Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Dil Hataları - Anlatım Bozuklukları

Bu konu Türkçe Dil Bilgisi forumunda yüksel2 tarafından 27 Mart 2008 (21:37) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
26968 kez görüntülenmiş, 5 cevap yazılmış ve son mesaj 7 Şubat 2014 (12:11) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 27 Mart 2008, 21:37

Dil Hataları - Anlatım Bozuklukları

#1 (link)
yüksel2
Ziyaretçi
yüksel2 - avatarı
Zamanla yapıla yapıla herkes tarafından kabul görmüş aslında yanlış olan dil hataları.
Galati meşhur, lugati fasihadan evladir.Yani;meşhur olmuş, yaygınlaşmış yanlış kelime ve kullanımlar, artık unutulmuş ve bilinmeyen doğru kullanımlara tercih edilmelidir şeklinde bir yaklaşımdır. "Galat-ı meşhur, lügât-ı fasîhten evlâdır" sözüyle yanlış kullanılan yerleşmiş kelimelerin tercih edilebileceği belirtilir.

'Halka göre galat-ı meşhur lugat-ı fasıhadan evladır, âlimlere göre ise, lugat-ı fasıha galat-ı meşhurdan evladır.'


Yaygın Hata:

1-En ünlü örneği 'eski devlet bakanı' derken yapılanıdır, devlet eski bakanı doğrusudur.
2- "kabus" kelimesinin "ka"sı aslında "kafa" kelimesindeki gibi kalın söylenmelidir.Ancak halen yaygın olarak "kağıt"taki gibi ince okunur.Yanlıştır ama yaygındır, o halde ince okunuş tercih edilmelidir.
3- "geçtiğimiz hafta" mantıksal olarak yanlıştır; çünkü biz zamanı geçemeyiz, zaman bizi geçer.Doğrusu "geçen hafta"dır.
4-evrak-aslen yapraklar anlamındadır.Tek parça için kullanılır oysa ki tek parça için kullanılacaksa varak denilmelidir,varak tekil evrak çoğuldur yani.
5-Tüccar-aynı şekilde tüccar da tacirin çoğuludur tek bir kişi için kullanımı yanlıştır.
6-Fukara-bu kelime de fakirler anlamındadır;tek kişi için kullanılacaksa fakir kelimesi tercih edilmelidir.
7-Evlat-velet kelimesinin çoğuludur;tek bir kişi için kulllanılacaksa velet kelimesi kullanılmalıdır.
8-Sözcüklerin çarpitilmasinin nedenlerinden biri de, bir atasözü ya da deyim içinde yer alan ve yeterince bilinmeyen bir kelimenin yanlislikla baska kelimelerle yer degistirmesi; atasözünün geneline bakilarak anlami anlasildigi için de bunun bir hata oldugunun farkedilememesidir. Ateş olsa cirmi kadar yer yakmak örnegindeki cirim kelimesi, hatalı olarak cürüm seklinde kullanılır. Oysa cirim "hacim, ebat" anlamlarına gelirken ve bu cümleye "en fazla kendi boyutun kadar zararin olur" anlamını katarken, cürüm kelimesi "suç, hata" anlamlarını taşımakta ve cümleye bir anlam katamamaktadır.Bu son örnekte, hatanın üzerine yapılan bir hata da ünlü düşmesinin gözardı edilmesidir. Cümlenin en dogru sekli "ateş olsa cirmi kadar yer yakmak"tır.Kelimelerin dublörlüğünü yaparak onları gözlerden saklayan bu sözcüklerin -hatali kullanımı teşvik etmek dışındaki- en büyük zararı, asil sözcügün toplum içinde bilinip kullanılmasını engellemesidir.Örneğin; cirim kelimesini tanıma fırsatını bulamamış olan nesiller, bunu cümle içinde bile kullanamamaktadır.
alıntı
Rapor Et
Reklam
Eski 14 Nisan 2008, 14:24

Dil Hataları - Anlatım Bozuklukları

#2 (link)
nünü
Ziyaretçi
nünü - avatarı
ANLATIM BOZUKLUKLARI


ANLAM BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

1)Gereksiz Sözcük Kullanma:
Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
*Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
*Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
*Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
*Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.
*Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.
*Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
*Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.
*Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.
*Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.
*Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.
*Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.
*Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.
*Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.
*Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.
*İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.
*Bu saatte oraya yalnız gidemem;seninle birlikte gitmek istiyorum.
*İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.
*Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?
*Biz onlara iki günde bir, gün aşırı giderdik.
*Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı çıkıyorduk.
*Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.
*Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi unutur.
*Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var mı diye sordu.
*Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi problemleri tartışılacak.

2)Sözcükleri birbiriyle karıştırma:
Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.

*Geri kalmışlık Türkiye'ye özel bir durum değil.
*Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış.
*Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim.
*Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir.
*Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi.
*Vatandaşlarımız arasında din ,dil,ırk ayrıntısı yapılamaz.
*Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir.
*Uzun saçlı bir genç geldi,kendini bize tanıştırdı.
*Vezüv etken bir yanardağdır.
*Deterjandan elleri tahrip oldu.
*Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır.
*Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı.
*Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.
*Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor.
*Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel.
*Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.
*Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
*Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu.

3)Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma:
Sözcük anlamlarına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım bozukluğu doğar.

*Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar.
*Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz.
*Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok.
*Alınan bunca borç Türkiye'nin Avrupa'ya bağımlı olmasını sağladı.
*Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü kutlanıyor.
*Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim.
*Annesi iyi çorap dokurdu.
*Ektiğin fidanlar meyveye döndü.
*Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi.
*Aldıkları para mutluluklarına yol açtı.
*Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi.
*Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum.
*Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı.
*Tırnakların bir hayli büyümüş.
*Dünden itibaren yağmur yağıyor
*Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar.
*Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır.
*Bu gençleri azımsamak ,onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil.

4)Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık:
Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar.

*Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor.
*Yiyecekleri kokturmuşsun.
*Bölgevi sorunlar artıyor.
*Her şeyi pahalılandırmışsınız.
*Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır.
*Dilimizi çirkinletmeyelim.
*Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı?

5)Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:
Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

*Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.
*Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.
*Eski Adana millet vekillerinden biri daha ölmüş.
*Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkana uğrardı.
*Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.
*Burada her Allah'ın günü kaza oluyor.
*Başbakan Çin'e bu yılın sekizinci büyük gezisini yapıyor.
*Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.
*Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri gezecek.
*Ağrısız kulak delinir.
*Atatürk'ün 119.doğum yılı törenle kutlanmıştı.
*Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.
*THY'ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.

6)Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:
Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.

*Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.
*Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş olmalı.
*Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.
*Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
*Müdür Bey bu adam için:"Çok mütevazı , burnundan kıl aldırmayan biridir."diyor.
*Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
*Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
*Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.

7)Deyim ve Atasözü Yanlışları:
Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline,kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır.Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez.Kullanılan deyim, cümleye de uygun olmalıdır.

*Babasını görünce paçaları tutuştu.
*Çok acıktım midem zil çalıyor.
*O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez.
*Ona ayak bağı oluyor , işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
*Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.
*Alma garibin ahını çıkar aheste aheste.
*Ev sahibi ,Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.
*Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin dikkatini çekmişti.Tüm dinleyiciler kulak kabartmış ,konuşmacıyı dinliyordu.
*Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.
*Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir.

8)Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:
Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.

*Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim.
*Benden kuşku etmemelisin.
*Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez.
*Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum.
Not:Bu konuyu bazı kaynaklar anlatım bozukluğu olarak kabul etmez.ÖSS'de de şimdiye kadar böyle bir soru çıkmamıştır.

9)Mantık Hataları:
İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun olması gerekir aksi taktirde anlatım bozukluğu yapılmış olur.

*Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile çıkılmaz.
*Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
*Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme;hatta sara nöbetlerine dahi yol açabilir.
*Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıda sardı ve müşteriye verdi.
*Karar TBMM'nin 230'a karşı 190 oyla aldığı bir kararla kabul edildi.

10)Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:
Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı taktirde bir anlam belirsizliği ortaya çıkar.Cümlenin başına hem senin hem de onun zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır.Bu tip cümlelerdeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine iyelik zamirinin getirilmesi gerekir.Aksi taktirde anlam belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu doğar.

*Ehliyetini polis almış öyle mi?
*Bana ne söyleyeceğini biliyorum.
*Geleceğini ben biliyordum.
*Yarışmada birinci olduğuna sevindim.

Not:Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.

*Hırsız, çocuğu kovaladı.
*Genç, adama seslendi.
*O, soruları yapamadı.

11)Karşılaştırma Hataları:
Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir.Bu tip karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı giderilmediği taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

*Adam,politikayla karısından çok ilgileniyor.
*Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.
*Sen onu benden çok aradın.

DİLBİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

1)Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Yüklemle ilgili yanlışlıklar, yüklemin çatı,kişi,zaman,yardımcı eylemler,ek eylemler gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.

*Kahvaltıda peynir,ekmek ve çay içtik.
*İçkiyi az sigarayı hiç içmem.
*Kimin dürüst,kimin dürüst olmadığını biliyor.
*Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.
*Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.
*Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.
*Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.
*Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.
*Boyu kısa , bedeni de pek biçimli değildi.
*Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.
*Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası almayanlar katılabilecek.


2)Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:
Cümlede öznenin bulunmamasından,öznenin gereksiz ekler almasından, ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi kullanılmasından kaynaklanır.

*Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.
*O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.
*Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.
*Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.
*Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza yaptı.
*Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.
*Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor,yerinden kalkamıyordu.
*Filmin güzelliği herkesi etkiledi;çünkü güzel çekilmişti.


3)Özne Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım Bozukluğu:
Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması gerekir;aksi taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

a)Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur;ancak topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.

*Bizim takım sahaya çıktılar.
*Takımlar nihayet sahaya çıktılar.
*Ordular uzun süredir savaşıyor.

b)Bitki,hayvan,cansız varlık ve organ isimleri çoğul durumda özne ise yüklem tekil olur.

*Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.
*Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.
*Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.
*Seni görünce gözlerim dolar.
Not:İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul özne ise yüklem de çoğul olabilir.
*Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
*Martılar bize selam getirdiler.
*Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.

c)Eylem isimleri ,çoğul özne ise yüklem tekil olur.
*Gülüşmeler çok uzun sürdüler.
*Tartışmalar sabaha kadar devam ettiler.

d)Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.
*İki kişi bankayı soymuşlar.
*Derse on öğrenci girmediler.
*Bana beş soru bıraktılar.



e)Saygı,sitem,küçümseme gibi durumlar için özne tekil de olsa yüklem çoğul yapılabilir.
*Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.
*Ayşe Hanım odasında yoklar.

f)Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa yüklem tekil olur.
*Hiçbiri sizi görmüyorlar.
*Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler.
*Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar.

g)Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul olur.
*Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.
*Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.

h)Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem 2.çoğul;öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.
*Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.
*Ahmetle o bu akşam gelecekler.
*Ben,sen,o burada nöbet tutacağız.
*O ve Murat bunu hemen yapacaklar

4)Tümleç Yanlışları:
Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleç,nesne,zarf tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmamışsa anlatım bozulur.Bir tümlecin birden çok yüklem için ortak kullanımı mümkündür.Ancak bu ortak tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım bozukluğu doğar.Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

a)Dolaylı Tümleç Eksikliği:

*Düşman kenti bombaladı ; ama giremedi.
*Çukurova'nın toprağı insanı diriltir, umut verir.
*Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.
*Gençlerden çok şey bekliyoruz;fakat değer vermiyoruz.
*Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.
*Bu evden nefret ediyordu ;ancak darda kalınca geliyordu.

b)Zarf Tümleci Eksikliği:
*Yeni yetişen sanatçılara yardım eder,ilgilenirdi.
*Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.
*Arkadaşlarını aradı,sonra buluştu.
*Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.
*Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için uğraşıyoruz.

c)Nesne Eksikliği:

*Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.
*Yazıya özendiği,dikkatle yazdığı belliydi.
*Sana telefon açmış,merak ediyormuş.
*Evin onarımını haftaya bitirecek , sonra da satacak.
*Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum;ama uygulayamıyorum.
*Yardıma muhtaç olanlara yardım eder , doyururdu.
*Onun sıcacık sesi bize ulaşır,mutlu ederdi.
*Yazılarında, halkı soyanlara çatar,yerin dibine batırırdı.
*Suçlunun evini bastılar,yakalayıp polise teslim ettiler.

5)Tamlama Yanlışları:

a)Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması anlatımı bozar:

*Doğa ve toplumsal olayları inceledik.
*Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.
*Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
*Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.
*Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.

b)Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad tekil olmalıdır:

*Birçok seneler geçti.
*Bizde iki türlü düşünürler vardır.
*Her türlü tedbirler alındı.
*Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.
*Bin türlü çiçekleri derledim sana.

c)Tamlayan Eki Eksikliği:

*Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.
*Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.
*Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.


d)Tamlayan Eksikliği:

*Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.
*Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.
*Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına katkıda bulunurdu.
*Çocuklarıyla her konuyu konuşur , yanlışa düşmemelerine çalışırdı.

6)Eylem - Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:
Birleşik veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen olmalıdır.
*Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.
*Bütün sahipsiz hayvanlar toplanıp şehir dışına götürecek.
*Sorular çok dikkatli okuyarak çözülsün.
*Çok emek harcanıp az para kazanabilmiş.
Rapor Et
Eski 27 Mayıs 2008, 15:45

Dil Hataları - Anlatım Bozuklukları

#3 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı

Her cümle belli bir düşünceyi, duyguyu aktarmak için kurulur. Bu cümlenin, ifade edeceği anlamı açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya koyması gerekir. Ayrıca mümkün olduğunca gereksiz unsurlardan arındırılmış olmalıdır bu cümle. İşte bu özelliği göstermeyen cümleler, anlatım bakımından bozuktur.

Bu konu ile ilgili, ÖSS’de 5 ya da 6 soru çıkmaktadır. Sadece anlamla ilgili olmayıp dilbilgisi ile de ilgili özellikler gösterdiğinden, daha önceki konuların, özellikle cümle öğelerinin, çok iyi bilinmesi gerekir.
Bu alanda sorulan sorular değişik özellikler gösterir. Bazen bir cümle verilir ve “Bu cümledeki anlatım bozukluğu nasıl giderilir?” diye sorulur, bazen de “Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır?” şeklinde sorulur.

Anlatım bozukluklarını anlama ve yapıya dayalı bozukluklar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz:


1. Anlama dayalı bozukluklar:

Bu bozuklukları birkaç bölüme ayırarak inceleyebiliriz.

* Gereksiz sözcük kullanılması
* Cümlede belirsizlik bulunması
* Birbiriyle çelişen ifadelerin bulunması
* Sözcüğün anlamca cümleye uymaması
* Sözcüklerin yanlış eyleme bağlanması
* Mantık hatasının olması
* Deyimin yanlış anlamda kullanılması
* Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
* Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.

Örneğin;

“Yaşlı adamın yüzüne dalgın dalgın baktı.”

cümlesinde “dalgın dalgın” bakanın “yaşlı” olduğunu belirtmek için, “yaşlı” dan sonra virgül gelmelidir. Aksi takdirde “yaşlı” sözü adam isminin sıfatı olacaktır.


*Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.

“Herkesi eleştirip tenkit etmek bize hiçbir yarar sağlamaz.”

cümlesinde “eleştirip” sözcüğünün verdiği anlamla “tenkit etmek” sözcüğünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse bu cümlede “eleştirip” sözü gereksizdir. Cümleden çıkarılmalıdır.

“İki kardeşten en küçüğü arkadaşımdı.”

“Bilgili insanlardan yararlanmayı, istifade etmeyi bilmeliyiz.”

cümlelerinde altı çizili sözcükler gereksizdir.


* Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer.

Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur.

“Böyle yüksek sesle bağırmana gerek yok, sağır değilim.”

cümlesinde “bağırmak” zaten yüksek sesle konuşmak anlamındadır. Öyleyse bu sözün anlamı içinde bulunan “yüksek sesle” sözüne gerek yoktur.


* Cümlede belirsizlik varsa, o cümle iyi bir cümle değildir.

Bu belirsizlik mutlaka giderilmelidir.

Örneğin;

“Geleceğini babamdan öğrendim.”

cümlesinde “geleceğini” sözü belirsizdir. Çünkü kimin geleceği belli değil. “Onun geleceği” de olabilir; “senin geleceğin” de olabilir. Bu belirsizlik giderilmeli ve sözcüğün kime ait olduğu belirginleştirilmelidir.


* Bazı eylemler olumlu durumlarda, bazıları olumsuz durumlarda kullanılır. Eylemin anlamca yanlış yerde kullanılması da anlatım bozukluğuna yol açar.

Örneğin;

“Bana yardım ederek, işi kısa sürede bitirmeme neden oldu..”

cümlesindeki “neden olmak” eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa işin kısa sürede bitirilmesi olumlu bir durumdur. Öyleyse “neden oldu” sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Bunun yerine cümle “…bitirmemi sağladı.” şeklinde bitirilebilir.


* Bazı cümlelerde mantık hatasının bulunması da o cümlenin anlatımını bozar.

Örneğin;

“Bırakın patates doğramayı yemek bile yapamaz o.”

cümlesinde “bırakın” sözcüğünün cümleye kattığı anlamdan dolayı sanki patates doğramak yemek yapmaktan daha önemliymiş gibi görülüyor. Bu yanlışın düzeltilmesi için cümle,

“Bırakın yemek yapmayı, patates bile doğrayamaz o.”

şeklinde söylenmelidir.


* Bazen sözcüklerin bağlandığı ortak eylemler de anlatımda bozukluğa yol açar.

Örneğin;

“Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı zarar mı belli değil.”

cümlesinde “yarar” ve “zarar” sözcükleri “sağladı” eylemine bağlanmıştır. Ancak “yarar sağlamak” doğru olsa bile, “zarar sağlamak” doğru değildir. Cümle;

“Bu davranışıyla bize yarar mı sağladı, zarar mı verdi belli değil.”

şeklinde söylenmelidir.


* Bu, bazen öğelerin eyleme bağlanmasında da görülür.

Örneğin;

“Ayağına ayakkabı, omzuna şal, üzerine pardesü giyip dışarı çıktı.”

cümlesinde “ayakkabı, şal ve pardesü” sözcükleri “giymek” eylemine bağlanmıştır. Oysa şal giyilmez, atılır.

* Cümlede deyimin yanlış yerde kullanılması da cümlenin anlamını bozar.

Öğretmenin anlattığı konu tüm öğrencilerin dikkatini çekmişti. Herkes kulak kabartmış, öğretmeni dinliyordu.”

cümlesinde “kulak kabartmış” yanlış kullanılmıştır. Çünkü “kulak kabartmak” fark ettirmeden dinlemek anlamındadır. Burada “kulak kesilmek” deyiminin kullanılması gerekirdi.


* Bazı sözcüklerin anlamları birbirine karıştırılabilir. Cümledeki sözcüklerin anlamına da dikkat edilmelidir.

Örneğin;

“Çocukların birbiriyle uygunluk içinde olmaları beni sevindirdi.”

cümlesindeki “uygunluk” sözü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü burada “uyum” sözü kullanılmalıdır.


* Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer doğru değildir.

Örneğin;

“Yeni elbisemi giymiştim ki kapı açıldı.”

Cümlesinde “yeni” sözünün yeri anlatımda bozukluğa yol açmıştır. Çünkü burada söylenmek istenen, elbisenin yeniliği değil, giymenin yeni yapıldığıdır. Öyleyse cümle;

“Elbisemi yeni giymiştim ki kapı açıldı.” şeklinde olmalıdır.


* Aynı anlama gelen ek ve sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Örneğin;

“Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdandır.”

cümlesinde “nedeni” sözcüğü bir olayın sebebini anlatıyor. Ayrıca “olmamdandır” sözündeki “-dan” eki de neden anlamı veren bir ektir. İkisinin bir arada bulunması cümlenin anlatımını bozmuştur. Cümle,

“Onun beni sevmemesinin nedeni, fikirlerini benimsememiş olmamdır.”

şeklinde düzeltilebilir.


Yapıya dayalı anlatım bozuklukları:

Bu tür bozukluklar daha çok, Türkçe’nin kurallarıyla ilgili olduğundan, soruları çözebilmek için dilbilgisi kurallarının iyi bilinmesi gerekir. Bu tür bozukluklar şu şekilde sıralanabilir:

* Öğe eksikliğinin bulunması
* Özneyle yüklem arasında olumluluk-olumsuzluk uyumsuzluğunun bulunması
* Özneyle yüklem arasında tekillik-çoğulluk açısından uyumsuzluğun bulunması
* Özneyle yüklem arasında şahıs yönünden uyumsuzluğun bulunması
* Tamlama uyumsuzluğunun bulunması
* Ek uyumsuzluğunun bulunması
* Etken-edilgen fiillerin bir arada bulunması
* İsim cümlelerinde ekfiilin ortak kullanılması

Şimdi bunları tek tek açıklayalım.


*Cümlede, kullanılması gereken bir öğenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak kullanılan öğelerde görülür. Çünkü Türkçede her fiil, öğeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.

Örneğin;

“Kardeşini yanına çağırdı, bir şeyler söyledi.”

cümlesindeki öğeleri inceleyelim: “Çağırdı” ve “söyledi” yüklemdir. Çağrılan ve söylenen kişi ise “kardeşi” dir. Yani “Kardeşini” öğesi her iki yüklemin ortak öğesidir. Bu ortak öğeyi yüklemlerle kullanalım. “Kardeşini çağırdı” doğrudur; ancak “kardeşini bir şeyler söyledi.” denmez, “kardeşine bir şeyler söyledi.” olmalı. “Kardeş” sözcüğünü iki kez kullanmamak için “ona” da diyebiliriz.

Başka bir örnek verelim:

“Arkadaşlarını pek sevmez, hatta çoğu zaman nefret ederdi.”

cümlesinde, sevmediği kişiler ile nefret ettiği kişiler aynıdır, yani “arkadaşları” ortak öğedir. Ancak “arkadaşlarını sevmez” dense de “arkadaşlarını nefret ederdi.” denmez; “arkadaşlarından nefret ederdi.” denmeli ya da onun yerine geçen “onlardan” sözü kullanılmalıdır.

Görüldüğü gibi bu tür bozukluklar daha çok sıralı cümlelerde görülüyor, ancak bileşik cümlelerde de bu tür öğe eksiklikleri görülebilir.


*Türkçe’de bazı özneler olumlu, bazıları olumsuz anlamlar verir. Buna göre yüklemlerin de olumlu, olumsuz çekimlenmesi gerekir.

Örneğin;

“Hiç kimse okula gelmedi, geziye gitti.”

cümlesinde gelmeyen ve gidenler aynı kişiler, ancak “hiç kimse” olumsuz bir öznedir ve yüklemi daima olumsuz çekimlenir. Oysa “gitti” olumlu bir çekimdir. Yani ikinci cümle özneyle uyum sağlamamıştır. Buna “hepsi” şeklinde bir özne getirilmelidir.

Gerçi bu, sadece özneyle ilgili bir durum değildir. Bu tür sözcükler başka öğe durumunda bulunduklarında da yüklem aynı özelliği gösterir.

Örneğin;

“Öğretmenimiz hiçbirimizi azarlamaz, çok severdi.”

cümlesinde, yine “hiçbirimizi” olumsuz olduğundan “hiçbirimizi severdi” şeklinde kullanılmaz; “hepimizi severdi” olmalıdır.


*Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.

Özne birinci tekil, ikinci tekil (ben, sen); birinci tekil, üçüncü tekil (ben, o); birinci tekil, ikinci çoğul, (ben, siz); birinci tekil, üçüncü çoğul (ben, onlar) şahıslardan oluşuyorsa yüklem, daima birinci çoğul şahısa göre çekimlenir.

“Bu işi ancak ben ve sen halledebiliriz.”

“Dışarıda sadece ben ve o küçük çocuk kalmıştık.”

“Ben ve siz yarışmada eşit durumda değildik.”

“Ben ve birkaç yaşlı adam, kahvede uzun bir sohbete dalmıştık.”

cümleleri buna örnek gösterilebilir.

Eğer özne ikinci tekil ve üçüncü tekil (sen, o); ikinci tekil ve ikinci çoğul (sen, siz); ikinci tekil ve üçüncü çoğul (sen, onlar); şahıslardan oluşuyorsa, yüklem ikinci çoğul şahısa göre çekimlenir. Ancak ikinci tekil ve birinci çoğul (sen, biz) şahıslar özne olursa yüklem birinci çoğul şahısa göre çekimlenir.

“Sen ve annen burada ne yapıyordunuz?”

“Sen hatta hepiniz bu konuda suçlusunuz.”

“ Sen ve buradaki konukların, bize yarın gelebilirsiniz.”

“Galiba sonunda senle biz aynı sonuca ulaştık.”

cümleleri buna örnektir.

Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.

“Kuşlar dallara kondular.” değil “Kuşlar dallara kondu.”

“Sevgiler gizli kaldıkça güzelleşirler.” değil “güzelleşir.” olacak.

“Çocuklar geldi.” şeklinde de doğrudur, “Çocuklar geldiler.” de.


*Bazen özneyle yüklem arasındaki uyumsuzluk, öznenin anlamından kaynaklanır.

Örneğin;

“Nüfus sayımı bu yıl yapıldı, bir hayli artmış.”

cümlesinde “yapıldı” yükleminin öznesi “nüfus sayımı”dır, “artmış” yükleminin öznesi ise “nüfus” olacaktır. Ancak cümlede “nüfus” diye bir özne yoktur. Sanki nüfus sayımı, “artmış” yükleminin öznesi olmuştur. Bu ise anlamca uygun değildir.


*Sıfat ve isim tamlamalarının aynı tamlanana bağlanması anlatım bozukluğuna yol açar. Çünkü isim tamlamalarında tamlanan iyelik eki aldığı halde sıfat tamlamalarında tamlanan ek almaz. Dolayısıyla tamlananlar, niteliği farklı olduğundan, ortak kullanılamaz.

Örneğin;

“Kaza yerine birçok askeri ve polis aracı geldi.”

cümlesinde “araç” sözü hem “askeri” hem “polis” sözcüklerinin tamlananı durumundadır. Ancak “polis aracı” isim tamlamasıdır ve tamlanan iyelik eki almıştır. “Askeri” sözcüğü ise sıfat olabilecek bir sözcüktür ve “askeri araç” şeklinde sıfat tamlaması yapar; tamlanan da ek almaz. Dolayısıyla araç sözcüğü ortak tamlanan olarak kullanılamaz. Cümle;

“Kaza yerine birçok askeri araçla polis aracı geldi.”

şeklinde olmalıdır.

Burada ayrıca sıfat tamlamalarında görülen bir özelliği de ifade edelim. Türkçe’de sıfatlar çoğul anlam verirse isimler çoğul eki almaz. Bu özellik genellikle belgisiz sıfatlarda görülür.

Örneğin;

“Geceye birçok davetliler katıldı.”

cümlesinde “birçok” sıfatı çoğul bir anlam verdiği halde davetliler sözü de çoğul eki almıştır. Cümleden çoğul eki çıkarılmalıdır.

*Cümlede eklerin eksik kullanılması cümlenin anlatımını bozar.

Örneğin;

“Her ülke, dünya devletleri arasında önemli bir yer edinmek için, ekonomik açıdan gelişmesi gerekir.”

cümlesinde “gelişmesi” sözcüğündeki iyelik ekinin, sözcüğü nereye bağladığı belli değil; “kimin gelişmesi gerekir?” diye sorarsak “ülkenin” cevabı gelir. Öyleyse “ülke” sözcüğüne ilgi eki (-in) getirilmelidir.

Bazen de bu durumun tersi görülür.

“Sanatçının, topluma yararlı bir kişi olmak için, eserinde mutlaka toplum sorunlarına yer vermelidir.”

cümlesinde “yer veren kim?” sorusuna “sanatçı” cevap verir. Oysa cümlede “sanatçının” denmiş. Ya bu sözcükteki ilgi eki kaldırılmalı ya da yüklem “vermesi gerekir” şeklinde değiştirilmelidir.


*Bazı cümlelerde ise sözcükleri birbirine bağlayan ekler yanlış kullanılmıştır.

Örneğin;

“Senin en beğendiğim yanın, derslerine düzenli çalıştığındır.”

Cümlede öğeleri ortak olarak kullanan etken ve edilgen fiiller bir arada bulunmaz.

Örneğin;

“Bütün yemekleri hazırlayıp bir kenara koyulmalıdır.”

cümlesinde “hazırlamak” etken “koyulmalıdır” edilgen fiillerdir. Bunların aynı öğelerle kullanılması bozukluğa yol açmıştır. Cümle;

“Bütün yemekler hazırlanarak, bir kenara koyulmalıdır.”

şeklinde düzenlenirse bozukluk giderilir.

Sıralı isim cümlelerinde ekfiilin kullanılması da bazen bozukluğa yol açar.

Örneğin;

“O yaşlı şair geleneklere bağlı, ama yeniliklere kapalı değildi.”

cümlesinde iki yargı vardır: Şairin geleneklere bağlı olduğu, aynı zamanda yeniliklere de kapalı olmadığı, oysa cümlede “bağlı” sözü yüklem gibi kullanılmadığından “değildi” edatına bağlanıyor ve böylece şairin geleneklere bağlı olmadığı anlamı çıkıyor. Bunu engellemek için “bağlı” sözü “bağlıydı” şekline getirilmelidir.
Rapor Et
Eski 18 Nisan 2010, 08:41

Dil Hataları - Anlatım Bozuklukları

#4 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
ANLATIM BOZUKLUKLARI
*Anlatım bozuklukları konusu, öğrenciler tarafından en zor konu olarak algılanmaktadır. Bu aslında bir bakıma doğrudur. Çünkü, bu konu, tüm dilbilgisi konularını içermektedir. Yani anlatım bozukluklarının bulunabilmesi için, diğer dilbilgisi konularının iyi bilinmesi gerekir.
*Anlatım bozukluklarının bulunabilmesi için, öncelikle kaliteli bir cümlenin nasıl olması gerektiği kavranmalıdır.
*Kaliteli bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz. Cümle kolay anlaşılır olmalıdır. Cümlede kelimeler özenle seçilmelidir. Gereksiz ayrıntılara yer verilmemelidir. Cümle kısa ve akıcı olmalıdır. Cümlede yapmacıksız ve içten bir anlatım olmalıdır.
Öss ile ilgili kaynaklarda, anlatım bozukluklarının sebepleri, başlıklar altında ele alınmıştır. Bunlar genel olarak şöyledir:



KALİTELİ BİR CÜMLEDE:

Ø Gereksiz sözcük bulunmamalıdır.
Ø Anlamca çelişen sözcükler bulunmamalıdır.

Ø Yanlış anlamda sözcük kullanılmamalıdır.
Ø Yardımcı eylem gereksiz kullanılmamalıdır.
Ø Sözcükler yanlış yerde kullanılmamalıdır.
Ø Anlam belirsizliği bulunmamalıdır.
Ø Yapısı yanlış sözcük bulunmamalıdır.
Ø Deyimler, yanlış anlam ve yazılışta kullanılmamalıdır.
Ø Atasözleri yanlış anlam ve yazılışta kullanılmamalıdır.
Ø Mantık hataları bulunmamalıdır.
Ø Tamlama yanlışları yapılmamalıdır.
Ø Ekler yanlış kullanılmamalıdır.
Ø Tümleç eksikliği olmamalıdır.
Ø Yüklem eksikliği, ek-fiil eksikliği olmamalıdır.
Ø Özne eksikliği olmamalıdır.
Ø Özne ve yüklem, olumluluk ve kişiler açısından uyumlu olmalıdır.


Not: Bir cümlede (ben-sen),(ben-o),(ben-siz),(ben-onlar),(sen-biz) zamirleri özne olursa, yüklem birinci çoğul şahıs (biz) olur.
Ben ve sen ileride oynayalım.
Benle o, sinemaya gittik.

Not: Bir cümlede (sen-o)(sen-siz)(sen-onlar) zamirleri özne olursa, yüklem ikinci çoğul şahıs (siz) olur.
Sen ve Ahmet nereye gidiyorsunuz?

Not: Özne ve Yüklemin tekil-çoğul uyumu:
A)Özne insan ise;
1)Özne tekil ise, yüklem tekil olur.
2)Özne çoğul ise, yüklem tekil veya çoğul olabilir.

B)Özne insan dışı bir varlık ise;
Özne ne olursa olsun, yüklem tekil olur.

İstisna: Saygı anlamı için, tekil özne, çoğul yüklem kullanılabilir.
Müdür Bey geldiler.

Not: Özne birden çok olmayı ifade eden sıfat alırsa ya da belgisiz zamir olursa, yüklem tekil olur.
Üç kişi yanıma geldi.
Birçok insan bu bölgeye göç etti.
Herkes aynı şeyi yapıyor.

Not: Kişileştirme yapıldığı durumlarda çoğul özne çoğul yüklem kullanılabilir.
Karlar havada ahenkle dans ediyorlar.




Anlatım Bozukluğu Olan-Olmayan Cümleler:

*Hiç kimse onu hor görmüyor, ona yardım ediyordu.
Özne-yüklem olumluluk açısından uyumsuz.
Virgülden sonra “herkes” sözcüğü getirilmeli.

*Bu konuda yetkililerle konuşarak, onların görüşünü almayı düşünüyoruz.
Anlatım bozukluğu yok.

*Bu tür dergilerin sayısı gittikçe azalıyor, okunmaz oluyor.
Özne eksikliği.
Virgülden sonra “bu tür dergiler” getirilmeli.

*Mumumuz bir yana, gaz lambamız; hatta, elektriğimiz bile yoktu.
Mantık hatası.
Doğrusu: “Elektriğimiz bir yana, gaz lambamız hatta mumumuz bile yoktu.”

*Özel ve devlet okulları bu yarışmaya katılacaktı.
Tamlama yanlışı.
Özel sözcüğünden sonra “okullar” sözcüğü getirilmeli.

*Şişmanlıktan kurtulmak için beslenmenize dikkat etmeli, ayrıca düzenli olarak spor yapmalısınız.
Anlatım bozukluğu yok.

*Toplantıda pasta ve meyve suyu ikram edildi.
Tamlama yanlışı. Pasta suyu gibi algılanıyor.
Doğrusu: “Toplantıda meyve suyu ve pasta ikram edildi.”

*Ona, çok kızmaz ama öcünü alırdı.
Dolaylı tümleç eksikliği.
Ama sözcüğünden sonra “ondan” sözcüğü getirilmeli.

*Çayı bazen, kolayı hiç içmem.
Yüklem eksikliği.
Bazen sözcüğünden sonra “içerim” sözcüğü getirilmeli.

*Yıllar önce, sevdiğim bir şairin, beğendiğim bir kitabını almıştım.
Anlatım bozukluğu yok.

*Dün, onu bir kez daha okuyarak, anılarımı tazelemek istedim.
Anlatım bozukluğu yok.

*Tatlı kurabiyeden az, tuzlu kurabiyeden hiç yemedim.
Yüklem eksikliği.
Az sözcüğünden sonra “yedim” sözcüğü getirilmeli.

*Saha, top oynamaya elverişli ve müsaitti.
Gereksiz sözcük kullanımı. Aynı anlamlı sözcükler kullanılmış.
Elverişli yada müsait sözcüklerinden biri cümleden çıkarılmalı.

*Kuşkusuz söylediklerin etkilemiş olmalı.
Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması. “Kuşkusuz” kesinlik ifade eder, “olmalı” ihtimal ifade eder. İkisi aynı cümlede olamaz.
“Kuşkusuz” yada “olmalı” cümleden çıkarılmalı.

*Bize karşı çekimser davranıyordu.
Yanlış anlamda sözcük kullanımı.
“çekimser” değil, “çekingen” olmalı.

*Eski Ankara Valisi geldi.
Sözcüğün yanlış yerde kullanılması.
Doğrusu: “Ankara eski valisi”

*Her yıl arkadaşıyla Bodrum'a gider, orada uzun bir tatil yapar.
Anlatım bozukluğu yok.

*Sınıfta kaldığına çok üzüldü, bunu kimseye söyleyemedi.
Anlatım bozukluğu yok.

*Kardeşini sinemaya götürdü.
Anlam belirsizliği.
“Kardeş”in kime ait olduğu belli değil.
Doğrusu: “Kendi kardeşini” yada “Onun kardeşini” olmalı.

*Yanlız kalmak, hoşuma gitmez.
Yapısı yanlış sözcük kullanımı.
“Yanlız” değil “Yalnız” olmalı.

*Haberi alınca ciğeri tutuştu.
Deyim yanlışı.
Doğrusu: “Haberi alınca etekleri tutuştu.”

*Yolda arkadaşlarıyla karşılaştı; onlara, olanları anlattı.
Anlatım bozukluğu yok.

*Görünen köy tercüman istemez.
Atasözü yanlışı.
Doğrusu: “Görünen köy kılavuz istemez.”

*Kuşlar, neşeyle uçuşuyorlar.
Özne-Yüklem uyumsuzluğu.
“uçuşuyorlar” değil “uçuşuyor.” olmalı.

*Toplumsal yaşamda, herkesin uymak zorunda olduğu kurallar vardır.
Anlatım bozukluğu yok.

*Kağıt tüketimi, bir toplumun gelişmişlik göstergelerinden biridir.
Anlatım bozukluğu yok.

*Masanın üzerindeki kağıtlar, kitaplar birbirine karışmış.
Anlatım bozukluğu yok.

*Sıkıntıdan bir deri, bir göbek kalmıştı.
Deyim yanlışı.
“göbek” değil “kemik” olmalı.

*Bu filmde toplum sorunları irdeleniyor ve topluma ayna tutuyor.
Özne yanlışı. (Özne eksikliği.)
Doğrusu: “… ve film topluma ayna tutuyor.”

*Dün aldığı gazeteleri, dergileri hala okuyamadı.
Anlatım bozukluğu yok.

*Sınav saati yaklaştıkça, heyecanım gittikçe artıyor.
Gereksiz sözcük kullanımı. (Aynı anlamlı sözcüklerin kullanılması.)
“gittikçe” cümleden çıkarılmalı.

*Bu nüans farkını anlamalısın.
Gereksiz sözcük kullanımı. (Aynı anlamlı sözcüklerin kullanılması.)
“nüans” yada “fark” cümleden çıkarılmalı.

*Aşağı yukarı, tam yedi yıldır görmüyorum.
Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması.
“Aşağı yukarı” yada “tam” sözcüklerinden sadece biri kullanılmalı.

*Bütün olasılıklarımı kullandım.
Yanlış anlamda sözcük kullanımı.
“olasılıklarımı” değil “olanaklarımı” olmalı.

*Yeni atılımlar yapacağımızı umut ediyorum.
Yardımcı eylemin gereksiz kullanımı.
“umut ediyorum” değil “umuyorum” olmalı.

*Yeni durağa gelmiştik ki, otobüs duraktan ayrıldı.
Sözcüğün yanlış yerde kullanımı.
Doğrusu: “Durağa yeni gelmiştik ki,………”

*Yazılarınızda, dilimize önem verilmeyişinden yakınıyorsunuz.
Anlatım bozukluğu yok.

*Birçok sözcüğü yerinde kullanmadığınızı üzülerek görüyorum.
Anlatım bozukluğu yok.

*Öğretmen okuluna doğru gidiyordu.
Anlam belirsizliği.
Belirsizliği gidermek için virgül kullanılmalı.
“Öğretmen, okuluna doğru gidiyordu.”

*Mahallemizde manavcılık yapıyordu.
Yapısı yanlış sözcük kullanımı.
“manavcılık” değil “manavlık” olmalı.

*Üç kişi yanıma geldiler.
Özne-yüklem uyumsuzluğu.
“geldiler” değil “geldi” olmalı.

*Bu koşullar içinde pek çok sanatçı olduğunu duyuyorum, görüyorum.
Anlatım bozukluğu yok.

*Dostluğumuzu pekiştiren, anlam kazandıran birçok ortak noktamız var.
Dolaylı tümleç eksikliği.
Virgülden sonra “ona” sözcüğü eklenmeli.

*Toplantıda, çeşitli hastalıklar ve bunların nedenleri konusunda açıklamalar yapılacak.
Anlatım bozukluğu yok.

*Bugün tatil olduğundan, sabahleyin geç kalktım.
Anlatım bozukluğu yok.

*Kitabı eleştiri ve tenkit yağmuruna tuttular.
Gereksiz sözcük kullanımı.
“eleştiri” yada “tenkit” sözcüklerinden biri atılmalı.

*Şüphesiz sen de onu görmüş olmalısın.
Anlamca çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması.
“Şüphesiz” sözcüğü cümleden çıkarılmalı.

*Polis öfkeyle geçen arabayı durdurdu.
Sözcüğün yanlış yerde kullanılması.
Doğrusu: “Polis geçen arabayı öfkeyle durdurdu.”

*O kalemi hala arıyor.
Cümlede anlam belirsizliği.
Belirsizliği gidermek için virgül kullanılmalı.
“O, kalemi hala arıyor” yada “O kalemi, hala arıyor.”

*Kardeşi doğunca, onun ayakkabısı dama atıldı.
Deyim yanlışı.
“Ayakkabısı” değil “pabucu” olmalı.

*O, bizim sınıf öğrencisiydi.
Tamlama yanlışlığı. (Tamlayan eki eksikliği)
“sınıf” değil “sınıfın” olmalı.

*Her toplum, dilini geliştirme yoluna gitmesi gerekir.
Tamlama yanlışlığı.
“Her toplum” değil “Her toplumun” olmalı.

*Arkadaşımız, çok çalışkan bir çocuktu.
Anlatım bozukluğu yok.

*Ne sen, ne kardeşin geldi.
Yüklem eksikliği.
Doğrusu: “Ne sen geldin, ne kardeşin geldi.”


*Dün akşam, rüzgar ortalığı altüst etti.
Anlatım bozukluğu yok.

*Çocuğa ninni söylüyor, uyutmaya çalışıyordu.
Nesne eksikliği.
Doğrusu: “…, çocuğu uyutmaya çalışıyordu.” (“çocuğu” yerine “onu” getirilebilir.)

*Dün gece çok garip bir rüya gördüm.
Anlatım bozukluğu yok.

*Kutuların hepsi aynı görünüyorlar.
Özne yüklem uyumsuzluğu.
“görünüyorlar” değil “görünüyor” olmalı.
*Kimse suçlamıyor, saygı duyuyor.
Özne-yüklem uyumsuzluğu.
Virgülden sonra “herkes” sözcüğü getirilmeli.

*Zor ve çetin günler bizi bekliyor.
Gereksiz sözcük kullanımı.
“zor yada “çetin” cümleden çıkarılmalı.

*Boş araziye ağaç ekilecekti.
Yanlış anlamda sözcük kullanımı.
“ekilecek” değil “dikilecek” olmalı.

*Enflasyonun düşmesi fiyatlara etki etti.
Yardımcı eylemin gereksiz kullanılması.
“etki etti.” değil “etkiledi.” olmalı.

*Genç adamı bıçaklamış.
Cümlede anlam belirsizliği.
Virgül kullanılmalı. “Genç, adamı bıçaklamış.” Yada “Genç adamı, bıçaklamış.”

*Aldığım telefonu geri iade etmeliyim.
Gereksiz sözcük kullanımı.
“Geri vermeliyim” yada “iade etmeliyim” olmalı.

*Yürümeyi bırak, daha doğru dürüst koşamıyordu.
Mantık hatası.
Doğrusu: “Koşmayı bırak, daha doğru dürüst yürüyemiyordu.”

*Başkalarının sorunlarına önem verir, onlara çözümler bulmaya çalışırdı.
Anlatım bozukluğu yok.

*Bu yorucu çalışmanın ardından iyi bir tatil yapmayı düşünüyordu.
Anlatım bozukluğu yok.

*Simitleri senin, gazozları benim hesabıma yazdım.
Tamlama yanlışlığı.
Doğrusu: “ Simitleri senin hesabına, ……”

*Sinemayı çok seviyor, fakat gidemiyordu.
Dolaylı tümleç eksikliği.
Doğrusu: “….., fakat sinemaya gidemiyordu.”


*Yeni düzenlemeyle, trafik sıkışıklığı önlenmiş, kazalar da büyük ölçüde azalmıştır.
Anlatım bozukluğu yok.

*Trenin zamanında kalkmaması, yolcuların canını sıkıyor.
Anlatım bozukluğu yok.

*Hatasının farkında ve kibirli olmayan bir insandı.
Fiilimsi eksikliği.
Doğrusu: “ Hatasının fark ında olan ve…
…”

Rapor Et
Eski 16 Nisan 2013, 08:12

tew

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Gereksiz Sözcük ve Ek Kullanımı : Bir cümlede yeterli sayıda sözcük kullanılması gerekmektedir. Diğer bir deyişle gereksiz sözcükler olmamalıdır. Çünkü, gereksiz sözcük kullanımı cümlenin duruluğunu bozar ve anlatım bozukluğu meydana getirir. Bu anlatım bozuklukları şu şekillerde olabilir :
Örnekler:
Atatürk’ün yaptığı yenilikçi devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Atatürk’ün yaptığı devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma.
Yatmadan dişlerini fırçalamayı unutma.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranış biçimlerinde bir gariplik yoktu.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranışlarında bir gariplik yoktu.

Yardımcı Eylemlerin Gereksiz Kullanılması : “Et, ol” yardımcı eylemlerinin yerini ad ve ad soylu sözcüklere gelen herhangi bir yapım eki tutuyorsa, ya da bunlar cümleden çıkarıldığında, bir anlam değişimi veya daralması olmuyorsa, yardımcı eylemlerin kullanılması gereksizdir.

Örnekler:
Kendine iyi bakmadığı için sık sık hasta oluyor.
Kendine iyi bakmadığı için sık sık hastalanıyor.
Doktorun bütün hastalarını iyi ettiğini duydum.
Doktorun bütün hastalarını iyileştirdiğini duydum.
Bu işin en kısa sürede biteceğini umut ediyordum.
Bu işin en kısa sürede biteceğini umuyorum.
Gereksiz Ek Kullanımı : Örnek :
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katılmıştı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katılmıştı.
Bu bestesi onun en tanınmış eseridir.
Bu beste onun en tanınmış eseridir.
Babamın başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Babam başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Yanlış Anlamda Kullanılan Sözcükler : Kimi sözcükler aynı kökten türediği için yazılış ve okunuş olarak birbirine benzer; ancak bunların anlamları farklıdır. Bu sözcükler karıştırılıp birbirinin yerine kullanılırsa, anlatım bozuklukları ortaya çıkar. Ayrıca kimi durumlarda cümlenin anlamıyla, o cümlenin içinde yer alan bir sözcük anlamaca uyuşmaz, çelişir. Sözcük yanlış anlamda kullanıldığı için de anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek :
Güzelliğinin farkında olduğunu belirten davranışlar sergiliyordu.
Güzelliğinin farkında olduğunu gösteren davranışlar sergiliyordu.
Bu kadar çekimser olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol.
Bu kadar çekingen olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar sağlamaktadır.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar vermektedir.
Yanlış Yerde Kullanılan Sözcükler : Bir cümlede her sözcüğün yerli yerinde, başka bir deyişle her sözcüğün kullanılması gereken yerde olması gerekir. Cümle içindeki bir tek sözcüğün bile yerini değiştirmek farklı anlamlar, farklı yorumlar ve yargılar oluşturur. Kimi zaman da mantıksal tutarsızlıklara yol açar. Örnek :
Ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış ülkemizin belli bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış belli bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ankara’da Kızılay’ın yapılan yeni binası görkemli olacak.
Kızılay’ın Ankara’da yapılan yeni binası görkemli olacak.
Okulu bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya başladı.
Okulu bitirince doğduğu kasabada doktor olarak çalışmaya başladı.
Anlamca Çelişen Sözcükler : Anlamca, cümlenin yargısıyla uyuşmayan, cümlede iletilen yargıyla çelişen ya da karşıtlık yaratan sözlerin bir arada kullanılması önemli bir anlatım kusurudur. Cümlenin anlamında çelişki, genellikle “kesinlik” ve “olabilirlik” anlamı taşıyan sözlerin bir arada kullanılmasından kaynaklanır. Örnek : Kapının önünde tamı tamına üç beş nöbetçi vardı.
Kapının önünde üç beş nöbetçi vardı.
Eminim ki bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda belki alacaksın.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda alacaksın.


Deyim ve Atasözü Yanlışları : Deyim ve atasözleriyle ilgili iki tür yanlışlık yapılabilir :
 Deyimler ve atasözleri, kalıplaşmış söz gruplarıdır. Bu kalıpların bozulması ve bir sözün yerine eş anlamlısının getirilmesi anlatım bozukluğu yaratır.
 Bir deyimin ilettiği anlamla, cümlenin taşıdığı anlam arasında bir uyumsuzluğun olması anlatım bozukluğuna neden olur. Örnek :
Bir koyundan iki deri çıkmaz.
Bir koyundan iki post çıkmaz.
Haydi bakalım seç pirincin taşını.
Haydi bakalım ayıkla pirincin taşını.
Tüm itirazlara göz yummuştu.
Tüm itirazlara kulak tıkamıştı.
Mantısal Tutarsızlık : Bir cümlede, iletilmek istenen anlamın eksiksiz olabilmesi için düşünce ve mantık son derece önemlidir. İyi bir anlatımda sağlam bir düşünme ve mantık yürütme temel koşuldur. Mantıksal hataları ve tutarsızlıkları içeren cümleler, dil bilgisi kurallarına uygun olsalar bile anlamı ve yargıyı eksiksiz iletmezler. Bu tür yanlışlar genellikle dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar. Örnek: Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık.
Önlem alınmazsa bu hastalık ölüme, hatta kısmi felce neden olabilir.
Önlem alınmazsa bu hastalık kısmi felce, hatta ölüme neden olabilir.
Son turda atlet, arkasındaki yarışçıyı bir hamlede geçti.
Son turda atlet, önündeki yarışçıyı bir hamlede geçti.

Karşılaştırma Yanlışları : Kimi durumlarda varlıklar, nesneler ve kavramlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları göstermek için yapılan karşılaştırmalar ya ikili bir anlam, iki farklı yorum yaratır ya da mantığa uymaz. Böyle durumlarda cümlede anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek :
Kardeşim annemi babamdan çok sever.
Sen futboldan benden daha çok hoşlanırsın.
Sırma gibi siyah saçlarını toplayıp topuz yaptı
Son Düzenleyen Mira; 22 Nisan 2014 @ 12:29. Sebep: Sayfa taşması.
Rapor Et
Eski 7 Şubat 2014, 12:11

Dil Hataları - Anlatım Bozuklukları

#6 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
Anlatım Bozuklukları
MsXLabs.org

Dilin en önemli görevi onu kullanan insanlar arasındaki anlaşmayı sağlamaktır. Söylenmek istenen her şey, açık, yalın ve anlaşılır biçimde dile getirilmelidir. İyi bir cümlede kelimeler yerli yerinde kullanılmalı, gereksiz kelimelere yer verilmemeli, anlatılmak istenenin dışında bir anlam çıkarılmasına mahal verilmemelidir. Eğer konuşmada ve yazmada açıklık, yalınlık ve anlaşılırlık yoksa ortada bir anlatım bozukluğu var demektir. Günlük konuşmalarımızda hâliyle anlatım bozuklukları yapılacaktır. Bunlar toplumdaki yerimize (statü) ve aldığımız eğitime bakılarak hoş görülür ya da görülmez. Ama yazılı anlatımda bu bozukluklar asla affedilemez. Çünkü yazı dili kültür dilidir. Kültür, bu ifade sayesinde kalıcılaşır. Eğer bu ifadede de bozukluklara yer verilirse insanlar arasında hem anlaşma eksikliği ortaya çıkar hem de farklı anlaşma yolları bulunur. Meselâ radyolarda program yapanların kendi aralarında oluşturmaya kalkıştıkları dil gibi. İster istemez bizim de oluşmasına katkıda bulunduğumuz kolaycı, "kısa yol"cu bir dil daha vardır: "...dermişim", "...falan", "...yok böyle bir şey", "kolum iptal oldu"...

Şimdi en çok karşılaştığımız anlatım bozukluklarını örneklerde görelim:

Eş anlamlı kelimelerin bir arada kullanılması
  • Bu konuda herkesin fikir ve görüşünü almalısınız.
  • Hava sıcaklığı sıfırın altında eksi sekiz derece imiş.
  • Yirmi dakika geçmesine rağmen program henüz, hâlâ başlamadı.
  • Güç ve müşkül zamanlarda üstüne düşeni yerine getirir.
  • Ben çok varlıklı, zengin biri değilim.
  • Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.
Anlamı zaten diğer kelimelerde bulunan kelimelerin gereksiz yere kullanılması
Cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durumda cümlenin anlam ve anlatımında bir bozulma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.
  • "Satıcı burnu havada, kendini beğenmiş biri."
cümlesinde "burnu havada" sözünün verdiği anlamla "kendini beğenmiş" sözünün verdiği anlam aynıdır. Öyleyse bu cümlede bu iki sözden biri gereksizdir. Cümleden çıkarılmalıdır.
  • "Yaklaşık beş yıl kadar bu Edirne'de oturduk."
cümlesindeki "yaklaşık" sözcüğü ile "kadar" sözcüğü cümleye aynı anlamı katmıştır. Bu nedenle bu iki sözcükte biri cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilmelidir.

Bir cümlenin anlamı içinde bulunan başka bir sözü cümlede kullanmak da gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede böyle bir sözcük varsa, o cümle de anlatım bakımından bozuktur.
  • Dışarı çıkmak istediğini kulağıma alçak sesle fısıldadı."
cümlesindeki "fısıldadı" sözcüğü zaten "alçak sesle" yapılan bir eylemdir. Bu nedenle ayrıca bir "alçak sesle" sözüne gerek yoktur. Bu nedenle bu söz cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilmelidir.
  • "Eve arkadaşı ile birlikte geldi."
cümlesindeki ile edatı cümleye birliktelik anlamı kattığı için ayrıca bir birlikte sözcüğüne gerek yoktur. Bu nedenle bu sözcük cümleden çıkarılarak anlatım bozukluğu giderilmelidir.

Örnekler:
  • Şirketteki mevcut ikilik günden güne büyüyor.
  • Yaşanmış deneyimlerinden hareketle bu sonuca varıyor.
  • Millî maçın oynanacağı gün yaklaştıkça, ülkedeki heyecan gittikçe artıyor.
  • Yanına gidiniz, konuşarak derdinizi anlatınız.
  • Problemi çözmek için iki arkadaş üç saat süre ile uğraştılar.
  • Japonya'daki arkadaşıyla on yıl boyunca karşılıklı mektuplaştılar.
  • Az kalsın merdivenlerden düşeyazdı.
  • Çocukların davranış biçimlerinde gariplikler görüldü.
  • Takımın, boyu en kısa oyuncusu bendim.
Bir kelimenin yerine yanlış anlam verecek şekilde başka bir kelime kullanılması.
Bazen sözcükleri yanlış şekilde başka bir anlama gelen bir sözcüğü o anlamının dışında kullanırız. Bu tür kullanımlar cümlenin anlamını etkiler.
  • "Futbolcu, attığı muhteşem golle takımının galip gelmesine neden oldu."
cümlesindeki "neden olmak" eylemi daima olumsuz anlamlar verecek biçimde kullanılır. Oysa maçın kazanılması olumlu bir durumdur. Öyleyse "neden oldu" sözü bu cümlede yanlış kullanılmıştır. Bunun yerine cümle "...gelmesini sağladı." şeklinde bitirilebilir.
  • "Tanımadıkları bir ortama gelen kişiler ilk başlarda çekimser olur."
cümlesindeki "çekimser" sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Bu sözcük görüş bildirmekten çekinmek anlamındadır. Oysa cümlede verilmek istenen anlam "ürkek, sıkılgan"dır. Öyleyse bu cümlede "çekingen" sözcüğü kullanılmalıdır.
  • Bu iki sınıf arasındaki ayrıcalık tespit edilemedi.
Örnekler:
  • Yeni kaydolan öğrenciler bu kadar çekimser davranması normaldir.
  • Petrol fiyatlarının ucuzlamasına halk olumlu tepki gösterdi.
  • Olayların gerçek yüzü araştırmalar sonucunda ortaya çıkacak.
  • Küçük kızın saçları hayli büyümüş.
  • Ormanda yetişen bir çam fidanını salonunuzdaki saksıya ekemezsiniz.
  • Son dakika içerisinde attığı golle takımının galip gelmesine yol açtı.
  • Başarısızlığını düzensiz çalışmasına borçludur.
  • Böyle hareketler ülkede demokrasinin işlememesini sağlayacaktır.
  • Yarın İzmir'e gidecek; buna zorunlu.
  • Elindeki bıçağı vücuduna batırmış.
  • Bu, Türkiye'ye özel bir durumdur.
  • Buradan gidersek yakalanma şansımız nedir?
Birbiriyle çelişen sözlerin bir arada kullanılması
  • Kesinlikle yarın gelebilirler.
  • Şüphesiz bu sözleri bütün öğrenciler duymuş olmalı.
  • Aşağı yukarı bundan tam yirmi yıl önceydi.
  • Sözünü ettiğiniz şairin herhâlde on altıncı asırda yaşadığını zannediyorum.
  • Eminim bu saatlerde eve gelmiş olmalı
  • Mutlaka bir gün çocukluk arkadaşlarını belki yine arayacak.
  • Yanılmıyorsam, bu ikisinin aynı şey olduğunu tahmin ediyorum.
Eklerin yanlış kullanımı
  • Öğrencilerin başarısına ilgilenmek gerekir.
  • Bizi en çok sevindiren onun bu sınavı kazandığıdır.
  • Bazı yolcuların giriş işlemleri yapmaya başlandı.
  • Dünkü toplantıda Ali bize sınıf arkadaşlarını tanıştırdı.
  • Biricik arzumuz sınavı kazanmak ve iyi bir bölüme girmemizdir.
  • Bu çocuklar, fakir bir ülkenin, savaş nedeniyle kendileriyle ilgilenilmeyen, gerekli eğitimi alamayan çocuklardır.
  • Yazarlarımızın köy yaşantısına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.
Özne-yüklem uyumu/ uyumsuzluğu

>>Türkçe'de bazı özneler olumlu, bazıları olumsuz anlamlar verir. Buna göre yüklemlerin de olumlu, olumsuz çekimlenmesi gerekir.
  • "Kimse gelmemiş, maça gitmiş."
cümlesinde "gelmemiş" olanlar ile "gitmiş" olanlar aynı ancak "kimse" olumsuz bir öznedir ve yüklemi daima olumsuz çekimlenir. Oysa "gitmiş" olumlu bir çekimdir. Yani ikinci cümle özneyle uyum sağlamamıştır. Buna "hepsi" şeklinde bir özne getirilmelidir.

>>Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.
  • "Bu soruyu ancak ben ve sen çözebiliriz." (biz)
  • "Ödülü sadece ben ve sınıf arkadaşım kazanmıştık." (biz)
  • "Sen ve kardeşin hangi okulda okuyorsunuz?" (siz)
  • "Sen hatta hepiniz bana yardım edin." (siz)
  • "Sen ve arkadaşların beni iyi dinleyin." (siz)
  • "Kardeşim ve annem okula gitti." (onlar)
cümleleri buna örnektir.

>>Öznenin insan ya da başka varlıklar olması da yüklemin tekil veya çoğulluğunu etkiler. Eğer özne bitkiler, hayvanlar, cansız varlıklar ya da soyut kavramlarsa, yüklem daima tekil olur. İnsanlar çoğul özne olduğunda ise yüklem tekil veya çoğul olabilir.
  • "Kuşlar ağaçlarda ötüyorlar."değil, "Kuşlar ağaçlarda ötüyor."olmalı.
"Korkular üzerine gidildikçe azalırlar."değil "azalır." olacak."Öğrenciler öğretmeni dinliyor."şeklinde de doğrudur, "dinliyorlar." şeklinde de.

>>Türkçe'de sıfatlar çoğul anlam verirse isimler çoğul eki almaz. Bu özellik genellikle belgisiz sıfatlarda görülür.
  • "Birçok insanlar bu kitabı beğendi."
cümlesinde "birçok" sıfatı çoğul bir anlam verdiği hâlde "insanlar" sözü de çoğul eki almıştır. Cümleden çoğul eki çıkarılmalıdır.
  • Herkes ondan nefret ediyor, yüzünü görmek istemiyordu.
İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.
  • Hiçbiri anlatılanlara inanmıyor, kendi fikrinden ısrar ediyordu.
İkinci cümlenin öznesi eksik. İlk özne yanlış anlam verecek şekilde ortak olarak kullanılmış.

>> Cümlede öznenin ifade ettiği şahıslarla yüklemin bildirdiği şahıs arasında bir uyum olmalıdır.
Alıntı:
Özne birinci tekil, ikinci tekil (ben, sen)
Özne birinci tekil, üçüncü tekil (ben, o);
Özne birinci tekil, ikinci çoğul, (ben, siz);
Özne birinci tekil, üçüncü çoğul (ben, onlar)
şahıslarından oluşuyorsa yüklem, daima birinci çoğul şahsa (biz) göre çekimlenir.
Alıntı:
"Bu işi ancak ben ve sen halledebiliriz."
"Dışarıda sadece ben ve o küçük çocuk kalmıştık."
"Ben ve siz yarışmada eşit durumda değildik."
"Ben ve birkaç yaşlı adam, kahvede uzun bir sohbete dalmıştık."
Eğer ;
Alıntı:
Özne ikinci tekil ve üçüncü tekil (sen, o);
Özne ikinci tekil ve ikinci çoğul (sen, siz);
Özne ikinci tekil ve üçüncü çoğul (sen, onlar);
şahıslardan oluşuyorsa, yüklem ikinci çoğul şahsa (siz) göre çekimlenir; ancak İkinci tekil ve birinci çoğul (sen, biz) şahıslar özne olursa yüklem birinci çoğul şahsa (biz) göre çekimlenir.
Alıntı:
"Sen va annen burada ne yapıyordunuz?"
"Sen hatta hepiniz bu konuda suçlusunuz."
"Sen ve konukların, bize yarın gelebilirsiniz."
"Galiba sonunda senle biz aynı sonuca ulaştık."
Nesne-yüklem uyumsuzluğu: Nesne eksikliği
  • Bu konuda öğrenciler aralarında anlaşıp karar verecekler ve uygulayacaklar.
  • Söylenenlere hemen inanıyor ve her yerde savunuyordu.
  • Kendisine bütün sınıf adına teşekkür eder ve tebrik ederim.
  • Onlara niçin bu kadar yardım ediyor ve destekliyorsun?
  • Büyüklere gereken saygıyı göstermeli, incitmemeliyiz.
  • Bize yardım edeceklerine inanıyor ve bekliyoruz.
Tümleç yanlışları
Cümlede, kullanılması gereken bir ögenin bulunmaması, anlatım bozukluğuna yol açar. Bu, daha çok ortak kullanılan ögelerde görülür. Çünkü Türkçe'de her fiil, ögeleri aynı eklerle kendine bağlamaz.
  • "Türkçe öğretmeninin yanına gitti, bir soru sordu."
cümlesindeki ögeleri inceleyelim: "gitti" ve "sordu" yüklemdir. Giden ve soran kişi yani "o" gizli öznedir. Yani "o" ögesi her iki yüklemin ortak ögesidir. Bu ortak ögeyi yüklemlerle kullanalım. "Türkçe öğretmeninin yanına gitti." doğrudur; ancak "Türkçe öğretmeninin yanına soru sordu." denemez, "Türkçe öğretmenine soru sordu veya ona soru sordu." olmalı. Yani ikinci cümleye bir dolaylı tümleç gerekmektedir.
  • "Bebeğe sevgiyle baktı, sevdi."
cümlesinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Bu bozukluk ikinci cümleye "onu" sözcüğü getirilerek giderilir:
  • "Bebeğe sevgiyle baktı, onu sevdi."
  • Kayaya yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
  • Öğrencileri, teşvik etmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
  • Olanları böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir.
  • Öğrencileri rahat edecekleri odalara yerleştirmiş, bütün imkânları sağlamıştı.
  • Duvarları kirletmek,yazı yazmak kesinlikle yasaktır.
  • Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?
Düşünme ve mantık hataları
  • Problemleri karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözeceğiz.
  • Yiyecek bir lokma ekmeğimiz hatta yemeğimiz bile yok.
  • Bu yazıyı değil okumak, anlamak bile imkânsız.
  • Bölgeyi iyi tanımasına rağmen her yeri gezdi.
  • Yarın mutlaka bir gazete almayı unutmayın.
  • Yarının mutlu günlerine özlem duyuyorum.
Fiilin veya yardımcı fiilin yanlış kullanılması
  • --Ben ona ağabey, o da bana kardeşim derdi.
    (Ben ona ağabey derdim, o da bana kardeşim derdi.)
  • --Bazı yiyecekler sağlığı yerinde ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.
    (Bazı yiyecekler sağlığı yerinde olan ve yaşlı olmayan kişilerce özellikle yenmelidir.)
  • --Kitap için kendisine verilen paranın eksik ve yeterli olmadığını söyledi.
    (Kitap için kendisine verilen paranın eksik olduğunu ve yeterli olmadığını söyledi.)
  • Ekşiyi az, acıyı ise hiç sevmezdi.
  • Gerekli yerlere başvuruda bulunmuş, ama bir sonuç almış değiliz.
  • Çorbaya biraz acı, biraz da tuz ve limon sıkılabilirdi.
  • Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.
  • Hangisinin başarılı, hangisinin başarılı olmadığını öğreneceğiz.
  • Çok az veya hiç çalışmadan çok para kazananlar var.
Tamlama yanlışları
  • Verilen cümledeki özne ve zarf tümlecini bulun.
  • Bu ülkeye teknik ve bilgi yardımında bulunulacak.
  • Pasta ve meyve suyu ikram edilecek.
  • Son derste belgisiz ve sayı sıfatlarını öğrendik.
  • Siyasî ve ekonomi ilişkileri çıkmaza girdi.
  • Bu bölge coğrafî ve iklim açısından ilgi çekici özelliklere sahiptir.
  • Kar yüzünden tüm özel ve devlet okulları tatil edildi.
  • Ülkemiz Bosna'ya askerî ve gıda yardımı yaptı.
  • Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.
Kelimelerin yanlış yerde kullanılması
Bazen sözcük doğrudur ancak cümlede bulunduğu yer doğru değildir. Bu durum cümlenin anlamını bozar.
  • "Yeni durağa varmıştım ki otobüs geldi."
cümlesinde "yeni" sözünün yeri anlatımda bozukluğa yol açmıştır. Çünkü burada söylenmek istenen, durağın yeniliği değil, durağa varmanın yeni, henüz yapıldığıdır. Cümlenin doğrusu:
  • "Durağa yeni varmıştım ki otobüs geldi." şeklinde olmalıdır.
  • Yeni durağa gelmiştik ki otobüs de hemen geldi. (değil)
    Durağa yeni gelmiştik ki otobüs de hemen geldi. (olmalıdır.)
  • Bu toplantıda çekinmeden düşünceler dile getirilmeli. (değil)
    Bu toplantıda düşünceler çekinmeden dile getirilmeli. (olmalıdır.)
  • Her yolda kalan insana yardım etmeliyiz.(değil)
    Yolda kalan her insana yardım etmeliyiz.(olmalıdır.)
  • İdare, henüz yarın ders yapılıp yapılmayacağını bildirmedi.(değil)
    İdare, yarın ders yapılıp yapılmayacağını henüz bildirmedi.
  • İzinsiz inşaata girilmez.(değil)
    İnşaata izinsiz girilmez.(olmalıdır.)
Birleşik cümlelerde yüklemler arasındaki uyumsuzluk
  • Her ne kadar iyi hazırlanılmışsa da istenilen sonucu alamadı.
  • Bir yıl boyunca devamlı çalışarak kazanıldı.
  • Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa da beklenen huzur bulunamamıştı.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.768 saniyede (94.67% PHP - 5.33% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 10:00
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi