Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

Bu konu Tıp Bilimleri forumunda Keten Prenses tarafından 22 Mart 2009 (07:26) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
68151 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 31 Aralık 2009 (02:06) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.81  |  Oy Veren: 59      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 22 Mart 2009, 07:26

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

#1 (link)
HipHopRocK
Ziyaretçi
HipHopRocK - avatarı
Kan bağışı nedir ve kan bağışı nasıl yapılır?

Kan bağışı, gönüllü ve kan bağışına uygun bir bağışçıdan (donör) çeşitli kan ürünleri elde etmek amacıyla kan merkezleri tarafından kan alınmasıdır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı, Kızılay, SSK, Üniversite hastanelerine bağlı bir çok kan merkezi ve kan istasyonu bulunmaktadır. 18-65 yaşı arasında, vücut ağırlığı 50 kg'ın üzerinde sağlıklı kişiler kan bağışı yapabilirler. Bir seferde yarım litreden az kan alınmaktadır. Bu miktar vücutta bulunan kanın yaklaşık olarak %8-9'u kadardır. Erkekler en sık 2 ayda bir, kadınlar ise 3 ayda bir olmak üzere ve yılda en fazla 4 ünite kanı rahatlıkla bağışlayabilirler.
Kan bağışlamak için kan merkezlerine başvurulduğunda bir form doldurulur. Burada kaydedilen kişisel bilgiler gizli olarak tutulur. Sorgu formunda kan vermeye kesin veya geçici olarak engel hastalıkların bulunup bulunmadığı araştırılır. Önce steril şartlarda parmaktan alınan kan ile kan grubu ve hemoglobin miktarı tayin edilir. Tansiyon ölçülerek genel bir muayene yapılır. Kan vermeye engeli bulunmayanlardan tamamen steril şartlar altında ve kan almakta uzmanlaşmış personel tarafından yaklaşık 10 dakikalık süre içinde kan alınır. Yiyecek ve içecek ikramı ile birlikte 15-20 dakikalık bir dinlenme süresinin ardından kan verme işlemi tamamlanır. Aşırı efor ve dikkat gerektiren işlerle uğraşanlara 1 günlük dinlenme süresi yeterlidir. Bu durum dalıcılar için de geçerlidir. Kan verme işlemi sırasında bağışçıya hastalık bulaşması tehlikesi bulunmamaktadır. Kan bağışına bağlı olarak seyrek de olsa baygınlık, soğuk terleme, bulantı gibi geçici ve önemsiz reaksiyonlar görülebilir. Kan bağışı yapanlar, kan gruplarını, hemoglobin miktarlarını öğrenirler. Ayrıca kendilerinde Hepatit B, Hepatit C, Sifiliz ve AIDS bulunup bulunmadığını da öğrenirler. Kan bağışlayanlara verilen Kan Sigorta Kartı sayesinde kendileri veya aynı soyadını taşıyan yakınlarına kan gerektiğinde öncelikli olarak, sosyal güvencesi bulunmadığı durumlarda ücretsiz olarak sağlanır. Birçok kan merkezi, gruplar halinde kan verildiğinde gezici ekipler oluşturmakta ve kan bağışlayanların çalıştığı/bulunduğu yerlere gidebilmektedir.

Bağışlanan kanlar nasıl kullanılır?
Toplanan kanlar uygun koşullar altında saklanarak çeşitli formlarda tüketilir. Bir kısmı tam kan olarak kullanılırken bir kısmı çeşitli kan ürünleri yapımında kullanılır. Alyuvarlar, akyuvarlar, trombositler ayrı ayrı hazırlanırlar. Kanın sıvı kısmı (plazma) da atılmaz, bundan da çeşitli hastalıklarda yararlanmak üzere plazma solüsyonları hazırlanır. Ayrıca ileri teknik yeteneğe sahip kan merkezlerinde bir çok hastalıkta yaşam kurtaracak kan ürünleri elde edilir. Sonuç olarak bağışlanan kanın her damlası kullanılır ve kan ürünleri sayesinde bir bağışçının verdiği kan yalnızca bir hastanın değil bir çok hastanın yaşamını kurtarır.


Kan grubunuzu biliyor musunuz?
Kan bağışlandığında kan grubunu öğrenmek de mümkündür. Genel olarak A, B sistemi ve Rh sistemi kan gruplarını belirler. Böylece insanlar A, B, AB ve 0 kan gruplarından birine ve Rh faktörü açısından da (+) veya (-) olarak sekiz kan grubundan birine dahildir. Bu kan gruplarından başka bir çok alt grup bulunmaktadır. Aşağıdaki tabloda ülkemizde kan grubu sıklığı görülmektedir. A ve 0 kan grupları ile Rh(+) pozitifliğine en sık rastlanmaktadır. Bu bir anlamda bu tip kanlara da en fazla ihtiyaç duyulacağı anlamına gelir. Kural olarak her grup kendi grubundan kan alır. Pratik uygulamada, okullarda öğretildiği gibi genel verici-genel alıcı kan grupları yoktur.
A.....B.....AB.....0
Rh pozitif.. %37,8 %14,2 %7,2 %29,8
Rh negatif..%4,7 %1,6 %0,8 %3,9
Ülkemizde kan grupları sıklığı
Kan bağışında engeller nelerdir?
Kan bağışının dinen sakıncalı olduğu görüşünü savunan ve aslı astarı olmayan bağnaz görüşleri bir yana bırakırsak kan bağışının önündeki en büyük engel toplumsal duyarsızlıktır. Eskişehir Kan Merkezi tarafından daha önce hiç kan bağışı yapmamışlar arasında yapılan bir anket çalışmasında kan bağışı yapmayı düşünenlerin oranı %61, hiç düşünmemiş olanların oranı ise %49 olarak bulunmuştur. Kan vermeyi düşünmüş olmalarına rağmen bu kişilerin kan vermemiş olmalarının nedenleri ise aşağıdaki tabloda yer aldığı şeklide çıkmıştır:


Bağış yapacak kadar çok kanım yok % 26,7
İhmal ediyorum % 20,2
Bir hastalık bulaşacağından korkuyorum % 20,1
Bir yakınıma lazım olursa, veririm % 6,1
İğnenin canımı acıtacağından korkuyorum % 3,4
Diğer sebepler % 23,5

Nedenler tek tek ele alındığında genel bir bilgi eksikliği ve duyarsızlık dikkati çekmektedir. Herşeyden önce kan bağışı yapacak kadar kanı bulunmayanlardan zaten kan alınmamaktadır. Ayrıca kan verme sırasında bir hastalık bulaşma tehlikesi de bulunmamaktadır. İğneden korkmak kan alınma sırasında lokal anestezi talep etmekle aşılabilir. Bu nedenler iyi bir bilgilendirme ile ortadan kolaylıkla kaldırılabilir. Ancak 'ihmal etmek' veya 'bir yakınıma gerekirse, veririm' yaklaşımlarının ortadan kaldırılması tamamen toplumsal kültür ve duyarlılıkla ilgilidir ve kolayca yenilmesi ne yazık ki oldukça güç görünmektedir.


Ülkemizdeki durum nedir?
Ülkemizde yılda yaklaşık olarak 500 bin ünite kan bağışlanmaktadır. Genel nüfusa orantılandığına kan bağışı oranının %1,49 olduğu görülmektedir. Bu oran Danimarka'da %8,61, Fransa'da %6,55, Macaristan'da %5,86'dır. Aslında ülkemizdeki toplam kan bağışlarının %35'inin askerlerden alındığı düşünülecek olursa sivil bağış oranı daha da düşük, %1'ler civarındadır.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen son zamanlarda sevindirici girişimler de bulunmaktadır. Gelişen iletişim olanakları sayesinde son bir kaç yıl içinde bir çok sanal kan bankası kurulmuştur. Ticari amaç gütmeyen bu kan bankalarına kayıtlı bulunan gönüllülere internet yoluyla ulaşılabilmektedir. Yazının sonunda bu sanal kan bankalarından bir kısmının internet adresi verilmiştir. Kan bağışı ile ilgili ayrıntılı bilgilere bu sayfalardan ulaşılabilir. Ayrıca bazı kan merkezlerinin web sitelerinin adresleri de yazının sonunda yer almaktadır. Eskişehir Kızılay Kan Merkezinin mükemmel sitesi mutlaka ziyaret edilmelidir.

Son Düzenleyen asla_asla_deme; 17 Haziran 2010 @ 05:17.
Etiketler:
  • bagislama nedir
  • kan bagisi hakkinda bilgi
  • kan bagisi ile ilgili yazilar
  • kan bagisi nasil yapilir
  • kan bagisi nedir
Rapor Et
Reklam
Eski 22 Mart 2009, 07:26

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Kimler kan verebilir?

Donör: Kan bağışı yapan kişi.

Yaş: 18 - 65 yaşları arasında olan her sağlıklı kişi kan verebilir.

Sıklık: Erkekler,en sık 2 ayda bir; kadınlar ise, en sık 3 ayda bir olmak üzere ve yılda toplam 4 üniteyi geçmemek koşuluyla kan verebilirler.

Vücut Ağırlığı: 50 kg'ın üzerinde olan herkes kan bağışı yapabilir.

Miktar: Bağışlanan kan standart olarak 450 mL'dir. İnsan vücudunda toplam 5000-6000 mL kan olduğu düşünülürse, bu miktar, toplam kan hacminin sadece % 7,5-9' u kadardır.Kan bağışını takiben, eksilen sıvı hacmi, damar dışındaki sıvının, damar içine geçmesiyle saatler içerisinde karşılanır. Hücrelerin yenilenmesi süreci ise, 2 ay kadardır. Düzenli aralıklarla yapılan kan bağışının sağlık açısından herhangi bir sakıncası olmadığı gibi, aksine bir çok yararı mevcuttur.

Anemi: Kansızlık, elbetteki kan bağışı için engeldir. Günlük yaşamın olağan sayılabilecek ve çoğunlukla psikolojik kaynaklı olan halsizlik, bitkinlik gibi durumlar, anemi olarak algılanmamalıdır. Anemi tanısı, kan testleriyle yapılmaktadır. Kan bağışı için kriter hemoglobin değeridir..

Saklama: Kanın saklanma süresi, torba içindeki antikoagülan solüsyonun niteliğine bağlıdır. Bugün kullanılmakta olan torbalarda bu süre 35-42 gündür.Bu süre, kanın tüketimi için fazlasıyla yeterli bir depolama süresidir.

Sterilite: Kan torbaları, tek kullanımlık ve steril olarak imal edilmektedir. Bu sebeple, kan bağışı sırasında donöre herhangi bir hastalık bulaştırılması söz konusu değildir.

Yan Etki: Kan bağışının, kilo aldırma, zayıflatma, halsiz bırakma, kaşıntı ve bağımlılık gibi yan etkileri yoktur.

İlaç Kullanımı: Almış olduğunuz ilaçlar, kanınıza geçmektedir. Bu ilaçlardan bazıları kan bağışı yapmaya engel teşkil eder.Kan bağışından önce, eğer sağlığınız açısından mecbur değilseniz, ilaç almayınız. Almak durumundaysanız, kan verip veremeyeceğinizi kan merkezi doktorlarımıza danışabilirsiniz.


1. Aspirin kullanımı: Kan bağışına engel değildir. Sadece, trombosit amaçlı kal alımında veya tromboferezde dikkat edilmelidir.
2. Tegison (Sedef hastalığında kullanılan bir ilaç) kullananlar, ilacı kestikten 3 yıl sonra kan verebilir.
3. Accutan veya benzeri retinoik asit türevi ilaçları kullananlar, ilacı bıraktıktan 4 hafta sonra gönüllü donör olabilir.
4. Faktör konsantresi kullananlar, donör olamazlar.
Tansiyon: Sistolik kan basıncı 180 mmHg'yı, diastolik kan basıncı ise, 100 mmHg'yı aşmamalıdır.

Hastalıklar: Yine bazı hastalıklar da ilaçlar gibi kan bağışına sürekli veya belli bir dönem için engel oluşturmaktadır. Bu hastalıklara ilişkin bazı bilgiler aşağıda belirtilmiştir.( Aşağıda olmayan hastalıklar için, kan merkezlerinden bilgi alabilirsiniz.)



Kimler kan veremez?
1. Hepatit B (Hiçbir zaman kan veremezler)
2. Hepatit C (Hiçbir zaman kan veremezler)
3. AIDS (Hiçbir zaman kan veremezler)
4. Sıtma (Tedavinin sağlanmasından 3 yıl sonradan itibaren kan verebilirler)
5. Frengi geçiren hastalar, iyileşmeden 1 yıl sonra kan verebilirler.
6. Creutzfeldt-Jacob hastalığı olanlar, hiçbir zaman kan veremez.
7. Chagas Hastalığı ( Alınan kan sadece fraksinasyon amaçlı kullanılabilir)
8. Tüberküloz (Tedavinin sağlanmasından 5 yıl sonra kan verebilirler)
9. Diabet (İlaç kullanmayan veya ilaç kullandığı halde, kan şekeri regüle edilmiş olanlar kan verebilir)
10. Anemi (Anemi teşhisi konmuş kişiler kan bağışçısı olamazlar)
11. Gebeler kan veremez. Doğum veya gebeliğin sonlan(dırıl)masından 6 hafta sonra kan verebilirler.
12. Koroner kalp hastalığı, angina pektoris, ciddi kardiyak aritmi, serebrovasküler hastalıklar, arteriyal tromboz veya rekküren venöz trombozu olan kişiler kan veremezler.
13. Allerji ( Astım hastaları kan veremez. Polen allerjisi olanlar ise, sadece allerjileri oldukları dönemde kan veremezler.)
14. Otoimmün hastalığı olanlar kan veremezler.
15. Kanama diatezi (Kanama eğilimi) olanlar ömür boyu kan veremezler.
16. Bronşit (Kronik bronşit hastaları kan veremez)
17. Kronik nefrit ve pyelonefritli hastalar kan veremez. Akut glomerulonefrit geçirmiş olanlar ise, iyileşmeden 5 yıl sonra bağış yapabilir.
18. Malign (Habis) hastalığı olanlar, gönüllü donör olarak kabul edilmezler.
19. Brusella almış olanlar, tam iyileşmeyi takiben iki sene sonra kan bağışı gönüllüsü olabilirler.
20. Epilepsi hastaları, kan veremezler.
21. Osteomyelit geçirmiş hastalar, tam düzelmeden 5 yıl sonra kan verebilirler.
22. Cerrahi: Büyük ameliyatlardan sonra 6 ay boyunca kan bağışı alınmaz.Mide rezeksiyonu geçirenler ise, hiçbir zaman donör olamazlar.
23. Transfüzyon: Kan veya kan ürünü alan donörler, 1 yıl boyunca kan veremezler.
24. Attenüe virus aşısı yapılmış olanlar 3 hafta kan veremez.( Su çiçeği, sarı humma, kızamık, kızamıkçık, oral polio, kabakulak)
25. Ölü bakteri aşısı olanlar, 5 gün donör olamazlar.( Kolera, tifo, antrax)
26. İnaktif virus aşısı ve toxoid alanlar ise 3 gün kan veremezler ( Polio-injeksiyon , influenza, rabies, difteri, tetanoz)



Kan Bağışı nasıl yapılır?


Kan merkezine gelen gönüllüler yani donörler, ilk olarak donör formunu doldurur. Bu form, kişinin donör olup olamayacağını anlamaya yönelik bazı sorulardan oluşmaktadır. Formun ikinci sayfasında ise, kişiye ait kimlik, adres ve bağış bilgileri bulunmaktadır. Donör olabilmek için gerekli koşullardan biri, Hemoglobin düzeyinin istenilen değerlere sahip olmasıdır. Toplumumuzda oldukça sık rastlanan anemi hastalığı, yani kansızlık, elbetteki kan bağışı için en sık karşılaşılan engeldir. Erkeklerde 13,5 g/dL'nin, kadınlarda ise,12,5 g/dL'nin üzerindeki hemoglobin değerleri donör olunması için yeterlidir. Bu testler, kan merkezlerinde Bakır Sülfat Solüsyonu kullanılarak yapılmaktadır.

Kişinin hemoglobin düzeyi, kan bağışı için uygunsa, arteriyal tansiyon ölçümüne geçilir. Sistolik tansiyon 180 mmHg'nın, diyastolik tansiyon ise 100 mmHg'nın üzerinde olmadığı sürece, kan bağışı yapılabilir. Kan alma yatağına uzanan gönüllü donörler, kan alımı için uygun bir damar belirlenir ve antiseptik bir solüsyonla, içten dışa doğru dairesel olarak cilt temizliği yapılır. Antiseptik solüsyonun etkinliğini sağlayabilmesi için kuruması beklenmelidir. Bu süre, kullanılan sıvıya bağlıdır, ancak genellikle 30-45 sn kadar beklemek yeterli olur. Ardından sterilite şartlarını bozmamak kaydıyla, damara girilir.


İğnenin damara sokulmasıyla birlikte kan torbası dolmaya başlar. Torba içindeki antikoagülan sıvı ile kanın iyice karışması sağlanmalıdır. Bu işlem manuel olarak yapılabileceği gibi, otomatik kan alma cihazları (Sağ alttaki fotoğraf) ile daha sağlıklı olarak gerçekleştirilebilir.

Kan alma işlemi yaklaşık olarak 6-10 dakika kadar sürer. Bu süre komponent imalatı açısından önemlidir. İğnenin damardan çıkarılmasınından sonra, cilt bölgesi tekrar dezenfekte edilir ve steril bir gazlı bezle kapatılır. Donörün birkaç dakika kompres yapması sağlanır. Kan torbasının seti kapatıldıktan sonra iğneye doğru olan kısım kesilir. Setin bu kısmından alınan kan örneği test çalışmalarında kullanılır. İğne kısmı da kesilerek setten ayırılır.
Gönüllü donör,bağıştan sonra ikram bölümüne alınır ve yiyecek-içecek ikramı yapılır.


Kan Vermenin Faydaları



*Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
*Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için,
bağışçı daha dinç ve canlı olur.
*Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
*Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
*Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi
rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
*Kan bağışçısı her kan verdiğinde:
AIDS , Hepatit B , Hepatit C , Sifiliz
Kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.
*Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin,
kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının,
size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.


Sürekli ve düzenli kan bağışlayanlara:


10 bağışta Bronz Madalya
25 bağışta Gümüş Madalya
35 bağışta Altın Madalya
40 bağışta Plaket verilerek taltif edilir.



Kan bağışında bulunanlara KAN SİGORTA KARTI tahsis edilir. Bu kart gerçekleşmesini arzu etmediğimiz acil kan ihtiyaçlarında size ve soyadınızı taşıyan tüm yakınlarınıza tüm Kızılay Kan Merkezlerinden azami öncelikli kan alma ve sosyal güvencesi olmayanlar için ücretsiz kan temin edilmede kullanılır.

Kan bağışı tecrübeli hekimlerimiz tarafından muayene edilerek gerçekleştirilir.

kaynak

Rapor Et
Eski 22 Mart 2009, 07:28

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

#3 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Kan Bağışı Yapmanın Zararı Var mıdır ?

Kan günümüzdeki bilimsel imkanlar çerçevesinde yapılması mümkün olmayan, dolayısıyla yalnızca gönüllü kişilerin kan bağışlarıyla temin edilebilen, doğru kullanıldığında hayatlar kurtarabilen, yanlış kullanıldığında ise alıcıda çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen değerli bir tedavi maddesidir.
Bu nedenlerle kan bağışı sağlıklı bireyler için bir toplumsal sorumluluk, doğru ve dikkatli kan kullanımı ise hekimler için bir görevdir. Kan bağışı yapacak kişiler dikkatli bir sağlık sorgulamasından geçirilmektedir. Sağlıklı kişilerde kan bağışlamanın korku ve endişeden kaynaklanabilen reaksiyonlar dışında sağlık üzerine olumsuz etkisi yoktur.
Şiddetli kanamalarda, hastanın yaşamını tehlikeye sokan ya da yaşam kalitesini bozan ve ilaç tedavileriyle makul bir sürede düzeltilme ihtimali az olan kansızlıklarda, kan pulcuğunun (trombosit) sayısının tehlikeli düzeylere düştüğü hallerde, kan pulcuğu veya kandaki pıhtılaşma proteinleri azalmış olan kişilerde bazı kanamalı hallerde ya da kanama olması beklendiğinde kan ürünleri transfüzyonu gerekebilmektedir.
Şiddetli kanamalar dışında genellikle tam kan nakli yapılmaması, hastalara yalnızca vücutlarında eksik olan komponentin nakledilmesi tercih edilir.
Rapor Et
Eski 28 Aralık 2009, 23:40

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

#4 (link)
Eylül
Ziyaretçi
Eylül - avatarı
Kan Bağışlarımız Nerelerde Kullanılıyor? 9 bosluk bosluk
Kan nakli (transfüzyon), tedavide çok önemli yeri olan ve aranan kan elde edilemediği taktirde başka alternatifi olmayan bir tedavi aracıdır. Hemen hemen bütün ameliyatlarda transfüzyona ihtiyaç olabilir. Bazı ameliyatlarda ise kan, kan bileşenleri (komponentleri) ve kan ürünlerine aynı anda ihtiyaç olabilir. Örneğin bir kalp ameliyatı olan koroner by-pass ameliyatında; 4-6 ünite eritrosit süspansiyonu, 5-6 ünite plazma, 2-4 ünite trombosit süspansiyonu aynı ameliyat sürecinde hastaya gerekli olabilmektedir. Görüldüğü gibi böyle bir durumda sadece 1 hasta için ortalama 10 kişinin kan bağışı yapması gerekmektedir.
Kan nakli sadece ameliyatlarda değil pek çok hastalıkta gerekli olmaktadır. Çeşitli yaralanmalara bağlı kan kayıpları (trafik kazaları başta olmak üzere çeşitli yaralanmalar), iç organların çeşitli hastalıklara bağlı kanamaları (mide kanaması gibi), çoğu kanser tipleri, organ nakilleri, ortopedi ve omurga ameliyatları, doğumlarda görülen kanamalar, kan uyuşmazlığına bağlı bebeğin kanının değiştirilmesi için acil olarak çok miktarda kan nakli gerekebilir. Bir de hastalıklarının seyri gereğince hayatı boyunca kan nakline ihtiyacı olan hastalar vardır; talasemi hastaları, hemofili hastaları, diyaliz hastaları, bazı kanser hastaları bu gruba girerler.

TALASEMİ

Kalıtsal bir kan hastalığıdır. Hemoglobin yapımında bir bozukluk söz konusudur. Bu durum kansızlığa yol açar. Talasemi Akdenize kıyısı olan ülkelerde daha sık görülür. Talasemi hastalığında hemoglobin yapımını kontrol eden genlerde bozukluk vardır. Hemoglobinin b zincirinin yapımından sorumlu 2 gen vardır. Eğer genlerden birinde kusur varsa bu kişi sağlıklı Beta-traitdir (Beta-talasemi minör), bu kişinin genetik yapısı heterozigottur; yani bu kişiler hastalığın taşıyıcısıdırlar, sağlıklı olurlar ancak kusurlu gen yapısını çocuklarına aktarırlar. Eğer söz konusu genlerin ikisinde de kusur varsa kişi genetik olarak homozigottur, bu kişiler hastadırlar ve bu durum Beta-talasemi major olarak adlandırılır. Hastalığın sonraki nesile geçişi cinsiyete bağlı değildir, Mendel genetik kurallarına göre olur.


image001

Talasemi; çocuklarda gelişme geriliği, diyabet, kalp yetmezliği, hepatit gibi bir çok organ ve sistemi etkileyen hastalıkların eşlik ettiği kronik (süreğen) bir tablodur.
Kemik iliği nakli ile tedavisi mümkün olan bir hastalıktır, kemik iliği nakli mümkün olmayan hastalar için ne yazık ki kesin tedavisi olmayan bir hastalıktır.

Uygulanan tedavi hastanın yaşam süresini ve yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. Talasemili hastalar yaşamları boyunca belirli aralıklarla kan nakli almak durumundadır, kan naklinde en çok eritrosit süspansiyonu kullanılır.
Ayrıca tedavi sürecinde dalağın ameliyatla alınması ve desferoksamin denilen ilacın kullanımı söz konusu olabilir.
ANEMİ
Kansızlık olarak bilinen çok çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar grubunun genel adıdır. Temel olarak sorun alyuvarlarda ve/veya hemoglobindedir. Alyuvarların yapım eksikliği, alyuvar hücrelerinin zamanından önce hızlı bir şekilde ölmesi, çeşitli kanamalara bağlı kan kayıpları kansızlığa neden olur. Hemoglobin yapımındaki bozukluk, hemoglobin yapısına giren maddelerin eksikliği, genetik nedenlerle hemoglobinin yapılamaması yada kusurlu yapılması, alınan gıdalarda hemoglobin yapımı için gerekli maddelerin olmaması, hemoglobinin görevini yapmasını engelleyen zehirlenmeler gibi pek çok neden anemiye yol açar.
Alyuvarların ana görevi akciğerlerden alınan oksijeni atardamarlar yoluyla dokulara taşımak ve dokularda biriken karbondioksiti toplar damarlar yoluyla akciğerlere götürerek vücuttan atılmasını sağlamaktır. Oksijen, yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesi için çok önemlidir. Kansızlık durumunda dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için buna bağlı birçok rahatsızlık ve belirti görülür:
• çabuk yorulma
• halsizlik
• çarpıntı
• baş ağrısı, baş dönmesi, göz kararması, kulaklarda çınlama
• iştahsızlık
• tırnakların kolayca kırılması, saç dökülmesi
• sarılık (alyuvar yıkımına bağlı anemilerin belirtisi olabilir örneğin kan uyuşmazlığındaki sarılık bu tiptir )

En sık rastlanan kansızlık tipi demir eksikliği anemisidir. Demir elementi alyuvarlarda yer alan ve oksijen taşımakla görevli hemoglobin proteininin yapısında bulunur ve oksijen taşınmasında çok önemli görevi vardır. Demir gıdalarla alınamaz veya vücuttan kaybı çok olursa (Aşırı adetkanamaları, hemoroid gibi sürekli ve dikkat çekmeyecek kadar az olan kan kaybına yol açan gizli kanamalar vb) anemi ortaya çıkar. Bu tip anemiler kadınlarda daha sık görülür. Demir eksikliği anemisinin tedavisi kolaydır. Ağızdan alınan ve demir içeren ilaçlar kullanılır. Ancak tedavisi uzun sürer.
Diğer anemiler sebeplerine yönelik olarak tedavi edilirler ve hastalığın gidişi aneminin tipine göre değişir.
Ağır anemilerde bazen tek tedavi kan nakli yapılmasıdır. Özellikle bazı anemi tiplerinde (talasemi hastaları, böbrek yetmezliği olan hastalar vb) hasta hayatı boyunca belirli aralıklarla düzenli olarak kan nakli almak zorundadır.
HEMOFİLİ
Kalıtsal bir kanama hastalığıdır. Hemofili, önemsiz bir darbenin yarattığı sıyrıktan vücut dışına yada içine kanamaya (eklem içi, kas içi, göz içi vb kanamalar) yol açabilen bir hastalıktır. Kalıtsal geçişte X cinsiyet kromozomundaki bir gen sorumludur. Kadınlar (XX) taşıyıcı, erkekler (XY) ise hasta olurlar. Hasta bir baba ile taşıyıcı bir annenin hasta kızları doğabilir ama bu yaşamla bağdaşmayan çok ağır bir tablodur. Hasta çoğunlukla doğumu takip eden sürede belirti vermez. Ancak her zaman risk altındadır. En hafif darbede bile büyük morluklar oluşur. Diş çekimi gibi küçük girişimlerden sonra durdurulamayan ölümcül kanamalar görülebilir. İç organ, eklem içi kanamalar sıklıkla görülür.
Hastalığın sebebi kanın pıhtılaşma mekanizmalarında rol alan pıhtılaşma faktörü denilen plazma proteinlerinin eksikliğidir. İki tip hemofili vardır:
Hemofili A: Faktör 8 (antihemofilik faktör veya antihemofili A faktörü) denilen pıhtılaşma proteini eksiktir.
Hemofili B: Faktör 9 eksiktir, hemofili B daha nadir görülür. Hastalığın tedavisi kanama durumunda eksik olan plazma proteinlerinin hastaya verilmesidir. Tedavi hastaya plazma veya plazmadan saflaştırılmış faktör 8 veya faktör 9 ‘un verilmesiyle sağlanır. Plazma pıhtılaşma proteinleri plazma fraksinasyon tesislerinde üretilebilmektedir.
LÖSEMİ
Tam olarak bilinmeyen bir nedenle akyuvarların ani ve denetlenemez biçimde üremesiyle ortaya çıkan ve genel olarak kan kanseri diye bilinen bir grup hastalığın genel adıdır.
Bütün kanserlerde olduğu gibi lösemide de kesin neden henüz saptanabilmiş değildir. Lösemileri kolaylaştıran bazı faktörler vardır:
• Irk: bazı ırklarda daha sıktır.
• yaş: 3-5 yaşta ve 70-75 yaşta görülme sıklığı artar.
• erkeklerde daha sık görülür
• radyasyona maruz kalma. Özellikle Japonya'da atom bombasından sonraki yıllarda lösemi sayısının çok arttığı gözlenmiştir.

Hastalığın belirtileri:
• kanama eğiliminde artış
• ciltte morumsu küçük lekeler
• ateş
• kansızlık belirtileri
• kanserli hücrelerin çeşitli dokuları istila etmelerine bağlı belirtiler (kemik erimesi, felç, menenjit, lenf bezlerinde büyüme vb)
Hastalığın kesin tanısı kan testleri ve kemik iliğinden parça alınıp incelenmesi ile konulur.
Erken tanı ile özellikle çocuklarda tedaviden yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Tedavide kanser ilaçlarının (kemoterapötikler) yanısıra kemik iliği nakli yer almaktadır. Hastalara çoğunlukla kan ve kan komponentleri kullanılması gerekir. Özellikle trombosit süspansiyonlarının tedavi sürecinde çok önemli bir yeri vardır. Türkiye Kızılay Derneği bu konuda çok önemli çalışmaları olan Lösev vakfı hastanesine her ay belirli sayıda ücretsiz kan ve kan ürünü vermektedir.
Rapor Et
Eski 31 Aralık 2009, 02:06

Kan Bağışı Nedir? Nasıl Kan Bağışı Yapılır?

#5 (link)
Eylül
Ziyaretçi
Eylül - avatarı
KAN VERMENİN GÜVENLİĞİ



Ortalama bir yetişkin vücudunda, sürekli olarak yenilenen 10 ila 12 pint (5 ila 6 litre) kan bulunur. Bir ya da 2 pint (ünite) kan bağışlamak, vücudunuzda hiçbir soruna neden olmaz. Nadiren, insanlar kan verdiklerinde bayılırlar. Bu kişiler, kan kaybı bayılma­larına neden olduğu için değil, korktuklarından ötürü bayılırlar.

Kan bağışlamak kolay ve güvenlidir, immunodefisiter akiz sendromu (AİDS) da dahil olmak üzere, kan bağış­lamak herhangi bir hastalık kapmanıza neden olmaz. Kan bağışlamak için, yerel (bölgenizde bulunan) Kızılay şubesiyle ya da bir hastaneyle temasa geçiniz. Genel olarak, kan bağışında bulunmak için en az 17 yaşında olmanız; sağlıklı olmanız ve kilonuzun en az 110 pound (50 kg) olması gerekir.

Kan bağışlarken size, sağlığınız ve sağlığınızı etkileyen faktörler hakkında bazı sorular sorulacaktır. Bu sorular, kanın güvenliğinden emin olmak için sorulur.

Kan bağışı alınmamasının (bağışında bulunama-manızın) en yaygın nedenleri; anemik (düşük kan sayımınız olması) olmanız; ateşinizin, nabzınızın ya da kan basıncınızın (tansiyonunuzun) yüksek olması; malaryanın (sıtmanın) yaygın olduğu bir ülkeye seyahat etmiş olmanız (malarya (sıtma), kan bağışıyla bir kişiye bulaşabilir) ve insan immun yetmezlik virüsü (HIV) enfeksiyonu riskinizin bulunmasıdır. Sağlıklıysanız, tüm yıl boyunca düzenli olarak kan bağışında bulunabilirsiniz; ancak, bir kan bağışından sonra tekrar kan bağışında bulunmadan 56 gün bekleyiniz.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.337 saniyede (83.21% PHP - 16.79% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 18:42
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi