Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Aborjinler (Avusturalya Yerlileri)

Bu konu Toplumlar ve Kültürleri forumunda GusinapsE tarafından 13 Eylül 2006 (01:49) tarihinde açılmıştır.
44104 kez görüntülenmiş, 5 cevap yazılmış ve son mesaj 21 Eylül 2006 (19:18) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 13 Eylül 2006, 01:49

Aborjinler (Avusturalya Yerlileri)

#1 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Aborjin Avustralya kıtası yerlilerine verilen addır. Avustralya Yerlileri ifadesi de kullanılabilmektedir. Kelime Latince, kökenden, başlangıçtan gelen anlamında ab origine ifadesinden tüm yerli topluluklara izafe etmek için türetilmiş olmasına karşın 17.yüzyıldan itibaren özelde Avustralya yerlilerini genelde de yerli hakları tanımlamakta kullanılmıştır.

Aborjinler ifadesi genel olarak tüm bir Avustralya, Tazmanya ve çevre adalarda yaşayan yerlileri tanımlamakta kullanılmakla birlikte bu isimlendirmenin dil ve yaşayış biçimi olarak ortak noktalarıyla birlikte farklılıklar da taşıyan geleneksel toplulukları işaret ettiği de unutulmamalıdır.

Yerli Aborjin topluluklarının dağılımı

Yerli kabilelerden bazıları; New South Wales ve Viktorya'da Koori, Queensland'da Murri, Güney Avustralya'da Noongar, Merkezi Batı Avustralya'da Yamatji; Güneybatı Avustralya'da Nunga, Kuzey Avusturya'da ve Kuzey bölgelerine komşu bölgelerde Anangu; orta Kuzey bölgede Yapa, Doğu Arnhem topraklarında Yolngu ve Tazmanya'da Palawah kabileleri gibi.
En büyük gruplardan Anangu (Çölden gelen kişi anlamına gelmektedir) kabilesinin Yankunytjatjara, Pitjantjatjara, Ngaanyatjara, Luritja ve Antikirinya şeklinde alt toplulukları bulunmaktadır.

Aborjin Nüfus

2001 yılında Avustralya İstatistik Bürosu toplam yerli nüfusunu 458,520 olarak vermiştir (bu rakam Avustralya'nın toplam nüfusunun %2.4'üdür). Bu nüfusun %90'ı Aborjin olarak, %4'ü Torres Strait Islander, geri kalan %4'ü hem Aborjin hem Torres Strait Islander olarak tanımlanmaktadır.

2001 nüfus sayımına göre Aborjin Nüfusu:
  • Yeni Güney Galler New South Wales - 134,888
  • Queensland - 125,910
  • Batı AustralyaWestern Australia - 65,931
  • Northern Territory - 56,875
  • Victoria - 27,846
  • Güney Avustralya South Australia - 25,544
  • Tazmanya - 17,384
  • ACT - 3,909
  • Diğer bölgeler - 233
Kültür ve Din

180px-Yankee_Hat_art-MJC
Namadgi Ulusal Park'da bulunan bu Aporjin kaya çiziminde Kanguru, Dingolar, Kaplumbağa ve insanlar görülüyor


Avustralya kıtasında Avrupalılar gelmeden önce farklı dillere sahip pek çok kabile barındığı için tek bir kültürden ziyade birbirleriyle benzerlikleri de olan farklı kültürlerden bahsedilebilir. Pek çok büyük ve birbirlerinden farklı grupların kendi kültürleri, inanç yapıları ve dilleri bulunmaktadır. Bu kültürler zaman içinde birbirleriyle az veya çok çakışmışlardır.

Aborjin Sanatı

Aborjinler suyla çeşitli kaya pigmentlerini karıştırarak elde ettikleri boyalarla kayalıklara veya ağaç kabuklarına ilkel fırçalar, çubuklar ve parmaklarını kullanarak veya ağızlarına aldıkları boyayı püskürterek boyama yapmışlardır.

1981'de Yeni Zelanda Nambassa Festival'indeki performanstan bir görüntü. Resimdeki enstrüman Aborjinlere özgü didgeridoo'dur.


Aborjin sanatında temalar Aborjinlerin mitolojik Rüyazamanı ile ilişkilidir, öyleki günümüzde temasını amorjin maneviyatından almayan sanatların hakiki aborjin sanatı olmadığını söyleyenler bulunmaktadır. Aborjinlerin önde gelen sanatçılarından Wenten Rubuntja manevi anlamdan yoksun herhangi bir aborjin sanatı ile karşılaşmanın zor olduğunu söylemektedir.
Müzik ve dansın da Aborjin kültüründe önemli bir yeri vardır. Hemen her durum için aborjinlerin icra ettikleri şarkıları bulunmaktadır; av şarkıları, cenaze şarkıları, atalarla ilgili şarkılar, mevsim şarkıları, hayvan ve arazi ile ilgili şarkılar ve Rüyazamanı efsaneleriyle ilgili şarkılar. Aborjin müzikleri de kıtaya özgü enstrümanlarla (örneğin didgeridoo) icra edilirler.

Din

180px-P4022296
Gökkuşağı yılanının bir temsili


Avustralya yerlilerinin toprağa saygı ve Düşzamanı inancı üzerine kurulu şifahi gelenekleri ve manevi erdemleri bulunmaktaydı. Rüyalar, düşler hem yaradılışın antik zamanı hem de günümüz gerçeğini ifade etmektedir.
Düş zamanı hikayelerinden bir versiyon:
Tüm dünya uykudaydı. Herşey sessiz, hareketsizdi ve hiçbir şey büyümüyordu. Hayvanlar yeraltında uyumaktaydı. Bir gün gökkuşağı yılanı uyandı ve dünyanın yüzeyinde süründü. Herşeyi bir kenara itti ve bu onun tarzıydı. Tüm bir diyarı gezdi ve yorulduğunda kıvrılıp uyumaya başladı. Böylece heryere izini bıraktı. Sonra geri döndü ve kurbağalara seslendi. Onlar da su dolu kocaman mideleriyle ortaya çıktılar. Gökkuşağı yılanı onları gıdıklayıp güldürdü. Sular ağızlarından çıktı ve gökkuşağı yılanının izlerini doldurdu. Göl ve nehirler böyle yaratıldı. Daha sonra çimenler ve ağaçlar büyümeye ve yeryüzünü yaşam doldurmaya başladı.
1996 nüfus sayımında Aborjinlerinin %72 oranında Hristiyanlığın çeşitli formlarını uyguladıkları %16'sının ise herhangi bir dini işaretlemediği bildirilmiştir. 2001 yılı nüfus sayımında Aborjin nüfusunun yüzde 0.03 kadarının Aborjin dini pratiklerini uyguladıkları tespit edilmiştir.

