Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Ülkemizde doğa olayları sonucu meydana gelmiş olan doğal güzellikler nelerdir?

Gösterim: 3906 | Cevap: 7
Misafir
Cevaplanmamış   |    30 Ocak 2013 11:24   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Ülkemizde doğa olayları sonucu meydana gelmiş olan doğal güzellikler nelerdir?

ülkemizde doğa olayları sonucu meydana gelmiş olan doğal güzelliklerimiz nelerdir ve hangi illededir
Son düzenleyen _VICTORY_; 30 Ocak 2013 12:40.
31 Ocak 2013 12:56   |   Mesaj #2   |   
HayaLPeresT - avatarı
VIP Özel Üye-VIP
istanbul
271
263 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 16-08-2012
Akdeniz Bölgesinin Doğal Güzellikleri

Akdeniz Bölgesi, doğal güzellikler açısından çok zengin bir bölgemizdir. Eşsiz güzellikte doğal güzellikleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır.

Manavgat Şelalesi


Manavgat Şelalesi, Antalya'nın Manavgat ilçesinde Manavgat Nehri üzerinde bulunan ünlü bir şelaledir.

Antalya'ya 72 km mesafededir. Manavgat ilçesinin 3 km kuzeyinde bulunan ve adını bu ilçeden alan şelale, ırmak sularının 3-4 m'lik bir falezden düşmesiyle meydana gelir. Az bir yükseklikten dökülmesine rağmen geniş bir alan üzerinde yüksek bir debiyle akar. Ayrıca Manavgat Irmağını besleyen kaynaklardan en büyüğü olan karstik Dumanlı kaynağı, Oymapınar barajı yapıldıktan sonra baraj gölü içinde kalmıştır.

Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için şelalenin çevresinde uygun piknik alanları vardır. Ayrıca çevredeki lokantalar, taze balık yeme imkânını sunarlar. Ulaşım, Manavgat'tan kalkan minibüslerle sağlanır. İl'in ören yerlerinin en iyilerindendir.


Burdur - İnsuyu Mağarası

İnsuyu Mağarası, Burdur-Antalya Karayolu üzerinde, Burdur'a 15 km. uzaklıkta bulunan ve ülkemizde turizme ilk açılan mağaradır(1966). 597 m uzunluğundadır. Su yüzeyine paraleldir. İçinde akarsular ve göller bulunmaktadır.

597 metrelik bölümü gezilebilen mağaranın içinde birbirleriyle bağlantılı irili ufaklı dokuz göl vardır. Bunlardan "Büyük Göl" adıyla anılanı 512 m2'lik alanıyla Türkiye'nin en büyük yer altı gölüdür.

Oluşumu 10 milyon yıl öncesine dayanan mağara, yukarıdan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla oluşan kolonlar ve tavandan aşağıya sarkan kalker birikintileriyle bir saray görünümündedir. Dilek Gölü'nde bulunan dikit, 6 metrelik boyuyla Türkiye'nin en büyük dikitidir .






Cennet-Cehennem Obrukları - Mersin

Cennet Obruğu, 90 m. derinliğinde bir çukur. Üçüncü jeolojik zamanın Miosen çağında bir yeraltı deresinin kalker tabakası içerisinde yaptığı erozyon sonucunda, tavanın göçmesi nedeniyle meydana gelmiş. Denizden yüksekliği 135 m. olan bu çöküntü içine, Romalılar devrinden kalma antik bir merdivenle iniliyor. İçinin yemyeşil oluşu ve dibinde akarsuyun bulunuşu nedeniyle cennet deniliyor. Cennet göçüğünün içine çok tanrılı dönem tapınma mağarasının tam ağzında, başarı simgesi olarak bir kilise yapılmış. Kilisenin giriş kapısı üzerindeki dört satırlık yazıttan bu kilisenin Paulus adında iyiliksever bir dindar tarafından Meryem Ana'ya adak olarak yaptırılmış olduğu anlaşılıyor.

Cehennem Obruğu
Tıpkı Cennet Obruğu gibi Miosen devrine ait kalkerler içinde alttan bir yeraltı deresinin yaptığı erozyonla tavanın göçmesi sonucu oluşmuş. 50x75 m. boyutlarında ve elips biçiminde. Cennet Obruğu’na nazaran daha dar ve dik. Tavanın göçmesi sonucu obruğun dibine yığılan molozlar, batıdan doğuya doğru yaklaşık 30 derecelik bir eğimle alçalıyor.



Termessos (Güllük Dağı)

Antalya ili Korkuteli ilçesinde yer alır.

Denizden yaklaşık 1050 m. yükseklikte Antalya’nın kuzeyinde dağlar arasında gizli Termessos (Güllük Dağı Milli Parkı) antik kenti, yerleşim biçimi, savunma sistemleri ile doğanın sunduğu olanakları en iyi şekilde kullanan kentlerden biridir.


Güllük Dağı’nın dik yamaçları ise Güver Uçurumu ve tipik Akdeniz bitki örtüsünün yanısıra soyu tükenmekte olan hayvanları da barındıran özel bir bölgedir.


Antalya'nın kuzeyinde geniş düzlükler meydana getiren traverten basamaklarından sonra yükselen Torosların Güllük Dağı yamaçlarında yer alan antik Termessos şehrini, Anadolu'nun yeşil ırkı olan Solymler kurmuştur. Termessos ve Solymler hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Bellerofon efsanesine bağlı olarak Homeros'un İlyada"sında Solymlerden Termessos halkı olarak bahsedilmektedir. Termessos'un tarih sahnesine çıkışı MÖ 334 de İskender'in bölgeden geçtiği tarihle başlar.


Önemli kalıntılardan olan 4200 kişi kapasiteli tiyatro, İmparator Augustus tarafından M.S. 1.yy. ın hemen başlarında yaptırılmıştır. Üstü örtülü meclis toplantı binası olan Odeon'un 600 kişilik oturma yeri bulunmaktadır. Birbirine bağlı beş sarnıçtan oluşan yer altı sarnıcı su depolamak ve zeytinyağı saklamak için kullanılmıştır.


Batı tarafı açık, diğer tarafları sütunlu galerilerle çevrili Agora; 6 m. yükseklikteki platform üstünde oturan kahramanlık anıtı Hereon, Korint düzenli tapınak, Zeus Solymeus Tapınağı, Küçük ve Büyük Artemis Tapınakları, Gymnasium, gözetleme kuleleri diğer önemli kalıntılarıdır. Bunların dışında pek çok anıt ve 1200 ün üzerinde kaya mezarı bulunmaktadır.


Aşağı şehir,şehir merkezi ve mezarlık olarak üç bölümde gelişen şehir, Roma döneminde en parlak çağlarını yaşamıştır. Şehrin surları, kuleler, kral yolu, Hadrian kapısı gymnasium, tiyatro, odeon, zengin süslemeli mezarlar, şehrin suyunu sağlayan sarnıçlar ve drenaj sistemi Termessos'un en görkemli yapılarının kalıntılarıdır.


Milli Park'ta; Güllük Dağının sarp kayalıkları,duvarları 600 metreye kadar yükselen Mecine Kanyonu gibi jeomorfolojik güzellikleri yanında Akdeniz iklimi tipinin bitki topluluklarını sergileyen orman ve maki örtüsü, bu ortamda yaşayan dağ keçisi, alageyik, şah kartal gibi nadir yaban hayvanı türleri bulunmaktadır. Milli Parkta düzenlenmiş piknik ve kamp alanlarından faydalanılabilinir.


Milli Parkta tabiatın sunduğu bütün zenginlikleri, güzellikleri ve Termessos şehrinin surları, kuleleri, kral yolu, Hadrian Kapısı, Gymnasium, tiyatro, odeon, zengin süslemeli mezarlar, sarnıçlar ve drenaj sistemi gezilebilir. Nisan-aralık ayları Milli Parkı ziyaret için en uygun zamandır.


Park girişi yakınında geliştirilmiş ziyaretçi merkezi, park hakkında geniş bilgiler sunmak üzere düzenlenmiştir.


Milli Parkta tabiatın sunduğu bütün zenginlikleri, güzellikleri ve Termessos tarihi bütün canlılığı ile kalıntılar arasında gezilerek yaşanabilir. Düzenlenmiş piknik ve kamp alanlarından faydalanılabilinir. Ayrıca lokanta, büfe gibi tesisler ziyaretçilerin gereksinimlerini karşılayacak düzeydedir. Çadır ve karavanla konaklama yapılabilir.


Köprülü Kanyon

Köprülü Kanyon, Isparta'nın Sütçüler ilçesinde başlayan ve Antalya'da denize dökülen, rafting yapmaya uygun bir akarsu.


Rafting yapılabilen bölgenin başlangıcında iki adet de tarihi köprü bulunmaktadir, küçüğü asıl usta tarafından, kemerli büyük köprü ise ustanın kalfası tarafından inşa edilmiştir. Köprülü Kanyon ismini de bu köprülerden almıştır.


Yaz aylarında günde 7 bin kişiye rafting imkânı sağlayan bu temiz nehrin suyu da kaynağından rahatlıkla içilebilir. Çevrenin tabii güzelliği iyi bir sayfiye yeri olmasında önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle kanyon aynı zamanda turistik bir yerdir.


Köprülü Kanyonun başlangıcı Ispartanın güney doğusunda bulunan Kasımlar beldesidir.Nehrin asıl kaynağını Ispartanın ilçesi olan Aksudan gelen ırmak ve yine Ispartaya bağlı Karacahisar köyünden çıkan su oluşturmaktadır. Kanyon Kasımlardan Antalyanın Değirmenözü köyüne kadar yaklaşık 25 km boyunca dar vadilerden oluşmaktadır. Bu kısımda özellikle suyun yükseldiği zamanlarda yürüyerek geçiş zordur. Ama yaz aylarında yürüyerek geçiş yapılabilir .

Değirmenözü köyünden sonra nehir tamamen açık alanda akar. Daha sonra nehir tekrar dar vadilere girer . Bu ikinci kısım Köprülü Kanyon Antik Köprüsüne kadar devam eder.Yine bu bölümde dik vadiler zor geçişler ve doğal güzellikler vardır.



Kovada Gölü

Kovada Gölü, Isparta ilinde yer alan küçük bir göldür. Göller bölgesindedir. Eğirdir Gölü'nün doğal bir uzantısıdır ve Eğirdir Gölü’nde bulunan fazla su bir kanalla Kovada Gölü’ne akmaktadır. Eğirdir'e 24 km uzaklıkta bulunan Kovada Gölü’nün çevresi zengin bitki örtüsüne sahiptir ve yüzlerce çeşit hayvan barındırmaktadır.

Bu özelliklerinden dolayı "Milli Park" niteliğini almıştır. Yaklaşık 40 km2 yüzölçümü olan ve karstik çöküntülerden meydana gelmiş olan Kovada Gölü'nün rakımı 900 metre olup uzunluğu 6 km, genişliği 2-3 km, derinliği ise, 6-7 metredir.





Kaynak

Manavgat Şelalesi

















Burdur - İnsuyu Mağarası



Burdur - İnsuyu Mağarası





Cennet-Cehennem Obrukları


















Termessos (Güllük Dağı)


Termessos (Güllük Dağı)































































Köprülü Kanyon





















Kovada Gölü
31 Ocak 2013 12:58   |   Mesaj #3   |   
HayaLPeresT - avatarı
VIP Özel Üye-VIP
istanbul
271
263 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 16-08-2012
Olympos Çıralı
Yanartaş ( Khimaira )
Yazılı Kanyon Tabiat Parkı
Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı
Akkayalar Traverterleri
Yeşil Vatanım -BOLU
YEDİGÖLLER MİLLİ PARKI
Gölköy baraj gölü
Akkaya Boğazı
Abant Gölü
Dev heykeller mekânı Nemrut
Doğayla iç içe bir kasaba -Amasra
Şirince: Ege'de bir Rum köyü
İstanbul?a nefes aldıran yerler (polenezköy)
Osmanlı köyü Cumalıkızık
Hem kaplıcası hem yeşili (Oylat Kaplıcaları)
Ege'nin ikiz kardeşleri/Kaleköy
Hattuşaş Boğazköy
Şebin Karahisar
Giresun........
KAZANKAYA KANYONU (YOZGAT)
BALLICA MAĞARASI (TOKAT)
PAMUKKALE (DENİZLİ) Bolu Sünnet Gölü
31 Ocak 2013 13:04   |   Mesaj #4   |   
HayaLPeresT - avatarı
VIP Özel Üye-VIP
istanbul
271
263 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 16-08-2012
DOĞAL GÜZELLİKLERİMİZ

ALTINBEŞİK DÜDENİ

Dünyanın en ilginç mağaralarından birisidir. Toros Dağlarının altındaki bu ilginç yeraltı Dünya'sını görmek için özel hazırlık ve gereçler gereklidir. Yer altında çok sayıda mağara ve göl vardır. Bu göllerin su seviyeleri farklı olup aralarında çağlayanlar oluştururlar.
Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Bu mağara ve göllerin milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluştuğu bilinmektedir. Konu ile ilgilenenler ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır.


DAMLATAŞ MAĞARASI


Alanya'dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.



KARAİN MAĞARASI

Yapılan kazılardan bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır.

KAPADOKYA

Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.apadokya bölgesi doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken tarihi süreçte insanlar da bu peribacalarının içlerine ev kilise oymuş bunları fresklerle süsleyerek binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.


FALEZLER


Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.


Antalya ile Fethiye arasında bulunan "Likya Bölgesi" tarihi ve turistik birçok değerlerinin yanısıra

Bakırdağları
yöreyi tümüyle kaplayan ve kendi aralarında 4 bölüme ayrılan "BEYDAĞLARI" ile ünlüdür. En yüksek noktasının 3070 metre ile"Kızlarsivrisi" nin olduğu Beydağları "Tahtalıdağlar" "Bakırdağları" "Merkezi Beydağları" ve "Güneybatı Bölümü Beydağları" gibi alt katagorilere ayrılmaktadırlar.
Kızlarsivrisi



Bölgedeki akarsuların ortak amacı Akdeniz'e ulaşmaktadır.En güzelleri Antalya'nın;



15 km. kuzeyindeki DÜDEN ŞELALESİ

18 Km. batısındaki KURŞUNLU ŞELALESİ

ve Manavgat'ın 3 Km. kuzeyindeki MANAVGAT ŞELALESİ'dir.


ALTINBEŞİK DÜDENİ

Dünyanın en ilginç mağaralarından birisidir. Toros Dağlarının altındaki bu ilginç yeraltı Dünya'sını görmek için özel hazırlık ve gereçler gereklidir. Yer altında çok sayıda mağara ve göl vardır. Bu göllerin su seviyeleri farklı olup aralarında çağlayanlar oluştururlar.
Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Bu mağara ve göllerin milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluştuğu bilinmektedir. Konu ile ilgilenenler ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır.


DAMLATAŞ MAĞARASI
Alanya'dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.


KARAİN MAĞARASI
Yapılan kazılardan bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır.


SAKLIKENT

Sadece 45 km. uzaklaşılınca 3000 m. yüksekliğe ulaşan Saklı Yaylasında kurulu Saklıkent'e varılır. Kış sporlarına elverişli bir yerdir Saklıkent. Aynı gün içinde Antalya plajlarından denize girebilir ya da Saklıkent'te kayak yapabilirsiniz


İNSUYU MAĞARASI

Burdur İnsuyu Mağarası Burdur-Antalya Karayolu üzerinde Burdur’a 15 km. uzaklıkta bulunan ve ülkemizde turizme ilk açılan mağaradır. 597 m. Uzunluğundadır. Su yüzeyine paraleldir. İçinde akarsular ve göller bulunmaktadır.
Mağara ilk kez mağarabilimci Jeolog Dr. Temuçin AYGEN tarafından bulunmuş ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL’in çabalarıyla 1966 yılında turizme açılmıştır.
597 metrelik bölümü gezilebilen mağaranın içinde birbirleriyle bağlantılı irili ufaklı dokuz göl vardır. Bunlardan "Büyük Göl" adıyla anılanı 512 m2’lik alanıyla Türkiye’nin en büyük yer altı gölüdür.
Oluşumu 10 milyon yıl öncesine dayanan mağara yukarıdan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla oluşan kolonlar ve tavandan aşağıya sarkan kalker birikintileriyle bir saray görünümündedir. Dilek Gölü’nde bulunan dikit 6 metrelik boyuyla Türkiye’nin en büyük dikiti ve bir doğa harikasıdır

Nilüfer Çayı

Nilüfer İlçesi'ne adını veren ve Bursa'nın en önemli akarsuyu olan 103 km uzunluğundaki Nilüfer çayı Uludağ’ın güney yamaçlarında 850 metre yükseklikteki 2 mağaradan çıkar. Başlangıç bölümünde adı Aras Suyu’dur. Bu su batı doğrultusunda akarken çeşitli kollarla birleşerek “Nilüfer” adını alır.

Doğancı köyü yakınlarında önüne kurulan bir barajla Bursa kent içme suyunun önemli bir bölümünü depolar. Ayrıca kentin içme suyu gereksinimini karşılamak üzere daha yüksekte Karaıslah dolaylarında Nilüfer Barajı yapımı sürmektedir.
Antik çağ kaynaklarında adı “Odrys” çayı olarak geçen Nilüfer Bursa Ovası’nı suladıktan sonra Uluabat Gölayağına dökülür. Bursa Ovası ve çevresinin derelerini ve Çayırköy Ovası’ndan Ayvalı Dere’yi alarak Uluabat Gölü’ne ulaşan Nilüfer daha sonra Susurluk Çayı ile birleşerek Karacabey Boğazı’ndan Marmara Denizi’ne dökülür.

Soğukpınar Kaplıkaya Değirmendere ve Madendere ile dağın kuzeyinden doğan Gökdere Kaplıkaya Kırkpınar ve Balıklı derelerinin tümü Nilüfer'e karışarak Marmara Denizi'ne dökülür. 1930'lu yıllarda Bursa ovasına açılan Almankanalı Cenupkanalı ve Anakanal gibi kanallar da Nilüfer'e bağlıdır. 1671 tarihli bir kadı sicilinden anlaşıldığı üzere o dönemlerde Nilüfer Deresi ile çam ağaçları taşınmıştır. "Velhasıl Bursa sudan ibarettir" diyen Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde de bu suyun asla geçit vermediği yazar.
Uluabat Gölü (Apolyont Gölü)

Türkiye’nin 10. büyük gölü olan ve Nilüfer ilçe sınırlarında bulunan Uluabat Gölü kentin en gözde doğal güzelliklerinden biridir.

Yüzölçümü 156 km2 olan gölün kuzey ve batı kıyıları sazlık ve bataklıktan oluşmaktadır. Doğu-batı doğrultusunda uzunluğu 25 en geniş kesiminde genişliği 14 kilometredir. Göl havzasının büyüklüğü yaklaşık olarak 10 bin 500 kilometrekare göl alanı 13 bin 500 hektar derinliği ise ortalama 2.4 en çok 4 metre dolayındadır.

En önemli beslenme kaynağı göle saniyede ortalama 64 metreküp su getiren Mustafakemalpaşa Çayı’dır. Çayın mevsimlere göre getirdiği su miktarında görülen değişiklikler göl su düzeyinin alçalıp yükselmesinde neden olmaktadır. Ayrıca gölün güneybatısındaki tarım alanlarının drenaj suları da göle verilmektedir. Gölün fazla suları gölün batısındaki Uluabat Deresiyle Susurluk Çayı'na ve bu çayla birlikte Marmara Denizi'ne ********tadır.

Gölde irili ufaklı 9 ada vardır. Bunların en önemlisi Gölyazı köyünün üzerinde kurulu olduğu ada ile Halilbey (Alyos) ve Nailbey (Manastır) adalarıdır. Gerek Alyos gerekse Manastır adalarında Bizans döneminden kalma örenler bulunmaktadır.
Uluabat Türkiye'nin önemli balıkçılık alanlarından biridir. 21 balık türünün bulunduğu ve daha önceleri kerevitin bol olduğu gölde şimdilerde daha çok sazan ve turna avlanmaktadır.

Uluabat Gölü sucul bitkiler yönünden de ülkemizin en zengin sulak alanlarından biridir. Gölün hemen hemen bütün kıyıları geniş sazlıklarla sığ kesimleri ise su içi bitkileriyle kaplıdır. Göl Türkiye'nin en geniş nilüfer yataklarına sahiptir.
Anadolu'ya kuzeybatıdan giren kuş göç yolu üzerinde yer alması ve önemli kuş alanlarından Kuş Gölü'ne çok yakın mesafede bulunması nedeniyle Uluabat Gölü kuş varlığı yönünden sadece ülkemizin değil Avrupa ve Ortadoğu'nun da en önemli sulak alanlarından biridir. Türkiye'deki 97 önemli kuş alanından biridir. Uluabat Gölü dünya çapında yok olma tehlikesi altında olan kuş türlerinden Küçük Karabatağın ve Tepeli Pelikan’ın önemli beslenme ve kışlama alanıdır.
Antik çağda çok daha büyük olan Uluabat Gölü ile Marmara Denizi arasında deniz taşımacılığı yapıldığı bilinmektedir.
1980’li yıllardan sonra göl yakınlarında kurulmaya başlanan sanayi ve Orhaneli Çayı’nın taşıdığı kömür atıkları dolayısıyla gölün suyunda büyük ölçüde kirlenme ve göl alanında daralma başlamıştır.

Göl ve havzasındaki yaşamın tehlike altına girmesi üzerine bölge 1998 yılında uluslararası “Ramsar Sözleşmesi” kapsamında koruma altına alınmıştır. 2000 yılında ise uluslararası 'yaşayan göller' kapsamına alınan Uluabat Gölü çevresindeki biyolojik çeşitlilik nedeniyle de doğasever ve çevreci bakışların buraya yönelmesine yol açmıştır.
Ayvaini Mağarası

Uluabat Gölü yakınlarındaki pekçok şirin köyden biri olan Bursa'ya 40 km uzaklıktaki Ayva Köyü eşsiz bir özelliğe sahip.


Kaynak
_GüzelikMeleği_
31 Ocak 2013 15:07   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
eryüzü Şekillerinin Oluşması

Yeryüzü şekillerinin oluşması ve değişmesi hem iç, hem de dış güçlere bağlıdır. Yüzeydeki yükselmelere dünyanın içindeki güçler, yani iç güçler yol açar. Buna karşılık dış güçler, yani su, rüzgar ve buz bu yükseltileri yeniden düzleştirmeye çalışır. Tektonik ve magmatik olaylar, arazi yapılarının farklılığı ve dış güçlerin farklı etkileri çok çeşitli yeryüzü şekillerinin oluşmasına yol açar.

Güçlerin Etkisi

Dünya’nın kabuğunun soğumasından bu yana sürekli yinelenen bir süreç söz konusudur. İç güçler yüzeyde yükseklik farklılıklarına neden olurken, yani dağlar, kayalar, çukurlar, yanardağlar ya da başka yükseltiler oluştururken, dış güçler de bunları sürekli biçimde aşındırır, yontar ve doldurur. Güneş enerjisinin ve iklim etmenlerinin (sıcaklık farkı, yağış, rüzgar vb.) etkisi altındaki jeolojik süreçler dış güçleri oluşturur.

Aşınma

Çevre koşulları bir yüzeyin çeşitli biçimlerde aşınmasına neden olabilir. Bunlar ortaya çıkış biçimlerine göre fiziksel-mekanik, kimyasal, biyolojik ve biyokimyasal aşındırmalar olarak sınıflandırılabilir. Aşınmanın derecesi o çevrenin iklim ve hidroloji koşullarına bağlı olarak değişir.

Fiziksel-mekanik aşınmaya buharlaşmanın çok, yağışın az olduğu kurak bölgelerle yağışların genellikle kar biçiminde düştüğü yerlerde rastlanır. Deniz kıyılarında da bu tür aşınmalar görülebilir. Yağışın bol ve sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde ise kimyasal aşınma söz konusudur. Bu tür aşınmalar özellikle tropik bölgelerde çok etkilidir.
Günlük ya da yıllık sıcaklık farklılıkları kayaların yüzeyinde gerilimlere neden olarak onların kırılarak ufalanmasına yol açar. Ayrıca gene bu nedenle ortaya çıkan küçük çatlakların arasına giren sular buz, tuzlar da kristal oluşturarak kayayı parçalar. Rüzgar, su ve buzun da aşındırıcı etkisi vardır. Bunların taşıdığı katı cisimler kayalara vurarak ufalanıp parçalanmasına neden olur.

Kimyasal aşınma daha çok suyun ve ona karışmış olan asitlerin etkisiyle ortaya çıkar. Örneğin, tuz içeren kayaçlar yalnızca suyun etkisiyle çözülebilir. Buna karşılık kireçtaşlarının eriyebilmesi için daha güçlü asitler gereklidir.

Ötekilerle karşılaştırıldığında hayvanlarla bitkilerin yol açtığı biyolojik ve biyokimyasal aşınmanın önemsiz olduğu görülür. Aşınma genel olarak toprak oluşumunda da önemli rol oynar.
Sürüklenme ve Taşıma

Kopan parçaların bulundukları yerden uzaklaştırılmasına sürüklenme denir. Sürüklenme çoğu kez ışınmayla birlikte ortaya çıkar ve bunun sonucunda aşınan yüzey yeniden aşındırıcı güçlerin etkisi altına girer. Sürüklenme kütleçekiminin, suyun akım gücünün, buzun itici gücünün ve rüzgar hareketinin artık hiçbir şeyi hareket ettiremeyeceği noktada son bulur. Bu nedenle bazen dağların yakınındaki çukurlarda ya da dağların eteklerinde sürüklenmiş parçalara rastlanır.

Doğa güçlerinin bu parçacıkları daha uzaklara götürdükleri de olur, buna taşıma denir. Özellikle ırmaklar kopardıkları parçaları çok uzaklara götürebilir. Suyun aşındırıcı gücünün etkisiyle oluşmuş “V” biçiminde vadilere rastlanabilir. Su gibi buz da kayalardan parçalar koparıp uzaklara taşıyabilir ve “U” biçiminde vadiler oluşturabilir. Denizin taşıyıcı etkisi dalgalar, gelgit ve akıntılarla ortaya çıkar. Rüzgar ise özellikle koruyucu bitkilerin olmadığı kurak bölgelerde büyük zararlar verebilir ve küçük parçaları binlerce kilometre uzağa taşıyabilir.

Tortullaşma ve Yeniden Oluşum

Taşınan parçaların bir yerde çökelmesine tortullaşma denir. Büyük parçalar dağlarla düzlükler arasındaki sınır bölgesinde çökelerek teraslar oluşturur. Daha küçük parçacıklar ise eğer kara parçası üstünde bir yerde çökelmemişlerse, denize ulaşır. Irmakların taşıdığı parçalar kıyılarda deltalar oluşturur. Kıyıya yakın bir yere çökelmeyen parçalar ise daha uzaklara giderek denizin dibinde birikir. Milyonlarca yıl süren bu taşıma ve biriktirme bir süre sonra yerkabuğuna baskı yaparak iç güçleri harekete geçirir, bunlar da yeniden yükseltilerin ortaya çıkmasına neden olur.

Dünya’mız son 570 milyon yıldan beri üç büyük orojenez, yani dağoluşumu yaşamıştır. Bunların hepsi de yukarda anlatılan aşınma ve biriktirme sonucu iç güçlerin hareketiyle ortaya çıkmıştır. Günümüzden yaklaşık 500-408 milyon yıl önceki Kaledoniyen dağoluşumu sırasında İskoçya, Norveç’teki dağlar, 387-248 milyon yıl önceki dağoluşum sürecinde Apalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, 213 milyon yıl önce başlayan son dağoluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağlar ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.

Misafir
31 Ocak 2013 17:26   |   Mesaj #6   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

soru ceap

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

ülkemizde doğa olayları sonucu meydana gelmiş olan doğal güzelliklerimiz nelerdir ve hangi illededir

mesela peri bacaları
Misafir
31 Ocak 2013 18:41   |   Mesaj #7   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

doğa

var mesala peri bacları volkan patlamasından sonra oluşmuştur
Misafir
23 Aralık 2014 19:28   |   Mesaj #8   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Sadece doğa olayları ile oluşan güzellikler. ACİL cevap verirseniz sevinirim
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Ülkemizde doğa olayları sonucu meydana gelmiş olan doğal güzellikler nelerdir? Konusuna Benzer Konular

Cevap: 2
Son Mesaj: 2 Ocak 2014 17:49
İstanbul'daki doğal güzellikler nelerdir?
Gönderen: Ziyaretçi Forum: Soru-Cevap
Cevap: 30
Son Mesaj: 15 Aralık 2012 22:18
Doğa olayları nelerdir?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 8
Son Mesaj: 2 Ekim 2012 20:24
Tunceli'deki tarihi ve doğal güzellikler nelerdir?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 2
Son Mesaj: 25 Aralık 2011 12:54
Cevap: 0
Son Mesaj: 24 Mayıs 2011 17:03
Sayfa 0.526 saniyede 9 sorgu ile oluşturuldu