Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Yazı - Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

Bu konu Tarih forumunda Blue Blood tarafından 8 Nisan 2007 (17:02) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
163950 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 24 Mayıs 2011 (15:50) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.73  |  Oy Veren: 48      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 8 Nisan 2007, 17:02

Yazı - Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

#1 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Yazı Nedir?

Dildeki sözcüklerin, duyguların, düşüncelerin belli işaretlerle; kağıda, taşa, toprağa, tahtaya... dökülmüş biçimine yazı denir. Konuşma dilinin aracı ses ise yazı dilinin aracıda yazıdır. Yazının düşünceyi ortaya koymada, yaymada ve iletmede önemi büyüktür. Düşünce ve sanat ürünlerinin doğuşunda ve yayılmasında yazı önemli bir etken olmuştur. Kimi tarihçiler, uygarlığın başlangıcını yazının bulunuşuna bağlar. Çünkü yazı belli bir uygarlığa erişen toplumların anlaşma aracıdır.

Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

Yaşamımızda vazgeçilmez bir yer kazanan yazı birden bire ortaya çıkmamış, binlerce yıllık bir gelişme sürecinde sistemleşmiş, bugünkü halini almıştır. Bugün kullanılan yazıların bulunmasına kadar çeşitli yazılar kullanılmış sonunda hep kolay okunup, yazılabilen yazılara varılmıştır.
Yazı sözcüğü, sözü çizgilerle gösterme sistemi anlamında düşünülürse en eski yazı örnekleri insanla birlikte başlar. En ilkel toplumlar bile sesten başka anlaşma yöntemlerine gerek duymuşlardır. Yazı öncesi toplumlarda insanın konuşma dilinden başka birçok iletişim tekniğinden de yararlandığı biliniyor. İşaret ve resimler, haberleşme simgesi olarak kullanılan belli nesneler, düğümler anlaşma için başvurulan seçeneklerden bazılarıdır. İncelemelere bakılarak, en eski insan topluluklarının bu seçeneklerin hepsini kullandıkları varsayılabilir. Kuşkusuz bunların kullanımı ve geliştirilmesi, insanoğlunun doğal çevresi ile olan ilişkisinin ve yarattığı toplumsal çevrenin düzeyi ile ilgilidir.

Örneğin; düğüm atarak hesap yapma, hesabı tutulacak alışveriş ilişkilerinin olmasını gerektirir.
Figür öncesi şekillerden stilize resimlere doğru bir çizim/resim geleneğini yaratanlar, resim kökenli ilk yazı biçimlerine hazırlık aşamasını oluştururlar. Bugün kullanılan yazının atalarıolan hiyeroglif yazının ve çivi yazısının kökleri çok eski dönemlere paleolitik çağlara uzanır. Duygu ve düşüncelerin sözcüklerle ve kavramlarla ifade edilebilecek şekilde kayıt edilmesi biçimindeki yazı, M.Ö. 3000’lere doğru Mezopotamya’da hemen sonra da Mısır’da ortaya çıkar. Yazı, yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, insanın simgesel düşüncesinin ulaştığı bir dönüm noktasıolarak da insanoğlunun kültürel değişme sürecinde uzun bir arayışın, denemenin ve birikimin sonucudur. Yazının tarihi, kültür tarihi gibi tarih öncesi çağların derinliklerindedir (Zıllıoğlu, 1990).

382pxfaulmanngeschderscto8
Bazı tarihi yazılar
Son Düzenleyen Blue Blood; 19 Kasım 2007 @ 15:34.
Rapor Et
Reklam
Eski 13 Eylül 2010, 11:48

Yazının Tanımı

#2 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Yazı kelimesi Türkçe sözlükte şu şekilde tanımlanmaktadır:

I: Düşüncenin belli işaretlerle tespit edilmesi, yazmak işi.
II: Düşünceyi tespite yarayan işaretler düzeni, alfabe.
III: Harfleri yazma biçimi. Herhangi bir harf düzeninde biçim ve sanat bakımındanözellik gösteren tür.

Yazı, konuşma dışında iletişim imkânı sağlayan belli manalara sahip işaret ve şekillerden meydana gelmiş insan gözüne hitap eden ifade vasıtasıdır.İnsanlığın ilk çağlarından beri duygu ve düşünceleri uzakta bulunanlara bildirme isteği duyulmuştur. Mağaralarda bulunan çizgi ve ilkel resimlerin iletişime yarayan işaretler olduğu anlaşılmıştır. İşte ilkyazı düşüncesi, bu resim, çizgi ve işaretlerden doğmuştur.Bir başka tanımla “Duygu ve düşüncelerimizi başkalarına bildirmek için herhangi bir madde üzerine çizerek, kazıyarak gösterdiğimiz şekil ve işaretlere «YAZI» diyoruz.”Kullanılan bu işaretler kullanıldıkları çağın en çok bilinen eşya ve aletlerinden örnekler alınarak şematik biçimlerinin çizilmesiyle başlamıştır. Bu biçimler zamanla değişerek her yaşayan toplumda farrklı birer yazı ortaya çıkmış, daha sonraları uluslara özgü olmuştur.

Yazı yalnız insanlara mahsus bir iletişim aracıdır.

Arkeologların yaptığı kazılardan yazının kelimelerle ifade edilişinin ilk olarak M.Ö. 3000 senelerinde Sümerlere ait olduğu ileri sürülmüştü. Oysa ki M.Ö. 20.000 senelerinden kalma Fransa'nın güneyindeki bir mağarada ayı, inek, öküz resimleri bulunmuştur.Zaman zaman insanların bulundukları kültür ve medeniyet seviyesine paralel olarak yazı şekillerinde de gelişme olduğu muhakkaktır. İlk yazılar kayalar, kerpiçler üzerine çiviyle yazılmıştır. Bunlar Süryani, İbrani ve Arabî dillerindendir.

Yazı, tarih boyunca kullanılış şekillerine göre birçok sınıfa ayrılır. Bunlar;

  • Resimlerle ifade (ikonografi),
  • Konuyu seri haldeki resimlerle anlatan (ideografi),
  • Kısmen resim, kısmen fonetik ifade (analitik sistem),
  • Sesin grafik şeklini ifade eden yazı (fonetik sistem),
  • Hecelerin ayrı ayrı sembollerle ifadesi (heceleme),
  • Sesli sessiz 20–40 harften meydana gelen (alfabe) yazılardır.

yaz

MsxLabs.org & Megep

Rapor Et
Eski 15 Eylül 2010, 12:26

Grafik Uygulamalarında Yazının Önemi

#3 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Yazı olgusu kuşkusuz önce iletişim amacına yöneliktir. Kısaca yazıyı okumak için yazarız. Okunanlar da bir fikir ve düşüncenin yazı yoluyla diğer insanlara aktarılması esasına dayanır. Düşüncelerin aktarılması yazı dışında da gerçekleşebilir. Söz ile konuşmak ve sesli medya ile de bu iletişim gerçekleşir. Ancak o zaman kalıcılıktan söz edemeyiz. Fikirlerin ve düşüncelerin kalıcı olması, belgelenmesi en basit şekliyle yazarak gerçekleşir. Yazı olgusu böylece hem göze hem de kulağa aynı anda hitab edebilmektedir.Yazının yazılması ise bazı malzemelerin gerekliliğine bağlıdır. Kâğıt ve kalem ilk akla gelen malzemelerdir. Çevremizde gördüğümüz her türlü yazılı materyal (gazeteler, dergiler,kitaplar, broşürler, afişler, ilanlar, üç boyutlu nesneler vb.) bu somut malzemenin örnekleridir. Bir başka ifade ile gündelik yaşamımızda yer alan her türlü yazılı ve basılı nesnelerle iç içe bulunmaktayız.
Tarih çağlarından beri bildirişim aracı olarak kullanılan yazı, bugün de aynı fonksiyonu yerine getirmektedir. Eski Mısır'da kaçan esiri bulana ödül vadeden papirüs,esirlerin fiyat ve özelliklerinin kazındığı duvarlar, Yunan ve Roma şehirlerinde çeşitli yerlerde taşlar üzerine kazınan yazıların, çeşitli malların, sirklerin ve gladyatör yarışlarının özelliklerini bildirdiği gerçeği, yazının bu özelliğinin önemini vurguluyor. Bugün de aynı amaçlarla kullanıldığı yerleri görmekteyiz. Yol tabelaları, trafik işaretleri, ışıklı tabelalar, fiyat etiketleri, oto plakaları, afişler, elektronik cihazların açıklayıcı yazı ve işaretleri hep bu amaçla yazıyı kullanmaktadır.Çağımız endüstri ve bilgisayar çağıdır. Dolayısıyla bildirişimin çok önem kazandığı bir yüzyıl yaşıyoruz. "Zaman" unsurunun çok önem kazanmasıyla “anlatım”ın en kısa yoldan ve doğru biçimde yapılması gerekmektedir. Az yazı ile çok şey anlatma zamanı çok sınırlı insan topluluklarına ulaşmak için zorunludur.İnsanların sosyal ve toplumsal yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olan medyanın kullanımı, hem de etkili bir biçimde kullanımı önemli bir olgu olarak karşımıza çıkıyor.
Burada da hiç kuşkusuz grafik sanatlarının etkinliği rol oynamaktadır. Bu medyayı iyi kullanabilmek, grafik tasarımcısının yetenekleriyle sınırlıdır. Dolayısıyla, grafik tasarımcısı, bildirişimle ilgili her konuyu iyi bilmek ve uygulamak zorundadır.

MsXLabs.org & Megep
Rapor Et
Eski 24 Mayıs 2011, 15:50

Yazı - Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

#4 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
Yazının Bulunuşu ve Gelişimi

Dilin sesli göstergelerini karşılamayı amaçlayan, görüntüsel ögelerden ya da harflerden oluşan sistem. Yazı, insanların yerleşik bir toplum düzenine geçmeleriyle birlikte ortaya çıktı.

İnsanlar, doğada yaşadıkları ve gördükleri olayları ve nesneleri, görmemiş olanlara anlatmak, alışverişlerde verilen ya da alınan malların sayısını belirtmek, yaptıkları savaşlarda gösterdikleri kahramanlıkları kalıcı bir belge olarak korumak gibi düşüncelerle resim yaparak, yazının temellerini attılar. Bu bakımdan yazının İ.Ö. 4. binyılda yontmataş (paleolitik) devrinde ortaya çıktığı sanılmaktadır. Giderek bilgi ve ihtiyaç çoğaldıkça eşya ve kavramları ifade eden resimyazılar (ideogramlar) da pratikleşmeye başladı.

Resimyazının gelişme gösterdiği kavimler arasında Mısırlılar, Sümerler, Asur ve Kaldeliler, Çinliler ve Amerika'daki İnkalar ile Aztekler sayılabilir. Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarındaki resimyazıların tarihi İ.Ö. 3000 yıllarına kadar inmektedir. Resimyazının en tipik örneğini de Mısır hiyeroglifi oluşturur. Önceleri yalnız taşlara yazılan hiyeroglif yazısı, sonraları tahta ve eşyalar üzerine de yazıldı. Nihayet bir çeşit kalem ve boyalar kullanılarak papirüs kâğıtları üzerine çizilmeye başlanan hiyeroglif, zamanla hiyeratik yazıyı ortaya çıkardı. Hiyeratik yazının daha pratik ve basit hâle getirilmesiyle de demotik yazı ortaya çıktı.

Resimyazısının Sümerlerde gelişmesi ve evrimleşmesi çiviyazısı biçiminde oldu. Çiviyazısı, sivri aletlerle kil tabletler üzerine yazılıyor, daha sonra bu tabletler pişirilerek yazının tablet üzerinde sabitleşmesi sağlanıyordu. Medlerin, Perslerin ve Hititlerin kullandığı çivi yazısında da, hiyeroglifte olduğu gibi harf kavramı gelişmemişti. Eşyalar ve kavramlar çivi biçiminde birleşik çizgilerle ifade ediliyordu. Resimyazıyı mükemmel sayılacak bir şekilde geliştiren kavimlerin başında Çinliler gelir. Çin yazısında her kavram belli bir şekil ile gösterilmektedir.

Bu bakımdan Çin yazısında binlerce kavram-harf vardır. Ancak Çinliler, yazılarını geliştirerek alfabe ve harf sistemine gelmediklerinden, bir zamanlar mükemmel sayılan yazıları bugün anlaşılması en zor yazılardan biri hâline gelmiştir. Düşünce ve sözleri ifade etmede resimyazı ve şekil yazısı yetersiz kalınca sesleri ve heceleri ayırt etmeye yarayacak şekillerin, yani harflerin ortaya çıkışı yazıda büyük bir aşama oldu. Böylece her uygarlık çevresindeki kavim ve uluslar, konuştukları dile özgü sesleri ya da heceleri belirten kısa işaretler buldular. Önceleri yalnızca sessiz harfler için şekiller bulundu. Daha sonra sesli harfler ortaya çıktı.

Harflerin yan yana gelmesiyle heceler, hecelerin bitişmesiyle de sözcükler yaratılıyordu. Her sesin ayrı bir harfle gösterildiği yazı türü fonetik yazı (ses-yazı) oldu. Fonetik yazı genel olarak iki farklı gelişme gösterdi: hece yazısı ve harf yazısı. Hece yazısı, hecelerin ayrı ayrı harflerle gösterilmesinden oluşur. Bu yazının en köklü örneği Sanskrit yazısıdır. Japon ve kısmen Çin yazısı da bu gruba girebilir. Her sesin ayrı bir harfle gösterildiği yazıya da harf yazısı (ya da alfabe) denmektedir. Bu yazıyı da ilk kullananlar Fenikeliler oldu. İ.Ö. 2000-1500 yılları arasında gelişme gösteren Fenike alfabesi, hepsi sessiz olan 22 harften oluşuyordu.

Fenike alfabesi İyonya'ya, oradan da Yunanistan'a geçti. Yunanlılar, Fenike alfabesine sesli harfleri de ekleyerek alfabeyi daha kullanışlı bir duruma getirdiler. Yunan alfabesi Roma'ya geçti ve burada birçok harfin biçimi değişikliğe uğrayarak Lâtin alfabesi doğdu.

Fenike alfabesinin bir kolu da Arap ve İbrani yazılarını doğurdu. Bu yazılardan bütünüyle bağımsız olan Göktürk alfabesi, Runik alfabe gibi türler de vardır. Yunan yazısının Ortodoks İslâvlar arasında yaygınlaşmasından Kiril alfabesi ortaya çıktı.

Türkler uzun süre Göktürk yazısını kullandılar. Daha sonra Uygur Türkleri Sogd alfabesinden yararlanarak Uygur yazısını geliştirdiler, İslâmiyetin kabulünden sonra da Arap yazısı kullanılmaya başlandı. Arap alfabesinde olmayan "p", "ç" ve "j" harfleri de eklenerek 31 harfli bu alfabe yüzyıllar boyu Türkler tarafından kullanıldı. Cumhuriyet döneminde 1 Kasım 1928'de çıkarılan bir yasayla birkaç değişiklikle Lâtin alfabesi kabul edildi.

Rusya'ya bağlı cumhuriyetler ve Asya'daki bağımsız Türk devletlerinde yaşayan Türkler, lehçe farklarını belirten ilâve harflerle geliştirilmiş Kiril alfabesi kullanmaktadırlar.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.210 saniyede (76.04% PHP - 23.96% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 17:25
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi