluşları karaları, suları, havayı kirlettiler. Charles Dickens’in romanları, komünizmin teorisyeni Friedrich Engels’in yazıları, Londra’nın kirlenmişliğinin kitaplardaki en bilinen delilleridir. 1930′da hava kirliliğinden Belçika’nın Mosa Vadisi’nde 63 kişi öldü. 1952 yılında ise Londra’da yaşanan felaket çok daha büyüktü. 4000′i aşkın kişi nefes alma zorluğundan, insanların doğayı tahribinin bir sonucu olarak öldü.
Günümüzde de durum pek parlak değildir. Belki böyle toplu ölümlere rastlanmıyor ama Dünya Sağlık örgütü’nün açıklamalarına göre bir milyarı aşkın insan hava kirliliğinin doğrudan tehdidi altındadır. Yıllarca toplanan çöplerin denizlere dökülmesi sonucunda bu pislikten geçmişte ne kadar insanın zarar gördüğünü tespit etmek ise mümkün değildir. üstelik günümüzde de denizlere çöp dökülmesi şeklindeki uygulama tamamen terkedilmiş değildir. Gerek deniz altı canlılarını öldüren, gerekse bunların vücutlarında zararlı maddeler birikmesine yol açan deniz kirliliği, sonuçta yine insanoğluna zarar vermektedir. Günümüzde, sayamadığımız tüm bu kirliliklerin kanser gibi birçok hastalıkta önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir.
kaynak

Son düzenleyen jumong; 1 Haziran 2015 23:16. Sebep: iç başlık düzeni
12 Ocak 2012 14:38   |   Mesaj #2   |   
Rower - avatarı
VIP MazessezaM
İstanbul

21665
2.580 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 28-01-2009
Çevre Kirliliğini Engellemek İçin Yapılan Çalışmalar

Çevre Kirliliği

Her türlü madde ya da enerjinin doğal birikimin çok üstündeki miktarlarda çevreye katılmasına çevre kirliliği denir. İnsan milyonlarca yıl evvel dünya üzerinde yaşamış ve bulunduğu çevreyi de kendi arzusuna göre değiştirmeye başlamıştır. Bilhassa 20. yüzyıldan sonra artan nüfus, ulaşım, sanayiinin gelişmesi ve insanın bir anlık para kazanma hırsı ile birey çevresini unutmuş ve kirliliğe terk etmiştir. Kirlenme, kirleticilerin etkilediği ortamın niteliğine göre; hava, su ve toprak kirlenmesi olarak sınıflandırılır. Çoğu kirletici, aynı anda birden çok kaynağı etkileyebilir. Çevre kirliliği canlılar içinde en çok insanları etkilemektedir. Böylece insanoğlu dolaylı yoldan kendine zarar vermiş olur. Çünkü; insan doğaya değil doğa insana sahiptir. İnsan doğaya zarar verince içinde bulunduğu halkaya zarar vermiş olur.
Çevre Bilgisi
Çevre:
İnsanı etkileyen ve insanlardan etkilenen dış ortama denir.
Çevre koruma:
Çevre kirliğini önlemek amacıyla yapılan çalışmalara denir.
Atık:
Çevrede bozulma meydana getirecek miktarda çevreye boşaltılan maddelere denir. Atıklar çirkin görünüm arz etmesinin yanı sıra pis koku yayar ve hastalık bulaştıran zararlıların üremesine sebep olur.
Çevre Kirliliği:
İnsanların faaliyetleri sonucu havada, suda, toprakta meydana gelen olumsuz gelişmeler, ekolojik dengenin bozulması, gürültü koku, ve atıkaalrın meydana getirdiği zararlı sonuçlardır.
Çevre Hakkı:
Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ihlal edenlere karşı yargı mercileri önünde savunma hakkıdır.
Gürültü:
Kişilerin huzurunu, ruh ve beden sağlığını bozacak seviyede çıkartılan, istenmeyen seslerdir.

1- Hava kalitesini bozan kirlilik sebepleri:
a) Bakım yapılmamış araçların fazla yakıt yakması,
b) Temiz olmayan yakıt kullanılması,
c) Trafik yoğunluğunu,
d) Zorunlu haller dışında araç kullanma,
e) Trafik yoğunluğu nedeniyle aracın uzun süre trafikte seyretmesi,
f) Duraklama ve park etme sırasında motorun gereksiz yere çalıştırılması,
g) Araç motoru rölantide çalışırken egzozdan çıkan karbon monoksit gazı
% 3,5′den, araç hareket halindeyken % 4,5′den fazla olmamalıdır.
h) Araçların egzoz gazları, yağ ve yakıt sızıntıları, akıntıları ve buharları, lastik tozları ve parçaları, araçların taşıdıkları yüklerin tozaması, buharlaşması v.b.
ı) Taşıtlara taşıma sınırı üzerinde yük yüklemek, aşırı hızlı gitmek, araç dışına gereksiz aksesuarlar takmak, seyir halinde camları açmak, lastik havalarının uygun seviyede olmaması, gereksiz yere taşıt kullanmak havayı kirletir.
Küçük silindir hacimli taşıtların kullanılması, aynı güçte olan taşıtlardan hafif olanının tercih edilmesi, yürüyerek gidilebilecek yere her hangi bir araçla gidilmemesi çevrenin korunması için alınacak tedbirlerdendir. Kurşunsuz yakıt kullanılmalı, çünkü havadaki kurşun kirliliğinin en önemli kaynağı taşıtlardır. Üstelik kurşunsuz yakıt kullanan araçların egzoz sistemlerindeki katalitik konvektör, egzozdan çıkan zehirli gazların zehirleyici etkilerini azaltmaktadır. Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarından yararlanmalıdır. Araç kullanırken trafiğin yoğun olmadığı saatleri, trafiğin yoğun olmadığı yolları tercih etmek gerekir. Gidilecek yere en kısa mesafeden gidilmelidir. Kısa mesafenin seçilmesi, enerji ve yakıt tasarrufu sağlamanın yanı sıra çevrenin kirletilmemesi bakımından da yarar sağlar. Üstelik turistlerde temiz bir ülkeyi tercih ederler.
Hava kirliliği, insanlarda nefes darlığı, kanser ve toplu ölümler gibi zararlara yol açmaktadır.
2- Toprak Kirliliği

Otomobil, minibüs, Otobüs, kamyonet, kamyon, çekici ve lastik tekerlekli traktörlerde.
a) Araç bakımlarının uygun ortamlarda yapılması, motor yağı, yakıt, asit vs. atıkların toprağa dökülmesi,
b) Araçlarda kullanılan, yenilen ve içilen maddelerin artıklarının çevreye atılması,
c) Kimyasal ve radyoaktif maddelerin emniyet tedbirleri alınmadan taşınması, (Radyoaktif maddelerin yüklenmesi, taşınması ve boşaltılması için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan izin alınması zorunludur.)
d) Sürücülerin orman ve tarım arazisi yangınlarına sebep olmaları,
e) Dökülecek, taşacak tozacak vb. şekillerde yük taşımak.
Bunlar toprak kirliliğine neden olur.

Çevre Kirliliğinin Nedenleri


Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır. Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de artması gerekmektedir. Bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır. Çevre Kirliliğinin nedenleri aşağıda kısaca sıralanmıştır.


Çevre Kirliliğinin Önlenmesi İçin yapılması Gerekenler
Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya ol­duğu, acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla bir­likte, birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlem­lerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketle­rin kârlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister, ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirme­ye yanaşmaz.
Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altı­na alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışıl­malıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için, sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin, elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir, ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükselte­cektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vaz geçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.
Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullan­maktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak, insanın alt­üst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya ça­lışmaktadırlar. Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslarara­sı alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972′de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İn­san Çevresi Konferansı’na 130′dan çok ülke­den temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gerekli önlemleri görüş­tüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konfe­ransın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.
Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye’de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu’nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası’nın 56. maddesinde ise “çevre kir­lenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir” hükmü yer alıyordu. 1983′te çıkarı­lan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine ilişkin ayrıntılı ön­lem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978′de kurulan Çevre Genel Müdürlüğü’nce yürütülmektedir.
Kirli çevre bizim insanların yerlere çöp attığı aslında çöp deil atık,fabrika attıklarını hepimiz biliyoruz, yani biz insanlar biliyoruz. Ama çevreye verdiğimiz hasarı onarmaya çalışmıyoruz, fabrikalardan çıkan duman çareye dönüştürüldü ama uygulanmadı bazı fabrikalarda ise bu düşünce uygulanıyor yanlız yinede sorun havaya etki yapıyor.fabrikalara filtre takıldı havanın oksijenini kazanmamızı sağlıyor. Fabrikada başka atıklarda dereye aktarılıyor böylelikle derenin yanında olan bitki türleri solar, ağaçlardan gelen meyve gelmez, bütün yere zarar verir buda bu güzel bitkilerin solup sararmasına neden olur.
İnsanoğlu yüzyıllardır çevresine ve doğaya verdiği zararların bedelini ödemektedir. Kişisel hırslarla, daha çok kazanmak arzusuyla, tembellikle, sorumsuzlukla doğaya zarar verenler kendilerinin doğanın bir parçası olduklarını ve verdikleri zararın kendilerine döneceği gerçeğini gözardı etmişlerdir. Yüzlerce yıldır çevreye verdiği zarardan çok çeken insanoğlunda bir çevre bilincinin oluşması (en azından önemli bir kısmında) çok yeni sayılır. 1970′li yıllardan sonra Dünya’da çevremizle ilgili hissedilir derecede bir duyarlılık oluşmuş ve bu olgu çevrebilim(ekoloji) adıyla bilimsel platformda yoğun bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır.

Çevreye Verilen Zararlar
Çevre kirliliğinin doruğa ulaşmasında 19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi’nin büyük etkisi olduğu doğrudur. Fakat çevre kirliliğinin bu tarihte başladığını zannetmek büyük bir hatadır. çevre kirliliği çok eski çağlardan beri vardır. Fakat çevre biliminin ve ciddi bir ekolojik bilincin oluşması yenidir. örneğin ormanların bilerek yakılması insanoğlunun çevreye çağlar boyunca verdiği zararın bir örneğidir. Orman yangını, çağlar öncesinde insanların sık sık yakalandığı sinüzit ve antrakoz (akciğerlerde siyahlaşma) gibi hastalıkların başlıca nedenidir. Fakat bunu yapan insanların, bu hastalıkların sebebinin, doğaya kendi elleriyle verdikleri zararlar olduğunu anladıklarını hiç sanmıyoruz.
Ortaçağ’da da çevre kirliliğinin önemli bir sorun olduğu anlaşılmaktadır. İngiltere’de evlerinin önüne insanların dışkılarını atmaları o kadar büyük bir sorun olmuştur ki 1345 yılında bunu yapanlar 2 şilin para cezasına çarptırılmaya başlanmıştır. 12. yüzyılda ise Fransa’da Philippe Auguste sokaklardaki iğrenç atıkların kaldırılmasını ilk emreden kral oldu. Bunun üzerine dışkılarını akarsulara atan halk kendi ana içme suyu kaynaklarını kirletti. çevre kirliliği hakkında ilk bilinen yasa 1388′de İngiltere Parlementosu’nda kabul edildi. Bu yasaya göre akarsulara ve sokaklara dışkı atılmayacaktı. Yasayı uygulamayan yönetici, o çevrede yaşayanlarca kralın mühürdarına şikayet edilecekti. İnsanların kendi elleriyle doğayı kirletmelerinin sonucunda, kendilerinin gördükleri zararın dayanılmaz boyuta ulaşmasıyla, ancak devlet yasasıyla kendilerini koruyacakları kanaatine vararak oluşturdukları ilk yasa, bahsettiğimiz yasadır.
19. yüzyıl sanayileşmesinde ise ortaya çıkan tablo korkunçtur. Tüm sanayi bölgelerinde metalurji ve demir çelik kuruluşları karaları, suları, havayı kirlettiler. Charles Dickens’in romanları, komünizmin teorisyeni Friedrich Engels’in yazıları, Londra’nın kirlenmişliğinin kitaplardaki en bilinen delilleridir. 1930′da hava kirliliğinden Belçika’nın Mosa Vadisi’nde 63 kişi öldü. 1952 yılında ise Londra’da yaşanan felaket çok daha büyüktü. 4000′i aşkın kişi nefes alma zorluğundan, insanların doğayı tahribinin bir sonucu olarak öldü.
Günümüzde de durum pek parlak değildir. Belki böyle toplu ölümlere rastlanmıyor ama Dünya Sağlık örgütü’nün açıklamalarına göre bir milyarı aşkın insan hava kirliliğinin doğrudan tehdidi altındadır. Yıllarca toplanan çöplerin denizlere dökülmesi sonucunda bu pislikten geçmişte ne kadar insanın zarar gördüğünü tespit etmek ise mümkün değildir. üstelik günümüzde de denizlere çöp dökülmesi şeklindeki uygulama tamamen terkedilmiş değildir. Gerek deniz altı canlılarını öldüren, gerekse bunların vücutlarında zararlı maddeler birikmesine yol açan deniz kirliliği, sonuçta yine insanoğluna zarar vermektedir. Günümüzde, sayamadığımız tüm bu kirliliklerin kanser gibi birçok hastalıkta önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir.
kaynak
Valeria bu mesajı beğendi.
12 Ocak 2012 14:49   |   Mesaj #3   |   
SaKLI - avatarı
VIP Özel Üye-VIP
Trakya

7789
876 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 08-06-2007
Ülkemizde özellikle kış aylarında ısınma, sanayi ve motorlu taşıtlardan kaynaklanan yoğun bir hava kirliliği yaşanmaktadır. Son yıllarda alınan önlemler özellikle doğalgaz kullanımının artmasıyla ısınmadan kaynaklanan kirlilik azaldığı görülmektedir. Ülkemizin nüfusu yoğun olan illerde ve özellikle topografik yapısı, rüzgar, basınç, sis, nem gibi meteorolojik doğal şartlarla, sanayileşme, nüfus artışı, ulaşım yoğunluğu gibi içinde bulunduğu yapay şartlarla hava kirliliği riski taşımaktadır. Motorlu taşıtlardan ileri gelen ve özellikle şehir merkezini etkileyen hava kirliliğine tüm yıl boyunca maruz kalmaktadır. Kış aylarında ısınmadan kaynaklanan kirlilikle de birleşince hava kirliliği sağlığımızı tehdit eden boyutlara ulaşmaktadır. Egzoz gazlarından kaynaklanan kirliliğin azaltılması amacıyla İllerde Çevre Koruma Vakfı tarafından egzoz emisyon ölçümlerine başlanmıştır. Egzoz emisyon ölçümü yapılarak bu ölçümlerden elde edilen gelir yerleşim yerlerinde çevrenin korunması ve iyileştirilmesiyle ilgili çalışmalarda kullanılmaktadır.

Bilindiği üzere birçok katı atık doğayı kirletmekte, binlerce yıl sonra doğadan yok olamamaktadır. İnsan sağlığını tehdit eden bazı atıkların geri dönüşümü ve tekrar değerlendirilmesi gerekir. Bunun için toplama merkezleri ve katı atık tesisleri kurma projeleri ivedilikle uygulamaya koyulmaktadır. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında atık kâğıtları enerji kaynağımız olan binlerce ağacı kurtarma adına geri dönüşümü için toplanmaya başlanmıştır. Bu konuda projeler geliştirilmektedir. Diğer taraftan Köylerimiz hızla şebekeli içme suyu tesisine kavuştuğundan dolayı kanalizasyon sorunu doğmuştur. Tesis edilmesi gereken kanalizasyonlara ek olarak fosseptik çukurları ile doğal veya suni arıtma tesisleri kurulması ihtiyacı doğmuş bu konuda gerekli çalışmalar başlatılmıştır. Fabrikalar ve kanalizasyon atıklarının tarım arazileri ile akarsularımıza bırakılmasını önlemek için yasal düzenlemeler yapılmış arıtma tesisi zorunluluğu getirilmiştir.
Valeria bu mesajı beğendi.
Son düzenleyen SaKLI; 15 Ocak 2012 00:23.
Misafir
13 Aralık 2012 17:58   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
lütfen bana dünyada çvre kiriliğine sepep olan etkenleri verin
Misafir
20 Aralık 2012 17:20   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
çevre kirliliği ile ilgili çalışmalar yapan bilim insanları .. ve bunların ne yaptığı . çalışmaları yani.
acil cevap verin lütfen...
Misafir
24 Mart 2013 13:50   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

çevre kirliliği ile ilgili yapılan çalışmalar

çevre kirliliği ile ilgili yapılana çalşmalar
ADMİN
4 Nisan 2013 19:55   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

CEVAP İSTEYEN GENÇ

LÜTFEN BİZE ALINAN ÖNLEMLERİ SÖYLEİN GİPDE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN SEBEBE BİNİ ANLATMAYIN
Misafir
19 Kasım 2013 15:33   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Çevre kirliliğini önlemek için yapılan çalışmaları yaza bilir misiniz ödevim varda.
Misafir
14 Aralık 2013 16:33   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
LÜTFEN BİZE ALINAN ÖNLEMLERİ SÖYLEİN GİPDE ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN SEBEBE BİNİ ANLATMAYIN
Misafir
15 Aralık 2013 21:51   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Ülkemizde ve dünyada çevre kirliliğini önlemek için yapılan çalışmaları soyleyebılırmısınız
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Ülkemizde ve dünyada çevre kirliliğini önlemek için yapılan çalışmalar nelerdir? Konusuna Benzer Konular

Cevap: 4
Son Mesaj: 17 Mayıs 2015 17:52
Cevap: 75
Son Mesaj: 18 Mart 2015 00:07
Cevap: 1
Son Mesaj: 2 Nisan 2012 12:34
Cevap: 0
Son Mesaj: 26 Aralık 2010 17:50
Cevap: 0
Son Mesaj: 3 Ekim 2010 14:49
Etiketler:
  • cevre kirliliginin nedenleri kisaca
  • cevre kirliliginin sebepleri
  • cevre sorunlari ve etkileri
Sayfa 0.355 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu