Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

Bu konu Soru-Cevap forumunda Misafir tarafından 4 Ocak 2013 (21:34) tarihinde açılmıştır.
1902 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 12 Temmuz 2013 (14:27) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 4 Ocak 2013, 21:34

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

#1 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar Sponsorlu Bağlantılar
Hürrem sultan hangi hastalıktan olmuştur.
En iyi cevap _EKSELANS_ tarafından gönderildi


Hürrem Sultan


Haseki Hürrem Sultan
owsa225px-Khourrem
Haseki Hürrem Sultan'ın Latince Rossa Solymanni uxorbaşlıklı 16. yüzyılda yapılmış bir yağlı boya tablosu
DoğumAlexandra Anastasia Lisowska
1500-1506 civarı
Rutenya, LehistanÖlüm15 Nisan 1558
İstanbulYattığı yerSüleymaniye Camii
41°0′56, N°28′57Diğer adıRokselanaDinDoğumunda Ortodoks daha sonraİslamEşiI. SüleymanÇocuklarıII. Selim, Mihrimah Sultan, Şehzade Cihangir, Şehzade Bayezid,Şehzade MehmedHürrem Haseki Sultan (1500-1506 arası; Rutenya, Lehistan - 15 Nisan 1558, İstanbul) doğum adı: Alexandra Lisowska, Osmanlıca adı: Avrupa'da tanındığı ad: Roxelana), Osmanlı padişahı I. Süleyman'ın nikahlı eşi ve sonraki padişah II. Selim'in annesidir.
Renkli hayatı ile efsaneleşmiş; entrikaları, zekası, cesareti, ihtiraslarıyla ün salmış bir Hanım Sultan'dır.Hayatı romanlara, tiyatro oyunlarına, opera eserlerine konu olmuştur. Devlet işlerinde etkin rol oynayarak Osmanlı İmparatorluğu’nda "Kadınlar saltanatı" denilen devri başlattığı kabul edilir. Sultan Süleyman'ın nikahlı karısıdır. II. Selim, Mihrimah Sultan, Şehzade Cihangir, Şehzade Bayezid,Şehzade Mehmed'in annesidir. Hürrem Sultan'ın bu beş çocuktan başka çocuğu yoktur.

Kökeni

Osmanlı sarayına gelene kadarki yaşamı hakkında kesin bir bilgi yoktur.[2] Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rutenya'da[4]1504 yılında doğduğu rivayetler arasındadır, Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde 20'li yaşlarında Rutenya'den kaçırıldığı[1], Kırım Hanı'nın himayesine girdikten sonra Osmanlı sarayına sunulduğu tarihçiler ve yazarlar tarafından kabul görmüş bir rivayettir.[2]
16. yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara göre - mesela 19. yüzyılın Ukrayna'daki ilk kayıtlarına göre - Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan ya da Hürrembalsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana, Roxelane, Rossa, Ruziac, Ruslana Türkçe'de Hürrem (Farsça kökenliخرم Hürrem), neşeli olan kişi ve (Arapçada Kerîme -Soylu olan kişi anlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. yüzyıldan sonra kullanılıyordu. Bunlara ek olarak, bazı tarihçilere göre Hürrem Sultan (Roxolena) Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş Lehistanlı yahudi bir ailenin kızıdır.[5]Bazı kaynaklarda bu konuya dair geniş veriler yer alır.

Saraydaki yaşamı

150px-Anton_Hickel_001

Alman Barok ressamAnton Hickel'in Roxelana ve Sultan adlı tablosu (1780)

Hürrem Sultan’ın saraya gelişi ve Kanuni ile tanışması hakkında kesin bilgiler yoktur. Şehzadeliği sırasında veya padişahlığının ilk senesinde Harem'e girdiği düşünülür.
Hürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni'nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan'dan “Mustafa” isimli bir oğlu vardı. Sarayın en nüfuzlu kadını padişahın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikinci derece nüfuzlu kadın Mahidevran Sultan idi. Hürrem, saraya girdikten sonra Kanuni ile ilişkisinden 1520/21’de “Şehzade Mehmet” dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan saraydaki en nüfuzlu üçüncü kadın durumuna geldi. İki haseki arasındaki rekabet bir gün kavgaya dönüşmüştür. Hürrem Sultan bu kavgayı çeşitli entrikalarla lehine çevirmiştir.Pek çok yazara göre bu olaydan sonra gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533’te Manisa valiliğine atanan oğlu veliaht Şehzade Mustafa’nın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan, onun yerini aldı.
Hürrem Sultan'ın sarayda pozisyonu Kanuni'nin nikâhlı eşi olması ile arttı. Hürrem Sultan, Şehzade Cihangir’in doğumundan sonra Kanuni ile görkemli bir düğün yapılarak evlendi ve aralarında nikah kıyıldı. Kesin tarihi belli olmamakla birlikte Haziran 1534’te veya daha erken gerçekleştiği düşünülen[2]düğün, Hürrem’i Kanuni’nin meşru eşi yapan, Osmanlı geleneklerine aykırı düşen çok önemli ve devrimci bir hareket olarak değerlendirilir. Bu nikah ile Hürrem, Osmanlı tarihinde padişah tarafından uzun bir süre sonra nikahlanan ilk cariye oldu.
Mahidevran ile Hürrem arasındaki mücadelede Mahidevran Sultan'ı tuttuğu düşünülen ve oğlu üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenen[2] Valide Hafsa Sultan’ın 1534 yılındaki ölümü ile Hürrem’in saraydaki etkisi daha da artmıştır. Fakat Valide Sultan'ın ölümünden sonra Mahidevran Sultan veliaht annesi olduğu ve Şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına kesin gözle bakıldığı için Valide Sultan'lığa hazırlanmaya başlamıştır.
Hürrem Sultan Şehzade Mehmet'ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir adlı 3 şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirmiştir. Çocuklarını büyütürken ileride oğullarından birinin tahta geçmesi için önlerindeki engelleri kaldırma mücadelesi vermiştir.

Sadrazam İbrahim Paşa'nın idamı

Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa, Hürrem Sultan’ın şehzadelerinden birisi yerine Şehzade Mustafa’yı hükümdarlığa aday gösterenlerin arasındaydı. İbrahim Paşa’nın Irakeyn Seferi’nden dönüşte saraya davet edilip 6 Mart 1536 gecesi dairesinde uyurken boğdurulması, Hürrem Sultan için önemli bir engelin ortadan kaldırılmasını sağladı. Çocukluğundan beri Kanuni’nin yakın arkadaşı ve danışmanı olan İbrahim Paşa'nın gözden düşürülüp boğdurulmasında Hürrem Sultan’ın büyük rolü olduğu rivayet edilir. Ancak İbrahim Paşa'nın devlet yönetimde kendini üstün görmesi ve yükseldikçe yaptıkları hataların da kendi sonunu hazırlamasına sebep olduğu iddia olunur. Bu olaydan sonra Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye hükmetmeye ve devlet işlerini idare etmeye başladığı kanısı yaygındır

Harem’in Topkapı Sarayı’na taşınması

Hürrem Sultan’ın devlet işleri ile daha yakından ilgilenebilmek için Harem’i Eski Saray’dan Topkapı Sarayı’na taşıttığı düşünülür ve bu olay, Hürrem’in önemli devrimci hareketlerinden birisi olarak kabul edilir. Eski Saray’dan göçün kesin tarihi belli değildir. Eski Saray'da 25 Ocak 1541 gecesi çıkan yangından sonra Harem halkının bir kısmının Topkapı Sarayı'na taşındığı ve harem protokolünün başladığı düşünülmektedir.

Şehzadelerin Sancak Beyliklerine atanmaları

Şehzadelerin sancak beyliklerine atanmasında da Hürrem Sultan’ın rolü olduğu düşünülür. 1541’de, padişah adaylarının tayin edildiği Manisa Sancağı’nda Sancak Beyliği yapmakta olan veliaht Şehzade Mustafa, Manisa'dan alınıp Amasya’ya Sancak Beyi olarak atandı ve ertesi sene Manisa Sancak Beyliği’ne Şehzade Mehmet’in getirildi. Ancak, halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenirliği için şehzade Mustafa'nın Amasya'ya gönderildiğini ve Şehzade Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı.[9] Bu gibi ardı arkası kesilmeyen atanmalar da Hürrem’in etkisinde gerçekleşmiş işlerden kabul edilir. Hürrem Sultan, şehzadeleriyle birlikte sancağa gitmesi gerekirken; gleneklere aykırı olarak gitmemiş, İstanbul'da kalmayı seçmiştir. Ama değişik tarihlerde şehzadelerini ziyaret etmiştir.

Rüstem Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi

Hürrem Sultan’ın tek kızı Mihrimah Sultan, 1539’da Diyarbakır valisi ve III. Vezir Rüstem Paşa ile evlendirilmişti. “Damat” ünvanını alan Rüstem Paşa 1544’te sadrazamlığa tayin oldu. Kaynakların çoğunda Sadrazam Hadım Süleyman Paşa’nın azledilmesinin ve yerine II. Vezir Divane Hüsrev Paşa'nın değil de III. Vezir Rüstem Paşa’nın getirilmesinin perde arkasında Mihrimah Sultan ile Hürrem Sultan’ın olduğu ifade edilmektedir.

Şehzade Mustafa’nın boğdurulması

Kanuni’den sonra veliaht Şehzade Mustafa’nın tahta çıkacağından korkan Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa’yı babasının gözünden düşürmek için kızı ve damadı Rüstem Paşa yardımı ile komplo kurmuştur. Hürrem Sultanın emriyle hareket eden Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa`nın mührünü yaptırarak İran Şahı Tahmasb`a mektup yazmış, İran Şahının cevabını da Kanuni Sultan Süleyman`a sunmuştu. Bu ve benzeri bir dizi entrika ile Kanuni Sultan Süleyman, oğlu veliaht Şehzade Mustafa`nın kendisine isyan edeceğine ve tahtı elinden alacağına ikna edilmiştir.
"Katledildiği gün, babasıyla görüşeceğini sanarak çadırına gitmiştir malum. İşte o gün bembeyaz giyindiği söylenir; kendisine yapılan iftiralardan haberdardır ve masumiyetine işaret etmek ister. Cebinden de ölümünden sonra babasının onu öldüreceğini ve babasının çadırına gitmemesi gerektiğini belirten bir mektup çıkar."[10] Bu olaya tanık olan Şehzade Cihangir de olayın duygusal etkisini üzerinden atamadı ve hastalandı; babası ile birlikte sefere devam eden genç Şehzade, Halep’te hayatını kaybetti. Tahta aday olarak Haseki Hürrem Sultan’ın iki oğlu Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim kaldı.

Dış siyaset meseleleri

Hürrem Sultan, o zamana kadar başka Osmanlı padişah eşlerinde görülmemiş şekilde dış siyasetle ilgilenmiş, diplomatik yazışmalar yapmıştır.[2] Kanuni’nin padişahlığının ikinci senesinde Rodos şövalyelerine karşı Rodos seferinin açılmasını teşvik ettiği ve sonraki yıllarda İran seferlerine destek verdiği düşünülen Hürrem Sultan, 1548’te Kanuni İkinci İran seferinde iken Lehistan tahtına çıkan yeni krala tebrik mektubu yazmış; hediyeler göndermiştir.

Ölümü

Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan, Valide Sultan olamadan 15 Nisan 1558’de(Sultan Süleyman'dan yaklaşık 8 yıl önce) İstanbul’da hayatını kaybetti. Hürrem Sultan'ın zehirlenerek ya da kadın hastalığı sonucu öldüğü düşünülür.[10] Son senelerini kulunç hastalığı sebebiyle rahatsız geçiren Hürrem Sultan, son kışını Kanuni ile birlikte Edirne’de geçirmiş; rahatsızlığı artınca İstanbul’a dönmüştü. Büyük bir cenaze töreninin ardından Süleymaniye Camisi avlusuna gömüldü. Mezarı üzerine türbesi eşi Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldı.

Ölümünden sonra

200px-Istanbul_-_S%C3%BCleymaniye_camii_-_T%C3%BCrbe_di_Roxellana_-_Foto_G._Dall%27Orto_28-5-2006

Süleymaniye Camii avlusundaki Hürrem Sultan Türbesi

Hürrem Sultan; Avrupa'da ve Türkiye'de resim, müzik ve bale sanatlarındaki bir çok çalışmaya konu olmuştur. Avusturyalı besteci Joseph Haydn'ın 63. Senfonisi bu eserlere bir örnektir. Eser daha çok, ikinci bölümünün adı olan “Roksalan” ismiyle anılır.
Yusuf Niyazi'nin “Mazlum Şehzadeler”, Orhan Asena'nın “Hürrem Sultan” ve “ Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” adlı piyesleri, Hürrem Sultan’ı konu alan Türk tiyatro yapıtlarındandır.[11]
Türkiye’de yazılan ilk büyük bale eserlerinden Hürrem Sultan Balesi, Orhan Asena’nın “Hürrem Sultan” adlı piyesinden ilham alarak Nevit Kodallı tarafından bestelenmiştir.[12]
Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir “Hürrem Sultan Anıtı” bulunur. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.

Hayır işleri

200px-Bath_of_Roxelane_Istanbul_2007_006

Hürrem Sultan tarafından yaptırılmış İstanbul'un Haseki semtindeki Haseki Hamamı

Hürrem Sultan İstanbul'da günümüzde onun adıyla anılan Haseki semtinde, Mimar Sinan'a Haseki Külliyesini yaptırmıştır. 1538-1550 yılları arasında inşaatı tamamlanan külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır; onun ilk ve en önemli hayratlarındandır. Günümüzde T.C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tanınan bu hastane Türkiye'de kesintisiz hizmet vermekte olan en eski hastane olma özelliğini taşır.
Hürrem Sultan ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.
Kabe’de, Şam’da, Bağdat’ta, Konya’da, Kudüs’te, Edirne’de Hürrem Sultan adına çeşitli eserler yapılmıştır.

Hürrem Sultan Hakkındaki İddialar

Tarihçilere göre Hürrem Sultan (Roxolena) Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş Lehistanlı yahudi bir ailenin kızıdır. Tarihçilerin bu gibi düşüncelerinin olmasının sebebi bazı verilere bakılarak anlamlandırılabilir:

1) Osmanlı haremindeki kadınlar haremden dışarı çıkamadıkları için dış dünya ile bağlarını sağlamak için bir yola giriştiler. Dış dünyayla kurdukları ilişkilerini görevlendirdikleri bazı kadınlar aracılığı ile sürdürdüler. Bu kadınlara kira adı verilirdi. Hürrem Sultan'dan başlayarak imparatorluğun sonuna dek Yahudi kiralar kullanıldı. Hürrem Sultan’ın kirası Yahudi bir kadın olan Ester Handali veya diğer adıyla Ester Kira(ö. 1590)'ydı. Ester Kira, Önce Hürrem Sultan'ın, sonra II. Selim’in eşi Nurbanu Sultan ve III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın sırdaşı ve sekreterlik görevini yaptı. Venedik elçiliği görevinde bulundu. Sarayda büyük bir güce sahipti. Ester Kira veya Türklerin çağırdığı şekli ile Kiraze, İspanya’dan Osmanlı’ya sığınan bir ailenin kızıydı. Ester, kocası Eliya Handali ve çocuklarıyla İstanbul’da yaşayan zengin bir Yahudi kadındı. Ester Handali ve kocası Eliya Handali Osmanlı haremindeki kadınlara mücevher, kozmetik ve pahalı giyecekler sağlama görevini üstlenmişlerdi. Kocasının ani ölümünden sonra Ester bu görevi tek başına yürüttü.
2) Hürrem Sultan’ın damadı olan Rüstem Paşa’nın kardeşi Amiral Sinan Paşa’nın Yahudi asıllı olduğunu, Türkiye Yahudi Cemaati’nin gazetesi Şalom’da şöyle anlatılmaktadır: "Kanuni’nin amirallerinden olan Sinan Paşa, ortaçağ kaynaklarınca "The Great Jew"(Ulu-Büyük Yahudi) olarak adlandırılır. Açık denizlere yelken açtığında Osmanlılar tarafından Süleyman’ın Mührü adı verilen Davud yıldızı olan sancağı gemisinin gönderine çekerdi." (Şalom Gazetesi– Melih Namer, Tarihe İz Bırakan Yahudi Korsanlar, 16 Aralık 2009)
Ayrıca, Sinan Paşa İspanyol arşivlerinde de İzmir doğumlu bir Yahudi olarak geçmektedir. Neredeyse bütün İspanyol arşivlerinde Sinan Paşa (Judio Sinan) Yahudi Sinan ismiyle geçmektedir. Sinan Paşa, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş olan Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'ne gömüldüğü bildirilen bu Sinan Paşa, yine Yahudi kaynaklarında ise öldükten sonra Arnavutluk'ta bir Yahudi mezarlığına gömüldüğü vurgulamaktadır.
Bütün bunlara bakılacak olursa; Sinan Paşa Damat Rüstem Paşa ile kardeş ve Sinan Paşa yahudi olduğu için, Rüstem Paşa da yahudidir denilebilir. Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan'ı Damat Rüstem Paşa ile evlendirerek bir Yahudi evliliği gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.
Not: Ne acayiptir ki Sinan Paşa öldüğünde kendisinin 2 kızı ve 1 oğlu olmasına rağmen; garip bir kararla servetini kardeşi Rüstem'in karısına, yani baldızı Mihrimah Sultan'a bırakmıştır.
3) Hürrem Sultan, oğlu II. Selim’i Nurbanu Sultan ile evlendirmiştir. Nurbanu Sultan (Genevieve Rachel veya Olivia Venier-Baffo), İspanya’dan sürgün gönderilen bir Yahudi ailenin kızıdır. Kimi kaynaklar onun Venedikli olduğunu bildirmekte ise de bu doğru değildir. İkinci ve üçüncü maddelerden de anlaşılacağı üzere, Hürrem’in iki çocuğu(Mihrimah Sultan ve II. Selim) da evliliklerinde hep Tora’nın emirlerine uyarak Yahudi kanunlarına göre evlilik yapmışlardır.
Not: Tora inancına göre; Yahudi bir anneden doğan çocuk her ne olursa olsun Yahudi sayılır. Eğer anne Yahudi değil ise çocuk "bozuk" diye adlandırılır ve asla Yahudi olarak kabul görmez.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 4 Ocak 2013, 22:52

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

#2 (link)
Özel Üye-VIP
_EKSELANS_ - avatarı

Hürrem Sultan


Haseki Hürrem Sultan
owsa225px-Khourrem
Haseki Hürrem Sultan'ın Latince Rossa Solymanni uxorbaşlıklı 16. yüzyılda yapılmış bir yağlı boya tablosu
DoğumAlexandra Anastasia Lisowska
1500-1506 civarı
Rutenya, LehistanÖlüm15 Nisan 1558
İstanbulYattığı yerSüleymaniye Camii
41°0′56, N°28′57Diğer adıRokselanaDinDoğumunda Ortodoks daha sonraİslamEşiI. SüleymanÇocuklarıII. Selim, Mihrimah Sultan, Şehzade Cihangir, Şehzade Bayezid,Şehzade MehmedHürrem Haseki Sultan (1500-1506 arası; Rutenya, Lehistan - 15 Nisan 1558, İstanbul) doğum adı: Alexandra Lisowska, Osmanlıca adı: Avrupa'da tanındığı ad: Roxelana), Osmanlı padişahı I. Süleyman'ın nikahlı eşi ve sonraki padişah II. Selim'in annesidir.
Renkli hayatı ile efsaneleşmiş; entrikaları, zekası, cesareti, ihtiraslarıyla ün salmış bir Hanım Sultan'dır.Hayatı romanlara, tiyatro oyunlarına, opera eserlerine konu olmuştur. Devlet işlerinde etkin rol oynayarak Osmanlı İmparatorluğu’nda "Kadınlar saltanatı" denilen devri başlattığı kabul edilir. Sultan Süleyman'ın nikahlı karısıdır. II. Selim, Mihrimah Sultan, Şehzade Cihangir, Şehzade Bayezid,Şehzade Mehmed'in annesidir. Hürrem Sultan'ın bu beş çocuktan başka çocuğu yoktur.

Kökeni

Osmanlı sarayına gelene kadarki yaşamı hakkında kesin bir bilgi yoktur.[2] Lehistan Krallığı'nın sınırları içerisinde bulunan Rutenya'da[4]1504 yılında doğduğu rivayetler arasındadır, Tatar akıncılar tarafından 1520 tarihinde 20'li yaşlarında Rutenya'den kaçırıldığı[1], Kırım Hanı'nın himayesine girdikten sonra Osmanlı sarayına sunulduğu tarihçiler ve yazarlar tarafından kabul görmüş bir rivayettir.[2]
16. yüzyıl kaynaklarına göre kızlık ismi bilinmiyordu. Ama daha sonraki kayıtlara göre - mesela 19. yüzyılın Ukrayna'daki ilk kayıtlarına göre - Anastasia (Kısaca Nastia) Polonyalıların geleneğinde, Aleksandra Lisowska olarak bilinir. Genelde Hürrem Sultan ya da Hürrembalsaq sultan olarak bilinirdi; Avrupa dillerinde Roxolena, Roxolana, Roxelane, Rossa, Ruziac, Ruslana Türkçe'de Hürrem (Farsça kökenliخرم Hürrem), neşeli olan kişi ve (Arapçada Kerîme -Soylu olan kişi anlamına gelir. Roxelana, onun gerçek ismi olmayabilir ama takma adı onun Ukraynalı soyuna ait olan (Günümüze ait yaygın isim Ruslana) ve doğu slav ismi olan, Roxolany ya da Roxelany, şimdiki Ukrayna halkında 15. yüzyıldan sonra kullanılıyordu. Bunlara ek olarak, bazı tarihçilere göre Hürrem Sultan (Roxolena) Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş Lehistanlı yahudi bir ailenin kızıdır.[5]Bazı kaynaklarda bu konuya dair geniş veriler yer alır.

Saraydaki yaşamı

150px-Anton_Hickel_001

Alman Barok ressamAnton Hickel'in Roxelana ve Sultan adlı tablosu (1780)

Hürrem Sultan’ın saraya gelişi ve Kanuni ile tanışması hakkında kesin bilgiler yoktur. Şehzadeliği sırasında veya padişahlığının ilk senesinde Harem'e girdiği düşünülür.
Hürrem Sultan saraya getirildiğinde Kanuni'nin Manisa valisi iken birlikte olduğu Mahidevran Sultan'dan “Mustafa” isimli bir oğlu vardı. Sarayın en nüfuzlu kadını padişahın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikinci derece nüfuzlu kadın Mahidevran Sultan idi. Hürrem, saraya girdikten sonra Kanuni ile ilişkisinden 1520/21’de “Şehzade Mehmet” dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan saraydaki en nüfuzlu üçüncü kadın durumuna geldi. İki haseki arasındaki rekabet bir gün kavgaya dönüşmüştür. Hürrem Sultan bu kavgayı çeşitli entrikalarla lehine çevirmiştir.Pek çok yazara göre bu olaydan sonra gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533’te Manisa valiliğine atanan oğlu veliaht Şehzade Mustafa’nın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan, onun yerini aldı.
Hürrem Sultan'ın sarayda pozisyonu Kanuni'nin nikâhlı eşi olması ile arttı. Hürrem Sultan, Şehzade Cihangir’in doğumundan sonra Kanuni ile görkemli bir düğün yapılarak evlendi ve aralarında nikah kıyıldı. Kesin tarihi belli olmamakla birlikte Haziran 1534’te veya daha erken gerçekleştiği düşünülen[2]düğün, Hürrem’i Kanuni’nin meşru eşi yapan, Osmanlı geleneklerine aykırı düşen çok önemli ve devrimci bir hareket olarak değerlendirilir. Bu nikah ile Hürrem, Osmanlı tarihinde padişah tarafından uzun bir süre sonra nikahlanan ilk cariye oldu.
Mahidevran ile Hürrem arasındaki mücadelede Mahidevran Sultan'ı tuttuğu düşünülen ve oğlu üzerinde büyük nüfuzu olduğu söylenen[2] Valide Hafsa Sultan’ın 1534 yılındaki ölümü ile Hürrem’in saraydaki etkisi daha da artmıştır. Fakat Valide Sultan'ın ölümünden sonra Mahidevran Sultan veliaht annesi olduğu ve Şehzade Mustafa'nın tahta çıkmasına kesin gözle bakıldığı için Valide Sultan'lığa hazırlanmaya başlamıştır.
Hürrem Sultan Şehzade Mehmet'ten sonra Selim, Bayezid, Cihangir adlı 3 şehzade ve Mihrimah adlı bir kız çocuğu daha dünyaya getirmiştir. Çocuklarını büyütürken ileride oğullarından birinin tahta geçmesi için önlerindeki engelleri kaldırma mücadelesi vermiştir.

Sadrazam İbrahim Paşa'nın idamı

Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa, Hürrem Sultan’ın şehzadelerinden birisi yerine Şehzade Mustafa’yı hükümdarlığa aday gösterenlerin arasındaydı. İbrahim Paşa’nın Irakeyn Seferi’nden dönüşte saraya davet edilip 6 Mart 1536 gecesi dairesinde uyurken boğdurulması, Hürrem Sultan için önemli bir engelin ortadan kaldırılmasını sağladı. Çocukluğundan beri Kanuni’nin yakın arkadaşı ve danışmanı olan İbrahim Paşa'nın gözden düşürülüp boğdurulmasında Hürrem Sultan’ın büyük rolü olduğu rivayet edilir. Ancak İbrahim Paşa'nın devlet yönetimde kendini üstün görmesi ve yükseldikçe yaptıkları hataların da kendi sonunu hazırlamasına sebep olduğu iddia olunur. Bu olaydan sonra Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye hükmetmeye ve devlet işlerini idare etmeye başladığı kanısı yaygındır

Harem’in Topkapı Sarayı’na taşınması

Hürrem Sultan’ın devlet işleri ile daha yakından ilgilenebilmek için Harem’i Eski Saray’dan Topkapı Sarayı’na taşıttığı düşünülür ve bu olay, Hürrem’in önemli devrimci hareketlerinden birisi olarak kabul edilir. Eski Saray’dan göçün kesin tarihi belli değildir. Eski Saray'da 25 Ocak 1541 gecesi çıkan yangından sonra Harem halkının bir kısmının Topkapı Sarayı'na taşındığı ve harem protokolünün başladığı düşünülmektedir.

Şehzadelerin Sancak Beyliklerine atanmaları

Şehzadelerin sancak beyliklerine atanmasında da Hürrem Sultan’ın rolü olduğu düşünülür. 1541’de, padişah adaylarının tayin edildiği Manisa Sancağı’nda Sancak Beyliği yapmakta olan veliaht Şehzade Mustafa, Manisa'dan alınıp Amasya’ya Sancak Beyi olarak atandı ve ertesi sene Manisa Sancak Beyliği’ne Şehzade Mehmet’in getirildi. Ancak, halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenirliği için şehzade Mustafa'nın Amasya'ya gönderildiğini ve Şehzade Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı.[9] Bu gibi ardı arkası kesilmeyen atanmalar da Hürrem’in etkisinde gerçekleşmiş işlerden kabul edilir. Hürrem Sultan, şehzadeleriyle birlikte sancağa gitmesi gerekirken; gleneklere aykırı olarak gitmemiş, İstanbul'da kalmayı seçmiştir. Ama değişik tarihlerde şehzadelerini ziyaret etmiştir.

Rüstem Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi

Hürrem Sultan’ın tek kızı Mihrimah Sultan, 1539’da Diyarbakır valisi ve III. Vezir Rüstem Paşa ile evlendirilmişti. “Damat” ünvanını alan Rüstem Paşa 1544’te sadrazamlığa tayin oldu. Kaynakların çoğunda Sadrazam Hadım Süleyman Paşa’nın azledilmesinin ve yerine II. Vezir Divane Hüsrev Paşa'nın değil de III. Vezir Rüstem Paşa’nın getirilmesinin perde arkasında Mihrimah Sultan ile Hürrem Sultan’ın olduğu ifade edilmektedir.

Şehzade Mustafa’nın boğdurulması

Kanuni’den sonra veliaht Şehzade Mustafa’nın tahta çıkacağından korkan Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa’yı babasının gözünden düşürmek için kızı ve damadı Rüstem Paşa yardımı ile komplo kurmuştur. Hürrem Sultanın emriyle hareket eden Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa`nın mührünü yaptırarak İran Şahı Tahmasb`a mektup yazmış, İran Şahının cevabını da Kanuni Sultan Süleyman`a sunmuştu. Bu ve benzeri bir dizi entrika ile Kanuni Sultan Süleyman, oğlu veliaht Şehzade Mustafa`nın kendisine isyan edeceğine ve tahtı elinden alacağına ikna edilmiştir.
"Katledildiği gün, babasıyla görüşeceğini sanarak çadırına gitmiştir malum. İşte o gün bembeyaz giyindiği söylenir; kendisine yapılan iftiralardan haberdardır ve masumiyetine işaret etmek ister. Cebinden de ölümünden sonra babasının onu öldüreceğini ve babasının çadırına gitmemesi gerektiğini belirten bir mektup çıkar."[10] Bu olaya tanık olan Şehzade Cihangir de olayın duygusal etkisini üzerinden atamadı ve hastalandı; babası ile birlikte sefere devam eden genç Şehzade, Halep’te hayatını kaybetti. Tahta aday olarak Haseki Hürrem Sultan’ın iki oğlu Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim kaldı.

Dış siyaset meseleleri

Hürrem Sultan, o zamana kadar başka Osmanlı padişah eşlerinde görülmemiş şekilde dış siyasetle ilgilenmiş, diplomatik yazışmalar yapmıştır.[2] Kanuni’nin padişahlığının ikinci senesinde Rodos şövalyelerine karşı Rodos seferinin açılmasını teşvik ettiği ve sonraki yıllarda İran seferlerine destek verdiği düşünülen Hürrem Sultan, 1548’te Kanuni İkinci İran seferinde iken Lehistan tahtına çıkan yeni krala tebrik mektubu yazmış; hediyeler göndermiştir.

Ölümü

Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan, Valide Sultan olamadan 15 Nisan 1558’de(Sultan Süleyman'dan yaklaşık 8 yıl önce) İstanbul’da hayatını kaybetti. Hürrem Sultan'ın zehirlenerek ya da kadın hastalığı sonucu öldüğü düşünülür.[10] Son senelerini kulunç hastalığı sebebiyle rahatsız geçiren Hürrem Sultan, son kışını Kanuni ile birlikte Edirne’de geçirmiş; rahatsızlığı artınca İstanbul’a dönmüştü. Büyük bir cenaze töreninin ardından Süleymaniye Camisi avlusuna gömüldü. Mezarı üzerine türbesi eşi Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldı.

Ölümünden sonra

200px-Istanbul_-_S%C3%BCleymaniye_camii_-_T%C3%BCrbe_di_Roxellana_-_Foto_G._Dall%27Orto_28-5-2006

Süleymaniye Camii avlusundaki Hürrem Sultan Türbesi

Hürrem Sultan; Avrupa'da ve Türkiye'de resim, müzik ve bale sanatlarındaki bir çok çalışmaya konu olmuştur. Avusturyalı besteci Joseph Haydn'ın 63. Senfonisi bu eserlere bir örnektir. Eser daha çok, ikinci bölümünün adı olan “Roksalan” ismiyle anılır.
Yusuf Niyazi'nin “Mazlum Şehzadeler”, Orhan Asena'nın “Hürrem Sultan” ve “ Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” adlı piyesleri, Hürrem Sultan’ı konu alan Türk tiyatro yapıtlarındandır.[11]
Türkiye’de yazılan ilk büyük bale eserlerinden Hürrem Sultan Balesi, Orhan Asena’nın “Hürrem Sultan” adlı piyesinden ilham alarak Nevit Kodallı tarafından bestelenmiştir.[12]
Hürrem Sultan'ın doğduğu yer olduğuna inanılan Ukrayna'nın Rohatyn kentinde bir “Hürrem Sultan Anıtı” bulunur. 2007 yılında, Ukrayna'daki bir liman kenti olan Mariupol'daki Tatarlar Hürrem Sultan'ın onuruna bir cami açmıştır.

Hayır işleri

200px-Bath_of_Roxelane_Istanbul_2007_006

Hürrem Sultan tarafından yaptırılmış İstanbul'un Haseki semtindeki Haseki Hamamı

Hürrem Sultan İstanbul'da günümüzde onun adıyla anılan Haseki semtinde, Mimar Sinan'a Haseki Külliyesini yaptırmıştır. 1538-1550 yılları arasında inşaatı tamamlanan külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır; onun ilk ve en önemli hayratlarındandır. Günümüzde T.C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak tanınan bu hastane Türkiye'de kesintisiz hizmet vermekte olan en eski hastane olma özelliğini taşır.
Hürrem Sultan ayrıca Ayasofya Camii civarında yardıma muhtaç ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırtmıştır.
Kabe’de, Şam’da, Bağdat’ta, Konya’da, Kudüs’te, Edirne’de Hürrem Sultan adına çeşitli eserler yapılmıştır.

Hürrem Sultan Hakkındaki İddialar

Tarihçilere göre Hürrem Sultan (Roxolena) Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş Lehistanlı yahudi bir ailenin kızıdır. Tarihçilerin bu gibi düşüncelerinin olmasının sebebi bazı verilere bakılarak anlamlandırılabilir:

1) Osmanlı haremindeki kadınlar haremden dışarı çıkamadıkları için dış dünya ile bağlarını sağlamak için bir yola giriştiler. Dış dünyayla kurdukları ilişkilerini görevlendirdikleri bazı kadınlar aracılığı ile sürdürdüler. Bu kadınlara kira adı verilirdi. Hürrem Sultan'dan başlayarak imparatorluğun sonuna dek Yahudi kiralar kullanıldı. Hürrem Sultan’ın kirası Yahudi bir kadın olan Ester Handali veya diğer adıyla Ester Kira(ö. 1590)'ydı. Ester Kira, Önce Hürrem Sultan'ın, sonra II. Selim’in eşi Nurbanu Sultan ve III. Murad’ın eşi Safiye Sultan’ın sırdaşı ve sekreterlik görevini yaptı. Venedik elçiliği görevinde bulundu. Sarayda büyük bir güce sahipti. Ester Kira veya Türklerin çağırdığı şekli ile Kiraze, İspanya’dan Osmanlı’ya sığınan bir ailenin kızıydı. Ester, kocası Eliya Handali ve çocuklarıyla İstanbul’da yaşayan zengin bir Yahudi kadındı. Ester Handali ve kocası Eliya Handali Osmanlı haremindeki kadınlara mücevher, kozmetik ve pahalı giyecekler sağlama görevini üstlenmişlerdi. Kocasının ani ölümünden sonra Ester bu görevi tek başına yürüttü.
2) Hürrem Sultan’ın damadı olan Rüstem Paşa’nın kardeşi Amiral Sinan Paşa’nın Yahudi asıllı olduğunu, Türkiye Yahudi Cemaati’nin gazetesi Şalom’da şöyle anlatılmaktadır: "Kanuni’nin amirallerinden olan Sinan Paşa, ortaçağ kaynaklarınca "The Great Jew"(Ulu-Büyük Yahudi) olarak adlandırılır. Açık denizlere yelken açtığında Osmanlılar tarafından Süleyman’ın Mührü adı verilen Davud yıldızı olan sancağı gemisinin gönderine çekerdi." (Şalom Gazetesi– Melih Namer, Tarihe İz Bırakan Yahudi Korsanlar, 16 Aralık 2009)
Ayrıca, Sinan Paşa İspanyol arşivlerinde de İzmir doğumlu bir Yahudi olarak geçmektedir. Neredeyse bütün İspanyol arşivlerinde Sinan Paşa (Judio Sinan) Yahudi Sinan ismiyle geçmektedir. Sinan Paşa, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş olan Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'ne gömüldüğü bildirilen bu Sinan Paşa, yine Yahudi kaynaklarında ise öldükten sonra Arnavutluk'ta bir Yahudi mezarlığına gömüldüğü vurgulamaktadır.
Bütün bunlara bakılacak olursa; Sinan Paşa Damat Rüstem Paşa ile kardeş ve Sinan Paşa yahudi olduğu için, Rüstem Paşa da yahudidir denilebilir. Hürrem Sultan, kızı Mihrimah Sultan'ı Damat Rüstem Paşa ile evlendirerek bir Yahudi evliliği gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.
Not: Ne acayiptir ki Sinan Paşa öldüğünde kendisinin 2 kızı ve 1 oğlu olmasına rağmen; garip bir kararla servetini kardeşi Rüstem'in karısına, yani baldızı Mihrimah Sultan'a bırakmıştır.
3) Hürrem Sultan, oğlu II. Selim’i Nurbanu Sultan ile evlendirmiştir. Nurbanu Sultan (Genevieve Rachel veya Olivia Venier-Baffo), İspanya’dan sürgün gönderilen bir Yahudi ailenin kızıdır. Kimi kaynaklar onun Venedikli olduğunu bildirmekte ise de bu doğru değildir. İkinci ve üçüncü maddelerden de anlaşılacağı üzere, Hürrem’in iki çocuğu(Mihrimah Sultan ve II. Selim) da evliliklerinde hep Tora’nın emirlerine uyarak Yahudi kanunlarına göre evlilik yapmışlardır.
Not: Tora inancına göre; Yahudi bir anneden doğan çocuk her ne olursa olsun Yahudi sayılır. Eğer anne Yahudi değil ise çocuk "bozuk" diye adlandırılır ve asla Yahudi olarak kabul görmez.
Rapor Et
Eski 4 Ocak 2013, 23:08

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

#3 (link)
هانيبال
JawsKaan - avatarı
Oğullarını tahta varis yapmayı başaran Hürrem Sultan, Valide Sultan olamadan 15 Nisan 1558’de(Sultan Süleyman'dan yaklaşık 8 yıl önce) İstanbul’da hayatını kaybetti. Hürrem Sultan'ın zehirlenerek ya da kadın hastalığı sonucu öldüğü düşünülür
Rapor Et
Eski 5 Ocak 2013, 09:07

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Alıntı:
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı Mesajı Görüntüle

Hürrem sultan hangi hastalıktan olmuştur.
rahim kanseri diye biliyorum
Rapor Et
Eski 5 Ocak 2013, 14:40

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

#5 (link)
_GüzelikMeleği_
Ziyaretçi
_GüzelikMeleği_ - avatarı
Hürrem Sultan nasıl öldü

hurrem-sultanin-olumu
Hürrem Sultan 1506 yılında dünyaya gelmiştir. 12-13 yaşlarında osmanlı sarayına hediye olarak gelmiş. Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim gördü.
Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 sene önce 52 yaşındayken öldü. Oğlu II. Selim'in tahta çıkışını göremedi. Süleymaniye Camisi Külliyesi içinde kendisi için yaptırılan türbeye gömüldü.
Ölüm nedeni sıtma yada yüksek ateş veya kuluç hastalığı olduğu rivayet olunur. Kanuni ile edirneye yolculuk yapıyorlar ve edirne dönüşü hastalanıyor.
Türbenin iç duvarları bir cennet bahçesini tasvir eden İznik çinileriyle kaplıdır.
Hürrem Sultan son nefesine kadar iyilik ve yardımseverliğine devam ettirdi. Ölümünden sonra osmanlı düşmanlarının kendisi üzerinden çok sevdiği eşi Sultan Süleyman Han'a saldıracaklarından habersiz hakka yürüdü.
Mekanı Cennet Olsun, O'nu bu kadar kötüleyen ve sırtından para kazanmak için reytin uğruna bizans entrikaları ile süslü diziler çekenlere de Allah hidayet nasip etsin..
Ruhuna bir fatiha okumadan sayfayı kapatmayınız
Allah yar ve yardımcınız olsun.
Rapor Et
Eski 12 Temmuz 2013, 13:15

hürrem sultan nasıl öldü

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Hürrem sultan kadın hastalığından öldüğü söyleniyor. ALLAH RAHMET EYLESİN ... <AMİNNN <
Rapor Et
Eski 12 Temmuz 2013, 14:27

Hürrem Sultan hangi hastalıktan ölmüştür?

#7 (link)
_Ceyda_
Ziyaretçi
_Ceyda_ - avatarı
Hürrem Haseki Sultan'ın Ölümü

Hürrem Sultan 18 Nisan 1558 tarihinde eşi Kanuni Sultan Süleyman'dan 8 sene önce 52 yaşındayken öldü. Oğlu II. Selim'in tahta çıkışını görem
edi. Süleymaniye Camisi Külliyesi içinde kendisi için yaptırılan türbeye gömüldü. Türbenin iç duvarları bir cennet bahçesini tasvir eden İznik çinileriyle kaplıdır.Kadın hastalığı,sıtma nedeniyle öldüğü söylenir.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.372 saniyede (84.47% PHP - 15.53% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 03:29
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi