Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Uygur Edebiyatı

Bu konu Türk Dili ve Edebiyatı forumunda Blue Blood tarafından 24 Şubat 2010 (12:54) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
1655 kez görüntülenmiş, 0 cevap yazılmış ve son mesaj 24 Şubat 2010 (12:54) tarihinde gönderilmiştir.
  • Bu konuyu beğendiniz mi?   
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 24 Şubat 2010, 12:54

Uygur Edebiyatı

#1 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Uygur edebiyatı
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Uygur edebiyatı, Uygurların tarih içinde olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazındır. Burkancılık (Budizm) ve Manihaizmin yanında Nasturilige ait eserlere de pek az olarak rastlanır. Çeviriler (önce, Sanskritçe, Toharca, Tibetçe ve Soğdakca'dan yapılmıştır. Bu arada yazı da değişmiş, bengü taşlarında kullanılan Köktürk yazısının yerini Soğdak yazısından geliştirilmiş bulunan Uygur yazısı almıştır. Uygur yazısı yanında az da olsa Köktürk, Brahmi, Tibet, Soğdak ve Mani yazıları da kullanılmıştır.

Tarihçe

Büyük Hunların torunları olan Uygurlar, Selenga Irmağı'nın etrafında yaşıyorlardı. Başlangıçta Göktürk Devleti'ne bağlı olan Uygur beyleri, 745 yılında onların içine düştüğü kargaşadan faydalanarak bu devleti ortadan kaldırır ve kendi devletlerini kurarlar. Köktürklerin meydana getirdiği Bengü taş edebiyatını, Orhun bölgesinde bulundakları süre içinde sürdürürler. Ancak 840 yılında Kırgızların Uygurları bu bölgeden atmaları nedeniyle bunların bir kısmı Çin tarafına (Kansu Bölgesi), bir kısmıda bugünkü Doğu Türkistan'a (Turfan ve Kaşgar) göç ederler. Bengü taş edebiyatını devam ettirmelerinin yanı sıra asıl edebi eserlerini burada vermişlerdir. Kâğıtlar üzerine yazdıkları bu eserlerde Uygur alfabesini kullandlar. Bu alfabe Soğd alfabesinin geliştirilmişidir. Bu alfabenin yanı sıra az da olsa Mani ve Brahmi yazılarını kullanan Uygurlar, taş ve kâğıt üzerine yazılmış çeşitli metinlerin yanı sıra kütük basması eserler bırakmışlardır. Uygur edebiyatının en önemli iki özelliği dinî olması ve tercümeye dayanmasıdır. Bunlarla birlikte falcılık, astronomi, tıp ve şiirle ilgili olanlarda vardır.


8-13. yüzyıllar arası

9. yüzyıldan itibaren yazılı Türk edebiyatının merkezi, Ötüken'den Tarım havzasındaki Hoço ve Turfan şehirlerine kayar. Tarım havzasında meydana getirilen edebiyata "Uygur Edebiyatı" denilir. Bu edebiyat 14. ve 15. asırlara kadar devam eder. Kâşgarlı Mahmud, Türk dilinin aslî harfleri olarak Uygur harflerini verirken şöyle der: "Eski zamandan bugüne kadar, Kaşgar'dan Yukarı Çin'e dek kuş bakışıyla bütün Türk ellerinde, hakanların ve sultanların kitaplarında ve yazışmalarında bu yazı kullanılır." Esasen Uygur ve Karahanlı eserlerinde kullanılan dil de -dinle ilgili kelime ve terimler hariç- aynıdır. Bu dönemde Tarım havzasındaki Uygur Edebiyatı ikiye ayılır:

Manici Edebiyat

Kutlug Bilge Kül Kağan (Qutluğ—Bilgä Kül Qağan)'ın ikinci oğlu Tengri Kağan (Tängri Qağan) (759-779) 762 yılında Mani dini (یین مانی Āyin e Māni; 摩尼教, Móní Jiào)'ne dönmüş, daha sonra yeğeni Tun Bağa Tarkan tarafından öldürülmüştür.
Mani dinine inanan Uygurların meydana getirdiği edebiyat, bu dininin yaygın olduğu dönemde meydana getirilen düz yazı eserler sayıca ve hacım bakımından çok değildir. Bunların da çoğu dini metinler ve dualardır.
Tahminen 930 yılında ve Köktürk harfleri ile kaleme alınmış olan "Irk Bitig" (Fal Kitabı), Mani çevresinde yazılmış önemli bir metindir. Tarım havzasında bulunmuş diğer Mani metinleri arasında "İki Yiltiz Nom" (İki Kök Kanunu) adlı Mani din felsefesi ile ilgili bir eser'de, dualar, vaaz parçaları, manastır nizamnameleri ve bazı hayvan masalları vardır. Ayrıca Turfan'da bulunan "Huastuanift" adlı eser Mani dinine ait uzunca bir tövbe duasıdır. Eski eser Uygur betiğinde, Uygur dilinde yazılmış "Huastuanift" - "Manice bir pişmanlık duası" Sovyet araştırmacı S.E. Malov, Çin tarihi eski kitapları hakkında eğitim gördükten sonra, 5. yüzyılda, Uygur tarihçisi Turgun Almas'da, milattan önce birkaç yüzyıl önce yazıldığını ileri sürerler. 1000 yılında Arap tarihçisi El-Birûni'de, "Doğu Türklerin çoğunluğu, Çin ve Tibet halkı ve az sayıda Hindistanlı Mani dinine aitti." diye yazmıştır.

Burkancı Edebiyat

Burkancı (Budist) Uygurların düz yazı olarak meydana getirdikleri edebiyati konularına göre üçe ayırılır:
Catikler

(Hintçe: jātaka Sanskritçe: जातक), "Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikayesi" adıyla meşhur olan "Edgü Ogli Tigin ile Ayig Ogli Tigin (İyi Düşünceli Şehzade ile Kötü Düşünceli Şehzade)" en tanınmış, catiklerden biridir. Toharca'dan çevrilen bir başka eser de Maytrisimit'tir. Prajnaraksite adlı il-Balık'lı (Bugünkü Gulca yakınlarında) bir Türk tarafından tercüme edilen eserde Maitreye Burkan'ın efsanevi hayatı anlatılır. Maitreye, Müslümanların Mehdisi gibi, istikbalde gökten yere inip insanları nirvanaya ulaştıracak olan bir Burkan'dır. "Uluş" adı verilen bölümlerden meydana gelen Maytrisimit dramatik özelliği ile dikkati çeker.
Sudurlar

(Hintçe: sutra; Sanskritçe: सूत्र, sūtra), Beşbalık'lı Uygur bilgini Singku Seli Tutung[4] (Shingko Seli-Tutung) tarafından Çince'den Uygurca'ya çevrilmiş olan eser, "Altun Yaruk" (Suvarṇaprabhāsa; Altın lşık) isimli en hacimli sudur[5]. Araştıcılar tarafından en iyi işlenmiş metinlerden biri olan "Sekiz Yükmek" (Sekiz Tomar, Sekiz Yığın) adlı sudur, Uygurlar arasında çok yayılmış olan dini bir eserdir.

Diğer eserler

Burkancılıkta "catik" ve "sudur" adı verilen ve halk arasında yayılmış bulunan eserlerden başka "vinaya" ve "abhidharma" denilen eserler de vardır. Burkan rahiplerinin yaşayış kurullarını anlatan eserlerin Uygurca tercümesine rastlanmamıştır. Abhidharmalar, Burkan felsefesi ile ilgili eserlerdir. Vapşi Baksi adlı Uygur tarafından yazılan bir abhidharma, uyaksız beyit kavramları maddi benzetmeler kullanarak basit bir şekilde anlatır.

13. yüzyıldan sonra

13. yüzyılda Doğu Türkistan ve civarı Müslümanlaşmaya başlayınca Budizm Kansu bölgesine çekilmiş ve gittikçe azalan Sarı Uygurlar arasında zamanımıza kadar devam etmiştir. Müslüman Uygurlardan da bazı şiirler kalmıştır. Reşid Rahmeti Arat'ca Eski Türk Şiiri'nde yayımlanan şiirler, şekil bakımından Manici ve Burkancı şiirlerden daha düzenlidir. Doğu Türklerin İslamiyeti kabulü ile Türk edebiyatında yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönemin ilk doruk eseri Kutadgu Bilig'dir.
Ali Şîr Nevaî, Amannisa Hanım, Abdulhalûk Uygur, Lutpulla Mutellip, Turgun Almas ve Ziya Samedi gibi ünlü Uygurların Uygur edebiyatına önemli katkıları olmuştur.
Rapor Et
Reklam
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.149 saniyede (69.25% PHP - 30.75% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 08:10
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi