MsXLabs
2005-2016
Tiyatro tr forumunda yer alan virtuecat tarafından açılmış Gülse Birsel konusunu görüntülüyorsunuz.
Özet: Gülse (Şener) Birsel , (d. 11 Mart 1971, İstanbul). Gazeteci, yazar, oyuncu. Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni ... Etiketler:
  • gulse birselin cocugu varmi
  • gülse birsel ve çocuğu

Gülse Birsel

Gösterim: 40.252 | Cevap: 3
24 Kasım 2006 16:48   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Gülse Birsel nereli, hayatı, kimdir.

Gülse (Şener) Birsel, (d. 11 Mart 1971, İstanbul). Gazeteci, yazar, oyuncu.
Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nde ekonomi okumaya başladı. Üniversitenin ikinci yılında Aktüel dergisine muhabir olarak girdi. 1994'te Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldu ve ABD''ye gitti. New York'ta Columbia Üniversitesi Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı.
1996'da Türkiye'ye dönen Gülse Birsel, üç ay boyunca ATV'de kahvaltı bülteninin dış haberlerini yazdı. Ardından Esquire dergisinin yayın yönetmeni oldu. Bir yıl bu görevi sürdürdükten sonra Harper's Bazaar dergisinin yayın yönetmenliğine geçti. Bu arada Bazaar Gelin ve Orange dergilerini çıkarttı. 2001 ve 2002 yıllarında Harper's Bazaar, FHM, House Beautiful ve Gezi dergilerinin yayın danışmanlığını yürüttü.
ATV'de yayımlanan Avrupa Yakası adlı dizinin yazarı ve oyuncusudur. Cumartesi ve pazar günleri Sabah gazetesinde yazmaktadır. Bir dönem g.a.g. adlı TV programının metin yazarlığı ve sunuculuğunu yapmıştır. Mart 2003'te gazete yazıları ve bazı g.a.g. metinlerinden oluşan Gayet Ciddiyim adlı kitabı yayımlandı. 2004'te "Hâlâ Ciddiyim", 2005 yılında ise "Yolculuk Nereye Hemşerim?" adlı kitapları yayımlandı. Yazdığı üç kitap da Çok Satanlar arasında yer almıştır.

Gülse Birsel
Hayatım boyunca oyuncu olmak istedim

Ekonomi okumasına rağmen aklında hep 'rol yapmak' varmış. Gazeteciliğe başladığı için bu arzusunu bastırmış. 'G.A.G.'la başladığı televizyon maratonuna şimdi 'Eyvah Eski Kocam' dizisiyle devam ediyor. Çok yakında da 'pop corn' gibi bir kitabı çıkıyor...

Muhabirin çekim ve röportaj üzerine notu: Karlı ve soğuk bir şubat öğleden sonrasında buluştuk Gülse Birsel ile. Önce kıyafetler, kuaför ve makyöz yüzünden problem çıktı, ardından fotoğrafların seçimi konusunda sıkıntı yaşandı. Birlikte olduğumuz altı saat kendisi için de ekip için hiç de pek mutlu geçmedi. Belki de Tanrı o gün hepimizin sabrını denedi. İşte zorlu bir süreçten sonra yapılan röportajdan yansıyan Gülse Birsel portresi.

Hep oyuncu olmak istemişsiniz ama ekonomi okumuşsunuz. Neden böyle bir şey yaptınız?
Çünkü bütün arkadaşlarım Boğaziçi'nin işletmesine ve ekonomisine girmeye çalışıyordu. Çok popülerdi o yıllarda. Annem, babam da çok istedi. Galiba dolduruşa geldim ve "Tabii ya, ben girerim Boğaziçi'ne, manzaraya karşı arkadaşlarımla eğlenirim, bir taraftan da konservatuvarda yarı zamanlı oyunculuk okurum" dedim ve çok yanıldım. Çünkü o sene ya da ondan önceki sene tiyatro bölümünden yarı zaman kalkmış. Ben de tiyatro okuyamadığımla kaldım.
Yani oyuculuk hevesi içinizde kaldı...
Maalesef. Zaten üniversitenin ikinci senesinde gazeteciliğe başlayınca oyuncu olmaktan biraz vazgeçtim. "Bu iş tam bana göre, buldum mesleğimi" dedim. Okul bittikten sonra, oyunculuk değil, ama içinde dramatik kurgusu olan bir şeyler yapma isteğim depreşti. Çünkü artık bir işim vardı, okulumu bitirerek ailemi de mutlu etmiştim. Bir hayat kararı olarak değil; ama kendimi mutlu etmek için, hayatım boyu görmek istediğim şehir New York'a gittim ve Colombia Üniversitesi'nde mastır programına başladım.

Tam olarak ne okudunuz Colombia Üniversitesi'nde?
Üniversitenin sinema mastırı içinde yönetmenlik, oyunculuk, senaryo yazarlığı, tarih, teori ve eleştiri gibi dersleri olan bir program. İki yıl hepsinden azar azar okutturuluyor. Ama ikinci yıl birini seçip, tezini ondan veriyorsun ve o bölümden mezun oluyorsun. Oyunculuk dersleri de aldık. Ama o kadar teknik falan değildi. Çok temel oyunculuk prensipleriyle tanışmak için hazırlanmış derslerdi. Hafta üç saat görüyorduk. Ucundan kıyısından oyunculuğa aşina oldum. Benim isteğim senaryo yazarlığıydı, ona yoğunlaştım. Dönüşte de sinemayla ilgili bir şey yapmak aklıma gelmedi. İşim hazırdı. Eski patronumla konuşur konuşmaz bana bir derginin yayın yönetmenliğini teklif etti. Ben de yeniden dergiciliğe başladım.

Şimdilerde bir diziye başladınız, görünen o ki, içinizdeki oyunculuk arzusu bitmemiş...
Galiba. Bana daha önce de oyunculuk teklifleri gelmişti. TRT için yapılacak dizilerdi, ama ikisi de dramaydı ve ben kabul etmedim. Çünkü kendimi drama hazır hissetmedim. Bana komedi biraz daha yakın geldi. 'G.A.G.'da kakara kikiri yaptıktan sonra, birden insanların beni çok ciddi bir karakterde, duygusal laflar ederken görmesi biraz yadırganır diye düşündüm. O yüzden sit-com daha yakın geldi. Ekibe güvendim, 'Çocuklar Duymasın' dizisinin ekibiyle çalışıyorum.

Konusu nasıl?
Bana çok aykırı bir rol değil. O yüzden rahatım. Şehirli, genç, akademisyen, çağdaş bir kadın. Çok genç yaşta bir evlilik yapmış. Bu evlilikten 10 yaşlarında bir çocuğu var. Ama hemen boşanmışlar. Çünkü ilk kocası son derece çapkın ve serseri ruhlu bir adam. Çocuk nedeniyle sürekli görüşüyorlar, adam eve gidip geliyor. Kadın ikinci kez evleniyor. İkinci koca da akademisyen, Avrupai, Batılı, titiz yani ikinci kocanın tam negatifi bir adam. Tabii ki iki adam birbirlerini görür görmez nefret ediyorlar. Fakat çocuk üzülmesin, evdeki ahenk bozulmasın, çocuğa mutlu bir aile ortamı sağlayalım diye birbirlerini idare etmek zorundalar. Buradan bir elektrik ve gerginlik çıkıyor, bu da komediye dönüşüyor.
Kameraya 'G.A.G.'dan alışkınsınız, ama karşısında oynamak nasılmış?
Son derece kazık bir şey. Tabii ki çok hoşuma gitti. Bütün hayatım boyunca bunu istemişim, nasıl hoşuma gitmez. 'G.A.G.'dan çok farklı. Çünkü orada sadece kameraya bakarak konuşuyorsun. Burada kamera dışında her yere bakabilirsin. Kameraya bakınca kesiyorlar. Başka zorlukları var tabii. Ben daha A'sındayım bu işin. Oradaki tecrübeli oyunculardan bir şeyler kapmaya çalışıyorum. Bakalım ne çıkacak? İnşallah beğenirler

Kimler oynuyor?
Birinci koca Levent Özdilek, ikincisi Altuğ Yücel. Çok yetenekli bir oğlum var. Dünyanın en güzel çocuğu, bir lokum. Kızıl kahve saçlı, mavi gözlü, beyaz tenli, kalkık burunlu bir İsveçli gibi. Çok yetenekli ve 10 yaşında olmasına rağmen profesyonel bir oyuncu. Bir tane hafif çatlak bir ablam var, onu Neslihan Yargıcı oynuyor. Feminist, ama bir taraftan da çok süslü ve hoş, hafif deli.
Kamera karşısındaki performansınızı nasıl buldunuz?
Ben önce hiçbir şey anlamadım. Nasıl görünüyorum, çok mu büyük oynuyorum, çok mu küçük oynuyorum... Sonra fark ettim ki, tiyatroya çok yakın bir format sit-com. Mimiğinizi, jestlerinizi büyütmeniz lazım. Yavaş yavaş öğreniyorum tabii. Dizinin birkaç parçasını seyrettik, bana "Gayet iyi" diyorlar. Ama onlar benim yüzüme karşı "Gayet kötü" demeyecekleri için, objektif olduklarına inanayım mı, inanmayayım mı bilmiyorum. Eğlenceli bir şey olacağı kesin de 'G.A.G.'daki karizmayı çizdirir miyiz, çizdirmez miyiz onu göreceğiz.
Sizi bir şekilde tanıyan insanlar soğuk bir kadın olduğunuzu düşünüyorlar. Soğuk musunuz?
Bugünkü performansıma bakmayın, ben aslında daha sempatik bir insanım. Soğukluk görüntüsünün iki sebebi var. Birincisi benim göz yapımla ilgili. Çok sıcak bakmaya çalıştığımda da soğuk bakıyorum, donuk bir tipim. Bu, benim elimde olan bir şey değil. İkincisi de aslında çekingen bir yapım var. İnsanlarla hemen kaynaşamam. Yıllardır iş hayatında daha ciddi şeyler yapmış olmanın verdiği bir alışkanlık belki. Ama güler yüzlüyümdür aslında.
Oysa 'G.A.G.'a yansıyan yüzünüz daha farklı, daha samimi, daha içten. Hangisi gerçek?
O benim, yakın arkadaşlarımla olduğum halime daha yakın, onların yanında daha laubaliyim. Çok daha soytarı oluyorum, kendimi yoruyorum. 'G.A.G.'daki tabii ki yüzde yüz ben değilim, ama yüzde doksan beş benim.
Yakında bir de kitabınız çıkıyor galiba.
Evet, mart ayında. Her popüler kadın yazarın yayınevi olan Epsilon Yayınları'ndan çıkıyor. İsmi 'Gayet Ciddiyim'. 300 sayfalık bir kitap. Bölümlere ayırdık, bence çok da komik oldu. Tatiller, uzaylılar, ev hayatı, kadın-erkek ilişkileri gibi günlük hayatta şehirli bir insanın yaşadığı şeyleri bölümledik. Bu bölümlerde de, bu konularda yazılmış yazılar ve 'G.A.G.' metinleri var. Bir araya gelince bence çok eğlenceli bir şeyler çıktı. Sanıyorum insanları eğlendirecek bir kitap.

Hiç mizah öyküleri yazmayı düşündünüz mü?
Şimdiye kadar hiç kurgulayarak yazmadım, ama olabilir. Bunu bana bir iki hafta önce yayınevi söyledi. Sanıyorum onlar metinleri almadan önce, daha light bir şeyler bekliyorlardı benden. Ama bir cevher görmüşler ki, "Mizah öyküleri, mizah romanları düşünmez misiniz?" dediler, ilk o zaman aklıma geldi. Galiba kendime o kadar güvenmiyorum.
Oyunculukta iyi eleştiriler alırsanız, gazeteciliği bırakıp kariyerinize oyuncu olarak mı devam edeceksiniz?
Gazeteciliği hiçbir zaman bırakmam. Ama şu anda olduğu gibi formüller olabilir. Yazılarımı da yazarım, oyunculuk da yaparım. Zaten birbiriyle bağlantılı şeyler aslında. Belki iyi hikâye anlatınca insan, iyi bir oyuncu da olur, iyi yazı da yazar. Oyunculuk belki devam eder, belki bir daha hiç yapmayabilirim. Ya da çok bayılabilirim kendime, "Tamam artık, ben oyuncu oldum" da diyebilirim, bilmiyorum.
Senaryo yazarlığı eğitimi aldığınıza göre, belki bir gün kendi yazdığınız bir oyunda oynarsınız...
Öyle bir hayalim var. Ama ben hayatımda hiçbir şeyi o kadar planlayarak, hedefe kilitlenerek falan yapmadım. Her şey tesadüf oldu benim hayatımda. Bütün okullar, bütün işler, bütün önemli dönemeçler. Hep ayağıma dolandı. İnsan o kadar plan yapmayınca, hem hayal kırıklığına uğramıyor hem de güzel sürprizler oluyor hayatta.

kaynak = tempodergisi

Son düzenleyen Finn and Jake; 3 Ocak 2016 15:18 (2016-01-03T15:18:00+02:00)
green almond
6 Mart 2007 15:47   |   Mesaj #2   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Konuyu benden önce açan üyemize teşekkür eder,araştırdıklarımı bilgilerinize sunmaktan kıvanç duyarım efem..Msn Happy

Lliseyi Beyoğlu Anadolu Lisesi'nde bitirdikten sonra öğrenimine Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde devam etti. Üniversitenin ikinci yılında gazeteciliğe merak sardı ve Aktüel dergisinde muhabir olarak çalışmaya başladı.

Üniversiteden mezun olduktan sonra 1994 yılında Amerika'ya gitti. New York, Colombia Üniversitesi'nde sinema üzerine master yaptı. 1996 yılında tekrar Türkiye'ye dönen Gülse Birsel üç ay boyunca ATV'de kahvaltı bülteninin dış haberlerini hazırladı. Ardından, bir yıl boyunca Esquire dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı. Esquire'dan sonra Harper's Bazaar dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Gülse Birsel, Bazaar Gelin ve Orange dergilerini çıkarttı.

2002 yılına kadar Harper's Bazaar'dan başka FHM, House Beautiful ve Gezi dergilerinin de yayın koordinatörlüğünü yürüttü. Mart 2002'den itibren bir müddet süre Atv'de yayınlanan g.a.g.'ın metin yazarlığı ve sunuculuğunu yapan Gülse Birsel Aralık 2001'de Sabah Gazetesi'nde köşe yazarlığına getirildi.

Mart 2003'te köşe yazıları ve bazı g.a.g. metinlerinden olusan "Gayet Ciddiyim" adlı ilk kitabını ve Mayıs 2004’te "Hala Ciddiyim!" adlı ikinci kitabını yayımladı.

Şubat 2004'te ATV ekranlarında yayınlanmaya başlayan Avrupa Yakası adlı dizinin senaristliğini üstlenmesinin yanı sıra oyuncu kadrosunda da yer aldı. 21 Ocak 2005'te vizyona giren Hırsız Var! adlı sinema filmi, Gülse Birsel'in ilk film projesi olarak portföyünde yerini aldı.


ALINTIDIR..

Son düzenleyen Finn and Jake; 3 Ocak 2016 15:18
19 Ocak 2012 13:51   |   Mesaj #3   |   
_AERYU_ - avatarı
VIP VIP Üye
Konya
1.463
6.576 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 19-01-2012
l

l l

l l

l

l

l

l

l l

Herkese çok teşekkürler
3 Ocak 2016 15:29   |   Mesaj #4   |   
Finn and Jake - avatarı
VIP Adventure Time
İzmir

9.552
10.316 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 23-11-2010
Reklam
Gülse Şener Birsel (11 Mart 1971, İstanbul), Türk gazeteci, yazar, oyuncu, sunucu, senarist ve yapımcıdır.

Yaşam öyküsü

Eğitimi
Liseyi, Beyoğlu Anadolu Lisesi'nde okuyan Gülse Şener Birsel, lise son sınıfın yaz tatilinde üç aylığına İsviçre’de leydi okuluna gitmiştir. “Normalde iki sene boyunca yemek yapmaktan çiçek aranjmanına, "Batı Avrupa prensine nasıl hitap edilir?"den, "Ortadoğu prensi nasıl karşılanır?"a kadar hayatta karşılaşmayacağın birçok şeyi öğrendiğin bir yer orası.” diye tanımladığı okula Orta doğu'dan, Avrupa'dan, Güney Amerika'dan genç kızlar gelmektedir.
Lisans eğitimine Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde devam etmiştir. Üniversitenin ikinci yılında gazeteciliğe merak sarmış ve Aktüel dergisinde muhabir olarak çalışmaya başlamıştır.Üniversiteden mezun olduktan sonra 1994-1996 yılları arasında Amerika, New York, Columbia Üniversitesi 'nde sinema üzerine yüksek lisansını tamamlamıştır.

Meslek yaşamı


Basın-yayın

1996'da Türkiye'ye dönen Gülse Şener Birsel, üç ay boyunca ATV'de kahvaltı bülteninin dış haberlerini yazmıştır. Ardından bir yıl boyunca Esquire dergisinin yayın yönetmenliğini yapmıştır. Buradan Harper's Bazaar dergisinin yayın yönetmenliğine geçmiştir. Aynı zamanda Bazaar Gelin veOrange dergilerinde görev yapmıştır. 2001 ve 2002 yıllarında “Harper's Bazaar”, FHM, “House Beautiful” ve Gezi dergilerinin yayın danışmanlığını yürütmüştür. Aralık 2001'de, hala devam ettiği, Sabah gazetesinde köşe yazarlığına başlamıştır.
Mart 2003'te köşe yazıları ve bazı g.a.g. metinlerinden olusan "Gayet Ciddiyim" adlı ilk kitabını yayımlayan Gülse Şener Birsel'in şu ana kadar yayımlanmış beş eseri vardır. Genellikle mizah duygusu yüklü, eğlenceli, hicivli kolay okunabilen kitaplar yazmaktadır. Kitaplarını nasıl yazdığını “Geceleri beynin muhabbeti gündüzden daha eğlenceli oluyor. Kendi akışına bırakıyorum, çenesi açılınca ben sadece tuşlara basıyorum. Aslında herkesin aklına gelen şeyler bunlar ama benim farkım oturup yazmak galiba!” sözleriyle açıklamıştır.
Genelde yazmayı konuşmaya tercih etmesini “Yazmayı bin kere tercih ederim. Aslında çekingen biriyim. Çok sevdiğim, güvendiğim insanların yanında rahat konuşup komik olabilirim. Onun dışında mesafeliyim. Ama yazarken daha güvende hissediyorum kendimi.” sözleriyle açıklayan Gülse Şener Birsel, röportajlarını bile yazılı sunmak istemektedir.

Televizyon-sinema

Gülse Şener Birsel'in televizyon ekranlarında ilk kez yer alması Mart 2002'de Atv'de yayınlanan g.a.g. reklam-eleştiri-komedi programının metin yazarlığını ve sunuculuğunu yapmasıyla olmuştur.
Şubat 2004'te ATV'de yayınlanmaya başlamış olan Avrupa Yakası adlı dizinin yazarı ve oyuncusu olmuştur. 190 bölüm çekilen dizi Haziran 2009'da sona ermiştir. Bu dizide başarılı bir oyunculuk sergilemiştir. Türkiye'de izlenme rekorları kıran dizi birçok hedef kitleye yayılmıştır. Ayrıca Turkcell, Whirlpool ve TTnet gibi birçok markanın reklam yüzü olarak TV reklemlarında da rol almıştır.
Yer aldığı ilk sinema filmi projesi olan 2005 yılında gösterime giren "Hırsız Var" adlı sinema filminde Binnur rolünde oynamıştır. Ayrıca 2009 yapımı Yedi Kocalı Hürmüz filminde "Safinaz" karakterini canlandırmıştır.
2012 yılında, oyuncu kadrosunu bizzat seçtiği, Altan Erkekli, Beyazıt Öztürk, Olgun Şimşek gibi oyuncularla beraber oynadığı ve senaristliğini yaptığı Yalan Dünya adlı diziyle ekranlara tekrar dönüş yapmıştır.

Özel yaşamı
Özel hayatı ile gündeme gelmek istemeyen oyuncunun özel hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur. Kendisinden 15 yaş büyük bir ağabeyi, 13 yaş büyük bir ablası olan Gülse Şener Birsel en küçük çocuktur. Babasının adı Gültekin annesinin adı Semiha olan senaristin adını annesi ve babasının isimlerinin ilk heceleriyle oluşmuştur. Gülse Şener Birsel bu konuda 'Son çocuk olunca yaratıcılığımızı kullanalım demişler' der. Cannes’da Ayşe Arman 'ın tanıştırdığı, gazeteci ve televizyoncu Murat Birsel ile 1999 yılında evlenmiştir. Karakterine uymadığı ve anne olmaya uygun olmadığı görüşüyle çocuk sahibi olmaya sıcak bakmamaktadır. Suşi yemeyi çok sevmektedir. Nişantaşı'nda yaşamaktadır ve Nişantaşı'nda yaşamaktan memnun olmadığını Bu Nişantaşı Beni Bitirecek! yazısıyla Yolculuk Nereye Hemşerim? kitabında belirtmiştir. Olimpiyat oyunlarının meşale taşıma geleneğini gerçekleştirmek üzere, 2008 Pekin Olimpiyatları meşalesini İstanbul Şişli'de taşıma görevi kendisine verilmiştir.
İşini severek yaptığını, Cumhuriyet Gazetesi ile yaptığı röportaj da “Valla ben bayılıyorum yaptığım işe. Yapımcılar bunu duymasaydı iyiydi ama neredeyse üzerine para veririm!” sözleriyle ifade etmiştir.

Kitaplar
  • Gayet Ciddiyim
  • Hâlâ Ciddiyim
  • Yolculuk Nereye Hemşerim?
  • Velev ki Ciddiyim!
Siyaset ve politik mizah yapmak istemediğini sıkça belirten Gülse Şener Birsel, bu kitapta dönem Türkiye'sindeki Güneydoğu Sorununu, yaşanan küresel ve bölgesel krizlerin yarattığı düzensizliklerle mizahını siyasileştirmiştir.

Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:

Gülse Birsel benzer konular

30 Haziran 2011