Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Hangi hayvanlarda iç döllenme ve dış döllenme, dış gelişme ve iç gelişme olur?

Gösterim: 27295 | Cevap: 18
  • dis dollenme dis gelisme
  • dis gelisme nedir
  • ic dis dollenme
Misafir
Cevaplanmış   |    9 Ekim 2012 17:19   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Hangi hayvanlarda iç döllenme ve dış döllenme, dış gelişme ve iç gelişme olur?

timsah,kaplumbağa,yılan,kertenkele,yunus,alabalık,baykuş,inek,kuzu,koyun,ke çi,kedi,köpek. bunları bana cevaplarmısınız
En iyi cevap _AERYU_ tarafından gönderildi

Balıklar

Tatlı ve tuzlu sularda yaşarlar. Solungaç solunumu yaparlar. Yüzgeçleriyle hareket ederler. Vücutları koruyucu olan pullarla kaplıdır. Kalpleri bir kulakçık ve bir karıncık olarak iki odacıklıdır. Kalpleri, vücuttaki kirli kanı toplayıp solungaçlara gönderir. Bu nedenle kalpte sadece kirli kan bulunur. Soğuk kanlı canlılardır. Vücut sıcaklıkları suya bağlıdır. Kış uykusuna yatmazlar r. Dış döllenme ve dış gelişmeyle yumurta üreterek çoğalırlar. Köpek balığı, Hamsi, Kefal, Alabalık, Palamut bu gruba girer.

Kurbağalar

Derileri ince ve nemli olan canlılardan oluşur. Su ke narlarında yaşarlar. Yavruyken solungaç, erginken deri ve akciğer solunumu yaparlar. Arka ayakları uzun olup perdelidir. Sıçramasını ve suda yüzmesini sağlar. Dilleri uzun ve yapışkanlıdır. Çoğunlukla böcekleri tutarak beslenirler. Kalpleri iki kulakçık ve bir karıncıktan oluşur. Vücuttan gelen kirli kan ile akciğerden gelen temiz kan karıncıkta karışır. Vücuda karışık kan gönderilir. Yeterli enerjiyi üretemediği için soğuk kanlıdırlar. Dış döllenme ve dış gelişme şeklinde yumurtayla çoğalırlar. Büyümeleri sırasında larvaları başkalaşım geçirir ve erginleşir. Kuyruklu ve kuyruksuz kurbağa olarak adlandırılan türleri bulunur.

Misafir
9 Ekim 2012 20:04   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Cvp: Hangi hayvanlarda iç döllenme ve dış döllenme, dış gelişme ve iç gelişme olur?

Hayvanlar
Hayvanlar genellikle yer değiştirerek hareket eden, organik maddelerle beslenen, içgüdüleriyle hareket eden akıldan yoksun canlılar. Bugün bir milyona yakın hayvan türü bilinmektedir. Amip gibi gözle görülemeyecek kadar küçüklerinin yanısıra fil ve balina gibi dev yapılı olanları da mevcuttur. Çevremizde hergün kaşılaştığımız kedi, köpek, at ve kuşlar, hep omurgalı canlılardır.

ANSİKLOPEDİSÖZLÜKRESİMTARTIŞMADünyadaki hayvanların sistematik dağılışı.

?? Hayvanlar ( Latince; animadan türeyen animalia (çoğulu); yaşayan ya da ruh anlamında);
biyolojik
sınıflandırmada Metazoa ya da hayvanlar alemi olarak bilinen büyük canlılar grubudur. Genellikle çevrelerine uyum sağlayan ve diğer canlılarla beslenen
çokhücreliler alemidir. Vücutları,
embriyonun bazı
metamorfozlar geçirmesiyle gelişir.
Ökaryotik çok hücreli organizmalardır. Genellikle yer değiştirerek hareket eden, organik maddelerle beslenen, içgüdüleriyle hareket eden akıldan yoksun canlılar. Bugün bir milyona yakın hayvan türü bilinmektedir.
Amip gibi gözle görülemeyecek kadar küçüklerinin yanısıra
fil ve
balina gibi dev yapılı olanları da mevcuttur. Çevremizde hergün kaşılaştığımız


kedi,
köpek,
at ve
kuşlar, hep omurgalı canlılardır.


Biyologlar her ne kadar bitkilerle hayvanları birbirinden ayıran bazı özellikler saymışlarsa da, bunları birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Hele mikroskobik olan
bitki ve hayvanlar incelendikçe zorluk daha çok artar. Hayvanlar besinlerini bulmak, barınmak ve düşmanlarından kaçmak için hareket ederse de,
sünger ve
mercanlar hayvan oldukları halde yer değiştirmezler.
Su yosunu gibi bazı bitkiler ve üreme hücreleri hayvanlar gibi hareket ederler. Yeşil renkli bitkilerde klorofil maddesi bulunursa da bir hayvan olan yeşil hidrada da vardır.
Mantar gibi bazı bitkilerde ise klorofil hiç bulunmaz. Bitkiler besinlerini kök gibi dış organlarla alır. Kabuklulardan olan sakkülina hayvancığı da besinlerini köke benzer organlarıyla alır. O halde hayvanların çoğunun besinlerini ağız ve sindirim aygıtlarıyla alması, ayrıca bir fark olamaz. Hayvanlarda
sinir sistemi bulunur. Bitkiler bundan mahrumsa da amip gibi bir hücreli hayvanlarda da sinir sistemi bulunmaz. Hayvan hücrelerinde selüloz zarı bulunmaz. Bununla beraber birçok su yosunlarının üreme hücrelerinde de yoktur. Hayvanlarda büyüme sınırlı, bitkilerde sınırsızdır. Sınırsız büyüme, ancak gelişmiş bitkiler için geçerlidir.

Hayvanların organ ve vücut yapıları yaşadıkları ortama uygun olacak şekildedir. Suda yaşayanların vücutları mekik gibidir. Vücutlarında kıl ve tüy bulunmaz. Çoğu solungaç solunumu yapar. Kara hayvanlarının vücutları
kıl veya


pullarla örtülü olduğu gibi kuşlarda da kanat ve tüyler bulunur. Çoğunun rengi yaşadığı ortama uyum sağlar. Düşmanlardan gizlenmek için bukalemun gibi renk değiştirenleri de vardır.


Deniz hidrası, sünger ve mercan gibi bazı hayvanlar tomurcuklanma ile ürer. Balık,
kurbağa,
semender,
kertenkele,
yılan,
timsah,
kaplumbağa, kuş yumurtlayarak çoğalırlar.
Memeli hayvanlar ise, yavrularını doğururlar.
Evcil hayvanların çoğunu memeliler veya kuşlar teşkil eder.

Her hayvanın düşmanlarından korunacak, avını yakalayacak silahı vardır. Boynuz, çifte,
pençe, gaga, diş birer savunma organı olduğu gibi yılan ve akrepler de zehirlerini avlanma ve korunmada kullanırlar. Mürekkep balığı ve ahtapotlar da, tehlike anında mürekkep kesesinin salgısı olan siyah bir boyayı suya püskürtürler. Böylece düşmanlarıyla aralarında bir boya perdesi meydana getirirler. Salgıladığı boyanın hasmına verdiği şaşkınlıktan istifade ederek de hızla oradan uzaklaşırlar. Afrika çekirgesi, düşmanına karşı köpüklü kimyevi bir sıvı fışkırtır. Benzer bir mekanizma bombardıman böceklerinde de görülür. Arka kısmında bulunan namluya benzer organını istediği tarafa çevirebilir. Büyük bir gürültüyle patlayan namludan 100°C sıcaklığında bir sıvıyı düşmanına fışkırtır. Kokarcanın kokusuyla pislenmiş bir hayvan, avlanmakta zorluk çeker. Avları, kokusunu uzaktan duyduğundan kaçarlar. Kokusu haftalarca çıkmaz. Açlıktan ölme tehlikesi geçirir. Bir daha kokarcayla karşılaşınca kaçmayı tercih eder. Amerika kıtasına mahsus olan mufit, gayet pis bir koku yayar. Bunun fışkırttığı sıvı kokarcanın sıvısından daha tehlikelidir. Çünkü insan vücuduna temas ettiği yerlerde gayet şiddetli bir iltihap ve ızdırap meydana getirir.

Vücud ısıları çevreye ve faaliyetlerine bağlı olarak değişen hayvanlara soğukkanlı veya değişken ısılı (poikilotherm); buna karşılık vücut ısıları sabit olanlara ise, sıcakkanlılar (homoiyotherm) denir. Kuş ve memeliler sıcakkanlıdır. İnsan da sıcakkanlı olup vücut ısısı 37°C’dir.

Bazı sıcakkanlı hayvanların vücut ısısı (°C hesabıyla): At: 37,7, balina: 36,7, güvercin: 41-43, inek: 38,5-39,5, kedi: 38-39,5 serçe: 44, şahin: 40.

Bazı hayvanların normal ömrü: Adatavşanı: 50 yıl, arslan: 35 yıl, asya fili: 70 yıl, at: 40-60 yıl, ayı: 25-30 yıl, devekuşu: 70 yıl, dev kaplumbağa: 150-200 yıl, eşek: 60-106 yıl, kargalar: 100 yıl, karaca: 15 yıl, kanarya: 34 yıl, leylek: 70 yıl, sazan: 100 yıl, papağan: 60-100 yıl, turnabalığı: 100 yıl.
Tarihçe
İnsanoğlunun isim kullanmaya başlaması sistematiğin başlangıç noktası olarak kabul edilir. MÖ 383- 322 yıllarında Aristo "hayvanlar yaşam şekillerine, hareketlerine, vücut yapılarına, alışkanlıklarına göre sınıflandırılabilir" diyerek bu bilimin temelini oluşturur. Bu düdşünce 2000 yıl sürmüştür. 1627- 1705 yıllarında John Ray sınıflandırmada doğal sistemi ileri sürmüştür. Linne yazdığı Systema Natura adlı kitabıyla zoolojik nomenklatürün başlangıcını oluşturmuştur. Linne'nin çalışmaları birçok sistematikçiyi etkilemiş, hatta bir sonraki yüzyıla da damgasını vurmuştur. Bu nedenle Linne taksonominin babası olarak kabul edilmiştir. 100 yıl sonra Charles Darwin evrim teorisi ile tüm çalışmaları etkilemiştir. 1866'da Haeckel'in filogenetik ağaç sistemi sistematikçilere yararlı oluştur. Bu dönem taksonominin en önemli periyodu olmuştur. Hergün yeni cinsler, takımlar ortaya çıkmıştır. Daha sonraki yıllarda sadece türler düzeyinde alışmalar yapılmıştır. Mendel kanunlarının bulunmasıyla önce genetiğin, sonra populasyon genetiğinin gelişimi gerçekleşmiş, günümüzde sistematik çalışmalarda moleküler düzeye inilmiştir. Günümüzde tanımlanmış ve sınıflandırılmış 1.350.000 tür olduğu bilinmektedir. Bunların 1.300.000'ini omurgasızlar oluşturmaktadır. Geri kalan fosillerle birlikte 65.000 tür Chordata şubesinde incelenmektedir. Günümüzde yaşayan yaklaşık 43.000 kordalı bulunmaktadır. Bunun 42.000'i Vertebrata'ya, 1000 kadarı da ilkel kordalılara aittir.
Hayvanlar aleminin Sınıflandırılması
İlim adamları bir milyona yakın hayvan çeşidi keşfetmişler ve daha da yenileri keşfedilmektedir. Hayvanların sayıları da türden türe değişir. Hayvanlar hemen hemen dünyanın her yerine yayılmışlardır. Kutuplardaki buzullardan ekvator bölgelerine, basıncın insanın dayanamayacağı kadar yüksek olduğu okyanus diplerinden atmosfer yoğunluğunun çok az olduğu yüksek dağların zirvelerine kadar her yerde yaşarlar.

Hayvanların büyüklükleri de oldukça değişiktir. İnsan akyuvarlarının içinde yaşayan hayvanlar ve 30 metreden büyük balinalar vardır.

Sistemli bir metodla hayvanların sınıflandırılması, onların incelenmesinde büyük kolaylıklar sağlar. Böylece yeni keşfedilen türler, bilinenlerle olan münasebetine göre uygun bir sınıfa konur.

Hayvanların ve bitkilerin hususiyetlerine sahib olan bazı canlılar vardır ki, bunların sınıflandırılması zordur. Bunlardan bir tanesi bir tatlı su canlısı olan öğlenadır. Kamçısı ile suda hareket edebilir. Fakat bu canlı klorofil maddesi ihtiva eder. Bundan dolayı öğlenayı botanikçiler bitki, zoologlar hayvan olarak kabul eder. Kış uykusuna yatan, göç eden, geviş getiren, elektrik ve ışık üreten çeşitli hayvan grupları vardır. Mevsimlere bağlı olarak renk değiştirenler, kilerlerinde kışlık yiyecek depo edenler, köle kullananlar da mevcuttur. Ayı gerçek manada kış uykusuna yatmaz. Kırlangıç ve leylekler soğuklar yaklaşınca sıcak ülkelere göç eder. Koyun, keçi, deve gibi hayvanların mideleri birkaç bölmeli olduğundan geviş getirerek besinlerini ikinci bir öğütmeye tabi tutarlar. At geviş getirmez. Gelincik, avlarını felçleştirerek canlı olarak kilerlerinde depolar. Bugün halen keşfedilememiş yüzlerce hayvan türü vardır.
Hayvanlar Alemi
1. Omurgalılar

a. Memeliler

b. Kuşlar

c. Sürüngenler

d. Amfibyumlar

e. Balıklar

2. Eklembacaklılar

a. Böcekler

b. Örümcekler

c. Çok ayaklılar

d. Kabuklular

3. Yumuşakçalar

a. Kafadanbacaklılar

b. Karındanbacaklılar

c. Yassı solungaçlılar

4. Derisidikenliler

a. Denizkestaneleri

b. Denizyıldızları

c. Yılanyıldızları

d. Denizhıyarları

e. Denizlaleleri

5. Solucanlar

6. Selentereler (Sölentereler)

7. Süngerler

8. Bir Hücreliler

a. Kökbacaklılar

b. Kamçılılar

c. Haşlamlılar

d. Sporlular

Hayvanlarda yavru sevgisi:
Hayvanlar yavrularına hiçbir zarar vermeden, tahriş yapmadan uzak yerlere götürebilirler.

Yarasalar emin yer bulana kadar 2-3 gün yavrularını sırtlarında taşırlar.

Aksilokop adlı böcek yumurtladıktan hemen sonra ölür. Yavrusunu hiç görmez. Buna rağmen yumurtadan çıkacak yavrusuna gösterdiği ihtimam dikkate şayandır. Yavrusu bir sene gıdasını temin edecek yapıda yeteneğe dahip değildir. Bundan dolayı anne, bir ağaç parçasında uzunca bir oyuk meydana getirir. Çiçek yapraklarını ve bazı yumuşak dalları buraya doldurmaya başlar ve oraya bir yumurta bırakır. Sonra ağaçtan çıkardığı tozları hamur haline getirip tavan yapar. Bundan sonra başka bir yuva yapmaya koyulur. Buraya bıraktığı yiyecekler bu yavruya tam bir sene yeter.

Eşek arısı toprakta kazdığı çukura yumurtasını bırakmadan evvel avladığı hayvanları da yumurtanın yanına bırakır. Sonra üstünü örter.

Yapılan bir araştırmada, bir serçenin yeni çıkmış yavrusuna gıda aramak için 700’den fazla sefer yaptığı tesbit edilmiştir.

Yavrularının kaybolması üzerine hayvanlardaki hüzün, insanlardan daha çok olduğu tahmin edilmektedir.

At, yavrusu öldüğünde acı acı kişner, gözlerinden yaşlar akar, cesedinin başına kimseyi yaklaştırmaz. Gömdükten sonra başında bekler. Yemeden içmeden kesilir. Bazılarında bu üzüntü ve keder, ölümle neticelenir.

Tavuk, kaz, köpek gibi hayvanların yavrularını vermemek için insanlara saldırdığına çok sık rastlanır.

Yaban domuzu avında, domuzlar, yavrularını bırakıp kaçmıyorlar, bilakis yavrularını burunları ile iterek kaçmalarını sağlıyorlar.

Kangurunun tehlike görünce yavrularını karnındaki torbaya doldurup kaçtığı bilinmektedir.

Memeliler yavrularıyla saatlerce neşe içinde oynarlar.
Hayvanlarda haberleşme:
Hayvanlar, aralarında haberleşmek için çeşitli usuller kullanırlar. Bu bazan sesle, bazan hareketle, bazan da koku, renk veya ışık sinyalleriyle gerçekleşir. Hayvanların bir kısmı bir çeşit mors alfabesi ile konuşur. Birçok balık türü de yaydıkları elektrik sinyalleriyle haberleşirler. Pekçok sayıda tatlı su balığı zayıf elektrik sinyalleri yayar. Bunlarla karanlıkta yollarını bulur ve birbirleriyle haberleşirler. Yaşayan hayvan çeşidi kadar lisan çeşidi mevcuttur. Her hayvan türü, kendine has bir dil ile anlaşılır.

Sinyali alan hayvan, bunun hangi anlama geldiğini anlayarak harekete geçer. Haberleşmenin aynı cins hayvanlar arasında olması, kısa ve öz olması önemlidir. Haberleşmede sinyaller; cinsel çağrı, korunma, rakibini tehdit etme, birbirini tanıma, besinin yerini bildirme, tehlikeyi haber verme gibi maksatlarla kullanılır. Böceklerin çoğu, vücudun eğe şeklindeki bir kısmını cisme vurarak, kas yardımı ile bir zarı titreterek ses çıkarırlar. Ateş böceği gibi hayvanlar da ışık sinyalleriyle haberleşirler.

Son zamanlara kadar balıklar dilsiz sanılırdı. Fakat yapılan araştırmalar birçok balığın yüzgeçleri, dişleri, kemikleri, yüzme keseleri, solungaç veya kaslarıyla ilginç sesler çıkardığını gösterdi. Amazon Nehrinin sularında kuşlar gibi cıvıldayan, trampet çalan, tabanca ateşi veya köpek hırlamaları gibi sesler çıkaran balıklar vardır. İşitme organları “labiren” denen bir kapsül içinde bulunan iç kulaktan ibarettir. Bununla sudaki ses titreşimlerini işitirler.

Kuzusunu kaybeden koyun, meleyerek yavrusunu arar. Geyikler bir tehlikenin varlığını ayaklarını hızla yere vurarak arkadaşlarına duyururlar. Tavşanlar da, kızgınlık veya alarm işareti vermek için arka ayaklarını sertçe yere vururlar. Yunuslar, su altında çeşitli sinyaller çıkararak haberleşirler. Kuşların çoğu öterek, leylek gagasını takırdatarak hemcinsleriyle anlaşır. Miyavlamak, kişnemek, havlamak, böğürmek çeşitli hayvanların lisanıdır. Kunduzlar, geniş ve yassı kuyruklarını tehlike durumunda suya çarparak çıkardığı seslerle arkadaşlarını uyarırlar. Bir geyik, kuyruğunu aniden kaldırıp beyaz kısmını göstererek yavrusuna “Beni takip et!” demek ister. Tropik bölgelerde yaşayan “ağaç karıncaları”, ağaç kabuklarına ve yapraklara vurmak suretiyle ağaçtan ağaca birbirleriyle konuşurlar. Ağaç galerilerde yaşayan böcekler başlarını sert zemine vurarak haberleşirler. Eski mobilya ve ahşap eşyalarda bazan koro halinde başlarını vurmaya başlarlar. Gecenin sessizliğinde hastaları ürkütürler.

Ayrıca bakınız
Ağustos Böceği
Ağaçkakan
Ahtapot
Akbaba
Akrep
Alabalık
Albatros
Antilop
Armadillo
Arı
Aslan
At
Ayı
Babun
Balina
Balık
Baykuş
Bizon
Boğa
Bufalo
Bukalemun
Bülbül
Bıldırcın
Çakal
Çalıkuşu
Çekirge
Ceylan
Çita
Civciv
Dağ Keçisi
Deniz Anası
Deniz Ayısı
Denizatı
Deve Kuşu
Deve
Dinazor
Domuz
Engerek
Eşek Arısı
Eşek
Fare
Fil
Flamingo
Fok
Gelincik
Gergedan
Geyik
Gibon
Goril
Güvercin
Hamam Böceği
Hamster
Hindi
Horoz
İguana
İnek
İskete Kuşu
İspinoz
İstakoz
İstiridye
Jaguar
Kanarya
Kangal
Kanguru
Kaplan
Kaplumbağa
Kara Tavuk
Karabatak
Karga
Kartal
Karınca
Karıncayiyen
Katır
Kaz
Keçi
Kedi
Keklik
Kelaynak
Kelebek
Kene
Kerkenez
Kertenkele
Kirpi
Kiwi
Koala
Kokarca
Koyun
Kuğu
Kuşlar
Kunduz
Kurbağa
Kurt
Kuzgun
Kırlangıç
Köpek
Köpek
Köstebek
Lama
Lemur
Leopar
Leylek
Maki
Mamut
Martı
Maymun
Mayıs Böceği
Midilli
Muhabbet Kuşu
Orangutan
Öküz
Ördek
Örümcek
Panda
Panter
Papağan
Pelikan
Penguen
Piton
Porsuk
Puma
Rakun
Ren Geyiği
Saka Kuşu
Saksağan
Salyangoz
Sansar
Semender
Serçe
Serval
Sincap
Sinek Kuşu
Sinek
Sivrisinek
Solucan
Somon
Su Aygırı
Susamuru
Sülün
Sırtlan
Şahin
Şempanze
Tahta Kurusu
Tarantula
Tavuk
Tavuskuşu
Tavşan
Tilki
Timsah
Turna
Tırtıl
Uğur Böceği
Vaşak
Yarasa
Yunus
Yusufçuk
Yılan
Yengeç
Zebra
Zürafa
Misafir 1
11 Ekim 2012 22:34   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

döllenme

sudaki hayvanlar dış döllenme yapıyorda karadaki hayvanlar dış döllenme yapmıyor
Misafir
31 Ekim 2012 13:33   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Cvp: Hangi hayvanlarda iç döllenme ve dış döllenme, dış gelişme ve iç gelişme olur?

çünkü petrol ve toprağın birleşmesiyle oluşan renk güneş ve suyun toprak diplerini etkilemesiyle oluşan bir ısıtma da kullanılan gereçtir!!!:::)))
Misafir
7 Nisan 2013 10:41   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

timsah,kaplumbağa,yılan,kertenkele,yunus,alabalık,baykuş,inek,kuzu,koyun,ke çi,kedi,köpek. bunları bana cevaplarmısınız




yunus dış döllenme yapar akciğer solunumu yapar omurgalıdır etçildir.
Misafir
16 Ekim 2013 00:56   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

bukalemun

bukalemunu cevaplarsanız çok sevinirim ödevim var da
Misafir
16 Ekim 2013 15:43   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

bukalemunu cevaplarsanız çok sevinirim ödevim var da

iç döllenme dış gelişme
Misafir
16 Ekim 2013 21:49   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

yardım

İmparator penguen dış döllenme mi yapar iç döllenme mi yapar.İmparator penguen iç gelişme mi dış gelişmemi yapar
Misafir
21 Ekim 2013 19:53   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

timsah yılan ve kaplumbağa iç mi dış mı döllenme yapar

timsah yılan ve kaplumbağa iç mi dış mı döllenme yapar lütfen yardım edin
Misafir
24 Ekim 2013 19:14   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

soru

jaguar iç döllenmemi dış döllenmemi??
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Hangi hayvanlarda iç döllenme ve dış döllenme, dış gelişme ve iç gelişme olur? Konusuna Benzer Konular

İç döllenme ve dış döllenme nedir?
Gönderen: QWeRSa Forum: Soru-Cevap
Cevap: 21
Son Mesaj: 1 Aralık 2013 21:21
İç gelişme ve dış gelişme nedir?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 6
Son Mesaj: 10 Ekim 2013 18:34
Cevap: 1
Son Mesaj: 19 Ekim 2012 16:15
Bitkilerde döllenme hangi yollarla olur?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 1
Son Mesaj: 4 Kasım 2009 19:52
Etiketler:
  • dis dollenme dis gelisme
  • dis gelisme nedir
  • ic dis dollenme
Sayfa 0.417 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu