Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

Bu konu Türkçe Dil Bilgisi forumunda MMDMR tarafından 2 Mayıs 2008 (12:46) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
66772 kez görüntülenmiş, 7 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Ocak 2013 (13:12) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.00  |  Oy Veren: 15      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 2 Mayıs 2008, 12:46

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#1 (link)
MMDMR
Ziyaretçi
MMDMR - avatarı
Cümlenin Öğeleri

Cümle
Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.
-Çalıştım.
-Ders çalıştım.
-Sabaha kadar durmadan ders çalıştım.
Uyarı
Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi, Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz. Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır.

Cümlenin Öğeleri

Temel Öğeler
Yüklem
Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.
  • Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem
  • Eylem Tabanı + Dilek Kipi + Kişi Eki = Yüklem
  • Ad ve Ad Soylu Sözcük + Ekeylem = Yüklem
Örnek
Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı.
Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş
UYARI: Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek : İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi)
İçimde tuhaf bir hüzün var. (var).

Yüklemin Özellikleri
- Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir.
Örnek:
  1. Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. (Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda)
  2. Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi. (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda)
  3. Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda)
  4. O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda)
  5. Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.)
-Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur.
Örnek:

  1. Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda)
  2. Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda)
  3. Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda)
  4. Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda)
  5. Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda)
  6. Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.)
  7. Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda)
-Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur.
Örnek:
  1. Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)
  2. Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)
-Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir.
Örnek:
  1. Bütün gece konuştu da konuştu.
  2. Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu.
  3. Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı.
-Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir.
Örnek :
Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek. Oğlan dayıya çeker.Kız halaya çeker.
Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır.

- Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar.
Örnek:
Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan.
Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa :
Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al.

UYARI: İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem eksikliği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır.
Örnek:
  1. Sigarayı az içkiyi de hiç içmez.
  2. Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez.

Özne
Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek :
Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar)
Özne Yüklem

Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm)
Yüklem Özne
İki Çeşit Özne Vardır:

¨ Gerçek Özne
Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir.
Örnek:
Divan edebiyatında işlenen konular, genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?)
Gerçek Özne Yüklem
Hiçbir şair, hiçbir hikayeci yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?)
Gerçek Özne Yüklem

¨ Sözde Özne
Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir.
Örnek:
Yeni öğretmenler, Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?)
Sözde Özne Yüklem

Yerler, çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?)
Sözde Özne Yüklem

UYARI
: Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir.
Örnek:
Kültür mirasına sahip çıkmak, bilinçli bir tavırdır.
Gerçek Özne Yüklem

Öznenin Özellikleri
¨ Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir.
Örnek:
Bağışlayın beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda)
Yüklem Özne

Ben, gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda)
Özne Yüklem

Tembeller başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda)
Özne Yüklem

Gece, bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda)
Özne Yüklem

Gibi, sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne)
Özne Yüklem

Fakat, karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda)
Özne Yüklem

Ey, seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda)
Özne Yüklem

¨ Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir.
Örnek:
  1. Sanatçının yaratıcılığı, sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda)
  2. Kimi şair ve yazarlar, düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler. (Sıfat tamlaması, özne durumunda)
  3. Pot kırmak, onun adetiydi. (deyim özne durumunda)
  4. Konu komşu bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda)
¨ Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir.
Örnek:
  1. Annem, beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu.
  2. Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı.
¨ Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek:
Her canlı doğar, yaşar, ölür. Bu sıralı cümleleri ayırırsak.
Her canlı doğar.
Her canlı yaşar.
Her canlı ölür.
“Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir.

¨ Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar.
Örnek:
Yan Cümle Temel Cümle
Şiir okumak / büyük bir zevktir.
Yüklem Özne

Yan Cümle Temel Cümle
Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın
Özne Yüklem
UYARI: İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne eksikliği adı verilir. Örnek:
Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti.
Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti.
Özne – Yüklem Uygunluğu
Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır.
Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır :

§ Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk:
a) Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur.
Örnek
:
  1. Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar).
  2. Bu düşünceler çoktan eskidi(ler).
  3. Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar).
  4. Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler).
  5. Günler gittikçe uzuyor(lar).
  6. Ellerim tutmuyor(lar).
b) Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar).
c) Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur.
Örnek
:
  1. İki adam seni arıyor(lar).
  2. Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar).
d) Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur.
Örnek:
  1. Hepsi seni sormaya gelmiş(ler).
  2. Bazıları balık sevmez(ler).
e) Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek:
  1. Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar).
  2. Kasaba yollara döküldü(ler).
f) İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir.
Örnek
:
  1. Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar.
  2. Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti.
g) Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur.
Örnek:
A. Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler.
UYARI : Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir.
Örnek:
  1. Kimi insanlar böyle düşünmez.
  2. Kimi insanlar böyle düşünmezler.
Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir.
Örnek:
  1. Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar.
  2. Nehirler burada şarkılar söylüyordu.

§ Kişi Yönünden Uygunluk:

a) İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur.
Örnek:
Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin.
b) Özne birinci ve ikinci kişi ya da birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur.
Örnek:
  1. O da ben de seni bekledik.
  2. O konuya sen ve ben çalışacağız.
c) Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur.
Örnek:
Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz.

Yardımcı Öğeler

Nesne (Düz Tümleç)
Öznenin yaptığı eylemden etkilenen varlık ya da nesnedir. Nesne, cümledeki kullanımına göre ikiye ayrılır :
Belirtili Nesne
Öznenin yaptığı işten etkilenen öğe adın “i” (gösterme, belirtme) durumuyla çekimlenirse belirtili nesne görevi yapar.
Belirtili nesneyi bulabilmek için yükleme “Kimi? Neyi? Kimleri? Neleri?” sorularından uygun olan biri yöneltilir.
Örnek:
Çocuğun elindeki minik siyah köpeği hepimiz sevmiştik. (Neyi?)
Belirtili Nesne

Bu işin peşinde olduğunu biliyorum, saklama. (Neyi?)
Belirtili Nesne

Seni de onu da yakından tanıyoruz. (Kimi?)
Belirtili nesne
Belirtisiz Nesne
Öznenin yaptığı eylemden etkilenen öğe, ad durum eklerinden biriyle çekime girmişse cümle içinde belirtisiz nesne görevi yapar.
Belirtisiz nesneyi bulmak için yükleme “Ne?, Neler?” sorusu yöneltilir.
Örnek:
Ona her zaman bir kucak dolusu çiçek götürürdüm. (Ne?)
Her gece, Kırmızı Başlıklı Kız adında bir masal anlatırdı.
Belirtisiz Nesne
Nesnenin Özellikleri
a) Nesne, yalnızca yükleminde eylem olan cümlelerde bulunur. Yükleminde ad ve ad soylu sözcüklerin bulunduğu cümlelerde nesne olmaz.
Örnek:
Bu adam, sorduğum tüm soruları yanıtsız bıraktı.
Nesne Eylem
b) Nesne, tek sözcük olabildiği gibi sözcük grubu da olabilir.
Örnek:
Kalemleri, defterleri, kitapları, üst üste yığdı.
Nesne Öbeği
c) Bazı cümlelerde ara söz, nesneyi açıklamak için kullanılır. Buna açıklamalı nesne denir. Bu söz, nesneyle birlikte tek öğe olarak değerlendirilir.
Örnek:
Babamı, o büyük insanı, bir daha görmeyecektim.
Nesne Açıklamalı Nesne

Yaşlı kadın, çocuğu – o kuru, sıska vücudu – son bir kez kucakladı.
Nesne Açıklamalı Nesne

d)
Kimi bileşik cümlelerde birden çok çekimli eylemin ya da eylemsinin anlamını tek nesne tamamlayabilir, buna ortak nesne denir.
Örnek:
Kitabı eline aldı, bir süre okudu, sonra yerine koydu.
(Kitabı belirtili nesnesi aldı, okudu, koydu eylemlerinin ortak nesnesidir.)
e) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede nesne görevi yapar.
Örnek:
Yan Cümle Temel Cümle
Onun buraya gelişini / görmedim.
Belirtili Nesne Yüklem

Yan Cümle Temel Cümle
Ders çalışmayı / istemiyor.
Belirtili Nesne Yüklem

Dolaylı Tümleç: -e, -de, -den
  • Kime? > Bunu bir de babama soralım.
  • -e durum eki
    • Yönelme
      • Neye? > Çocuk bir süre kitaba baktı.
      • Nereye? > Okula dilekçe verdim?
      • Kimde? > Ahmet’te aynısından var.
  • -de durum eki
    • Bulunma
      • Neyde? > Yazıyı kitapta görmüş.
      • Nerede? > Onu geçen gün sokakta gördüm.
      • Kimden? > Dedemden bütün aile çekinirdi.
  • -den durum eki
    • Çıkma
      • Neyden? > Şekerden böcek çıktı.
      • Nereden? > Uzaktan bir ses duyuldu.
Dolaylı Tümlecin Özellikleri
a) “e, de, den” durumuyla çekimlenen sözcükler, eylemi zaman değil, durum yönünden etkilerse dolaylı tümleç olmaz. Zarf tümleci veya edat tümleci görevinde bulunur.
Örnek:
Sabaha orada oluruz (Ne zaman?)
Zarf tümleci

Altı yaşında okuma öğrendi. (Ne zaman?)
Zarf Tümleci

Sabaha kadar ders çalıştık. (Ne zamana kadar?)
Edat Tümleci
b) Kimi cümlelerde ara söz, dolaylı tümleci açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı dolaylı tümleç meydana gelir.
Örnek:
Memleketine, özlemini çektiği o yerlere, dönüyordu.
Dolaylı Tümleç Dolaylı tümlecin açıklayıcısı Yüklem
c) Sıralı cümlelerde dolaylı tümleç, birden çok cümlenin ortak öğesi olabilir. Buna ortak dolaylı tümleç denir.
Örnek:
  1. Ona çok kızıyor, her gördüğü yerde bağırıyordu.
  2. Ona çok kızıyor.
  3. Ona her gördüğü yerde bağırıyordu.
d) Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede dolaylı tümleç görevi yapar.
Örnek:
Yan Cümle Temel Cümle
Ondan duyduklarına / inanamayacaksın.
Dolaylı Tümleç Yüklem

Yan Cümle Temel Cümle
Buraya geldiğine / bin pişman oldu.
Dolaylı tümleç Yüklem

Uyarı: Dolaylı tümleci bulmak için soruları “Neyden?” sorusu ile zarf tümlecinin sorusu olan “Neden?” sorusu birbirine karıştırılmamalıdır.
Örnek:
Bu düşünceleri okuduğu kitaplardan edinmiş. (Neyden?)
Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış. (Neden?)
Yukarıdaki birinci cümlede “Neyden” sorusuna yanıt veren ve cümleye içinden anlamı katan “okuduğu kitaplardan” söz grubu cümlede dolaylı tümleç görevinde bulunurken, ikinci cümlede şaşırma nedeni olan “sıkıntı” sözcüğü, eylemin nedenini bildirdiği ve “Neden?” sorusuna yanıt verdiği için cümlede zarf tümleci görevi yapmaktadır.

Zarf (Belirteç) Tümleci

Yüklemi zaman, durum, miktar, ölçü, yer yön ve soru yönünden gösteren sözcük ya da sözcük öbekleri cümle içinde zarf tümleci görevi yapar.

§ Yükleme yöneltilen “Nasıl?” sorusu durum zarfı tümleciyle ilgilidir.
Örnek:
  1. İnsan düşündüklerini açıkça söyleyebilir. (Nasıl söyleyebilir?)
  2. Damlaya damlaya göl olur. (Nasıl göl olur?)
  3. Olanları ağlaya sızlaya anlattı. (Nasıl anlattı?)
§ Yükleme yöneltilen “Ne zaman?” sorusu, zaman zarfı tümleciyle ilgilidir.
Örnek:
  1. O acılı haberi duyunca çok üzülmüştü. (Ne zaman üzülmüştü?)
  2. Tren on beş dakika sonra burada olur. (Ne zaman burada olur?)
  3. Gelecek ay yeni bir araba alalım. (Ne zaman alalım?)
§ Yükleme yöneltilen “Ne yöne? Ne taraf?” soruları yer-yön zarf tümleciyle ilgilidir.
Örnek:
  1. Biraz bekleyip aşağı indim. (Ne yöne?)
  2. Az önce dışarı çıktı. (Ne tarafa?)
  3. Korkudan bir adım geri çekildim. (Ne yöne?)
§ Yükleme yöneltilen “Ne kadar? Kaç tane?” soruları azlık-çokluk zarf tümleciyle ilgilidir.
Örnek:
  1. Onu bir saat daha bekleyelim. (Ne kadar bekleyelim?)
  2. Bugün bırak, yeterince çalıştın. (Ne kadar çalıştın?)
  3. Çocuk ablasından biraz daha çalışkandı. (Ne kadar çalışkandı?)
§ Soru zarfı tümleci, yüklemi durum, zaman, yer-yön, miktar, ölçü olarak soru biçiminde etkiler.
Örnek:
  1. Nasıl dayanırım sensizliğe nasıl?
  2. Neden yapmadın söylediklerimi?
  3. Niye bakıp duruyorsun yüzüme?
UYARI : Yer-yön bildiren sözcükler ad durum ekleriyle çekimlenirse zarf tümleci değil, nesne ya da dolaylı tümleç görevi yapar.
Örnek:
Bir de aşağıyı temizle. (Neyi?)
Belirtili nesne

Sizi içeride bekliyor. (Nerede?)
Dolaylı tümleç

Yukardan gürültü geliyor. (Nerden?)
Dolaylı tümleç
Zarf Tümlecinin Özellikleri
a) Ara söz, kimi cümlelerde zarf tümlecini açıklamak amacıyla kullanılır ve açıklamalı zarf tümleci meydan gelir.
Örnek:
Önümüzdeki hafta, Pazartesi günü, yeni bir sınav var.
Zarf Tümleci Zarf tümlecinin açıklayıcısı Yüklem
b) Bağ eylemlerin yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede zarf tümleci görevi yapar.
Örnek:
Yan Cümle Temel cümle
Eve uğrayıp / eşyalarımı alacağım.
Zarf Tümleci Yüklem

Yan Cümle Temel cümle
Düşünmeden / hareket etme.
Zarf tümleci Yüklem.
c) Sıralı cümlelerde zarf tümleci birden çok cümlenin ortak öğesi olarak kullanılabilir ve ortak zarf tümleci meydana gelir.
Örnek:
  1. Sana her zaman güvendim, inandım.
  2. Sana her zaman güvendim.
  3. Sana her zaman inandım.
d) Bir cümlede aynı veya ayrı türden birden fazla zarf bulunabilir. Aynı türden olan aynı soruya yanıt veren zarfların tümü aynı öğe olarak alınır. Ancak sorular farklı olduğu sürece bunlar ayrı ayrı değerlendirilip ayrı zarf tümleçleri oluşturur.
Örnek:
Görmeden, bilmeden, vermeden akıyorsun.
Zarf tümleci (Nasıl?)

Ertesi sabah, dinlenmiş bir biçimde güverteye geldi.
Zarf tümleci (Ne zaman?) Zarf tümleci (Nasıl?)
UYARI: Sıralı cümlelerde ortak kullanılan zarf tümleci ilk yükleme uygunken, diğer yükleme uymayabilir. Bu anlatım bozukluğu zarf tümleci eksikliği olarak değerlendirilir. Örnek:
  1. Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi, bizim mutluluğumuz için çalıştı.
  2. Annem hiçbir zaman kendini düşünmedi; her zaman bizim mutluluğumuz için çalıştı.
Edat Tümleci
Cümleye amaç – sonuç, özgürlük, benzerlik, eşitlik, birliktelik, araç anlamı katan ya da sözcük öbekleri cümle içinde edat tümleci görevi yapar.
Örnek:
  1. Gemiler, güneye doğru yöneldi. (Nereye doğru?) (yön)
  2. Babama göre çalışan kazanır. (Kime göre?) (görelik)
  3. Rahat uyumak için ılık bir duş aldı. (Niçin?) (amaç)
  4. Çocuk, elindeki küçük kovayla su taşıyor. (Neyle?) (araç)
  5. Okula annesiyle gidecekmiş. (Kimle?) (birliktelik)
  6. Sen gelinceye kadar işleri bitiririm. (Ne zamana kadar?) (zaman)
Öğelerle ilgili Uyarılar

Öğe Vurgulaması
Cümlede, yüklemden hemen önce gelen öğe, kullanıldığı yere göre en çok vurgulanan öğedir.
Örnek:
  1. Ayşe, yazdığı cümleyi arkadaşına yüksek sesle okudu.
  2. Ayşe, yazdığı cümleyi yüksek sesle arkadaşına okudu.
  3. Ayşe, arkadaşına yüksek sesle yazdığı cümleyi okudu.
  4. Arkadaşına, yazdığı cümleyi yüksek sesle Ayşe okudu.
Soru edatı “mi” cümlede hangi öğeden sonra kullanılırsa o öğeyi vurgulamış ve o öğeyi buldurmaya yönelik kullanılmış olur.
Örnek:
Bütün bunları sana Ayşe mi söyledi?
Ayşe, sana bütün bunları mı söyledi?
Ayşe, bütün bunları sana mı söyledi?
Ayşe, bütün bunları sana söyledi mi?
Cümlede kullanılan soru sözcükleri herhangi bir öğeyi buldurmaya yönelik olabilir.
Örnek:
  1. Bu kitabı benden sonra kim okumak ister? (Soru, özneyi buldurmaya yönelik)
  2. Bu eteğin üstüne ne giyeceksin? (Soru, belirtisiz nesneyi buldurmaya yönelik)
  3. Bu soruyu nasıl çözdün? (Soru, zarf tümlecini buldurmaya yönelik)
  4. Dün akşam nereden geliyordun? (Soru, dolaylı tümleci buldurmaya yönelik)
  5. Yerleri neyle sildin? (Soru, edat tümlecini buldurmaya yönelik)
  6. Bugün kimi gördün? (Soru, belirtili nesneyi buldurmaya yönelik)
Öğe Çözümlemesinde Dikkat Edilecek Noktalar
§ Bir cümlede önce yüklem bulunmalı, yüklem bulunduktan sonra yükleme yöneltilen sorularla özne ve diğer öğeler tespit edilmelidir.
§ Yükleme, doğru sorular yöneltilmelidir; çünkü yanlış sorular yanlış sonuçlar doğurur.
§ Cümle, öğelerine ayrılırken hiçbir sözcük ve sözcük grubu açıkta kalmamalı, hepsi yüklemle bir bağlantı kurarak bir öğe değeri kazanmalıdır. Yalnızca bağlaçlar bu kuralın dışında kalabilir.
§ Bağlaçlar, cümle içinde tek başlarına herhangi bir öğe olamazlar. Ancak bağlandıkları bir söz grubu içinde görev kazanma özellikleri vardır.
§ Bir cümle öğelerine ayrılırken, belirli söz gruplarının (deyimler, ikilemeler, tamlamalar, bileşik eylemler) kalıp olduğu ve cümlede tek öğe olarak değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
§ Bazı cümlelerde aynı öğe olan dil birliklerinin arasına başka söz grupları da girebilir. Bu durumda dil birliği bozulur ve aradaki söz grubu farklı bir öğeyi oluşturabilir.
Örnek:
Babamın çarşıda böyle küçük bir dükkanı vardı.
Dolaylı Tümleç
§ Ara cümleler, asıl cümlelerin herhangi bir öğesi olamayacakları için cümle öğelerine ayrılırken farklı değerlendirme yapılmalıdır.
Örnek:
Hızlı hızlı yürüyordu, çünkü yağmur yağıyordu, avluyu geçip fakülteye girdi.
Ara cümle
§ Ara sözler, asıl öğe ile birlikte değerlendirilmeli, ikisi de aynı öğe öbeği sayılmalıdır.
Örnek:
Aşağıları, kayaların diplerini, iyice araştırmalı
Alıntıdır
Benzer Konular: Etiketler:
  • cumle ve cumlenin ogeleri
  • cumleler ve ogeleri
  • cumlenin ogeleri ornekler
  • cumlenin ogeleri zor ornekler
  • ogelerine ayrilmis cumleler
Rapor Et
Reklam
Eski 25 Mayıs 2009, 01:56

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#2 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Cümlenin Ögeleri
1. Yüklem
2. Özne
3. Nesne
4. Dolaylı Tümleç
5. Zarf Tümleci
6. Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle
Cümle
Bir duyguyu, düşünceyi, isteği, haberi, durumu, olayı vb. ifade etmek için kurulan ve kendi içinde anlam ve yargı bütünlüğü olan sözcüğe veya söz dizisine cümle denir.
Bugün hava ne kadar güzel!
Senin de benim gibi, otobüste, çalan cep telefonun uzun süre açmayanlara, “Şehir magandaları!” diye bağırasın geldi mi hiç?

Özellikleri
  • Her cümle bir yüklem ve varsa ona bağlı diğer öğelerden oluşur.
  • Cümlede yargı bildiren unsur yüklemdir. Cümle yüklem üzerine kurulur. İhtiyaca göre başka öğelerle desteklenir.
Geldim.
Ben geldim.
Ben buraya geldim.
Ben evden buraya geldim.
Ben evden buraya koşarak geldim.
Ben evden buraya kadar koşarak geldim.
Ben seni görmek için evden buraya kadar koşarak geldim.
  • Bir cümle anlam ve yargı bildiren, ek-fiille çekimlenmiş bir tek isimden (yüklem) veya zamana ve şahsa göre çekimlenmiş bir tek fiilden (yüklem) de oluşabilir, yüklemi ve birbirini anlam bakımından bütünleyen birden fazla kelime ya da kelime grubundan da. Yani en küçük cümle tek kelimeden oluşabilir.
Öğretmenim.
Öğretiyorum.
Biz sizinde gelmeyeceğiz.
Sokaklarda, caddelerde, kaldırımlara park eden otolar yüzünden, yayaların rahatça yürüme imkânı kalmadı artık.
  • Karşılıklı konuşmalarda tek kelimeden oluşan cevap cümleleri önceki kelimelerle tamamlanmaya bırakılmıştır.
- İnsanın elini yakmaz mı?
- Yakmaz.
- Sen çok güzel Türkçe biliyorsun.
- Biliyorum.

Cümlenin Ögeleri

Öğe: Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öğe denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümleridir.
Bugün / alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.
  • Anlam bozulmayacak şekilde birbirlerinden ayrılabilirler.
çıkacağım.
çarşıya / çıkacağım.
alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.
Bugün / alış veriş yapmak için / çarşıya / çıkacağım.
  • Her öğe görev ve anlam yönünden bir tek öğeye eşlik eder; onu tamamlar. Bu öğe de yüklemdir.
­Birinci derecede önem taşıyan öğe yüklemdir.
çarşıya / çıkacağım.
alış veriş yapmak için / çıkacağım.
bugün / çıkacağım.

Bugün alış veriş yapmak için çarşıya çıkacağım.
zaman amaç yer yapılacak
bakımından bakımından bakımından iş
­İkinci derecede önemli öğe öznedir. Sadece yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır.
Beğendi-k “-k” eki “biz”i karşılıyor.
­Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci, dolaylı tümleç, edat tümleci ve nesnedir.
Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın.
Zarf tüml. Özne nesne d.lı tüml. yüklem
  • Bazı cümlelerde bazı öğeler hiç bulunmaz. ­Yüklemi geçişsiz fiilden oluşan cümleler nesne almazlar.
Tarlanın sınırına gelince dinlenmek üzere oturduk.
­İsim cümlelerinde tümleçler pek sık görülmez.
Ben / de / bir varisin olmakla / bugün / mağrurum.
Edat tüml. Zarf tüml.
  • Öğelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde olabilir.
Yağız atlar / kişnedi, meşin kırbaç / şakladı.
Bir dakika / araba / yerinde / durakları.
Giden geminin arkasından / bakakaldı.
  • Yüklem genellikle en sondadır. Diğer öğelerin yerleri anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur yüklemin önündedir.
“Bu şehrin çilesini ben çekerim yıllardır,
Hasretini ben duyarım.”
  • Cümle vurgusu yüklem üzerindedir. Vurgu, gerektiğinde özellikle belirtilmek istenen öğe üzerine çekilebilir, ya da o öğe yükleme yaklaştırılır.
Ben Ankara’ya yerleştim.
Ben Ankara’ya yerleştim.
Ankara’ya en geç ben yerleştim.
  • Asıl yargının bulunduğu cümleler gibi, ona bağlı olan yan cümleler de öğelerden oluşur. Öğelerden oluşan bir cümle başka bir cümlenin öğesi de olabilir.
Vatan için ölenler yüreğimizde yaşarlar. (amaç)
  • Öğeler bulunurken,
­Önce yüklem, sonra özne ve sonra tümleçler aranır.
­Sorular yükleme sorulup alınan cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.
­Öğeler bulunurken tamlamalar ve diğer kelime grupları bölünmez.
­Bağlaçlar öğe sayılmamalıdır.
Bugün alış veriş yapmak için çarşıya çıkacağım.
Kelime kelime grubu kelime kelime
Semt belediyesine bağlı bir sağlık ocağında dolaylı tüml.
fazla iş özne
olmaz. yüklem
Basit muayenelerin ve müdahalelerin dışında, zarf tüml.
ya bağlaç
hastahaneye dolaylı tüml.
hasta belirtisiz nesne
sevk ederler, yüklem
ya bağlaç
ölüler için edat tüml.
defin ruhsatnamesi belirtisiz nesne
verirler. yüklem
Masasında dolaylı tüml.
bir de bağlaç
bunların koçanları özne
olurdu. yüklem
O koçanlardan kopardığım sayfaların arka yüzüne dolaylı t.
resimler belirtisiz n.
yapar, yüklem
otomobil modelleri belirtisiz n.
çizer yük
ya da bağ
ilerde keşfetmeyi umduğum makineler b.siz n.
uydurur, yük
bir de bağ
tanıdığım artistlerin, ünlülerin listesini b.li n.
çıkarırdım. yük
Az sonra zarf t.
annem özne
gelir, yük
koçandan , dol. t.
temiz bir sayfa b.li n.
koparır, yük
ön yüzünü b.li n.
doldurur, yük
gelenin işini b.li n.
görür, yük
defin ruhsatnamesinde yukarıya dol. t.
ölenin adını b.li n.
yazar, yük
en altta dol. T.
da bağl.
hep zarf t.
kendi kaşesi ve imzası özne
olurdu. yüklem
Benim gözümde anneme ölüm karşısında üstünlük sağlayan bir şeydi yüklem
bu. özne
Ölümü belirtili nesne
başka adreslere dolaylı tümleç
gönderirdi. Yüklem.
(Murathan Mungan, Pamukçuklar)

Şimdi bu cümle öğelerini tek tek inceleyelim:


1. Yüklem
İş, kılış, oluş, hareket, durum bildiren; haber veren; cümleyi bir yargıya bağlayan çekimli öğedir.
Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle getirdi.
Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da insanların birbirlerini sevip saymamalarıdır.

Özellikleri

  • Cümlenin temel öğesidir. Cümle yargı bildiren bir söz; yüklem de yargıyı üstlenen öğe olduğuna göre yüklemsiz bir cümle olamaz.
Araba kalabalığı şehri yaşanmaz hâle .........?............ cümle değil
Şehri bu hâle getiren bir olumsuzluk da ..........?............ cümle değil
  • Yüklem, tek kelimeden de oluşabilir bir kelime grubundan da.
Yaşlılara saygı, topumun geçmişine olan saygısını gösterir.
İnsanlar birbirlerinin hakkına riayet etmeliler.
  • Cümle oluşturmaya yeterli olan tek öğe yüklemdir.
Öğretmenim.
Geliyorum.
  • Diğer unsurlar, yüklemin anlamını desteklemek üzere cümlede bulunur.
Yeri
  • Türkçede asıl öğe en sonda bulunduğu, yardımcı öğeler daha önce geldiği için Türkçe söz dizimine göre yüklem cümlenin en sonundadır. Bütün öğeler sıralanır, sonra bunlarla hazırlanan haber veya yargı yükleme yüklenir.
Gökyüzünün başka rengi de varmış.
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.
  • Şiirde, atasözlerinde ve günlük konuşma dilinde yüklem cümlenin sonunda değil de herhangi bir yerinde olabilir.
“Uzar gider bir sessizlik içinde
Bir uçtan bir uza Türkistan toprakları.”
Birden kapandı birbiri ardınca perdeler.
Sakla samanı, gelir zamanı.

Türü

  • Fiil cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildiren cümlelerin yüklemi çekimli bir fiildir. Bu fiil, basit, türemiş ya da birleşik olabilir. Fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.
Bir ipte iki cambaz oynamaz. Hiçbir zaman
Yarın buraya gelecekler. Onlar
  • İsim cümlesinin, yani iş, oluş, kılış, hareket, durum bildirmeyen cümlelerin yüklemi de ek-fiille çekimlenmiş bir isimdir. Bu, isim soylu herhangi bir kelime (sıfat, zamir, zarf, edat) olabilir.
Ben bir Türküm; dinim cinsim uludur.
Yeniden doğmuş gibiyim.
Tabiattaki en iç açıcı renk yeşildir.
Çık hızlısın.
*Bu ek-fiiller bazen düşebilir.
İçimde en güzel duygular saklı.
*Ek-fiile ait zaman ve şahıs kavramları yüklemde ek hâlinde bulunur. Ayrıca öğe olarak da bulunabilir.
Gökyüzünün başka rengi de varmış.

Sayısı

  • Bir cümlede birden fazla özne, zarf tümleci, dolaylı tümleç, nesne bulunabilir, ama yüklem tektir. Bir söz dizisi içindeki yüklem sayısı cümle sayısını gösterir.
“Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.”
“Yol onun, varlık onun,
Gerisi hep angarya.”

Yüklemdeki Kelime Sayısı

  • Yüklem tek kelimeden oluşabileceği gibi bir kelime grubu da olabilir.
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir / bu.
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir / bu.
Dönülmez akşamın ufkundayız.
Güzel yüzü, geniş bir gülümseyişle / ışıl ışıldı.

Yüklemsiz Cümleler (Eksiltili Cümle)
  • Yüklemi söylenmeyen cümlelere eksiltili (kesik) cümle denir. Yüklemin söylenmemiş olması cümlenin anlamında eksiklik meydana getirmez. Dinleyici ya da okuyucu cümlenin söylenmemiş kısmını ya kendisi tamamlar ya da zaten bilinmektedir.
Kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Az veren candan, çok verev maldan.
Dalgalandığın yerde ne korku ne keder.
“Seni istikbal için önce gelmek cihana,
Ve başkasından almak sonra geliş müjdeni,
Bir nefes dinlenmeden yıllarca koşmak sana,
Aramak her tarafta, bulmamak asla seni. (Han Duvarları)
*Bazı kesik cümleler önceki cümlenin yardımıyla tamamlanır.
Bilmiyorum aradan ne kadar zaman geçti. Belki altı ay... Belki bir yıl.
Buralarda hiç yol yoktur. Hatta keçi yolu bile...
- Nerede çalışıyordun?
- Türk Dil Kurumunda. (çalışıyorum)
- Kardeşin kaçıncı sınıfta okuyor?
- İkinci sınıfta.

2. Özne


Tanımı

Yüklemde bildirilen işi, oluşu, hareketi, durumu, kılışı yerine getiren; hakkında bilgi ve haber verilen öğedir. Yani yapanı veya olanı karşılayan unsurdur.
Çocuklar bahçede oyun oynuyorlar.
Elimdeki defter yere düştü.
  • Özne, yükleme sorulan “ne?, kim?” sorularının cevabıdır.
Göçmen kuşlar yine yolculuğa başladı.
- Kim? / Kim başladı? / Başlayan kim?
- Göçmen kuşlar
Kitaplar raflara rastgele dizilmişti.
- Ne? / Ne dizilmişti? / Dizilen ne?
- Kitaplar

Özellikleri

  • Özne olan kelime(ler) cümlede hiçbir hâl eki almadan kullanılırlar. Herhangi bir hâl eki alırlarsa özne değil, nesne, dolaylı tümleç, zarf tümleci olurlar.Ama çoğul ekini ve iyelik eklerini alabilir.
Ankara halkı kaldırımlarda yürüyememekten rahatsız değil galiba.
Depremzedeler hâlâ vaat edilenlerin gerçekleştirilmesini bekliyorlar.

Durumu

Özne; yüklemi isim olan cümlelerde pasif (edilgen); fiil olan cümlelerde aktif (olan veya yapan)tir.
Hava durgundu. Özne, olan
Muayene odasının kapısı açılır. Özne, olan, yapılan
Cevdet Bey, bahçeyi suluyordu. Özne, yapan
Genç kız, her geçen gün biraz daha iyileşiyordu. Özne, olan

Türü

  • İsimler, adlaşmış sıfatlar, isim ve sıfat tamlamaları, fiilimsiler, zamirler, soru kelimeleri, gerçek ya da sözde özne olabilir:
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı.
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Dakikalar ilerledikçe yangın daha da şiddetleniyordu.
İhtiyar, çocukların kendisine neden yer vermediğini bir türlü anlayamıyordu.
Kapı tokmağı hızlı hızlı vuruluyordu.
Okumak bir erdemdir; doğru şeyler okunduğu müddetçe.
O, benim can dostumdur.
Kim bu işleri bir saatte bitirebilir?
Köprü altında balık tutanlar, bezgin değildi.
Türklerin bu yalçın kayalar üzerine ne zaman konduğu bilinmez.

Çeşitleri

S
özde ve gerçek özne

Sayısı
  • Bir cümlede birden fazla özne bulunabilir.
Her saz, her ot, her kanat çırpınışı, bütün kenarlar ve renkler gibi gümüş bit parıltı içinde erir.
Güneş, yer, gök, deniz iç içe kaynaşır.
*Bazı cümlelerde özneden hemen sonra öznenin açıklayıcısı gelir.
Etrafa hoş ve olgun bir koku, yeni kesilmiş geçkince bir karpuz kokusu yayıldı.
*Bazı cümlelerde birkaç özne sıralandıktan sonra, tümü yeniden “hepsi” zamiriyle ifade edilir.
Tarih, sanat eserleri, gelenekler, hepsi, cemiyetin süreklilik şuurudur.

Öznesiz Cümleler

Özne, anlamdan çıkarılabileceği ve tekrardan dolayı anlatımda bozukluk yaratabileceği için söylenmeyebilir. Özne söylenmediği zaman gizli özne dadını alır. Gizli özne yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır. Yüklemin taşıdığı şahıs ekinin gösterdiği zamir öznedir.
*Gizli özne bir özne çeşidi değildir.
Dün beni aramışsın. Sen: gizli özne
Karanlığın, yağmurun, rüzgârın içinde dört nala uzaklaştı.
Geniş merdivenlerden yukarı kata çıktı.
*Sözde ya da gerçek öznesi olmayan cümlelerin yüklemleri, edilgen ve geçişsiz fiillerdendir.
Bu sıcakta uyunmaz.
Bu söze gülünür.
Yarın pikniğe gidilecek.
Burada kalınacak.
Dışarı çıkıp bir şişe süt almalı.

Özne- Yüklem Uyumu

  • Özne ile yüklem olumluluk-olumsuzluk ve tekillik-çoğulluk yönlerinden uyum göstermelidir.
a. Olumluluk-olumsuzluk Uyumu
Özne olumlu ise yüklem de olumlu; öznede olumsuzluk anlamı varsa yüklem olumsuzdur.
Yarın herkes dersten önce kütüphanede toplansın.
Hepsi burada toplanacak.
*Öznenin olumlu olduğu hâllerde yüklem bazen olumsuz da olabilir.
Akşam yemeğine herkes katılmadı.
Yağmur yağdığı için öğrencilerin tamamı gelmedi.
*Özne “kimse, hiçbiri, hiç kimse” kelimelerinden oluşuyorsa yüklem olumsuz olur.
Üç günden beri kimse uğramadı buraya.
Hiç kimse bu paraya bu işi yapmaz.
Hiçbiri anlatılanlara inanmadı.
*“ne....ne” olumsuzluk bağlacı kullanılan cümlenin yüklemi olumludur.
Ne baş ağrısı yapar, ne de bünyeye zarar verir.
Ne ölenlere ne de kalanlara yer bulunabildi.

b. Tekillik-çoğulluk Uyumu

Özne tekilse yüklem de tekil; özne çoğulsa yüklem de çoğul olur.
Köylüler birer birer pazar yerine geliyorlar.
Çocuk annesini çağırdı.
Ali’yle Yusuf yarın Ankara’ya gelecekler.
*Bitki, hayvan, cansız varlık, vücudun organları, soyut kavramlar, isim-fiiller, zaman isimleri, topluluk isimleri özne olduğunda yüklem genellikle tekil olur. Bitki ve hayvan isimleri bazen çoğul yükleme bağlanır.
Bu erikler çok tatlıdır.
Otlar kurudu.
Aradan uzun yıllar geçti.
Gözlerim yaşardı.
Fikirler baskıyla benimsetilmez.
Dışarıdan bağrışmalar duyuluyordu.
Sıfatlar çekim eki almaz.
Ordu yola çıktı.
Martılar bağrışıyorlar.
*Özne insan cinsinden ve çoğul ise yüklem tekil de olabilir çoğul da.
Çocuklar erken uyur.
Öğrenciler teneffüse çıkmış.
Memurlar hak aradı.
Askerler eğitim alanında toplandı.
Öğrenciler birer ikişer gelmeye başladılar.
*Özneyi tekil veya çoğul “1. ve 2.”, “1. ve 3.” , “1., 2., ve 3.” şahıs zamirleri oluşturuyorsa yüklem birinci çoğul şahıs eki alır.
Ahmet’le ben yarın gideceğiz.
Ben ve o, beraberce içeri girdik.
Bu işi sen ve ben yapmalıyız.
Ben, o çocuk ve sen burada hazır bulunacağız.
Biz, siz ve onlar, birbirimize daima destek olmalıyız.
*Öznesi tekil veya çoğul 2. ve 3. şahıslar olan cümlenin yüklemi 2. çoğul şahsa göre çekimlenir.
Sen ve o, bu işi yapmalısınız.
Siz ve onlar, bu eşyaları taşıyacaksınız.
*Öznenin üçüncü tekil şahıs olduğu bazı durumlarda saygı ya da alay anlamı katmak için yüklem çoğul yapılır.
Sayın Vali, madalyaları elleriyle taktılar.
Cumhurbaşkanı, okulumuzu ziyaret edecekler.
Küçük bey henüz uğramamışlar.
*Öznesi sayı sıfatlarıyla veya “birkaç, birçok” gibi belgisiz sıfatlarla kurulmuş bir sıfat tamlaması tekil yükleme bağlanır.
İki çocuk içeri girdi.
Birçok insan böyle davranışlara tepki gösterir.

3. Nesne

Tanımı
Yüklemde bildirilen ve öznenin yaptığı işten doğrudan etkilenen öğe nesnedir.
*Dolayısıyla sadece fiil cümlelerinden yüklemi geçişli fiil olanlar nesne alır. Az da olsa isim cümleleri de nesne alabilir.
*Düz tümleç de denir.
*Yükleme sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabıdır.
Burada son fırtına son dalı kırıyordu.
Bütün bu yalılar, eski Boğaziçi hatıralarını sayıklar.
Türk halkı bağımsızlığını, Ulu Önder’e ve onunla birlikte savaşanlara borçludur.

Türü

  • İsimler, zamirler, adlaşmış sıfatlar, tamlamalar, fiilimsiler, soru kelimeleri, kısaca özne olabilen bütün kelimeler, kelime grupları ve iç cümleler nesne olabilir.
Babam gazetesini okuyor; annem de yemek kitabından öğrendiği tarifleri kendi hükümdarlığında uyguluyordu.
İyilik eden iyilik bulur.
Ayıkla pirincin taşını.
Bugün bana ne getirdin?
Siz bunlardan hangisini istersiniz?
Çocuk sevinçle, “Bitirdim!” dedi.
Atalarımız, “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” demişler.
Sabahları odadan odaya gezinerek düşünmeyi severim.

Çeşitleri

  • Belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayrılır.
  • Belirtme hâl eki alanlara belirtili; yalın hâlde olanlara da belirtisiz nesne denir.
Her gün gazete okuyorum.
Gazeteyi her gün okuyorum.
  • Belirtisiz nesnenin kullanılması ile belirtili nesneninki arasında belirgin anlam farkı vardır. Nesnenin yeri de önemlidir. Belirtili nesnenin cümle içinde belirli bir yeri yoktur. Kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katar.
Bunu bana bir çocuk anlatı. Vurgulanan: herhangi bir çocuk
Bir çocuk bana bunu anlattı. Vurgulanan: bu
Her hafta bir kitabı okurum. Belirli kitaplardan birini
Bir kitabı her hafta okurum. Belirli bir tek kitabı
  • Belirtisiz nesne daima yüklemden hemen önce gelir. Yüklemle belirtisiz nesne arasına “de, dahi, bile” edatlarından başka bir kelime giremez.
Her hafta bir kitap okurum.
Bu günlerde herkes böyle şeyler anlatıyordu.
Gezi sırasında sincap bile gördük.
*Bazı nesneler belirtme hâl eki almadıkları hâlde anlamca belirtili nesnedir.
“Küçük bir çırak tutmalıyız.” derdi.
Gaz lâmbası ışığında Ömer Seyfettin okurduk.

Sayısı

Bir cümlede birden fazla nesne bulunabilir. Ancak bu nesneler belirtili veya belirtisiz olma bakımından aynı özelliği taşımalıdır.
“Gurbette duyduğum sonu gelmez hüzünleri,
Yaprakların döküldüğü hicranlı günleri,
Andım birer birer, acıdım kendi hâlime.” (YKB)
Dağılmış eşyaları, titreyen çocukları, oraya buraya şaşkın koşuşan kadınları buğulu buğulu gördü.
Uçurtmalar biraz gök, açık hava, rüzgâr ister.
*Bazı cümlelerde ikinci nesne, birincinin açıklayıcısıdır.
Surların önünde, kemerlerinden hâlâ o ilk girişten bir akis saklayan kapılara bakarak, Türk tarihinin en güzel ve en büyük iklimlerinden biri olan o “Mayıs günü”nü, bize bu şehri ve onun emsalsiz güzelliklerini hediye eden günü beraberce yaşardık. (AHT)

4. Dolaylı Tümleç

Tanımı
  • “-E, -dE, -dEn” eklerini alarak cümlenin, dolayısıyla yüklemin anlamını, “fiilin, çıkma (uzaklaşma), bulunma ve yönelme (yaklaşma) bakımlarından ilgili olduğu yer” yönünden tamamlayan öğedir.
  • Yer tamlayıcısı da denir.
Biz yazları köye gideriz; sahil lüksümüz yok bizim.
Nice tarihî eserler sular altında bırakılıyor.
Buğdayı çiftçiden hep ucuza alırlar.
Baş ucumdaki lâmbayı yakıp saate baktım.
Büyük bir boşlukta bozuldu büyü.
Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu.
Başımız üstünden yorgun bulutlar geçer.
*Yaklaşma ve uzaklaşma ekli yer tamlayıcıları isim cümlelerinde çok az bulunur. Bulunma ekli yer tamlayıcıları ise her cümlede bulunabilir.
-Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.
- Hâlbuki bu sergilerin getireceği sanat ve güzellik terbiyesine bilhassa biz muhtacız.
  • Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereye?, nerede?, nereden?, kime?, kimde?, kimden?, neye?, nede?, neden?” sorularının cevabıdır.
Bunları babana sormalısın. Kime?
Aradığınız kitapları sahafta bulursunuz. Nerede?
Tebeşir kireçten yapılır. Neden?

Türü

  • İsim cinsinden bütün kelimeler ve kelime grupları dolaylı tümleç olabilir.
Kuleye çıkınca, sabah güneşinin henüz dağılmadığı hafif sislerle örtülü ufka dikkatle baktı.
Konak, çamurlu ve bozuk bir yolun sağında kurulmuştu.
Ayağını toprağa basmaktan ürküyordu.
  • Yer soran soru kelimeleri de dolaylı tümleçtir?
Bu elbiseyi nereden aldınız?
Benim kalemim kimde kalmış?

Sayısı

Bir cümlede birden fazla aynı veya farklı cinsten yer tamlayıcısı bulunabilir.
Ormanlardan, derelerden, köprülerden, tepelerden, uçurumlardan şimşek gibi geçti.
Gökalp ve arkadaşları, hem edebî eserlerinde, hem de Türkçeyi sadeleştirmek için ortaya koydukları prensiplerde halka yöneldiler.
*Bazı yer tamlayıcıları kendinden önceki yer tamlayıcısının açıklayıcısıdır.
Her tarafta, yükselen otların kenarlarında, kırların en tenha ve göze görünmez noktalarında başlı başına tam bir güzellikle açılmış, belki renkleri biraz soluk kır çiçekleri vardı.

5. Zarf Tümleci

Tanımı
Yüklemin anlamını zaman, durum, yön, miktar, tarz, vasıta, şart, sebep, birliktelik yönlerinden tamamlayan kelimeler ve kelime gruplarıdır.
*Edat tümleci (edatlı tümleç) olarak adlandırılan tümleçler de birer zarf tümlecidir.
Akşama kadar çalıştık.
Toprak derin derin ürperdi.
Bu şiir yağmur yağarken yazdım.
Ben resim çekmeyi de çok seviyorum.
Akşama doğru eve varırız.
Aşağı inmişti.
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar.
Bu hastahanede aylarca kalırsa, üç beş ameliyata dayanırsa, kurtarmaya çalışırız.
On beş yaşına dek evinden uzun süreli ayrılmadı.
Anlatılanları korkuyla dinledik.
Hastayı ambulânsla getirmediler; taksiyle getirdiler. vasıta
Yağmur yağdığı için sular kesilmiş. sebep
Düşüncelerinizi bir kompozisyonla açılayın. araç
Bazı öğrenciler anneleriyle gelmişlerdi. birliktelik
  • Zarf tümlecini bulmak için yükleme “nasıl?, ne zaman?, ne kadar?, nereye?” ve “kiminle?, neyle?, niçin?, neden?, niye?”soruları sorulur.
Sağa sola bakmadan içeri girdi. Nasıl? Nereye?
İki arkadaş gece boyunca uzun uzun konuştular. Ne zaman? Nasıl?
Biz , akşamki trenle gideriz. Neyle?
Raşit’i son gördüğümde Hüseyin’le geziyordu. Kiminle?
Çocuk korkudan konuşmuyordu. Neden?
Onu görmek için beklemiştik. Niçin?

Türü

İsimler eksiz veya yön, vasıta, eşitlik ve bazı hâl ekleriyle, fiiller de zarf-fiil ekleriyle zarf görevi yapar.
Kurduğun devlet asırlarca muzaffer yürüdü.
Ankara, uzun tarihinin şaşırtıcı birleşimleriyle doludur.
Ayağa kalktı ve kardeşiyle beraber dışarı çıktı.
Hana sağ indi, ölü çıktı geçende.
Kulak verdin mi yürekten kavala saza.
Zaten yarı aç yarı tok ve bitkin bir hâlde olduğundan ayakta fazla duramadı.
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
*Yön, zaman, tarz, sebep, vasıta, miktar ve şart bildiren bütün kelimeler ve kelime grupları zarf tümleci olarak kullanılabilir.
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir.
Ankara’ya yaklaştıkça heyecanım artardı.
Yavru kedi, hiç de iyileşecek gibi görünmüyordu.
Tenha sokakta kaldım oruçsuz ve neşesiz.
Cephaneleri bitince süngülerini taktılar ve düşmana doğru yürüdüler.
Dört saatlik yolu, iki saatte, köpeklerden korktuğum için tarlaların arasından geçerek yürüyüverdim.
Sırtınızdan para kazanmaya çalışırlar, bir kez uğradınız mı depreme.
*Tek kelimelik bazı zarflar ek aldıklarında zarf olmaktan çıkar, zarf tümleci oluşturmazlar.
Yarın benimle gelir misin? zarf
Yarını bekleyemem. İsim
İçeri›içeriye, dışarı›dışarıya, aşağı›aşağıya
*Edatlarla kurulanlar (edat tümleçleri ya da edatlı tümleçler)

“ile”
Ankara’ya uçakla giderler. (vasıta)
Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)
Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)
Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)
Öfkeyle kalkan zararla oturur. (nasıl, öfkeli ve zararlı)
Sevinçle boynuma sarıldı. (nasıl, sevinçli bir hâlde)
“-E kadar”
Dershaneye kadar gidelim.
Akşama kadar çalıştık.

“için”
Çalışmak için başvurdu. (amacıyla, başvurunun amacı, sebebi)
Sınavı kazanmak için çalışmak gerekir. (sınavı kazanmanın şartı)
Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)
Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)
Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)
Senin için sorun yok tabi. (görelik)
Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)
Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)

“üzere, üzre”
Sorunu halletmek üzere gidiyorum. (amaç, için)
On dakika konuşmak üzere kürsüye çıktı. (için, amaç)

“-e göre”
Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)
Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)
Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)
Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)
Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)
Kemal, Hasan’a göre daha uzundu. (karşılaştırma)
Bana göre ayakkabınız var mı? (uygunluk)

“karşı”
Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)

“diye”
Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)

“doğru”
Ormana doğru yürüdük.
Bana doğru bakıyor.

“dolayı, ötürü”
Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.
Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.

“-den” ekiyle de aynı anlam sağlanır.
Sıkıldığımdan dışarı çıktım.
“karşın, rağmen “
Çok uğraşmama karşın başaramadım.
Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

“beri”
Dün akşamdan beri görülmedi.
Okuldan beri hiç susmadı.
Yıllardan beri bu köyde yaşamaktalar.
Kar, sabahtan beri yağıyor.

“yalnız”
Cebinde yalnız yol parası vardı. (sadece, edat)
Beni yalnız sen anlarsın. (sadece, bir tek)

“ancak”
Seni ancak ebediyyetler eder istiab (sadece)
Onu ancak para ilgilendirir. (sadece, bir tek);
Bu işten ancak Hasan Usta anlar. (sadece)
Bu kömür ancak üç ay yeter. (en fazla, olsa olsa)
Sabah çıktılarsa akşama ancak gelirler. (belki, ihtimal)

Sayısı

Bir cümlede aynı veya farkı türden birkaç tane zarf tümleci bulunabilir. Zaman zarfı genellikle diğer zarf çeşitlerinin önünde, miktar zarfı da yüklemden önce kullanılır.
Kızılay’a indiğim zaman, kalabalığa takılmamak için insanlar arasından hızla ilerlerim.
“Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şîrâz’ı hayal ettiren ahengiyle.” (YKB)
Çocukları ilk gördüğünde çok sevinmişti.

6. Cümle Dışı Unsurlar ve Ara Söz, Ara Cümle
  • Cümlenin kuruluşuna katılmayan, yani öğe olmayan ve dolaylı olarak cümlenin anlamına yardımcı olan unsurlardır.
  • Bağlaçlar, ünlemler, ünlem grupları, hitaplar, ara sözler cümle kuruluşunun dışında kalan unsurlardır.
Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.
Şair, sen üzüldükçe ve öldükçe yaşarsın.
Ulu mabet, seni ancak bu sabah anlıyorum.
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar.
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul.
Varsın sonunda bizzat yarattığımız bu eser bizi inkâr etsin.
Bahçeye indim, fakat çiçeklerin eski kokusunu alamadım.
*Yardımcı ve açıklayıcı bir öğe olarak cümlenin içine giren ve çıkarılması cümlenin anlamında eksiklik ya da bozulma meydana getirmeyen sözlere ara söz denir. Ara söz bir kelime, kelime grubu veya cümle hâlinde olabilir.
Bu konuda kararlı olduktan sonra –geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik.
  • Ara söz, iki virgül arasında, parantez içinde ya da iki kısa çizgi arasında verilir. “ki” ile de bağlanabilir.
Başımın ağrısı yazları –sıcaklardan olmalı- daha da artar.
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu.
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar –geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini –ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.
  • Cümlede herhangi bir öğenin açıklayıcısı ve açıkladığı öğe ile aynı görevde olabilir.
Arka sıradakilerden biri, gözlüklü olanı, bir soru sordu. Özneyi
Dün Ali amcalara, eski komşumuza, gittik. Dolaylı tümleci
Doğup, büyüdüğü yerleri, memleketini, çok özlemişti. Nesneyi
Onu dün akşama doğru, saat beş gibi, Kızılay’da gördüm. Zarf tümlecini
  • Cümlenin herhangi bir öğesi olmaksızın da kullanılabilir.
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini –inanılacak gibi değil- söylüyorlar.
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
  • Cümlenin herhangi bir yerinde bulunabilirler.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi
Evet, her şey bende gizli bir düğüm.
Rapor Et
Eski 25 Mayıs 2009, 02:14

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#3 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Cümle
MsXLabs.org & Temel Britannica

Cümle, bir düşünceyi, duyguyu, dileği, ha­beri ya da yargıyı tam olarak dile getirmek amacıyla belli bir kurala uygun olarak sırala­nan sözcüklerden oluşur. Örneğin "Akşam karanlığında köy yolunda" sözü, belirtilen yer ve zamanda ne olduğunu bize tam olarak bildirmediğinden cümle değildir. Oysa "Ak­şam karanlığında köy yolunda Ahmet'e rast­ladım" sözü açık anlatımıyla bir cümledir. Cümlenin ilk sözcüğü büyük harfle başlar ve sonunda cümlenin yapısına göre nokta, ün­lem, iki nokta, üç nokta ya da soru işareti konur.

Cümlenin Öğeleri
Türkçe'de cümle tek sözcüklü olabileceği gibi birkaç ya da pek çok sözcükten de oluşabilir. Cümleyi oluşturan bu sözcükler tek başlarına ya da öbekler oluşturarak üstlendikleri göre­ve göre "yüklem", "özne", "tümleç" gibi adlar alırlar. Bunlara cümlenin öğeleri denir.
Türkçe'de cümleyi oluşturan öğeler genel olarak şu sıralamaya uyar:
Özne, tümleç(ler), yüklem.
Bu sıralanışa uymayan ve yüklemi sonda değil başta ya da ortada bulunan cümlelere "devrik cümle" denir.
Cümle en az iki öğeden oluşur: Özne ve yüklem.
  1. Ali konuşuyor. (özne) (yüklem)
  2. (Ben) Anlatacağım. (özne) (yüklem)
Düşündüklerimizi anlatmak için tek ya da iki sözcük kullanmak her zaman yeterli değil­dir. Cümleye tamamlayıcı öğeler de katarak söylemek istediklerimizi belirginleştirip kesinleştirerek açık seçik bir duruma getiririz. "Çocuk ağlıyor." cümlesi, bir eylemi ve bu eylemi yapanı belirten iki sözcükten oluşan küçük bir cümledir. "Çekirdek cümle" diye adlandırılan bu tür cümleler yardımcı öğe olan tümleçle ya da tümleçlerle genişletilebilir:
Çocuk evde ağlıyor. Çocuk bugün evde ağlıyor. Çocuk bugün evde hüngür hüngür ağ­lıyor.

Yüklem
Cümlede eylem, oluş, durum, istek bildiren ve cümlenin yargısını üzerinde toplayan söz­cüğe ya da sözcük topluluğuna yüklem adı verilir. Türkçe'de tüm sözcük çeşitleri belli kurallar çerçevesinde yüklem görevini üst­lenir.
  • Yüklemi çekimli fiil olan cümlelere "fiil cümlesi" denir: Orhan ödevlerini yapıyor.
  • Ek fiil almış isim ya da isim soylu sözcükle­rin yüklem olduğu cümleler de "isim cümlesi" olarak adlandırılır: Mahallenin en ağırbaşlı çocuğu Ali'dir.
  • Yüklemin kullanım sırasında ortaya çıkan değişik türleri vardır. Kimi cümlelerde anlamı güçlendirmek ve cümleye değişik bir anlatım özelliği kazandırmak için yan yana sıralanmış iki yüklem bulunur: Adam sessizce yürüdü geçti.
  • Cümleyi etkili kılmak, cümlenin anlamına güç katmak için yüklemin yinelendiği de olur. Yinelenen yüklemler arasına virgül konur: Çocuğun gözleri dalıyor, dalıyor, dalıyor­du.
  • Yüklem olan sözcüklerin arasına çeşitli ekler, ünlemler, bağlaçlar ve çeşitli kalıplaş­mış sözler ya da deyimler getirilerek anlamın pekiştirildiği de olur: Artık konuşur da ko­nuşur.
  • Bir cümle çeşidi olan "sıralı cümle"de yüklem her cümle için ayrı ayrı yinelenmeyip cümleler ortak bir yüklemle de kurulabilir. Burada cümleler arasında yargı ortaklığı söz konusudur: Bahçelerin gölgeliklerine, deniz kıyılarının esintisine, dağ başlarının serinliğine doyum olmaz.
Özne
Yüklemle bildirilen iş, oluş, hareketin gerçek­leştiricisi olan ya da herhangi bir durumu gösteren cümle öğesine özne denir. Özne de yüklemle birlikte cümlenin temel öğelerindendir.
  • Özne, fiil cümlelerinde yüklemle bildirilen eylemi yapan kişi ya da nesnedir: Anneler çocuklarını çok severler.
  • İsim cümlelerinde ise özne yüklemle bildiri­len yargıları üzerinde toplayan, o yargıyla ilgili olan varlık ya da nesnedir: Okul bizim için sıcak bir yuvaydı.
  • Özne her zaman isim, isimleşmiş sözcük ya da sözcük öbeğinden oluşur ve yalın halde olması gerekir: Babam eve geliyor. Kardeşimin kedisi hastalandı. Özne ile yüklem arasında tekillik, çoğulluk (nicelik) ve kişi bakımından uyum olmalıdır. Saygı ve nezaket gereği karşımızdaki kişiye "siz" diye seslenildiğinde yüklem de ikinci çoğul kişiye dönüşür. Aşırı saygı duyulan üçüncü tekil kişiden söz edildiğinde yüklem üçüncü çoğul kişi biçiminde söylenebilir: Oyuncular sahaya çıkamaddar. Ali Bey, geç kaldınız. Müdür Bey içeri giriyorlar.
  • Türkçe'de değişik türde özneler vardır. Yüklemdeki yargryı doğrudan doğruya belir­ten özneye "gerçek özne" adı verilir. Gerçek özne, etken çatılı fiil cümleleri ile isim cümlelerinde bulunur:
  • Ben bu işlere karışmayacağım. Sabah günün en verimli evresidir. Edilgen çatılı fiil cümleleriyle edilgen çatılı fiilimsilerin yüklem olduğu isim cümlelerinde gerçek özne yoktur. Bu tür cümlelerde özne­nin yerini tutan "nesne"ye "sözde özne" adı verilir. Öznelerin yalın halde bulunmaları gerektiğinden yalnız "belirtisiz nesne"ler söz­de özne olabilirler: İnsan, güçlüklerle uğraş­mak için yaratılmıştır.
Yüklemi edilgen çatılı fiil cümlelerinde "tarafından, yüzünden, nedeniyle, ötürü" gibi sözcükler yardımıyla belirtilen özneye "örtülü özne" denilir. Örtülü öznenin bulunduğu cümlede sözde özne de bulunur. "Fırtına nedeniyle vapurlar denize açılamadı." cümle­sinde "fırtına" sözcüğü örtülü özne, "vapur­lar" sözde öznedir.
  • Sıralı cümlelerde genellikle ilk cümlede bu­lunan ve öteki cümlelerin de öznesi olan özneye "ortak özne" denir. Ortak öznenin öteki cümlelerin yüklemleriyle de uyum içinde olması zorunludur: Çocuk eve geldi, önlüğünü çıkardı, sokağa çıktı.
  • Bunlardan başka "seslenmeli özne", "açık­lamalı özne", "yinelenmiş özne", "pekiştiril­miş özne", "kalıplaşmış özne" gibi özne çeşit­leri de vardır.
Yardımcı Öğeler: Tümleç Çeşitleri
Nesne ya da Düz Tümleç. Cümlede öznenin yaptığı eylemden ya da belirttiği yargıdan et­kilenen varlığı gösteren cümle öğesine nesne ya da düz tümleç adı verilir. Nesne yalnız yük­lemi geçişli fiil olan cümlelerde bulunur. İsim cümleleri genellikle nesne almaz. İsimler, isim soylu sözcükler ve bunlardan kurulu söz­cük öbekleriyle öteki sözcükler cümlede nes­ne görevi görürler.
Nesneler yapılarına göre ikiye ayrılır:
  1. Belir­tisiz nesne
  2. Belirtili nesne
Belirtisiz nesne, cümlede yalın halde bulu­nan ve anlam bakımından belirsiz bir varlığı gösteren nesnedir: Bu akşam fırından ekmek alacağım.
Belirtili nesne ise -i hal eki alan ve anlam bakımından belirli bir varlığı gösteren nesne­dir: Kalemlerimi sana veriyorum.
Nesneler anlam bakımından da bazı özel­likler gösterir. Bu özellikler;
  1. Ortak
  2. Açıklamalı
  3. Yinelenmiş
nesne diye üçe ayrılmaktadır.
  • Ortak nesne, sıralı cümlelerde cümlelerin birinde bulunan ve ötekilerle de ilgili olan nesnedir. Ortak nesne genellikle ilk cümlede bulunur: Çocuk ütülenmiş gömleğini dikkatle aradı, dolaptan çıkardı, özenle giyindi.
  • Asıl nesneyi daha belirgin bir duruma getir­mek için sıralanan söz öbeklerine açıklamalı nesne denir. Bunlar nesneden ayrı düşünüle­mez, ikisi birden nesne öbeğini oluştururlar: Çok sevdiğim varlığı, yavrumu göreceğim.
  • Nesnenin ya olduğu gibi ya da değişiklikler­le yinelenmesiyle oluşan nesneye yinelenmiş nesne denir: Yalnızlığı, insanı anlamsız kılan yalnızlığı sevmiyorum.
Dolaylı Tümleç
Fiil cümleleriyle bazı isim cümlelerinde yüklemin anlamını tamamlayan -e, -de ve -den hal ekleri almış isimlere, isim soylu sözcüklere ya da sözcük öbeklerine dolaylı tümleç denir. Dolaylı tümleçlerin cümlede bulunmaları zorunlu olmasa da yük­leme "yönelme" (-e hali), "kalma" (-de hali) ve "çıkma" (-den hali) bakımından katkıda bulundukları için anlamın daha da belirginleşmesini sağlarlar.
  • Dolaylı tümleçler genellikle yüklemi çe­kimli fiil olan cümlelerde (fiil cümlesi) bulu­nur: İstasyona erken gitmeliyim.
  • Ama yüklemleri isim ya da isim soylu söz­eliklerden oluşan bazı cümleler de dolaylı tümleç alır: İçme suyu evlere çok gereklidir. Yönelme bildiren dolaylı tümleçler -e hal eki alır ve genellikle eylemin neye, nereye, kime yöneldiğini gösterir: İnsan her güzelliğe aldanmamalı. Ankara'ya tren var mı? Hasan'a selam götür.
  • Kalma bildiren dolaylı tümleçler -de hal eki alır ve genellikle eylemin yapıldığı, geçtiği yeri ya da kimde oluştuğunu gösterir: Başım iş­yerinde ağrımaya başladı.
  • Çıkma bildiren dolaylı tümleçler -den hal ekini alır ve eylemin çıkış ve başlangıç yerini gösterir: Sinemadan saat beşte çıkacağız.
Cümlede her zaman -e, -de ve -den hal eki almış öğe dolaylı tümleç olmaz. Bunlar zarf tümleci de olabilir. Bu durumda yüklemi tümleyişlerinin özelliğine bakmak gerekir.
  • Bir cümlede ayrı yapıdaki dolaylı tümleçle­rin sayısı genellikle ikidir: Kardeşim eve açık kapıdan girdi.
  • Gerektiğinde ayrı yapıdaki dolaylı tümleç sayısı üçe de çıkabilir. Ama bu sayı hiçbir zaman üçü geçmez: Paketleri pazardan eve sır­tımda taşıdım.
Zarf Tümleci
Yüklemin anlamını zaman, du­rum (hal), ölçü, nicelik, yer, yön, soru ve gös­terme gibi özellikler bakımından tamamlayan öğelere zarf tümleci denir. Sözcük çeşidi olan zarf ile cümle öğesi olan zarf tümlecini birbiri­ne karıştırmamak gerekir. Zarflar cümlede başka görevler de alarak yüklem, özne, nesne ve dolaylı tümleç olabilir. Bir cümlede zarf bulunması onun zarf tümleci olduğu anlamı­na gelmez.
Cümlede -e, -de ve -den hal ekleri­ni alan bazı isimler ya da isim soylu sözcükler de yüklemi zaman ve durum bakımından tümlediklerinde zarf tümleci olur.
  • Zaman zarfı tümleci yüklemin anlamını za­man bakımından tamamlar: Yıllık iznini kışa rastlatacakmış.
  • Durum (hal) zarfı tümleçleri yüklemin an­lamını durum ve nitelik bakımından tamam­lar, eylemin nasıl yapıldığını, nasıl olduğunu gösterir: Bu rüzgâr camları teker teker kı­racak.
  • Nicelik zarfı tümleçleri yüklemin anlamını miktar, sayı, azlık-çokluk bakımından belirleyen tümleçlerdir: Bu yazı daha güzel olmamış mı? Bizim köy buralara pek uzaktır. Aradan otuz kırk yıl geçti.
  • Yer zarfı tümleçleri eylemin geçtiği yeri ya da eylemin yönünü belirtir. Ama bazı sıfatlar ile yer zarfları da bu görevi yüklenebilirler:
    • Yaya kaldırımlarında da arabadan uzak
    • durunuz. Anlayan beri gelsin.
    • Adam dilekçesini masaya bıraktı ve dışa­rı çıktı.
Soru zarfı tümleçleri yüklemin anlamını so­ru yoluyla belirtir. Bu tür zarf tümleçleri soru anlamıyla birlikte nitelik, zaman, yer, neden, nicelik bakımından da yüklemi tümleme özel­liğine sahiptir.
* Bu insanlar burada ne arıyor?
* Evinde niye oturmuyorsun?
* Bu soğukta nasıl yürüyeceksin?
Edat Tümleci
Yüklemle ilgisi olsun olmasın cümleye araç, benzerlik, eşitlik, nedenlik, yö­neliş, yer, cevap, seslenme, güçlendirme, gös­terme, yineleme, soru, amaç, onaylama, yad­sıma gibi anlamlar ve anlatım özellikleri katan tümleçlere edat tümleci adı verilir. Edat tüm­leçleri yalnız edatlarla kurulmaz. Öteki söz­cük çeşitleri ya da değişik sözcüklerden kuru­lan öbekler de bu görevi yerine getirebilir:
  • Çalışmalarınız ancak bu işten anlayanları ilgilendiriyor.
  • Yok çok yorgunmuş, yok iştahı yokmuş.
  • Edirne'den Ardahan'a kadar bizim değil mi bu yurt?
  • Böyle dokunaklı konuştuğu için üzül­düm.
Yapı ve Anlam Bakımından Cümle Çeşit­leri
Bildirdikleri anlama göre olumlu ya da olum­suz cümleler, soru, şart ya da ünlem cümleleri vardır.
Sözdizimi yönünden cümleler;
  1. Kurallı cümle
  2. Devrik cümle
olmak üzere ikiye ayrılır. Türkçe cümle yapısında yüklem cümlenin sonundadır (kurallı cümle) ve öbür öğeler anla­mın gereğine göre yer değiştirebilir.
Örneğin: "Ben dün onu okulda gördüm" cümlesinde yüklemin yanında yer alan "okulda" tümleci vurguludur ve bunun yerine öbür sözcükler­den hangisi vurgulanmak isteniyorsa, yükle­min yanına o sözcük gelebilir. Öte yandan, konuşmalarda ve şiirlerde anlatıma canlılık kazandırmak için kullanılan devrik cümle (yüklemi sonda yer almayan cümle) giderek bugünkü düzyazıda da yaygınlaşmaktadır. "Onu gördüm" yerine kullanılan "Gördüm onu" cümlesi devrik cümledir.
Cümleler yapılarına göre de,
  1. Basit cümle
  2. Bileşik cümle
olmak üzere ikiye ayrılır.
Basit cümle bir tek düşünce, duygu ya da yargı bil­dirir: "Okuldan eve döndüm." Bu tür cümle­nin bir tek yüklemi vardır; başka bir cümleciği tamamlamadığı gibi, başka bir cümlecik de onu tamamlamaz.
Oysa birden çok duygu, düşünce ya da yargı bildiren bileşik cümle ayrı ayrı birer yargısı bulunan cümleciklerden olu­şur: "Okula giderken, bakkala uğradım."
Böylece kendi başına tam bir yargı bildirme­yen, cümlede başka yargılarla tamamlanan ya da başka yargıları tamamlayan cümle bölüm­lerine cümlecik denir. Asıl yargıyı bildiren, yüklemi olan ve başka cümleciklerle tamam­lanan cümleciğe temel cümlecik, temel cümle­ciği tamamlayan bir yargıyı bildiren cümleciğe de yan cümlecik denir. Örneğin, yukarıdaki cümlede "okula giderken" yan cümleciği, "bakkala uğradım" temel cümleciğini tamam­lamaktadır. Cümlede olduğu gibi, cümlecikte de özne, tümleç ve yüklem bulunursa da, yan cümlecik yüklemleri çoğu zaman isim fiil (gel­mek, geliş, gelme), bağ-fiil (gelip, eskidikçe) ve sıfat-fiil (gelen, eskimiş) gibi fiilimsilerdir.
Bağlantılarına göre ise,
  1. Bağlı cümle
  2. Sıra cümle
olmak üzere iki çeşit cümle vardır.
Bağlı cümle, tek başına cümle olmakla birlik­te aralarında anlam ilgisi bulunduğundan, bir­likte kullanılması gereken ve bu nedenle bağ­laçlarla (ve, ya da, ama, çünkü, gerek... ge­rek, vb) birbirine bağlanan cümlelerden olu­şur: "Onu aldım ama getiremedim."
Sıralı cümle ise anlamları ve zamanları birbirine uyan bağımsız cümlelerin, anlatıma hareket kazandırmak amacıyla birbirinden virgülle ayrılıp peş peşe sıralanmasından oluşur. Her biri birer bağımsız cümledir, ama aralarında bağlaç değil, virgül kullanılır: "Ahmet bakka­la uğradı, ekmek aldı, okula gitti."
Rapor Et
Eski 25 Mayıs 2009, 20:04

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#4 (link)
Breath
Ziyaretçi
Breath - avatarı
Cümlenin Öğeleri
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Cümlenin öğeleri, cümlenin anlamını bütünleyen ve sözcüğün (ya da sözcük grubunun) anlamını cümledeki görevine yönelik tamamlayan cümle parçalarının her biridir.


Türkçede cümlenin ögeleri iki ana grup altında incelenir:
  1. Yüklem
  2. Özne
Türkçede eksiltili olmayan bir cümle kurabilmek için yalnızca yüklem yeterlidir. Yüklem genelde cümle sonunda bulunur (Bkz.: devrik cümle). Yüklemi bir fiilin çekimlenmesiyle oluşan fiil cümlelerinin yanısıra, bir adın ekeylem eki almasıyla da bir isim cümlesi oluşturulabir.

Cümlenin yardımcı ögelerinden olan tümleç ise kendi arasında üç grupta incelenir.
  • Nesne
  • Dolaylı tümleç
  • Zarf tümleci
Cümle, bir fikri, bir düşünceyi, hareketi, duyguyu ve olayı tam bir yargı halinde ifade eden kelime grubudur. Cümle varlığı en azından bir çekimli eylem ya da ekeylem almış bir ad gerekir.

Yani;
  • Geliyorum.
  • Sensizim.
Tek başına bir cümledir.
Cümlenin ögeleriyse, Türkçe söz diziminin en önemli temeli olan "yardımcı unsur, asıl unsurdan önce gelir" kuralına göre dizilir.

Cümlenin Öğeleri

En küçük cümle yalnızca yüklemden oluşur. Eğer yargıyı daha geniş, ve daha tam olarak ifade etmek istersek diğer cümle ögelerinden yararlanırız. Bir cümle aynı ögeden birden çok içerebilir.

Türkçede cümlenin ögeleri iki ana grup altında incelenir:
  1. Yüklem
  2. Özne
Cümlenin yardımcı ögelerinden olan tümleç ise kendi arasında üç grupta incelenir.
  • Nesne
  • Dolaylı tümleç
  • Zarf tümleci
Rapor Et
Eski 13 Kasım 2009, 18:47

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#5 (link)
TUZCUAY
Ziyaretçi
TUZCUAY - avatarı
ÖGE

Cümleyi oluşturan bölümlerin her birine öge denir. Anlamlı ve doğru cümleler kurmaya yarayan bölümlerdir.

Her öge görev ve anlam yönünden bir tek ögeye eşlik eder; onu tamamlar. Bu öge de yüklemdir.

Birinci derecede önem taşıyan öge yüklemdir.

İkinci derecede önemli öge öznedir. Sadece yüklemden oluşan cümlelerde bile öznenin varlığı, yüklemin taşıdığı şahıs ekinden anlaşılır.

Sonra tümleçler gelir ki bunlar zarf tümleci, dolaylı tümleç ve nesnedir.

Bazı cümlelerde bazı ögeler hiç bulunmaz.

Ögelerin tamamı kelime veya kelime grubu hâlinde olabilir.

Yüklem genellikle en sondadır. Diğer ögelerin yerleri anlama, anlatıma göre değişebilir. Genellikle vurgulanmak istenen unsur yüklemin önündedir.


Ögeler bulunurken,

­1- Önce yüklem, sonra özne ve sonra tümleçler aranır.
2- ­Sorular yükleme sorulup alınan cevaplar yüklemle birlikte tekrar edilmelidir.
­3- Ögeler bulunurken tamlamalar ve diğer kelime grupları bölünmez.
4- ­Bağlaçlar öge sayılmamalıdır.

Rapor Et
Eski 20 Şubat 2010, 12:41

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#6 (link)
zekkkkkiiiiiiii
Ziyaretçi
zekkkkkiiiiiiii - avatarı
Cümlenin Öğeleri


Bir duygu, düşünce veya durumu tam olarak anlatan sözcük ya da söz öbeklerine cümle denir. Şimdi birbirini tamamlayan öğeleri inceleyeceğiz.


Bir cümlenin oluşması için en önemli şart, kip ve şahıs bildiren bir unsurun bulunmasıdır. Yani eğer cümle içinde herhangi bir söz, haber veya dilek kiplerinden herhangi biriyle çekimli halde bulunuyorsa o, bir yargı bildiriyor demektir. Yargı bildirmek ise cümle olmanın en önemli koşuludur. Şahıs bildirmek, cümle olmak için her zaman gerekli değildir.


Cümlede bulunabilecek öğeler, yüklem, özne, nesne ve tümleçlerdir. Bunların özelliklerinin neler olduğunu şimdi ayrı ayrı görelim.




Yüklem


Cümlede kip ve zaman bildirerek yargıyı ortaya koyan temel unsurdur. Tek başına cümle özelliği gösterir. Diğer öğeler yüklemin tamamlayıcı öğeleridir.


Cümlede yüklemi bulmak için herhangi bir öğeye soru soramayız. Onu çekimli durumda bulunan sözcüklerden anlarız.


Örneğin;


“Biliyorum” sözü “bilmek” eyleminin şimdiki zamanla çekimlendiğini gösteriyor. Öyleyse yargı bildiriyor demektir. Dolayısıyla bir cümledir.


“Biraz önce gelen çocuk, kapıcının kızıydı.”


cümlesindeki altı çizili söz isim tamlaması olduğundan;


“O, eskiden, yaramaz bir çocuktu.”


cümlesindeki altı çizili söz sıfat tamlaması olduğundan birbirinden ayrılmaz ve birlikte yüklem olur.





Özne


Cümlede yüklemin bildirdiği işi, hareketi yapan ya da oluş içinde bulunan öğedir. Cümlenin temel öğesidir. Ancak her cümlede bulunmak zorunda değildir.


Cümlede özneyi bulmak için yükleme “kim” ve “ne” sorularını sorarız. Ancak özellikle “ne” sorusu, nesneyi bulmak için de sorulduğundan, biz özne sorusunu yükleme değişik biçimde sorarız.


Örneğin;


“Öğretmen soruyu bana sordu.”


cümlesinde “sordu” yüklemdir. Özneyi bulmak için yükleme “Soran kim?” diye soruyoruz. Cevap olarak “Öğretmen” geliyor. Öyleyse cümlenin öznesi bu sözcüktür.





Cümlede özne yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi, açık olarak verilebileceği gibi, yüklemin çekiminden de çıkarılabilir. Cümlede olmayan, yüklemdeki şahıs eklerinden anlaşılan bu tür öznelere “gizli özne” adı verilir.





“Sana bu kitabı iki günlüğüne verebilirim.”


cümlesinin yüklemi “verebilirim” sözüdür. Özneyi bulmak için “Veren kim?” diye soruyoruz, “Ben” cevabı geliyor; ancak bu söz cümlede yok, biz bunu yüklemin bildirdiği şahıstan çıkarıyoruz. Öyleyse bu cümlenin öznesi gizli öznedir. Bu özne cümlede var olan öğelerden biri sayılmaz. Yani “Geldim.” cümlesinde öznenin “ben” olduğu görülse bile bu cümle sadece yüklemden oluşmuş sayılır.


Her cümlede özne bulunmaz. Yani eylemi yapan bazen belli değildir.


“Kasabaya bu yoldan gidilmez.”


cümlesinde “Gidilmeyen ne, gidilmeyen kim?” gibi sorulara cevap alınmaz. Öyleyse cümlenin öznesi yoktur.





Nesne


Cümlede yüklemin bildirdiği işten etkilenen öğedir. Yükleme sorulan “kimi, neyi, ne” sorularına cevap verir.


Nesneler hal ekini alıp almamalarına göre iki grupta incelenir.





1. Belirtili Nesne


Nesne görevinde bulunan söz, “-i” hal ekini almışsa, nesneye belirtili nesne denir.


“Çiçekleri annesine verdi.”


cümlesinde “Çiçekleri” nesnesi “-i” hal eki aldığından belirtili nesnedir.





2. Belirtisiz Nesne


Nesne görevinde bulunan söz “-i” hal ekini almamışsa nesne, belirtisiz nesnedir.


“Annesi için çiçek topladı.”


cümlesinde “çiçek” nesnesi bu eki almamış ve belirtisiz nesne olmuştur.





Dolaylı Tümleç


Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, çıktığı yeri gösteren öğedir. Yükleme sorulan “-e”, “-de” ve “-den” hal eklerini alan sorulara aynı ekleri alarak cevap veren sözcük ya da söz öbekleri dolaylı tümleç görevinde bulunur. Soruların ve cevapların aynı ekleri alması zorunluluğu bunun diğer öğelerle karışmasına engel olur. Bunu örneklerle açıklayalım.


“Elindeki kitap ve defterleri bana verdi.”


cümlesinde altı çizili öğeyi bulabilmek için yükleme “kime” sorusunu soruyoruz. Soru da cevap da aynı eki almış. Öyleyse “bana” sözü dolaylı tümleçtir.


“Sizinle ancak yaza görüşürüz.”


cümlesinde altı çizili sözcük de “-e” hal ekini almıştır. Ancak bu öğeyi bulmak için yükleme “ne zaman” sorusunu soruyoruz. Görüldüğü gibi soru hal eki almadan soruluyor. Öyleyse bu, “-e” hal eki almış olmasına rağmen dolaylı tümleç değildir.


“Kimseye sormadan dışarı çıktı.”


cümlesinde ise altı çizili öğeyi bulmak için yükleme “nereye” sorusunu soruyoruz. Bu durumda soru, “-e” hal eki almış, ancak “dışarı” sözü aynı eki almamış. Öyleyse buna da dolaylı tümleç diyemeyiz.


Görüldüğü gibi sorular ve cevapların aynı ekleri alması koşulu, birbiriyle karışan öğeleri ayırt etmemizi sağlıyor.


Aynı durumu “-de” ve “-den” eklerinde de görebiliriz.


"Beni sınıfta iki saattir bekliyormuş.”


cümlesindeki altı çizili öğeyi cevap olarak almak için, yükleme “nerede” sorusunu soruyoruz. Öyleyse bu öğe dolaylı tümleçtir.


“Hepimiz iki saattir ayakta bekliyoruz.”


cümlesinde ise altı çizili öğeyi bulabilmek için yükleme “nasıl” sorusunu sormamız gerekiyor. Görüldüğü gibi soru “-de” ekiyle sorulmamış. Demek ki öğe dolaylı tümleç değil.


“O, iki gün önce buradan ayrıldı.”


cümlesinde altı çizili öğe “nereden” sorusuna cevap vererek dolaylı tümleç olmuş.


“Senin de gelmeni yürekten isterdim.”


cümlesinde altı çizili öğe “nasıl” sorusuna cevap verdiğinden dolaylı tümleç değildir.


“Şu elmadan üç kilo verir misin?”


cümlesinde altı çizili öğeyi bulmak için “neyden” sorusunu yükleme soruyoruz. Cevap geldiğinden öğe dolaylı tümleçtir.


Hastalandığından gelmedi.”


cümlesinde altı çizili öğeyi ise “niçin” sorusuyla buluyoruz. Öyleyse bu, dolaylı tümleç değildir.


Örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Burada unutmamamız gereken, soruyla cevabın aynı ekleri (-e, -de, -den) almasıdır. Dolaylı tümleci bulduran soruları ezberlemek yerine, bunu kavramak daha avantajlı bir yoldur.





Zarf Tümleci


Yüklemin zamanını, durumunu, miktarını, yönünü, koşulunu vb. bildiren öğelerdir. Bunların her biri değişik bir soruyla bulunur.


Hava kararmadan köye inmeliyiz.”


cümlesindeki altı çizili zarf “ne zaman”;


Dosta düşmana muhtaç olmadan yaşamalıyız.”


cümlesinde altı çizili zarf “nasıl”;


"Aldığı notlar şaşılacak kadar yüksekti.”


cümlesindeki altı çizili zarf “ne kadar”;


“Tek bir söz bile söylemeden içeri girdi.”


cümlesindeki altı çizili zarf “nereye”;


Zamanımız kalırsa bir örnek daha çözeriz.”


cümlesindeki altı çizili zarf “hangi takdirde” sorularına cevap vermişlerdir. Yükleme sorulan bu sorulara cevap veren öğeler daima zarftır. Ancak burada “nereye” sorusuna dikkat etmeliyiz. Dolaylı tümleç konusunda da söylemiştik, bu soru dolaylı tümleci de buldurur. Ancak cevabın da aynı eki alması gerekir. Örnekteki “içeri” sözü ise bu eki almamıştır. Bu özelliği, yani hal eki almadan yön bildirme özelliğini yer-yön zarfları gösterir.


Cümleyi öğelerine ayırırken dikkat edilmesi gereken bir husus, azlık - çokluk zarflarının kullanımıdır.


“O, çok çalışkan bir öğrencidir.”


cümlesinde yüklem, altı çizili sözün tamamıdır. Çünkü “öğrenci” isimdir, “çalışkan” öğrencinin sıfatıdır. “çok” da çalışkan sıfatının zarfıdır. Dolayısıyla, “çok çalışkan bir öğrenci” sıfat tamlaması olduğundan bunlar birbirinden ayrılmaz. Oysa biz aynı cümleyi;


“O, çok çalışkandır.”


şeklinde kullansak, “çalışkandır” yüklem “çok” zarf tümleci olacaktır. Kısaca adlaşmış sıfatlar yüklem olduğunda, onun derecesini bildiren zarflar zarf tümleci olur. Çıkmış soruların birinde,


“Kafesteki kuşların tüyleri, şaşılacak kadar parlaktı.”


cümlesi verilmiş ve “şaşılacak kadar” öğesine zarf tümleci denmiştir.





Edat Tümleci


Çıkmış sorularda, seçeneklerde bile olsa, edat tümleci adının geçtiği görülmemiştir. Ancak bazı soruların çözümünde yardımcı olduğu söylenebilir. Eğer seçeneklerde “edat tümleci” adı geçmiyorsa, siz “edat tümleci” olarak gördüğünüz söz öbeklerine zarf tümleci de diyebilirsiniz.


Yüklemin ne ile, kimin ile, hangi amaçla, yapıldığını gösteren söz öbeklerine edat tümleci denir.


“O, bütün yazılarını, dolma kalemle yazar.”


“Bu araştırmayı arkadaşlarıyla yapmış.”


“Bu yemekleri sizin için hazırladım.”


cümlelerindeki altı çizili söz öbekleri edat tümleci sayılır.


Cümle içinde her söz, cümlenin bir öğesi durumunda değildir. Yükleme sorulan sorulara cevap vermeyen söz veya söz öbekleri cümle dışı unsur sayılır. Örneğin aşağıdaki cümleyi öğelerine ayıralım.


“Ahmet, sana defalarca geç kalmamanı söylemedim mi?”



Dolaylı Zarf Nesne Yüklem






Görüldüğü gibi “Ahmet” sözü cümlede yükleme sorulan herhangi bir soruya cevap vermiyor yani cümle dışı unsurdur
Rapor Et
Eski 11 Mayıs 2011, 14:39

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#7 (link)
ener
Ziyaretçi
ener - avatarı
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs

Cümle

Bir duyguyu, bir düşünceyi ya da bir eylemi tam olarak bir yargı hâlinde anlatan sözcük dizisi. Cümle; yüklem, özne ve tümleç gibi ögelerden oluşur. Belirleyeceği yargının genişliğine göre cümlede bu ögelerden biri, birkaçı ya da tümü bulunabilir. Yüklem, cümlede işi, oluşu ya da özneye bağlanan niteliği bildirir. Her cümlede yalnız bir yüklem bulunur. Özne ise; yüklemin gösterdiği işi yapan ya da niteliği taşıyan kavramdır. Tümleç; nesne, dolaylı tümleç ya da zarf hâlindedir ve bildirilen hükmü tamamlamak için cümleye eklenir. Yüklemi geçişli bir eylem olan cümlelerde kuruluşa "nesne"nin de katılması gerekir. Nesne, cümlede, eylemin bildirdiği işin etki yaptığı varlığı gösteren ögedir. Dolaylı tümleçler, yüklemin anlamını yer ya da dolay kavramı bakımından tamamlar. Belirteçler de yüklemin anlamını zaman, durum, nicelik, nitelik, neden bakımlarından tamamlar. Türkçede cümleler, yüklemlerinin eylem ya da ad soyundan bir sözcük oluşuna göre; eylem cümlesi ögeleri; özne + belirteç + dolaylı tümleç + nesne + yüklem; ad cümlesi ögeleri de; özne + belirteç + yüklem olarak sıralanır. Birden fazla yargıyı kapsayan cümleler, bileşik cümle adını alır. Bileşik cümle, bir temel cümle ile onun anlamını tamamlayan bir ya da daha çok yan cümleden (yardımcı cümle) oluşur. Yüklemi cümle ögelerinden önce gelen cümlelere de devrik cümle denir.
Rapor Et
Eski 10 Ocak 2013, 13:12

Cümle ve Cümlenin Ögeleri

#8 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
TÜMLEÇ
MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Eylemin (yüklemin) anlamını çeşitli yönlerden tümleyen ve herhangi bir ad durumunda bulunan ya da ilgeç alan ad ya da tamlama.

Tümleç, cümlede yüklemin anlamını türlü yönlerden tamamlayan sözcüktür. Tümleç yer tamamlayıcısı ve eylemin yerini, yönünü gösteren cümle ögesidir. Ad cinsinden bir sözcük ya da söz grubu olan bu öge, eyleme, yer ve yön ekleri olan adın -e, -de, -den halleriyle bağlanır.

Tümleçler; dolaylı tümleç ve belirteç tümleci olmak üzere ikiye ayrılır.

Dolaylı tümleçler, cümlelerde adın -e, -de, -den hallerinde görülür. -e tümleci hareketin kendisine yöneldiğini, kendisine doğru yaklaştığını; -den tümleci hareketin kendisinden uzaklaştığını bildirir.

Belirteç tümleçleri, yüklemin anlamında zaman, neden, araç, üstünlük, birlik ve beraberlik bakımından değişiklikler yapar. Bulunduğu cümlelerde (ile, için, -den önce, -e kadar) gibi ilgeçlerle kullanılır.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.788 saniyede (93.26% PHP - 6.74% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 22:47
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi