Geri Dön   MsXLabs Hi-Tech Forum > :: Kültür/Sanat/Spor :: > Spor Sayfası
Cevap Yeni Konu Aç
 
Konu Araçları
Eski 15-01-2006   #1 (mesaj-linki)

Üç gün sonra geride bırakacağımız 2005'te organizasyon açısından başarılıydık; ancak sahada aynı performansı gösteremedik.
Türkiye, 2005'te Şampiyonlar Ligi finalini, Üniversite Oyunları (UNIVERSIADE)'nı, Avrupa Bayanlar Basketbol Şampiyonası'nı, Dünya Genç Bayanlar Voleybol Şampiyonası'nı, Formula 1'i, Moto GP'yi, İstanbul Cup (tenis)'ı ve Dünya Ralli Şampiyonası'nı başarıyla organize etti. Fakat iş sahadaki performansa gelince, adeta döküldük. Türk takımları (F.Bahçe, G.Saray, Trabzonspor, Beşiktaş), Avrupa kupalarına erkenden veda etti; A Milli Takım, 2006 Dünya Kupası'na gidemedi; Türkiye, İsviçre maçlarındaki olaylar nedeniyle imaj kaybına uğradı; 12 Dev Adam, Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda birbirine girdi; Filenin Sultanları, Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası'nda sefilleri oynadı; haltercilerimiz, doping skandallarıyla ve verilen ağır cezalarla sarsıldı. Diğer branşlarda da yüzümüzü güldürecek çok az başarı vardı. Kısacası, 2005, Türk sporu açısından hiç de iyi geçmedi. Tek tesellimiz, dünya çapındaki organizasyonları alnımızın akıyla gerçekleştirmemizdi. İsterseniz, başarıyla gerçekleştirdiğimiz organizasyonları ve üzüldüğümüz başarısızlıkları kısaca bir hatırlayalım...

Şampiyonlar Ligi finali: Bugüne dek hiçbir Türk takımı Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalden öteye gidemedi. Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki bu en büyük organizasyonunu hep iç geçirerek izlediysek de 2005'te finale kalan iki takımı ağırlamak bize düştü. Ve Devler Ligi'nde şampiyonluğu, İstanbul Olimpiyat Stadı'nda ilk kez yapılan finalde, İtalyan ekip Milan'a penaltılarla 6-5 üstünlük sağlayan İngiliz Liverpool kazandı.
Organizasyon, UEFA tarafından beş yıldız ile ödüllendirildi. Liverpool’un 3-0 geriden gelip 3-3’ü yakalaması ve ardından penaltılarla kupaya uzanması, dünya basınında en unutulmaz final olarak değerlendirildi. Finalin ardından Zaman Gazetesi’nin ortaya çıkardığı MasterCard skandalı da uzun süre gündemi belirledi.

Formula 1: Otomobil sporlarının zirvesi F1, televizyonlar aracılığıyla uzun yıllardır Türkiye’de takip ediliyordu. 1950’den beri kesintisiz gerçekleştirilen bu yarışların bir gün ülkemizde de yapılması hayal gibi görülüyordu. 2005’te bu hayal gerçeğe dönüştü. Sezonun 14. ayağı, tarihinde ilk kez Türkiye Grand Prix’si olarak İstanbul Park Pisti’nde başarılı bir organizasyonla koşuldu ve yarışı McLaren Mercedes’in Finli pilotu Kimi Raikkonen kazandı. Türkiye Grand Prix’sinde organizasyon ve tesisler, başta F1’in patronu Bernie Ecclestone olmak üzere takımlar, pilotlar ve yabancı gazeteciler tarafından tam not aldı. Ecclestone, memnuniyetini dile getirirken, “Sonsuza dek Türkiye’deyiz.’’ dedi.

WTCC ve FIA GT: F1’in ardından iki önemli uluslararası yarışa daha ev sahipliği yaptık. Dünya Binek Otomobil Şampiyonası (WTCC)’nın 8. ayak yarışları ile FIA GT Şampiyonası’nın 8. ayak yarışları, İstanbul Park Pisti’nde sorunsuz bir şekilde gerçekleştirildi. Şu an GP’de yarışan ama F1’e geçmesi muhtemel gözüken Türk pilot Can Artam da bir süre pistte kaldı ve müthiş performans sergiledi.

MOTO GP: Sporvizyon’un ortaya çıkardığı İstanbul Park Pisti’nin motosiklet yarışlarına uygunluk şartlarını taşımadığı haberi yetkilileri harekete geçirdi ve motor sporlarının F1’i sayılan Moto GP de 2005’te ilk kez koşuldu. Bu sayede motosiklet tutkunları şampiyon pilot Valentino Rossi’yi canlı izleme fırsatı yakaladı.

WRC: Dünya Ralli Şampiyonası (WRC)’nın bir ayağı ilk kez 2003’te Antalya’da yapılmıştı. Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) organizasyondaki başarımızı kavramış olacak ki WRC bu yıl 3. kez gerçekleştirildi. Kemer’de Toros Dağları’nın eteklerinde yapılan yarış Citroen’in Fransız pilotu Sebastian Loeb’ün zaferiyle sona erdi. Aslında WRC, F1 ve Moto GP’nin öncüsü olması bakımından da önemli bir sınavdı.

İstanbul Cup: Tenis, Türkiye’de çok bilinen veya ilgiyle izlenen bir spor dalı değil. Zaten bu alanda pek sporcumuz da bulunmuyor. İpek Şenoğlu gibi başarılı isimlerle dünya arenasında var olmaya çalışıyoruz. 2005’te tenisin tanınması ve sevilmesi amacıyla renkli bir program tertip edildi. Türkiye’de bugüne dek görülen en büyük tenis organizasyonu olan 2005 WTA İstanbul Cup Turnuvası’na, ABD’li raket Venus Williams da katıldı. Williams’ın Şenoğlu ile Boğaziçi köprüsü üzerinde tenis oynaması dünya basınının objektiflerini bize doğru çevirmesini sağladı.
UNIVERSIADE: İzmir’de, Türkiye’nin ilk kez ev sahipliğiyle düzenlenen 23. Dünya Üniversite Yaz Spor Oyunları’nda 10 altın, 11 gümüş ve 6 bronz olmak üzere 27 madalyayla tarihteki en başarılı sonucu aldık. Dünya Üniversite Yaz Oyunları’nı düzenleyen Uluslararası Üniversiteler Spor Federasyonu (FISU) Başkanı George Killian’ın “2005 İzmir, bugüne kadar yapılan Üniversite Oyunları içinde en iyilerinden biridir.” demesi organizasyonlardaki başarımızı perçinledi.

Avrupa Bayanlar Basketbol Şampiyonası: Bursa, İzmir ve Ankara’daki 30. Avrupa Bayanlar Basketbol Şampiyonası’na ilk kez ev sahipliği yapan ve katılan Türkiye, 8. olabildi. Finalde Rusya’yı 72-70 yenen Çek Cumhuriyeti şampiyonluk ipini göğüsledi. Bu turnuvada zirve mücadelesi veremesek de organizasyon büyük beğeni topladı.

Bizi başarıya alıştıran takımlar 2005’te hüzne boğdu

Avrupa kupaları: Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de en fazla ilgi duyulan spor futbol. Tabii ki bu ilgi beklentileri de artırıyor. A Milli Takım’ın dünya 3.’lüğü, G.Saray’ın UEFA Kupası’nı ve Süper Kupa’yı müzesine götürmesi Türk futbol tarihinin en önemli başarılarıydı. Ancak son yıllarda başarı ve futbol kelimelerini yan yana getiremez olduk. Türk takımları Avrupalı rakipleri karşısında sahadan silindi. Şampiyonlar Ligi’nde F.Bahçe, grubunda son sırada kalarak lige veda etti. UEFA Kupası 2. tur H Grubu’nda yer alan Beşiktaş, grubunda 4. sırayı alarak elendi. Yine UEFA Kupası 2. ön eleme turunda G.Saray, Norveç’ten Avrupa’da adı sanı duyulmamış Tromso’ya 1-0 ve 1-1’lik skorlarla boyun eğdi. Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turunda Trabzonspor, Kıbrıs Rum Kesimi’nden Anorthosis Famagusta’ya 1-3 ve 1-0’lık sonuçlarla elendi. İntertoto Kupası 2. turunda ise Ankaraspor, Slovak Dubnica önünde tutunamadı.

A Milli Takım: A Milli Takım, 2005’te Ersun Yanal yerine Fatih Terim’le yoluna devam etmesine karşın play-off’larda elenerek 2006 Dünya Kupası şansını kaybetti. Türkiye, İsviçre’ye başkent Bern’de 2-0 yenildikten sonra İstanbul’daki rövanşı 4-2 kazanmasına rağmen finallere kalamadı. İkinci maçın ardından yaşanan olayların yankısı da halen devam ediyor. Yani A Milliler, Almanya trenini kaçırdığı gibi imaj kaybına da uğradı.

12 Dev Adam: Sırbistan-Karadağ’da gerçekleştirilen 34. Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda 12 Dev Adam tüm Türkiye’yi hayal kırıklığına uğrattı. Şampiyonluk beklediğimiz basketbolcularımız gruptan çıkarken bile son maçı beklemek zorunda kaldı. 2. turda Almanya karşısında 66-57’lik mağlubiyet alan ve turnuvaya veda eden A Milliler’in, turnuva sonrası televizyon ekranlarında birbirine girmesi de akıllardan uzun süre çıkmayacak görüntüler oluşturdu.

Filenin Sultanları: Hırvatistan’daki 24. Avrupa Bayanlar Voleybol Şampiyonası finallerinde voleybolcularımız, beşincilik maçında Hollanda’ya 3-1 yenildi ve turnuvayı 6. sırada tamamladı. Türkiye, 2003’teki Avrupa Şampiyonası’nda ev sahibi avantajını da kullanarak Avrupa ikincisi olmuştu.
Halter: En başarılı spor branşlarımızdan biri olan halterde bu yıl adeta kabus dolu günler geçirdik. Uluslararası organizasyonlarda bayrağımızı zirveye çektiren halterciler birer birer dopingli çıktı. Uluslararası Halter Federasyonu da, Türkiye Halter Federasyonu’nun tüm uluslararası faaliyetlerini geçici olarak askıya aldı.

*

Son Düzenleyen kompetankedi; 02-04-2008 @ 14:26.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 19-01-2006   #2 (mesaj-linki)
GP2 2006 yenilikleri açıklandı GP2 2006 yenilikleri açıklandı


GP2 Şampiyonası müsâbakalarının kalitesini yükseltmek adına 2006 sezonu için yapılan değişikler açıklandı. Buna göre, 2006'da yarışacak olan 26 pilotun aracı, 2005'teki özelliklerine göre daha gelişmiş ve son teknolojiye uyarlanmış olacak. Dallara tarafından dizayn edilen makine, 2005'te Monako Grand Prix2inde kullanılmasına müsaade edilen üç parçalı arka kanattakine benzer esaslı bir aerodinamik değişiklik içeriyor.

Araçlar, ön üst ve ön alt süspansiyon üçgen kolları ile ön ve arka dikey süspansiyonlar bakımından da yeni bir teçhizat görünümü kazandı. Brembo, bilhassa 2006'daki GP2 serilerinde kullanılmak üzere, yeni monoblok fren kumpası ve disk kampanaları geliştirdi. Renault'un V8 motoru ise dahilî yapı, dizayn ve yazılım açılarından geliştirilirken, araç, motorunun hava kanalı bakımından da yeni bir görünüme kavuşuyor. Buna ilâveten bütün araçlar, 2005'te görüldüğü gibi oluklar içermeyen, kaygan Bridgestone lastikler ile yarışacak.


Yönetmelikler değişiyor

2006'daki spor yönetmelikleri de kazananın, 2005'te belirlenen çift yön kuralından ziyade, bir yarışta tek yönde en hızlı turu tamamlayan pilota verilmesi yönünde değişecek. Aynı şekilde pilot, en hızlı turu yapabilmesi maksadıyla, kendisi için belirlenen hat üzerinden yarışa başlamak zorunda olacak. Seriler Organizatörü Bruno Michel, "GP2 serileri için planladığımız gelişimlerle beraber olarak geldiğimizde, arçlarımız, maksadımız olan ve sürekli devam edecek muntazam bir gelişim sürecine girmiş olacak. Böylece, takımlarımızın makinist ve mühendislerinin şampiyonalarda yıllardır uğraştıkları taze mücadele azmimlerini elde etmelerini de sağlamış olacağız" dedi.

Michel, "GP2 serileri araçlarının performanslarının artırılması ve takımlarımızın ve pilotlarımızın gelecek sezonlarla mücadelelerinin bâkî kılınması açılarından, geliştirme ekibimizin çok iyi iş çıkardığına inanıyorum. Bridgestone'a da, yoğun çalışmalarından ve seriler için üretilen kuru hava lastiklerinin tamamiyle yenilenen konseptinin dizayn ve üretimi konularında gösterdikleri iştiraklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. 2006, GP2 serileri serüveninde heyecan verici farklı bir sayfa açmayı vaad ediyor" şeklinde konuştu.


Son Düzenleyen Misafir; 19-01-2006 @ 12:01.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 06-02-2006   #3 (mesaj-linki)
cpex
Muhammed Ali'ye büyük onur Muhammed Ali'ye büyük onur

Efsane boksör Muhammed Ali'ye, İslam ve Batı dünyası arasındaki diyalog ve anlayışa katkıda bulunduğu için Davos'ta ''Yüzler Konseyi'' ödülü verildi. Batı ve Müslümanlar arasında anlayışı güçlendirmek için iki yıl önce Davos'ta kurulan ''Yüzler Konseyi''nin ilk ödülünü alan Ali'ye, ödül töreninde eşi Yolanda eşlik etti.
Konsey üyesi Suudi Arabistan Prensi Türki El Faysal, ödülün konseyin yaratıcı düşünceyi destekleme hedefinin bir göstergesi olduğunu söyledi.

Konsey üyesi eski Canterbury Başpiskopusu, Clifton Lordu Carey de Muhammed Ali'nin boks kariyeri ve parkinson hastalığına karşı verdiği mücadeleyi övdü.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 10-02-2006   #4 (mesaj-linki)
Dünya olimpiyat yapıyor, biz salonu bile yapamıyoruz Dünya olimpiyat yapıyor, biz salonu bile yapamıyoruz

Önümüzdeki cuma günü Kış Olimpiyatları'nın 20.'si İtalya'nın Torino kentinde start alacak. Birçok dağı kış sporlarına son derece uygun olmasına rağmen Türkiye ilgisizlikten ve tesis yetersizliğinden dolayı bir türlü elit sporcu çıkaramıyor.
Hiçbirinden başarı beklemiyoruz. Bu tablo, 20 yıl önce temeli atılan ve hâlâ bitirilemeyen İstanbul Silivrikapı Buz Sporları Salonu'nun fotoğrafıyla birebir benzerlik arz ediyor.
Ülkemizde aşırı bir kar yağışı oldu mu hemen okullar tatil edilir. Karlı ve soğuk günlerde televizyonların haber bültenlerinde iki çeşit manzara ağırlık kazanır. Biri, zincir takmadığı için yolda kalan ve trafiği alt üst eden araçlar... Diğeri de üstüne oturdukları bir naylon parçasıyla kaymaya çalışarak tatilin tadını çıkartan çocuklar... Soğuğa ve imkansızlıklara rağmen çocukların bu gayreti, kaymanın aslında genlerimizde olduğunu açıkça gösteren bir delildir. Fakat iş sonuçta dönüp dolaşıp ilgisizliğe ve tesis yetersizliğine gelip dayanıyor. Ülkemiz, birçok branşta olduğu gibi kış sporlarında da ilgisizlik ve tesissizlik yüzünden uluslararası arenada bir türlü söz sahibi olamıyor.
Önümüzdeki cuma günü Kış Olimpiyatları'nın 20'si İtalya'nın Torino kentinde start alacak. Türkiye'nin fotoğrafında yine çok büyük bir değişiklik yok. Bugüne kadar 19 kez yapılan kış oyunlarında Türkiye 6 kez (1924, 1928, 1932, 1952, 1972, 1980) yer almadı. Katıldığında da hiçbir başarı ve madalya elde edemedi. Tabii ki Adolf Hitler'in açılışını yaptığı ve Türkiye'nin ilk kez katıldığı 1936 Parten-Kirchen Kış Olimpiyatları'nda kayakçımız Nasın Küçükarslan'ın gecikme rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girmesinin dışında(!)
1968'de Fransa'nın Grenoble kentindeki oyunlara 12 sporcuyla iştirak ederek tarihindeki en geniş katılımı gerçekleştiren Türkiye, Torino'da 6 isimle temsil edilecek. Ancak bu sefer övünecek bir sebebimiz var. Çünkü, kış olimpiyatlarına tarihimizde ilk kez bayan sporcularla katılacağız. Çok az sporcuyla Torino'ya gidiyor olmamız, Türkiye'nin kış sporlarında çok gerilerde olduğunu açıkça gösteriyor. Hatta Türkiye'nin kış sporlarındaki durumunun Afrika ülkeleriyle neredeyse aynı seviyede olduğunu üzülerek belirtmek gerekiyor. Çünkü, Torino'da temsil edilecek bazı Afrika ülkelerinin sporcu sayılarına baktığımızda Türkiye ile aşağı yukarı aynı olduklarını görüyoruz.
Peki, olimpiyat tarihi 1924'te başlayan kış sporlarında Türkiye'nin durumu onca yıla rağmen neden değişmiyor? Bu soruyu tek bir örnekle cevaplandırmak mümkün. O tek örnek de İstanbul'daki Buz Sporları Salonu. İstanbul'un tarihi surlarının Silivrikapı kısmında yıllarca kaderine terk edilen bu salon, siyasi beklentiler ve vaatler nedeniyle temeli atılan, kaba inşaatı bittikten sonra da hizmete girmeyi bekleyen Türkiye'deki yüzlerce tesisten bir tanesi. 1986'da belediye başkanı Bedrettin Dalan tarafından temeli atılan salonun uzun bir hikayesi var. Siyasi çekişmeler ve ilgisizlik olarak olayı özetlemeye çalışalım.
Sonuç olarak, yüzme havuzu olarak planlanan ve daha sonra buz sporları salonuna çevrilen bu tesis hâlâ bitmiş değil. Yani, 15 milyon nüfuslu İstanbul'da buz sporları yapılamıyor. Türkiye'de buz sporları salonu sadece Kocaeli ve Ankara'da bulunuyor. Tatilde zenginlerin akın ettiği kayak merkezlerimiz de uluslararası standartlarda değil. Avrupa ve dünya çapında organizasyon düzenleyemeyen Türkiye, sporcu yetiştirmekte de zorluk çekiyor. Bu anlamda Erzurum'un 2009 Kış Üniversite Oyunları'na talip olması çok önemliydi. Fakat alamadık. Şimdi 2011 için ciddi şekilde adayız. Bu organizasyonu aldığımız takdirde, tıpkı İzmir'de olduğu gibi Türkiye, uluslararası standartlarda tesislere kavuşacak. Bu da elit sporcu yetiştirme hızımızı artıracak.
Türkiye kış sporlarına yabancı
Türkiye, 19 kış olimpiyatından 13'üne katıldı; ama hiçbir başarı elde edemedi. 13 olimpiyatta toplam 76 sporcumuz yarıştı.
100'ün üzerinde dağı bulunan ülkemizde 70 yıllık geçmişi olan kayak sporu istenilen düzeye gelemedi. Şu anda dünya sıralamasında en iyi Türk kayakçının derecesi 1295.'lik.
70 milyonlu Türkiye'nin FİS puanı olan sporcu sayısı sadece 34 iken, 67 bin nüfuslu Andora'nın ise FİS puanı olan kayakçı sayısı 85.
Kayak merkezlerimizde olimpik branşlara ait tesis yok. 5 Ocak'ta yapılan Kayak Federasyonu seçimlerinde başkan olan Özer Ayak, "Yıllardır ehil olmayan insanların Türk kayağında var olmaları, başarıyı engelleyen en önemli unsurdur. Radikal devrimler yapacağız." dedi.
Ülkemizde 4678 kayakçı, 619 buz hokeyci var. Buz pisti sadece Ankara ve İzmit'te bulunuyor. 15 milyonluk İstanbul'da ise buz pisti yok.
Arzu edilen seviyede değiliz
Mehmet Ali Şahin (Başbakan Yardımcısı): Türkiye'de kış sporları maalesef arzu edilen seviyede değil. Torino'daki 2006 Kış Olimpiyatları'na sadece 6 sporcuyla katılabiliyoruz. Kış sporlarını geliştirmeye ihtiyacımız var. Başta Uludağ olmak üzere kayak merkezlerimiz kış olimpiyatlarının yapılabileceği bir mekan haline getirilebilir. Erzurum Palandöken'de 2011'de Universiad Kış Oyunları'nı düzenlemek istiyoruz. Böylece Türkiye'de kış sporlarını geliştirmek arzusundayız. Kış sporlarının gelişmesi için hükümet olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız.
Salon için 3.8 trilyon ayırdık ama...
Mehmet Atalay (Gençlik Spor Genel Müdürü): İstanbul'daki Buz Sporları Salonu'nun durumunu biliyorum. Başbakanımız, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanıyken, ben de Spor Etkinlikleri Genel Müdürü'ydüm. O dönemde bu salonu Fatih Belediyesi'nden alıp sporun hizmetine bir an evvel sunmak amacındaydık. Ama siyasi nedenlerden dolayı alamadık. Yıllar sonra o salon Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Biz göreve gelir gelmez bu salonun tamamlanması için 3.8 trilyon lira ödenek ayırdık. Fakat çatıyı yapan firma ile bir dava sözkonusuydu. Bu nedenle bugünlere kadar geldik. Şimdi bu salon İstanbul Büyükşehir'e devredildi. En kısa sürede tamamlanacak.
İmkanları değerlendiremiyoruz Özer Ayık (Kayak Federasyonu Başkanı): Kış sporlarına en elverişli ülkelerden biriyiz; ancak 70 yıldır kayakta istenilen düzeye gelemedik. Dünya sıralamasında en iyi kayakçımızın 1295. sırada olması, ne kadar geri olduğumuzu gösteriyor. Kayakta bayrağı yeni devraldım. Bundan sonraki hedefimiz, dünya çapında sporcular yetiştirmek.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 19-03-2006   #5 (mesaj-linki)
Almanya kendi problemini kendisi üretiyor Almanya kendi problemini kendisi üretiyor

Günlerdir Türkiye Milli Takımı’nın İsviçre ile oynanan maçlar sonrası düştüğü krizden nasıl çıkabileceğine kafa yoruyoruz.

Türkiye Milli Takımı’nın imajı İstanbul’da yaşanan olaylar sonrası yara aldı. FIFA’nın ağır kararı sonrası Türk futbolu zor bir döneme girdi. Türkiye Futbol Federasyonu zor günleri aşmanın projelerini üretmeli. Federasyonun işi hiç de kolay değil.
Türkiye FIFA cezaları sonrası problemlerle boğuşurken, Almanya adeta kaşınıyor. Ağrımayan başı için kendi kendine problem üretiyor. Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak Almanya’da futbola ilgi zirve noktasında. Geçen yıl oynanan Konfederasyon Kupası maçları Almanya’yı turnuva havasına sokmuştu. Ev sahibi olmanın avantajı ile milli takım doğrudan finallere katılıyor. İşte böyle bir atmosferde Beckenbauer basının önünde antrenör Klinsmann’ı yerden yere vurdu. Keşke basın önünde bu açıklamasını yapmadan kendi aralarında bir konuşsalardı. Burada önemli olan Beckenbauer’in haklı ya da haksız olması değil. Aile içinde çözülebilecek problemin basın önünde açıklanması. Ailedeki hiçbir problem kendi aramızda konuşmadan, komşulara danışılarak çözülemez. Beckenbauer burada hata yaptı.
Dünya Kupası Organizasyon Komitesi Başkanı Franz Beckenbauer’i bir noktada anlayışla karşılayabiliriz. Dünya Kupası öncesi finallerde yer alacak bütün ülke antrenörleri Almanya’ya davet edilmiş. Herkes işi ciddiye almış ve gelmiş. Ama bizim kendi antrenörümüz Klinsmann ortalıklarda yok. Hele televizyon ekranlarına gelen görüntüsüyle Kaliforniya sahillerinde güneşleniyor. O sırada Almanya’da kar altında ve soğukta televizyonlarını izleyen Alman futbolseverler, “Bu adamın milli takımın başında ne işi var?” diyorlar. Nitekim bir televizyon kanalının kamuoyu yoklamasına göre Klinsmann’ın milli takım antrenörlüğünü bırakmasını isteyenlerin oranı yüzde 85’e çıkmış.
Ev sahibi ülke olarak Jürgen Klinsmann’ın yer almadığı buluşma bize Almanya Futbol Federasyonu içindeki iletişimsizliği de gösteriyor. Milli takım antrenörüne federasyon tarafından daha önceden bu tanışma toplantısının önemi anlatılmalıydı. Gelip gelmeyeceği de net olarak bilinmeliydi.
İtalya karşısında yaşanan 4-1’lik hezimet sonrası meydana gelen bu kriz Alman futbolu için hiç de iyi olmadı. Dünya Kupası için geriye sayım sürerken Almanya kendi kendine problem üretmenin akıl almaz örneğini sunuyor. Franz Beckenbauer ile Jürgen Klinsmann arasındaki bu söz düellosu gazeteciler için belki de bulunmaz bir haber ve yorum kaynağı. Ancak Alman futboluna büyük zarar veren bir gelişme.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 15 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
2009 kış olimpiyatları, 2009 spor organizasyonları, avrupa spor basın, avrupa spor basını, ar kar ya, boks salonu görüntüleri izmir, dünya çapında yapılan spor organizasyonları, muhammed alinin maçları, muhammet ali boks şampiyonaları, muhammet alinin maçları, spor bülteni, spor bulteni, spor bultenı, spor bülteni, wrc oyunu,
Konu Araçları

Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 12:43Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 1.18783498 saniyede (13.68% PHP - 86.32% MySQL) 7 sorgu ile oluşturuldu
Top Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun ~ MaviKaranlik.com Have Fun @ MsXLabs! Designed by LC aka NeutralizeR