Tarih

Avustralya yerlileri kendilerinin hep Avustralya kıtasında bulunduklarına inanırlar. Yerlilerin kökeni ile ilgili elde hiçbir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Güneybatı Asya'dan bu kıtaya gelmiş olmalarına rağmen hiçbir Asya halkıyla herhangi bir bağlantıları olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır.

Avrupalı Yerleşimcilerin Kıtaya Gelişi

150px-Aboriginal_craft
Aborjin el aletleri


250px-Indig2
Kaptan James Cook'un 1770'de adaya gelişine karşı duran yerlilerin gösterildiği bir gravür


İlk Avrupalı yerleşimcilerin kıtaya gelişinden önce Avustralya'da 250 bin ve 1 milyon arası bir nüfusun olduğu tahmin edilmektedir. Nüfus düzeyi muhtemelen binlerce yıldır aynı kalmaya devam etmiştir. Avustralya yerlilerinin çoğunlukla çöl sakinleri olduğu şeklindeki genel kanı aslında yanlıştır çünkü en yoğun yerli popülasyonunun olduğu bölgeler sahil bölgeleridir. En büyük nüfus yoğunluğu kıtanın güney ve doğu bölgelerinde özellikle de Murray Gölü vadisinde yer almaktadır. Bununla birlikte Avustralya yerlileri, Tazmanya'nın soğuk ve nemli platolarından kıtanın kurak iç bölgelerine kadar tüm Avustralya'da doğa ile başarılı bir uyum sağlamışlardır. Yerlilerin kullandıkları teknikler, yiyecek türleri ve avlanma biçimleri yerel koşullara uyum sağlamıştır.
Kıtanın Avrupalı yerleşimciler tarafından sömürgeleştirilmesi sonrasında sahil bölgelerindeki yerli nüfus hızla topraklarından edildiler ve geleneksel Aborijin yaşqam biçimini terketmeye zorlandılar. Avrupalıların yerleşmekten kaçındıkları kurak bölgelerdeki yerli topluluklar ise yaşam biçimlerini daha fazla korudular.

Avrupalı Yerleşimcilerin Kıtaya Etkisi

1770 yılında Kaptan James Cook, Avustralya'nın doğu sahillerini Büyük Britanya adına ele geçirdi ve burayı Yeni Güney Galler (New South Wales) olarak isimlendirdi. Avustralya'daki İngiliz sömürgeciliği 1788'de Sydney'de başladı ve kıtaya ilk gelen Batılı yerleşimciler çiçek, suçiçeği, grip, kızamık gibi rahatsızlıkları da beraberlerinde getirdiler. Bünyeleri bu hastalıkları hiç tanımayan Avustralya yerlileri bu hastalıklara yakalanarak büyük ölçüde kayıplar verdiler ve nüfusları önemli ölçüde düşüş gösterdi.
İngiliz yerleşimcilerin ikinci etkisi arazi ve su kaynaklarını kendilerine ayırmaları olmuştur. Beyaz yerleşimciler avcı-toplayıcı olan yerli halkın kendi topraklarına sahip olma gibi bir kavrama sahip olmayan ve sürülecekleri herhangi bir yerde de mutlu yaşayabilecek göçmenler olarak görmüşlerdi. Oysa geleneksel arazilerini, yiyecek ve su kaynaklarının kaybı yerliler üzerinde ölümcül etki yapmış ve hastalıklarla güçsüz düşmüşlerdi. Aynı zamanda beyaz adamlar Avustralya yerlilerinin arazileriyle derin ruhsal ve kültürel bağlara sahip oldukları gerçeğini görmemiş veya görmemezlikten gelmeyi tercih etmişlerdi. Geleneksel dini pratiklerinden uzaklaştırılan bu halklarda doğum oranları hızla düşmüş alkol gibi yerlilere yabancı içkilerin kullanımı artmıştı. 1788 yılı ile 1900 yılları arasında yerliler, maruz kaldıkları hastalıklar, topraklarının kaybı ve kendisini kıtanın efendisi ilan eden beyaz adamdan gördükleri şiddet sonucu nüfuslarının yaklaşık %90'ını kaybettiler.

Avrupalı Sömürgecilerin Yerlilerle İlgili Görüşleri

Avrupalı beyaz adam, kıtanın yerlileri üzerine uyguladığı soykırımı haklı çıkarmak, ırki üstünlüğünü ve dolayısıyla kıta üzerindeki hakimiyetini gerekçelendirmek adına kimi zaman dönemin bilimini dahi kullanmış, yerlilerin ne herhangi bir dine, kültüre sahip ne de vatan bilinci gelişmiş insanlarlar olmadığına hükmetmişlerdir. Dönemin sömürgecilerin bazı ifadeleri de bunu açıkça göstermektedir. Örneğin 19. yüzyıldan bir yazar Avustralya yerlileri hakkında şunları söylemekteydi:
"Gelişme aşamalarının birbirlerinden büyük ölçüde farklı olduğu iki ırkın birbirleriyle teması sonucunda aşağı ırkın yok olması doğa kanunu gibi görünmektedir...Süreç, doğa kanunuyla uyumlu görünüyor. Bu doğa kanununun daha uygun olanın hayatta kalmasını sağlayarak daha büyük insanlık ailesine hizmet ettiği açıktır. İnsani gelişme tamamen ilerici ırkın (progressive race) yayılması ve aşağı (inferior) olanlarının da yok olmasıyla kazanılmıştır...Avustralya aborjinlerinin neolitik ırklar aşamasının ötesine çok fazla geçmiş olabileceklerinden şüphe edilebilir...Bu sebeple onların yok oluşuna yas tutmamıza gerek yok. Bir diğer sömürgeci ise Aborjinlerin dinleri hakkında şunları ifade etmektedir:
"Önde gelen bir rahip tarafından dinin bazı izlerinin keşfedilmediği hiç bir ülke bulunmadığını iddia edilmişti. Bu insanlarla ilk tanışmamdan bugüne yaptığım gözlem ve araştırmalardan şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu insanlar bu görüşün bir istisnasıdır." Albert F. Calvert, 1894 tarihli "The Aborigines of Western Australia" eserinde Aborjinlerin kötücül karakterleri olan mitolojilerine karşılık lütufkâr ve adil bir Tanrı hakkında herhangi bir bilgilerinin olduğunun şüpheli olduğunu söylemekte ve Hristiyanlığın "yabani" yerlileri medenileştirmeyi ve batı inançlarından kurtaracağını söylemektedir.
Aborjin Soykırımları

Avusturyanın Avrupalı sömürge güçleri Avustralya yerlilerini farklı zamanlarda soykırım uygulamalarına tabi tutmuşlardır. Ancak soykırımlarla ilgili bilgi çoğunlukla hükümetin tuttuğu kayıtlardan edinildiği için sayılarının belirtilenden çok daha fazla olabileceği düşünülebilir.
Northern Territory Legislative Assembly'nin üyesi olan John Ah Kit 9 Ekim 2003 tarihli bir tartışmada şunları söylemektedir:
1920'lerin sonlarının büyük bir kuraklık zamanı olduğu ve bu yüzden de bu ortamda Avustralya'da siyah/beyaz ilişkilerinin öncülerinin aralarından pek çok şey geçtiği unutulmamalıdır. Doğal kaynaklar üzerinde yoğun bir mücadele yaşanmaktaydı. Bir arazi ve onun halkı arası arasında; sığırlar ve beraberlerinde silahlar ve hastalıklar getirenler arasındaki bir çatışmaydı bu. Genellikle yanlış anlaşılan şey şu ki Coniston Katliamının tek bir olay değil polis gruplarının ayırım gözetmeden haftalarca öldürdüğü bir seri cezalandırıcı baskınlardan biri olduğudur."


Aşağıda bunlardan birkaçı yer almaktadır:
  • Fremantle, Batı Avustralya (1830): Batı Avustralya'daki Avustralya yerli halkına yönelik ilk resmi 'cezalandırma baskını' (punishment raid) bu girişim Yüzbaşı Irwin tarafından 1830 Mayısında gerçekleştirilmiştir. Fremantle'ın kuzeyindeki Aborjin kampına Irwin'in yönlendirdiği askerler tarafından pek çok Aborjin öldürülmüş ve yaralanmıştı.
  • Convincing Ground katliamı (1833-34) : Portland yakınlarındaki Victoria'da Victoria'daki kayıtlı en büyük katliamlardan biri yapılmıştı. Balina avcıları ve yerel Kilcarer Gunditjmara halkı balina teknelerini sahile çekme hakları için mücadele etmekteydiler.
  • Waterloo Creek katliamı (1838) : Waterloo Creek denilen yerdeki yerli kampına düzenlenen baskında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 100-300 arasında Avustralya yerlisinin öldürüldüğü iddia edilmektedir.
  • Coniston katliamı (1928) : Avrupalıların Aborjinlere uyguladığı bilinen son katliamdır. Coniston'da bazı Aborjin aileleri Avrupalılar tarafından vurulmuştur. Katliam dingo avcısı Frederick Brooks'un 1928 Ağustosunda Yukurru denilen yerde bazı Aborjinliler tarafından vurulmasının intikamı adına işlenmiştir. Resmi kayıtlar 32 Aborjinin öldürüldüğünü ifade ederken tarihçiler en az altmış Aborjin erkek, kadın ve çocuğunun katliamda öldürüldüğünü iddia etmektedirler. Brooks'un öldürülmesi üzerine yerel polis memuru William Murray intikam amacıyla birkaç hafta süreyle Aborjin kamplarına baskın düzenlemişti. Soruşturma kurulu Constable Murray'in eylemenin haklı olduğu hükmünü vererek beraat ettirmiştir.
Günümüzde Aborjinler

1999'da Avustralya Anayasasının değiştirilmesi kabul edildi. Bu anayasaının giriş bölümünde Avustralya'da İngiliz Yerleşiminden önce Yerli Avustralyalıların kıtada yaşadığı kabul edilmekteydi.
2004 yılında Avustralya Hükümeti Avustralya'nın en büyük yerli organizasyonu olan ATSIC'i (The Aboriginal and Torres Strait Islander Commission) kamufonlarının ATSIC'in başkanı tarafından kötüye kullanıldığı gerekçesiyle feshetti ve yerlilerle ilgili spesifik programlar başka hükümet departmanlarına aktarıldı ve hükümetle koordineli çalışan "Department of Immigration and Multicultural and Indigenous Affairs" altındaki "The Office of Indigenous Policy Coordination" kuruldu.
Avustralya Aborjin nüfusunun büyük bir kesimi şehirleşmiş ancak küçük bir kesimi eskiden kilise misyonu olan bölgelerdeki iskanlarda yaşamaktadır. Aborjin gençleri genel nüfusa oranla 11 kat daha fazla hapse giriyor ve polis gözetimi altında işlenen intihar oranları oldukça yüksek. İşsizlik, sağlık ve yoksulluk problemleri aynı şekilde genel popülasyona oranla oldukça yüksek, okul bırakma ve üniversiteye giriş oranları ise düşük seyretmektedir.
Eski ve mevcut hükümetler beyazların Aborjin topluluklarına yaptıklarından dolayı kendilerinden özür dilemeyi sürekli reddetmektedirler. Ayrıcak ATSIZ gibi Aborjinlerin en büyük organizasyonlarından birini yolsuzluk gerekçesiyle kapatmışlardır.

Suç Oranı


Avustralya yerlilerinin hapishaneye girme oranı yerli olmayan kesimden 11 kat daha fazla olduğu belirtilmektedir. Bu durum Avustralya yerlilerinin suça meyilli bir yapısı olduğunu göstermemektedir. Yerlilerin küçük suçlardan dolayı yerli olmayan kesimlerden daha fazla suçlandıkları da iddialar arasındadır. Yerlilerin suça itilme sebepleri arasında şunlar gösterilmektedir:
  • Yoksulluk
  • İşsizlik : 2001 nüfus sayımında bir yerlinin (%20) yerli olmayandan (%7.6) 3 kat daha fazla işsiz kalabildiği ortaya çıkmıştır.
  • Yetersiz eğitim : 2001 nüfus sayımında yerlilerin sadece %39'unun 12 yıllık eğitimi tamamladığı görülmektedir
  • Adaletsizlik ve ırkçılığa tepki
  • Kültürel yozlaşma : Kıtanın beyaz yöneticilerinin yerlileri kendi kültürel kökenlerinden uzaklaştırmak adına yaptıkları pek çok uygulama olduğu bilinmektedir. Yerli çocuklarının ailelerinden koparılıp beyazlar gibi giyip konuşmaya zorlandıkları okullarda okutulmaya çalışılması bunlardan sadece biridir.
Vikipedi
Sponsorlu Bağlantılar
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 26 Aralık 2008 @ 14:33. Sebep: Kırık Link
Etiketler:
  • aborjinler
  • aborjinlerin hayati
  • aborjinlerin yasami
  • avustralya aborjinleri
  • avustralya yerlileri
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 13 Eylül 2006, 02:24

Aborjin mitolojisi

#2 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Aborjin mitolojisi


Avustralya Yerlileri pek çok klan ve dil grubuna ayrıldıklarından bir bütün olarak Aborjin mitolojisinden söz etmek imkansızdır. Buna rağmen genel olarak bu mitolojiler arasında benzerlikler bulmak mümkündür.
  • Avustralya Aborjin kültürü pek çok bakımdan doğaya dayalıdır. Mitolojik kahramanların çoğu hayvanlardır.
  • Ortak mitolojik temalardan biri Düşzamanıdır (Dreamtime)

Figürler ve unsurlar
  • Alchera (mit)
  • Alcheringa - Aborjinlerin Düşzamanı için kullandıkları terim
  • Altjira - Aranda kabilesi Gök tanrısı.
  • Anjea - Bolluk tanrıçası
  • Bagadjimbiri - iki kardeş ve yaratışı tanrı
  • Bahloo - Ay tanrıçası
  • Baiame - Kamilaroi kabilesinin atası ve yönetici tanrısı
  • Bamapana - Murngin halkının hilekar kahramanı
  • Banaitja - Yaratıcı tanrı
  • Beralku - Ölüler adası
  • Bobbi-Bobbi - Semada yaşayan Gökkuşağı Yılanı'na benzer dev yılan
  • Brolga
  • Bunbulama - yağmur tanrıçası
  • Bunjil - Kulin halkının yüce tanrısı bazen bir kartal olarak tezahür eder.
  • Bunyip - a mythical creature said to lurk in billabongs.
  • Daramulum - Wiradhuri ve Kamilaroi halkının gök ve hava tanrısı, şamanların yönetici tanrısı ve aysal (lunar) uluhiyet
  • Dhakhan - Kabi halkının atası tanrı
  • Dilga - bolluk ve yetişme tanrıçası
  • Djanggawul - İkisi kız biri erkek olan ve Avustralya kıtasını ve üzerindeki bitki örtüsünü yaratan üç kardeş
  • Djunkgao - Okyanus akıntılarıyla ilişkili bir grup kızkardeş
  • Rüyazamanı - Aborjin kültürünün merkezi ve birleştirici teması
  • Eingana - Tüm suların, hayvanların ve insanların anası yaratıcı tanrıça
  • Erathipa - hamile kadına biçim veren bir kaya
  • Galeru - Djanggawul'i yutan gökkuşağı yılanı
  • Gidja - Ay tanrısı, kadınların yaratıcısı
  • Gnowee - Güneş olmadan önce dünyada yaşayan güneşsel tanrıça
  • Inapertwa - Numakulla'nın kendileriyle yerküre üzerindeki tüm yaşamı yarattığı küçük yaratıklar
(Aranda)
  • I'wai - Koko Y'ao halkının kahramanı.
  • Jar'Edo Wens - dünyevi bilgi ve fiziksel güç tanrısı
  • Julana - a lecherous god who surprises women by burrowing beneath the sand
  • Julunggul - a rainbow serpent and fertility goddess
  • Kalseru
  • Karora - Yaratıcı tanrı
  • Kidili - an ancient moon-man who attempted to rape some of the first women on Earth (Mandjindja)
  • Kondole - a mean and rude man who became a whale
  • Kunapipi - Ana tanrıça ve pek çok kahramanın yönetici uluhiyeti
  • Kutjara
  • Makara - the seven sisters who eventually became the Pleiades
  • Mamaragan - Sesiyle gökkuşağını oluşturan şimşek tanrısı
  • Mamu
  • Mangar-kunjer-kunja - insanları yaratan kertenkele tanrı
  • Mimi - Arnhem Land halkının peri benzeri varlıkları
  • Minawara - Nambutji'nin ataları
  • Mokoi - Kara büyüyü kullanan büyücüleri öldüren kötü ruh
  • Mura-mura - Rüyazamanını anlatan bir başka kelime

180px-P4022296
magnify-clip
Gökkuşağı yılanının bir temsili, the Waugal
  • Nargun - Çocukları kaçıran dişi bir canavar
  • Ngariman - Bagadjimbiri'yi öldüren kedi-insan
  • Nogomain - ölümlü ebeveynlere çocuk ruhu veren bir tanrı
  • Puckowe - Göklerde yaşayan büyükanne ruh
  • Pundjel - Dini ayinleri ortaya koyan yaratıcı tanrı
  • Gökkuşağı yılanı - Su deliklerinde yaşayan, suyu kontrol eden yaratıcı ruh
  • Tjilpa - Kedi halkının atası
  • Tjinimin - Avustralya halkının atası
  • Ulanji - Binbinga'nın yılan atası.
  • Ungud - Bazen erkek bazen dişi olan yılan tanrı
  • Wagyl - Su yollarını yaratan yılan benzeri yaratık
  • Wahwee
  • Walo - günüş tanrıçası
  • Waramurungundi - İlk kadın (Gunwinggu)
  • Wati-kutjara - kertenkele insanlar
  • Wawalag - Djanggawul kızları olan iki kızkardeş
  • Wollunqua - yağmur ve bolluk yılan-tanrısı
  • Wondjina - bulut ve yağmur ruhları
  • Wuluwaid - yağmur tanrısı
  • Wuragag - İlk insan (Gunwinggu)
  • Wuriupranili - Meşale taşıyan güneş tanrıçası.
  • Wurrunna - bir kahraman
  • Yara-ma-yha-who -küçük bir vampir benzeri insan, canavar
  • Yowie - kertenkele ve karınca karışı bir dev yaratık
  • Yhi - Işık ve yaratılış tanrıçası, güneşsel (solar) uluhiyet
  • Yohrmum
  • Yurlungur - Bakır yılan






Son Düzenleyen GusinapsE; 13 Eylül 2006 @ 02:44.
Rapor Et
Eski 13 Eylül 2006, 02:44

Düşzamanı

#3 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Düşzamanı


Düşzamanı Avustralya Aborjin mitolojisini birleştiren ana temadır. Rüyazamanının dört yönü bulunmaktadır: Herşeyin başlangıcı; ataların hayatı ve etkisi; yaşam ve ölüm tarzı; yaşamdaki gücün kaynağı. Rüyazamanı hem zamanın hem de herşeyin mevcut olduğu mekanın ötesindeki bir durumdur.

Avustralya yerlileri düş görmeyi "herşeyin bir anda" olduğu zaman olarak adlandırırlar çünkü rüyada geçmiş, an ve gelecek aynı anda mevcuttur. Düşzamanı kişinin hayatı süresinde uyanık bilinç haliyle tecrübe ettiği lineer bir zaman olmadığı Batılıların kavrayışında olduğu gibi öznel bir durum da değildir. Düşzamanı kabile üyeleri kabile kuralları ve geleneklerine uygun yaşadıklarında yüzyüze gelecekleri bir durumdur ve ritüellerle ve kabile mitolojilerini dinleyerek kişinin rüya zamanına girişinin sağlandığı nesnel bir durumdur.
Ölümün insan yaşamında bir son olmadığına inanan Aborjinler için rüyalarda ölmüş akrabalarla iletişim kurmak ve hatta rüya gören kişinin rüyadaki akrabaları tarafından iyileştirilmesi bile mümkündür. Ölüm kişinin uykuda geçici olarak gittiği Düşzamanından doğum yoluyla çıktığı ve daha sonra tekrar Düşzamanına geri gittiği hayat döngüsünün bir parçasıdır.
Rapor Et
Eski 13 Eylül 2006, 03:07

Aborjinler Hakkında Detaylı Bilgi

#4 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Bazı ziyaretçiler Aborjin Kültürünü görmeyi, Sydney Opera Binası, Ayers Kayası ya da Büyük Mercan Resifini görmek istedikleri kadar çok isterler. Ama burada hayal kırıklığına uğranabilir. Çünkü bırakın didjeridu çalarken, bumeranglarla avlanırken ya da otantik şölenler düzenlerken görmeyi, sadece bir Aborjin bulmak bile çok zordur. Aborjinler ( şimdilerde Aborjin kanından geldiklerini söylemeye daha hevesli melez ırk da dahil) 200,000 ile 300,000 arası bir nüfusa sahiptirler ve bu da Avustralya nüfusunun %1 ila 2'sini teşkil ederken Avustralya'nın yılda kabul ettiği göçmen sayısının sadece iki katıdır

Gerçekten de Aborjin nüfusu üzüntü verici bir şekilde azaltılmıştır. Sadece ilk Avrupalı göçmenlerin Avustralya'ya gelmesinden sonra 600,000 Aborjin'in yok edildiği tahmin edilmektedir. Tıpkı Kuzey Amerika'da Kızılderililer'in başına geldiği üzere beyaz adamla beraber gelen hastalıklara karşı bağışıklıkları olmayan Aborjinler için bu hastalıklar, 14. yüzyılda vebanın Avrupa'da yaptığı korkunç yıkıma eşdeğer sonuçlar yaratmışlardır. İlk beyazlar geldikten sonra görülen çiçek salgını büyük sayılarda Aborjin'in kırılmasına yol açmıştır (Debra Adelaide'nin Yılan Tozu "Serpent Dust" adlı romanında bu konu duygulu ve derinlemesine bir şekilde işlenmiştir). Aborjinler Kuzey Amerika Yerlilerinden çok daha barışçı insanlar olmalarına rağmen göçmenler tarafından problem olarak kabul edilip toplu olarak katledilmişlerdir. Modern politikacılar yavaş ve övgüye değer bir şekilde geçmişin hatalarını kabul etmeye başlamışlardır. Örneğin eski Başbakan Bob Hawke Aborjinlere uygulananların "uzun ve trajik bir haksızlık ve baskı "olduğunu itiraf etmiş, 1998 'de de ulusal bir Özür Günü gerçekleştirilmiştir.

İnsanlar Aborjinlerin günümüzde süregelen yaşam koşullarının fenalığını ülkedeki en yüksek bebek ölümü oranı, en düşük yaşam süresi beklentisi, en düşük yaşam standartları şaşırarak Yeni Zelanda Maorilerinin görece daha iyi durumları ile karşılaştırmaktadırlar. Ama çölün ortasında kurulmuş ve devam etmiş bir kültür ve medeniyet olan Aborjin yaşantısı, okyanus kıyısında kurulmuş ve denizciliğin medeniyet anlamındaki getirilerinden faydalanmış Maori medeniyetine göre zaten geri kalmıştı. Ayrıca Aborjinlerin istilacılarla karşılaşmaları da Maorilerden çok daha geniş ölçekli gerçekleşmiştir. Devasa bir toprak parçası olan Avustralya'nın en uzak noktalarında 1950'lere kadar beyaz adamla çok az bir ilişki içersine girmiş kabileleri inceleyen Antropologlar bunların, Kalahari Çölündeki Bushmanlarla beraber Taş Çağını yaşamaya devam eden son insanlar olduklarını söylemişlerdir. Sosyal örgütlenmelerinin ve yaşamlarıyla ilgili bir çok ayrıntının Avrupa insanı ile karşılaştırılmaktan çok uzak olduğu gene bu bilim adamları tarafından vurgulanmıştır.

İngiliz resmi belgelerinde Avustralya "Terra Nullius" yani "İnsansız Toprak" olarak geçer. Bu adlandırma Avustralya'ya ilk ayak basanların kıtanın yerlileriyle karşılaşmadığından değil Kaptan Cook 1770 tarihinde onlarla karşılaştığını yazmıştır, yerlilerin insan kabul edilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu tanımlama günümüze acı bir hatıra olarak kalmıştır.Aborjinler, 1778'de Sydney Limanına ilk mahkumları getiren gemiden en az 20,000 yıl önce Güney Doğu Asya'dan Avustralya'ya geçmişlerdir. Avustralya'nın iki yüzüncü yıl kutlamaları Aborjinler tarafından, bu kuruluş onlara acı ve sefaletten başka bir şey getirmediğinden- protesto edilmiş ve bir yas günü olarak algılanmıştır. En radikal Aborjinler beyazların geldikleri yerlere geri dönmeleri gerektiğini savunurlarken, bir çoğu ellerinden alınan yaşama alanlarının iadesini ya da tazminini talep etmektedirler.

Aborjin Halkı büyük manevi kayıplar yaşamış bu arada kendi benliğine olan güvenini de büyük ölçüde kaybetmiştir. Aborjinlerin dini inanışlarına göre Hayal Zaman denilen bir dönemde ruhlar toprağın üzerinde dolaşıp tüm hareketli hareketsiz varlıkları, ağaçları, taşları, nehirleri ve insanları yaratmışlardır. Bazı yorumlamalara göre toprak ve barındırdığı her varlık bütünüyle kutsaldır. Çitleri, demiryolları ve hayvanlarıyla beraber gelen beyaz adam da bu kozmosun bir parçası olduğundan yerlilerin ona karşı bir müdahale hakları olamaz. ( Bruce Chatwin'in "Songlines" adlı eseri Aborjin dini inanışları ve açılımları ile ilgili derinlemesine ve tarafsız bir okuma için önemli bir kitaptır.)

Toprağı mülk olarak gören Avrupalının yaklaşımıyla taban tabana zıt bu inanış bugünkü toprak talebi tartışmalarının kökenine ışık tutar. Avustralya'da geniş bazı topraklar yerlilere ayrılmıştır (rezerv kampları). Ama tıpkı Güney Afrika'daki uygulamalar gibi, bu topraklar çorak ve sahillerden uzak bölgelerdir. Üzerlerinde yaşayan yerlilerin kendi kendilerini yönetme hakkı da bulunmamakta, misyonerler, polis, ya da hükümetin atadığı yöneticiler buralarda idareyi ellerinde tutmaktadırlar. Bir çok topluluk bu yüzden kendi başına bırakılmayacak kadar yönetim pratiğinden uzak kalmıştır. Bu insanların bu topraklardaki hakları bir maden bulunduğunda ya da başka bir ekonomik değer orada meydana geldiğinde, hemen ellerinden alınmaktadır. Bazı şeyler değişmektedir, örneğin Ayers Kayası (Uluru) ruhlar tarafından verildiği Pitjanjatjara kabilesine geri verilmiştir.Ama bir çok anlaşmazlıklar çözüm beklemeye devam etmektedir. Avustralya'daki toprak hakları ile ilgili daha fazla bilgi için Survival International (11-15 Emerald St. London WCIN 3QU;020 7242) ile temasa geçebilirsiniz.

Bu bir devlet için gayet nazik bir durumdur. Maorilerin durumundan farklı olarak Aborjinlerin kolonicilerle yapmış oldukları bir anlaşma, dolayısıyla hukuki sürece başlamak üzere bir esasları bulunmamaktadır.İki tarafın da üzerinde anlaşabileceği bir taslak ortaya çıkarmak zor gözükmektedir ama bu insanların değişen politik durumun ve heveslerin oradan oraya sürüklemesine izin vermeyecek yazılı bir garantiye de ihtiyaçları vardır.

Belli bazı varoşlarda az sayılarda bulunabiliriler (Redfern,Sydney) ama turistlerin dolaştığı bölgelerden özellikle uzak dururlar.Bir çoğu Queensland ve Kuzey Bölgesinin kendilerine ayrılmış yerleşim birimlerinde, küçük kasabalarında ve bu kasabaların civarında yaşarlar. Kuzey Bölgesinde nüfusun dörtte biri Aborjindir ve eyaletin üçte biri onlara ayrılmış topraklardır. Bir Aborjin kampı ancak özel izinle ziyaret edilebilir. Eğer ziyaret için özel bir sebep belirtebiliyorsanız Toprak Konseyine yazıp dört ila altı hafta arasında cevap beklemelisiniz. Bu izin için gerekli adresler kitabın ilgili bölümünde verilecektir. Daha fazla bilgi için büyük şehirlerde bulunan Aborjin Destek Guruplarına başvurabilirsiniz.Avustralya'nın kuzey batısında rezerve kampları dışında az sayıda Aborjin misyon evlerinde yaşamaktadır. misyon evlerine girmek ise Aborjin kamplarına girmekten çok daha kolay olacaktır, tabi Türk olduğunuzu belirttiğinizde durum biraz değişebilir.

Aborjinlerin ortalarda gözükmeyişi onları sık sık görüp konuşma planlarınız bozmuş olabilir fakat onları gördüğünüzde canınız daha da çok sıkılabilir. Alice Springs'e trenle yolculuk ederken geçilen küçük kasabaların istasyonlarında rayların dibine oturmuş, cansız gözlerle kameralara, trenlere ve kalkan tozlara bakarlar. Halleri son derece can sıkıcıdır. Bazı yerlerde turistleri durmamaları ya da bakmamaları için uyaran levhalar vardır. Bu uyarılara aldırmayan bir çok kişi araçlarına gelen taşlara katlanmak zorunda kalmıştır.

Ama Aborjinlerle tüm karşılaşmalar da sıkıcı değildir. Birçokları beyaz Avustralyalılar gibi güler yüz ve dost canlılığı sergiler. Ülkenin kuzeyinde oto stop yapıyorsanız onlarla beraber olma şansınız yüksektir. Onlarla konuşmayı deneyebilirsiniz fakat bu rastladığınız Aborjin'in ruh haline ve dünya görüşüne bağlıdır. Eğer Aborjin kültüründeki yabancılarla sohbeti hoş karşılamayan kurallara bağlı birine denk geldiyseniz pek şansınız yoktur. Kuzey Queensland'de bir parkta sigara içen ve polisi görür görmez hemen ortalardan kaybolan Aborjin guruplarını da görebilirsiniz.

Aborjin sorunu karmaşıktır ve geçmişte uygulanan vahşetin günümüzde pek insanca! kabulü ve eleştirisi çok da etkili olmamaktadır. Beyaz Avustralyalıların 200 yıllık işgalinin Aborjinlere yok oluş, kölelik ve ekonomik sefalet getirildiğini kabul etmesi yine de önem taşımaktadır. Aborjin kanı taşıyan az sayıda insan belli mevkilere gelmiştir ama büyük çoğunluk sessiz ve güç yaşamlarına devam etmektedir. Modern hayata adapte olabilmiş Aborjinlerin eski adetlerini de sürdürme isteği beyazlar tarafından anlamsız görülmektedir. Sporda, resimde ya da aktörlükte kendini kanıtlamış az sayıdaki yerlinin zaman zaman başlarına gelenler tam bir eşitliğin gerçekten yerleşmediğini kanıtlamaktadır.

Aborjinler arasındaki alkolizm ve suç oranları dehşet vericidir. Ortalama yaşam süresi beklentileri beyaz Avustralyalılardan 20 yıl daha azdır, ayrıca tedavi imkanları ile barınma şartları da umutsuzdur. Aborjinler ayrımcı (apartheid) politikaya maruz kalan Güney Afrikalı siyahlarla mukayese edilmektedirler ve gerçekten de benzerlikler bulunmaktadır. Ama bu karşılaştırma tam da adil değildir çünkü Avustralya'da ırk ayrımı yasalarda yer almamaktadır.Aborjinler 1967'de tam vatandaşlığa kavuşup yasal ve eşit haklara sahip olmuşlardır. Aborjinlerin gelirinin %70'inden fazlası hükümetin fon aktardığı Aborjin Televizyonu, Aborjin Müzik Kayıtları, Aborjin Elektronik Sözlüğü gibi karlı kalemlerden oluşmaktadır. Birçok beyaz destek gurubu onların sağlık koşullarını iyileştirmek, eğitimlerini geliştirmek ve özellikle de yaşamlarını kendi ellerine vermek için mücadele etmektedirler.

Asıl reformlar hukukun uygulanmasındaki başarılarla ortaya çıkacaktır. Irk ayrımcılığı beyaz nüfus arasında özellikle güneyde yaygındır. Bir çok beyaz çocuğa okullarda, Aborjinlerin, Avrupa kökenli yüksek kültürü reddeden vahşiler olduğu öğretilmektedir. Şehirlerde yerliler için aşağılayıcı lakaplar düşünmeksizin kullanılmaktadır. Daha da vahimi şehirlerde tanışacağınız beyaz Avustralyalılar size siyahlarla konuşmamanızı, arka semtlere arabanızı park etmemenizi ve onlara karşı kendini korumak için silah taşımanız gerektiğini söyleyeceklerdir. Bunlar zırvalıktır. Beyazlar tarafından provokasyon olmadan gerçekleşen bir saldırı hiç olmamıştır. Eğer olsaydı eminin gazeteler bunları duyururlardı. Aksine gazetelerde beyazlar tarafından kötü muameleye maruz kalan Aborjinler ile ilgili haberler sürekli yayınlanmaktadır. Özellikle uzak bölgelerde göz altına alınan Aborjinlerin skandal sayılabilecek rakamlardaki ölümleri dikkat çekicidir. Polisin intihar ettikleri yönündeki açıklamaları çok az insanı inandırmaktadır.

Diğer taraftan Aborjin sanatı ve kültürü ülke boyunca bir çok müze ve galeride sergilenme fırsatı bulmaktadır. bunların en iyilerinden biri Adelaide'deki Tandanya Aborjin Merkezidir. Aborjinlerle ilgili bir çok kitap yazılmıştır. (A.P. Elkin'in Avustrayla Aborjinleri adlı eseri son derece popüler olmuş ve ilk yayınlandığı 1938'den beri bir çok baskı yapmıştır.)

Kathie Walker gibi Aborjin yazarlar epey tanınmışlardır. Batı Avustralyalı yazar Sally Morgan kendi otobiyografisinde, yarı Aborjin olduğunu anlatır ve bu konuyu irdeler. "Benim Yerim" (My Place) adlı bu otobiyografide Aborjinlerin bir kaç on yıl öncesine dek katlandıkları barbarca uygulamalar, çocukların ailelerinden alınıp medenileşmeleri için beyaz ailelerle yaşamak zorunda bırakılmaları gibi anlatılmaktadır.

Aborjin kültürünü ilk elden hissetmek için yeterli fırsata sahip olacaksınız. Az sayıdaki Aborjin müzik gurubu çalışmalarını sergilemektedirler ama bunlar Doğu sahilindeki DJ ve kulüp sahiplerinden pek ilgi görmemektedirler. Turistik hediye dükkanlarında Aborjin el sanatları örnekleri bulunabilir. En azından bu ürünlerin gelirini bir kısmı yaratıcılarına gitmektedir.

Rapor Et
Eski 13 Eylül 2006, 03:27

Aborjin Soykırımı

#5 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Aborjin Soykırımı

Avusturalya'nın yerli halkı "aborijinler" olarak bilinir. Kıtada binlerce yıldır yaşamakta olan bu insanlar, Avrupalı göçmenlerin ülkede yayılmasıyla birlikte tarihin en büyük soykırımlarından birine maruz kaldılar. Bu soykırımın ideolojik temeli ise, Darwinizm'di. Darwinist ideologların Aborijinler hakkındaki görüşleri, bu insanların maruz kaldıkları vahşetin teorisini oluşturdu.
46a
ABORİJİN KATLİAMI
Avustralyalı yerliler Aborijinler, evrimciler tarafından gelişmemiş bir insan türü olarak görüldüler ve katledildiler.
Londra Antropological Review'den evrimci antropolog Max Muller, 1870'de insan ırkını yedi kategoriye ayırmıştı; Aborjinler en altta yer alıyordu ve Avrupalı beyazların soyu olan Aryan ırkı en üst sırada idi. Ünlü bir sosyal Darwinist olan H. K. Rusden ise Aborijinler hakkında 1876 yılında şöyle bir açıklamada bulundu:
En uygunların yaşaması, kuvvetin haklı olduğu anlamına gelir. Bu nedenle aşağı ırk olan Avustralyalıları ve maori ırkını yok ederken acımasız ve değişmeyen doğal seleksiyon kanunlarını yerine getiririz… ve mirasını soğuk kanlılıkla kabul ederiz.
Tazmanya Royal Society'nin başkanı olan James Barnard ise 1890'da; "yok etme işlemi evrim ve en uygunların yaşama kanununun bir aksiyonudur" dedi ve "bu nedenle Avustralyalı Aborjinleri öldürme konusunda suçlamayı hak eden herhangi bir sebep yoktur" diye devam etti.
Darwin'in beslediği bu ırkçı, acımasız ve vahşi görüşler sonucunda, Aborjinleri yok etmeye yönelik korkunç bir katliam başlatıldı. Aborjinler öldürüldükten sonra, kafatasları istasyon benzeri yerlerin kapılarına asıldı. Aborjin ailelerine zehirli ekmek verilerek öldürüldüler. Avustralya'nın birçok yerindeki Aborjin yerleşim birimleri 50 yıl içinde vahşi bir biçimde ortadan kalktı.
Aborjinlere yönelik uygulamalar, katliamlarla da bitmedi. Bu ırka mensup pek çok insan, denek hayvanı muamelesi gördü. Washington D.C.'deki Smithsonian Enstitüsü çeşitli ırklardan 15.000 kişinin kalıntılarını elinde tutuyordu. Hayvandan insana geçişte "kayıp halka"yı oluşturup oluşturmadıklarını gözlemlemek amacıyla ise 10.000 Avustralya Aborjin yerlisi gemiyle British Museum'a götürüldü.
46b Müzeler sadece kemiklere ilgi duymakla kalmamış, aynı zamanda Aborjinlere ait beyinleri saklayarak iyi fiyata satmışlardı. Ayrıca örnek (numune) olarak kullanılmak amacıyla Avustralya Aborjinlerinin öldürüldüklerine dair kanıtlar da vardır. Aşağıda verilen bilgiler, bu acımasızlığın göstergeleridir:
* "1866'da Bowen, Queensland'ın Belediye Başkanı olan Korah Wills, bilimsel bir numune edinmek amacıyla, 1865 yılında yerli kabile üyesini nasıl parçalayarak öldürdüğünü açık bir şekilde, çizimlerle anlatmıştı.
* Sidney'deki Avustralya Müzesi'nin müdürü Edward Ramsey (1874-1894), Aborjinler'i "Avustralya hayvanları" olarak adlandırdığı bir müze kitapçığı yayınladı. Kitapçıkta aynı zamanda henüz öldürülmüş örneklerin cesetlerinin nasıl çalınacağı ve kurşun yaralarının nasıl tıkanacağı konusunda da talimatlar yer alıyordu.
* Alman evrimci Amalie Dietrich (takma adı Kara Ölüm Meleği'dir) Avustralya'ya gelmiş ve Aborjinleri öldürüp derilerinin içini doldurarak saklamak için izin istemişti. Ve ne yazık ki, kısa süre sonra evine elde ettiği örnekleriyle dönmeyi başardı.
* Yeni bir Güney Galler misyoneri, Aborjin erkekleri, kadınları ve çocuklarından oluşan bir grubun atlı polis tarafından katledilişine tanık olarak dehşete düşmüştü. Ardından da 45 kafatası kaynatılmış ve aralarından en iyi 10 kafatası denizaşırı ülkelere gönderildi.
Aborijinlere uygulanan soykırım 20. yüzyılda da devam etti. Bu soykırımın yöntemleri arasında, Aborijin çocuklarının ailelerinden zorla koparılması da vardı. Philadelphia Daily News gazetesinin 28 Nisan 1997 tarihli sayısında, Alan Thornhill tarafından hazırlanan haberde, Aborjinlere karşı kullanılan bu yöntem şu şekilde anlatılmıştı:



Son Düzenleyen GusinapsE; 21 Eylül 2006 @ 19:18.
Rapor Et
Eski 21 Eylül 2006, 19:18

ABORJİN AİLELERİ KAÇIRILMALARININ HESABINI SORUYORi)

#6 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
ABORJİN AİLELERİ KAÇIRILMALARININ HESABINI SORUYOR
Associated Press-Avustralya'nın terk edilmiş Kuzeybatı çöllerinde yaşayan Aborjinler, çocuklarının devletin sağlık yetkilileri tarafından alınmaması için, açık renk derili olanları kömür ile boyuyorlardı.
Kaçırılan çocuklardan biri yıllar sonra şöyle diyordu: "Yetkililer buldukları anda sizi alıp götürüyorlardı, halkımız bizi saklıyor, kömürle derilerimizi boyuyorlardı."
Çocukken kaçırılmış bir işçi; "Moola Bulla'ya götürüldüğümde sadece 5 ya da 6 yaşındaydım."
Onun hikayesi, "çalınan nesil" ile ilgili soruşturma başlatan Avustralya İnsan Hakları ve Eşit Fırsatlar Komisyonu tarafından dinlenen binlerce ifadeden yalnızca birisiydi. 1910 yılından 1970'lere kadar Aborjin ailelerden 100.000 kadar çocuk kaçırılmıştı... Açık tenli Aborjin çocuklar ailelerinden kaçırılarak, evlatlık olarak beyaz ailelere veriliyordu. Kara derili olanlar öksüzler yurduna yerleştiriliyordu.
Görüldüğü gibi yapılan insanlık dışı muameleler, katliamlar, acımasızlıklar, vahşet ve soykırım, hep Darwinizm'in "doğal seleksiyon", "yaşam mücadelesi", "güçlü olanın elenmesi" tezleriyle meşrulaştırılıyordu.
Aborjin yerlilerinin yaşadıkları tüm bu korkunç olaylar ise, Darwinizm'in dünyaya getirdiği belaların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyordu.

Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.552 saniyede (89.29% PHP - 10.71% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 10:18
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi