Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Yazı - Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

  • yazinin bulunusu
  • yazinin onemi
  • yazinin tarihcesi
6
  • 4 Gönderen Blue Blood
  • 1 Gönderen asla_asla_deme
  • 1 Gönderen asla_asla_deme
Blue Blood
8 Nisan 2007 17:02   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Yazı Nedir?

Dildeki sözcüklerin, duyguların, düşüncelerin belli işaretlerle; kağıda, taşa, toprağa, tahtaya... dökülmüş biçimine yazı denir. Konuşma dilinin aracı ses ise yazı dilinin aracıda yazıdır. Yazının düşünceyi ortaya koymada, yaymada ve iletmede önemi büyüktür. Düşünce ve sanat ürünlerinin doğuşunda ve yayılmasında yazı önemli bir etken olmuştur. Kimi tarihçiler, uygarlığın başlangıcını yazının bulunuşuna bağlar. Çünkü yazı belli bir uygarlığa erişen toplumların anlaşma aracıdır.

Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

Yaşamımızda vazgeçilmez bir yer kazanan yazı birden bire ortaya çıkmamış, binlerce yıllık bir gelişme sürecinde sistemleşmiş, bugünkü halini almıştır. Bugün kullanılan yazıların bulunmasına kadar çeşitli yazılar kullanılmış sonunda hep kolay okunup, yazılabilen yazılara varılmıştır.
Yazı sözcüğü, sözü çizgilerle gösterme sistemi anlamında düşünülürse en eski yazı örnekleri insanla birlikte başlar. En ilkel toplumlar bile sesten başka anlaşma yöntemlerine gerek duymuşlardır. Yazı öncesi toplumlarda insanın konuşma dilinden başka birçok iletişim tekniğinden de yararlandığı biliniyor. İşaret ve resimler, haberleşme simgesi olarak kullanılan belli nesneler, düğümler anlaşma için başvurulan seçeneklerden bazılarıdır. İncelemelere bakılarak, en eski insan topluluklarının bu seçeneklerin hepsini kullandıkları varsayılabilir. Kuşkusuz bunların kullanımı ve geliştirilmesi, insanoğlunun doğal çevresi ile olan ilişkisinin ve yarattığı toplumsal çevrenin düzeyi ile ilgilidir.

Örneğin; düğüm atarak hesap yapma, hesabı tutulacak alışveriş ilişkilerinin olmasını gerektirir.
Figür öncesi şekillerden stilize resimlere doğru bir çizim/resim geleneğini yaratanlar, resim kökenli ilk yazı biçimlerine hazırlık aşamasını oluştururlar. Bugün kullanılan yazının atalarıolan hiyeroglif yazının ve çivi yazısının kökleri çok eski dönemlere paleolitik çağlara uzanır. Duygu ve düşüncelerin sözcüklerle ve kavramlarla ifade edilebilecek şekilde kayıt edilmesi biçimindeki yazı, M.Ö. 3000’lere doğru Mezopotamya’da hemen sonra da Mısır’da ortaya çıkar. Yazı, yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, insanın simgesel düşüncesinin ulaştığı bir dönüm noktasıolarak da insanoğlunun kültürel değişme sürecinde uzun bir arayışın, denemenin ve birikimin sonucudur. Yazının tarihi, kültür tarihi gibi tarih öncesi çağların derinliklerindedir (Zıllıoğlu, 1990).


Bazı tarihi yazılar
BARIŞ, c0lin, Blue Blood ve 1 kişi bu mesajı beğendi.
Son düzenleyen Blue Blood; 19 Kasım 2007 15:34.
13 Eylül 2010 11:48   |   Mesaj #2   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
UnderWorld

37832
5.220 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 12-10-2005
Yazı kelimesi Türkçe sözlükte şu şekilde tanımlanmaktadır:

I: Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazmak işi.
II: Düşünceyi tespite yarayan işaretler düzeni, alfabe.
III: Harfleri yazma biçimi. Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımındanözellik gösteren tür.

