Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Veri toplamak nedir, ne demektir?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 14 Kasım 2012 (21:11) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
880 kez görüntülenmiş, 1 cevap yazılmış ve son mesaj 15 Kasım 2012 (00:11) tarihinde gönderilmiştir.
  • Bu konuyu beğendiniz mi?   
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 14 Kasım 2012, 21:11

Veri toplamak nedir, ne demektir?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
veri toplamak tam analmıyla veerirmisinizz lütfenn acil cevapp
Rapor Et
Reklam
Eski 15 Kasım 2012, 00:11

Cvp: Veri toplamak nedir, ne demektir?

#2 (link)
hazan
sade - avatarı
VERİ TOPLAMA VE SORU HAZIRLAMA TEKNİKLERİ

VERİ

“Veri” çeşitli kaynaklardan derlenebilen, üzerinde inceleme yapılabilecek her türlü “bilgi” olarak tanımlanabilir[1].



Bilimsel araştırmalarda kullanılan veriler “olgusal” ve “yargısal” olmak üzere iki grupta toplanabilir.



Olgusal veri: Olgulara (gerçeklere) dayalı, kişisel yorum gerektirmeyen ve değişme olasılıkları zayıf (zamana ve koşullara bağlı olarak mümkün) cinsiyet, yaş, boy gibi nitelikleri belirleyen bilgilerdir.



Yargısal veri: İnsanların düşünce ve tutumlarına dayalı olarak oluşan ve gelişen karar niteliğindeki bilgilerdir. Olgusal verilerin dışındaki tüm veriler yargısaldır.



Veri toplama bir anlamda olgular hakkında gözlemde bulunma demektir. Araştırmacının asıl amacı olguları tanıtmak ve bunlar arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Veriler olguların göstergesidir. O yüzden de araştırmanın adeta temelini oluştururlar.

Veri toplama teknikleri beş kategoride sınıflandırılabilir:



A- Yazılı Kaynaklar (kitap, dergi, istatistik sonuçları, raporlar...)

B- Gözlem (Olayları doğal gözlem, pasif gözlem, aktif gözlem. Grubun içine girince (aktif) objektif olunmaz)

C- İçerik Çözümlemesi

D- Görüşme (Mülakat)

E- Soru Kağıdı – Anket



Belirtmek gerekir ki bir araştırma yukarıdaki tekniklerden birisine ağırlıklı olarak dayandırılmış olabilir. Örneğin yalnız anket çalışmalarına, gözlem veya yazılı kaynaklara dayalı araştırmalar gibi. Ancak daha yaygın olanı bunların hepsinin veya birkaçının birlikte kullanılmasıdır. Özellikle yazılı kaynak derlemesi olmadan sırf görüşme, anket veya içerik çözümlemesine dayalı olarak bir araştırma yapılması ender bir uygulamadır.



VERİ TOPLAMA YÖNTEMLERİ

Bir araştırmada, konu ve yöntem belirlendikten sonra sıra veri toplamaya gelir. Gerçekte kullanılacak veriler büyük ölçüde araştırmanın yöntemine bağlıdır. Örneğin deney ve gerçek alan araştırmalarında veri elde etme, yöntemin bir parçasıdır. Oysa tanıtma ve istatistik yöntemini kullanan araştırmalarda ayrıca bir veri toplama faaliyetine gerek vardır ki burada yapılan açıklamalar daha çok bu ikinci tip içindir.



Bir araştırma veri olmadan yürütülemez. Veri, araştırmayı sonuca götürmeye yarayan her türlü bilgi, belge kayıt veya istatistiklerdir. Veriler, bir anlamda işlenmemiş kanıtlardır. Bunların çeşitli bilimsel yollarla işlenip değerlendirilmesi sonucu, incelenen sonuca cevap bulunmaya çalışılır.



A- Yazılı Kaynaklar: Konu hakkında diğer kişi ve kurumlar tarafından yazılmış, hazırlanmış ve yaratılmış çeşitli yazı belge, yapım veya kalıntının toplanması ve incelenmesidir. Genellikle alan araştırmalarına başlamadan önce konuyla ilgili daha önce yapılmış olan çalışmaların kayıtlarından ve derlenmiş bilgi kaynaklarından yararlanılır. Örneğin yazılı kaynaklar arasında konuyla ilgili olmak koşulu ile her türlü kitap, makale, istatistik, gazete yazısı, yasal belge, tutanak, biyografi, kişisel anı, mektup vs. sayılabilir. Ancak bunların yanında harita, resim, fotoğraf ve görüntü bandı gibi görsel araçlarla teyp, plak, kaset gibi işitsel kaynaklar da önemli yer tutarlar. Yazılı kaynaklar da kendi aralarında çeşitli şekilde gruplandırılabilir.



1- Kitaplar, dergiler, çeşitli istatistiki kaynaklar, resmi rapor ve yazışmalar, kurum kayıtları.

2- Vak’a çalışmalarına ilişkin kayıtlar.

3- Kişisel belgeler

4- Dolaylı belgeler; araştırma konusuyla doğrudan doğruya ilgili olmasa bile dolaylı olarak konuya ışık tutabilecek belgeler (rehber, yıllık, ansiklopedi ve sözlüklerle diğer teknik belgeler).



Günümüzde bilgisayarların birbirine bağlanması ile ulusal ve uluslararası düzeyde bilgisayar ağları oluşturulmuştur. Bu da, bazı firmaların belirli konularda ayrıntılı bilgi toplayarak “bilgi bankaları” oluşturmalarına olanak vermiştir. Araştırmacı bir ücret karşılığında ya da bağlı bulunduğu kuruluş aracılığıyla, dünyanın neresinde olursa olsun, bilgisayardaki bu bilgilere anında ulaşma olanağına sahip bulunmaktadır. Bu da araştırıcıya yeni ufuklar açmakta ve geleneksel yöntemlerle kaynak derlemenin sınırlamalarını büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır.



B- Gözlem: Gözlem tekniği genellikle doğa ile uğraşan bilim adamlarının uyguladığı bir yöntem olarak dikkat çekiyor. Gözlem, doğal olay veya davranışların seçilmesi, kaydedilmesi ve kurallaştırılmasına yönelik sistematik bir faaliyettir. Gözlemin bilimsel bir nitelik taşıması için veri toplama işlemi sistematik bir biçimde yapılmalıdır. Elde edilen bilgiler yine sistematik olarak toplanan başka verilerle ilişkilendirilmeli ve genel davranış kalıplarına ulaşılması öngörülmüş olmalıdır.



Gözlenen nesnenin, olayın ve davranışın doğal ortamında olması, sonuçların daha nesnel olmasını sağlamaktadır. Ancak bu yöntem toplumsal bilimlerde pek fazla kullanılmamaktadır. Toplumsal olayların, olguların gözleminde gözleyenin öznel bir takım değerlendirmelerde bulunması, araştırma sonuçlarını belli ölçülerde nesnellikten uzaklaştırma tehlikesini de beraberinde getirir.



Doğal ortam araştırmalarının tipik bir örneği olan gözlem, olayların doğal oluşum içinde izlenmesini esas alır. Fakat gözlemin sıradan bir faaliyet olmaktan çıkıp bilimsel bir nitelik kazanabilmesi için bazı koşullar gerekir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:



- Gözlem belirli bir araştırma amacına hizmet etmelidir.

- Araştırmacı tarafından önceden planlanmış bir faaliyet olmalıdır.

- Gözlem sonuçları sistematik olarak kaydedilmelidir.

- Tutarlılık ve geçerlilik açısından gözlem sonuçları kanıtlanabilmelidir.



Araştırmacı gözlemlenecek olay ve davranışları belirledikten sonra ne zaman ve ne şekilde gözlem yapacağına karar verecektir. Olaylar belirli aralıklarla ya da sürekli biçimde gözlemlenebilirler. Sürekli zaman gözlemleri olayın gerçek oluşum sıklığını ya da süresini gösterir. Sürekli gözlemin olanaksız ya da gereksiz bulunduğu durumlarda hangi sıklıkta gözlem yapılacağına karar vermek gerekir. Bu amaçla zaman örneklemesi de yapılabilir.



Gözlem sonuçları kayda geçirilmelidir. Bunun içinde sonuçlar ölçülebilir nitelikte olmalıdır. Fakat bazen sosyal olay veya davranışları ölçmekte önemli güçlükler bulunabilir. Araştırmacı, güvenilir gözlemde bulunabilmek için bu konuda hazırlığını tamamlamış olmalıdır. Eğer gözlemde alet kullanma olanağı varsa bundan da yararlanılmalıdır.



Gözlem günlük, sıradan olaylar üzerinde yapılabileceği gibi en karmaşık laboratuvar deneylerini de kapsamına alabilen bir tekniktir. Bu nedenle hem basit, hem de gelişmiş bir teknik olarak algılanabilir.[2] Basit ve sistematik olmak üzere iki grupta incelenir.



1- Basit Gözlem: Standart bir tekniğe dayanmayan, tekrarlanması rastlantılara bağlı olan gözlemdir.

Basit gözlem;

a- Katılımlı,

b- Katılımsız

olmak üzere iki biçimde gerçekleştirilir.



a- Katılımlı gözlem: Bu gözlem biçiminde gözlemci, herhangi bir gözlem aracı kullanmadan olaya doğrudan katılır. Gözlemci olayın içinde grubun bir üyesi gibi yer aldığından gerçek kimliğini gizlemek durumundadır. Bu tekniğin en olumlu yanı, katılımcıların gözleyenin gerçek kimliğini bilmediğinden daha doğal ve net davranışlar sergilemesidir. Gözlemci için olumlu yanı ise diğer tekniklerle elde edemeyeceği bazı bilgilere bu yöntemle daha rahat ulaşabilmesidir. Bu yöntemin olumsuz yanları hakkındaki değerlendirmeler, şu dört nokta üzerinde yoğunlaşmaktadır.



1- Gözlemci, amacının bilincinde olduğu için olaya tam katılımı mümkün olamaz.



2- Gözlemcinin olaylara katılım ölçüsü, gözlenen olaylar açısından araştırmacının görüşünü sınırlamaktadır.



3- Gözlemcinin grup üyeleri ile bütünleşmesi tarafsızlığını yitirmesine neden olmaktadır.



4- Aynı grup ve aynı koşullarda farklı gözlemcilerin katılımı sonucu elde edilen veriler ya da sonuçlar belli ölçülerde öznel bir takım yargıları da içereceğinden ortak sonuçların alınması zordur.



b- Katılımsız gözlem: Gözlemcinin gözlenen olayın içerisinde doğrudan bulunmadığı gözlem türüdür. Dışarıdan bakan gözlemci, içeride olup bitenleri gördüğü halde, gözlenen kişinin veya grubun bundan haberi olamaz. Gözlemcinin varlığı ile gözleneni etkileme tehlikesi en düşük düzeydedir.[3]



2- Sistematik gözlem: Sistematik gözlemde gözlenen olay veya olguda belirli bir kalıbın gözlemci tarafından gözönünde bulundurulması söz konusudur. Bu da verileri denetleme olanağı ile basit gözlemde doğabilecek bazı sakıncaların ortadan kalkmasını sağlar. Bu türde, bir uçta yapılanmamış ya da açık - sonlu gözlemler, diğer uçta ise nispeten yapılanmış ve önceden belirlenmiş yöntemler yer alır. Birincide araştırmacı ayrım gözetmeden, olabildiğince araştırmanın tam bir tanıtımını vermeye çalışır. Diğeri ise olayın sayımı, dökümü ve gruplandırılmasına dayanan bir yöntemdir. Dolayısıyla ikinci yaklaşımda ne tür olay veya davranışların kaydedileceğine ve gözlemin hangi sıklıkta yapılacağına önceden karar verilmelidir.



En aşırı durumda gözlem, olayla ilgili her şeyi aynen ortaya koyar, yani bir tür olayın gerçek yansıması durumundadır. Fakat buna ne olanak ne de gerek vardır. Gözlemde temel ilke, olayı aynen yinelemek değil, onu özetlemek, basitleştirmek ve sistemleştirmektir.



C- İçerik Çözümlemesi: Kitle iletişim araçlarındaki gelişmeler bu alandaki araştırmaları da önemli ölçüde etkilemektedir. İçerik çözümlemeleri, yazılı, görsel ve işitsel alanlardaki yayınların irdelenmesini amaçlamaktadır ve İletişim alanında oldukça yoğun olarak kullanılır. İçerik çözümlemesi, bir mesajın içindeki verilerden yinelenebilir ve anlamlı çıkarımlar yapabilen ve güvenilir sonuçlar vermesi beklenen bir araştırma tekniğidir.[4] Amaca yönelik olarak yapılan çözümlemenin üç farklı uygulamasından söz edilebilir.



1- Pragmatik (faydacı) çözümleme: İletilerin verildiği zamanlardaki sıklığın sayılarak nasıl bir etkisi olacağını ortaya çıkarmak. (Örneğin TV’de reklamların verilme sıklığı)



2- Anlambilimsel çözümleme: İletide ya da içerik analizi yapılan görsel, işitsel veya yazısal olayların metinlerindeki sözcük, terim ve kavramların yinelenme sayıları ortaya çıkarılır.



3- İşaret aracı olarak çözümleme: İletinin içeriğinin özelliklerine göre sıklığının sayılması.[5]



D- Görüşme (Mülakat-Interview): Herhangi bir konuda geniş bilgi edinilmek istendiğinde başvurulan bir yöntem olan görüşme toplumbilimcilerin sık sık başvurdukları bir tekniktir. Görüşülen her kişiye aynı sorular yöneltilir. Yüz yüze bir ilişkiye dayanması, verilerin elde edilmesinde açıklık ve kesinlik kazandırır. Konuyu daha fazla aydınlatmak için yeni sorular sorma olanağı vardır. Bu bağlamda görşülen kişinin fazla sınırlandırılmadığı bir yöntemdir. Alınan yanıtlar, görüşmecinin elindeki yönerge doğrultusunda değerlendirilir. Bununla birlikte kendisiyle görüşülen kişinin inanç, düşünce ve yargıları dolayısıyla sonuçlarda bir sapma olasılığı ortaya çıkabilir. Bir araştırma tekniği olarak görüşmeye daha önceden hazırlanan bir soru klavuzu ile başlamakta yarar vardır.



E- Soru kağıdı - Anket: Toplumu ilgilendiren konularda objektif bilgi toplamak için kullanılır. Soru kağıdı, farklı şekillerde adlandırılabilir. Bu tanımlamalarda soru kağıdının kullanım şekli büyük ölçüde belirleyici olmaktadır. Prof.Dr. Birsen GÖKÇE’nin yaptığı sınıflamada “soru kağıdı” posta yoluyla ya da topluluklara dağıtılarak yapılan bir uygulama olarak tanımlanıyor. Posta ile olması durumunda, gönderilen soru kağıtlarının tümünün geri gelmemesi gibi bir sakıncayı da beraberinde getirir. Ancak bu yöntemde soru kağıdını yanıtlayan kişinin doğrudan doğruya yanıtları soru kağıdına aktarması, daha sağlıklı sonuçlar vermesi açısından yararlıdır.



Anket, bilgi alınacak kişilerin doğrudan doğruya okuyup cevaplandıracakları bir soru listesinin hazırlanması şeklinde yapılan gözlemdir. En çok uygulanan şekil yukarıda da belirtildiği gibi anket soru veya listelerinin deneklere postayla gönderilmesi, cevapların da yine postayla alınmasıdır. Posta yoluyla uygulanan ankette, soru listelerine araştırmanın amaçlarını, araştırmayı yapan kişi ve kuruluşları ve cevaplamayla ilgili özellik taşıyan diğer noktaları açıklayan bir de yazı eklemek gerekir.



Anket soruları postayla gönderilebileceği gibi, cevaplama bir anketçi yardımıyla da yapılabilir. İkincisinde sorulara verilen cevapları anketçinin kendisi anket kağıdına işaretler. Diğer bir yol da denekleri bir araya toplayarak veya toplu olarak bulundukları bir yerde anket uygulayarak soruların doğrudan cevaplandırılmasıdır. Örneğin bir fabrikada çalışan işçiler veya bir kütüphanedeki okuyucular üzerine uygulanan anketler bu türdendir.



Anket uygulamasında en önemli noktalardan birisi kuşkusuz anket sorularının hazırlanmasıdır. Anket sorularının düzenlenmesi, bilgi, sabır, özen isteyen ve ön araştırmayı gerektiren bir işlemdir. Sorular, herkes tarafından aynı şekilde anlaşılacak biçimde kısa, açık ve kesin olmalıdır. Görüşme tekniğindeki gibi soruların yeniden dile getirilmemesi veya tamamlayıcı soru sorulamaması, anket sorularının baştan dikkatli bir şekilde hazırlanmasını gerektirir.



Sorular hazırlanmadan önce çalışmanın kapsamı ayrıntılı olarak belirlenirse bu farklı bölümleri soru şekline dönüştürmek oldukça kolaylaşır. Daha açık bir deyişle, elde edilmeye çalışılan her bilgi ankette bir soru şeklinde ifade edilmelidir.



Anket sorularını hazırlamada geçerli iki ana ilke vardır. Bunlardan birisi, sorulacak her sorunun araştırmanın ana konusu veya hipotezi ile doğrudan ilişkili olması, ikincisi ise soru cetvelinin bir iç bütünlüğe sahip bulunmasıdır. Bu ilkelerden birincisi ilgisiz soruların sorulmamasını, ikincisi birbirine benzer soruların kendi aralarında gruplandırılmalarını ve dolayısıyla soru cetvellerinin mantıki bir bütünlük oluşturmasını ifade eder.



Hazırlama tekniği bakımından da anket soruları iki türlü olabilir: “Kapalı-uçlu” sorular ve “açık-uçlu” sorular. Eğer sorulan soruya verilecek cevap seçenekleri tam olarak belirlenmişse, başka bir deyişle, sorular sistemleştirilmişse bunlara kapalı-uçlu sorular denir. İkinci durumda deneğe, soruları serbestçe cevaplama ve cevapları kendi ifadeleriyle dile getirme olanağı verilmiş olmaktadır. Araştırmacının cevaplar konusunda önceden bilgi sahibi bulunmadığı, çok değişik cevaplar alma olasılığının söz konusu olduğu veya derinlemesine cevaplar alınmak istendiği durumlarda açık - uçlu soru şekli tercih edilmelidir.



Demek oluyor ki hangi ölçüde bir sistemleşmeye gidileceği, ya da cevaplamada ne ölçüde serbest davranılacağı, biraz da araştırmanın özelliğine bağlı olacaktır. Örneğin bilgi ve sondaj soruları, nitelikleri gereği açık uçlu olmaktadır.



Sistemleştirilmiş sorular ise düşünülen cevapların önceden belirlenip seçenekler şeklinde sunulduğu sorulardır. Araştırmanın özelliğine göre bir ankette her iki türden de soru yer alabilir.





SORU HAZIRLAMA TEKNİKLERİ



Soruların konuyla ilgili olması, soru sıralamasının kullanıma elverişli olması gerekir. Her şeyden önce sorunun amacı bilinmelidir. Hangi konuda, ne için, ne tür soru sorulacaktır.



Soruları içeriklerine veya yapı biçimlerine göre sınıflandırmak mümkündür. İçeriklerine Göre Sorular: 4 grupta toplanır.



- Olgusal Sorular: Doğum yeri, yaş, öğrenim durumu gibi gözlenebilen ve kolaylıkla kontrol edilebilen kişisel özellikleri belirleyen sorulardır.



- Davranış Soruları: Kişilerin davranışlarına, kişisel ve toplumsal etkinliklerine ilişkin soruları kapsar. Okuma, eğlence, tüketim gibi bireysel alışkanlıklarla aile ve çevre ile ilişkileri belirleyen bilgilere bu tür sorularla ulaşılır. Kontrolü kolaydır.



- Tutum ve Görüş Soruları: Soyut konuları içerir. Duygu, düşünce, inançlar çerçevesinde oluşan, kişinin kendi dünyasına ait özellikleri ve beklentileri yansıtır. Bu soruları hem hazırlamak hem de onlara cevap almak zordur. Sınanması da zordur.



- Bilgi Soruları: Kişinin bilgi düzeyi ile ilgilidir. Neyi ne ölçüde bildiğini belirleyen sorulardır. Bazen bu sorular eleme sorusu niteliğini taşırlar. Kişinin belirli bir konuda bilgisinin olup olmadığının belirlenmesi, o konuda sorulara devam edilip edilmeyeceğini gösterir.



Amacına Göre Sorular:



- Eleme Sorusu: Kişinin sorulacak konuyu bilip bilmediğinin araştırılması amacına yöneliktir.

- Sondaj Sorusu: Kişinin davranış, tutum ve görüşlerinin kökenine iner, neden ve niçinlerini araştırır.

- Sınama Soruları: Daha önceki cevapları alınan soruların doğru olup olmadığını açığa çıkartmak amacıyla sorulur.



SORU TİPLERİ



Yapı ve Biçimlerine Göre Sorular:



- Sistemleştirilmiş Sorular: Sistemli sorular, kesin ve somut cevaplara yönelik olarak kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde formüle edilebilir. Bu ikisinin önemli özelliği soruların önceden kesin olarak hazırlanmasıdır. Kapalı uçlu sorulara örnek; Evet-hayır, doğru-yanlış.



- Seçmeli Sorular: Seçenek sayısı ikiden fazladır.

Örnek: Öğrenim durumunuz nasıl?

( ) okur-yazar değil ( ) okula gitmemiş okur-yazar

( ) okuldan ayrılmış ( ) ilk okulu bitirmiş





Açık uçlu sorular, önceden cevabı kestirilemeyecek ve çok değişik cevaplar alma ihtimali yüksek olan durumlarda ya da kişinin yönlendirilmemesi istenen durumlarda kullanılır. Pratik güçlükleri olan soru biçimidir. Cevaplayana, ayrıntıya, boğulma, zaman kaybı gibi riskleri vardır.



- Sistemleştirilmemiş Sorular: Bu tip sorular tarama niteliğindeki araştırmalarda kullanılmaz. Konuşmayı yönlendiren kişilere ihtiyaç vardır. Fonksiyonlarına göre 3 grupta toplanırlar:



- Dolaylı Sorular

- Tekrarlanan Sorular

- Dolaysız Sorular



Dolaylı sorular; sohbet tarzı sorulardır. Tekrarlanan sorular derinlemesine bir mülakattır. Neden, nasıl sorularıyla cevaplar açıklanır. Dolaysız sorular daha daraltılmış bir alanda fikirleri öğrenmek için kullanılır.



>> Soru kağıdı ve görüşme çizelgesindeki soruların hazırlanmasında dikkat edilecek noktalar:



Çok seçenekli ve derecelendirilmiş sorular:



• 3 dereceli örnek:

Çocuk dayakla terbiye edilmeli.

( ) Katılıyorum

( ) Tarafsızım

( ) Karşıyım



Aşağıdaki öz açısından kendini nasıl görüyorsun?

( ) Gelecekle ilgili korkularım var.

( ) Kendime hiçbir konuda güvenmiyorum.

( ) Kendimi her zaman yalnız hissediyorum.

( ) İnsanlardan nefret ediyorum.(bazen - hiçbir zaman)

( ) Hiç kimsenin beni anlamadığı kanısındayım.



Bu tür sorularda genelde neler kullanırız?



Evet, çok iyi, fazla, güç, doğru, bazen, orta, eşit, aşağı yukarı, kuşkulu, hayır, çok kötü, az, kolay, yanlış.



• Dört dereceli ve tartılı soru tiplerine örnek:

Çocuğunuzun okuldan kaçması sizce ne derece önemlidir?

( ) Çok önemli ( ) Oldukça önemli

( ) Önemli değil ( ) Hiç önemli değil



• Beş dereceli soru tipine örnek:

Kendinizle ilgili konularda karar verirken başkalarına danışır mısınız?

( ) Her zaman ( ) Bazen ( ) Hiçbir zaman

( ) çoğunlukla ( ) Nadiren





Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:



· Sorular sade olmalı, cümleler uzun olmamalı, eğitim düzeyine uygun bir dil kullanılmalı, bu bağlamda yöresel terimler kullanılmamalı, sorular cevap vereni herhangi bir şekilde etkilememeli, soruların kapsamı tek konuya yönelik olmalı.

· Sorduğumuz soruların arkasından kontrol edici sorular sorulmalı.

· Birbiriyle ilgili sorular aynı grupta olmamalı, önce kişinin değişmez özellikleri öğrenilmeli, kişiye kısaca araştırmanın konusu, amacı anlatılmalı.

· Olumlu ilişkiler kurulmalı, nazik olunmalı, kişinin yüzüne bakılmalı, asık suratlı görünmekten kaçınılmalı, kendinden emin, dostça, rahat bir tavır takınmalı. Araştırmayı bitirdikten sonra teşekkür etmeli.

· Cevaplar açık ve kesin değilse sorularla açmak gerekir. Bunu karşımızdaki dene&##287;e yardımda bulunmadan yapmalıyız. “Bilmiyorum”, “Fikrim yok” diyenleri zorlamamak gerekir. Üçüncü bir şahsın araya girmesi sakıncalıdır. Bir önceki cevap kontrol edilerek diğer araştırmalara geçilmelidir.

KAYNAKÇA:

• Bilimsel Araştırma ve Yazma El Kitabı, Prof.Dr. Halil SEYİDOĞLU, İstanbul-1995

• Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri (İstanbul Üniversitesi İletişim Fak. Yüksek Lisans Ders Notları), Doç.Dr. Suat GEZGİN, İstanbul-1994

[1] Toplumsal Bilimlerde Araştırma, Prof.Dr. Birsen GÖKÇE, Ankara-1992

[2] A.g.y.

[3] Bilimsel Araştırma Yöntemi, Prof.Dr. Niyazi KARASAR, Ankara-1994

[4] Toplumsal Bilimlerde Araştırma, Prof.Dr. Birsen GÖKÇE, Ankara-1992

[5] A.g.y.


Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.246 saniyede (79.82% PHP - 20.18% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 09:47
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi