Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Edat, bağlaç ve ünlem cümlelerine örnekler verir misiniz?

Gösterim: 51055 | Cevap: 14
  • edat cumleleri
  • edat cumlelerine ornekler
  • edat ornekleri
ateş72
Cevaplanmış   |    10 Ocak 2013 13:14   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Edat, bağlaç ve ünlem cümlelerine örnekler verir misiniz?

arkadaşlar bana acil 10 tane edat 10 tane bağlaç 10 tanede ünlem cümlesi bulup yazarmısınız...
En iyi cevap _AERYU_ tarafından gönderildi

Edat Örnekleri

  1. Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendi.
  2. Senin gibi başarılı bir insan nasıl olur da bu işin sonunu göremez.
  3. Evden okula kadar koşarak gitmişti.
  4. Herkes ailesine önem verdiği için bu teklifi hiç kimse kabul etmemişti.
  5. Her şeye rağmen hayat devam ediyordu bunun için üzülmeye de gerek yoktu.
  6. Birden sanki gök yarıldı ve yağmur gök gürültüsü ile yağmaya devam etti.
  7. Akşama doğru haber geldiğinde hepimiz meraktan çılgına dönmüştük.
  8. Senden başka ne gidecek bir yerim ne de açacak bir kapım var.
  9. Bana göre bu işin bu şekilde yapılması çok yanlıştı.
  10. Bu dersten yalnız sen geçebilirsin, sınıfın geri kalanı kalır.

Bağlaç Örnekleri
  1. Evin ve bahçenin kapısı açıktı.(Tamlayan)
  2. Bu radyo Adana’da ve Mersin’de yayın yapıyor.(D.T)
  3. Akşam arkadaşıma gideceğim ve her şeyi anlatacağım.
  4. Cehennemle cenneti bu dünyada yaşadık.(Nesne)
  5. Evle okul arasında mekik dokuyor.(Tamlayan)
  6. Annesiyle babası yarın bize gelecek.(Özne)
  7. Kardeşin de mi bizimle gelecek?(Şaşma)
  8. Ufaklık, kalemi vermem de vermem,diyor.(İnat)
  9. Ailesiyle kavga etti de evi terk etti.(Sebep)
  10. Dışarı çık da göreyim.

Ünlem Örnekleri
  1. Aman, bırak gitsin! (Bıkkınlık, usanç)
  2. Bravo! Bravo! Büyük başarı. (Takdir etme, övme)
  3. Hoppala, bir de bu çıktı. (Beklenmezlik)
  4. Sakın o odanın kapısını açmayın! (Uyarı)
  5. Yazık pek de gençmiş! (Üzüntü)
  6. Tanrım, bana yardım et! (Yakarış)
  7. Haa..! Unutmuşum yahu! (Hatırlama)
  8. Ah, şu insanlık! (Kızma, hoş görmeyiş)
  9. Eh, hayırlısı neyse o olsun! (Kabullenme)
  10. Eee…, Fazla uzun ettin! (Bıkkınlık)

Derleme

IrResistibLe
10 Ocak 2013 13:29   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
EDAT BAĞLAÇ ÜNLEM

E D A T (İlgeç)

Görev ve anlamları daha çok , cümle içinde birlikte bulunduğu sözlerle beliren, sözcükler arasında ilgi kurmaya yarayan, anlamları ancak bu görevleriyle beliren sözcüklere denir.

Düzenli çalıştığı İÇİN sınavı kazandı.
Okulu İÇİN her şeye katlandı

İÇİN sözcüğü ilk cümlede -den dolayı anlamındadır. İkinci cümlede ise uğruna
anlamını kazandırmıştır.

Tek başına belirgin anlamı olmayan edatların cümle içinde anlam kazandıklarını görmekteyiz.
Asıl görevleri ilişkide bulundukları sözcüklerle ilgi kurmak olan edatların cümle içindeki görevleri de kullanımları sırasında değişiklik göstermektedir.

Babası İLE okula gitti
Annesi İLE babası okula gitti.

Birinci cümlede birlikte anlamıyla edat olan İLE, ikinci cümlede görevdeş öğeleri bağlamakta kullanılmış ; BAĞLAÇ olmuştur.

Ö Z E L L İ K L E R İ :

1-Sözcük türetmeye uygun değildir.
2-Ad, durum ve iyelik eklerini alamazlar. Alırlarsa isimleşirler.

ÖRNEK :

Temel gibisini zor bulurlar

3-Kalıplaşmış sözlerdir.

ÇOK KULLANILAN EDATLAR

İ Ç İ N

Örnek :

Kitabı çalışması İÇİN verdim. (Amacıyla anlamında kullanılmış.)
Araba bozulduğu İÇİN okula geç kalmış . (Neden-sonuç ilişkisi. )
Senin İÇİN hazırlık yapıyor. (Özgü anlamında.)
Onur İÇİN deli dolu diyorlar. (Hakkında anlamında.)
Disketi bir hafta İÇİN aldım. (Süre bildirmiş)

İÇİN edatının başka anlamlarda da kullanıldığı görülür.

G İ B İ

Benzetme ve karşılaştırma ilgisi kurar.

Örnek; Çiçek GİBİ çocuk. - benzer anlamda
Sana insan GİBİ davrandık. e yakışır anlamında kullanılmış.
Sınavı kendi kazanmış GİBİ seviniyor. imişçesine anlamında kullanılmış.

K A D A R

Karşılaştırma ilgisi kurar.

Örnek :

Kuş KADAR beyin.
Çalıştığı KADAR para.
Boyu KADAR çanta.

Belirsizlik bildirir.

Örnek :

Yüz KADAR çocuk.

GİBİ Anlamı katar.

Örnek :

Dayak yemiş KADAR oldum.

G Ö R E

Kurallara GÖRE kaydınız silindi. UYARINCA GEREĞİNCE anlamında.
Sana GÖRE bu mantıklı mı ? CE eki anlamında.

B A Ş K A

Benden BAŞKA kimsesi yok DIŞINDA anlamında.
Evinden BAŞKA arabası da var. AYRICA anlamında.

A N C A K

Bu araba ANCAK yüz milyon eder. EN FAZLA anlamında.
ANCAK birinci sınıfı geçebildi. GÜÇLÜKLE anlamında.

D O Ğ R U

Okula DOĞRU gitti.
Kırkına DOĞRU dağıttı.
Sabaha DOĞRU geldi.

K A R Ş I

Sana KARŞI çok duyarlı davrandı.
Kente sabaha KARŞI girdik.

İ L E

Baltayla kesmiş.
Arkadaşlarıyla konuştum.
Arabayla geldi.
Onun karışmasıyla işler bozuldu.

M İ

Soru edatıdır.

Bu da yapılır MI Şaşırma anlamında.
Köşede durur MU-sunuz? Rica anlamında.
Güzel Mİ güzel kız! Pekiştirme anlamında.
Mektubu okudun MU anlarsın.

Y A L N I Z

Bu soruyu YALNIZ Uğur çözebilir.

S A D E C E

Konuyu SADECE Öykü biliyor.

B İ L E

Sen BİLE şaşarsın.

B A Ğ A Ç

Anlamca ilgili cümleleri, görevdeş öğeleri bağlamaya yarayan sözcüklere BAĞLAÇ denir.

İŞLEVLERİ : Tamlayanları bağlar. ; Suyun ve elektriğin parasını ödedik.
Küçük ve şirin bir ev aldık

Tamlananları bağlar ; Güneşin sıcaklığı ve rengi insanı etkiler.
Kırık tabakları ve bardakları topladı.

Cümleleri bağlar ; Geldim, gördüm ve yendim.

Özneleri bağlar ; Şafak ve Özgür bize geldi.

Nesneleri bağlar ; Gökyüzünü ve yüreğinin atışını hissetmelisin.

BAŞLICA BAĞLAÇLAR

DE DA

Sen DE itiraz ettin. (-DEN başka anlamında.)
Kitap DA aldık (- DEN başka anlamında.)
Zamanında gel DE yemeğini ye. (Azarlama.)
Büyümüş DE adam olmuş. (Alay etme)
Gitmem DE gitmem diye tutturdu. (Direnme.)
Glese DE konuşmam.
Aldı DA çalışmadı. (Ama, fakat)

V E

Sen VE ben koşuyoruz kırlarda.
Baktı ve kaçtı.

A M A

Yattım ; AMA uyuyamadım. (Buna rağmen, karşıtlık.)
Gidelim diyorsun, AMA hava yağmurlu. (Uyarı.)
Gelebilirsiniz; AMA bulaşık yıkarsanız. (Koşul.)

Y A L N I Z

Gidebilirsiniz ; YALNIZ erken gel. (Koşul.)

F A K A T

Aradım FAKAT sizi bulamadım.

Ü S T E L İ K

Dersler iyi ; ÜSTELİK spor da yapıyor.

Ç Ü N K Ü

İyileştim ; ÇÜNKÜ yemeklerimi düzenli yedim.

N E... N E.

Genellikle yüklemi olumlu cümlelere olumsuzluk anlamı katar.
NE aradı, NE sordu.

Y A...Y A...

Tercih etme anlamını katar.
YA annem YA ben!

H E M ..... H E M...

Her ikisi de anlamını katar.
HEM ağlarım HAM giderim.

K İ

Yargı bildiren öğeyi bağlar.
Gördüm Kİ herkes harıl harıl soru çözüyor.

İ L E

Görevdeş öğeleri bağlarsa bağlaç olur. Diğer kullanımlarda edat olarak kalır.
Öykü ile Uğur bu işi başarır.

Z İ R A

Geldim; ZİRA seni çok özlemiştim.


Y O K S A

Onlar iyi anlaşıyorlardı; YOKSA darıldılar mı?

H E L E

Havasına, suyuna HELE yemeklerine hiç doyum olmaz.

K A H ..... K A H .....

KAH eserim yeller gibi.
KAH tozarım beller gibi.

Ü N L E M L E R

Duygulanımların etkisiyle ortaya çıkan SEVİNÇ, KORKU, ACI, ŞAŞMA gibi durumları yansıtan sözcüklerdir.

A!...

A kuzum nerede kaldın?
Olur a! Kim karışabilir?
A... sen de mi geldin?

E!... Ne olacak bunun sonu?

Ha!;

Ha!Şimdi anladım.
Saçmalamaya başladın ha!

Ey!...

Ey! İstanbul

Ay!...

Ay bunu da sen mi yaptın?

Vay!...

Vay anam vay!...
10 Ocak 2013 13:30   |   Mesaj #3   |   
mc idil şenay - avatarı
MsXLabs Üyesi
Mersin
30
389 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 14-11-2012
Edat;Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.

Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:

-Bağlama edatları bağlaçlar
-Son çekim edatları edatlar
-Ünlem edatları ünlemler

Edatın Özellikleri
1- Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar.

2- Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.

3- Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.

4- Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.

5- Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.

6- Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar

7- Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler

8- Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.

BAŞLICA EDATLAR
“ile”
“Araç, alet, neden, zaman, birliktelik” ilgisi kurar.

“gibi”
Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.
Benzetme, eşitlik anlamları katar.
Birlikte kullanıldığı kelime ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.

“sanki”
Benzetme edatıdır.
“san” ve “ki”nin birleşiminden oluşmuştur.

“kadar, -E kadar”
Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki veya –E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.

“üzere, üzre”
“Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik” anlamları katar.

“-E göre”
Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.
Kendi üzerine de ek alabilir.

“karşı”
“-E” yönelme hâl ekiyle kullanılarak “için, hakkında, yönelme, ilgili olma” anlamları katar.
Zaman bildiren kelimelere eklenip “doğru, sularında” anlamları katar ve zarf öbeği oluşturur.

“diye”
Amaç ve neden ilgileri kurar.

“doğru”
Yönelme eki ile birlikte kullanılarak yön bildirir.
Zamanda yakınlık bildirerek zarf öbeği de oluşturur.
Ad, sıfat ve zarf da olabilir. Bu durumlarda edat değildir.

“dolayı, ötürü”
Ayrılma hâl ekiyle birlikte neden ilgisi kurar.

“karşın, rağmen “
Yönelme ekiyle birlikte karşıtlık ilgisi kurar.

“beri”
“-dEn” ayrılma hâl ekiyle birlikte eylemin başlangıç yerini ve zamanını belirler.

“yalnız”
İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime “sadece, bir tek” anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir.

“ancak”
“yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa” anlamları katar.

“değil”
İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır.
Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar:

"mi"
-Soru edatıdır.
-Farklı anlam ilgileri kurar.
-Ek alabilir.
_GüzelikMeleği_
10 Ocak 2013 20:03   |   Mesaj #4   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Edat;Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.
Misafir
15 Kasım 2013 16:07   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

edat ve baglaç

edat ve baglaç nedir cümledeki görevleri nelerdir
Misafir
28 Aralık 2013 14:53   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

edat bağlaç zarf sıfat zamir 20 tane örnek verirmisiniz

lütfen yardım edin
Misafir
15 Nisan 2014 16:26   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Edatlar Çeşitleri, Özellikleri ve Örnekler
Tek başlarına anlamları olmayan, başka kelimelerle öbekleşerek değişik ve yeni anlam ilgileri kuran, birlikte kullanıldıkları kelimelere cümlede anlam ve görev kazandıran kelimelere edat denir.
Bazı dil bilgisi kitapları bağlaçları, edatları ve ünlemleri bir araya getirerek edatlar başlığı altında şu şekilde sınıflandırır:
-Bağlama edatları bağlaçlar
-Son çekim edatları edatlar
-Ünlem edatları ünlemler
Özellikleri ve Örnekler
Türkçede isimler ve fiiller anlamlı kelimelerdir. Edatlar ise tek başlarına anlam ifade etmezler; ancak cümlede anlam kazanır veya sadece diğer kelimelere anlam katarlar.
"için, kadar, -E kadar, gibi, göre, ile, üzere, yalnız, -E karşı, sanki, ancak, -dEn beri, -E doğru"
Kelimeler arasında çeşitli anlam ilişkileri kurduğu için edatlara yardımcı kelimeler de denir.
Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)
Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)
Edatlar önceki kelimeyle sonraki kelime arsında anlam ilgisi kurar. Bağlaçtan ve zarflardan farkı, yeni bir anlam ilgisi koruyor olmasıdır.
Sözlüden yine zayıf almış. (zarf)
Eve gittim, fakat onu bulamadım. (bağlaç)
Konuşmak üzere ayağa kalktı. (edat)
Edatlar cümleden çıkarılınca cümlenin anlamında bir eksiklik, daralma veya bozulma olur.
Güneş gibi başı göklere erdi. >edat çıkarılınca> Güneş başı göklere erdi.
Tek başlarına kullanamazlar. Başka kelimelerle birleşerek sıfat ya da zarf görevli öbekler oluştururlar.
Dağ gibi adam yok oldu gitti. (sıfat öbeği)
Sen de benin kadar çalışsan... (zarf öbeği)
Tek başlarına iken isim, sıfat, zarf, bağlaç olarak kullanılabilir. Bu durumda edat olmaktan çıkar:
Karşı köyde akrabaları vardı. ( sıfat)
Derenin karşısına geçtik. (ad)
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiilde isim)
Bana doğruyu söyle. (isim)
Doğru söze ne denir? (sıfat)
Lütfen doğru oturun. (zarf)
Beride bir adam duruyor. ( isim)
Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)
Biraz beri gel. (zarf)
Bir ömür boyu yalnız yaşadı. ( zarf)
Biz bu dünyada hep yalnızız. (isim)
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. ( sıfat)
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (bağlaç)
Bazı edatlar sadece hâl ekleri ile birlikte kullanılırlar. Bazıları da üzerlerine ek alabilirler:
-e kadar, -e doğru, -den beri
bu kadarını, senin gibisi
Cümlede veya isim tamlamasında isim görevi alabilir; ek-fiil alarak yüklem olabilir.
Bu paranın ne kadarı sizin? (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)
Her şey bıraktığım gibiydi. (ek-fiilin "di"li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)
Edat grupları (edat ve edattan önceki kelimenin oluşturduğu kelime grubu) cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.
Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)
Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)
BAŞLICA EDATLAR

"ile"
"Araç, alet, neden, zaman, birliktelik" ilgisi kurar.
Ankara'ya uçakla giderler. (araç)
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
Baharla birlikte leylekler de geldi. (zaman)
"-le" şeklinde bitişik de yazılabilir.
Çocuk ile>çocukla
Araba ile>arabayla
"ne ile, kiminle" sorularına cevap verir.
Sözünüzü balla kesiyorum. (araç)
Yar ile sohbet ne güzel. (birliktelik)
Not: "ile" kelimesi "ve" gibi kullanılırsa bağlaç olur.
Bir kola ile simit aldım. (kola ve simit)
Soyut bir kelimeyle öbekleşirse edat değil "durum zarfı" olur.
Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)
Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde, durum zarfı)
"gibi"
Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki kelimelerle birlikte kullanılır.
Benzetme, eşitlik anlamları katar.
Birlikte kullanıldığı kelime ile birlikte sıfat, zarf ve isim olabilir.
Adamın demir gibi bileği vardı. (sıfat, benzetme)
Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)
Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)
İsim veya zarf gibi kullanıldığında cümle öğeleri oluşturur. Bu durumda ek alabilir.
O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)
Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)
Bu edatın yerini bazı ekler alabilir:
Şöyle garip bencileyin. (benim gibi)
Kadınsı bir gülüşü vardır onun. (kadın gibi)
"sanki"
Benzetme edatıdır.
"san" ve "ki"nin birleşiminden oluşmuştur.
Bu edatı bulunduran cümlelerde "sanmak, zannetmek" anlamları vardır.
"benzetme, uyarı, sözüm ona, sözde, inanmama" anlamları katar.
Sanki gece olmuş. Gibi, öyle zannedersin
Biri kapıyı çalıyor sanki. gibi, öyle zannediliyor
Sanki bütün kabahat benim. sözde, inanmama, öyle zannediliyor
Aldın da ne kazandın sanki? uyarı, ne kazandığını sanıyorsun?
Gelseydi ne olurdu sanki? ne olacağını sanıyordu ki?
Sanki bu da mı güzel? Öyle mi sanıyorsun?
Kısa öyküde daha başarılı sanki öyle gibi.
Not: "sanki" edatıyla "gibi" edatı bir arada kullanılırsa anlatım bozukluğu ortaya çıkar:
Sanki beni dövecek gibiydi. (yanlış)
"Beni dövecek gibiydi." ya da "Sanki beni dövecekti."
"kadar, -E kadar"
Benzetme edatlarındandır.
Yalın hâldeki veya -E yönelme eki almış kelimelerle kullanılır.
"kadar" şeklinde kullanıldığında üzerine ek alabilir.
"Karşılaştırma, benzerlik, eşitlik, yaklaşıklık, ölçü" anlamları katar.
Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)
Gül kadar güzelsin. (benzerlik)
Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)
Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)
Yüz kadar asker evin önünden geçti. (ölçü, aşağı yukarı)
Birlikte kullanıldığı kelimeyle isim, sıfat ya da zarf oluşturur.
Biz bu kadarına da alışığız. (isim)
İçmiş kadar olduk. (zarf)
Ne kadar güçlü bir adam... (zarf)
Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)
Ad tamlamasında ad (tamlanan) olarak da kullanılabilir.
Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)
"kadar" kelimesi zarf tümleci de yapar, edat tümleci de:
Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)
Akşama kadar çalıştık. (değin anlamında, zarf tümleci)
"için"
-"Amaç, neden, özgülük, görelik, karşılık" bildirir.
-"Hakkında, nedeniyle, yüzünden, maksadıyla" anlamlarını ifade eder.
-Yalın hâldeki ya da iyelik eki almış kelimelerle birlikte kullanılır.
-İsim olarak kullanıldığında üzerine ek alabilir.
Bu edatla kurulan söz öbekleri, cümlede genellikle edat tümleci olarak kullanılır.
Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi. (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)
Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)
Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç, özne)
"-E" yönelme hâl eki ve "üzere", "-E göre", "diye" edatları bazı durumlarda bu edatın yerini tutabilir:
Bu ayakkabıyı babam için aldım > babama aldım.
Uyumak için odasına çekildi>uyumak üzere
Senin için iyi bir gündü>sana göre
Ne için söyledin sanki?>ne diye
"üzere, üzre"
"Amaç, koşul, zamanda yakınlık, gibilik" anlamları katar.
Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
Kitabı yarın vermek üzere alabilirsin. (şartıyla, koşul)
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)
Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)
Konuştuğumuz üzere yarın buluşacağım. (gibilik)
Bu edatın üzerine ek gelebilir:
Tam da yola çıkmak üzereydik.
"-E göre"
Yönelme hâl ekiyle birlikte kullanılır, yani bu eki almış kelimelerden sonra gelir.
Kendi üzerine de ek alabilir.
"Görelik, uygunluk, yönünden, bakımından ve karşılaştırma" anlamları katar.
Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)
Kemal, Hasan'a göre daha uzundu. (karşılaştırma)
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)
"-cE" eki bu edatın yerini tutabilir.
Bence bu iş burada biter. (bana göre)
"karşı"
"-E" yönelme hâl ekiyle kullanılarak "için, hakkında, yönelme, ilgili olma" anlamları katar.
Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)
Zaman bildiren kelimelere eklenip "doğru, sularında" anlamları katar ve zarf öbeği oluşturur.
Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)
Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)
Not: "karşı" kelimesi isim ve sıfat olarak kullanılabilir; birleşik fiil yapabilir.
Karşı köyde akrabaları vardı. (sıfat)
Derenin karşısına geçtik. (ad)
Her söylenene karşı çıkıyor. (birleşik fiil)
"diye"
Amaç ve neden ilgileri kurar.
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)
"doğru"
Yönelme eki ile birlikte kullanılarak yön bildirir.
Ormana doğru yürüdük.
Bana doğru bakıyor.
Zamanda yakınlık bildirerek zarf öbeği de oluşturur.
Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)
Ad, sıfat ve zarf da olabilir. Bu durumlarda edat değildir.
Bana doğruyu söyle. (isim)
Doğru söze ne denir? (sıfat)
Lütfen doğru oturun. (zarf)
"dolayı, ötürü"
Ayrılma hâl ekiyle birlikte neden ilgisi kurar.
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.
"-den" ekiyle de aynı anlam sağlanır.
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.
"karşın, rağmen "
Yönelme ekiyle birlikte karşıtlık ilgisi kurar.

Çok uğraşmama karşın başaramadım.
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.
"beri"
"-dEn" ayrılma hâl ekiyle birlikte eylemin başlangıç yerini ve zamanını belirler.
Dün akşamdan beri görülmedi.
Okuldan beri hiç susmadı.
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.
Kar, sabahtan beri yağıyor.
"beri" kelimesi ad, sıfat, zarf da olabilir. Bu durumda edat değildir.
Beride bir adam duruyor. (isim)
Beri taraf oldukça dikenli. (sıfat)
Biraz beri gel. (zarf)
"yalnız"
İsim, sıfat, zarf ve bağlaç olarak kullanılabilen bu kelime "sadece, bir tek" anlamına gelmek şartıyla edat olarak da kullanılabilir. Bu yönüyle diğer kelime türlerinden ayırt edilebilir.
Bir ömür boyu yalnız yaşadı. (tek başına, zarf)
Biz bu dünyada hep yalnızız. (tek başına, isim)
Parkta oturan yalnız adam onun babasıydı. (tek, sıfat)
Meyveler güzel, yalnız biraz renksiz. (ama, bağlaç)
Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)
Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)
"ancak"
"yalnız, sadece, özgülük, sınırlandırma, olsa olsa" anlamları katar.
Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)
Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek)
Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)
Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)
"değil"
İsim cümlelerinin yüklemini olumsuzlaştırır.
Yolumu kesen bu değildi.
Olumsuz eylem cümlelerini olumlu; olumluları da olumsuz yapar:
Bu haberi duymamış değiliz. duymuşuz
Bu haberi duymuş değiliz. duymamışız
"mi"
-Soru edatıdır.
-Farklı anlam ilgileri kurar.
-Ek alabilir.
Babanız İstanbul'dan döndü mü? (soru)
Onu gördüm mü sinirleniyorum. (zaman)
Sıcak mı sıcak bir havaydı. (pekiştirme)
Çalıştın mı her şeyi başarırsın. (koşul)
EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI
1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) ("Ve" bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)

2. "İle, yalnız, ancak" gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:
"İle" yerine "ve" getirilebiliyorsa; "ile" bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde "ve" gelebildiği için bağlaç; ikincisinde "ve" kullanılamadığı için edattır.)
"Yalnız, ancak" kelimeleri yerine "ama" bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. "Sadece" kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı. / Bu işi ancak sen yapabilirsin.
3.Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz.
Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle "gibi" edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim.
(Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle "ama" bağlaçtır.)
Misafir
21 Nisan 2014 20:45   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
ÜNLEM EDATLARINA ÖRNEK İSTİYORUM LÜTFEN
Misafir
3 Mayıs 2014 14:20   |   Mesaj #9   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Edat ile ilgili cümle örnekleri verir misiniz?

7 tane edat cümleler
Misafir
11 Mayıs 2014 12:36   |   Mesaj #10   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

türkçe

benzetme ve edatlarla ilgili örnek
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Edat, bağlaç ve ünlem cümlelerine örnekler verir misiniz? Konusuna Benzer Konular

Cevap: 6
Son Mesaj: 23 Nisan 2015 16:03
Bağlaç ve ek olan ki'ye örnekler verir misiniz?
Gönderen: Misafir Forum: Cevaplanmış
Cevap: 1
Son Mesaj: 22 Şubat 2015 14:09
Görüş cümlelerine örnek verir misiniz?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 50
Son Mesaj: 23 Eylül 2014 18:12
Cevap: 10
Son Mesaj: 12 Nisan 2014 15:18
Edat nedir, örnek verir misiniz?
Gönderen: mehmet-akif07 Forum: Soru-Cevap
Cevap: 1
Son Mesaj: 16 Nisan 2012 18:23
Etiketler:
  • edat cumleleri
  • edat cumlelerine ornekler
  • edat ornekleri
Sayfa 0.330 saniyede 10 sorgu ile oluşturuldu