Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Aydınlanma Çağı

Bu konu Tarih forumunda virtuecat tarafından 16 Eylül 2008 (02:27) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
12680 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 28 Mayıs 2013 (21:32) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.50  |  Oy Veren: 4      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 16 Eylül 2008, 02:27

Aydınlanma Çağı

#1 (link)
virtuecat
Ziyaretçi
virtuecat - avatarı
AYDINLANMA ÇAĞI. Avrupa'da düşünce alanında köklü bir değişimin yaşandığı 18. yüzyıla Aydınlanma Çağı denir. Kökeni Eski Yunan felsefesine kadar dayanan ve gerçekte 17. yüzyıl sonları ile 18. yüzyıl sonları arasın­da gelişen "Aydınlanma felsefesi" bu çağa adını vermiştir. Felsefe, siyaset ve edebiyat alanında etkili olan bu akım kısaca "Aydın­lanma" diye de adlandınldı ve bu akımı biçimlendiren düşünürlere "Aydınlanmacı fi­lozoflar" dendi. Aydınlanma felsefesi insan düşüncesinin, insan yaşamının anlamının ve biçiminin aydınlanmasını amaçlıyordu. İnsan düşünürken ve değerlendirme yaparken, di­nin buyruklarına ve geleneklere bağlı kalma­malı, kendi aklı ve deneyimleriyle yaşamı ay­dınlatmaya çalışmalıydı.
Bütün dinlerin ortak özelliği buyurucu ve değişmez kurallar koymaktır. Gerçekten de ortaçağ Avrupa'sında Hıristiyanlık, yaşamın her alanını belirliyor, insanın neyi nasıl yap­ması gerektiği konusunda en ince aynntılara kadar buyurucu kurallar koyuyordu. Kilise din konusunda yetkili bir kurum olarak insan-lann özel yaşamlanna bile karışıyor, insanın bir gerçeği aklın süzgecinden geçirerek anla­ması yerine, din ne buyuruyorsa inanmasını öngörüyordu. Dinin buyruklarına karşı çıkan­lar en ağır cezalara çarptırılıyor, hatta ateşe atılarak yakılıyordu.
Rönesans çağında Avrupa insanı gelenek­lerden ve kalıplaşmış yargılardan kendini kurtarmaya başladı. Bilim alanındaki yeni buluşlar ve araştırmalar, o döneme kadar dinin evren konusunda söylediklerinin doğru olmadığını ortaya koymuştu. Dünyanın yu­varlak olduğunu söylemek ve bunu kanıtla­mak bile dinsel inançların temellerini sarsma­ya yetmişti. 16. yüzyılda Polonyalı bilgin Mikolaj Kopernik (1473-1543) yeni bir evren kuramı ortaya atarak astronomide çığır açtı.
Kopernik'in kuramına göre Dünya hem kendi ekseni çevresinde, hem de bir gezegen olarak Güneş'in çevresinde dönüyordu. Ardından İtalyan bilgini Galileo Galilei (1564-1642) gözlemleriyle bu kuramı doğruladı. Ama bu arada dinsel çevrelerden tepki gördü ve Engi-zisyon'da yargılandı. İngiliz filozofu Francis Bacon (1561-1626) savunduğu düşüncelerle bilimsel yöntemin temellerini atmış ve dinin safsatalarına karşı açıkça savaş açmıştı. Daha sonra Rene Descartes (1596-1650) "Düşünü­yorum öyleyse varım" önermesiyle, bilgiye ulaşmak için izlenecek yöntemleri ortaya koy­du. Descartes, o zamana kadar bilinen her şeyden kuşku duyulmasını ve her şeye yeni­den başlanmasını öneriyordu.
Daha sonra İngiliz filozofu John Locke (1632-1704), Gottfried Leibniz (1646-1716) ve İskoçyalı David Hume (1711-76), gerçeğin ne olduğu ve nasıl öğrenilebileceği konusunda yeni düşünceler ortaya attılar. Bu filozoflar arasında da düşünce ve yöntem farklılıktan vardı; ama onlar genelde aklın, gözlem ve deneyin önemine inanıyor, din buyruklarını tanımıyorlardı. Filozoflar doğanın incelenme­sinde Descartes'ın kuşkuculuğunu paylaşıyor, insan aklının en çetin sorunlan çözebileceğine inanıyorlardı. Immanuel Kant (1724-1804) bu felsefe akımının adını koydu ve şöyle tanımladı: "Aydınlanma, insanın kendi aklını kendisinin kullanmaya başlamasıdır". Bilimi ve aklı yücelten Kant, François Voltaire (1694-1778), Deniş Diderot (1713-84), Jean le Rond d'Alembert (1717-83) ve Jean-Jacques Rousseau (1712-78) gibi filozoflarca en olgun biçimine ulaştırılan bu felsefe akımına "Ay­dınlanma felsefesi", 18. yüzyıla da "Aydınlan­ma Çağı" dendi.
Fransa'da 18. yüzyılda hazırlanan Encyclo-pedie ("Ansiklopedi") Aydınlanma Çağı'nın bir ürünü olarak ortaya çıkmış, hepsinden önemlisi Aydınlanma felsefesi Fransız Devri-mi'nin düşünsel temellerini atan filozoflann yetişmesini sağlamıştır (bak. ansiklopedi; fransız devrimi).
Aydınlanma Çağı, laik dünya görüşünün büyük mücadelelerden sonra batı toplumuna yerleştiği çağdır. Bu çağda önyargılar ve boş inançlar yıkılmış, en azından bunlann toplum üstündeki etkisi sarsılmıştır. Akla ve deneye

önem veren bir düşünce geleneği kurulmuş­tur. İnsana değer verilmiş, insanın özgürlüğü ve toplumun ilerlemesi önemle üzerinde du­rulan ve tartışılan konular olmuştur. (Aydın­lanma Çağı'nın önemli düşünürlerinden çoğu­nu ansiklopedide kendi maddelerinde bulabi­lirsiniz.)
Türkiye'de 19. yüzyıl ortalarında başlayan yenilik hareketlerinde büyük ölçüde Aydın­lanma Çağı'nın ürünlerinin etkisi olmuştur. Bu çağın dilimize çevrilen bazı yapıtları, düşünce ve siyaset alanındaki yenileşmeye öncülük etmiştir.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Etiketler:
  • aydinlanma akimi
  • aydinlanma cagi
  • aydinlanma cagi buluslari
  • aydinlanma cagindaki buluslar
  • aydinlanma dusunce akimi
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 3 Haziran 2011, 17:33

Aydınlanmacılık

#2 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Aydınlanmacılık

18. yüzyılın bütününde, özellikle de ikinci yarısında ortaya çıkmış olan, gelenekçi ve dinci anlayışa karşı ilerlemeciliği, yaratıcı olmayan katı usçuluğa karşı araştırıcı usçuluğu savunan düşünce akımı.

Aydınlanmacılık 17. yüzyılın tam tamına bilimselliğe yönelik katı usçuluğuna, özellikle bu usçuluğun gittikçe yozlaşan biçimlerine tepki olarak ortaya çıkmıştır. "Büyük Yüzyıl" diye de adlandırılan 17. yüzyıl bir klâsik değerler çağı olmuştu. Klasisizm ya da klasiklik denilen ortak beğeni, eski yazarların örnek alınması kaygısıyla ortaya konmuş, sanatta bir doğallık tutkusu, bir ahlâkçılık inancı, bir evrensele ulaşma dileği olarak belirmişti. 17. yüzyılın bu ortak eğilimi her şeyden önce Descartes ile temellenmiş olan usçu düşünceye dayanıyordu.

Klasiklik 17. yüzyıl sonlarında çözülüp dağılmaya başladı. Aydınlanma düşüncesi işte bu dağılma içinde kendini gösteren kısır usçu düşünceye karşı araştırmaya, ayrıştırmaya sorgulamaya, tartışmaya dayanan, daha verimli bir usçu bakış açısını öngörüyordu. Böylece aydınlanmacı düşünce, usçuluğa bir tepki olurken, usçuluğu hiç mi hiç yadsımıyor, usçuluğun kuru ve verimsiz üretimlerini yadsıyor, insanın iç dünyasındaki özellikleri ve toplumsal yaşamındaki özellikleri görmeye çalışan etkili bir bakış açısı getiriyordu. Aydınlanmacılık Almanya'da ve Fransa'da ortaya çıktı. Ne var ki Alman aydınlanmacılığı, Fransız aydınlanmacılığı kadar etkili olmadı. Alman aydınlanmacılarının önderi Friedrich Nikolai (1733-1811) bir düşünür olmaktan çok, bir edebiyat adamıydı. Bu arada Alman düşünürü Kant'ı da yalnız felsefe alanında değil, tüm yaşamda eleştiriyi öngörüşüyle bir aydınlanmacı saymak yanlış olmaz. Kant şöyle diyordu: "Çağımız tam anlamında bir eleştiri çağıdır, hiçbir şey kaçamaz eleştiriden. Din kutsallık adına, yasama da hükümranlık adına boş yere eleştiriden kaçıyor".

Aydınlanma düşüncesi siyasal düzeyde 17. yüzyılın mutlak yönetimle ayakta duran uzlaştırmacı bakış açısına tepki olmuştur. 16. yüzyılda güçlenen ve 17. yüzyılda tam anlamında yerleşen mutlak yönetim düzeni, yeni bir ahlâk anlayışı olan dünya ahlâkına yer verirken, eski yaşayış biçimlerinden kalma soyluluk ahlâkını ve Hristiyan ahlâkını da korudu. Bu ahlâklar birliği, mutlak yönetimle sağlanan büyük baskı altında bir doğal bütünlük ortaya koyar görünse de dağılmaya hazırdı ve nitekim mutlak yönetim düzeninin sarsılmasıyla birlikte dağılmaya başladı. Fransa'da d'Alembert ve Diderot gibi ansiklopedicilerin, ayrıca Jean-Jacques Rousseau ve Voltaire gibi düşünürlerin çabalarıyla köklü bir bakış açısı olarak beliren aydınlanmacılık, Fransız Devrimi ile gerçekleşmeye başlayan toplumsal dilekleri temellendirmeye çalışırken, doğaüstünden doğaya dönüşü, bağımlayıcı kurumsal dinsellikten doğal dine geçişi önerdi, hatta ateizmi (Tanrıtanımazlığı) duyurdu, bunu yaparken açıklanma inancını yadsıdı, buna göre Tanrı'yı bir kurucu olarak varsaysa bile dini dışladı.

Öte yandan toplumu, bir hükümdarın istemiyle düzenlenen buyurucu yönetim biçiminden kurtarıp genel istemin gerçekleştiği bir demokratik yönetim biçimine kavuşturmak istedi. Böylece yaşamın temel sorunlarına yönelen aydınlanmacılık, köklü bir felsefe devinimi olmaktan çok, toplumsal insanın sorunlarını tartışmaya açan bir düşünce etkinliğidir. Bu açıdan aydınlanmacıları, filozoftan çok düşünür saymak doğru olur. Onlar düşünceyi, bilgi kuramı temeline oturan köklü ve bütüncü bir sistem olarak görmemişler, bu yönleriyle felsefeden çok, edebiyata yakın olmuşlardır. Evrim fikrinden hemen tümüyle yoksun olan, buna karşılık her şeyin ileri düzeyde yeniden örgütlenebileceğine inanan aydınlanmacılar, yalınkat bilgi anlayışlarıyla, bulanık ve yazgıcı tarih görüşleriyle, topluma bireyci bir gözle bakışlarıyla, usçu olmaya çalışırken sık sık duyguculuğa düşüşleriyle dikkati çekerler.

Aydınlanmacılık devinimiyle düşünce dünyası ilk olarak kesin bir biçimde siyasal bir yükümlenme içine girmiştir; böylece siyaset bilimi, felsefenin kıyısında kalmaktan kurtulmuş, ona tam bir yetkiyle katılmıştır. Ayrıca bu düşünce, yükselen burjuva sınıfının çıkarlarını belirlerken ondaki açmazları da ortaya koymuş, böylece onun temellendiricisi olurken karşıtı da olmuştur. Bu yanıyla o, tam anlamında bir çelişkiler felsefesidir.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 28 Mayıs 2013, 21:32

Aydınlanma Çağı

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
serhat_11 - avatarı
Aydınlanma Çağı
MsXLabs.org & Vikipedi, özgür ansiklopedi

Aydınlanma Çağı olarak adlandırılan tarihsel dönem, Aydınlanma felsefesinin 18. yüzyılda doğup benimsenmeye başladığı dönemdir. Batı toplumunda 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen ve akılcı düşünceyi eski, geleneksel, değişmez kabul edilen varsayımlardan, önyargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünsel gelişimi kapsayan dönemi tanımlar.

Aydınlanmaya yol açan başlıca düşünsel gelişmeler Rönesans ve Reform hareketleridir. Aydınlanmanın ilk temsilcileri olarak genellikle Rene Descartes ve Gottfried Wilhelm Leibniz kabul edilir. Almanya'da Johann Gottfried Herder, Immanuel Kant, Christian Wolff; Fransa'da Denis Diderot, Claude Adrien Helvétius, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau, Voltaire; Büyük Britanya'da David Hume, John Locke ve Thomas Paine Aydınlanma çağının en önemli temsilcileridir.

Aydınlanma felsefesi ya da 18. yüzyıl felsefeleri genel olarak insanın kendi yaşamını düzenlemesini yeniden gündeme almış, hem düşüncenin hem toplumsal yaşamın köklü değişimlere uğrayacağı bir sürecin fikirsel/felsefi başlatıcısı olmuştur. Bu yüzyılın sonlarına doğru meydana gelen Fransız devrimi (1789), ve ardından gerçekleşen modernleşme süreçleri, düşünsel anlamda etkilerini ve kaynaklarını aydınlanma felsefesinde bulmaktadır. .

Din ya da Tanrı merkezli toplumsal yapının ve düzenlemelerin yerini bu süreçte akıl merkezli toplumsal düzenlemeler arayışı alır. Geniş ve genel anlamıyla aydınlanma, ortaçağ'da hüküm süren dünya görüşüne karşı yeni bir dünya görüşünün ortaya çıkması ve temellendirilmesi olarak belirtilir. Bu yüzyıl yeni bir ideal ile tarih sahnesinde yer alır; bu ideale göre, aklın aydınlattığı kesin doğrulara ve bilginin ilerlemesine dayanan entelektüel bir kültür egemen olmalıdır ve bu kültür sonsuz bir şekilde ilerlemelidir. Böylece ilerleme ideali, insanın geleneğin köleliğinden kurtularak sürekli mutluluk ve özgürlük yolunda gelişeceği düşüncesine dayandırılır. Aydınlanma felsefesinin kaynağı Rönesans felsefesi ve özellikle de 17. yüzyıl felsefesinin ortaya koyduğu ilkelerdir. Rönesanstan itibaren düşüncenin tarihsel otoritelerden kurtulması, bilgi ve yaşam hakkında akla ve deneyime dayanmaya başlaması sözkonusudur. 17. yüzyıl da bu gelişmeler sistemleştirilip temel ilkelere dönüştürülmeye başlanmış, rasyonalizmin belirginleştiği bu yüzyılda aydınlanma felsefesinin düşünsel temelleri bir anlamda hazırlanmıştır. Sekülerleşme aydınlanma felsefesinin ve genel anlamda aydınlanmacılığın her tür girişiminde temel olmuş olan bir yönelimdir.

18. yüzyıl felsefesinde bir yanda rasyonalizmin öte yandan empirizmin güçlenmesi ve bunlardan meydana gelen teorik sorunların yeni bir takım sentezlerle aşılmaya çalışılması sözkonu olacaktır. Aydınlanma çağı, aklın ışığında felsefenin de yepyeni bir etkileyicilikle ortaya çıkışına, yaygınlaşmasına, yeni sentezlerle sistematikleştirilmesine etki etmiştir. Bu bakımdan bu yüzyıla "felsefe yüzyılı" denmesi de söz konusudur.
Aydınlanma

Aydınlanma Çağı, akıl'ı kurucu ilke olarak benimseyerek, tüm toplumsal yaşamın ve düşünüşün buna göre şekillendirilmesine yönelinen dönemdir. Kant, aydınlanmacılığı, "aklı kullanma cesareti" olarak tanımlandığında, genel olarak Aydınlanma Çağı'nın felsefesini vermektedir. 18. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkıp gelişmiş ve "aydınlanma" fikriyle yaygınlaşmıştır.

Kant, aydınlanma düşüncesinin kurucu ilkesi olan akıl konusunda şöyle der:
Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapere Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! Sözü şimdi Aydınlanmanın parolası olmaktadır.

—Immanuel Kant
Genel çerçeve
ydınlanma çağının ana fikri, akıl aracılığıyla doğru bilgilere ulaşılabileceği ve bu doğru bilgi ile de toplumsal yaşamın düzenlenebileceğidir. Öte yandan bilim alanındaki önemli gelişmeler de aydınlanma çağına öncülük eder ve bu çağda ayrıca çok yoğun yeni bilimsel gelişmeler kaydedilir. Daha 15.yüzyıldan itibaren meydana gelmeye başlayan yeni keşifler ve icatlar bu süreci hazırlamış, bunun sonunda da "karanlık çağ" olarak değerlendirilen Orta Çağ'ın sonuna gelinmiştir. Deney ve gözlem, aklın uygulama araçları olarak bu dönemde bilimsel yöntemim ilkeleri biçiminde ortaya çıkmış ve doğa bilimlerinde önemli gelişmelere kaynaklık etmiştir.

Dinde meydana gelen yenileşme hareketleri de, dinsel düşüncenin giderek geriletilmesi ve Aydınlanmacılıkla birlikte kuruculuk ve egemenlik gücünü kaybetmesiyle sonuçlanmıştır. Rönesans ve reformlarla başlayan bu gelişmeler, aydınlanmacılıkla doruğuna varmış ve buradan itibaren Modernite denilen sürecin oluşumunu hazırlamıştır. Bu sürec aydınlamacılıkta ifadesini bulan köklü bir zihin değişikliği anlamına gelmektedir.

Newton ve Kopernik ile tüm bir evren-dünya kavrayışı değişime uğramış, Descartes ve Kant gibi isimlerle bu değişen zihniyetin felsefi düşüncesi geliştirilmiştir. Avrupa'daki endüstri devrimleri de bu sürecin maddi temelini oluşturmaktadır. Yeni ve bambaşka toplumsal ve ekonomik ilişkiler icerisinde yaşamaya başlayan insanlar, ortaya çıkan yeni düşünce biçimleriyle dünyaya bambaşka gözlerle bakmaya başlamışlardır. Bunun sonucunda modern yaşamın temellleri atılmıştır. 1789 Fransız ihtilalinin temelinde, Fransız aydınlanmacılığının belirleyici bir etkisi vardır.

Doğuşunda ve Gelişmesinde belirleyici Bazı İsimler
  • George Berkeley
  • Claude Adrien Helvétius
  • Jean le Rond d'Alembert
  • David Hume
  • René Descartes
  • Denis Diderot
  • Etienne Bonno de Condillac
  • Francis Bacon
  • Galileo
  • Gotthold Ephraim Lessing
  • Gottfried Leibniz
  • Immanuel Kant
  • Jean-Jacques Rousseau
  • John Locke
  • Julian Offray de Lamettrie
  • Kopernik
  • Laplace
  • Lois Rene de Caradeux de la Chalotais
  • Montesquieu
  • Newton
  • Spinoza
  • Thomas Hobbes
  • Voltaire
Son Düzenleyen _Yağmur_; 30 Mayıs 2013 @ 12:53. Sebep: sayfa düzeni.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.214 saniyede (78.57% PHP - 21.43% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 12:44
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi