| | #36 (mesaj-linki) |
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları Ceza'nın Plakası Çok Fiyakalı (Dream Dergi) Rapstar Ceza'nın uzun zamandır konuşulan üçüncü albümü "Yerli Plaka" sonunda huzurlarınızda. Geçtiğimiz günlerde çıkardığı 'Feyz Al' single'ıyla ortalığı ısındıran Ceza bu albümde, hayatının idollerinden Sezen Aksu'yla düet yaptı. Şimdi o, sahneye çıkmaya ve "Benim adım Ceza" demeye hazırlanıyor.Önce sağlık. Ses tellerinde rahatsızlığın olduğuna dair kulağımıza bir şeyler geldi. Doğru mu? İyi misin? İyi olmaya çalışıyorum. Geçtiğimiz sene çok yoğun konser ve stresten dolayı midemden bir rahatsızlık geçirdim. Reflü. Mide rahatsızlığı yukarıya çıktığı için biraz ses tellerine de zarar verdi malesef. Stüdyoda yapmam gereken gereken şeyleri yapamadım. Geçtiğimiz bir ay öncesine kadar tedavi görüyordum. Halen de ilaç kullanıyorum. O yüzden de albüm çok gecikti. Geçmiş olsun. Nasıl bir tedavi uyguluyorsun? Özel bir rejimim var. Eskisi gibi her şeyi yemiyorum artık. Sudan başka bir sıvı içmiyorum. Onun dışında haşlama ve ızgara yiyorum. Sağlıklı beslenmeye başladık yani. Peki albümünden sonra yine yoğun birkonser programı seni bekliyor olacak. Kaldırabilecek misin? Şu anda iyiyim. Fakat fazla yüklenmemeye çalışıyorum. Beslenmem de aynı şekilde devam edecek. Sürekli konserde olduğumuz için fast food yiyorduk. Uyku da yoktu doğru dürüst. Bu sefer daha dikkatli olmam gerekecek. "Feyz Al" single'ından bahsedelim. Neden böyle bir single çıkardın? Türkiye'de pek satmayan bir format? Zaten aklımda vardı albümden sonra bir maxi single yapmak albümle bağlantılı olarak. Bu sefer bari albümden önce yapalım dedik. İnsanlar çok uzun süre bekledi, ne geleceğini de bilmiyorlar, uzun süredir bizden yeni bir şey dinlemediler. Biraz havası olan parçalar koyduk albümle ilgili. Çok da beğenildi. Avrupa ve Amerika'daki örnekleri var. Eminem diyelim örneğin, bir albümdeki 10 parçanın da single'ını çıkarıyor piyasaya. Albüm almak istemeyen insalar mesela single'larını alıyorlar. Hem bir promosyon, hem de yaptığınız işler arasında, diskografinize de katkı olmuş oluyor. Türkiye'de böyle bir şey pek yok ama başlatmamız lazım. Her sene albüm yapmak zor birşey aslında. Arada bir kendinizi hatırlatmanız, ben burdayım demeniz için single en mantıklı araçlardan biri. Birçok rap grubu da buna heveslendi şimdi. En azından bir albüm yapıp ilk başta kendilerini harcatmaktansa bir single ile kendilerini göstermek istiyorlar. Bizimkinin satış amacı da yoktu zaten, sadece prestij amaçlıydı. Kimler var single'ında? Almanya'dan Killa Hakan var 'Sen Oyna Dilber' parçasında. Roka'nın altyapısını yaptığı 'Feyz Al' parçasını solo olarak yaptım. 'İt Dalaşı' isimli parça da dahil beş parçalık bir single. Albümün merakla bekleniyor. Sevenlerine albümünle ilgili neler söylemek istersin? Ne zaman çıkıyor albüm öncelikle? Bu ay çıkmış olacak kesinlikle. Benim hep amacım, hayalim müziğimi daha fazla insanın dinlemesi zaten. Otomatik olarak o şekilde popüler olmuş oluyorsunuz. Kaçınılmaz bir şey. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışında da insanlara ulaşabilmek istiyorum. Zaten birçok teklif geliyor. Örneğin Portishead ile bir parça yapacağım onların yeni projelerinde. Ayrıca Tech N9ne ile bir parça yaptım kendi albümümde. Massive Töne albümünde bir parça yaptım. Eko Fresh'lerin albümüne parça yaptım. Bunlar hep yurt dışında yaşayan, kendi ülkelerinde rap müzik yapan sanatçılar. DJ Scratch ile bir çalışmamız olacak. Gorillaz ile beraber olduğumuz bir proje olacak. Bir toplama albüm. Bu albüm öncekilerden daha iyi oldu bana göre. Müzik ve sözlerde ne gibi değişiklikler var? Benim üzerime gelinmeye başlandı son zamanlarda. Tek olmamızdan dolayı böyle odak noktası oluyorsunuz rap konusunda malesef. Yaptığınız her şey insanlara batıyor. Bunlara cevaplar verdim sözlerimde. Eleştirilere cevap verdim. Bir de pozitif mesajlar var kendimle ilgili, Dadaizmle ilgili. Kendimi olduğum gibi anlattım. Onun haricinde sound olarak da sadece Türkiye'den değil, Almanya ve Hollanda'dan prodüktörlerden parçalar aldık. Ayhan Sayıner en iyi Türk prodüktörlerden, onunla çalıştık. Benim şu ana kadar çalıştığım en iyi prodüktör diyebilirim. Mastering de daha önceki gibi Almanya'daki Master Servant'ta yapılacak. İki albüm arasında geçen zamanda ki aslında iki yıl oldu Ceza'ya neler oldu? Neler değişti? İnsanlar mesela sizi normal bir alternatif müzik yapan sanatçı olarak değil de, Türkiye'deki ünlü bir insan olarak görüyorlar. O mantığa karşı şeyler yazdım, çünkü bizim işimiz farklı. Bizim bunu seçmemizdeki amacı ve özgürlüğü insanlara anlatmaya çalıştım. Rock müzik ile rap arasında bir bölünme var ülkede. Senin 2005'deki Rock'n'Coke macerandan mı söz ediyorsun? Evet. Nihayetinde bir müzik festivali olan orada benim çıkmam bayağı bir olay olmuştu. Rock'n'Coke'da dans çadırı da vardı. Özgürlüğü savunan bir festival. İnsanlar çok üzerime gelmeye başladı. Asosyal oldum. Bir de eleştirildiğimin haricinde hovarda bir insan olup gece kulüpleride dolansam beter olurdu, taşlanırdım heralde. Bunlara çok üzülüyorum malesef, psikolojik olarak etkilendim bayağı bir şekilde. Tamam işin pozitif yanları da var. İnsanların ilgisi arttı. Kapıya geliyorlar artık. Rahatsız oluyorum demeyeyim de gülü seven dikenine katlanır durumundayım şu an. Ayben'in albümü de yıllardır konuşuluyor. Bir türlü çıkamadı? Onun da aşağı yukarı 12 parçası bitti şu anda. Beni bekliyor biraz aslında. Ağabey kardeş resminden rahatsız mısınız? Ayben benim yüzümden rap yapıyor durumuna düşmek istemiyor. Ağabeyi olmasaydım, rap yapmasaydım da ona hayran olurdum. O kendi başına becerebiliyordu zaten işi. Bence o tek başına olacak, Ceza'nın kardeşi olarak değil de Ayben olarak anılması gereken bir rapçi. Mümkün olduğu kadar da konserlerde beraberiz. Ceza popüler bir isim. Zaten herkes kardeşin olarak biliyor Ayben'i. Aslında konserlerde ve yaptığımız parçalarda birlikteyiz. Benim bu albümüme de konuk oldu. Diğer konuk isimler kimler? Sezen Aksu var öncelikle. Kadıköy'den Alaturka Mavzer, Almanya'dan Summer Cem ve Eko Fresh, Amerika'dan Tech N9ne var. Portishead'den altyapılar geldi prodüksyon olarak kullanacağım. Onun haricinde Ayhan Sayıner'in prodüksyonları hakim. Hakan, Ayben ve Sahtiyan var. Daha kalabalık bir kadro. Canlı çalınan enstrümanlar oldu, arada sanatçılar gelip çaldılar. Sezen Aksu düeti senin için nasıl bir şeydi? Öncelikle kendim için büyük bir olay. Manevi olarak anlatamam onu. Çocukluğumdan beri çok severim kendisini. Genç yaşımda yakaladığım büyük başarılardan biri olarak görüyorum. Türkiye'de müzik yapan birçok sanatçının hayali Sezen Aksu'dan beste almak, beraber parça yapmak ya da onunla birlikte sahneye çıkmak. Ben en iyisini yaptığıma inanıyorum. Birlikte bir parça yapıp seslendirmek. Duygusal bir şey. Onun kendisini Sezen Aksu olarak göstermesi parçada ve benim kendimi anlatmam, hele onun yaptığımız işi çok beğenmesi büyük gurur verdi. Müzik dışında yapmak istediğin bir şey var mı, başka bir şeyle uğraşıyor musun? Evet son zamanlarda özellikle. Elektrik idaresinde çalıştığım zamanları hatırlıyorum yedi sene boyunca. Yani nasıl bir yaşantım olurdu. Hayatı sürdürmek için bir şey yapmamız gerekiyor. Bu müzik olmasaydı belki spor olabilirdi. Onu düşündüm. Basketbol çok oynamak istedim zamanında ben. Oyun kurucu oynuyordum bir sezon, Sarıyer Spor'a seçildim ama gidemedim malesef odul yüzünden. Ailem gitmemi istemedi, çünkü okul durumum çok kötüydü, bir türlü bitirememiştim liseyi. O şansımı kaybettim ama rap oldu hayatımda. Hayatım boyunca gezmeyi çok istedim. Müziğim sayesinde seyahat edebiliyorum, dünyanın her yerine gidiyorum. İnsanların önüne çıkıp bir şeyler söylüyorum. Onu başka nasıl bir şekilde becerebilirdim bilemiyorum. Bayağı bir sıkılırdım herhalde. Son zamanlarında neler dinliyorsun? Çok fazla new age dinliyorum. Daha dinlendirici, soft şeyler. Psikolojimi, midemi her şeyi sakinleştirmek için chill out müzikler. Senin Türk rap sahnesinde tuttuğun kimler var? Özellikle etkin olabilecek? Sagopa Kajmer, Ayben, Fuat, Alaturka Mavzer, Sahtiyan var. Bunlar iş yapabilecek insanlar Türkiye'de. Hakkı verilmesi gereken kişiler. Türkiye'de rap müziğin durumunu soruyorlar bazen. Bir yere gelebilmesi için çok fazla projenin çıkması lazım. Bu projelerin arasından da iyilerin çıkması lazım. Bir veya iki kişinin yapmasıyla olmaz. Fransa'ya baktığın zaman onlarca örnek var önünde. Her gün bir albüm çıkıyor ve çoğunluğu da iyi çıkanların. Bir şekilde etkiliyor insanları. İşte Türkiye'de de böyle olması lazım. Daha şu anda halen TV'yi açtığınız zaman pop, arabesk görüyorsunuz. Dream TV hariç müzik kanalları "Biz rap'e karşıyız" gibi bir tavır almışlar. O yüzden ben gençlerin müzik kanallarını seyretmemelerini istiyorum. Karşı dursunlar. Biz kendi başımıza durmasını biliriz. Bize de destek vermediler. Kimin destek verdiği belliydi. Dream TV'de Turkish Hiphop isimli bir program var. Birkaç yıldır var. Ona çok seviniyorum. Ayrıca sadece o programda değil normal yayın akışında da rap klipleri dönüyor. Aynı kafadayız. Önemli olan da rap değil zaten, Türkiye'de gençlerin bir şey yapıp kendi seslerini duyurabilmeleri. Ben insanların gözünün önünde bir örneğim artık, bir istisna oldum. Underground olmaktan çıkıp müziğimizi satmaya başladıktan sonra artık underground'um diyemezsiniz. Rock grupları aşk üzerine 10 parça yapıyor diyelim, arada bir tanesinde "ben savaşa karşıyım" dedikleri zaman sosyal demokrat oluyorlar. Türkiye'de de bu böyle. Türkiye'de popüler olmanın sebebi belli. Dil aracın oluyor. Peki ya yurtdışında seni bu kadar tutmalarını neye bağlıyorsun? Hissettiklerini sanıyorum. Türkiye'de nasıl Eminem'i hiç kimse anlamadan seviyorsa, Rap dinleyenler haricinde de görüyorum sokaklardaki insanlar arabalarında dinliyorlar. O buldukları şeyi benim müziğimde de buluyorlar. Ben "Med Cezir" albümüne kadar bunu yaptığıma inanmıyorum. Ben de dinlerken aramızda bir fark olduğunu, dilimin Türkçe olmasına rağmen o atmosferi, duyguyu veremiyorum diye düşünüyordum. Ama "Med Cezir"den sonra bu olay değişti, hiçbir yabancı albümden ilham almamaya başladım. Beni fazla etkilememeye başladı onlar. İşte "Rapstar" albümü derken gelişti, Avrupa'da 40'ın üzerinde konser verdim. O konserlerde dinleyen insanlar çok etkilendiler. Albümden beklentilerin neler? Satış açısından ya da müzikal olarak? Dediğim gibi şu ana kadar biriktirdiklerimin en iyisini yaptığımı düşünüyorum. İnsanların beğeneceğine de inanıyorum. Beğenmeyen de olacaktır, o zaten bir kural. Neleri eleştireceklerini onlardan daha önce biliyorum zaten. Ama diğer albümlerdeki gibi hissettiklerimi, ne amaçla yaptığımı, ne anlatmak istediğimi insanlar anlarsa bu sefer daha fazla etkilenecekler. Sokaklardan geldim, bir nota bilgim yok. Bu müziği kendi başıma keşfettim ve yaptım. Sonuçta Sezen Aksu iler parça yaptım. İnsanlar bunu görebilir ve hissedebilirlerse ne mutlu. "Yerli Plaka"nın en hit parçası hangisi? Sezen Aksu ile söylediğim, albümle aynı adı taşıyan parça. 'Önce Kendine Bak' diye bir parça var. O da çok iddialı. İlk video klibimiz 'Yerli Plaka', Alman bir yönetmen tarafından çekilecek. Başka projeler var mı? Avrupa'nın en büyük hip hop organizasyonu olan Splash! Festival'a katılan ilk Türk biz olduk. Ağustos'ta gerçekleşecek. Amerika'dan Fat Joe gibi büyük isimler var. DJ Scratch ile sahnede beraber show yapacağız. Geçen hafta Viyana'da büyük bir festivale gittik. Burada pek duyulmuyor. Orada yerel bir gazete haber yapmış "Türkiye'den Ceza geliyor, Ceza ile Eminem'im aynı sahneye koyun Ceza Eminem'i siler" gibi bir şey. Başımıza bu tip çok güzel olaylar geldi. Mesela Hamburg'da bir konseer gitmiştik, ben sadece konuktum, ismim bile yazmıyordu. İsveç ve Hollanda'daki konserleri bitirdim, Fuat ile birlikte gittik. Fuat rica etti buraya gelmişken bir 20 dakikalık rap yapalım diye. Sonunda kabul ettiler. "İlk siz çıkarsınız" dediler. Seyircinin %99'u yabancıydı. Öyle festival havasında bir şey. Biz çıktık sahneye, ilk başta insanlar yuhaladılar Türkçe filan diye. Biz şova başladıktan sonra insanlar bir daha diye bağırmaya başladılar. İnanılmaz ilgi gördük. Almanya'nın en büyük hip hop dergisinde " Ceza ve Fuat'tan sonra kimse eğlenemedi" diye başlık attılar. Röportaj: Müge Turan Dream Dergi, Temmuz 2006, Sayı 5 | |
|
| | #37 (mesaj-linki) |
Yükselen Ben Değilim, Alçalan Duvarlar" (Rolling Stone) Yükselen Ben Değilim, Alçalan Duvarlar" (Rolling Stone) "Elektrik İdaresi’ndeki İşini Artık Müzik Yaparak Yaşamak İstediği İçin Bıraktığından Bu Yana Ceza Hayli Yol Kat Etti. Medcezir Ve Rapstar’ın Ardından Şimdi Üçüncü Solo Albümü Yerli Plaka’yı Piyasaya Çıkarmaya Hazırlanıyor, Sezen Aksu’yla Düet Yapıyor Ve Değişmediğini Söylüyor. Peki Buna İnanmalı Mıyız?" Rolling Stone, Ceza ile çok özel bir söyleşi yaptı. Bu söyleşide merak ettiğiniz bir çok şeyi öğrenebilirsiniz. Rap'e verdikleri destek için Rolling Stone Dergisi ve ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz. AYHAN ABAYHAN'ın yaptığı çok özel söyleşiyi okumak için haberi takip edin... Balmumcu’daki Digitolia Stüdyosu’nda, Yerli Plaka’nın son rötuşları atılıyor. Bir ay kadar önceki ilk buluşmamızdan tecrübeliyiz; Ceza yine trafiğe yakalanmış ama birazdan yanımızda olacakmış. Sorun değil, daha bile iyi hatta. Hazır stüdyodayken, fırsattan istifade, haziranın son haftasından piyasaya sürülecek olan yeni albümü Yerli Plaka’dan şarkılar dinleyebiliriz belki. Bu isteğimi dile getiriyorum, hemen akabinde de albümle aynı adı taşıyan şarkı dönmeye başlıyor. İnsan stüdyo ortamında çarçabuk havaya girdiği için midir bilinmez, çalan şey daha ilk saniyelerden tüylerimi harekete geçiriyor. Fatih Akın’ın Crossing The Bridge’inden de hatırlarsınız, Ceza’nın dakikada bilmem kaç kelime saydırabilmek gibi üstün bir yeteneği var. Şarkının “Ceza rap yapar, çok kötü toslar” şeklinde giden sözleri buna rağmen dikkatten kaçmıyor. Daha sonra ise hikayeyi özetleyen asıl bölüm geliyor: “Az konuşana kurdela takacaklar, kara tahtaya da Ceza yazacaklar”. Ceza’yı bir çırpıda anlatıveriyor bu sözler. Şarkı sözlerindeki muhalif tavra, hazır cevap oluşuna ve konserlerde ona sallayan kitleye karşı geliştirdiği tutuma bakarak, çok konuştuğu için sürekli kara tahtaya yazılan yaramaz bir öğrenciye benzetebilirsiniz Ceza’yı. Kendisi de zaten böyle algılanmak istiyor belli ki, şarkılarında da bu yüzden lafını esirgemeyen adam portresi çiziyor. Ama ‘rapstar’ olarak dolaşmak zorunda olmadığı anlarda, yani normal hayatta, sınıfın sessiz, mülayim ve olmazsa olmaz asosyal karakteri o. Stüdyoya girer girmez, gecikmeden dolayı üzgün olduğunu söylerken suratında oluşan mahçup ifade yeterli oluyor bu yargıya varmak için. Zaten ilerleyen dakikalarda, okul yıllarında nasıl bir tip olduğunu tarif etmeye çalışırken de doğrudan “asosyaldim” diyerek başlıyor lafa: “Problemli bir okul hayatım oldu, zaten biraz da geç bitirdim okulu. En başından, ilkokuldan itibaren böyleydim, dersleri hiç anlamadım, okulu hiç sevemedim. Kafam farklı şeylere çalışıyordu. Daha fantastik şeyler düşünüyordum, herkesin sevdiği şeyleri sevmiyordum. Yaptığım müziği de bu şekilde sevmeye başladım zaten. Çok uzunca bir süre sosyalleşemedim açıkçası.” Ceza, 1976’nın son gecesinde, Üsküdar’da dünyaya gelmiş. Orta sınıftan düşük gelirli bir ailenin ilk çocuğuymuş. Bu ayrıntıyı ve Üsküdar’ı hemen her albümde bir şekilde gündeme getiriyor Ceza. Yeni albümü için Sezen Aksu ile birlikte kaydettiği “Gelsin Hayat Bildiği Gibi” adlı şarkıda ise geldiği yeri ve yaptığı işleri daha vurucu bir biçimde anlatmış örneğin. “Üsküdar style”ı biraz açmasını istiyorum, hemen başlıyor anlatmaya: “Bilenler bilir, Üsküdar sert bir yerdir. Muhafazakarlık da vardır biraz. Oradan çıkıp sesimi duyurabildim, insanlar buradan az çok tahmin edebilirler ne kadar sert bir yerden geldiğimi. Üsküdar, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir yerdir öte yandan da. Biz gecekonduda da yaşadık. Daha sonra -yine Üsküdar’da- yaşadığım bölgede Yahudi, Rum ve Ermeniler vardı. Bütün komşularım, arkadaşlarım böyleydi. Üsküdar Yahudilerin ilk yerleşim yerlerinden biridir zaten. Çok fazla kilise vardır. Bu durum şarkı sözlerime de yansıdı zaten. Irkçılığa, faşizme karşı olduğumu bu yüzden anlattım. Üsküdar’da gördüklerimi, yaşadıklarımı anlattım, orayı her yönüyle yansıttım. Bu yüzden Üsküdar stil dendi.” Tekrardan eski günlerine dönüyoruz. Okulu hiç sevmemesine, orda olup bitenleri hiçbir şekilde anlayamamış olmasına rağmen, neredeyse sonuna kadar devam ettirmeyi başarmış öğrenimini. Teknik liseden mezun olduğu için de iş bulmakta zorlanmamış. Hayatı da işte tam olarak bu noktada, yani Elektrik İdaresi’nde teknisyen olarak işe başladığı an itibariyle şizofren bir hal almış, çünkü aklı yine ‘bambaşka şeylere kayıyormuş Ceza’nın. “Çok küçükken başladım müzik dinlemeye. Babamın plakları vardı, rock ağırlıklı bir arşivdi. Hiç ayrım yapmadan dinledim müziği, ama en çok rap’i sevdim.” Daha önceki konuşmamızda, son dönemlerde neler dinlediğini sorduğumda hip-hop camiasından herhangi bir isim saymamıştı Ceza. Okuduğum diğer yazı ve röportajlarında da böyle bir örneğe rast gelmemiştim henüz. Dolayısıyla kimlerden ilham aldığını, onu neyin rap müziğe ittiğini daha da merak eder olmuştum. “The Sugarhill Gang. Her yerde çalıyordu zaten, bilirsin mutlaka,” diyor bunun üstüne ve hatırlamamı sağlamak için şarkıyı söylemeye, daha doğrusu rap yapmaya başlıyor. Eski zamanlar belli ki eğlendiriyor onu, biraz daha mırıldandıktan sonra rap’e nasıl gönül verdiğini anlatmaya devam ediyor: “Onu duyduğumda ‘Aa, ne güzelmiş bu, adam konuşup duruyor ama duygusu, ruhu da var’ diye düşünmüştüm. İlkokul çağında arkadaşlarımdan çektiğim kasetlerden birinin içinde de birkaç old school rap şarkısı vardı. Onları dinlerdim. TRT’de izlediğim filmlerden de çok etkilenirdim, breakdance’lı falan gençlik filmlerinden. Dansçılar, DJ’ler vardı filmlerde, atmosfer beni çok etkilemişti. Ama yalnızdım tabii, bu işi tek başıma nasıl öğreneceğimi, nasıl yapacağımı bilmiyordum. Gördüm, etkilendim, yapmak istedim ve yaptım neticede.” İşin başında olduğu gibi, bugün geldiği noktada da herhangi bir kahramandan ya da rol modelden bahsetmiyor Ceza. Güvenini büyük başarılara imza attıktan sonra mı kazanmış, yoksa kendisine ve yapabileceklerine sonuna kadar inandığı için mi böylesine başarılı olmuş, kestirmek güç. Yerli Plaka’nın prodüktörü Ayhan Sayıner’in üstüne basa basa söylediği gibi, belki de “basbayağı böyle, basbayağı bu iş için doğmuş,” Ceza. Söz yazmaya başladığı ilk zamanları ya da ilk solo albümü Medcezir’in başarısını anlatırken de tek başına aştığı yolları işaret ediyor sürekli: “ ’90’ların başında söz yazmaya başladım. Zaman içinde yeni insanlarla tanıştım, stüdyoda çalışmaya da bu şekilde başladım. Bu işi bize öğreten, yol gösteren biri çıkmadı. Kendi kendimize başladık, kendimiz öğrendik, kendimiz yarattık.” Ceza’nın Kadıköy’ün underground rap ortamında faal olarak varlık göstermeye başlaması 1996 yılına tekabül ediyor. Bu dönemde yer aldığı ilk grup ise, DJ’ler, kaykaycılar ve kendisi gibi mc’lerden oluşan Urban Crime Squad. “Underground bir ortamdı, konserlere çıkıyorduk. En fazla 20-30 kişi oluyordu. Dış görünüşümüze, kıyafetlerimize epey tepki geliyordu. Şimdilerde biraz daha alıştı insanlar ama önceleri kabullenmiyorlardı bu imajı. Çok zorlandık, kavga bile ettik bunun için,” diyor ve işi büyütmek konusunda ne kadar istekli olduğunu gösteren şu sözleri söylüyor: “Ben üretmek istiyordum, müziğin bir hobi olarak kalmasını istemiyordum.” Önce okul, daha sonra da iş yüzünden bir hobi olarak kalmaya devam etmesi gereken müzikal maceralarında ilk ciddi adımı Nefret ile atıyor Ceza. Bu projeyi Bakırköy tayfasından biriyle hayata geçirmiş olması ise önceleri tuhaf karşılanıyor, zira Amerikan rap’indeki Doğu Yakası – Batı Yakası çekişmesi kadar sert olmasa da İstanbul’da da “Anadolu Yakası – Avrupa Yakası” şeklinde ikiye bölünmüş bir rap camiasından bahsetmek mümkün. Ceza Anadolu Yakası’nı temsil ediyor, Dr. Fuchs ise Avrupa Yakası’nı: “Amerika’daki gibi çok keskin bir ayrım yoktu. Herkes kendini bir şekilde göstermek, kanıtlamak istiyordu, bu yüzden arada sataşmalar oluyordu. Şarkı sözleri için de iyi bir malzemeydi aslında,” diyor Ceza, Nefret’in nerede durduğunu anlatırken. Daha sonra ise barış sağlandığını anlatıyor: “ Ama biz bu sataşmalara bir son vermiş olduk, yani Anadolu Yakası’ndan bir rapçi, Avrupa yakasından bir diğer rapçiyle birleşiyor ve grup kuruyor. ‘Olmaz’ diye düşünülen bir şeyi gerçekleştirmiş olduk, bir anlamda da örnek olduk aslında camiadakilere.” 1997’de kurulan Nefret, rap camiasında ufaktan isim yapmaya başlıyor. İlk J&B Dans Festivali, H2000 Festivali ve Massive Attack öncesi sahne aldıkları Park orman konseri, ikilinin fark edilmesini de sağlıyor. Türk rap piyasasının babası olarak kabul gören Tunç –Turbo- Dindaş’ın hazırladığı Yeraltı Operasyonu adlı serinin ilk albümünde dört şarkıyla yer alan Nefret’e bu noktadan sonra albüm teklifleri de yağmaya başlıyor. Unkapanı’ndan gelen garip teklifleri geri çeviren ikili, Hammer Müzik ile anlaşmaya oturuyor. İlk Nefret albümü Meclis-i Ala 2000’de piyasaya sürülüyor. 1999-2000 aralığını, yani Nefret’in plak şirketlerinden teklifler almaya başladığı dönemi hayatının en kritik anlarından biri olarak gösteriyor Ceza. Elektrik İdaresi’nde çalıştığı bu yıllarda ailesinden gizli gizli yürütüyor grup işlerini çünkü. İşte tam bir ‘yıldız’ hikayesi size: “97’de, okul biter bitmez, Elektrik İdaresi’nde işe başlamıştım, teknisyen olarak. Bir yandan çalışıyordum, bir yandan konserlere gidiyordum, stüdyoya giriyordum. Ailem de pek sıcak bakmıyordu müzik olayına, bir geleceği olduğuna inanmıyorlardı çünkü. Sadece ailem değil, çevremdeki pek çok insan bu şekilde düşünüyordu. Ben işin maddi kısmını ve geleceğini düşünmek istemiyordum ama. Aynen küçükken hissettiğim gibi, rap’i ilk kez keşfedip kendimi bu şekilde ifade etmek istediğimi fark ettiğimde olduğu gibi hissediyordum. Çünkü en başından beri kendi adıma karar verme şansım olmamıştı pek. Rap benim hayatta yapabildiğim tek şeydi, kendi başıma yapabildiğim, kimsenin karışmadığı tek şeydi. Ben bunu yapmaya devam etmek istiyordum.” Meclis-i Ala, tahminlerin çok üstünde satarak (20-30 bin civarında) Türkiye’de bu müziğin gelişeceğine dair bir fikir oluşturdu. Nefret ise bu sayede ikinci bir albüm kaydedebilecekti. Konser sayısını arttıran ve Anadolu’ya kadar ulaşan ikili, tüm bu deneyimlerini 2001’de kaydettikleri ikinci albümleri Anahtar’a yansıttı. Erci-E, Fresh B, Funky C ve Bektaş gibi isimlerin yer aldığı bu albüm, Meclis-i Ala’nın satışlarını da ikiye katladı. Bu başarı, Ceza’nın gelecek planlarını şekillendirmesine de yardımcı olmuş: “İkinci albüm ilkinden daha çok ses getirdi, maddi anlamda da daha başarılı oldu. Benim hayallerim vardı. Diplomamla yapamayacağım şeylerin hayalini kuruyordum ben. Dünyanın farklı yerlerini dolaşmak, farklı insanların önüne çıkıp konuşabilmek, bir şeyler anlatabilmek, paylaşabilmek gibi mesela. Müziğimle bunu yapabileceğimi gördüm. Anahtar’dan sonra yurt dışından konser teklifleri de almaya başladık.” Bundan sonra, hayatının dönüm noktası olarak gösterilebilecek bir kopuş yaşıyor Ceza. Grup arkadaşı Fuchs apar topar askere alınıyor. İşte o kritik karar anı: “2001’de İsveç’e gitmemiz gerekiyordu, bir konserimiz vardı. Bu sırada Fuchs’un askerlik problemi çıktı. Ben yine de gitmem gerektiğini düşünüyordum. İsveç’e bu şekilde, tek başıma gittim. Hayatımda ilk kez uçağa bindim, her şeyin başlangıcı da bu oldu belki de. Stockholm gibi güzel bir şehre gittim, beni tanımayan, -Türk olmayan- insanların karşısına çıkıp performans sergiledim ve herkesi kendime hayran bıraktım. Böylece yaptığım işe daha da fazla bağlandım. Ve işte o noktada ‘ben bu işi yapmak istiyorum, hayatımın bundan sonrasını bu şekilde geçirmek istiyorum,’ diye düşündüm. İstanbul’a döner dönmez de Elektrik İdaresi’ndeki işimi bıraktım.” Eğer Nefret bu şekilde dağılmak zorunda kalmasaydı, Ceza’nın solo olarak kaydettiği türde büyük bir başarıya imza atabilirler miydi, söylemek zor. Askerden döndükten sonra, önce solo, sonrasında ise İstanbul Attack adlı grubuyla yol alan Fuchs’un Ceza ile bir süre küs kaldığı, hatta ikili arasında birtakım tatsız olaylar yaşandığı biliniyor. Ceza bu konuyu fazla irdelemek istemediğini söylüyor ve şimdilerde aralarında herhangi bir problem olmadığını belirtiyor. Fuchs askere giderken oturup, grubun geleceğine dair planlar yapıp yapmadıklarını soruyorum. Daha doğrusu onun dönmesini bekleyeceğine dair bir söz vermiş mi Ceza, onu anlamaya çalışıyorum. Böyle bir anlaşma yapmadıklarını söylüyor: “Benim hayatım uzunca bir süre bomboş geçti zaten, 1,5 sene daha boş boş oturamazdım. Bizim kafamızda solo albüm yapma planı vardı zaten ama ne zaman olacağı belli değildi. İnsanların bilmediği şeyler var, ama onlar özel. Ben Fuchs’un yaptığı gibi yapıp, bunları yazmadım, orda burda anlatmadım.” Şu sıralar araları kötü değil belki ama belli ki Ceza’yı biraz üzmüş olup bitenler. Daha sonra stüdyoda yeni albümle aynı adı taşıyan şarkıyı dinlerken bu düşüncemi onaylayan bir ‘dis’ çalınıyor kulağıma: “Ceza Nefret’ten de eskidir”… Nefret tarihe karışıyor, Ceza ise solo olarak yola devam kararı alıyor; Bu geçiş dönemine ait en önemli, daha doğrusu en fantastik ayrıntı ise Ceza’nın Elektrik İdaresi’ndeki işinden ayrılma kararı almış olması takdir edersiniz ki. Anadolu’da verdikleri konserlerden, albüm kayıtlarından ve buna benzer bir sürü koşuşturmadan bahseden Ceza’ya, tüm bunlar olup biterken, tam zamanlı bir işe gidip gelmeyi nasıl becerebildiğini soruyorum merakla. İş yerindeki insanların ve patronlarının Ceza’nın ‘ikinci hayatı’ hakkında ne düşündükleri de ayrıca merak konusu tabii. Gülerek cevap veriyor: “Hepsi biliyordu ve destekliyorlardı da. Tembellik yapıyordum, aslında öyle değil, arada sırada kaytarmak zorunda kalıyordum. Çünkü konserlerimiz oluyordu, hepsi de işle çakışıyordu. Ama her zaman yanımdaydılar, sağolsunlar.” Eski iş yeri bir kenara, Ceza’nın diğer hayatını en geç fark eden kişi babası olmuş. Crossing The Bridge’den sonra bir kahramana dönüşen ve belgeselde yer alan tüm sanatçı ve müzisyenlerden daha fazla ilgi gören Danyal Özçalkan aslına bakarsanız hiç istememiş oğlunun müzikle uğraşmasını. “Son dört, beş yıldır tam anlamıyla destek oluyorlar, başarılı olabildiğimi gördükleri için tabii ki de. Önceleri böyle değildi ama, bununla uğraşmamı istemiyorlardı,” diyor ve babası tarafından ne zaman ve nasıl enselendiğiyle ilgili komik bir hikaye anlatıyor Ceza: “Ben bir şeylerle uğraşıyordum, bir yerlere gidip geliyordum ama babam benim ne yaptığımı, neyle meşgul olduğumu bilmiyordu hiç. Yani müzikle uğraştığıma, konserlere çıktığıma, albüm kaydettiğime dair en ufak bir fikri bile yoktu. Bir gün Nefret’i televizyonda gördü, her şeyi o zaman öğrendi.” Fuchs olmadan çıktığı ilk konserinde gördüğü büyük ilgi, Ceza’nın cesaretini iyice arttırmış. İşi gücü bırakıp sadece müzikle ilgilenme kararı aldığı bu dönemde sarhoş gibi takıldığını söylüyor Ceza: “ ‘Türkiye’de müzikten para kazanmak zaten zor, sen bir de rap yapıyorsun, nasıl olacak bu iş?’ dediler. Ama ben hiç bunları düşünmüyordum, öyle, sarhoş gibi ‘ben bunu yapacağım,” diye inatla bildiğimi okumaya devam ediyordum. İşte bundan sonra yaptım Medcezir’i.” İlk solo albümünden bahsederken suratında bir gurur ifadesi beliriyor yine, tüm zorluklara rağmen altından kalkmayı başardığı işleri anlatırken takındığı tavır hep aynı: “Nefret olarak yaptığımız işler, ülkede bu alanda yapılan işlerin en iyisiydi bence. Ben yine de o kadar tatmin olmamıştım, yani bizim yaptığımız müzikle yurt dışındaki örnekleri arasında epey fark vardı bence. Medcezir albümüyle aradaki bu farkı kapatmış oldum ben. Yaptığım işten tatmin oldum.” 70 bin civarında satan Medcezir ile popüler tarafa terfi eden Ceza, 2004’te ise onu gerçek bir yıldıza dönüştüren ikinci solo albümü Rapstar’ı yayınladı. Bu albümün oluşum sürecini ve albümün çıkışını takip eden günlerde olup bitenleri ise pek de güzel hatırlamıyor Ceza: “1998’de annem kansere yakalandı. Uzun ve zor bir süreçti, çok uğraştık. Her anlamda sıfırın altına düşmüştüm aslında. 2004’te de kaybettim annemi. Bu süreçte beni düşüren, zorlayan pek çok şey oldu. Rapstar’ı da bu şekilde yazdım.” Albüm çıkmadan önce düşüşe geçen Ceza, albüm yayınlandıktan sonra gelen düet teklifleri yüzünden canının daha da çok sıkıldığını anlatıyor. Fikir sahibi olmadığı konularda boş boş da olsa konuşmaya devam eden, önyargılı insanlardan bahsederken cidden sinirleniyor: “Düet teklifleri de böyle bir dönemde gelmeye başladı. Arabeskçilerden, pop’çulardan, hatta türkücülerden bile teklifler geliyordu. Kendime bir çizgi tutturmaya çalışıyordum. Bir tv programına katıldığımda olay oluyordu, aslında onca teklifi reddedip sadece bir tanesine çıktığımı anlamıyordu kimse. İnsanların bilmediği çok şey var. Reklam teklifini kabul ettiğimde de aynı şey oldu. Olayın iç yüzü farklı aslında. Annemin hastalığı yüzünden kabul ettim ben o teklifi. Saygı duyduğum sanatçıların, işte ne bileyim, sinemacıların, tiyatrocuların vs. neden böyle projelerde yer almayı kabul ettiğini daha iyi anlamış oldum böylece. Dışarıdan baktığımda, ‘Neden yaptıkları işi bu şekilde paylaşıyorlar ki?’ diye düşünürdüm eskiden. Sonra anladım, meğer insan bazen mecbur kalabiliyormuş.” Bunları söyledikten sonra ise sakinleşip mülayim haline dönüveriyor yine, sesi hala titriyor biraz: “Duygusal bir insanım. Ama hakkımda söylenenleri takmamayı öğreniyorum yavaş yavaş.” Takmıyor gibi görünüyor olsa da yazdığı yeni şarkılarda gerçek hislerini ele veriyor Ceza. Rap, en doğru araç zaten bunun için. Yerli Plaka’da yer alan “Kendine Bak” adlı şarkıya bir kez daha dikkat çekmek isterim bu noktada. Sadece eleştirmek üzerine kurulu olduğunu düşündüğü ekşi sözlüğe de bu yolla gönderme yapıyor Ceza. Şarkının konseptinden bahsederken de kopup gidiyor yine: “Sonra bir de eleştirenler var, ki onları hiç çözemedim. Her şey, herkes bu kadar doğru olamaz ya, ben bu eleştirileri yapan insanların da bu kadar doğru olduklarına inanmıyorum. Yok reklama çıkmış, yok onu almış falan filan, ben bunları eleştirenlerin de bu kadar idealist olduğuna inanmıyorum ya. Eğer o kadar idealistseniz benimle ya da başka birisiyle uğraşmazsınız zaten.” Para kazanırsın ve yaşam standartını da buna göre değiştirebilir, iyileştirebilirsin. Bu çok mu garip? “Pek fazla da değiştirmedim yaşam standardımı. Sadece bir araba aldım, hala kirada oturuyorum ve ara sıra hala parasız kalabiliyorum. Dışarıdan bakıp çok zengin falan olduğumu düşünüyorlar ünlü olduğum için. Benim sorumlu olduğum insanlar var, benim bir ailem var, onlara bakıyorum ben. Kendim için pek fazla da bir şey yaptığımı söyleyemem. Gece hayatım yok, hovardalık yapmam. Bir de öyle takılsam, yani diğer ünlüler gibi, o zaman iyice taşlayacaklar beni demek ki. evde takılmak, kayıt yapmak, söz yazmak, bunlar daha çok mutlu ediyor beni. Aslında aynen çocukluğumda olduğu gibi takılıyorum. Yeter ki özgür bıraksınlar beni. Sonuçta ben de gencim, benim de hayallerim var. 28 yaşına gelene kadar istediğim her şey de olmadı yani. Benim yerimde olduklarını düşünüyorum, o zaman diyorum; Benim ayağıma gelen tekliflere bakıp “yok, ben yapmam” diyeceklerini de hiç zannetmiyorum yani. İşte bu çok sinirlerimi bozuyor, psikolojim bozuluyor böyle olunca gerçekten. Ancak eleştirmeyi biliyorlar, iş yapmayı bilmiyorlar.” Ceza geriliyor hafiften. Aynı şeyleri daha fazla konuşmanın da bir anlamı yok zaten, zira geçtiğimiz ay, Soru-Cevap bölümümüz için kendisiyle yaptığım kısa görüşmede edindiğim fikir değişmiyor. Bu genç adam “bilmeden eleştirenler”den nefret ediyor, yanlış anlaşılmaktan hiç hoşlanmıyor ve bu yüzden mevzu her seferinde dönüp dolaşıp “Beni bir rahat bıraksınlar da işime bakayım,” noktasına geliyor. İşte bu yüzden lafı daha fazla uzatmıyorum. Ceza’nın buluşacağımız stüdyoya rötarlı olarak geleceğini öğrendiğimde fırsattan istifade, dinlemek istediğim asıl şarkı Sezen Aksu ile birlikte kaydettiği “Gelsin Hayat Bildiği Gibi”ydi. Aklım hala orda olduğu için, sohbetimiz noktalanır noktalanmaz tekrardan gündeme getiriyorum isteğimi. Şarkıyı çalmaya başlıyorlar, “ilk dinleyen sen olacaksın” diye gaz vermeyi de ihmal etmiyorlar. Hollanda’dan Soniq adlı bir prodüktörden gelmiş bu şarkının müziği. Ceza kendi bölümlerini yazmış, Sezen Aksu ise okuduğu nakarat bölümlerini. Şarkı da adını doğrudan bu nakarat bölümünden alıyor zaten. “Sezen Aksu’nun söylediği bölümü dinler dinlemez, hiç tereddüt etmeden ‘Şarkının adı budur’ dediğimi hatırlıyorum,” diyor Ceza. Şarkı devam ediyor, biraz sonra bana dönüp, “Nasıl?” diye soruyor. Yine kendinden emin bir hali var, ki bu kez cidden haklı böyle bir ifade takınmakta. Sesim çıkmıyor, sadece saçma sapan bir el kol hareketi yapabiliyorum şarkının ne kadar ‘fena’ olduğunu anlatabilmek için. Şarkıda “ameleydim” diyor, yalnızlığından, bir de annesinden bahsediyor Ceza. Sezen Aksu ise öyle bir anda giriyor ki, hepten kopup gidiyorsunuz işte o noktada. Şarkı bitince konuşabiliyorum, “Ben fena oldum” diyorum, sonra da “Bu şarkı fena olmuş,” diye ekliyorum. Gülüyorlar, sorunun cevabını zaten biliyorlardı tabii ki. Stüdyodan çıkma vakti geliyor. Ayaküstü takılırken, albümle aynı taşıyan şarkıya çekilecek video klipten ve klibin konseptinden bahsediyoruz. Ceza, “Yükselen ben değilim, alçalan duvarlar” diyor, “Yerli Plaka”nın sözleri böyle gidiyormuş. “Her çıkışın bir de inişi vardır” mı demeye çalışıyorsun diye soruyorum. Beni onaylıyor ve “Hep böyle gitmeyecek, her şey bu kadar iyi olmayacak,” diyor. Gerçekçi olduğunu söylüyor. Yazı: Aayhan ABAYHAN Fotoğraf: Serkan ELDELEKLİOĞLU | |
|
| | #38 (mesaj-linki) |
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları ![]() İZMİR YERALTINDAN, YERÜSTÜNE Cash Flow uzunca bir süredir İzmir’de yeraltında rap hayatını sürdüren bir grup. Daha önce “1 milyon” adını verdikleri proje ile Türkçe Rap piyasasında kendilerinden söz ettirmiş olan grup şimdilerde ise İrem Records’dan çıkardıkları “Bir Anlık Hata” isimli albümleri ile müzik marketlerde yerlerini aldılar. Biz de Cash Flow kimdir, ne yapar diye Volkan ve Çağdaş’a sizler için sorduk. Çağdaş: Volkan ile Ortaokul yıllarına dayanan bir dostluğumuz var. İlk tanıştığımızda Volkan’ın rap dinlediğini bile bilmiyordum. Aradan belli bir süre geçtikten sonra lise çağlarında rap müzikle daha bir içli dışlı olmuştum ve ilk üretmeye başladığım yıllar (1998–1999) Volkan’ın da bir şeyler yapmak istediğini duydum ve ona destek oldum. Gelişen zaman içinde yollarımız kesişti ve birlikte üretmeye başladık. Cashflow’u ilk olarak 2000 yılında bir aile olarak tanıtmıştık ama sonra Hakan MC’nin yurt dışında eğitimi ve diğer çalıştığımız MC’lerin rap ile bizim kadar ilgilenememesi sonucu ilk albümü ikimiz tamamladık ve Aykut Gürel ile bağlantıya geçip İrem Records’dan bandrol aldık. Volkan: “Bir anlık hata” albümünün içinde 2003 yıllında yapılmış parçalar da 2005 yılında kaydedilmiş parçalar da var. Biz “hadi albüm yapalım” diye direk stüdyo çalışmasına girmedik. Sürekli parça kaydettik, kendimizi geliştirdik ve bu arada beğendiğimiz parçaları saklayıp “Bir anlık hata” adlı ilk albümümüzde topladık. Amacımız yeraltı ruhunu yansıtabilmekti. Amatör ruhla hazırlanmış profesyonel rap müzik yaptık diyebiliriz. Çağdaş: Çıkan albümleri destek amaçlı alıyorum. Killa Hakan “Semt Semt Sokak” ve Sagopa Kajmer’in “Romantizma”sı en son beğendiğim albümler. Türkçe rap dinlemiyorum aslında, genelde yabancı underground rap, reggae ve trip hop dinliyorum. | |
|
| | #39 (mesaj-linki) |
Ceza Yerli Plaka !!!! ![]() Hammer Müzik olarak bugün sizlere iyi haberleri sonunda verebiliyoruz. Sizlerin ve ayrıca pek çok müzikseverin sabırsızlık ve merakla beklediği; CEZA'nın üçüncü solo albümü "Yerli Plaka" sonunda her şeyiyle hazır! Albümün çıkış tarihi 31 Ağustos 2006 olarak belirlendi ve bu tarihte kusursuz bir dağıtımla tüm Türkiye'de müzik marketlerde yerini almış olacak. Albüme adını veren ve albümün çıkış parçası olan "Yerli Plaka"ya Almanya'da Media Juice firması (MediaJuice Media Group Europe (MMGE) - TGM Music - TGM Broadcast - TGM Brain - TGM License - TGM Pictures) prodüksiyonu ve Thomas Garber (TOM GARBER - CLIPLOUNGE) yönetmenliğinde çekilen Avrupa standartlarındaki klip çok kısa bir süre içinde Türkiye'de Dream TV, MTV Türkiye ve diğer müzik kanallarında yurtdışında ise MTV, Viva gibi kanallarda gösterime girecek. Klibin Türkiye premiere'i Dream TV'de yapıldıktan sonra tabii ki www.Ceza-Fan.com adresinden de izlenebilecek. Albümün toplam süresi 77 dakika ve albümde neredeyse tamamı hit olabilecek kalitede 17 parça yer alıyor! 17 parçanın tamamı yeni ve daha önce yayınlanmamış parçalar! Sadece "Sen Oyna Dilber" farklı bir remix versiyonu ile albümde yer alıyor. "Yerli Plaka"da yer almak üzere hazırlanan ve albüm öncesinde "Feyz Al" single'ında piyasaya çıkan "Feyz Al", "İt Dalaşı" ve "Sen Oyna Dilber" parçaları albümde yer almıyor çünkü Single yayınlandıktan sonra yapılan yeni parçalar ile bir CD'ye sığabilecek süre aşıldı ve bu 3 parça albümden çıkarılmak zorunda kalındı. Böylelikle bu eserler de sadece "Feyz Al" Single'ında yeralan arşivlik parçalar olarak Türkçe Rap tarihinde de yerlerini aldılar! Bu 3 parça dışında ayrıca yine hazır olan "Bana İzin Yok mu" ve Ceza'nın çok kısa bir süre önce kaydettiği yeni bir parça da albüme giremedi aynı sebepten dolayı. Ceza bu yılın başında ses telleri ile ilgili yaşadığı sağlık problemi sebebiyle bir şey yapamadan geçirmek zorunda kaldığı zamanın acısını çıkartırcasına, bugünlerde en yaratıcı olduğu günlerini yaşıyor. Bu 2 parça ve belki de daha fazla yeni parça albümün yayınlanmasından sonra belki yeni bir Single yada farklı şekillerde sizlerle buluşacak. "Yerli Plaka"ya dönecek olursak, albümün beatleri Türkiye, Almanya ve Hollanda'dan prodüktörler; Roka, Ayhan Sayıner, Yusuf Köybaşı, Akşit Uğurlu, Paolon, Roe Beardie, Soniq, Phat Crispy tarafından hazırlandı. Albümde Türkiye'den Sezen Aksu, Ayben, Sahtiyan, Yener, Alaturka Mavzer, Mihenk Taşı, Emre gibi isimlerin yanı sıra yurtdışından da Tech N9ne (ABD), Samy Deluxe (Almanya), Afrob (Almanya), Eko Fresh (Almanya), Killa Hakan (Almanya) gibi önemli isimler konuk olarak yer alıyor. Şüphesiz Türkiyede Sezen Aksu'nun konuk olduğu "Gelsin Hayat Bildiği Gibi" büyük ilgi çekerken, dünyada ise Tech N9ne, Samy Deluxe ve Afrob'un konuk olduğu parçalar ses getirecek. "Yerli Plaka" albümünün kayıtları için 3 stüdyoda çalışıldı. Digitolia (İstanbul), Kraft (İstanbul), No 5 Production (Berlin) stüdyolarında kayıt edilen ve "Feyz Al"da olduğu gibi Almanya'da Master & Servant Stüdyolarında Tom Meyer tarafından digital mastering'i yapılan "Yerli Plaka" Dünya standartlarında bir sound kalitesine sahip. Albümle kapak ve basın fotoğraf çekimleri Cemil Ağacıkoğlu tarafından gerçekleştirilirken, kapak tasarımı ise "Feyz Al"da mükemmel bir iş çıkaran ve yine harika bir tasarıma imza atan Mazhar Bilgiç tarafından yapıldı. "Yerli Plaka" Türkiye'de Hammer Müzik yapımı ve EMI Kent Elektronik dağıtımı ile müzik marketlerde yerini alırken, ayrıca Hammer Müzik lisansı ile yurtdışında da EMI Music tarafından piyasaya sürülecek. Evet sizler çok uzun bir süredir sabırsızlıkla beklediniz, Ceza ve bizler uzun bir süre içinde itina ile titizlik içinde hazırladık ve sabırsızlıkla sizlerle buluşturacağımız zaman için gün saydık. Ancak artık bekleyiş sona eriyor. Türkiye'nin ve Dünya'nın en iddialı Rap albümlerinden birini 31 Ağustos'ta gururla sizlere sunacağız. 'Yerli Plaka' albümünün şarkı listesi aşağıdaki gibidir. Albümün snippet'i ve "Yerli Plaka" klibi çok kısa bir süre içinde buradan sizlerle buluşacak. Tüm yeni haberler, gelişmeler, konser tarihleri için resmi Ceza fan sitesi www.Ceza-Fan.com u ve yakında açılacak Resmi Ceza sitesi www.Ceza.info yu izlemeye devam edin. "Ceza - Yerli Plaka" Tracklist: 01- Kemerini Bağla 02- Yerli Plaka 03- Gelsin Hayat Bildiği Gibi feat. Sezen Aksu 04- Şaşkın Oğlan feat. Ayben 05- Sen Oyna Dilber (Remix) 06- Dark Places feat. Tech N9NE 07- Orient Jazz feat. Samy Deluxe & Afrob & Sahtiyan 08- Efkar Perdesi 09- Hadi Bize Bağlan feat. Eko Fresh & Killa Hakan & Summer Cem 10- Fark Var 11- Gece Gündüz Karışmaz 12- Pusulam Yok feat. Alaturka Mavzer & Mihenk Taşı & Emre 13- Önce Kendine Bak 14- Gene Elde Mendil feat. Sahtiyan & Yener 15- Acı Biber 16- Hiza Ve Nizam Yok 17- Ne Benim | |
|
| | #40 (mesaj-linki) |
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları Son Düzenleyen Misafir; 13-10-2006 @ 16:23. | |
|
![]() |
Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| 81 İlin Tanıtım Videoları / Türkiye İlleri Tanıtım Filmleri | Camilla | Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye | 0 | 23-10-2008 14:56 |
| Ürün Tanıtım Videoları | AngelFRANTIX | Bilgisayar Bileşenleri (Hardware) | 1 | 16-10-2008 00:35 |
| İllerimizin Tanıtım Belgeselleri | nünü | Türkiye'nin İlleri | 4 | 01-09-2008 03:17 |
| Cash Fiesta tanıtım | vkat | Ücretsiz-Beta Yazılımlar | 0 | 06-07-2008 00:14 |
| Oscar Röportajları (Konya - Dublaj) | P.u.S.u | YouTube'dan Seçmeler | 0 | 30-05-2007 21:01 |
| |||||
| MsXLabs® MK - Copyright ©2005 - 2008 | MsXLabs® ve Mavi Karanlık® tescilli markalardır. Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler. Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately. | |||||