Yazı, konuşma dışında iletişim imkânı sağlayan belli manalara sahip işaret ve şekillerden meydana gelmiş insan gözüne hitap eden ifade vasıtasıdır.İnsanlığın ilk çağlarından beri duygu ve düşünceleri uzakta bulunanlara bildirme isteği duyulmuştur. Mağaralarda bulunan çizgi ve ilkel resimlerin iletişime yarayan işaretler olduğu anlaşılmıştır. İşte ilkyazı düşüncesi, bu resim, çizgi ve işaretlerden doğmuştur.Bir başka tanımla “Duygu ve düşüncelerimizi başkalarına bildirmek için herhangi bir madde üzerine çizerek, kazıyarak gösterdiğimiz şekil ve işaretlere «YAZI» diyoruz.”Kullanılan bu işaretler kullanıldıkları çağın en çok bilinen eşya ve aletlerinden örnekler alınarak şematik biçimlerinin çizilmesiyle başlamıştır. Bu biçimler zamanla değişerek her yaşayan toplumda farrklı birer yazı ortaya çıkmış, daha sonraları uluslara özgü olmuştur.

Yazı yalnız insanlara mahsus bir iletişim aracıdır.

Arkeologların yaptığı kazılardan yazının kelimelerle ifade edilişinin ilk olarak M.Ö. 3000 senelerinde Sümerlere ait olduğu ileri sürülmüştü. Oysa ki M.Ö. 20.000 senelerinden kalma Fransa'nın güneyindeki bir mağarada ayı, inek, öküz resimleri bulunmuştur.Zaman zaman insanların bulundukları kültür ve medeniyet seviyesine paralel olarak yazı şekillerinde de gelişme olduğu muhakkaktır. İlk yazılar kayalar, kerpiçler üzerine çiviyle yazılmıştır. Bunlar Süryani, İbrani ve Arabî dillerindendir.

Yazı, tarih boyunca kullanılış şekillerine göre birçok sınıfa ayrılır. Bunlar;

  • Resimlerle ifade (ikonografi),
  • Konuyu seri haldeki resimlerle anlatan (ideografi),
  • Kısmen resim, kısmen fonetik ifade (analitik sistem),
  • Sesin grafik şeklini ifade eden yazı (fonetik sistem),
  • Hecelerin ayrı ayrı sembollerle ifadesi (heceleme),
  • Sesli sessiz 20–40 harften meydana gelen (alfabe) yazılardır.



MsxLabs.org & Megep

Daisy-BT bu mesajı beğendi.
15 Eylül 2010 12:26   |   Mesaj #3   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
UnderWorld

37832
5.220 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 12-10-2005
Yazı olgusu kuşkusuz önce iletişim amacına yöneliktir. Kısaca yazıyı okumak için yazarız. Okunanlar da bir fikir ve düşüncenin yazı yoluyla diğer insanlara aktarılması esasına dayanır. Düşüncelerin aktarılması yazı dışında da gerçekleşebilir. Söz ile konuşmak ve sesli medya ile de bu iletişim gerçekleşir. Ancak o zaman kalıcılıktan söz edemeyiz. Fikirlerin ve düşüncelerin kalıcı olması, belgelenmesi en basit şekliyle yazarak gerçekleşir. Yazı olgusu böylece hem göze hem de kulağa aynı anda hitab edebilmektedir.Yazının yazılması ise bazı malzemelerin gerekliliğine bağlıdır. Kâğıt ve kalem ilk akla gelen malzemelerdir. Çevremizde gördüğümüz her türlü yazılı materyal (gazeteler, dergiler,kitaplar, broşürler, afişler, ilanlar, üç boyutlu nesneler vb.) bu somut malzemenin örnekleridir. Bir başka ifade ile gündelik yaşamımızda yer alan her türlü yazılı ve basılı nesnelerle iç içe bulunmaktayız.
Tarih çağlarından beri bildirişim aracı olarak kullanılan yazı, bugün de aynı fonksiyonu yerine getirmektedir. Eski Mısır'da kaçan esiri bulana ödül vadeden papirüs,esirlerin fiyat ve özelliklerinin kazındığı duvarlar, Yunan ve Roma şehirlerinde çeşitli yerlerde taşlar üzerine kazınan yazıların, çeşitli malların, sirklerin ve gladyatör yarışlarının özelliklerini bildirdiği gerçeği, yazının bu özelliğinin önemini vurguluyor. Bugün de aynı amaçlarla kullanıldığı yerleri görmekteyiz. Yol tabelaları, trafik işaretleri, ışıklı tabelalar, fiyat etiketleri, oto plakaları, afişler, elektronik cihazların açıklayıcı yazı ve işaretleri hep bu amaçla yazıyı kullanmaktadır.Çağımız endüstri ve bilgisayar çağıdır. Dolayısıyla bildirişimin çok önem kazandığı bir yüzyıl yaşıyoruz. "Zaman" unsurunun çok önem kazanmasıyla “anlatım”ın en kısa yoldan ve doğru biçimde yapılması gerekmektedir. Az yazı ile çok şey anlatma zamanı çok sınırlı insan topluluklarına ulaşmak için zorunludur.İnsanların sosyal ve toplumsal yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olan medyanın kullanımı, hem de etkili bir biçimde kullanımı önemli bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.
Burada da hiç kuşkusuz grafik sanatlarının etkinliği rol oynamaktadır. Bu medyayı iyi kullanabilmek, grafik tasarımcısının yetenekleriyle sınırlıdır. Dolayısıyla, grafik tasarımcısı, bildirişimle ilgili her konuyu iyi bilmek ve uygulamak zorundadır.

MsXLabs.org & Megep
Daisy-BT bu mesajı beğendi.
24 Mayıs 2011 15:50   |   Mesaj #4   |   
_Yağmur_ - avatarı
SMD MsXTeam
Ankara

18990
19.255 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 16-04-2010
Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

Dilin sesli göstergelerini karşılamayı amaçlayan, görüntüsel ögelerden ya da harflerden oluşan sistem. Yazı, insanların yerleşik bir toplum düzenine geçmeleriyle birlikte ortaya çıktı.

İnsanlar, doğada yaşadıkları ve gördükleri olayları ve nesneleri, görmemiş olanlara anlatmak, alışverişlerde verilen ya da alınan malların sayısını belirtmek, yaptıkları savaşlarda gösterdikleri kahramanlıkları kalıcı bir belge olarak korumak gibi düşüncelerle resim yaparak, yazının temellerini attılar. Bu bakımdan yazının İ.Ö. 4. binyılda yontmataş (paleolitik) devrinde ortaya çıktığı sanılmaktadır. Giderek bilgi ve ihtiyaç çoğaldıkça eşya ve kavramları ifade eden resimyazılar (ideogramlar) da pratikleşmeye başladı.

Resimyazının gelişme gösterdiği kavimler arasında Mısırlılar, Sümerler, Asur ve Kaldeliler, Çinliler ve Amerika'daki İnkalar ile Aztekler sayılabilir. Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarındaki resimyazıların tarihi İ.Ö. 3000 yıllarına kadar inmektedir. Resimyazının en tipik örneğini de Mısır hiyeroglifi oluşturur. Önceleri yalnız taşlara yazılan hiyeroglif yazısı, sonraları tahta ve eşyalar üzerine de yazıldı. Nihayet bir çeşit kalem ve boyalar kullanılarak papirüs kâğıtları üzerine çizilmeye başlanan hiyeroglif, zamanla hiyeratik yazıyı ortaya çıkardı. Hiyeratik yazının daha pratik ve basit hâle getirilmesiyle de demotik yazı ortaya çıktı.

Resimyazısının Sümerlerde gelişmesi ve evrimleşmesi çiviyazısı biçiminde oldu. Çiviyazısı, sivri aletlerle kil tabletler üzerine yazılıyor, daha sonra bu tabletler pişirilerek yazının tablet üzerinde sabitleşmesi sağlanıyordu. Medlerin, Perslerin ve Hititlerin kullandığı çivi yazısında da, hiyeroglifte olduğu gibi harf kavramı gelişmemişti. Eşyalar ve kavramlar çivi biçiminde birleşik çizgilerle ifade ediliyordu. Resimyazıyı mükemmel sayılacak bir şekilde geliştiren kavimlerin başında Çinliler gelir. Çin yazısında her kavram belli bir şekil ile gösterilmektedir.

Bu bakımdan Çin yazısında binlerce kavram-harf vardır. Ancak Çinliler, yazılarını geliştirerek alfabe ve harf sistemine gelmediklerinden, bir zamanlar mükemmel sayılan yazıları bugün anlaşılması en zor yazılardan biri hâline gelmiştir. Düşünce ve sözleri ifade etmede resimyazı ve şekil yazısı yetersiz kalınca sesleri ve heceleri ayırt etmeye yarayacak şekillerin, yani harflerin ortaya çıkışı yazıda büyük bir aşama oldu. Böylece her uygarlık çevresindeki kavim ve uluslar, konuştukları dile özgü sesleri ya da heceleri belirten kısa işaretler buldular. Önceleri yalnızca sessiz harfler için şekiller bulundu. Daha sonra sesli harfler ortaya çıktı.

Harflerin yan yana gelmesiyle heceler, hecelerin bitişmesiyle de sözcükler yaratılıyordu. Her sesin ayrı bir harfle gösterildiği yazı türü fonetik yazı (ses-yazı) oldu. Fonetik yazı genel olarak iki farklı gelişme gösterdi: hece yazısı ve harf yazısı. Hece yazısı, hecelerin ayrı ayrı harflerle gösterilmesinden oluşur. Bu yazının en köklü örneği Sanskrit yazısıdır. Japon ve kısmen Çin yazısı da bu gruba girebilir. Her sesin ayrı bir harfle gösterildiği yazıya da harf yazısı (ya da alfabe) denmektedir. Bu yazıyı da ilk kullananlar Fenikeliler oldu. İ.Ö. 2000-1500 yılları arasında gelişme gösteren Fenike alfabesi, hepsi sessiz olan 22 harften oluşuyordu.

Fenike alfabesi İyonya'ya, oradan da Yunanistan'a geçti. Yunanlılar, Fenike alfabesine sesli harfleri de ekleyerek alfabeyi daha kullanışlı bir duruma getirdiler. Yunan alfabesi Roma'ya geçti ve burada birçok harfin biçimi değişikliğe uğrayarak Lâtin alfabesi doğdu.

Fenike alfabesinin bir kolu da Arap ve İbrani yazılarını doğurdu. Bu yazılardan bütünüyle bağımsız olan Göktürk alfabesi, Runik alfabe gibi türler de vardır. Yunan yazısının Ortodoks İslâvlar arasında yaygınlaşmasından Kiril alfabesi ortaya çıktı.

Türkler uzun süre Göktürk yazısını kullandılar. Daha sonra Uygur Türkleri Sogd alfabesinden yararlanarak Uygur yazısını geliştirdiler, İslâmiyetin kabulünden sonra da Arap yazısı kullanılmaya başlandı. Arap alfabesinde olmayan "p", "ç" ve "j" harfleri de eklenerek 31 harfli bu alfabe yüzyıllar boyu Türkler tarafından kullanıldı. Cumhuriyet döneminde 1 Kasım 1928'de çıkarılan bir yasayla birkaç değişiklikle Lâtin alfabesi kabul edildi.

Rusya'ya bağlı cumhuriyetler ve Asya'daki bağımsız Türk devletlerinde yaşayan Türkler, lehçe farklarını belirten ilâve harflerle geliştirilmiş Kiril alfabesi kullanmaktadırlar.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Misafir
15 Ekim 2014 15:24   |   Mesaj #5   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Yazının Tarihçesi - Yazının Tarihi Hakkında

Sümerlerin yazıyı bulmasıyla ilk şeklini işaret yapmışlardır sonra duvarlara resim çizerek bunu geliştirmişler daha sonra insanlar bunu geliştirip günümüzdeki yazı haline getirmiştir.
Yazı konuşma dışındaki muhabereye imkan sağlayan belli manalara sahip işaret ve şekillerden meydana gelmiş insan gözüne hitap eden ifade vasıtası. Şekil ve işaretler taş metal papirüs kağıt üzerine çizilir. Yazı yalnız insanlara mahsus bir muhabere cinsidir. Hayvanların çoğu sesle birbiriyle anlaşırlar. Fakat hiçbir hayvan yazı yazamaz ve okuyamaz.

Yazının Tarihçesi

Arkeologların yaptığı kazılardan yazının kelimelerle ifade edilişinin ilk olarak M.Ö. 3000 senelerinde Sümerlere ait olduğu ileri sürülmüştü. Halbuki M.Ö. 20.000 senelerinden kalma Fransa’nın güneyindeki bir mağarada ayı ineköküz resimleri bulunmuştur. Zaman zaman insanların bulundukları kültür ve medeniyet seviyesine paralel olarak yazı şekillerinde de gelişme olduğu muhakkaktır. İlk yazılar kayalar kerpiçler üzerine çiviyle yazılmıştır. BunlarSüryani İbrani ve Arabi lisanla idi.

Yazı tarih boyunca kullanılış şekillerine göre birçok sınıfa ayrılır. Bunlar resimlerle ifade (ikonografi); konuyu seri haldeki resimlerle anlatan (ideografi); kısmen resim kısmen fonetik ifade (analitik sistem); sesin grafik şeklini ifade eden yazı (fonetik sistem); hecelerin ayrı ayrı sembollerle ifadesi (heceleme) ve sesli sessiz 20-40 harften meydana gelen (alfabe) yazılarıdır.

Yazının Bulunması

Türkler bugüne kadar çeşitli yazıları kullanmışlardır. Bunlar sırası ile Göktürk Uygur Arap ve Latin alfabeleridir. Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra 10. asırdan 20. asra kadar Arap alfabesini kabul etmişlerdir. Bütün ilim eserleri Arapça yazıldığı için Arapça ilim lisanı olmuş ve yazılar bu dilde yazılmıştır. Önce devletin yazısı Uygur yazısıyken Arapçanın daha uygun bir lisan olduğunu anlayan İslam Türk alimleri diğer İslam topluluklarıyla sürekli bir ilişki kurmak için devletin resmi yazışma dilinin de Arapça olmasını teklif etmişlerdir.

Uzun seneler Arapça ve Uygurca yazılar birlikte kullanılarak nesillerin örf ve adetlerinin teknik ve bilgilerininin birbirlerine intikali sağlanmıştır. Türkler Arap alfabesini kendilerine mal edercesine kabul ederek kullanmışlar ve hat denilen bir yazı sanatı meydana çıkarmışlardır. Hat sanatı ile yazılmış binlerce yazı kitaplarda tablolar halinde binalarda mevcuttur. Bin seneyi aşkın Türk tarihi Arap harfleriyle yazılı ve arşivlerde saklıdır.Arap alfabesiyle yazılan yazı sağdan sola doğrudur. Latin alfabesinde yazı soldan sağa; Çin ve Japon alfabesinde yukarıdan aşağıya doğrudur.

Son düzenleyen nötrino; 15 Ekim 2014 16:19. Sebep: Mesaj düzeni ve kaynak bilgisi!
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Yazı - Yazının Bulunuşu ve Gelişimi Konusuna Benzer Konular

X Işınlarının Bulunuşu
Gönderen: Tiglon Forum: Fizik
Cevap: 1
Son Mesaj: 28 Mayıs 2012 13:52
Yazının kronolojik gelişimi nedir?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 13 Aralık 2011 18:50
Cevap: 0
Son Mesaj: 8 Nisan 2011 21:18
Tekerleğin bulunuşu ve gelişimi nasıl olmuştur?
Gönderen: Misafir Forum: Soru-Cevap
Cevap: 3
Son Mesaj: 16 Ocak 2011 13:32
Font Galerisi (Yazı Karakterleri - Yazı Tipleri)
Gönderen: Blue Blood Forum: Yazılım
Cevap: 0
Son Mesaj: 15 Kasım 2006 13:21
Sayfa 0.288 saniyede 11 sorgu ile oluşturuldu