Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: LEGEND Forumları :: > Türkçe RAP/Hip-Hop Underground
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Konu Kapalı Yeni Konu Aç
Eski 19-05-2008   #81 (mesaj-linki)
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları



Sagopa Kajmer Zaman Gazetesi Röportajı


Rap’den Rabb’e Sagopa Kajmer: Rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım
H.SALİH ZENGİN
Yunus Özyavuz, nam-ı diğer Sagopa Kajmer, Türk rap müziğinin önemli ve farklı isimlerinden birisi. Onu kendi ifadesiyle diğerlerinden ayıran ve farklı kılan şey ise sözleri ve müziğinin kendine has oluşu.
Şarkı sözlerinde bolca Osmanlıca ve Farsça kelimeler kullanan Kajmer, “Yeraltı Operasyonu, Sözlerim Silahım, İhtiyar Heyeti, Sagopa Kajmer, 10 Kurşun, Bir Pesimistin Gözyaşları, G.O.R.A Soundtrack, Romantizma, Kafile, İkimizi Anlatan Bir Şey ve Kötü İnsanları Tanıma Senesi” isimli albümleriyle hatırı sayılır bir genç dinleyici kitlesini müziğine çekti. İçerisinde küfür barındıran eski sözleriyle arasını bozduğunu söyleyen Kajmer, ilginç bir itirafta da bulunuyor: “Şarkılarımın küfür içerdiği vakitlerde ailem beni hiç dinlemezdi.” Sagopa Kajmer, müzikte laf kalabalığını sevmediğini, önemli olanın özü yakalayıp az ve öz konuşmak olduğunu belirtiyor. Sözlerinin dinleyicilerinin aklında kalma sebebini sahip olduğu maneviyatla özdeşleştiren Sagopa Kajmer, “Ben dünya zevkleriyle ilgilenmiyorum. Son iki senem alim zatların hayatlarını araştırmakla geçti. Hâlâ benim için en mühim şey, o mübarek zatların dopdolu hayatlarından bir zerre olsun istifade edebilmek.” diyor. Sanatçı, bu kez sevdiği rap’çileri değil etkilendiği alimlerin isimlerini sıralıyor: Abdülkadir Geylâni, Ahmed el Bedevî, Hasan-ı Basri, Ahmed er-Rufai, Bişr-i Hafi, Buhari, Müslim... Eskiden rap’in önemli isimleriyle hemhal olan Sagopa Kajmer, “Ben rap’in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık. O kadar muhteşemler ki!” diyor. Kur’an-ı Kerim okumanın kendisini çok rahatlattığını kaydeden rap’çi Kajmer, Allah’la olan irtibatını ise şöyle açıklıyor: “Ben ilk önce Rabb’in benden istediklerini uygulamaya koyup daha sonra O’ndan aldığım güç ile dua ediyorum. İrtibat, çokça zikretmektir. Kelimelerden geçtik biz, manaya indik.”
Küçükken de böyle çok konuşan biri miydiniz?
Ssessiz bir çocuktum, müzik dinler ve mutlu olurdum. Çok fazla içime kapanıktım. Anca biraz açıldım diyebilirim.
Anne-babanız ne diyordu sizin bu küfürlü şarkılarınıza? Ailenizin büyüklerine karşı bir isyan duygusu oldu mu içinizde?
Bana ailem karışmaz. Ne yaparsam onlar için iyidir. Önceki şarkılarımdaki küfürleri de önemsemiyorum, sonuçta herkes küfreder. Ben eski şarkılarımla aramı çoktan bozdum. Ayrıca isyankar değilim ve isyan müziği de yapmıyorum. İlk önce yaptığım müziğin isyan müziği olmadığını anlamanızı isterim. Eskilerde takılmamak gerek. Aile büyüklerime boynum kıldan incedir. Aile en önemli sahipliktir. Şarkılarımın küfür içerdiği vakitlerde ailem beni hiç dinlemezdi, hatta pop müzik yap derlerdi. Ne zaman ki ‘Bir Pesimistin Gözyaşları' albümünü yaptım; hem insanların hem de ailemin müziğime bakış açıları değişti. Böylesi beni de mutlu etti. Ünlü olmamak için ses tonumu değişik kullanırdım. Zamanından kalan içime kapanıklığın dışavurumuydu bu.
Kelimelerin gücü adına çıktığınız bu yolda sizi ne susturabilir?
Eğer iyi sözler yazamasaydım benimle röportaj yapar mıydınız? Sanırım hayır. Kelimelerin gücü, cümlelerin gücü; bu ikisine müziğin sağlamlığı eklendiğinde bütünlük sağlanıyor. Eğer sadece iyi müzik olsaydı da sözler kötü olsaydı olmazdı. Ben bir bütünüm, bütünlüğüm olduğu için Sagopa Kajmer'im. Hissettiklerimi açığa vururken dikkatli olmalıyım. Bu benim disiplinim, prensibim. Beni susturabilmek için yaratılmış herhangi bir güç yok. Çünkü ben gücümü dinleyicimden, insanlardan alıyorum. Susturulması ancak kendine bağlı olan bir imkansızım.
İllâ ki ağız dolusu konuşmak mı gerekiyor? Sustuğunuz anlarda ne yapıyorsunuz?
Nasıl planlama yaptığınıza bağlı. Ben de herkes gibi insanım, susarım da konuşurum da. Önemli olan doğru zamanda konuşup doğru zamanda susmak. Dışarıdan nasıl göründüğümü bilemiyorum ama kendimi nasıl gördüğümü çok iyi biliyorum. Sustuğum zamanlarda murakabe yapar düşünürüm. Laf kalabalığını sevmem. Müzikte de laf kalabalığını sevmiyorum. Özü yakalamak, az ve öz konuşmak lazım.
Kaf Kef, Evliya-i Rap, Küheylan, Yaşlı Çocuk, Karizmatik Emmi, Melodrama, Sagopa Kajmer... Gerçek isminiz de Yunus. Niye bu kadar çok mahlas kullanıyorsunuz?
O an ne hissediyorsam o. Şarkılara göre de değişir, hislere göre de. Kendimle barışık yaşarım, mahlasları hissi olarak düşünmek gerek. Öyle gelişi güzel bir şey değil. Her bir mahlasım benim ayrı bir anlatımımdır.
Sözlerinizin akıllarda kalıcı olmasının nedeni ne? Dünya zevklerine fazla itibar etmemeniz mi, sözlerinizin felsefeyle yoğrulması mı?
Maneviyatım. Ben dünya zevkleriyle ilgilenmiyorum. Neysem oyum. Olduğum gibi görünürüm, düşündüklerimi şarkılarıma aktarırken kelime dünyası içinden en öz olanları yan yana koyarım. Anlaşılırlık sayesinde kalıcılığı yakaladım.
Amerikan kültüründen doğan rap müziğinin argümanlarını kullanarak, Amerikalı takılmamaktan, kendi değerlerimize sahip çıkmaktan bahsediyorsunuz? Bu çelişki değil mi?
O zaman şöyle söyleyeyim, hiçbirimiz e-mail ya da internet kullanmayalım, kola da içmeyelim, Amerikan markaları da giymeyelim. Allah vesileler yaratmış, vesileyi değerlendirmek esastır. Her ne kadar Amerika sokaklarından çıkmış olsa da rap bir araçtır. Amaçsa içinde gizlediğindir. Sen bir kısmını alır ve kendi özüne uyarlarsın. Rock müzik yapanlar da böyledir, pop da. Türkiye'de sahip çıkmamız gereken ne var? Kültür diyoruz, gelenek görenek diyoruz, ama izlediğimiz kliplerde çıplak hatunlar, gırla içki, kötü sesler ve bize uymayan görüntüler var. Bırak Amerikancılığı, zaten yırtınsan onlar gibi olamazsın ya da yarattığın sahtelikle onların gerçekliğini yakalayamazsın. Bizde hep dış ülkelere özenti var. Artık Türkçe o kadar değiştirildi ki, esas bunlarla ilgilenmek gerek. Sago bunu söyler.
Ortaya koyduğunuz Türk rap'inin hem Türkiye'deki rapçilerden hem de dünyadaki rapçilerden farklı yanları nedir?
Benim hem sözlerim hem de müziğim kendime has. Cevap olarak bu gerçeklik yeter. Malum Türkçe rap dendiğinde "Iııghhh çok itici buluyorum" diyenler o kadar çok ki! Benden sonra insanların rap'e bakış açıları değişti. Ailelere kadar ulaştım. Kitlelerin bana olan sevgisi diğerlerine olanlardan çok daha farklı. Beni ağabeyleri, öğretmenleri olarak görüyorlar. İşte fark bu. Ben bir yıldız değilim, bir ihtiyacım belki de, kim bilir.
Rap ortamının algı ve idrak seviyesi düşük mü?
Hayır, hayli yüksek. Dinleyenlerim çok zeki. Zeki olmasalar beni dinlemezlerdi. Çünkü ben de zekiyim. İdrake geç varanlar ise sonradan her şeyin farkına varıyorlar. Sonuçta anlamadan idrak olmaz. Konserlerde bağıra bağıra, ağlaya ağlaya şarkılarıma iştirak ediliyorsa o insanların idrak seviyelerinin düşük olduğu nasıl söylenebilir? Onlar canım benim.
Türkiye'deki rap sanatçılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye gibi muhafazakar değerlere sahip bir ülkede rap gelişir mi?
İnsan kendini geliştirir, müzik gelişmez. Sen geliştikçe aracın olan müziği de değiştirirsin. Ne bileyim sözler değişir, anlattıklarının derinliği değişir. Muhafazakar bir ülkedeyiz diyorsunuz ama o eskidendi. Artık her şey o kadar serbest ki… Dünyayı gezdim, bizim kadar rahat ülke yok. Türk rap'inde neler oluyor bilmiyorum. Belki de umrumda değil. Herkesin bir şekilde amacına ulaşmasını ve bizim önderliğini yaptığımız bu türü geliştirmesini de canı gönülden istiyorum.
17 yaşında ‘Tepki' isimli bir rapçi "Kulağın boynuzdan korktuğu bir rap anlayışı var Türkiye'de. Büyükler bizi aşağıya itmeye çalışıyor" diye feryat ediyordu? Doğru mu bu?
Abartılı bir yaklaşım. İyi rapçi vardı da Türk rap dinleyicisi mi kabullenmedi? İyi olan her zaman iyidir ve iyi olan mutlaka sonuca varır. Ben 10 senede vardım. Ama vardım. Şahsi olarak derim ki; boynuzlar kimi zaman kulak altında kalırlar, kimi zaman onun üstüne çıkarlar. Boynuzuna göre değişir. Demek ki o boynuzlar kulağa ulaşamamışlar. Ulaşsalardı kendi özgürlüklerini tadarlar ve işin hazzına varırlardı. Bu denizin tüm suyunu bizler içeceğiz diye bir kaide yok.
İçerisinde gazel ve kaside olacak bir kitap yazmaya başlamıştınız? Ne aşamada?
Boş vaktim oldukça yazıyorum. Çok bir şey yok. Kaside, gazel vs. yazabilirsem ne mutlu bana.
Sizin sevdiğiniz rapçilerin isimlerini (Chuck D, Ice T, L.L, Krs, Cube, Kool Keith, Rakim gibi...) biliyoruz ama sizi kendine çeken evliya ya da derviş insanlar kimler?
Son iki senem alim zatların hayatlarını araştırmak ve onlardan feyzler almakla geçti. Hâlâ benim için en mühim şey, o mübarek zatların dopdolu hayatlarından bir zerre olsun istifade edebilmek. Beni derinden etkileyenleri büyük bir zevkle yazayım: Abdülkadir Geylâni (ks) en başta olmak üzere; Ahmed el Bedevî (ks), Hasan-ı Basri (ks), Ahmed er-Rufai (ks), Bişr-i Hafi (ks), Mahmud Hüdâi (ks), Şah-ı Nakşibendi, Feridüddin Attar (ks), Mevlânâ Celaleddin-i Rumi (ks), Buhari, Müslim, Hakim Tirmizi, İbrahim Hakkı Erzurumi (ks), Muhyiddin-i Arabi (ks). O kadar çoklar ki her biri ile ilgili değişik hayranlıklarım var. O saydığınız rapçileri eskiden dinlerdim. Ben rap'in krallarından geçtim, gönül sultanlarına bağlandım artık. O kadar muhteşemler ki! Okudum bildim deme, çok taat kıldım deme. İlk emir okumak, ama roman okumak değil.
Söz, bu topraklarda değerli bir enstrümandır. Rap sözün gücünü azaltmıyor mu?
Vezin problemi olmasaydı kısıtlama olmazdı. Fakat malum ritimsel bir bütünlük için lirikal açıdan düzenleme şart. Bu işi de herkes yapamaz, ustanın işidir. O nedenle ben ben oldum. Her ne kadar kısıtlı bir söz dizimi olsa da içi umman oldukça problem yok.
Sözün en etkili ve tasarruflu sarf edildiği kitap Kur'an'dır. Kur'an okuyor musunuz?
Katılıyorum. Elbette okuyorum, okumadan olur mu? O kadar rahatlatıyor ki!..
Allah'la dua ederek konuşurken kullandığınız kelimeler nasıldır peki?
Rabb’imiz bizlere sünnet izinden gitmeyi buyuruyor. Onunla iletişim için ilkin sünnete bağlanmak ve bu vesileyle doğruca ilerlemek gerek. Malum herkes canı sıkıldıkça Rab ile konuşabilir, içini rahatlatabilir. Lakin ben ilk önce Rabb'in benden istediklerini uygulamaya koyup daha sonra ondan aldığım güç ile dua ediyorum. Bir şey yapmadan bir şey beklemek ya da kuru kuruya dua etmek bana ters. İrtibat, çokça zikretmektir. Ben buna çok önem veririm. Bir süre sonra otomatik olarak iletişiminiz güçlenir. Kelimelerden geçtik biz, manaya indik. Hem dindar hem pesimist olabilir mi nsan?

Çelişki arayan için hayat çelişkilerle dolu. Mühim olan takdir etmek. Pesimist olmak, mecazi manada suskunluktur.


"Rap'i yozlaştıran ve serseriliği ön plana çıkaran Eminem, 5r0 cent gibi Amerikalı rapçileri yeriyorum. Umrumda değiller!"
Sizin ilk dönemler protest, daha küfürlü bir tarzınız vardı? Zamanla daha derin, manalı, aşk ve acı üzerine yoğunlaşan bir tarza kaydınız? Ne değişti, ne değiştirdi kelimelerinizi? Rap'çı Yunus, Hak'çı derviş Yunus olma azminde mi?
Her zaman aynıydım, siz beni geç yakalamışsınız. Her şey aynı. Yunus, Yunus’tur. Bizim Yunus. Ama sizin, ‘bizim Yunus' demeniz için beni daha iyi idrak etmeniz gerek.
Osmanlıca ve Farsça kelimelerini sık kullandığınız şarkılarınızı günümüzün gençleri anlayabilir mi? Son albümünüz Kötü İnsanları Tanıma Senesi daha sade ve yabancı kelimelerin azaltıldığı bir çalışma olmuş. Bu yöndeki şikayetlerin bir sonucu mu bu?
Hayır, daha fazla kişiye ulaşmak için daha anlaşılır olmak gerek. Tercih edilen yol bu. Kimsenin bir şikayeti yok. Hatta ben komple yabancı kelime kullansam da onlar ezberler ve hissederler. Herkese her türlü yazabildiğimi gösterdim en azından. Önceden benim için "sözlük ve kitap açıp yazıyor" denilirdi. Bu gibi cahilleri bilgimle ezdim. Ben sokak şairiyim diyorum. Bu şu demek; sokak kültürü ile iç içe yaşadım ve sokaktaki insanın diliyle nasıl müzik yapılır onu yaptım. Biraz kaba, biraz sert ama genelde etkili bir yapım var. Tamamıyla kendi tasarımım. Gençleri alkolden, uyuşturucudan uzak durmaya çağırıyorsunuz. Oysa birçok insanın kafasında rap'in bu tür ortamlarda filizlendiğine dair bir yargı yok mudur? Her duyulana ya da her insanın dediğine inanmamalı. Kötü de var, iyi de. Sage Francis adlı rap sanatçısını örnek verelim. Bu MC belki de en önemli rap yıldızlarından biri ve Amerika'da benim lirikalitemde olan, hissiyatı bana benzeyen bir sanatçı. Ne alkol içer ne de uyuşturucu kullanır. Ben bunlarla ilgileniyorum. Ve her fırsatta rapi yozlaştıran ve serseriliği ön plana çıkaran büyük Amerikalı rapçileri de yeriyorum. Bu Eminem olsa da dr dre ya da 50 Cent olsa da. Umrumda değiller! Onların sözlerinin toplamını karşınıza alın, gülersiniz. Kısacası Sago der ki; ağzı olan konuşuyor. Rap müziğinin kitabını yazacak derece bilgi sahibi biriyim. O nedenle işi kısaca özetleyelim: Rap demek iyi söz ve iyi yorumun kaliteli bir müzikle birleşmesidir. Bunu yaparken ne içtiğin ya da ne kullandığından ziyade çıkan şarkının kalitesi seni alakadar etmeli. Gençleri hiçbir şeyden uzak tutma gayretim yok. O gayreti onlar göstermeliler, ben de vesile olmalıyım. İşin özü Sago'nun sözüdür
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 04-06-2008   #82 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları

DOA CEZA'YA KAFA TUTUYOR
H2 Röportajı


Türkiye'de gerçek anlamda R&B müziğini icra eden tek isim olduğunu iddia eden Doa "Ceza olsun olmasın ben kendimi kanıtladıkça, konserler verdikçe Ceza artık konuşulmayacak" diyor.

23 yaşındakı Doa'yı yani Doğa Üstündağ'ı ilk olarak 'Siyaset Meydanı' programında Yavuz Bingöl'le 'Sarı Gelin' türküsüne düet yaparken izledik.

Türküyü R&B tarzıyla söyleyince tüm dikkatleri üzerine çeken Doa, Günaydın'ın özel haberinde ülkemizin gerçek anlamda tek R&B yapan ismi olduğunu söylüyor.

Kendi adını taşıyan ilk albümünü mart ayında çıkartan ve Ceza'yla seslendirdiği 'Müziğin Doası' adlı şarkıyla bir anda popüler olan genç şarkıcı, Youtube'da bir milyon izleyiciyi aşan klibiyle ortalığı kasıp kavuruyor.

R&B'ye olan ilginiz nasıl başladı?
Müziğe küçük yaşta org çalarak başladım. Bir yıl blues, piyano dersi aldım ama o yaşlarda çok idrak edemedim. Orta okulda R&B'yi keşfettim. Lisedeyken, artık müzik dışında bir şey yapmayacağımı anladığım için müzik eğitimi almaya karar verdim. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bilimleri Bölümü'nü kazandım. İki yıl okuduktan sonra okulu dondurdum. Albüm işlerime yoğunlaşmak için İstanbul'a geldim ve burada okuldan öğrendiklerimden çok daha fazla şey öğrendim. Sonra okula dönüp devam ettim ve mezun oldum. Bir arkadaşımla yaptığım şarkı tesadüfen prodüktörüm Savaş Kılıç'ın eline geçti ve ilgisini çekti. Sonra 'Organize İşler' filminin soundtrack'inde yer aldım.

BUNDAN SONRA CEZA OLMAYACAK
Ceza ile düet yapma fikri nereden doğdu?
Prodüktörüm Savaş Kılıç yaptı o şarkıyı. Altyapısının kuvvetli olması şarkıyı son anda albüme almamıza neden oldu ve şarkının düet olması gerektiğine karar verdik. Ceza ile görüştük. Ceza beni daha önce dinlemiş. Çok beğendiğini söylemiş ve kabul etti.

Çıkış parçası olarak bu şarkıyı seçtiniz...
Ticari kaygımız yoktu zaten. Albümü bitirdikten sonra, son anda bu şarkıyı koyduk. Böyle bir düeti ikinci plana atmak olmazdı. Albümü Ceza üzerine kurmadım. Ceza ünlü biri. Bana çok katkısı olduğunu kabul ediyorum ama ben de boş biri değilim. Bestelerimi kendim yapıyorum. Bundan sonra Ceza olmayacak. Kendime çok güveniyorum.

Ceza olmasaydı bu kadar kısa sürede popüler olabilir miydiniz?
Şu an beni çok eleştiriyorlar o konuda. Halbuki o şarkıyı Ceza yapmadı. Ceza sadece kendi rap bölümünü yazdı, onun dışındaki her şey bize ait. O yokken ben 'Siyaset Meydanı'na da çıktım. Ceza'dan önce de tanınmaya başlamıştım. Benim farklı bir tarzım var. Ceza olsun, olmasın ben kendimi kanıtladıkça, konserler verdikçe Ceza artık konuşulmayacak. Doa konuşulacak ve bana daha çok saygı duyulacak.

Bu özgüven sokakta da devam ediyor mu? Şöhret olduğunuza inanıyor musunuz?
Ne olacağını bilemediğim için bu ara hiç sokağa çıkmadım. İşin açıkçası dışarı çıkmaya korkuyorum. Geçen gün taksideydim. Işıkta durduk, yan araçtakiler beni tanıdı ve çok utandım. Ne yapacağımı şaşırıyorum. Çok garip bir duygu bu. Bütün Türkiye'nin ileride beni tanıyacak olması çok başka, çok güzel bir duygu.

Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Çok duygusalım. İnşallah bu yönüm beni yanıltmaz ve müziğimi etkilemez. Tek bu konuda korkuyorum. Çünkü insanları çok çabuk sevip, çok çabuk güveniyorum. Gözümün açık olması yününde uyarılar alıyorum. Çok iyi niyetliyim. Onlar için çok şeyler yaptığım arkadaşlarım beni çoğu zaman çok üzmüştür ama ben yine de hiç akıllanmadım. Bunun dışında çok inatçıyım, çok hırslıyım ve çok çalışkanım. Kafama koyduğumu yapmam lazım, yoksa bunalıma girerim.

MESAJ KAYGIM YOK
Şarkılarınız ne üzerine?
Sözler genelde insan ilişkilerine dayalı. Yaşadığım sorunlar, kız-erkek ilişkisi gibi şeyler. Çok iyi gözlemciyim. Yan masada kavga eden bir çift gördüğümde onu şarkı yapabilirim. Bir defterim var hemen ona yazarım. Defterime yazdığım her şey bir şekilde şarkılarımda yer tutuyor. Günlük hayatta sık kullandığımız 'ver gazı' gibi deyişleri de kullanıyorum. Sokak ağzını takip ediyorum. İlla mesaj vereyim diye bir kaygım yok.

Müziğinizi eleştirenler de oldu, 'Nereden çıktı bu kız' diye... Üzülüyor musunuz bu tarz eleştirileri duyunca?
Kendini beğenmiş gibi konuşmayı sevmiyorum ama öyle algılanıyor maalesef. İlk şarkımla beni değerlendirmelerine çok üzülüyorum. Çünkü benim dört yıllık emeğim var. Hepsini dinledikten sonra yorum yapsınlar. Çocuk oyuncağı değil bu, çok uğraşılmış bir şey. İşin ticari kısmını düşünseydim şimdiye kadar çok albümüm olmuştu.

PARA KAZANMADIM
Maddi anlamda geri dönüşümü oldu mu?
Maalesef henüz geri dönüşüm olmadı. Eve çıkmak istiyorum ama param olmadığı için tanıdıklarımda kalıyorum. Bunu da çok kafama takmıyorum aslında. Umrumda da değil.

Farklı olduğunuza inanıyor musunuz?
Evet inanıyorum. Dikkat çekiyorum ve bu da beni farklı kılıyor ama özellikle yaptığım bir şey değil. Müzikal açıdan da ses rengimin farklı olduğunu söylüyorlar ve kendi bestelerimi yapabildiğim için diğerlerinden farkım ortaya çıkıyor. Bunu yapabilen çok az bayan şarkıcı var. O yüzden kendimle gurur duyuyorum. Kendi kendine yetebilmek çok önemli bence.

Kendinizi seksi buluyor musunuz?
Kendimi genelde şirin buluyorum ama şarkı söylerken seksi olduğumu düşünüyorum. Gerçek hayatta dekolte giymem mesela ama klipte giyerim. Televizyonda seksiyim ama günlük hayatta öyle değilim.

Nasıl biri dikkatinizi çeker?
Ben yakışıklı erkeği sevmiyorum. Dikkat çekici, karizmatik erkeği daha çok beğeniyorum. Doa, Hepsi kızlarının R&B yapmadığını söyledi.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 04-08-2008   #83 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları

Kolera Röportajı (Resetmagazine)

1998 yılında, Kuvvetmira stüdyolarında Sagopa Kajmer ile başlayan hikâyenizden kısaca bahseder misiniz? Prodüktörünüz, aynı zamanda eşiniz olan Sagopa Kajmer(Yunus Özyavuz)in sizin bu güne gelmenizdeki etkisini öğrenebilir miyiz?

Kolera: Sagopa ile tanışmadan önce de rap müzik icra etmeye çalışıyordum. Kendisiyle tanışıp rap yaptığını öğrenince çalışmalarımı dinlettim. Çok güldü çünkü hayli ilkel bir ortamda kaydedilmiş amatör parçalardı. Azmimden etkilenip yardımcı olmak istedi… Hikâyemiz böyle başladı. Sagopa ile tanışmasaydım kendimi geliştiremez ve ortaya bir eser çıkaramazdım sanıyorum, çünkü her şeyden önce Sago içimdeki aslanı tetikliyor. Zaten benim için rap; Sagopa Kajmer demek. Ortaya çıkardığım eserleri O’nun sayesinde daha geniş bir kitleye ulaştırıyor olabilirim ama bu hiçbir şeyi değiştirmez. O binlerce albüm satar, ben 1000 tane bile satamam. Başarısızsam, Michael Jackson’un yeğeni olsam ne yazar?

İnziva albümünde de, Karantina Embriyo ve İkimizi Anlatan Bir şey albümlerindeki kötümser hava devam ediyor... Ancak vokallerinizde gözle görünen bir gelişim var. Üzerinde durduğunuz konuların ötesinde, bir dil kıvraklığına sahipsiniz ve lügatiniz gittikçe genişliyor. Bu gelişim sürecinde neler sizi etkiliyor? Kimlerden, hangi kitaplardan, filmlerden, müziklerden, vs. ilham alırsınız?

Kolera: Beni geliştiren şey çok fazla eser çıkarıyor olmam; gerçekler kibir gibi algılanmasın ama Türkçe Rap camiasının en çok parça üreten bayan ismiyim. Buna bağlı olarak, hatalarımı daha erken görüp daha erken müdahale edebiliyorum. Dil kıvraklığını da buna bağlı olarak kazandım; çünkü yine en çok konser veren bayan rap vokalim. Parçayı yazarken, üst üste gelecek kelimelerin okunuşunun akıcı olmasına dikkat ediyorum, bunu yaparken hiç manadan ve gizemden çalmıyorum. Önceden çalıyordum, ama artık taşlar yerine oturdu. Edebiyatın ve dilin güzelleşmesini ilime bağlıyorum; ne kadar çok ilim yaparsanız Allah CC konuşmanızı o kadar güzelleştirir.. Bizi yürüten de O, konuşturan da O. Ne kadar ilimsizsen de o kadar çok hata yaparsın; bir de ilimsizlikten hata olduğunu da anlamazsın maazallah. İlham konusuna gelince, her evliyanın her kelamı ve deneyimlerim bana ilham kaynağıdır

Liriklerinizde hislerinizden, yaşadıklarınızdan ve hayattan bahsediyorsunuz. Ancak hem Sagopa'nın hem de sizin liriklerinizde maneviyata verdiğiniz önem yadırganamaz boyutta. Manevi duyguları bu kadar ön plana çıkarmanız konusunda neler düşünüyorsunuz? Sonuçta maneviyatın giderek göz ardı edildiği, siyasetin içine karışması ile tuk aka olduğu bir dönemdeyiz ne yazık ki... Bununla ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Kolera: Ben 2005’te çıkardığım ilk solo albümüm Karantina Embriyo’da da maneviyattan bahsetmiştim. Hatta 2006’da “La Kayyume İlla Hu” diye bir parça yaptım bandrollü Kafile albümünde ve çok sevilmişti. Maneviyatı ilk defa konu edinmiyoruz. Ama ülkedeki gidişat nedeniyle yeni yeni göze batmaya başlıyor. Sago da en eski albümlerinde bile maneviyatı kendine konu edinmiştir. Fakat artık manevi hayatımıza eskiden verdiğimiz önemin çok daha fazlasını verdiğimiz de bir gerçek. Bu nedenle de, liriklerimize daha fazla yansıyor.

Şu an yaşadığımız hayat, geçen sene yaşadığımız hayattan bile o kadar farklı ki… Evet, bunu siyasete yoranlarda var. Sitemizdeki bannerda yer alan sokak lambasındaki ampulü bile AKP’ye yoran oldu. Hâlbuki bannerlar tamamı ile dinleyicilerin tasarımları… Bunlar art niyetli hareketler. Eğer, gerçekten bir insanın kalbine Allah (CC). aşkı düşmemişse bizim aşkımızı nasıl anlasın ki?

Sagopa, 2 bölümden oluşan kısa bir film niteliğinde 2 farklı parçasına klip çekti ve çekim arkası fotoğraflarına bakıp giydiği kıyafeti cübbe sanan ve “İmam Sago” diyen insanlar oldu. Bunların gerçekten de Allah korkusu taşıdıklarını sanmıyorum. 2. kliple kıyafetin ne kıyafeti olduğunu anladıklarında çok peşin hükümlü olduklarını ve fesat olduklarını kendilerine ispat edecekler. Ama yine de, hiç utanacaklarını sanmıyorum.

Biz müzik yapıyoruz, siyaset değil. Ama içimizdeki aşkı da siyasete yorarlar diye saklayamam. Eğer bunu prim için yaptığımızı düşünen varsa, bu kalpteki hin fikirden, fesattandır. Başarı grafiği sürekli tepeye tırmanan, ancak TV’ye bile çıkmaktan bu kadar kaçan birinin bu tarz reklâmlara ihtiyacı hiç olur mu?

Kimisi de “İçlerinde yaşasınlar” gibi saçma düşüncelere kapılıyor… O zaman Mevlana da içinde yaşasaydı, Yunus Emre’de hiç biri tek satır yazmasaydı, bizlere ilham vermeselerdi? Emri maruf nehyi münker (iyiliği emredip, kötülükten nehyetmek)her insana farzken yaptığımızın yanlış olduğunu kimse söyleyemez ki!

İnziva albümündeki “Seni Zaptettim Ben" şarkısı kimin için yazıldı?

Kolera: Bir hiç olduğu halde kendini her şey sanan herkese… Çünkü Dünya’da kimsenin hiç bir gücü yoktur. Güç Yaradan’ındır O, “Ol.” demeden kimse bir şeyi başarmaya muktedir değildir. Bu şarkı, bunu unutup egosundan yüzünü seçemediğimiz herkese yazıldı.

Bunun yanı sıra, albümde en çok beğendiğiniz şarkılarınız hangileri?

Kolera: Track list sıralamasını ben yaptım ama 3.şarkımı 1. Şarkımdan daha çok seviyorum.

Luminuous Fluxx ile “Kolodelphia” şarkısına düet fikri nasıl oluştu? Parçanın oluşum sürecinde kendisi de yer aldı mı?

Kolera: Luminous Fluxx’ın “Lost Children of Babylon” featini dinlediğimde tüylerim diken diken olmuştu ve gerçekten koskoca “Lost Children of Babylon”u iki kız kardeşin nasıl devirdiğini gördüm (Gladiators adlı şarkı isteyen dinleyebilir)

İnternet radyomuz Mic-Beatz’de Canraps adlı arkadaşımız ilgileniyordu. Kendisi benim Luminous Fluxx’a olan ilgimi biliyordu ve bir gün bir sürpriz yapıp bana Luminous Fluxx’a ulaştığını ve beni çok beğendiklerini düet yapmak istediklerini söyledi. Tarifsiz bir mutluluktu. Sago da çok güzel bir beat hazırladı ve parça gerçekten de çok sevildi. Büyük yankı uyandırdı. Tay ve Tysh bize kanallarını yolladı. Her şeyi tamamı ile Sago aranje etti ve şu an ki haline getirdi. Duyduklarında çok şaşırdılar “Nasıl bu şekle gelmiş?” diye… İki tarafın yanı sıra dinleyicilerin de memnun kalması beni çok mutlu etti.

Sagopa ile birlikte yaptığınız müziği "Pesimist Rap" olarak değerlendiriyorsunuz. Neden bunu yapıyorsunuz?

Kolera: Pesimist Rap Sagopa’nın ortaya çıkardığı bir akımdır. Biz sürekli farklı şeylerden bahsediyoruz ama bu bahsedişler genelde işin duygusal ya da hüzün veren kısmı oluyor. İnsan iyi anılarından çok, kötü anılarını hatırlıyor… Zaten eğlenceli müzik yapan çok kişi var. Bu da bizim farkımız olsun.

Müziğinizi dinleyenler sizden hiç farklı tarzlar beklemiyorlar mı?

Kolera: Ben, kendi müziğim için melankoli ve coşkunun ekürisi diyebilirim. Biz sadece ağırlıklı olarak hüzünlü parçalar yapıyoruz… “Şampiyonu Sıkar Yarış”, “Bu Şarkıyı Zevk İçin Yaptık”, “Süper İkili” gibi birçok hareketli yahut sert parçamız var. Hatta İkimizi Anlatan Birşey albümü için pek hüzünlü bir albüm diyemeyiz. Biz, her çeşit müzik üzerine rap yapıyoruz. Arabeske de, rock sampleına da, bir tarın üzerine de okuyabiliyoruz. Dinleyicilerimizin bu nedenle bir şikâyeti yok. Onlar sadece o an sıradaki proje neyse bir an önce ona kavuşmayı diliyorlar. Biliyorlar ki, biz onların önüne her seferinde yeni taze yemekler çıkarırız aynı yemeği ısıtıp koymayız.

Liriklerini beğendiğiniz, bilinçaltınıza işleyebilen Mc ve söz yazarlarına örnek verir misiniz?

Kolera: Sagopa Kajmer dememe gerek yok, sanırım. Yabancılardan çok fazla isim var ama tüm parçayı anlayamıyorum dinlerken lisanım yetersiz kalıyor. Anladığım kadarı da bana şaşkınlık veriyor. Gerçekten, Sago’nun kurduğu o etkili cümleler gibi çok etkileyici cümlelerle yazılmış çok fazla parça var.

Rap ve Hiphop dışında hangi müzik tarzlarından hoşlanırsınız? Esen Özyavuz neleri, kimleri dinler? Kadın vokallerden, özellikle etkilendiğiniz isimleri öğrenebilir miyiz?(Dünya, Türkiye)

Kolera: Chillout, downbeat dinlemeyi çok seviyorum. Bazen ağır electronic müzikler dinliyorum; kaliteli goa trance müzikleri araştırırdım bir ara çünkü goaların kalitelileri muhteşemdir. Kalitesizleriyse, hiç çekilmez. Deep house da arabesk de çok severim. Ruhuma hitap eden her müziğe varım yeter ki içinde melankoli ve coşkudan biri olsun…

Türkiye’de yapılan müziğin gidişatıyla ilgili neler düşünüyorsunuz?


Kolera: Türkiye’de hep geriden gelme modası var. Yurtdışında ne modaysa bizde birkaç yıl sonradan moda oluyor. Bizde nedense sound yok. Hiç bir pop şarkısında doyurucu bir sound bulamıyorum… Sanki parçada hiç snare yok, sadece tiz ve bas var gibi… Ya da parçada hiç bas yok, sadece tiz. Böyle eksik bir müzik var işte bizim ülkemizde… Ve bence, Erol Temizel şu an en iyisini yapıyor, konumuz rap değilse..

Break dance, beat box, hiphop, rap, vs. Avrupa'da ve Amerika'da popülerleşen unsurlar haline geldi. Çok farklı tarzlara ait müzisyenler bile bu öğeleri müziklerinde ve performanslarında kullanmaya yöneldiler... Peki, senin müziğinde diğer tarzların ve oluşumların etkisini ne kadar görebiliyoruz? Kendi tarzının çok dışında oluşumlara yönelmeyi düşündün mü hiç?

Kolera: Ben beat box üzerine şarkı söylemeyi tercih etmem ya da ben sahnedeyken arkamda iki dansçının dans etmesini… Bizim müziğimiz daha duygusal… Daha önce söylediğim gibi, zaten her türlü enstrüman ya da sample üzerine rap yapabiliriz. Yapıyoruz da. Çok kozmopolit beatleri var bence Sagopa’nın; ama ben asla tarzımdan ödün vermem. Benim albümümde başka bir müzik dalı asla rapin önüne geçemez. Çünkü ben rap yapıyorum. Rock dinlemek isteyen için zaten birçok başarılı rock grubumuz var ya da arabesk dinlemek için birçok üstadımız… Çilekli dondurma mı servis edeceksiniz yoksa dondurmalı çilek mi?Bu çok önemli.

Türkiye’nin birçok yerinden, çok farklı kitlelere ait dinleyicilere sahipsiniz. Bunlara internet ve albümleriniz yoluyla ulaşmak dışında, Türkiye'de daha sık konser ve imza günleri yapma düşünceniz olmuyor mu?


Kolera: Konser konusunda sıkıntımız yok. Hatta bundan daha sık konser verilmemeli bence; çünkü özleşip kavuşmanın tadı başkadır. Bir yere, senede bir kere gidiyoruz. İstanbul müstesna… Ama imza günü isteği çok fazla oluyor. Yoğun iş tempomuz nedeniyle maalesef, sadece İstanbul ve Ankara’da yapabildik… Umuyorum, diğer şehirlerde de buluşmalar yaparız.

Sagopa ve senin, kendinizi saklı tutmanızın, değerinizi artırdığı kadar hayranlarınızı sabırsızlığa sürüklemiyor mu sizce?

Kolera: Evet sürüklüyor ve diyorlar ki “Sizleri tanıyana kadar çok sabırsız bir insandım. Sizlere teşekkür ederim ki bana sabrı öğrettiniz.”. Sabretmek acı da olsa tatlıdır ya meyvası? Sabır, herkesin öğrenmesi gereken bir şey… Vesile olabiliyorsak ne mutlu…

Radio Mic Beatz adında internet üzerinden online yayın yapan bir radyo açtınız. Çoğunlukla yabancı underground rap/hiphop yayını yaptığınız bu radyoda siz de program yapmaktasınız. Bu radyoyu kurmaktaki amacınız neydi?

Kolera: Biz rap müziğe gönül verdik. Her şeyin en eskisini ve en yenisini biz yapar durumdayız ve kendi labelını kurabilmiş tek mcleriz. Bizim rap radyomuz olmasın da kimin olsun? Dj Mic Check’teki arşivi hiç göreniniz oldu mu? Üzerinize düşse altından çıkmanız için vinç gerek... Bu radyo işi müziği bilen, arşivi geniş kimselerce yapılmalı. Her şeyi profesyonelce yürütmeye gayret ediyoruz ve radyoda da bu böyle. Gerçek rap dinleyicisine, gerçek bir şeyler sunmak gayesindeyiz. Bütün gün r&b çalsan belki daha çok kişi dinler ama Radyo Mic-Beatz, %100 rap vaat ediyor. Ustalara saygı da var; belirli periyotlarda “super classic” kategorisinden parçalar veriyoruz. Güncellenen bir “Top 10” listemiz var ve siteye girip istek yapabiliyorsunuz. Dünya’nın dört bir yanında aranan bir radyo aslında Radyo Mic-Beatz. Fildişi sahillerinden tutun Avrupa ülkelerine, Kore’den tutun Arabistan’a kadar çok kozmopolit bir dinleyicisi var.

Radyo Mic-beatz’i kurmaktaki amacımız da buydu işte… Bütün Dünya’ya gerçek Rap dinletmek; isteyene, istediği zaman, istediği şarkıyı dinleme fırsatı vermek ve rap icra eden tüm sanatçılara destek verebilmek. Nitekim parçalarını çaldığımız birçok Mc’den teşekkür mailleri alıyoruz. Ve bunlar gerçekten çok büyük isimler. Bu, çok mutluluk verici.

Kendi radyo programınızda çoğunlukla hangi sanatçılara yer vermektesiniz?

Kolera: Çoğunlukla çaldığım bir isim yok, programı farklı konseptlerde sunuyorum. Dinleyici isteklerini çaldığım da oldu, bir saat rap kalan bir saat break beat çaldığım da oldu. Koleranın playlisti formatıyla en sevdiklerimi çaldığım da oldu. Ama aynı programda aynı kişinin iki parçasını çaldığım bir kere oldu. O isim de El-P’dir. Fakat yeni albümü tam bir hayal kırıklığı…

Mtv, genelde popüler müzik ağırlıklı yayın yapan, eleştirdiğiniz hayat görüşünü benimsemiş bir kuruluş. Ve burada klipleriniz sürekli yayınlanıyor. Bu yayın kuruluşunun desteğine nasıl bir bakış açısıyla yaklaşıyorsunuz
?

Kolera: Güzel soru; ama bence bu 2 tarafa da sorulacak bir soru. Çünkü bu kadar ayrı kutuplarsak onlar da bizi çalmazdı. Mtv Türkiye hem Türkiye’nin en iyi müzik kanalı hem de Türklerin başında olduğu bir kanal her yayınladıklarını tasvip ederek yayınlayıp yayınlamadıklarını bilemeyiz. Evet, bizim hayat görüşümüze ters şeyler yayınlıyor olabilirler fakat herhangi bir müzik kanalında yayınlanan herhangi bir Türkçe pop klibindeki görüntüler de zaten bize ters ki? Aslına bakarsanız benim Mtv’den henüz hiçbir destek görmüşlüğüm yok beni Sagopa’yla karıştırdınız sanıyorum…

“Melankolia Müzik” adında bir şirket kurdunuz Sagopa Kajmer ile. Abluka Alarm gibi rapçilere destek veriyor ve onlara albüm çıkarıyorsunuz... Bunun yanında, artık birçok dinleyici rap yapabildiğini iddia ediyorken bu bağlamda, ne gibi kriterler gözetiyorsunuz?Yeni yetenekleri takip ediyor musunuz?

Kolera: Undergroundda 100lerce belki 1000lerce Mc var olmasına rağmen aralarından kaçı kendinden söz ettirebiliyor? Kendini diğerlerinden ayırması için kendi olması gerek 2. Bir Sagopa’ya 2. Bir Abluka Alarm’a zaten gerek yok. İhtiyaç duyulan yeni sesler yeni yetenekler… Birileri çıksın ve bana ne kadar kendine has bir tarzı var dedirtsin ben adını duyurmak isteyen tüm bu yola baş koymuş kardeşlerimden bunu bekliyorum. Taklitler orijinallerini yaşatmaktan başka işe yaramaz. Ve dikkat edin Kuvvetmira’dan bugüne kadar geçmiş isimlerin hepsinin kendine has bir tarzı vardı.1 i hariç o fazlasıyla Sagopa’ydı ve artık aramızda değil zaten. Gelen demoları dinliyorum ve sitemizin fan player bölümüne seçtiklerimi ekliyoruz. Sesi, flowu, lirikleri, tarzı iyi olan kazanır.

Korsan dağıtıma karşı ciddi bir tavır sergiliyorsunuz. Dünya müziklerinin ve Türkiye’deki albümlerin internete aylar öncesinden düşmesi ve birçok sanatçının bu konuda hiç bir şey yapamamaları hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Kolera: Bütün bir yıl bir albümü oluşturabilmek için maddi manevi o kadar çok şey kaybediyorsunuz ki, karşılığı bu olmamalı, diyorsunuz. Bu kul hakkı işte... Gidip manavdan 1 liralık elma çalmazsınız, gider binlerce lirayı ve emeği bir dakikada çalarsınız… Bir de, içiniz öyle rahattır ki… Bu şuna benziyor… Manavcı eve kadar gitti, elmalar da orada, o görmüyorken alayım, eee? Her şeyi gören, duyan ne olacak? Biz Melankolia Müzik’i gerçekten sağlam taşlar üzerine kurduk. Her şeyimiz yasal, % 18 vergi yükümlülüğünün ağırlığı zaten bizi eziyor. Koskoca Seyhan Müziğin sahibi TV’de bu durumdan yakınırken biz ne yapalım?

Eğer bu sesleri duymak istiyorsan onların yaşaması için gereken oksijeni vereceksin. Sen çiçeğine su vermiyorsun, solunca da “eyvah ne yapacağız” diyorsun… Bizim korsanla mücadele ekibimiz var. Sago’nun solo albümünde 300ü aşkın siteden link kaldırttık ve kaldırmayanlar için cezai süreç başladı. İhbar edenler de dinleyiciler; bu nedenle hayli geniş bir alana müdahale edebiliyoruz, sağ olsunlar. Aynı şekilde, korsan tişörtlerin de büyük bölümünü toplattırdık. Bunlarla baş etmek imkânsız tabii ki, boşa kürek… İnternet oldukça ya da insanlar yaptıklarından utanmadıkça, sömürülmeye devam…

Sıkı bir sinema izleyicisi olduğunuzu öğrendim. Ne tür filmlerden hoşlanırsınız? En fazla etkilendiğiniz filmler, yönetmenler neler?

Kolera: Evet, gerçekten de belki bir sinema eleştirmeninden daha fazla film izlemişizdir. Hayli iddialı bir cümle oldu ama çok sıkı bir takipçiyiz. İlk 10 dakikada, filmin iyi ya da kötü olacağını anlayabiliyoruz ve henüz hiç yanılmadık diyebilirim.

Ben daha çok iyi işlenmiş biyografileri ve gerilim filmlerini seviyorum ama şu ana kadar izlediğim en güzel film “Lord Of The Rings” serisidir. Zaten bu filmin bir başyapıt olduğunu düşünüyorum. Jeux D’Enfants (Cesaretin var mı aşka?), bu film gerçekten çok hoşuma gitmişti. Les Triplettes De Belleville, bu film de çizgi film fakat kamerayla çekilmiş bir film havası var. Yönetmenler bunu bilinçli yapmış; hiçbir replik olmadan bu kadar duygusal, bu kadar heyecanlı, bu kadar büyülü bir film izlememiştim. Harika bir film! Hatta boş vaktimde bir daha izleyebilirim

Roberto Benigni’nin “Hayat Güzeldir” ile “Kar ve Kaplan” adlı iki büyük eserini izleyip etkilenmemek mümkün değil. Benim ilk beşim böyle; ama gerilim filmi de çok fazla var beğendiğim. Şu sıralar, en yeni izlediğim ‘’Mushroom’’ gerçekten çok iyi.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 07-10-2008   #84 (mesaj-linki)
CrasHofCinneT - avatarı
Cvp: Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları

Konu kapatılmıştır... Paylaşımları katagorilerine göre sitemize ekleyebilirsiniz...

Türkçe RAP/Hip-Hop Underground

Underground Albümler
Haberler - Tanıtım
Parti - Organizasyon
Lirikler - Şarkı Sözleri
Röportajlar
Beat (Alt Yapı)

Son Düzenleyen CrasHofCinneT; 22-10-2008 @ 07:08.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Konu Kapalı Yeni Konu Aç

Etiketler
haber, rap, röportajları, tanıtım, türkçe
sagopa roportajlari,
Türkçe Rap Haber, Tanıtım ve Röportajları Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
İllerimizin Tanıtım Belgeselleri nünü Türkiye'nin İlleri 5 06-10-2009 17:43
Cash Fiesta Tanıtım vkat Ücretsiz-Beta Yazılımlar 2 05-02-2009 00:18
81 İlin Tanıtım Videoları / Türkiye İlleri Tanıtım Filmleri Blue Blood Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye 0 23-10-2008 14:56
Ürün Tanıtım Videoları AngelFRANTIX Bilgisayar Bileşenleri (Hardware) 1 16-10-2008 00:35
Oscar Röportajları (Konya - Dublaj) P.u.S.u YouTube'dan Seçmeler 0 30-05-2007 21:01